“Millet”lerin oluşmasında ve onların devlet ve medeniyete ulaşmasında, en birleştirici, belirleyici ve bilinçlendirici etkenin DİN olduğu tarihi ve bilimsel bir gerçektir. Bu nedenle Kur’an’ı Kerim’de, din ile Millet kavramı, birçok ayette aynı manada zikredilmiştir. Din ve Millet kavramı aynı zamanda “tabi ve tercih olunan bir hukuk ve ahlak sistemi etrafında halkalaşan topluluk ve onların ortak inancı ve hayat tarzı” anlamını da içermektedir.
“Sen onların milletine (Batıl dinlerine, ideolojilerine, Siyonist ve emperyalist hedeflerine) tabi (ve hizmetçi) olmadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar, kesinlikle senden razı olacak (ve hayırlı işlerinize destek sunacak) değildir” (Bakara: 120) ayeti bu gerçeği bildirmektedir.
Meşhur Batılı düşünür Bergson (1859 – 1941):
“Tarihte de, günümüzde de, gelecekte de; eğitimsiz ve bilimsiz, sanat ve sanayisiz, hikmet ve felsefesiz toplumlar olabilir, yaşayabilir. Ancak dinsiz bir toplumun bağımsız kimlik kazanması ve ayakta kalması mümkün değildir” diyerek bu gerçeği dile getirmektedir.
Benjamin Kidd’in ise:
“Din, insan topluluklarının düşüncelerini ve eylemlerini hem düzenleyen, hem de disiplinize eden en birinci etkendir” tespitleri oldukça önemlidir.
Prof. Dr. Necati Öner’in:
“Hak Din, her şeyi en iyi bilen, âlemleri yoktan var eden ve her şeye gücü yeten yüce Yaratıcıya ve Onun hatırına bütün mahlûkata karşı, insanların kendilerini sorumlu hissetmeleridir” demektedir.
Vahye dayanmayan din ve sistemler bile, beşeri ekiplerin kendi ideolojilerini ulvi güçlere büründürerek toplumu şekillendirme ve kontrol etme girişimleridir.
Bediüzzaman Hz.leri 1947 yılında dönemin CHP İçişleri Bakanı Hilmi Uran’a yazdığı mektupta; doğudan zuhur edecek ve Kürt gençleri etkileyecek bölücü terörizmi önlemek üzere:
“Doğru ve doyurucu şekilde, iman ve Kur’an hakikatlerini öğretmeye ve özendirmeye gayret etmezseniz, kesin bilgi ve belgelerle ispat ve ikaz ederim ki, (Kürtler) kahraman kardeşleri ve kumandanı (Devlet kurucusu, koruyucusu ve birlikte yönetici kadrosu) olan Türk Milletine karşı (Dış güçlerce) dehşetli bir nefret ve adavete sürüklenecektir. Küfrü mutlak (olan inkârcılık ve isyancılık) kaynaklı anarşiliğe mağlup (ve alet) olup, Âlemi İslamın son ve sağlam kalesi ve şanlı ordusu olan bu Türk Milletinin parçalanmasına sebebiyet verilecektir”[1] şeklindeki tespitleri aynen zuhur etmiş ve milletimizin kaynaştırıcı mayası olan din bağı tahrip edildiğinden, ülkemiz bölünme aşamasına gelmiştir. Rahmetli Erbakan bu derin tahribatı tamir ve tedavi için imani, ahlaki, iktisadi ve siyasi tedbirler geliştirmiş, ama hem dış güçler, hem de işbirlikçi çevrelerce sürekli önü kesilmiştir.
Bediüzzaman gibi din âlimlerine ve İslami eğitim veren İmam-Hatiplere düşmanlık, aslında Milli birlik ve dirliğimize yönelik en büyük hıyanettir.
Üstat Said Nursi’nin:
“Biz Müslümanlar indinde (katında-nazarında) DİN ve MİLLET bizzat müttehiddir (ayrılmaz bir bütün oluşturmuştur) Belki (aslında) din, milliyetin hayatı ve ruhudur… Hukuk-u Umumiye (halkın genel hukuku ve huzuru) içinde hamiyeti diniyenin (Dini hassasiyet ve prensiplerin) esas alınması; hamiyeti Milliyenin (müspet milliyeçilik gayretinin) ise ona hizmetçi, kuvvet ve destekçi olması (halinde Milli birlik ve dirlik kurulur ve korunur)”
“Özellikle şarkta (Doğu ve Güneydoğu’da) vatanın ve milletin maslahat (ve menfaati) icabı, Ulum-i Diniye (dini ilimler ve manevi değerler) esas olmalı (İslam kardeşliği öne çıkarılmalı; dini ahlaki ve vicdani eğitim yapılmalıdır.) Aksi halde (aslen) Türk olmayan (Kürt- Arap, Laz, Çerkez gibi) Müslümanların, Türklere karşı hakiki kardeşlik (ve birliktelik) duyguları zayıflayacak ve manevi bağları kopacaktır”[2] tespitleri ise imani ve içtimai gerçeklerin ifadesidir.
Bugünkü Avrupa ve Amerika (Batı) medeniyetini Hıristiyanlık Kültürünün şekillendirdiğini kimse inkâr etmemektedir. Herhangi bir Batılı, Hıristiyanlık esaslarına, Dini kurum ve kurallara inanmasa bile, Onun kimliği, düşünce sistemi ve davranış biçimleri, yine de Hıristiyanlığın etkisindedir. Hatta Voltaire (1778) ve Nietzsche (1844-1900) bile bu Haçlı Batı kültürünün birer semeresidir.
Ruslar, Bizans üzerinden tanıştıkları Ortodoks Hıristiyanlık inancı sayesinde Millet olma ve devlet kurma şuuruna erişmişlerdir. Milyonlarca masum insanın katledilmesi ve Rotschild gibi Siyonist sermayenin desteklemesi sonucu gerçekleşen Komünist Devrim, Rusya’yı ruhsuz bir robota çevirmiş, ama bir insan ömrünü bile doldurmadan çürüyüp bitmiştir.
İşte İsrail; asırlar boyu çok farklı ülkeler ve kültürlerde yaşamalarına rağmen, onların kimliğini koruyan ve sonunda Filistin’de, bin türlü hile ve zulümle bir terör devleti kurmalarını sağlayan yine muharref Yahudilik Dini ve değerleridir.
Bunun en çarpıcı örneği ise bizim milletimizdir. Türkler fıtraten cesur ve Avrupa içlerine kadar kahramanca akınlar yapıp büyük imparatorluklar kurmalarına rağmen, kalıcı ve iz bırakıcı bir devlet sistemi ve medeniyet projesi geliştirememişlerdir. Türkler ancak İslamiyet sayesindedir ki, Hindistan ve İran’ı kapsayan devletler ve Anadolu’da Selçuklu, Osmanlı gibi cihan medeniyetleri kurabilmişlerdir. Şanlı Kurtuluş mücadelemizin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin temel dinamiği de yine İslamiyet’tir. İslamiyet’ten nasipsiz Türklerin, Türklüklerini ve dillerini bile kaybettikleri tarihi bir gerçektir. Bu nedenle İslam düşmanlığı, hem dinimize, hem milletimize, hem devletimize, hem de ülkemize yönelik bir hıyanettir. Bazı Ulusalcıların ve Aydınlık yazarlarının çok sinsi ve kinci bir tavırla İslam’a ve onun şiarı (simgesi) olan Türbana, Kurbana ve Kur’ani kurallara saldırmaları ise, gizli niyetlerini ve kirli mahiyetlerini ele vermektedir.
Eski hızlı ülkücülerden olup şimdi ulusalcılığa terfi eden Sabahattin Önkibar, 26 Ekim 2012 tarihli Aydınlık’ta “Ciddi, gerçekçi ve güvenilir bir İslam dini düşüncesi bulunmadığı” izlenimi vermek için:
“Üç İlahiyatçı Profesöre, Borsa, Cem evi, Cariye ve Banka Faizi konusunda sorduklarına ayrı ayrı yanıtlar aldığını…
Türkiye Gazetesi sahibi ve Nakşi Hüseyin Hilmi Işık varisi Enver Ören’in bir zaman banka faizini haram görüp karşı çıkarken, sonraları helal görmeye başladığını…
Fetullahcıların Kelime-i Şahadet’ten “Muhammedün-Resulüllah” kısmını çıkardıklarını…
Seyyid Kutup ve Hasan El Benna’nın İslam’ı bir anayasa olarak tanıdıklarını… (Yoksa Belediye Encümen kararı mı sayacaklardı?..)
Sünni İslamcılığın mandacılığa ve emperyalist Amerikancılığa kılıf yapıldığını…
Sünnilerin bile kendi aralarında birkaç parçaya ayrıldığını…”
söyleyerek kendi kafa karışıklığını ve iman kısırlığını, bilimsel bir gerçekmiş gibi sunmaya çalışmaktadır. Oysa:
1- Faize bulaşmaya zaruriyet ve mecburiyet şartları oluşturan kapitalist sistemlerde, Müslümanların dinen yasak kılınan banka faizine nasıl yaklaşmaları hususundaki ihtilaflar arızi ve geçicidir. Çünkü faizi haram bilmek 1.5 milyar Müslüman’ın ortak inancıdır.
2- O şikâyet ettiğiniz ve örnek verdiğiniz; zulüm merkezleriyle uzlaşan ve din istismarıyla uğraşan bazı Süleymancı, Nurcu, tarikatçı ve Fetullahcı takımının maalesef tamamına yakını, hep sizin de arka çıktığınız ve yalakalığını yaptığınız sağcı ve Amerikancı partilere destek çıkmışlardı…
3- Ve dikkat! Bunların hiçbirisi, her ne hikmetse, aynen sizin gibi, Erbakan’a ve Milli Görüş davasına hiç katılmamışlardı!?.
4- Kur’an klasik anlamıyla, hak ve sorumlulukların, suç ve cezaların, devlet kurum ve kurallarının madde madde ve sıra halinde yazıldığı bir anayasa kitabı değildir. Ancak, Müslümanların her asırda, kendi inançları, ihtiyaçları ve amaçları doğrultusunda ve çağdaş standartlara uygun olarak hazırlayacakları anayasaların ve ortak hayat tarzının, elbette temel kaynaklarından biri de Kur’an’dır. Böyle inanmayan, zaten ya açık kâfirdir veya gizli münafıktır. Bu nedenle Seyyid Kutub’u ve Hasan El-Benna’yı “İslam’ı anayasa olarak benimsemekle” suçlamak, ahmaklık ve saçmalık değilse, mutlaka inkârcılıktır.
Halbuki Allah’ın varlığı ve Ahed (bir ve ortaksız) olması, her şeyi bizzat yaratması ve kontrol altında tutması, mükemmel esma ve sıfatları, kudret ve sanatı; Hz. Peygamberin örnek ve yüksek ahlakı; namaz, oruç, zekat, hac gibi farz ibadetlerin zamanı, uygulanışı ve makbuliyet şartları; cinayet, zina, içki, kumar ve domuz eti gibi kötülüklerin haramlığı; temel insan haklarının korunma ve saygı duyulması, şeytani ve zalim güçlere karşı uyanık olunması ve her türlü savunma tedbirlerinin hazırlanması, Müslümanlarca adil devletler ve görkemli medeniyetler kurulması gibi konularda ve yine EZAN, KURBAN, TESETTÜR ve TÜRBAN benzeri şeairi İslamiye (İslam’ın şiarı-tanıtıcı ve hatırlatıcı simge ve alametlerinin) önemi ve anlamı hususunda, dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan ve 1.5 milyarı aşan Müslümanlar arasında hiçbir ayrılık, farklılık ve aykırılık bulunmamaktadır. Sadece;
a- Bazı ibadetlerin uygulanış biçimindeki cüzi başkalıklar ve farklı iklim kuşaklarında ve ayrı koşullardaki müminlere sağlanan elastiki kolaylıklar
b- Gayrı İslami dönem ve düzenlerde, bazı mazeret ve mecburiyetler gereği, devletin uyguladığı ve serbest bıraktığı banka faizi gibi olgulara nasıl yaklaşılması konusundaki tartışmalar
c- Ve yine kimisi safiyet ve gayretle, kimisi de kötü niyet ve hıyanetle, bazı İslami hizmet ve hareketlerce Siyonist ve emperyalist odaklarla uzlaşmalar, asla umumi ve daimi durumlar olmayıp, hususi, cüzi ve geçici arızalardır.
Sn. Sabahattin Önkibar’ın, bu hususi ve istisnai örnekleri genel ve temel gerçeklermiş gibi gösterip, okurlarına “Kalıcı ve kapsamlı değişmez kaideleri belli, tek ve örnek bir İslam yoktur; Müslümanlık kimin neye inanacağı ve nasıl davranacağı konusunda şaşkınlık ve karmaşa yaşanan bir din konumundadır” kanaatini yerleştirmeye çalışması, ya bir yazar ve yorumcu için çok ayıp sayılacak bir (cehalet) bilgi noksanlığındandır veya kasıtlı ve hesaplı bir din tahribatıdır.
Sn. Önkibar’a ve aynı kafadaki Ulusalcılara hatırlatalım:
İslam’ın doğru anlaşılması ve hurafelerden arındırılması için, dönemin en yetkin âlimlerine Kur’an’ı Kerim’i ve Buhari’nin Hadis kitabını Türkçemize tefsir ve tercüme ettirecek kadar samimi bir Mü’min olan rahmetli Atatürk’ün şüpheli ve şaibeli ölümünden sonra uydurulan ve zorla uygulanan Dinsiz Kemalizm safsatasının devlet eliyle ve barbarlık derecesinde bir zulümle tatbik edilmesine ve İslam’ın kökünün kurutulmak istenmesine rağmen, hala aziz milletimizin çok kahır ekseriyetinin yüce Dinimize sadakatle bağlı kalması bile, İslamiyet’in sağlam ve şaşmaz inanç esaslarının, ortak ve mutlak kurallarının en kesin kanıtıdır. Bunun gibi, Sovyet Rusya’da 70 yıl, her türlü gaddarlık ve ahlaksızlıkla uygulanan Komünist rejimin bütün tahribatına rağmen, Türkî Cumhuriyetlerde ve Kafkas ülkelerinde İslam ruhunun ve iman şuurunun bir türlü boğulamaması ve yeniden filizlenip boy atması, Yüce Dinimizin bir mucizesi sayılmalıdır. Siyonizm’in sol kolu olan Komünizme ve Varşova birliğine karşı danışıklı dövüş için kurulan ama Sovyetlerin dağılması ile resmen İslam’ı düşman sayan Şeytan Orduları NATO’nun ve diğer çağdaş Firavunların dışarıdan, bir takım münafık ve masonik figüranların ise içeriden hücumları bile İslam inancını ve Allah yapısı esaslarını sarsamayacaktır. Ve Kur’an mucize olarak 1440 yıldır “Münkirler, Müşrikler ve Mücrimler istemese de Allah nurunu tamamlayacak ve insanlık İslam’ın hayat düsturlarıyla huzura kavuşacaktır” buyurmaktadır. Nasipsiz beyinlerin üfürmeleri ve tükürmeleri, hakikat güneşini söndürmeye yeterli olmamıştır, olmayacaktır.
Ve yine Aydınlık yazarlarından ve Ulusalcı azgınlardan Özdemir İnce, 3 Mart 1924 tarihli 429 sayılı yasa ile, Genel Kurmay Başkanlığını ve Diyanet İşleri Başkanlığını aynı günde ve birlikte kuran Mustafa Kemal’in bu haklı ve hayırlı girişimini bir türlü içlerine sindiremediklerini:
“Cumhuriyet, camiyi, kışlayı ve okulu, asker, siyaset ve din adamlarının saldırılarından korumak için Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdu, İmam-Hatip okullarını açtı. Amaç, aydın din adamı yetiştirmek, din ve toplumu siyasete bulaşmış cahil din adamlarının şerrinden korumaktı. Ama başarılı olamadı. Demek ki aydın din adamı yetiştirmek mümkün değilmiş. Hayal kırıcı ve tehlikeli gerçek!”[3]
sözleriyle kusmaktaydı. Bu marazlı İslam düşmanlarına göre, “aydın din adamı yetiştirmek imkansızmış..!” Bütün din adamları karanlık kafalıymış..! 83 bin camisi, 97 bin din görevlisi, yaklaşık 5 milyarlık bütçesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı, “İslami papalık” mış! Cami vaazları ve din adamları dolaylı ve dolaysız Cumhuriyet yıkıcılığı yapmaktaymış!.. yani adamların bütün hıncı ve kıcıklığı, İslam’a ve Kur’an’adır. Ama bazı ulusalcılar bunu açıkça ortaya koyamamakta, kancıkça saldırmaktadır. Bu nedenle bunlar, Müslüman halkımızdan asla yüz bulmamakta, marjinallikten kurtulamamaktadır. Acaba Atatürk; “İslam’ın gericiliğin kaynağı olduğunu ve Diyanet İşleri Başkanlığının Cumhuriyetin temellerine dinamit koyacağını” fark etmeyecek kadar ferasetsiz ve bilgisiz biri oldukları veya Müslüman halkımızı avutup oyalamak üzere riyakârlık ve sahtekârlık yaptıkları için mi Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuşlardı, yoksa yozlaşmış tarikat ve cemaatler elinde din bir istismar ve suiistimal aracı olarak kullanılmasın diye ve samimiyetle inanmış bir mümin kimliği ile mi böyle davranmıştı? Böylece bunların Kemalizm diye, Darwinizmi ve dinsizliği savundukları ve Atatürk istismarıyla art niyetlerini saklayıp ateizmi bilim diye yutturmaya çalıştıkları da ortaya çıkmaktaydı.
Karl Marx’ın “Hegel’in Hukuk Felsefesinin eleştirisine katkı” kitabında:
“Din (Allah) insanı yaratmamıştır, aksine insanlar dini (ve Allah’ı) icad edip ortaya çıkarmıştır. Din, halkların afyonu (uyuşturma aracı)dır”
Safsatasını savunan ve AKP’nin dini istismarını ve Milli tahribatını bahane ederek İslam’a saldıran Özdemir İnce, hızını alamayıp, Cüneyt Ülsever’in uydurduğu Mesut Yılmaz’ın da Meclis’te tekrarladığı “Necmettin Erbakan, İmam-Hatipler bizim arka bahçemizdir” iftirasını anımsatıp rahmetli Hoca’ya sataşmaktaydı.
İslam’a ve Müslüman halkına böylesine kindar muhalifleri varken, toplum “dindar” görünümlü ve ABD güdümlü AKP’ye dört elle sarılmayacaktı da ne yapacaktı?
Adnan Oktar’ın Tutarsızlıkları!
Konuşma ve yazılarında sürekli “Kur’an ahlakı-İslam ahlakı” kavramını kullanan ve sanki “KUR’AN AHKÂMI ve İslam hukuk nizamı” yokmuş veya lüzumsuzmuş imajı uyandıran ve bu yaklaşım tarzının nedenlerini bir türlü açıklamayan Adnan Oktar, Kurban Bayramı 2. ve 3. günleri akşamı A9 Tv. Programında, yine tutarsız ve yakışıksız tavırlar sergilemişti. İman ve yaratılış hakikatleri; insan, tabiat ve kâinatın hayret verici dengeleri, Yüce Rabbimizin harika sanatı ve hikmet eserleri, Mehdiyet Medeniyetinin önemi ve gerekliliği, İslam inanç ve ahlakının güzelliği ve cahiliye mantığının çirkinliği, siyonizmin gerçeği ve şeytani düzeni konularındaki kitaplar ve belgesel yapıtlar ne denli önemli, ilmi ve sevindirici ise, işte bu yersiz ve seviyesiz tavırları da o denli itici ve tedirgin ediciydi.
“Dört beş sene öncesine kadar kimse Türk-İslam Birliğini ağzına almazdı, şimdi çok şükür AK parti iktidarının da dirayetli ve basiretli gayretleriyle bu hedef gerçekleşme yolundadır” diyerek, Kırk yıl öncesinden; Birleşik İslam Paktı, İslam Dinarı, İslam Ortak Pazarı, İslam Savunma Teşkilatı, İslam İlim ve Kültür Anlaşması gibi tarihi ve talihli projeleri ortaya koyan, bunların ilmi ve siyasi programlarını hazırlayan ve nihayet D-8 girişimiyle fiilen gerçekleştirmeye başlayan Erbakan Hoca’nın gayretlerini yok sayan yaklaşımlarını…
“İsrail’deki zavallı Yahudiler, zorba ve saldırgan Filistinli Müslümanlar yüzünden öylesine ürkütülmüş ki, siz bir şey anlatmak için elinizi havaya kaldırdığınızda, onlar korkusundan silaha davranıyorlar…
Bosna-Hersek’teki yobaz Müslümanlar da, Sırpları kâfir diye suçlayıp-dışlayıp hırçınlaştırdılar ve sonunda onların kahrına ve katliamına uğradılar…” gibi gerçekleri ters yüz eden tahrifatlarını…
Kendi televizyonu bile defalarca, Burma Müslümanlarının dramını ekrana taşıdığı halde, bu gelişmelerden ve Komünist Budist cuntanın vahşetinden tamamen ilgisiz ve bilgisiz bir eda ile:
“Hayret, Arakan’daki bu cinayetleri ne zamandan beri ve ne cüretle yapıyorlar? Bana geniş bir rapor hazırlayın bakalım… Türkiye oraya bir tabur asker gönderse kaçacak delik ararlar… Burma cuntasına Çin destek veriyorsa hemen Büyükelçiliği ile görüşüp uyaralım. Bu zulümlere son vermemeleri halinde ticari ilişkilerimizi askıya alacağımızı hatırlatalım… Şu Bangladeşliler niye Arakanlılara kucak açmıyorlar, ihtiyaçları varsa, söylesinler hemen yardım yollayalım, kıllık yapıp durmasınlar!.. O Burmanın bunak ihtiyarını da uyarmak lazım. Bu konuda (AKP) hükümet yetkilileriyle de özel bir görüşme ayarlayalım” şeklinde; sanki T.C Devleti ve AKP hükümeti kendi emrindeymiş ve Çin yönetimi Adnan Oktar’ın bu tehditlerinden hemen tırsıp hizaya gelecekmiş gibi kendisini gülünç duruma düşüren Donkişotvari çıkışlarını… ve ardından;
“Yahu hakikaten oraya aynen Kore’deki gibi, bir alay göndersek ve Müslümanlara zulmeden cuntaya haddini bildirsek iyi olmaz mı?”
Tarzında, bütün dünyanın manevi ve yetkili görevlisi ve beklenen Mehdisi havasıyla ve sırıtan bir riyakârlıkla hayali ve hamasi talimatlar yağdırırken, birden bire bu en ciddi ve yürek ezici meselelerin hemen ardından sululaşıp, aşırı makyajlı, boyalı-cilalı, göğüslerine kadar açık ve kabarık, ten renginde ve bütün vücut hatlarını belli edecek şekilde ve ilk bakışta çıplakmış hissi veren taytlarıyla cazip kızların kazip tavırları eşliğinde şarkılar mırıldanmaları ve şehvet tahriki laflarına “şefkat” kılıfı takmalarını,
“O narcılar (nurcuların bir kısmını kast ediyor) yok mu, o yalancı sahtekârlar, domuz gibi kokuyorlar, her türlü alçaklığı yapıyorlar…” şeklindeki, değil bir bilge insanın, değil bir din ve dava adamının, sıradan bir sokak kabadayısının bile ağzına almayacağı argo laflarını…
“Bakınız, ne dediysem aynen çıkıyor… Ne tavsiye etsem hemen yapılıyor…” diyerek velayet taslamaları ve keramet satmalarını görüp dinleyince:
Harun Yahya ve Cavit Yalçın imzalı, kâinatın yaratılış sırlarını ve İslami ahlak esaslarını en güzel ve mükemmel şekilde anlatan yapıtları… ABD ve AB’yi güdümüne alan; ekonomik, siyasi, kültürel, askeri ve teknolojik yönden şeytani plan ve kurallarıyla BM, NATO, IMF, Bilderberg, CFR gibi küresel kurumlarıyla Gizli Dünya Devletini kuran Yahudi Siyonizm’ini ve zulüm düzenini belgeleriyle ortaya koyan o ilmi ve gerçekçi kitapları Adnan Oktar’ın kendisinin yazmadığı ve yazamayacağı gibi hatta bunların büyük kısmını hiç okumamış ve anlamamış olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkmaktaydı.
Ama bu hizmetlerin Onun ismi ve çevresi eliyle yaptırılması bile bir insan için elbette büyük bir şeref ve sevap fırsatıydı… Pek iyide, bu sevap ve saygınlığını ille de boşa çıkarmak, mide bulandırmak ve hakkında suizan oluşturmak zorunda mıydı? Biraz daha ağır, oturaklı, itimat ve itibar kazandırıcı olamaz mıydı? Yoksa kendisini her türlü ikaz ve ihtardan müstağni ve masum mu saymaktaydı?
Ve yine soralım; Sn. Adnan Oktar A9 kanalında “büyük İslam âlimi” olarak övdükleri Üstat Bediüzzaman Hz.leri ve Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi Beyefendi gibi zevatın “ŞERİAT, TESETTÜR VE ADAB-I MUAŞERET” konularındaki kanaat ve uyarılarını hiç okumazlar mıydı? Bu tavırlarını Muhterem Mehmet Şevket Eygi’ye sorsalar acaba nasıl bir yanıt alacaklardı? Evrim teorisinin sahtekârlığını, yaratılış atlası harikasını, İslamın sağlam inanç ve ahlak esaslarını özellikle okuyan ve araştıran kesimlere anlatırken, itimat ve itibar telkin edecek şekilde temiz ve güzel giyinmek elbette lazımdı, ama bu işi abartıp cılkını çıkarmak ve din düşmanlarının eline koz sunmak, hangi mantık ve maksatlaydı.
Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, bu hususta yeterli bilgisi ve belgesi var ki, özellikle AKP kurmaylarını, bürokratlarını ve iş adamlarını, “seviyeli ilişki mi dediniz”[4] başlıklı yazısıyla “gizli ve kirli seks ilişkileri” konusunda uyarmıştı. Dilipak; uyduruk ve geçici (Muta gibi) nikâhlar kıyılarak, hocası ve şahitleri hazır bulundurarak lüks otel odalarında veya özel kiralanmış irtibat bürolarında “sekreter(!) makamında, herkesin zevkine uygun esmer, sarışın, çarşaflı türbanlı kiralık kadınlarla ilişkilerin kasetlere çekilmesi ve gerektiğinde medyaya servis edilmesi tehlikesine karşı, dindar taraftarlarını dikkatli olmaya çağırmıştı!
Zinaya meşruiyet kılıfı geçirmekten başka bir şey olmayan bu tür ahlaksızlığın, özellikle AKP’lileşen zengin ve etkin kesimlerde yaygınlaştığı ve her türlü etiksizliğe “dini etiket”ler yapıştırıldığı bir süreçte, imani ve ahlaki konulara ağırlık veren bir Tv’nin ve görevlilerinin kadın-erkek münasebetlerinde ve kılık-kıyafet seçiminde daha seviyeli ve dikkatli davranmalarını beklemek duyarlı her Müslüman’ın hakkıydı.
“Kahramanlık taslarken hırsızlığı açığa vuran kıpti” misali, Abdurrahman Dilipak’ın “özellikle bizimkilere sesleniyorum” çağrıları, bunların hangi melanetlere bulaştığının ve sapkınlığın hangi merhaleye ulaştığının ispatıydı...
[1] Bak: İsmail Çolak / 31 Ekim 2012 / Zaman
[2] Bak: Kürt Meselesinin Açılımı / Nesil Yay. 2009
[3] 2 Kasım 2012, Aydınlık
[4] 4 Kasım 2012, Akit

VEYSEL E
Veysel : adnan oktar israıle zarar verenı gökkubbeyı başına yıkarız dıyor buna ne dıyeceksın gulum
AKIL FUKARA OLUNCA, FİKİR UKALA OLUR!….
ERBAKAN “İMAM HATİPLER ARKA AHÇEMİZDİR” DEDİ Mİ?
Bu sözün kaynağı gazeteci Yalçın Doğan’dı. Yalçın Doğan da bunu Erbakan’ın söylediğini iddia etmemişti aslında. Bu kendi iddiasıydı.
Yalçın Doğan 13.11.1996 tarihli Milliyet Gazetesi’nde“İmam-hatip mezunları üniversitelerde genellikle hukuk ve kamu yönetimini tercih ediyor. Oradan içişleri, emniyet ve adalet birimlerine yerleşiyor. Refah Partisinin kadroları buralarda oluşuyor. İmam Hatipler gerçekte RP’nin arka bahçesi…!” diyordu.
Sonra Mesut Yılmaz 03.04.1997 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde “Türkiye’de iki zihniyet savaş halindedir. Bu iki zihniyetin bir kutbu GHP çizgisi, diğeri ise RP çizgisidir. Biri ister ki okullar dinsiz ve milliyetsiz bir nesil yetiştirsin. Diğeri imam-hatipler onların arka bahçesi mücahitleri olsun” diye bir açılama yaptı.
Ecevit de bu malzemeyi kullandıve “Kesintisiz 8 yıllık eğitim rejim için önemlidir. İki ayrı kuşak yetiştiriliyor. Erbakan imam-hatip okullarını kendi fidanlığı gibi görüyor. Bu okullar Refah Partisi’nin arka bahçesi olmamalı.” açıklamasını yaptı. Bu açıklama 24.04.1997 tarihinde basında geniş yer buldu.
Daha sonra “İmam Hatipler Arka Bahçemizdir” sözünü Erbakan söylemiş gibi medyada haberler çıkmaya siyasiler yeni açıklamalar yapmaya devam etti.
“İmam Hatipler Arka Bahçemizdir” iftirasına en sert tepkiyi ise Fazilet Partisi Milletvekili Bülent Arınç verdi. Arınç “Şimdi size ifade ediyorum: Şu kadronun içerisinden veya bu kadroyla birlikte olduğunu bildiğiniz herhangi birisinin “imam-hatip liseleri bizim arka bahçemizdir” diye bir yerde konuştuğunu, elinizde bir belge olduğunu, bir gazete kupürü olduğunu -bizzat kendi ağzından veya bir televizyon programında açıkça ifade ettiğini- biliyorsanız, lütfen, bu belgeyi, bugün olmazsa bile yarın getiriniz; (FP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Fazilet Partili ve geçmişte siyaset yaptığımız partiden herhangi bir kimse “imam-hatip liseleri bizim arka bahçemizdir” sözünü söylememesine rağmen, bunu bizim üzerimize yamamaya çalışanlar haindirler, müfteridirler, ahlaksızdırlar. (FP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) (TBMM – 25.04.2001 Çarşamba, üçüncü oturum.)
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic?P4=5371&P5=B&page1=36&page2=36
İspatlamayan Şerefsizdir!!!!
Küfür tek millettir ve aynı merkezden idare edilir sözü bugün bişr kez daha kendini ispatladı, zamanında Önkibarın sözde karşı çıktığı RTE’de aynbı sözleri sarf etmiş ve Mili Gazete de o zaman ispatlamayan şerefsizdire diyerek başlık atmıştı… O tarihten bu güğne bu iddiada bulunan hiç kimsed ispat edemedi ve şereflerini ağızlarında sakız gibi çiüğneyerek tükürdüler, Önkibar içinde bu teklif geçerlidir, aynı zamanda siz beyfendi, Önkibarın ağzından bu söz sarf ettiğiniz için sizin içinde ispat etmeniz gerekmektedir, yoksa sizde Milli Gazetenin başlığının muhatabınız
Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur….
[quote name=”siyami”]s.önkibar tüm sözde islamcıların ayagına basıyo ondan zorunuza gıdıyo ahmet akgul demı sızın ıcınde ab tarıhcısı dıyola önkıbar ulusal kanalda yuregınız varsa cıkın karsısına yada başka kanalda program yapın kım haklı kım haksız gorelım de kımın dogru soyledıgını gorelım onkıbara sız hanı erbakan hocanın meclıste ımam hatıpler arka bahcemız dedıgı lafı sız yok oyle bısey yalan soyluyo dedını z adam ben meclıste kulaklarımla duydum dıyo valla gecenlerde alternatıf programda aynen bırı mesaj attı ona erbakan oyle ımam hatıpler bızım arka bahcemız lafını soylemedı dedı onkıbara adam ben canlı şahıdım dedı hatta meclıs kayıtlarını acalım bakalım dedı bıde cok buyuk yemın de ettı yanı adam neden yalan solesın yanı hem onkıbar ulusalcı degıl sadece ulusal kanal ona alternatıf programını yayınlattırıyo yanı hem adam inkar etmıyo enver orenle çaliştıgını kı sadece kımın maşası oldugunu soyluyo fethullah olsun dıger lerı olsun yanı gorunen koy kılavuz ıstemez şimdıkı zamanda butun tarıkat cemaatler abd ısrail ab den korkuyola onlara tek kelıme etmıyola bı ara cuppelı karşı cıktı bak şimdı içerde onada ayarı verıp oyle dısarıya cıkaracaklar ve ıstenılen şeriat devletıne abd sozde islamcılara verecek ama abd islamını kendı koydugu islamı verecek bıze ha ulkede bolunecek mıllet artık dın kardesı gozu ıle bakmayacak bırbırıne sen sunnı alevı sııı caferı sen kurt turk laz herkes düşman olacak bırbırıne atatürku sılelımde gerısı onemlı degıl dıyo butun tarıkatlar cunku atatürk mason deccal onlara gore sız de bu tarikatlara baglısınız kesın boş yere atatürkü savunur yazılar yazmayın kaç tane tarrıkat varsa atatürke düşman bu ülkede[/quote]
Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur….
Yahu hala akıllanmadınız mı? Elli defa yalan attınız, eeli bir defa morardınız… Hala kalkmış şimdi de Önkibar’In hezeyanlarına ortak oluyorsunuz… Yalan ! Dolan ve iftrira, öykle bir meclis zabtı tutanağı olsa Önkibara kalmazdı bile çoktan bilboardlara konulur idi ama yooookkkk yalancısınız, iftiracısınız…… Önkibarda sandığınız gibi cesur bir adam değil, yine bir akşam Haydar Başın bir kanalında Erbakan hakkında atığ tutuyordu, kanala iki mail attık i söylediği yalanla ilgili belgeler ile ve telefon hakkı da istedik fakat her ne oldu ise program reklamdan sonra bvir daha başlamadı…. Sıkıyı görüncve bu adamlar kaçar gider, sakın bunlara güvenip de yola çıkmayın yazık olur….
Ayrıca istenildiği yerde programda yapar, istenilen kişi ile de program yapılır, haa nereden mi biliyorum, Ahmöet Akgül hocanın hayatını azbucuk bilen de bunu bilir, ama Onun karşısına çıkaracak adam gibi adam bulabilir misiniz onu bilemem…
Ayrıca Atatrk meselesine gelince, kalkın paçanız sıkyorsabir bakıni, Ahmet Hocanın bir yazısında Atatürk hakkında atıp tuttuğunbu veye bugün yazdıklarının aksini söyledğini bulabilecek misiniz? Oysa bugünün hızlı ve Kemalizm diyerek sonradan uydurulmuş ve asla Atatürkle alakası olmayan bir düşüncenin arkasında AKP’nin yaşam alanına katkıda bulunacak hainlikler yapmaktadır….
Cübbeli ve dahi onun gibi bir çok Bel’am hakkında bu sitede uzun zaman önce yazılan bir yazıyı da okursanız, Ahmet Hocanın ondanyada bundan bizden sizden diye ayrım yapomadığını ve Hakk’tan sapan ve dinimize, milletimizei, vatanımıza her kim düzenbazlık, hainlik yaptı ise her kim hatalı ise onu eleştirdiği ve yine her kime haksızlık yapıldı ise yine onada müspet anlamda destek verdiğini göreceksiniz….
Neyse ama dediğimiz laf olsun torba dolsun diyerek değilde gerçekten adam gibi söyledi iseniz Önkibara iletin bakalım o meclis zabtını bulsun yayınlasın yoksa müfteri konuma düşer de müfterilere nasıl davranılırsa öyle davranışı hak eder….
kartal
s.önkibar tüm sözde islamcıların ayagına basıyo ondan zorunuza gıdıyo ahmet akgul demı sızın ıcınde ab tarıhcısı dıyola önkıbar ulusal kanalda yuregınız varsa cıkın karsısına yada başka kanalda program yapın kım haklı kım haksız gorelım de kımın dogru soyledıgını gorelım onkıbara sız hanı erbakan hocanın meclıste ımam hatıpler arka bahcemız dedıgı lafı sız yok oyle bısey yalan soyluyo dedını z adam ben meclıste kulaklarımla duydum dıyo valla gecenlerde alternatıf programda aynen bırı mesaj attı ona erbakan oyle ımam hatıpler bızım arka bahcemız lafını soylemedı dedı onkıbara adam ben canlı şahıdım dedı hatta meclıs kayıtlarını acalım bakalım dedı bıde cok buyuk yemın de ettı yanı adam neden yalan solesın yanı hem onkıbar ulusalcı degıl sadece ulusal kanal ona alternatıf programını yayınlattırıyo yanı hem adam inkar etmıyo enver orenle çaliştıgını kı sadece kımın maşası oldugunu soyluyo fethullah olsun dıger lerı olsun yanı gorunen koy kılavuz ıstemez şimdıkı zamanda butun tarıkat cemaatler abd ısrail ab den korkuyola onlara tek kelıme etmıyola bı ara cuppelı karşı cıktı bak şimdı içerde onada ayarı verıp oyle dısarıya cıkaracaklar ve ıstenılen şeriat devletıne abd sozde islamcılara verecek ama abd islamını kendı koydugu islamı verecek bıze ha ulkede bolunecek mıllet artık dın kardesı gozu ıle bakmayacak bırbırıne sen sunnı alevı sııı caferı sen kurt turk laz herkes düşman olacak bırbırıne atatürku sılelımde gerısı onemlı degıl dıyo butun tarıkatlar cunku atatürk mason deccal onlara gore sız de bu tarikatlara baglısınız kesın boş yere atatürkü savunur yazılar yazmayın kaç tane tarrıkat varsa atatürke düşman bu ülkede
Kardeşlerime Yanıt
İkinci kez yorum yapmamdan dolayı inşaALLAH kimseye rahatsızlık vermiyorum dur.Yorum yapan kardeşlerimiz kendi bakış açılarına göre haklı olabilirler.Lakin ben burada ne Atatürk hakkında,nede Milli Çözüm ekibi hakkında herhangi bir ithamda bulunmadım.Yapılan iyilik ve güzellikleri görüp,onlara destek olmamızın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştım.Ayrıca Aylin hanıma da cevap olarak diyorum ki;ALLAH ın izniyle biz yeryüzünde mutlak manada ALLAH ın iradesinin tecelli etmesini arzulayan ve kendimizi sorumlu hisseden bir inanca sahibiz.Lakin siz hangi bir çevrede yaşıyorsunuz bilmem ama,biz güya dindar bir çevrede bulunmamız ve o ortamda yaşamamıza rağmen,düğünlerimizde kadınlarla,erkeklerin ihtilat etmesiyle beraber, karşılıklı dans edip halay çekmeyi kimse garipsemez ve bundan dolayı rahatsızlık duyanda çıkmaz.Bunların içinde tabi ki bizim en yakınlarımızda vardır.Elbetteki böyle olmasını isteyenlerden değilim.Lakin işte gerçek hayatta bu!Şimdi ne dersiniz!Böyle bir toplumu tamamen dışlayıp kendi kabuğumuza çekilmek mi iyidir,yoksa ne kadar dini değerlere yaklaşılırsa o kadar kardır düşüncesiyle yaklaşmak mı hayırlıdır?Tabi ki ben bizim çevre diyerek dar bir çerçeveden baktım.Ama siz,kafanızı kaldırıp bütün insanlığa bakabilirsiniz.İşte Sn Adnan Oktar Hocamız kafasını kaldırıp insanlığın genel gidişatına bakan ve bunun için çareler arayan gerçek bir dava adamıdır.inşaALLAH.Hoşgörünüz için teşekkür ederim.Saygılarımla!
Ahmet Hoca, hakkını helal et!
Önceleri, “nefsi davranıyor ve devri çıkışlar yapıyor” diye Ahmet Akgül Hoca’ya kötü gözle baktık. Teşkilatta fitne çıkarıyor sandık. Ama sonunda 30 yıl geçince şimdi yeni anlıyoruz ki, O hep haklı çıkıyor. Çünkü Kur’an’a, Hz. Peygamber Aleyhisselama dayanıyor, Davamıza ve Hocamıza bağlı kalıyor. Tayip Erdoğan’ın, NUman Kurtulmuş’un, Adnan Oktarı’ın, Fetullah Hoca’nın ve şu El-Aziz takımının ayarını yıllar öncesinden ortaya koyuyor ve kimin hakkında ne söylediyse hepsi bir bir gerçekleşiyor. Bildik bileli haklı çizgisinden asla sapmıyor ve hiç kimseye riyakarlık yapmıyor.
[b]Ey yiğit ve bilge insan! Sana çok hakaret ve haksızlık yaptık. Hakkınızı helal edin. Allah yolunuzu açık etsin.
[/b]
Ali Şahinyurt
VEYSEL’E YANIT
Karnınızla değil, aklınızla yaklaşın!
Sn.Osman Eraydın’ın Milli Çözüm Dergisinde yayınlanan gerçekçi ve ilmi tesbitlerini ya anlayamamışsınız yada çarpıtmaya çalışmışsınız.
Önce o yazıda Harun Yahya ve Cavit Yalçın imzalı eserler ve Global yayıncıncılığın Darvinizmi çürüten belgeleri ısrarla övülüp sahip çıkılmıştır.
İkincisi sizin imalı sözlerle kötülemeye çalıştığınız Atatürk hakkında Adnan Oktarın överek yazdığı bir sürü kitabı vardır. Asıl konu ise, hem Erbakanın hemde Mustafa Kemalin,daha da önemlisi Kur’anın ve Resulullahın lanetlediği siyonist Yahudilere ve saldırgan İsrai’e Adnan oktarın talihsiz yaklaşımı ve masum Filistinlilerle bir tutmasıdır.
Bir yandan”İsraile terörist diyenler haksızlık ve kışkırtıcılık yapmakltadır!” diyen Adnan Oktar,diyer taraftan kof bir horazlanma ile İsraile terörist diyen Recep Tayyip Erdoğan’ı Mehdi diye alkışlamaktadır ve tam bir çelişki ortaya koymaktadır.
Numan Kurtulmuşun Erbakan’a ve davamıza hıyanet ettiği gibi ,Recep Erdogan ve AKP ondan bin beter davranmamış mıdır?Ve şimdi Numan’la Erdoğan birleşip kucaklaşmamış mıdır?
Sizi gidi safdirik çifte standartlılar ve hainlere arka çıkan zavallılar!..Kuran’ı Mihenk Rasulullahı örnek,Erbakan’ı lider edinmeyen;kendi kısır aklını ve basit çıkarlarını,yani kendi nefsi hevasını ilah edinen sapıkların sonu budur!
Asım Tatlısu
bu nasıl bir mantık
veysel bey yorumunuzu okuyunca hem şaşırdım hemde bir bayan olarak utandım.
Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken Sn Adnan Oktar ın yaptığı tüm hayırlı hizmetleri küçümsemek ve yok saymak için,ısıtıp ısıtıp programında ki bayanları bir kusurmuş ve büyük bir ayıpmış gibi göstermek çağımız gerçekleriyle uyuşmamaktadır diyerek ne kadar nefsani bir yakalaşım yaptığınızı ve ayarınızı ortaya koymuşsunuz. peygamber efendimizin utanmazsan dilediğini yap hadisi şerifi tam sizin gibi utanma ve haya yönünden çok uzak kalmış ve her günahı mübah gören kişiler için söylenmiştir. şimdi size soruyorum çağımız gerçeği dediğiniz bu hayasızca yaklaşımlara sıcak bakıyorsunuzya ozaman kendi kız kardeşinizin, ablanızın veya kız akrabanızın o sahnelerde yer almasını ve bulunmasınıda istermisiniz. yok olmaz diyerek yazdıklarıma kızacaksanız, o zaman kendinize yapılmasını istemediğiniz bir olayı neden başkasına çağımızın gerçeği diyerek reva görüyorsunuz. islama göre adnan oktarın yaptığını neresi doğru Allah aşkına. tüm mesele şu günümüz müslümanları anlaşılıyorki veysel beyde buna dahil, inandığı gibi yaşayan değil yaşadığı gibi inanan bir toplum haline gelmiştir. bu gerçeklerle bizleri aydınlattığı için milli çözüm dergisine çok teşekkür ediyorum. Allah yolunuzu açık etsin. Allaha emanet olun.
ah veyselim ah
veyselim sen daha çok ısırılırsın aynı delikten. adnan oktarın yaptıklarının kur-an’i ölçülere göre yeri nedir doğrumudur yanlışmıdır hiç düşündünmü. milli çözümün atatürkle ilgili yazdıklarını iyi okuyup ne anlatmak istediğini iyi analiz edip ondan sonra yorum yapmak gerekiyor. çünkü milli çözüm belge ve ıspatla olaylara yaklaşıyor ama sizin gibi önyargılı olan insanlar milli çözüm böyle demişse hemen muhalefet olayım edasıyla belge ve ıspatla yazılmış yazılara körü körüne karşı çıkıyorssunuz ve oyazının aslında doğru olduğunu kendi belgelerinizi ortaya koyamadığınız için doğrulamış oluyorsunuz. adnan okta çıplak kadınlarla yalpalarken sen numana şöyle dedide böyle dedide geç bu basit düşünce ayaklarını. numana öyle dedi gazzelilerede suçlu damgası vurmaya çalıştı. nmana öyle dedi akpnin melanetlerini temizlemeye çalıştı numana öyle dedi harun yahya ismine zarar getirecek her türlü ahlaksız yaklaşıma kapı açtı. sana bir fırsat veyselciğim bende senin gibi yazıyı okuyarak yorum yaptım haydi şu yukarıdaki yazıyı çürütecek ve yanlış ifadelerin olduğunu kanıtlayacak belgeler ortaya koy seni hem tebrik edelim hemde bundan sonra daha dikkatli ve temkinli hareket edelim. ama yok kardeş yok. sizinki önyargıyla boşa kürek çekme olayı. milli çözüm hakkı savunuyor ve haykırıyor, sizlerde birilerinin oyununa gelerek şartlanmış ve olaylara at gözlüğüyle bakarak milli görüşün gerçek savunucuları olan milli çözüme düşmanlık yapmayı görev adetmişsiniz. yazık hemde çok yazık. yakında diliniz uçuklayacak ve çok pişman olacaksınız ama iş işten geçmiş olacak. bu olumsuz, şartlı tavır ve yaklaşımları gördükçe milli çözüme dahada yaklaşıyor ve sonuna kadar milli çözüm okuyucusu ve destekleyicisi olarak kalacağımı belirtmek istiyorum.
Davamızı Savunanı Savunurum
Ne yazık ki,Sn Adnan Oktar hakkındaki yorumlarınız,bakış açınız adaletli,insaflı değil.Hele hele Atatürk ve Erbakan Hocayı savunan,ideal önderler olarak gören bir cemaat için ise tam bir çelişki.Ben Atatürk hakkında herhangi bir yorum yapmıyorum.Nasıl bir modern Türkiye inşa etme çabası herkesçe malum.Erbakan Hocamıza gelince Milli Görüşçüler iyi bilir ki,geleneksel islami anlayışın kırılması yönünde bir çok adımın atılmasına Erbakan Hocamız vesile olmuştur.Örneğin müslümanların siyasetten uzak olması gerektiği fikrinin güçlü olduğu bir zamanda siyasal islam hareketini başlatmıştır.Dahası CHP ile birlikte olmanın komünistlikle beraber olunacağı yaygarasının yapıldığı bir ortamda chp ile koalisyon yapmaktan çekinmemiştir.Kadınların iş hayatına atılmasında çekingen davranan dindar kadın toplumuna siyasette rol vermekle kalmamış,aynı zamanda açık,makyajlı kadınlarla aynı safta mücadele imkanını da sunmuştur.Tabi ki misalleri dahada çoğaltabiliriz.Şimdi tüm bu gerçekler ortada iken Sn Adnan Oktar ın yaptığı tüm hayırlı hizmetleri küçümsemek ve yok saymak için,ısıtıp ısıtıp programında ki bayanları bir kusurmuş ve büyük bir ayıpmış gibi göstermek çağımız gerçekleriyle uyuşmamaktadır.Ayrıca Sn Adnan Oktar ın internette ve televizyon kanalında farklı farklı konularda yüzlerce faydalı,bilimsel videoları varken,cımbızla işinize gelen cüzi kısımları alıp,keyfinize göre yorumlamanız ilmi ciddiyetten uzaktır.Mesela,Erbakan Hocamızı adeta yok sayan,Numan Kurtulmuş hareketinde Sn.Adnan Oktar ın her şeyi göze alarak nasıl günlerce mücadele ettiğini hiç görmediniz mi?En azından bir teşekkür mahiyetinde videoları siteleriniz de bir kez olsun gösterme zahmetinde bulundunuz mu?Son olarak diyoruz ki;birbirimizin iyilik ve faziletlerini görerek,İslam Birliği uğrunda ittifak etme erdemliliğini gösteremezsek,biz daha çok edebiyat parçalamaya devam edeceğiz.
Vıcık vıcık, sapla samanı karıştırmak buna denir….
[b][i]Adnan Oktar, A9 kanalında Gazze’ye yönelik saldırılarla ilgili çok tartışılacak sözler söyledi. Oktar, konuşmasında İsrail’e roket atan mücahitleri suçlarken, İsrail’in de savunma yaptığını ileri sürdü[/i][/b]
Yazınızla eş zamanlı örtüşen yukarıdaki haberi konu olanbir olayda ben nakletmek istiyorum, malum Azgın İsrail’in Gazze’de, istese ve savaş kurallarına göre de yapması gereken, Hamaslı bir komutanı ufak bir operasyonla da yapacağı saldıryı, uzaktan tonlarca ağırtlığındaki bir füze ile havaya uçurması ve çevresindeki bir çok sivil insan ve mülküde harabeye çevirerek başladığı ve hamasın da buna hemen füzelerle(!?) karşılık vermesi ile ortaya çıkan Gazze halkının maruz kaldığı insanlık dışı durum hakkında Adnan OKtar’ın görüşlerini bildiren bir yayını kendi kanalında izledim…
Ağzında geviş getirdiği ve ekranlara cak cuk diye sesler çıkartarak ve O konuşurken kamera masada oturan pavyon kılıklı kadınları yakın plna teker teker çekerken, Adnan Oktar ise ağzındakini çiğneyerek cauk ccuk diyerek, Yok Hamas İsraile füze atarsa İsrailde onlara karşı atarmış, ne lüzum varmış, daha dün İSrailli Yahudi güzel hahamlarla görüşmüşmüş, her iki tarafında (!?) Mehdiye ve Mesih’e ihtiyacı varmış, diyerek ağzındaki , her ne çiğniyor idi ise, çiğneme sesleri eşliğinde, kavrulan, paramparça olan Filistin-Gazzer halkı ile alakalı bırakınız Müslümana, bir insana yakışmayacak yorumlarda bulunuyordu…
Aklı başında bir insanın bu kadar alçalamayacağını farzederek, Adnan OKtar’ın bütün bunları kasıtlı olarak, yani zamanında başta Harun Yahya mahlaz ismi ile yayınlanmış oılan ve bir çok insanın Hidayetine vesile olan ve gerçek anlamda dinimizi ve düşmanımızı, Siyonizmi, tanımamıza vesile olan kitapların ağırlığını ve değerini alçaltmak için yapılmış ve kendise verilen rolü oynayan acemi bir figüran gibi davrandığı sırıtmaktaydı…..
İnanmayanlar için aşağıda haber linklerini veriyorum….
http://www.on5yirmi5.com/genc/haber.110286/adnan-hoca-filistinliler-suclu-israil-masum.html
http://www.islamigundem.com/adnan-oktar-israil-gazzeyi-bombalamakta-hakli-haber-47049.html
http://turkyurdu.com/haberler/adnan-oktar-israil-gazzeyi-bombalamakta-hakli
Aşağıdaki videoda ise bu rezilliğin videosunu izleyebilirsiniz….
Adnan Oktar’In nasılda hakla batılı karıştırdığını, ve nasıl sapla samanı karıştırıp olayları sapıttırdığını göreceksiniz…
[youtube]0Jh28glhY_g[/youtube]
sayenizde
Bir müddettir yayınlarınızı ilgi ve beğeni ile takip ediyorum.Üstteki yazıda vurgulanan sn Önkibar’ın şaşkınlık yaşadığını söylediği konular benide meşgul etmişti ancak sizi tanıdığım süre boyunca bunlara doyurucu açıklamalar buldum.Sn Oktar’ın da bazı kitaplarını okuyunca çok etkilenmiştim ancak tv den biraz takip edince hayal kırıklığına uğramıştım bu konudada anlatılarınızla taşlar yerine oturuyor.Dine karşı epey mesafeli duran bir ortamdan gelen biri olarak yaşamım açısından en önemli konu olarak gördüğüm, sayenizde İslamın gerçeği ile tanışmış olmam konusudur.Bunun yanısıra Sn Erbakan Hocanın ne kadar büyük ve bilge bir devlet adamı ve her yönüyle örnek bir insan oldugunu sizin kanalınızla öğrendiğim için kıvanç duyuyorum.Tüm bunlara ilave olarak Atatürk’ü doğru anlamayı,vatanın nasıl sevileceği ve yapılması gerekenler ile ilgili de vb bir okul gibisiniz.Çok teşekkürler değerli Milli Görüşçü arkadaşlar umarım bende sizin gibi birisi olabilirim .Son olarak sayın Akgül’ü TÜYAP ta ilk kez canlı dinledim gerçekten ülkemiz için tam bir milli deger ,onun gibi bir şahıs neden siyaset arenasında değil? merak ediyorum.Böyle zorlu bir süreçte Sn Akgül’e Türkiyenin ihtiyacının olduğunun görülmesi gerekmiyor mu? İçtenlikli sevgi ve saygılarımı iletiyorum…