YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661b004f2bf12
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 1348
Dün : 26764
Bu ay : 299934
Geçen ay : 453014
Toplam : 23078898
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Osman Kabaktepe’yi Sn. Erdoğan’a,

OĞUZHAN ASİLTÜRK MÜ TAVSİYE BUYURMUŞLARDI?

      

1 Mart 2021 tarihinde Kudüs TV’de canlı yayına bağlanan Oğuzhan Asiltürk, “Erbakan Özel” programının sunucusunun, AKP İl Başkanlığına seçilen Osman Nuri Kabaktepe ile ilgili sorusu üzerine şu açıklamaları yapmıştı:

-Sunucu: Şimdi Ak Parti il Başkanı Osman Nuri Kabaktepe görevi devraldı ve şöyle bir deklare ediliyor toplum tarafından da aslında özlenen bir tablo bu, 94 ruhuyla 2023 hedefi… Siz bu bayrak değişimini nasıl görüyorsunuz efendim?

-Oğuzhan Asiltürk: “Çok olumlu görüyorum… Bakın (buradan) Sn. Cumhurbaşkanına huzurunuzda teşekkür ediyorum. Kendisi mezun olduğu zaman, (henüz) genç (bir) kardeşimizken, ben belli makamlarda idim. Bana devamlı abi (demiştir) diyebilir. (Cumhurbaşkanı olarak) Beni (evimde) ziyarete geldikten sonra (aykırı yaklaşımlar ve yanlış yorumlar yapıldı…) bütün bunların hepsinin önlenmesi için elimden gelen her şeyi yaptım. Bizim şimdi tutup da bu kadar (sıkıntılı bir) ortamda hepimizin şikâyet ettiği bu çatışmayı ortadan kaldıran insanlara geçmişte (şunlar yaşanmıştı) geçmişte böyle (davranmıştı) dememiz akıl ve mantıkla bağdaşmaz. Biz günü yaşıyoruz. Bugünü yaşıyoruz dün geçtiği gibi, bundan aylar yıllar önceki durum da geçip gitmiştir ve bitmiştir. Şimdi bugünü yaşayacağız, bugün hepimiz birbirimize iyi davranacağız. Ben takdir ile söylüyorum ki şu anda bize hiçbir parti kötü davranmıyor. O da benim çalışmalarımdan ileri geliyor. Bu kadar gayret gösterdiğimi herkes biliyor. Hele Erbakan’la ilgili, geçen akşam yapılan o anma toplantısında diğer partinin konuşmacıları ben konuşma yaptıktan sonra samimi olarak elimi sıkarak teşekkür ederek yanımıza geldiler. Niye? O konuşmayı siz de dinlediniz, kimsenin aleyhinde bir şey söylemiyorum, buna ihtiyacımız var. Ama bazen siyasiler buna uymuyorlar, yanlış yapıyorlar.”

Bu sözlerin açılımı: Artık “Adil Düzen, İslam Birliği Projeleri ve Erbakan’ın tarihi girişimleri” anlamını ve önemini yitirmiş durumdadır. AKP ile alakalı geçmişteki ithamlarımızı da bırakmamız lazımdır. Bu nedenle artık bugüne bakmalıyız ve Siyonizm’in güdümündeki AKP ve Erdoğan iktidarının dümen suyuna katılmalıyız. İlmi, insani, İslami ve Milli gerçeklere değil, çağın gereklerine göre davranmalıyız. Osman Nuri Kabaktepe gibi Millî Görüşçüleri, AKP’nin ve arkasındaki güçlerin hizmetine sokmalıyız ve bunu büyük bir başarı ve Erdoğan’ın yeniden Millî Görüş’e sarılması olarak sunmalıyız!..”

Acaba, Oğuzhan Asiltürk’ün en sağlam elemanlarından Osman Nuri Kabaktepe, AKP İstanbul İl Başkanlığına niçin ve nasıl atanmıştı?

-Erbakan’ın isteğiyle dört yıl Saadet Partisi Gençlik Kolları Başkanlığı yapan…

-AKP kurulurken bu partiye katılmayıp Saadet Partisi’nde kalan…

-Saadet Partisi’nde İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel İdare Kurulu Üyeliği gibi görevlerde bulunan…

-Partisinden Belediye Başkan Adayı olan…

-Ve Oğuzhan Asiltürk’ün özel ekibinden ve sadık bendelerinden birisi olarak tanınan ve Milli Çözüm’e özel hıncı bulunan Osman Nuri Kabaktepe kısa süre önce SP’den AKP’ye geçip, İstanbul İl Başkanlığını niçin almıştı? Onu kim hazırlayıp bu noktaya taşımıştı?

Kimileri de Erdoğan’ın Saadet Partisi ile yakınlaşmasını “öze yöneliş” olarak yorumlamıştı. Oysa mesele bundan daha derinde yatmaktadır. Erdoğan’ın ne yapmak istediği henüz tam olarak anlaşılmamıştır.

Bu arada iddia o ki, Erdoğan ile Asiltürk görüşmelerinde İstanbul İl Başkanlığı pazarlığı yapılmıştı! 

“Bakınız Sağcı milliyetçi parti olarak, daha düne kadar Erdoğan’a ağır eleştiriler yönelten Devlet Bahçeli/MHP bugün niçin Cumhur İttifakı içinde yer almıştır?

Ve yine Solcu ve sosyalist takınan ve daha düne kadar Erdoğan’a ağır eleştirilerde bulunan Doğu Perinçek/VP bugün niçin Cumhur İttifakı’nın destekçisi olup çıkmıştır?

Aslında bu iki sorunun cevabı ile Oğuzhan Asiltürk’ün Erdoğan ile yakınlaşmasının da yanıtı aynıdır. Erdoğan’ın partiler ittifakıyla 2023’ü kazanamayacağını, stratejik hedefinin ülke siyasetini ikiye bölmek olduğunu artık anlamak lazımdır.

1- Milliler… 2- Gayri milliler.!?

Erdoğan; “gayri milliler” safına CHP ve HDP merkez yönetimlerini sokmayı amaçlayarak “milli seçmenleri” yanına almaya çalışmaktadır.” diyen Soner Yalçın (Bak: 02 Mart 2021) Sn. Erdoğan’a bu aklı aşılayan ve Türkiye’nin kendi güdümünde iki kutuplu bir yapıya taşınmasını amaçlayan asıl odağın Siyonist Yahudi Lobileri olduğu gerçeğini gizlemeye çalışmaktaydı!..

Oğuzhan Asiltürk, Erdoğan’ı daima pragmatist/takiyyeci olarak tanıtmış; sadık dava adamı saymamıştı.

-Bu nedenle, Erdoğan’ın 1985’teki İstanbul İl Başkanı olmasına karşı çıkmıştı.

-Bu nedenle, Erdoğan’ın 1989’daki Beyoğlu Belediye Başkanlığı Adaylığına soğuk bakmıştı.

-Bu nedenle, Erdoğan’ın 1991’de milletvekili seçilmesine engel olmuşlardı. (Öyle ki, Erdoğan seçimi kazanıp mazbatasını aldıktan sonra, seçim kuruluna yaptırdığı itirazlar ile -fazla tercihli oy alan- Mustafa Baş’ın milletvekili olmasını sağlamıştı.)

-Bu nedenle, Erdoğan’ın 1994’te İstanbul Belediye Başkanlığı Adaylığını uygun bulmamıştı. (Erdoğan kazanınca yanına hemen Ali Müfit Gürtuna’yı koymuşlardı!)

Asiltürk bu tavırlarından dolayı Erbakan ile de karşı karşıya gelmekten sakınmamıştı; kiminde başarılı olmuş, kiminde olamamıştı…

Güya, Asiltürk için “ne olursa olsun kazanmak” önemli değildi; önceliği davadan taviz vermemek olarak yansıtılmıştı.

Peki… AKP’yi; sağcıların, liberallerin, TÜSİAD-ABD’nin kurdurttuğunu söyleyen Asiltürk’ün, bugün Erdoğan ile diyalog kurmasını ve onunla iş birliği çağrısını nasıl değerlendirmek lazımdı?

Çünkü Oğuzhan Asiltürk’ün bu tavrı sadece gizli ve sinsi Siyonist planın bir parçasıydı!

Böylece, görünüşte Tayyip Erdoğan’a karşıymış gibi davranacak, ama gerçekte Onu parlatıp öne çıkarmaya çalışacak ve ileride Erbakan’a hıyanet edip ayrılmasını sağlayacaklardı! İşte Sn. Erdoğan’ın Oğuzhan’ı evinde ziyaretleri ve Osman Nuri Kabaktepe’nin AKP İstanbul İl Başkanlığına getirilmesi ve şimdi Oğuzhan Asiltürk’ün Saraya davet edilmesi, bu sinsi ve Siyonist planın adım adım uygulamasıydı.

Zaten Osman Nuri Kabaktepe’yi, Sn. Erdoğan’a, kendilerini evinde ziyarete geldiklerinde bizzat Oğuzhan Asiltürk’ün tavsiye ettikleri de konuşulup yazılmaktaydı. Oğuzhan’ın Kudüs TV’ye bağlanıp konuştuklarından sonra bile, hâlâ Onun niyetini ve tıynetini anlamayan SP’li kardeşlere artık diyecek sözümüz de kalmamıştı.

Kanaatimizce; İlahi takdirin AKP’ye fırsat vermesinin en önemli hikmetlerinden birisi de:

Tüm İslamcıların ve Din istismarcılarının, gerçek ayarını, aklını, amacını ve ahlâkını ortaya çıkarmasıydı. Ve tabi sadık Millî Görüşçülerle sahtekârların da ayrışmasıydı! Yıllarca Demirelcileri ve Özalcıları “faizcilikle, Haçlı AB’cilikle, fuhuş ve zina tahrikçiliği ile, Siyonist güçlerle işbirlikçilikle” suçlayıp sataşan sözde şeriatçıların, sahte İslamcıların, riyakâr tarikatçıların, gerçekte din istismarcıları oldukları, İslam gayreti ve dava hamiyeti taşımadıkları AKP sayesinde açıklık kazanmıştı!

Değerli Millî Gazete Yazarı Mustafa Kasadar haklıydı ve şu tespitleri dikkate alınmalıydı:

“O halde davanın temel esaslarından taviz verilerek yapılan işbirliklerin hiçbir İslami tarafı yoktur. Temel esaslar asla pazarlık konusu yapılamaz. Davanın seyrine dışarıdan müdahale yapılması asla kabul edilemez. Bu kural, bizim dışımızdakilerle yapılacak işbirliklerinde kırmızı çizgimiz olmak zorundadır.”[1]

Marazlı Mantık Zırvaları!

Osman Kabaktepe’nin AKP İstanbul İl Başkanı atanmasını, “Erdoğan’ın Milli Görüş’e dönüş yapması!?” olarak yorumlayıp yamuklaşan Elâzizci zavallılar, bu tertibin; her fırsatta ağız dolusu küfürler savurdukları Oğuzhan Asiltürk’le birlikte tezgâhlandığını ise hiç gündeme getirmiyorlardı. 19 yıl boyunca yapmadığı maddi ve manevi tahribat kalmayan Erdoğan’ı bir Kabaktepeli’yi İl Başkanı yaptığı için aklamaya çalışıp alkışlayanlar, aslında Oğuzhan gibi, Erdoğan gibi; Erbakan’ı bitirme ve üzerine beton dökme çabalarının gizli destekçileri olmasınlardı!?

“CB Erdoğan, ‘Fikri İktidar olamadık’ demişti. İstanbul İl Başkanlığına Milli Görüşçü Osman Nuri Kabaktepe’nin getirilmesi, fikri iktidara giden yolun ilk köşe taşıdır. CB Erdoğan, İstanbul İl Başkanlığına Milli Görüşçü Osman Nuri Kabaktepe’yi getirmesi Milli Görüş gömleğini giymesi anlamını taşır. Ancak bunu resmen söyleyemez. Muhatapları bunun böyle olduğunu anlıyor.

AKP İstanbul İl Başkanlığına Milli Görüşçü Osman Nuri Kabaktepe’nin getirilmesine en fazla itiraz samancı Saadetçiler ile salako-palyaço YRP’lilerden geliyor. Milli Görüş Hak davadır. Hak davayı kimse tekeline, tahakkümü altına alamaz. Hak davayla ilgili kimse ruçhaniyet iddiasında bulunamaz.”[2] safsataları, gerçeklerin saptırılmasıydı ve hatta sapkınlıktı.

Yeni gömlek arayışı!

“Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan’ın başlatmış olduğu parti ziyaretleri hakkında ‘çok şey’ konuşulmaktaydı. Herkes kendine göre bir yorumla olayı anlamaya çalışmaktaydı. Bu ziyaretleri ‘sıradan nezaket’ ziyareti olarak görenler de var, ziyaretlerin ardında başka niyetler arayanlar da vardı! Bize göreyse bu ziyaretler ‘yeni gömlek’ arayışından başka bir şey sayılmazdı. Tabir caizse bu ziyaretler ‘yamalı bir gömlek’ arayışıydı! Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra sırtlarına geçirmiş oldukları ‘Cumhur İttifakı gömleğinin’ artık çok yıprandığını ve mutlaka onarılması gerektiğini düşünenler ‘yeni bir gömlek’ için kolları sıvamış durumdalardı. Kendilerine ‘yeni bir gömlek’ dikeceklerdi ama ellerindeki malzeme ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmamaktaydı. Hâl böyle olunca bu ziyaretlerle kendilerine yakın gördükleri ve ‘kafa dengimiz olabilirler’ dedikleri partilerin kapısını çalarak yeni gömlek için malzeme yardımı talep ediyorlardı. Yani bu ziyaretler artık sırtlarına dar gelen Cumhur İttifakı gömleği yerine yeni bir gömlek koyabilmek için yapılan çalışmalardan başka bir anlam taşımazdı.

Ziyaretler sırasında neler konuşulduğunu tam olarak bilmediğimiz için Cumhur İttifakı yönetiminin bu ziyaretlerden istediği sonucu elde edip etmediğini bilmiyoruz. Ama geçmişteki dışlayıcı ve küçük görücü tavırları hatırlayınca bir iki ziyaret ile geçmişten gelen sıkıntıların ortadan kaldırılmasının mümkün olmayacağını düşünüyoruz. Dün yüzlerine dönüp bakılmayanların, randevu talepleri duymazdan gelinenlerin bugün ziyaretçilerine çok sıcak davranmasını beklemek aşırı iyimserlik olmaz mıydı? Elbette kapılar herkese açık olacaktır. Elbette gelen misafire azami saygı sunulacaktır. Ancak bunlar ziyaretçinin isteklerinin tümüyle kabul edildiği anlamı taşımazdı.”[3] diyen değerli Milli Gazete yazarımız, acaba hâlâ yanıldığının farkına varamamış mıydı? Çünkü Oğuzhan Asiltürk, Sn. Erdoğan’ın istediklerinden çok daha fazlasını sunmuşlardı…

Sn. Kabaktepe’nin; “Hedef 94 Ruhu” adı altında bir proje ayağı olarak tepeden inme bir şekilde İstanbul İl Başkanlığına atanması sıradan bir olay sanılmamalıdır!

“Şecaat Arz Ederken Merd-i Kıbtî Sirkatin Söyler” diye bir söz vardır. Sn. Kabaktepe’nin AKP İstanbul İl Başkanlığı web sitesindeki, kendilerini sözde övüp aklamak ve Milli Görüş camiasına göz kırpmak niyeti ile yapıldığı sırıtan öz geçmişini okuyunca bir çok insanın aklına ne gelir bilemeyiz. Ama Milli Görüş camiasında çok değerli ve ancak belirli bir bilgi, birikim ve düşünce seviyesindeki bir bilinçli teşkilatçının gelebileceği görevlere gelmiş olan ve bütün bu gerçeklere vakıf olduktan sonra da terk edip giden kimseler için hatırımıza:

“Şüphesiz, kendilerine hidayet (ve İslami mesuliyet) açıkça belli olduktan sonra, (Milli ve manevi istikametten ve insani düşünceden ayrılıp) gerisin geri (küfre ve nankörlüğe) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere (dünyalık gaye ve gailelere) kaptırmıştır.”[4] ayetinin ikazları takılmaktadır…

Sn. Kabaktepe, STK çalışmaları yapmış ve Maarif Vakfı’nda üst düzey yöneticiliklere atanmıştır!

Kısa bir dönemde iş nedeniyle Suudi Arabistan’da bulunan Kabaktepe, birçok sivil toplum kuruluşunun çalışmalarında yer aldı. Kendi sitesinde aktardığı üzere Kabaktepe’nin yer aldığı bu kuruluşlar arasında İlim Yayma Cemiyeti, İHH İnsani Yardım Vakfı, Uluslararası Müslüman Alimler Derneği, Yedi Hilal Derneği, 2016 yılında Türkiye Maarif Vakfı da bulunmaktadır. (Bunların çoğunda Oğuzhan Asiltürk’ün onayı ile görev almıştır.)

Ancak Osman Nuri Kabaktepe’nin daha dikkat çekici özelliği ise Erdoğan Ailesine ve AKP’ye yakınlığı ile bilinen, pek çok kamu kaynağının özellikle belediyeler aracılığı ile aktarıldığı, kendisine arsa ve yurt tahsisi yapılan TÜGVA isimli vakfın Yüksek İstişare Kurulu üyesi olmasıdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan da aynı vakfın Yüksek İstişare Kurulu üyeleri arasındadır.

Maarif Vakfı’nda Yönetim Kurulu Üyesi Yapılmıştır!

Osman Nuri Kabaktepe, halihazırda 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AKP’nin yurtdışında faaliyet gösteren Gülen cemaati okullarını bünyesine almak için kurduğu Türkiye Maarif Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkan Vekili görevine de atanmıştır. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası kurulan ve yurtdışında eğitim alanında faaliyet gösteren vakıf, hem çeşitli ülkelerde eğitim merkezleri açmış hem de daha önce Gülen cemaatine ait birçok okulu bünyesine almıştır. Türkiye Maarif Vakfı; 17.06.2016 tarihli 6721 sayılı kanun ile kurulan ve yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti adına Milli Eğitim Bakanlığı dışında doğrudan eğitim kurumu açma yetkisine sahip tek kuruluş konumundadır.

AKP’nin Yeni İstanbul İl Başkanı Osman Kabaktepe “İHALE ŞAMPİYONU” Şirketin Ortağıdır!

Yeni Başkan Osman Nuri Kabaktepe’nin, Esenler Belediyesi’nden 2012-2020 arasında 41.9 milyon liralık ihale alan Ayn Medya şirketine ağustos ayında ortak olduğu ortaya çıkmıştı. AKP’li Esenler Belediyesi; son 8 yılda tanıdık isimlere verdiği ihale haberleri ile gündeme gelmişti. Kamu İhale Kurumu kayıtlarına göre 2012-2020 arasında Esenler Belediyesi’nden en yüksek tutar ile ihale alan firmaların ilk sırasında Ayn Medya İletişim Reklam Organizasyon İnsan Kaynakları Eğitim Danışmanlık Limited Şirketi bulunuyordu. 1992 yılında kurulan firma 2010 yılında Yavuz Baysan tarafından alınmıştır. Baysan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) yüksek istişare kurulu üyeleri arasındadır.

Şirket, 8 yılda belediyeden kültür sanat işleri için 41 milyon 961 bin 180 liralık 21 ihale almıştı. Esenler Belediyesi’nden aldığı ihalelerle büyüyen Ayn Medya hukuki ve mali yükümlülüklerini 2020’de Bilge Uluslararası Ticaret Limited Şirketi’ne devretti. Bu şirketin yarı yarıya ortaklarından biri de yeni İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe olmaktadır. 8 yılda belediyenin aynı içerikli 21 ihalesini kapmıştır.[5]

Bu AKP’nin “Bilge” Şirketi Neler Yapmaktadır?

AKP İstanbul İl Başkanlığı görevine seçilen Osman Nuri Kabaktepe’nin, AKP’li Esenler Belediyesi’nden 2012-2020 yılları arasında 21 farklı ihalede tam 41,9 milyon TL’lik ihale alan AYN MEDYA İLETİŞİM MEDYA ORGANİZASYON İNSAN KAYNAKLARI EĞİTİM DANIŞMANLIK LİMİTED ŞİRKETİ’nin tüm hisselerini satın alan BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’nin ortağı olduğu ortaya çıkmıştır. Osman Nuri Kabaktepe’nin bu yağlı-ballı şirket ortaklıkları sayesinde eski lideri ve değişmez ağabeyi Oğuzhan Asiltürk’e hangi kıyaklar sağladığı da araştırılmalıdır.

Ortaya çıkan bu son haber sonrasında gözler BİLGE ULUSLARARASI LİMİTED ŞİRKETİ’ne çevrilirken bu şirketin ise AKP’nin ve kamuoyunun yakından tanıdığı yandaş isimler tarafından kurulduğu ve yönetimsel yapısı olarak da tam bir “Yandaş” şirket olduğu anlaşılmıştır.

Erdoğan’dan ikinci Saadet hamlesi: Asiltürk’ün Saray’a konuk olacağı ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Saadet Partisi’nin YİK Üyesi Oğuzhan Asiltürk’le ikinci görüşmesini Saray’da yapacağı konuşulmaktaydı.

Saadet Partisi kökenli Osman Nuri Kabaktepe’yi partisinin İstanbul İl Teşkilatı’nın başına getiren AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Milli Görüş’ çevresine yönelik hamleleri hızlanmıştı. Bu çevreye yakınlığıyla bilinen Gazeteci Fehmi Çalmukun kendi internet sitesi Politik Adam’da kaleme aldığı yazıya göre Erdoğan, Saadet Partisi (SP) Yüksek İstişare Kurulu üyesi Oğuzhan Asiltürk’le buluşacaktı. Saray’da yapılacak ve ‘iade-i ziyaret’ anlamı taşıyacak bu görüşmenin randevu takviminin AKP İstanbul Kongresi’nden sonra kararlaştırıldığı anlaşılmıştı. Çalmuk, “Peki Erdoğan ile Asiltürk ne görüşecek?” sorusunu da şöyle yanıtlamıştı: “Cumhur ittifakına katılma konusunda fikir açıklamanın erken olduğu Saadet Partisi çevrelerinde konuşulurken mevcut hükümette işbirliği içinde çeşitli çalışmalara da start verilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağı hukuk/insan hakları reformuna ilişkin önerilerin gündeme gelmesi beklenirken, bazı atamalar konusunda da belirlenen isimler üzerinden teklifler iletilecek. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’ndan başlayarak bazı atama talepleri de gündeme gelecek.” Erdoğan’ın daha önce Oğuzhan Asiltürk’e yaptığı ziyaretin, Millet İttifakı ile hareket eden Saadet Partisi’ni bölme amacı taşıdığı da iddialar arasındaydı.[6]

Bütün bunlar Kemalizmin Tayyibizme Dönüşmesinin Yansımalarıydı.

Peki, Kemalizm Tayyibizme nasıl dönüşmüş olacaktı? El cevap; Atatürkçülük Kemalizme nasıl dönüştüyse öyle yapılacaktı!

Atatürkçülüğün Kemalizme dönüşmesiyle nasıl bir Atatürk istismarcılığı başladıysa, Kemalizmin Tayyibizme dönüşmesiyle de Erbakan istismarcılığı başlayacaktı. Kemalizmin baş kahramanı İnönü’ydü… Tayyibizmin baş kahramanı ise tabii ki Sn. Erdoğan olacaktı… Bu nasıl yapılacaktı? Şöyle ki: Erbakan’a övgüler artacak, her yerde anma programları yapılacak ve bu programlara neredeyse tüm muhalefet katılacak, “çok büyük bir devlet adamıydı, ama biz kıymetini bilemedik” ağıtları yakılacak, Makamına -Merkez Efendi’ye- ziyaretler ise vefatının 10. yılında hiç görülmemiş bir şekilde artacaktı… Sn. Erdoğan ve -sözde Saadet Partisi adına- Oğuzhan’la buluşacaklar ve Sn. Erdoğan; “Abim ben geldim!” diye söze başlayacaktı. Medya ise bu buluşmayı öyle bir sunacaktı ki, halkın ve Milli Görüş yolcularının; “Biz nerede yanlış yaptık ve hiç gerek yokken birbirimizle bunca sene ayrı kaldık?” tarzında bir düşünceye kapılmaları sağlanacaktı… Ardından sözde “10 sene siyasetten ayrı kalmış mış…” haberleriyle reklam edilerek güya aniden ve şok bir kararla AKP İstanbul İl Başkanlığına getirilen Osman Nuri Kabaktepe’nin ise; meğer 10 sene siyasetin AKP kanadında ve STK adı altında AKP’nin yan kuruluşları yapılanmalarının arka plan çalışmalarını yaptığı ortaya çıkacaktı… Gelir gelmez, Kabaktepe’nin “94 ruhuna” atıf yapmasına ise; “Hayırdır kardeş! AKP 2001’de kuruldu, sen 7 sene geride ne arıyorsun?” diye soran çıkmamıştı! Biz cevap verelim; Milli Görüş’e gidiyor ve mealen diyor ki; “AKP’nin tüm yaptıklarını unutun… AKP’de yeni bir dönem İstanbul’da benimle başlıyor ve biz şu an 94’teki Milli Görüş ruhuna-özümüze dönüyoruz” havası ve algısı veriyor aklınca… Ve bizlerin ileriki günlerde iki şeyde artış göreceğimizi düşünüyorum, biri; Erbakan ve Milli Görüş reklamcılığı, diğeri ise Erbakan ve Milli Görüş karşıtlığı… Bu iki cephe, aslında birbirini besleyecek şekilde kurgulanacaktı.

Evet, AKP’nin ve Sn. Erdoğan’ın güya eski Milli Görüşçülerle son zamanlardaki ani ve hızlı muhabbetlerinin asıl amacını Tayyibizmin temel atma töreni gibi okumak lazımdı.

Vee; özel bir gayret ve titizlikle hazırlanıp, Eylül 2020 tarihinde Adil Dünya Yayınevi tarafından basılan: “KEMALİZM-TAYYİBİZM Kavramları ve Çelişkili Kurguları” kitabımızın; Kemalizmin Tayyibizme dönüşmesi için yapılan tüm bu sinsi kurguları anlamada en hayırlı işlevi göreceğini ve bu şeytani yapılanmanın başarısızlığa uğramasında nasıl bir etkin rol oynayacağını hep beraber göreceğiz inşaallah… Ve kitabımızın bu kurgunun başladığı milat diyebileceğimiz, Sn. Erdoğan-Asiltürk buluşmasından çok önce basılmasını da Cenab-ı Hakkın; Bize ve Milli Çözüm’e özel bir lütuf ve inayeti olarak değerlendirmekteyiz.

Milli Gazete’nin Oğuzhancı yazarlarından Abdülaziz Kıranşal şunları yazmıştı:

“Erbakan Hoca olsa pandemi sürecinde ne yapardı?

1- Bu süreci kesinlikle Siyonizm’den bağımsız tahlil etmezdi:

Çünkü O, Siyonizm’in dokuzuncu dönemi olarak tarif ettiği yeni dönemde ne yapmak istediğini ESAM konferansında şu şekilde deşifre etmişti: “Bakınız şu elimdeki kitap RAND Corporation’un hazırlattığı bir çalışmadır. RAND Corporation, ırkçı emperyalizmin beynidir. Neyi planlıyorlar, polis devleti yol haritasını çiziyorlar. Ne demek bu, senin bir kimlik numaran var ya, artık öyle bir bilgisayar ağı kurulacak ki, nerede ne paran var, kimsin, nesin, ne iş yapıyorsun, nereye gittin, istediği zaman görecek. Diyor ki, biz parayı kontrol ediyoruz ama yetmiyor. Yine de birtakım yardımlaşmalar yapılıyor. Bunları önlemek için bütün dünyada bir polis devleti kuracağız. Herkesin her kıpırdayışını takip edeceğiz. Bu polis devletini nasıl kuracağız? Adımlarını atmaya başladılar. Kimlik numaranı verdin mi tamam. Ama bu yetmez diyor. Şimdi bunu geliştiriyor. Bizim her şeyi istediğimiz gibi kontrol altına almamız lazım. Ne istersek ulaşabilmemiz lazım. Bütün dünyadaki devletleri bir polis devleti haline getirmemiz lazım. Bunu incelemiş, muazzam paralar dökerek hazırlamış bunları. Şimdi de bunları gerçekleştirmek istiyorlar.” (https://www.youtube.com/watch?v=tGLdZoy0jO8 / https://www.youtube.com/watch?v=u3GM6wBCwt4) Bu linklerden konuşmanın tamamını izleyebilirsiniz.

2- Siyonizm’in bu fırsatı asla kaçırmayacağını söylerdi:

Erbakan Hoca ilk önce bu sürece Siyonizm’in etkilerini araştırır ve eğer virüs bizzat Siyonizm tarafından üretilmişse bunu deşifre ederdi. Eğer süreç Siyonizm’den bağımsız olarak başlamış olsa bile Siyonizm’in bütün dünyayı etkileyen bu süreci muhakkak bir fırsata çevireceğini anlatırdı. Çünkü O, “Biz demiyoruz ki her taşın altında bir Siyonist var; ama Siyonistler hiçbir taşın altını boş bırakmazlar” diyerek onların anatomisini ortaya koymuş bir liderdi.

3- Dünya Müslümanlarını asla BM’nin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün insafına terk etmezdi:

Erbakan Hoca BM’yi tarif ederken, “Birleşmiş Milletler, bir Siyonist kuruluştur. Hedefi ise Siyonist İsrail’in kurulması ve güvenliğidir” demiştir. Bu nedenle O, dünya Müslümanlarını bir Siyonist kuruluş olan BM’nin emrindeki Dünya Sağlık Örgütü’nün insafına, talimatlarına, tedavi ve aşı protokollerine terk etmezdi.

4- Dünya İslam Sağlık Örgütü için harekete geçerdi:

Erbakan Hoca, bu süreç başlar başlamaz hemen 57 İslam ülkesinin liderleriyle irtibata geçer ve derhal Dünya İslam Sağlık Örgütü’nün kurulması için çalışma başlatırdı. Bu ülkelerin her birinden bu örgüt için bütçe ayrılmasını ister, sonra da D-8 ülkelerinin başkentleri olan Cakarta’da, Kuala Lumpur’da, Dakka’da, Kahire’de, Tahran’da, Abuja’da, İslamabad’da bu örgütün birer merkezini açardı. Daha sonra da İstanbul’da Dünya İslam Sağlık Örgütü’nün genel merkezini açardı.

5- İslam ülkeleri ortak aşı çalışmasına öncülük ederdi:

Erbakan Hoca, İstanbul’un en büyük ve gelişmiş hastanesini aşı ve virüsle ilgili araştırmalar için bir merkez haline getirirdi. İslam ülkelerinin ortak bir aşı çalışması yapması için İslam ülkelerinin en ünlü tıp adamlarını, virüs uzmanlarını, bilim adamlarını Dünya İslam Sağlık Örgütü talimatıyla bu hastaneye toplar ve kısa bir sürede aşı üretimine geçerdi. Maske konusunu ayrı bir raporla inceletirdi. 57 İslam ülkesinin bu çalışmaları maddi olarak desteklemesi için büyük bir bütçe oluştururdu.

6- Dünyadaki İslami STK’ları harekete geçirirdi:

Tüm bu çalışmalar için devlet desteği bulamazsa ve İslam ülkelerinden istediği cevabı alamazsa yine pes etmezdi. Dünyadaki İslami sivil toplum örgütlerini harekete geçirir, cemaatlerle görüşür, âlimlerle toplantı yapar, gerekirse İslam ülkelerini tek tek gezer ve bir Müslüman olarak nasıl bir tavır alınması gerekiyorsa onu muhakkak yapardı. Çünkü O bilirdi ki, Siyonizm bu süreci başlattıysa bunun diğer adımları da peş peşe gelecektir.”

Elhak, bunların hepsi doğru saptamalardı ve evet, Erbakan Hocamız hayatta olsalardı aynen bunları ve daha fazlasını yapardı!

Peki iyi de, her fırsatta kendisini “Milli Görüş Lideri” olarak tanıtan Oğuzhan Asiltürk niye bunların hiçbirisini yapmadığı gibi, bozuk icraatları ve tahribatları ortada olan Erdoğan iktidarına payanda olmaya çalışmaktaydı?

Soruyoruz; Oğuzhan Asiltürk, Erbakan Hocamız hayatta olsaydı yapacaklarının niye hiçbirini yapmaya kalkışmamıştı?

Bunları yapacak kapasite ve kabiliyetten mahrum mu bulunmaktaydı, yoksa kötü niyetli ve gayretsiz biri olduğu için mi bu girişimleri başlatmamıştı?

“Efendim Oğuzhan Bey’in Başbakanlık ve Bakanlık gibi etiketi ve yetkisi olmadığından geri durmaktaydı.” gibi bir mazerete de sığınılamazdı? Çünkü Erbakan Hocamız da hükümet ortağı olmadığı, resmi bir sıfatının bulunmadığı süreçlerde bile, o tarihi atılımlarının birçoğunu başlatmış ve başarmıştı. Yani oturup da “Erbakan olsaydı, şunları yapardı…” yanında, asıl “Peki Oğuzhan Asiltürk niye yapmamaktaydı?” sorusu üzerine kafa yormak lazımdı.

Çünkü, ya çapsızdı, ya kötü amaçlıydı!..

 


[1] 20 Ocak 2021 – Resulüllah’ın (SAV) Taif dönüşü – son paragraf

[2] El-aziz / 22.02.2021

[3] zekiceyhan@milligazete.com.tr / 13.01.2021

[4] Muhammed: 25

[5] Sözcü / 28.02.2021

[6] http://www.yenigaste.com/siyaset/erdogan-dan-ikinci-saadet-hamlesi-asilturk-saray-a-geliyor-h62062.html

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
19 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Halil Grl

Reto
Elbet bir gün de bunlar da retucu diye anılacağı günler gelecek…

TALEBE

HAİN
HOCAMA YAKINDI FAKAT HAİNDİ!
HEP GİZLİ BİLGİLERİ DIŞARI VERDİ!
TEŞKİLATA SORSAN ÇOK SADIK İDİ…
O ANCAK SİYONİZME SADIK BİR AJAN…

HALA DIŞ ODAKLARA HİZMET EDİYOR…
UTANMADAN KOKUŞMUŞ SÖZLER SÖYLÜYOR..
TEŞKİLATA BAKSAN BİAT EDİYOR !
O ANCAK SİYONİZME SADIK BİR AJAN!

Cengiz

UYARILARA KULAK TIKAMAK HAK DAVA ERLERİNE YAKIŞMAZ!.
HAK’TAN YÜZÇEVİRMEK KALB-İ MARAZLILIK!..
SAHTE LİDERLERDEN YÜZ ÇEVİRMEK AKILLILIK
LİDERLERE KAYITSIZ İTAAT TAM BİR ŞAŞKINLIK!
DİN ADINA BATILA İTAATE DE NAR’DIR KARŞILIK!.

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla

Fakat, artık (sahte) şefaat edicilerin (bâtıl düzenlerin ve zalim merkezlerin destekçisi şeyhlerin ve hoca efendilerin) şefaati onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır!.

Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki hâlâ öğütten yüz çevirip duruyorlar?

Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibi (davranıyorlar),

Sanki arslandan korkup-kaçmışlar (da, bu yüzden hiçbir çağrıyı duymuyorlar, dinlemiyorlar).

Müddesir Suresi 48-51 http://www.mealikerim.com

ALİ ÇAĞIL.

HALA BEN MİLLİ GÖRÜŞÇÜYÜM DEMEK YETMEZ!
“Hep arkasından atıyorsunuz Oğuzhan Beyde günah bırakmadınız” diyen zata:
Milli Çözümün o kadar işi var ki, hangileri ile uğraşsın!
Dışardaki Siyonla mı, içerdeki Siyonla mı?!
İşbirlikçi AKP’ yle mi, yoksa onun beyni Milli Görüş içindeki çıban başıyla mı?!
Kendilerini hala Milli Görüşçü olarak görüp yazdığımız yazıları okuyup da.. Yetmez Oğuzhan’ın Kudüs konuşmasını dinleyip, o konuşmasını da uygun bulmadığını söyleyenler!.. Sizleri sahi hangi kefeye koyup değerlendireceğiz!
Söyle dostum! Yazdığımız hakikatlerde eksiğimiz var mı?!
İftiramız var mı!?
Teşkilatlarda yaşanan kaosların ki, onların her biri ihanet ölçüsünde olduğu defaatle yaşanmışken!.. Söyle, görüpte tepki göstermeyelim de dilsiz şeytan mı olalım?!
Ya da sizler bu kadar yanlışı bir şekil görüp, tepkinizi koyup, problemi çözdünüz de, bizler fazladan problem mi çıkardık!?
Yok herşey yolunda gidiyor da biz yükselen trendin önüne mi geçtik?!
Yoksa AKP ile birleşme sevdasına gönlünüz kaydı da açık ettiğimizden mi bu tepkiniz!?
Evet imtihan eleği çok çok ince elemekte, ve de İş Hak davanın merkezinde ki Hak-Batıl mücadelesinde kiltlenmekte, herkes ayarını ortaya koymaktadır?!
Elbette Şeytanın yaratılmasında ki hikmeti bildikçe, onun Hak dava içindeki görevini de bilmek feraset, hidayet, dirayet ehlinin işiydi!?
“Ben zaten Milli Görüşçüyüm” deme, yetmez!
Hidayetim var deme! Yetmez.
Ferasetim var deme! Yetmez.
Hidayetin bedeli olan dirayeti sergilemezsen, Allah korusun Allah verdiği hidayeti alır!
Ama kişi hala kendini Hakkın temsilcisi görür!
Olmaz da deme!
Bak AKP liler hala kendini Milli Görüşçü zannediyor!
Unutma “ZULME RIZA, ZULÜMDÜR!”

K.SEMİZ

ŞÜKÜR PAYIMIZA!
……
“İmanla bağdaşmaz, davadan caymak

Nifaktır bunları, adamdan saymak

Aldırma tatsınlar, bal ile kaymak

Hoş nasibimize, bol hatap düştü!

Hainler dönektir, durmaz akdinde

Sözünde yalan var, haram nakdinde

Sırlı gecelerin, seher vaktinde

Sevin gönlüm sana, hep mehtap düştü!”
……..

Necmettin

HAKİKATİN TEMSİLCİSİ!..
“…Ona sözlerin (ve düşlerin) yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, (her işinde, takdirinde ve) emrinde galip olandır, ancak insanların çoğu gerçeği bilmeyen (cahil ve gafillerdir).”Yusuf 21

“Müminin ferasetinden sakınınız,çünkü o Allah’ın nuruyla bakar”H Şerif

…Gibi çok sayıda ayet ve ve hadislerde haber verilen şuur,seviye ve olgunluk,sonsuz şükürler olsun ki;Milli Çözüm’ün Şahsı Manevisi Muhterem Üstadımız Ahmet AKGÜL Hocamız tarafından en güzel şekilde temsil edilmektedir!..

Her bir satırı çok yüksek şuur ve hakikat barındıran makalemizin özellikle aşağıda tekrar paylaşılan kısımlarını tekrar okumakta büyük yarar vardır!..

…O Asiltürk’ün Bu sözlerinin açılımı: Artık “Adil Düzen, İslam Birliği Projeleri ve Erbakan’ın tarihi girişimleri” anlamını ve önemini yitirmiş durumdadır. AKP ile alakalı geçmişteki ithamlarımızı da bırakmamız lazımdır. Bu nedenle artık bugüne bakmalıyız ve Siyonizm’in güdümündeki AKP ve Erdoğan iktidarının dümen suyuna katılmalıyız. İlmi, insani, İslami ve Milli gerçeklere değil, çağın gereklerine göre davranmalıyız. Osman Nuri Kabaktepe gibi Millî Görüşçüleri, AKP’nin ve arkasındaki güçlerin hizmetine sokmalıyız ve bunu büyük bir başarı ve Erdoğan’ın yeniden Millî Görüş’e sarılması olarak sunmalıyız!..”

…Peki… AKP’yi; sağcıların, liberallerin, TÜSİAD-ABD’nin kurdurttuğunu söyleyen Asiltürk’ün, bugün Erdoğan ile diyalog kurmasını ve onunla iş birliği çağrısını nasıl değerlendirmek lazımdı?

Çünkü Oğuzhan Asiltürk’ün bu tavrı sadece gizli ve sinsi Siyonist planın bir parçasıydı!

Böylece, görünüşte Tayyip Erdoğan’a karşıymış gibi davranacak, ama gerçekte Onu parlatıp öne çıkarmaya çalışacak ve ileride Erbakan’a hıyanet edip ayrılmasını sağlayacaklardı! İşte Sn. Erdoğan’ın Oğuzhan’ı evinde ziyaretleri ve Osman Nuri Kabaktepe’nin AKP İstanbul İl Başkanlığına getirilmesi ve şimdi Oğuzhan Asiltürk’ün Saraya davet edilmesi, bu sinsi ve Siyonist planın adım adım uygulamasıydı….

*…Kanaatimizce; İlahi takdirin AKP’ye fırsat vermesinin en önemli hikmetlerinden birisi de:

Tüm İslamcıların ve Din istismarcılarının, gerçek ayarını, aklını, amacını ve ahlâkını ortaya çıkarmasıydı. Ve tabi sadık Millî Görüşçülerle sahtekârların da ayrışmasıydı! Yıllarca Demirelcileri ve Özalcıları “faizcilikle, Haçlı AB’cilikle, fuhuş ve zina tahrikçiliği ile, Siyonist güçlerle işbirlikçilikle” suçlayıp sataşan sözde şeriatçıların, sahte İslamcıların, riyakâr tarikatçıların, gerçekte din istismarcıları oldukları, İslam gayreti ve dava hamiyeti taşımadıkları AKP sayesinde açıklık kazanmıştı!…*

“Şüphesiz, kendilerine hidayet (ve İslami mesuliyet) açıkça belli olduktan sonra, (Milli ve manevi istikametten ve insani düşünceden ayrılıp) gerisin geri (küfre ve nankörlüğe) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere (dünyalık gaye ve gailelere) kaptırmıştır.”
Muhammed Suresi 25

Bütün bunlar Kemalizmin Tayyibizme Dönüşmesinin Yansımalarıydı.

…Peki, Kemalizm Tayyibizme nasıl dönüşmüş olacaktı? El cevap; Atatürkçülük Kemalizme nasıl dönüştüyse öyle yapılacaktı!

Atatürkçülüğün Kemalizme dönüşmesiyle nasıl bir Atatürk istismarcılığı başladıysa, Kemalizmin Tayyibizme dönüşmesiyle de Erbakan istismarcılığı başlayacaktı. Kemalizmin baş kahramanı İnönü’ydü… Tayyibizmin baş kahramanı ise tabii ki Sn. Erdoğan olacaktı… Bu nasıl yapılacaktı? Şöyle ki: Erbakan’a övgüler artacak, her yerde anma programları yapılacak ve bu programlara neredeyse tüm muhalefet katılacak, “çok büyük bir devlet adamıydı, ama biz kıymetini bilemedik” ağıtları yakılacak, Makamına -Merkez Efendi’ye- ziyaretler ise vefatının 10. yılında hiç görülmemiş bir şekilde artacaktı… Sn. Erdoğan ve -sözde Saadet Partisi adına- Oğuzhan’la buluşacaklar ve Sn. Erdoğan; “Abim ben geldim!” diye söze başlayacaktı. Medya ise bu buluşmayı öyle bir sunacaktı ki, halkın ve Milli Görüş yolcularının; “Biz nerede yanlış yaptık ve hiç gerek yokken birbirimizle bunca sene ayrı kaldık?” tarzında bir düşünceye kapılmaları sağlanacaktı… Ardından sözde “10 sene siyasetten ayrı kalmış mış…” haberleriyle reklam edilerek güya aniden ve şok bir kararla AKP İstanbul İl Başkanlığına getirilen Osman Nuri Kabaktepe’nin ise; meğer 10 sene siyasetin AKP kanadında ve STK adı altında AKP’nin yan kuruluşları yapılanmalarının arka plan çalışmalarını yaptığı ortaya çıkacaktı… Gelir gelmez, Kabaktepe’nin “94 ruhuna” atıf yapmasına ise; “Hayırdır kardeş! AKP 2001’de kuruldu, sen 7 sene geride ne arıyorsun?” diye soran çıkmamıştı! Biz cevap verelim; Milli Görüş’e gidiyor ve mealen diyor ki; “AKP’nin tüm yaptıklarını unutun… AKP’de yeni bir dönem İstanbul’da benimle başlıyor ve biz şu an 94’teki Milli Görüş ruhuna-özümüze dönüyoruz” havası ve algısı veriyor aklınca… Ve bizlerin ileriki günlerde iki şeyde artış göreceğimizi düşünüyorum, biri; Erbakan ve Milli Görüş reklamcılığı, diğeri ise Erbakan ve Milli Görüş karşıtlığı… Bu iki cephe aslında birbirini besleyecek şekilde kurgulanacaktı.

Evet, AKP’nin ve Sn. Erdoğan’ın güya eski Milli Görüşçülerle son zamanlardaki ani ve hızlı muhabbetlerinin asıl amacını Tayyibizmin temel atma töreni gibi okumak lazımdı…

Veysel

Çapsızlık ve Kötü Niyet
Herkese mülayim bize şahinmiş,
Beton karar, dava gömer uyuzhan,
Siyonist emele belli göz dikmiş,
Uşak, işbirlikçi tutar uyuzhan…

Hala anlamaz mı, dava erleri,
Davayı bölen o, çapsız uyuzhan,
İş tutar utanmaz, duramaz geri,
Habis niyetlidir, urdur uyuzhan…

AŞIK KEMALİ

BOZUK
Liderimiz Erbakan’dır,
Ahmet Akgül bize candır,
Dava aşktır, heyecandır..
Asil bozuk, suret bozuk…

Hak olduğun bile bile,
Hep uğraştın dava ile
Ömrün geçti entrikayle,
Asil bozuk, suret bozuk…

İhanetle, zirve yapmış,
Hak’kı brakıp, şerre sapmış,
Gizli gizli, siyon tapmış,
Asil bozuk, suret bozuk…

Kemali der ahım tutsun,
Dönekleri Gayya yutsun!
Göçüp git de, hırsın bitsin!
Asil bozuk, suret bozuk…

AŞIK KEMALİ

Orhan

Demek ki neymiş”Erdoğan Erbakan hocamız talebesi” değil, Asıl Erdoğan Oğuzhan asiltürkün talebesiymiş.
1-Bugün ki AKP iktidarının tüm hata ve yanlışlarını kabullenen Oğuzhan asiltürk, Osman Nuri kabak tepeyi kontrol ettiği gibi,sn. Erdoğan la danışıklı dövüş içersinde olup ve artık herşeyi aşikar ettikleri ortaya çıkmıştır.

2- Erbakan hocamızin vefatından sonra,İslam Birliği d-8 lerden ve Adil düzen fikri ve projelerinden, “Erbakan olsaydı, şunları yapardı…” yanında, asıl “Peki Oğuzhan Asiltürk niye yapmamaktaydı?” sorusu üzerine Teşkilat mensupları ve dava Erleri ! kafa yormalari gerekmez mi.?

3-Erbakan hocamızi son zamanlarda hastanede de bile ziyarete gitmeyen sn.Erdogan , Oğuzhan asiltürkle son günlerde ittifak görüşmeleri içeresindeler.?

4-“Sn.Erdogan Erbakan’ın talebesi” dir diyenler her zaman ki gibi yanildiniz.cunki Oğuzhan asiltürkun Talebesidir Sn.Erdogan.!

Metin IŞIK

Cihad
Tevbe 105
(Hakk’tan kopanlara ve dünyaya tapanlara) Onlara de ki: “(Dilediğinizi ve elinizden geleni) Yapın (bakalım… Nefsinizin ve şeytani güçlerin emrinde debelenin!) Yakında Allah, Resulü ve (Hakk davada sebat eden sadık) mü’minler, amelinizi (hıyanet ve hakaretlerin sizi hangi akıbet ve rezaletlere sürükleyeceğini dünyada) görecek (ve gösterecek)tir. Daha sonra da (zaten) gaybı da hazır olanı da bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O da size yapmış olduğunuzu haber verecek (ve hesaba çekecek)tir.”

https://www.mealikerim.com/9/tevbe/105

Hasan

Erbakan olsaydı, şunları yapardı…” yanında, asıl “Peki Oğuzhan Asiltürk niye yapmamaktaydı?” sorusu üzerine kafa yormak lazımdı.
Yıllarca Demirelcileri ve Özalcıları “faizcilikle, Haçlı AB’cilikle, fuhuş ve zina tahrikçiliği ile, Siyonist güçlerle işbirlikçilikle” suçlayıp sataşan sözde şeriatçıların, sahte İslamcıların, riyakâr tarikatçıların, gerçekte din istismarcıları oldukları, İslam gayreti ve dava hamiyeti taşımadıkları AKP sayesinde açıklık kazanmıştı!

Mus ab

Milli Çözüm Şuuruyla Bir Soru Sormak Gerçekleri Gün Yüzen Çıkarmaya Yetiyordu
Milli Gazete’nin Oğuzhancı yazarlarından Abdülaziz Kıranşal şunları yazmıştı:

[b]“Erbakan Hoca olsa pandemi sürecinde ne yapardı?[/b]

Milli Çözüm, yukarıdaki makalesinde, konu ile ilgili Abdülaziz Kıranşal’ın yazısına yer verip;

[b]“Elhak, bunların hepsi doğru saptamalardı ve evet, Erbakan Hocamız hayatta olsalardı aynen bunları ve daha fazlasını yapardı!”[/b]

[b]Saptamasında bulunmuş ve akabinde Yazarımız Üstat Ahmet Akgül Hocamız, can alıcı sorusunu sadık Millî Görüşçüler adına sormuş tüm sadık Milli Görüşçülerden de aynı soruyu sormalarını beklemişti: [/b]

[b]İşte on can alıcı soru:[/b]

[b]“Peki iyi de, her fırsatta kendisini “Milli Görüş Lideri” olarak tanıtan Oğuzhan Asiltürk niye bunların hiçbirisini yapmadığı gibi, bozuk icraatları ve tahribatları ortada olan Erdoğan iktidarına payanda olmaya çalışmaktaydı?[/b]

Soruyoruz; Oğuzhan Asiltürk, Erbakan Hocamız hayatta olsaydı yapacaklarının niye hiçbirini yapmaya kalkışmamıştı?

Bunları yapacak kapasite ve kabiliyetten mahrum mu bulunmaktaydı, yoksa kötü niyetli ve gayretsiz biri olduğu için mi bu girişimleri başlatmamıştı?
“Efendim Oğuzhan Bey’in Başbakanlık ve Bakanlık gibi etiketi ve yetkisi olmadığından geri durmaktaydı.” gibi bir mazerete de sığınılamazdı? Çünkü Erbakan Hocamız da hükümet ortağı olmadığı, resmi bir sıfatının bulunmadığı süreçlerde bile, o tarihi atılımlarının birçoğunu başlatmış ve başarmıştı. Yani oturup da “Erbakan olsaydı, şunları yapardı…” yanında, asıl “Peki Oğuzhan Asiltürk niye yapmamaktaydı?” sorusu üzerine kafa yormak lazımdı.

[b]Çünkü, ya çapsızdı, ya kötü amaçlıydı!..”[/b]

N. Gündüz

Bu zulüm devam etmez…
Eminim ki; Saadet Partisinde yetkili makamlarda bulunanan yetkililerin bir çoğu O. Asıltürk’ün ne kadar hain ve sinsi olduğunu biliyorlar. Fakat hiçbiri bu ihanete ve yozlaşmaya ses çıkaramazlar. Çünkü makam ve menfeat düşüncesi ağır basmakta.
İşte böyle düşünenler sayesinde, O. Asıltürk gibi hain dönmeler davamıza ve Liderimiz Erbakan Hocamıza ihanetlerini herkesin gözüne baka, baka devam ettirmekte.
Şükür ki; Üstat Ahmet Akgül Hocamız ve Milli Çözüm bu hainleri yıllardır deşifre etmekte.
Hainlerin rezil olacağı, sadıkların bayram edeceği günlerde buluşmak dileğiyle.

Necati

İLAHİ TAKDİR FIRSAT TANIYIP YARINA BIRAKIR, AMA ASLA YANINA BIRAKMAZ!
Milli Çözüm, bütün gizli ve sinsi Siyonist planları deşifre etmektedir.
[b]İlahi takdir; herkesin gerçek ayarını, aklını, amacını ve ahlâkını ortaya çıkarmaktaydı! [/b]
Sözde Şeriatçılar, sahte İslamcılar, riyakâr Tarikatçılar… Gerçekte din istismarcısı olduğunuz, İslam gayreti ve dava hamiyeti taşımadığınız AKP sayesinde açıklık kazanmıştır. Siyonist işbirlikçisi, faizci, Haçlı AB’ci, fuhuş ve zina tahrikçisi hainlerden taraf olmanız sahtekâr yüzlerinizdeki maskeleri yırtmış ve gerçek yüzleriniz gözükmüştür.
[b]İlahi takdir; sadık Millî Görüşçülerle sahtekârları da ayrıştırmaktaydı.[/b]
Bu güne kadar görünüşte Tayyip Erdoğan’a karşıymış gibi, ama gerçekte sürekli Onu parlatıp öne çıkarmaya çalışan Durmuş Durduyan’ın yüzene takmış olduğu Asiltürk maskesi, Sonunda Erdoğan ile açıkça diyalog kurmasıyla ve Onunla iş birliği çağrısı yapmasıyla yırtılmıştır.
Uyduruk gerekçelerle işbirlikçi hainlere Milli Görüş gömleğini giydirmek gibi safsata ve saptırmalarla Oğuzhan gibi, Erdoğan gibi; Erbakan’ı bitirme ve üzerine beton dökme çabalarının gizli destekçileri olan marazlıların mantık zırvaları, sinsi ve şeytani yüzlerini göstermekteydi.
Evet, ilahi takdir fırsat tanıyıp yarına bırakıyor, ama asla yanına bırakmıyordu! Herkesin gerçek ayarını, aklını, amacını ve ahlâkını ortaya çıkarıyordu!

Gürdal Uçarer

Ayar Aynası
Tek bir makalede elazizcilerin,oğsancıların,teskilat içindeki marazlıların ve erdoğan taraftarlarının gerçek maksatlarını açıklayan Üstad Ahmet Akgül hocamızdan ve Milli Çözüm dergisinden Allah razı olsun…

Musa Harun KESKİNSÖZ

AKP, SP VE YRP!
Akp Erbakan Hocamıza ve Hakk davaya ihanet karşılığı 18 yıldır iktidarda tutulan Arkası karanlık parti konumundadır. Sp ise Erbakan Hocamız sonrası hain ve ihanet şebekesi tarafından içi boşaltılarak özünden ve anacından uzaklaştırılan ve son olarak, Oğuzhan ve avanesi eliyle bir taraf Akp, diğer taraf Chp kuyruğunda yamanma politikası izlenerek tamamiyle kapısına kilit vurulma aşamasına getirilmiştir. Yrp’ye gelince, Erdoğan ve Oğuzhan’ın perde arkasından yönlendirmesi ve piyonları vasıtasıyla yarın siyasi arenada yedek lastik olarak kullanılmak için kurulan ve Milli Görüş görünümüyle meşrulaştırılıp olayın mahiyetinde olmayan dava insanlarını bu ortama kanalize ederek, sonu olmayan karanlık bir yolda bocalayan bir topal ördek konumundadır. Şimdi bu özetlemeden sonra ortaya çıkan sonuç şudur. Akp ile şu andaki Oğuzhan yönetimindeki Sp ve Perde arkasından Erdoğan ve Oğuzhan destekli Yrp arasında ne fark var?!..

Osman Nuri

Siyonistlerin ve İşbirlikçilerinin Son Senaryosu ve tabiki sonucu şimdiden belli : HEZİMET… Milli Çözüm ve Şahsi Manevisi Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın İlte O Yüksek Feraseti Ve Bilgeliğine Örnek Bir Hadise Daha…. !
[b]Siyonistlerin ve İşbirlikçilerinin Son Senaryosu ve tabiki sonucu şimdiden belli : HEZİMET… Milli Çözüm ve Şahsi Manevisi Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın İlte O Yüksek Feraseti Ve Bilgeliğine Örnek Bir Hadise Daha…. ![/b]

Muhterem Ahmet Akgül Hocamızın aylar öncesinden baskıya giren : KEMALİZM-TAYYİBİZM KAVRAMLARI ve ÇELİŞKİLİ KURGULARI isimli eseriyle birkez daha anlıyoruz ve anlaşılıyor ki MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZIN BİR FERASETİ diyebileceğimiz hadiseyle karşı karşıyayız.
5700 küsür yıldır çalışan ve son 200 yıldır hertürlü güce ve savunmaya dayanıklı hale gelen – Siyonizmi deşifre eden ve Siyonizmi üstün savaş ve silah stratejileriyle ve ADİL DÜZEN PROJELERİYLE etkisiz ve çaresiz bırakan Aziz Erbakan Hocamızın projelerini – Erbakan sevgisini – Erbakan Öğretilerini rafa kaldırabilmenin tarihe gömmenin son hamlesi olarak bir tiyatro hazırlanmış olduğunu Milli Çözüm ve Şahsi Manevisi Ahmet AKGÜL Hocamız vesilesiyle bu senaryoyu önceden anlamaya kavramaya nail olduk. İşte o senaryodan bir kaçı :

1- Erdoğan’ın Oğuzhan A. Ziyaretiyle başlaması,

2- Osman Nuri Kabaktepe hadisesi,

3 – Emin Gürses gibilerin konuşmaları ( Erdoğanın yanındakilere kızıp Erdoğanı temize çıkaran sözleri ve Milli Çözüm bunları yazdı diyerek Milli Çmzümü de töhnet altına sokacak konuşmaları)

4- 10. Yıl kutlamaları adı altında Erbakanı anmak için biraraya gelmiş olan tüm parti temsilcilerinin hazır olması ve makalede ifade edilen övgüden ve istismarcılıktan öte gitmeyen konuşmalar,

5- Bir gazetecinin Davultozu’na ( Ahmet D.) Sorduğu sorusuna cevaben : “RTE Yeniddn Milli Görüş Gömleğini Giydi ” diye cevaplaması

6- Reha Muhtar bir twitinde: Erbakanın tek varisinin oğlu olduğunu söylemesi ( ne alaka Reha dedirten bir twit… Reha kim Erbakan’ı anlamak kim derler böyle bir twite)

7- RTE’nin Nedim Urhan’ı ziyareti,

8- Levent Gültekin’in Erbakan Karşıtlığı hakkındaki zırvaları,

9- Sebahatyin Önkibar ve Onun gibi kimselerin Davutoğlu ve Erdoğan gibilerle , Erbakan Hocayı aynı kefeye koyması,

10- RTÜK tarafından Halk Tv de , Erbakan’ı Laiklik karşıtı olmakla suçlayan Levent Gültekin’in eleştiri sınırlarını aştığı gerekçesiyle , HALK TV YE VERİLEN CEZA … Atatürk’ü koruma kanunu çıkarıldığı gibi , yakında ERBAKAN’I KORUMA KANUNU da çıkarılmak istenirse şaşırtıcı gelmemeli… Düşünebiliyor musunuz ERBAKANI KORUMA KANUNU ÇIKSA sonuç ne olur sizce ?!!! BİR TANE MİLLİ GÖRÜŞÇÜ KALMAZ…

11- Davultozunun 10.yıl konuşmalarındaki şu sözü enteresandı ve bir gerçeğin altını çiziyordu : ” Erbakan Hoca şuan bile taaa bulunduğu kabrinden bile çalışmakta olduğunu hissediyoruz” diyordu.. Yani farkındalar , ERBAKAN HOCA ÖYLE BİR DİŞLİ ÇARK KURMUŞ Kİ BU ÇARKA ENGEL OLAMADIKLARININ İTİRAFIYDI BU SÖZLER!!!!…

Çünkü artık yeni senaryo KEMALİZM’İN TAYYİBİZME DÖNÜŞMESİ hadisesi , makalede de belirtildiği üzere : [b][u]Ve bizlerin ileriki günlerde iki şeyde artış göreceğimizi düşünüyorum, biri; Erbakan ve Milli Görüş reklamcılığı, diğeri ise Erbakan ve Milli Görüş karşıtlığı… Bu iki cephe aslında birbirini besleyecek şekilde kurgulanacaktı.[/u][/b] Yukarda örneklerini vermeye çalıştığım maddeler işte bu amaç için seegilenen tiyatrodur. Elbette bu tiyatronun gelişebileceğini öncesinden sezen okuyan BİLGE İNSAN Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın “KEMALİZM – TAYYİBİZM KAVRAMLARI VE ÇELİŞKİLİ KURGULARI adlı eseriyle ve yayınlanan ve yayınlanacak olan yeni makalelerle inşaallah hedeflerini gerçekleştirmelerine engel olacak TEK ŞAHSİYET MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN TEK TEMSİLCİSİ MİLLİ ÇÖZÜM VE ŞAHSİ MANEVİSİ VE ERBAKAN’IN EN SADIK TALEBE VE TAKİPÇİSİ OLAN ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZDIR.
Yeniden rabbimize şükrediyor ve secdelere kapanıyoruz iyi ki Milli Çözüm’ü ve Ahmet Hocamızı bizlere tanıttı ve O’na bende kıldı!… Ya değilse oyuncak gibi oynanılanlardan olurduk. Elhamdülillah.. İyi ki varsınız Muhterem Ahmet Hocam.

[b]Zafer inananlarındır ve zafer yakındır!… [/b]

[u][b]AL-İ İMRAN SURESİ 48. AYET[/b][/u]
(Allah, Hz. İsa’ya) “Ona Kitabı (yazı yazmayı ve Kur’an’ı), hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecektir.”

[u][b]AL-İ İMRAN SURESİ 55. AYET[/b][/u]
Hani Allah, buyurmuştu ki: “Ey İsa, doğrusu Ben senin (dünya) hayatına (şimdilik) son vereceğim, seni (insanların erişemeyeceği şekilde onlardan uzaklaştırıp) Kendime yükselteceğim, seni kâfirlerin (ithamlarından) temizleyeceğim ve (yeniden yeryüzünde zuhur edip Deccalizm’le mücadelende) sana uyanları (zafere eriştireceğim ve) kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim.
…….

KAYNAK: http://www.mealikerim.com

Mehmet S.PINAR

Hakkın Kapısından Yüz Çevirmenin Cezası!
Rahman ve Rahim Allahın adıyla!

“Her kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan (hidayet ve hakikati bilip tanıdıktan, Hakk ile Bâtıl’ın farkına ve şuuruna vardıktan) sonra, (dünyalık makam ve menfaat hırsıyla) Elçiye (Peygambere ve Hakk dava rehberine) muhalefet edip (haklı ve hayırlı hareketten ayrılırsa) ve mü’minlerin yolundan başka bir yola (Siyonist ve Haçlı İttifakına ve şeytani kurallarına) uyarsa, onu dönüp gittiği yanda (şerli ortam ve ortaklıkta) bırakırız (bu hıyanet ve hakaretinden dolayı tekrar Hakka ve hidayet yoluna dönmesine fırsat tanımayız ve hidayetini karartırız) ve (ahirette de) cehenneme sokarız. O ne kötü ve sürekli bir (zindan) karargâhıdır! [Not: İmamı Şafii: Bu ayet, “icma”ya ve Hakk hâkim olsun diye ortaya çıkan oluşuma bağlı kalmayı gerekli sayan en önemli ayetlerin başındadır” buyurmaktadır. Bak: Razi. Cilt: 11 Sh: 43]”
(Nisa Suresi :115)

Mustafa Yaprakcı

Erbakan a beton dökmek
Siyonist düşünceye sahip düşüncenin ” Erbakanı iktidardan uzaklaştırmak yetmez, üzerine beton dökmeliyiz ” düşüncesi siyonizm ve işbirlikçileri eliyle adım adım uygulanmaya çalışılmaktadır. Anaç münafıkların artık son altın vuruşu yapmak için ellerine fırsat geçmişti. 40 yıllık Hocamızın sadık samimi yeşkilatlardaki takipçileri bu münafıklar sayesinde akp ye yamanmaya çalışılmaktaydı. Ancak Hocamıza sadık olmak ve halen milli görüş teşkilatlarında olmak imtihanı kazanmak için yeterli sayılmazdı. Çünkü aslolan Hocamızın Kuran ve sünneti asrın idrakine söyleten ve tüm insanlığı ilgilendiren Adil Düzen ve Yeni bir Dünya projelerinin hayata geçirilerek tüm insanlığın yüzünün gülmesiydi. Siyonizmin bu içteki hile ve tuzakları ise Milli Çözüm tarafından Üstad Ahmet Akgül Hocamızca yıllardır Milli Görüş sadıklarına ve halkımıza haykırılmaktaydı. Ve acilen bu oyun anlaşılmalıydı. Zaten son zamanlarda makalede de izah edildiği gibi Hocamızı istismar etme çalışmaları dahada artmıştı.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
19
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx