NEFSİME SÖYLERİM, DOSTUM SEN ANLA!
Dünya bir imtihan, fâni meskeni
Hazır cennet sanıp, kaydın mı gönül…
Özünden yüzünden, nifak maskeni
Mü’mince mertlikle, soydun mu gönül…
Kim hayra ulaşmış, nefs-ü hevâdan
Afiyet bulaman, kaçsan devadan
Hakka varılır mı, kuru sevdadan
Davadan usanıp, caydın mı gönül…
Vesvese ve şüphe, beyinde bir ur
Kalpler zikrullahla, mutmain olur
Herkes aradığın, ne ise bulur
Dünya hevesiyle, doydun mu gönül…
Bâtıl fetva verir, çağın Bel’am’ı
Bak Milli Çözüm’den, keser selamı
Kur’an Meal Kerim, Hakkın kelâmı
Hiç can kulağınla, duydun mu gönül…
Cenneti bırakıp, Arz’a kanarsın
Rahman’ı konuşup, Şeytan anarsın
Hakk’la irtibatın, kopar yanarsın
Bilerek bâtıla, uydun mu gönül…
İslam baştan sona, Hakk’tır hayırdır
Şeriatsız bir Din, otlak çayırdır
Cihad sabır ister, zordur bayırdır
Her hükmü yerine, koydun mu gönül…
AKP tuzaktır, faiz ve fuhuş
Nefs dağı aşılmaz, tembel ve uyuz
Ne Cehnem lüzumsuz, ne Cennet ucuz
İğne ile tünel, oydun mu gönül…
Ahmet hakkı söyler, halka dokunur
İnşallah göklerde, meal okunur
Mahşerde mizana, elbet o konur
Dost için ne yaptın, saydın mı gönül…

Yorulup caydın mı gönül?
Kuru sevda ile hedefe varılmaz
Gayret ihlas ile yoğrul be gönül
Kalpte nifak ile yola çıkılmaz
Yol uzun geldi de caydın mı gönül
Dünyaya koşsan sonsuz deliktir
Kanaat şükür en büyük servettir
Hakikat ararsan gayret gerektir
Yol uzun geldi de caydın mı gönül
Bin yapıp bir sayarak imtihan mücadelemize devam etmeliyiz…
Kısaca dünya hayatının fani lezzetlerine ve rahatlıklarına aldanıp, ahiret yatırımlarından, kulluk şuurundan, cihaddan, davadan geri kalınmaması, cayılmaması ve sabır ve sebatla bin yapıp bir sayarak, iyi amellerimizi yok, hata ve günahlarımızı çok görerek son nefese kadar mücadeleye devam edilmesi gerekliliğini öğüt eden sayın yazara kulluk bilincimiz için ruhlarımıza verdiği şoktan dolayı şükranlarımızı arz ederiz.
Doydun mu gönül…
“Vesvese ve şüphe, beyinde bir ur
Kalpler zikrullahla, mutmain olur
Herkes aradığın, ne ise bulur
Dünya hevesiyle, doydun mu gönül…”
Kim hayra ulaşmış, nefs-ü hevadan,Hakka varılır mı, kuru sevdadan.
Nazi’at süresi Ayet :40
Her kim de (azap va’adi ve cehennemi olmasaydı bile) Rabbinin makamından korkar ve nefsini hevâdan (kötü ve çirkin arzulardan) sakındırırsa,
Nazi’at süresi Ayet :41
Artık şüphesiz cennet, (onun için mutlu ve kutlu) bir barınma diyarı (ve sonsuz saadet vatanıdır.)
Nazi’at süresi Ayet :42
Sen, sadece ondan (kıyamet ve ahiret olgusundan) ‘içi titreyerek korkanlar’ için bir uyarıcısın.
RABBİMİZ ÇAĞRICINI İŞİTTİK…
Âl-i İmran 193
“Rabbimiz, gerçekten biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür (iman ve istikamet üzerindeyken canımızı aldır).”
Hakla irtibatımızı koparırsak yanarız, Hakkın kelamıdır Kur’an Meal Kerim..!
Hakla irtibatımızı koparırsak yanarız, Hakkın kelamıdır Kur’an Meal Kerim..!
[u][b]HAŞR SURESİ 21. AYET:[/b][/u]
Şayet Biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onun Allah korkusundan saygıyla boyun büküp parçalandığını görecektin. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz.
[u][b]KAMER SURESİ 22. AYET[/b][/u]
Andolsun Biz Kur’an’ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve ayetlerimizle sorunlarını çözmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
[u][b]FURKAN SURESİ 30. AYET[/b][/u]
(Kıyamet günü Allah’ın gönderdiği) Resul de şöyle diyecektir: “Ya Rabbi; gerçekten kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş bıraktılar. (Lafzını okuyup durdular, manasını ve mealini anlayıp uygulamaya yanaşmadılar, hikmetini ve hükmünü araştırıp uygulamak üzere Onu temel başvuru kaynağı yapmadılar” diye şikâyet edecektir.)
[u][b]RUM SURESİ 58. AYET[/b][/u]
Yemin olsun ki Biz bu Kur’an’da insanlara (gerekli olan) her çeşit meseleden (ve problemden kurtuluş çarelerini) temsiller verip (anlattık. Ama buna rağmen) Eğer Sen onlara bir ayet getirdiğin zaman (hemen itiraz ve isyana kalkışılmaktadır.) Ve o kâfirler (hiç düşünmeden): “Siz (geleneklerimizi ve mevcut düzenimizi) iptal edenlerden (ve yeni şeyler uyduruverenlerden) başkası değilsiniz” demeye (başlayacaklardır).
[u][b]ARAF SURESİ 204. AYET[/b][/u]
Kur’an okunduğu zaman, hemen (dikkatle ve anlama gayretiyle) onu dinleyin ve susup (saygıyla takip edin. Evlerinizde de, bu ayetlerin mealini okuyup öğrenin). Umulur ki esirgenmiş olur (İlahi rahmet ve merhamete erişirsiniz).
MEDET SULTANIM!
MEDET SULTANIM!
İnkâr cehennemdir, Sensizlik azap
Sana kulluk; kutlu, hirfet1 Sultanım…
İslam bir bütündür, nifak bir gazap
Hak-Bâtılı seçmek, marfet2 Sultanım…
Nasıl yaşıyorlar, İslamsız hayat
İmansız cihatsız, manasız bayat
Sarmış insanlığı, sapkınlık heyhat
Gaflet gurur; yaygın, afet Sultanım…
Nefsim; kendin başı, boş mu sanırsın
Rabbim; can içinde, ruhun canısın
Yanıldım şaşırdım, fırsat tanırsın
Günahım kusurum, affet Sultanım…
Kur’an programım, Erbakan rehber
Tecelli-i Hak’tır, Yüce Peygamber
O bize aktardı, Mevla’dan haber
Ver gönlüme huzur, saffet3 Sultanım…
Hepsin Sen yarattın, Kevnü mekânı
Huzur onur sunan, Dinin erkânı4
Rahmeten muhtacım, ey Kerem Kânı5
Kıl bu günahkâra, re’fet6 Sultanım…
Hiç kalmamış Milli, Görüş nisbeti7
Maymuna uyar mı, arslan kispeti8
Hem Adil Düzeni, Hakka hizmeti
Bak recepler sayar, külfet9 Sultanım…
Maksudumuz Hak’tır, Ey Dost kavuştur
Haini zalimi, bizden savuştur
Muhabbet bağını, kalpte oluştur
Dava sadıkıyla, ülfet10 Sultanım…
Ey nefsim ey Şeytan, bırak yakamı
Bu zorlu imtihan, oyun şaka mı
Hilafet Mevlâ’yı, temsil makamı
Nasip buyur izzet, iffet11 Sultanım…
İnsanlık bunalmış, ümmet perişan
Bize bayram yaşat, göster bir nişan
Sevdiğin kulların, cehdde yarışan
Hakk yolda zaferi, lütfet Sultanım…
1- Hirfet: El sanatları, ustalık.
2- Marifet: Anlayış, bilgelik.
3- Saffet: Safiyet, samimiyet, içtenlik.
4- Erkân: Temel kurallar, kutsal esaslar.
5- Kerem Kânı: İkram ve ihsan sahibi Allah (CC).
6- Re’fet: Acıma, şefkat, kolaylaştırma.
7- Nisbet: Münasebet, alâkadarlık.
8- Kispet: Özel kıyafet.
9- Külfet: Yararsız ve anlamsız uğraş, çaba.
10- Ülfet: Sevgi, ilgi, uyum hali.
11- İffet: Namus, hayâ, edep, şeref ve takva.
Kuru sevda ile Hakka varılamaz, Meal’i Kerim’i can kulağınla duydun mu gönül!?
Allah’ın rızasını, sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmanın yolu, Kuran’da bildirilen doğruları eksiksizce uygulamaktır. “Biz Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet (vesilesi) olan şeyleri (gerekli hüküm ve haberleri) indiriyoruz…” İsra 82
40-50 yıllık birikimin meyvesi olan Meal-i Kerim’i can kulağıyla duymak, şifa ve rahmete ulaşmamızın yegane yoludur. Rabbim kıymetini bilip gereğini yerine getirenlerden kılsın bizleri.
Milli Çözüm hakkı söyler
İslam baştan sona, Hakk’tır hayırdır
Şeriatsiz bir Din, otlak çayırdır
Cihat sabır ister, zordur bayırdır
Her hükmü yerine, koydun mu gönül…
Sadık Bir Kalp
Öz söyler Üstadım, anlayan anlar,
Nefsim ders çıkarsa, düzlüğe çıkar
İmtihan biter mi, ölüme kadar
Gayri öğütleri, bir ilaç görsem
Sadık bir kalp ile Hakka yönelsem…
Sabır Cihat Kurtuluş
Âl-i İmran 200
Ey iman edenler! (Din ve dava uğrundaki zorluklara, hayatın ve cihadın sıkıntılarına) Sabredin ve sabır üzerinde yarışın, (Allah’la, peygamberlerle, cihad emirinizle, Hakk yoldaki cemaatinizle) irtibatınızı koparmayın, kararlı ve sebatlı davranın (ve nöbet ve hizmet yerlerinizi terk edip ayrılmayın. Bu emirlere karşı gelmek hususunda) Allah’tan korkun. (Bu sayede) Umulur ki kurtuluşa ve başarıya (felaha) ulaşırsınız!..
https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/200
Allah CC bizleri bu ayeti anlayıp yaşamayı istikamet ve sabırla her daim Hakk Davada cihat ve gayretle yaşamayı son nefesimize kadar nasib etsin inşaAllah..
Kur’an Meal Kerim, Hakkın kelâmı Hiç can kulağınla, duydun mu gönül…
Dünyanın rahatlık verici yönüne kanıp; Cihat, nefis terbiyesi, gayretten kayılması tehlikelisine,
Dıştan belli olmayan fakat içimizde barınan; Milli Çözüm, mümin şuuruna uymayan “fikirleri, düşünceleri, hamlıkları…” fark edip, mertlikle bu hallerden arınma cabasına,
Yan gelip yatma ile, plansız-ısrarsız gayretlerle; Kimin “hem kendine hem de davasına” elle tutulur bir fayda sağlayabilmiş gerçekleri de şiirimizde hatırlatılmakta.
Milli Çözüm; Meal, kitap, dergi, makale, şiir, konferans, tv-radyo programı, sohbetler, hikmetli rüyalar ve yorumları… ile dünya ve ahiret hayatımız mağmur olmasın diye devalar sunmakta; Şifalar alınmazsa huzur, şuur, onur, afiyet, zafer nasıl bulunacak?
Kırk sahte içinde bir hakikati göremeyip ona (Hak olana) da her daim şüphe ile bakıldığında; bu ur, Hakka tarafta olma şerefine ve “Yeni Bir Dünyanın” kurulması yönündeki gayretlerinle alacağın en büyük ecirlerine mani olacaktır.
Makam, mevki, çıkar, menfaat olmadığı, nefse ağır geldiği halde “niçin olunsun Milli Çözüm gibi” velev ki “Hakkı söylemiş, Kur’an’ın mesajını asra duyurmuş, ne kadar Allah düşmanı varsa kafa tutmuş” olsun, yine de [b]Milli Çözüme[/b] selamı keser.
Faizi, kumarı her türlü melaneti meşru görüp uygulayan hükümete ve destek veren şeyhlere hocalara hayran olunur, her biri ile muhabbete devam edilir.
Hiç Kur’an mesajını “Haktan (Adil Düzen, Yeni Bir Dünya, iyi, güzel, faydalı, adaletten) taraf olanlara ve Hakka[b] (Adil Düzen hakim olsun diye gece gündüz takatinin sonuna kadar çalışana)[/b] selam vermeyenlere” ne olduğunu can kulağı ile duydun mu?
Sorularını da şiirimiz içi dünyamıza hatırlatma.
İslam Baştan Sona, Hakk’tır Hayırdır
Kim hayra ulaşmış, nefs-ü hevadan
Afiyet bulaman, kaçsan devadan
Hakka varılır mı, kuru sevdadan
Davadan usanıp, caydın mı gönül…
Ya Rab lütfedip kendi ruhundan üflediğin bu canı, dünya rahatına kapılıp, makam ve menfaatine aldanıp, riyakârlık ve sahtekarlık kolaycılığına sapıp, özünü kirleten ve gönül gözünü körletenlerden etme Ya Rab…(Amiin)
Nefsini Satın Alanlar
Bakara Suresi 207. Ayet: (Ama) İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini (hevâsını, dünyalık rahatını ve menfaatini) feda etmekte (zulme ve hıyanete karşı tek başına direnmekte ve her türlü baskı ve barbarlığa göğüs germekte)dir. Allah, kullarına karşı (Raûf) şefkat sahibidir. (Münafık ve menfaatçi tipler ise, dinlerini ve davalarını satıp dünyalık makam ve menfaat elde etmektedirler.)
bkz. (https://www.mealikerim.com/2/bakara/207)
Zalimler için yaşasın cehennem
AKP tuzaktır, faiz ve fuhuş
Nefs dağı aşılmaz, tembel ve uyuz
Ne Cehnem lüzumsuz, ne Cennet ucuz
İğne ile tünel, oydun mu gönül…
Aynen öyle Cihat Yollarında yorulmadan ter dökmeden cennete girilirmi Cenabı Allah bize Cihad Yollarında gayret etmeyi nasip etsin
Duydun mu Gönül
Kurani hakikat çağrı bizlere
Nasihat alana ilaç her hece
Vallahi tokat değil, şefkat bize
Can kulağıyla duydun mu gönül…
Cihat yolu zor, taşlı bayırdır
Gayret etsen sonu elbet hayırdır
Dünya nimeti fani, kalbin arındır
Can kulağıyla duydun mu gönül…
Nefsi Terk Eylesem!
Fetih 29
(Elbette ve kesinlikle Hz.) Muhammed (S.A.V) Allah’ın Resulüdür; beraberinde bulunanlar (ve kıyamete kadar Onun yanında ve yolunda olanlar) da; inkârcı (zalimlere) karşı şiddetli (cesaretli, mert ve metin), kendi aralarında ise (gayet müsamahalı ve) merhametlidirler. Onları rükû ve secde ederek (her hizmet ve ibadetlerinde sadece) Allah’ın fazlını ve rızasını ararken görürsün. Onların nişanları, (nurlu) yüzlerindeki secde izleridir. Bu onların Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları ise şöyledir: Sanki bir ekin (tohum kabuğunu) yarıp filizlerini çıkarmış, gittikçe onu (bitki fidesini ve gövdesini) kuvvetlendirerek kalınlaşmış, derken sapları üzerine doğrulup boy atmıştır. Ki bu durum (emek çeken) ziraatçıların da hoşuna gider. Allah’ın (mü’minleri ve İslami hareketleri böyle tedricen geliştirip güçlendirmesi) bunlarla kâfirleri öfkelendirmek (ve zalimleri kahretmek) içindir. (Ama onlardan, sonunda inadından ve inkârından dönüp) İman eden ve salih ameller işleyenlere Allah (yine de) mağfiret ve büyük mükâfat va’ad etmiştir.
https://www.mealikerim.com
Tüm fitne ve münafıklığın kol gezdiği şu ahır zamanda Rabbimiz imanımızı muhafaza etmeyi nasip eyle ….Amiin
İslam baştan sona, Hakk’tır hayırdır Şeriatsiz bir Din, otlak çayırdır Cihat sabır ister, zordur bayırdır Her hükmü yerine, koydun mu gönül…
Şayet onları çağırdığın şey) Yakın bir dünya menfaati ve orta halli (zahmetsiz) bir sefer olsaydı, herhalde (o münafıklar) Sana tâbi olurlardı. Fakat zorlukla (ve uzun zamanda) aşılacak mesafe (ve hizmetler) onlara uzak ve meşakkatli geldi. (Her biri birer bahane uydurup Tebük seferinden kaytardı.) Üstelik; “Eğer gücümüz ve imkânımız olsaydı, mutlaka sizinle beraber çıkardık” diye de gelip (yalan yere) Allah’a yemin ederek boşuna kendilerini helak ediyorlardı. Çünkü, Allah onların yalancı olduklarını bilmekteydi.