YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661b0bd74daa4
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 1743
Dün : 26764
Bu ay : 300329
Geçen ay : 453014
Toplam : 23079293
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

SN. ERDOĞAN’A SON KUR’AN UYARISI

      

Milli Çözüm Ekibinden Ali Kılınç’ın İlginç Rüyası – Konya – 25 Kasım 2020

Rüyamda: Aziz Erbakan Hocamız çok kızgın ve üzgün bir şekilde görünüyorlar. Ben hemen koşup Erbakan Hocamızın mübarek ellerini öptükten sonra Erbakan Hocamız bana: “Bu iktidar sahipleri artık ne yaptıklarının farkında değiller, başlarına gelecekleri bilmiyorlar… Büyük bir felakete doğru gidiyorlar!” buyurdular. Ben: “Aziz Hocam, kimden bahsediyorsunuz?” diye sordum. Erbakan Hocamız: “(Şu anda) Bu ülkenin başındaki iktidar olanlara kızıyorum ve uyarıyorum. Korkuyorum ki neredeyse Mümtehine Suresi’nin son ayetine muhatap olacaklar. Ahmet’e (Akgül’e) hemen iletin, Mümtehine Suresi’ni neşrederek gerekli ikaz ve uyarıları mutlaka yapsınlar!” buyurdular ve ben tekrar Erbakan Hocamızın mübarek ellerinden öperek: “Emredersiniz Aziz Hocam!” diyorum ve o esnada uyanıyorum.

İşte Mümtehine Suresi ilk ayeti:

Ey iman edenler, (sakın) Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan (kişileri, çevreleri ve ülkeleri) evliya (dost ve müttefik) edinmeyin. (Zalim ve kâfir güçlerin hükmüne ve himayesine girmeyin. Bu uyarılarıma rağmen hangi sebep ve beklentiyle) Siz hâlâ onlara karşı meveddet (yaranmak için muhabbet ve destek çağrısı) yöneltmekte (ve onlara yakınlık mesajı ve tavrı iletmekte)siniz; oysa onlar size Hakk’tan gelen (Kur’ani emir ve hükümleri) inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a imanınızdan dolayı, Elçiyi de, sizi de (ülkenizden, Hak ve hürriyetlerinizden) çıkarmaya girişmişlerdir. Eğer siz, Benim uğrumda (Kur’an’ın adalet kurallarını hâkim kılmak ve herkese temel insan haklarını sağlamak üzere) CİHAD etmek ve Benim rızama erişmek (niyeti ve gayretiyle yola) çıkmış iseniz; (nasıl oluyor da hâlâ kalbinizin içinde zalim ve kâfir güruhuna) onlara karşı meveddet (sevgi ve destek) gizliyorsunuz? (Oysa) Ben sizin gizli tuttuklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (zalim ve kâfir güçlere yaranmaya ve sığınmaya çalışırsa), artık o kesinlikle (Hakk) yolun ortasından şaşırıp-sapmış birisidir.

Mümtehine Suresi son ayeti:

“Ey iman edenler! Allah’ın gazabına uğramış bir kavmi (fikren ve fiilen sapıtıp Yahudileşmiş kesimleri, sakın) veli (yönetici) edinmeyin!.. (Zira bunlar küfür ve zulüm ehlidir.) Ki, kâfirler kabirde olanlardan ümitlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümitlerini kesmiş (sadece dünyaya yönelmiş)lerdir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Dikkat Çeken ABD ve AB Çağrısı!

Sn. Erdoğan, Trump’ın bizzat kendisine ve ülkemize yönelik hakaretlerine rağmen, son dönemde S-400 sıkıntısı, Halkbank davası, Suriye ve Akdeniz sorunları nedeniyle gerilen ABD-Türkiye ilişkilerinde değişim sinyali vererek; “Amerika ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi, bölgesel ve küresel tüm meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak arzusundayız” mesajı yollamış, Avrupa’ya da “Geleceğimizi birlikte kurmak istiyoruz” demekten sakınmamıştı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kütahya, Afyonkarahisar, Batman ve Siirt 7. Olağan İl Kongrelerinde canlı bağlantı üzerinden konuşurken bunları tekrarlamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’ne de Türkiye’ye ayrımcılık yapmama çağrısı yaparak, ‘Geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz.’ hatırlatmasında bulunmuşlardı.

Erdoğan’dan Biden’a Tebrik Mesajı

Sn. Erdoğan, ABD’de Başkanlık seçimini kazanan Joe Biden’a gönderdiği tebrik mesajında “Ülkelerimiz arasındaki güçlü iş birliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

• “Başkan Yardımcılığınız sırasında da birçok vesileyle görüştüğümüz gibi, Türkiye-ABD ilişkileri köklü temellere dayanan stratejik bir nitelik taşımaktadır.

• Günümüzde küresel ve bölgesel düzeyde karşılaştığımız sınamalar, ortak çıkarlar ve değerlere dayalı bu ilişkilerimizi daha da geliştirmemizi ve güçlendirmemizi gerekli kılmaktadır.

• Önümüzdeki dönemde ABD yönetimiyle bu doğrultuda yakın çalışma hususundaki kararlılığımızı tekrarlıyor, ülkelerimiz arasındaki güçlü işbirliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum.” diyerek asıl safını ve sıfatını ortaya koymuşlardı.

Erdoğan bu çağrıları tekrarlarken Doğu Akdeniz’de “Türk Gemisine Hukuk Dışı Saldırı ve Arama” yapılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) bu saldırıyı: “Türk gemisine hukuk dışı arama” başlığı altında “Yunan komutan tarafından sevk ve idaresi gerçekleştirilen İrini Harekâtı’nda görevli Alman firkateyni, Türkiye’den Libya’ya gıda ve boya gibi muhtelif maddeler taşıyan gemiyi, Doğu Akdeniz’de, Mora Yarımadası’nın güneybatısında uluslararası hukuka aykırı şekilde durdurdu ve aradı” şeklinde aktarmıştı.

İrini Harekâtı, Birleşmiş Milletlerin (BM) Libya’ya yönelik silah ambargosunun denetlenmesi için Avrupa Birliği (AB) tarafından Akdeniz’de başlatılan tartışmalı bir operasyon olma özelliği taşımaktaydı. 2292 No’lu BM Güvenlik Konseyi kararında meşru hükümet olarak yer alan Milli Mutabakat Hükümeti ile istişare ve izin zorunlu kılınmış olmasına rağmen başlatılan İrini Harekâtı, taraflı ve yasa dışı bir operasyon olarak tepki toplamıştı. Bazı Avrupa ülkeleri, AB fonlarından yararlanabilmek için operasyona ses çıkarmazken daha cesur davranan bazı ülkeler ise tepkilerini koyarak operasyondan çekilme kararı almışlardı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Meclis’te konuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlamıştı.

Bir gazetecinin Türk ticaret gemisine yönelik hukuk dışı aramaya ve İrini Harekâtına yönelik değerlendirmesini sorması üzerine Akar, “İrini Harekâtı başlangıcından beri sakat doğmuş bir harekât. Uluslararası hukuk bakımından sağlam temellere dayanmamaktadır. Bunun uygulaması da aynı şekilde sıkıntılı olmaktadır. BM tarafından tanınan Milli Mutabakat Hükümeti’nin izni ve onun oluruyla bütün faaliyetlerin yürütülmesi lazımdır. Fakat bu konuda maalesef bu harekâtı icra edenler bunlara dikkat etme gereği duymamaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.

AB yetkilileri ise: “Gemide arama yapılacağını 4 saat önceden Türkiye’ye bildirdik ama cevap alamadık” iddiasında bulunmuşlardı.

AB Dış İlişkiler Servisi, Türkiye bandıralı bir geminin Libya’ya kaçak silah taşıdığı şüphesiyle Almanya askerleri tarafından aranması hakkında açıklama yapmıştı.

AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS), Türkiye bandıralı MV Roseline A isimli geminin Alman askerleri tarafından aranması hakkında, “Türk Dışişleri Bakanlığı’na 4 saat önceden haber ulaştırıldığını ve Roma’daki Türkiye Büyükelçiliği’nin talebiyle yanıt süresinin 1 saat daha uzatıldığını ancak Türkiye’den yanıt alınamadığını” aktarmıştı. Dışişleri Bakanlığı ise, Türk gemisine yönelik olarak İrini Operasyonu kapsamında yapılan arama için; “Ne kaptanın ne de bayrak devleti olarak ülkemizin izni alınmamıştı” açıklamasını yapmıştı.

EEAS, “Verilen sürenin sonunda Türkiye’den yanıt alınamadığını ve geminin, NATO prosedürleri de dahil olmak üzere, uluslararası prosedürlere göre denetlendiğini, denetimin, Türkiye’nin gecikmeli bir şekilde teftiş iznini reddettiğini bildirmesiyle askıya alındığını” vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı teslimiyetçi bir hevesle; ‘AB’den yanayız’ buyurmuşlardı, ama AB bunu Gemi baskınıyla yanıtlamıştı:

“İlk defa böyle bir şey oluyordu. Adamlarımız gemide esir alınmış gibi muamele görüyordu. Bu çok ciddi bir krizdir. Savaş ilanının bir alt kademesidir bu. Türkiye’nin bu haydutluğa hemen ve çok şiddetli bir şekilde cevap vermesi gerekiyordu. Bu olay başımıza çuval geçirme olayı gibi bir durumdur. Yok, böyle bir şey olamaz ve bu hakarete katlanılamaz!” diyerek bu olayı çok sert ifadelerle eleştiren Amiral Cem Gürdeniz, “Bu gemi baskını açıkça ve düşmanca bir harekettir. Bunun adını koyalım. Alman ve Yunan karar vericiler bu işin içindedir. Taktik komutan Yunan albaydır. Türkiye’ye karşı düşmanca harekette bulunmuştur. Zira yapılan bir deniz haydutluğudur. Bu işin çözümü, Alman hükümeti Türkiye’den özür dilemelidir. AB (Sn. Cumhurbaşkanı üzerinden bize) şu mesajı vermiş oldu: “Sen geleceğini Avrupa Birliği’nde görsen bile, ben seninle beraber değilim.”

İsrail basınının iddiasına göre: Görev süresi dolmadan Trump İran’ı vurmaya hazırlanmaktaydı!

İsrail’de yayın yapan “Walla News” gazetesinde yer alan haberde, ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresi dolmadan önce İran’ı vurma emri verebileceği gündeme taşınmıştı. İsrail hükümetinin ise Trump’ın bu hamlesine karşılık orduya “hazırlıklı olun” talimatı verdiği medyaya yansımıştı. İsrailli yetkililerin ise 20 Ocak’a kadar geçecek sürenin “hassas bir dönem” olduğunu dile getirdikleri konuşulmaktaydı. Daha önce New York Times gazetesi, Trump’ın İran’ın nükleer tesisini vurmaktan danışmanlarının tavsiyesi üzerine vazgeçtiğini yazmıştı.[1] Bütün bunlar, yeni Başkan seçilen Siyonist Joe Biden’in şeytani planlarına bir hazırlık basamağı olmasındı!? Bütün bunlara rağmen hâlâ ABD ve AB’nin himayesine sığınmak nasıl bir tutarsızlıktı? Oysa İran müdahalesinin asıl hedefinin Türkiye’yi kuşatmak olduğu açıktı!.. Ve zaten bundan bir hafta sonra İranlı Nükleer Uzmanı Fahrizade bir suikasta uğramıştı (27 Kasım 2020).

Bu arada ABD’nin F-35 uçağında B61-12 tipi nükleer bombanın tam boy modelini test ettiği ortaya çıkmıştı.

ABD’nin B61-12 tipi nükleer bombanın tam boy modelini ilk kez F-35A savaş uçağında test ettiği anlaşılmıştı. ABD Enerji Bakanlığı Ulusal Nükleer Güvenlik Yönetimine bağlı Sandia Laboratuvarından yapılan açıklamada, içeriğinde nükleer bileşen bulunmayan bombanın tam boy modelini Nevada eyaletindeki Tanopa Test Sahasında F-35A tipi uçakla test ettiklerini açıklanmıştı. Test sırasında uçağın ses üstü hızla uçarken iç mühimmat bölmesinde taşıdığı B61-12 model bombayı 10 bin 500 feet yükseklikten fırlattığı belirtilen açıklamada, bombanın 42 saniyede hedefine ulaştığı vurgulanmıştı. Laboratuvar mart ayında F-15E tipi savaş uçağında ve B-2 Hayalet tipi bombardıman uçaklarında bu silah sistemlerini denediği konuşulmaktaydı. ABD’nin nükleer güç durum belgesinde, konvansiyonel kalkış ve iniş yapabilen F-35A tipi beşinci nesil savaş uçaklarını, nükleer bombalar için platform olarak kullanmayı planlandığı yazılmıştı.[2]

ABD ile Müttefiklik, İsrail’le ‘Normalleşme’ Olmazdı!

“İslam dünyası kendi evindeki yangına neden bu kadar ilgisiz kalmaktaydı? Mekke, Medine, Kudüs, Filistin ve Doğu Türkistan (Sincan) gibi kutsal toprakların bugünü ve yarını Müslümanlar için kendi evleri kadar önemli konumdaydı. Oralar günümüzü ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren diyarlardı. Kutsallarına sahip çıkamayanlar, kendilerine ve ülkelerine de sahip çıkamazlardı.

Bölgede en büyük tehlike, İsrail çetesinin varlığıydı. İslam toprakları üzerindeki haksızlıklara karşı mücadele etmek öncelikle Müslümanların görevi sayılırdı. Vicdanlı Yahudiler ve Batılılar içinde bile, az da olsa İsrail’in işgal ve zulmünü kabul etmeyen insanlar da vardı. Yahudi asıllı bilim insanı Evelyn Fox Keller, Tel Aviv Üniversitesi’nce verilen bilim ödülünü kabul etmemiş; “İsrail’in kabul edilemez politikaları yüzünden Yahudi olmaktan utanç duyuyorum” (07.05.2018) demekten sakınmamıştı.

Siyonizm karşıtı Yahudilerden Haham Yisroel Dovid Weiss, “Siyonizm antisemitist ve sapık bir ideolojidir. İsrail diye bir devlet yok ki, başkenti Kudüs olsun! Siyonistler doğruyu yanlış; yanlışı doğru göstermeye çalışıyorlar” (17.05.2018) diye çıkışmıştı.

Filistin topraklarına Yahudi yerleşimci yerleştirmeye çalışan İsrail çetesine, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Borrell şöyle tepki koymuşlardı: “Yerleşimler uluslararası hukukta gayrimeşrudur. AB, taraflarca mutabık kalınanlar dışında, Kudüs de dâhil olmak üzere, 1967 öncesi sınırlardaki herhangi bir değişikliği kabul etmeyecektir.” Bu örnekler, İslam dünyasının ve yönetici tabakasının kendi topraklarına sahip çıkma konusundaki görevlerinin önemini hatırlatmaktaydı!

‘Normalleşme’ Sahtekârlığı!

“ABD’nin öncülüğünde İsrail ile imzalanan Yüzyılın Anlaşması (dayatması) planının hemen ardından, İsrail ile bazı Körfez ülkeleri arasında “normalleşme” rüzgârları esmeye başlamıştı. Siyonist İsrail ile “normalleşme” kavramı birbirine o kadar yabancı ki! Her şeyden önce İsrail, bölgeye işgal ve hilelerle yerleşmiş durumdaydı. Oralar Filistinlilerin öz vatanıydı! İşin “normal” olanı, işgalci İsrail’in vakit geçirmeden Filistin topraklarını terk edip çıkmasıydı. İsrail’in en büyük destekçisi Amerika’dır. (Erbakan Hocamızın buyurdukları gibi:) Eğer, Amerika İsrail’i çok seviyorsa 10 milyon km2’ye ulaşan geniş topraklarından yer ayırmalıydı. Mazlumların toprakları ile işgalciye iyilik(!) yapmak ABD’nin sahtekârlığıydı.

BAE ve Bahreyn’le başlayan; Umman, Sudan, Suudi Arabistan ve Mısır’ın sırada olduğu söylenen “normalleşme” rüzgârı ile başta Filistin olmak üzere, İslam toprakları üzerinde ciddi ve şeytani hesaplar yapılmaktaydı. İsrail, “normalleşme” diyerek, Filistin topraklarına yerleşmeyi amaçlamaktaydı. İsrail Başbakanı Netanyahu, Etiyopya’daki 2 bin Yahudi’yi işgal ettiği Filistin topraklarına yerleştireceğini açıklamıştı. (19.10.2020) BAE ve Bahreyn ile İsrail çetesi arasındaki “normalleşme” anlaşmasının Amerika’da imzalanması, planın asıl sahibinin kimliğini ortaya koymaktaydı. ABD’deki anlaşma ile bu ülkeler ve İsrail arasındaki vizeler kalkmış, İsrail Varlık Fonu oluşturmuşlardı. Buna göre, İsrail’e ait olan Asya-Avrupa Boru Hattı Şirketi (EAPC), BAE ve Bahreyn’e ait petrolleri Avrupa’ya taşıyacaktı. Bu anlaşma ile ABD ve İsrail’in İslam dünyasını daha fazla sömürme yolu açılmış olmaktaydı.”[3] Ve şu soru hâlâ yanıtını aramaktaydı: Erdoğan iktidarı daha önce İsrail’le imzaladığı normalleşme anlaşmasını niye hâlâ resmen iptal ettiklerini açıklamamışlardı?

      

MÜMTEHİNE SURESİ MEALİ KERİMİ:

Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla

        

1- Ey iman edenler, (sakın) Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan (kişileri, çevreleri ve ülkeleri) evliya (dost ve müttefik) edinmeyin. (Zalim ve kâfir güçlerin hükmüne ve himayesine girmeyin. Bu uyarılarıma rağmen hangi sebep ve beklentiyle) Siz hâlâ onlara karşı meveddet (yaranmak için muhabbet ve destek çağrısı) yöneltmekte (ve onlara yakınlık mesajı ve tavrı iletmekte)siniz; oysa onlar size Hakk’tan gelen (Kur’ani emir ve hükümleri) inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a imanınızdan dolayı, Elçiyi de, sizi de (ülkenizden, Hak ve hürriyetlerinizden) çıkarmaya girişmişlerdir. Eğer siz, Benim uğrumda (Kur’an’ın adalet kurallarını hâkim kılmak ve herkese temel insan haklarını sağlamak üzere) CİHAD etmek ve Benim rızama erişmek (niyeti ve gayretiyle yola) çıkmış iseniz; (nasıl oluyor da hâlâ kalbinizin içinde zalim ve kâfir güruhuna) onlara karşı meveddet (sevgi ve destek) gizliyorsunuz? (Oysa) Ben sizin gizli tuttuklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (zalim ve kâfir güçlere yaranmaya ve sığınmaya çalışırsa), artık o kesinlikle (Hakk) yolun ortasından şaşırıp-sapmış birisidir.

2- Eğer onlar, sizi (her yönden zayıf ve çaresiz konumda) yakalayıp ele geçirirlerse, (kesinlikle) sizin düşmanınız gibi hareket (ve hakaret) edecekler ve size ellerini ve dillerini kötülük için uzatıp (zahmet ve eziyet vereceklerdir). Ve onlar (Hakkı ve hayırlı olanı terk ve) inkâr etmenizi arzu edip dayatmak üzere (çeşitli hile ve hıyanetler peşindedirler).

3- (Şayet ailenizi ve yakın çevrenizi koruma kaygısıyla, Allah’ın ve İslam’ın düşmanlarına kanacak olursanız aldanırsınız.) Zira yakın akrabalarınız ve çocuklarınız, kıyamet gününde size hiçbir yarar sağlayamazlar. (Allah iman ve itaat ehli olmayan yakınlarınızla) Sizin aranızı (ahirette) ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

4- (Ey mü’minler! Hz.) İbrahim’de ve onunla beraber (hareket edenlerde) sizin için (şöyle) güzel bir örnek vardır; hani onlar kendi (sapkın ve azgın) kavimlerine demişlerdi ki: Biz sizlerden ve Allah’tan gayrı tapındığınız (her şeyden ve herkesten) uzağız!.. (Böylece) Sizi (sisteminizi ve bâtıl düşüncelerinizi) tanımayıp inkâr etmiş bulunmaktayız! Artık sizinle (her türlü teslis akidesinden, şirkten ve zulümden vazgeçip); Allah’a “Bir” olarak (Cenab-ı Hakkın; Zatında, İcadatında (her şeyi hiç yoktan yaratmasında), İcraatında ve Şeriatında asla eşi ve şeriki olmadığı gerçeğini kavrayıp) iman edinceye (ve herkesin temel insan haklarını gözetinceye) kadar, aramızda ebedi bir düşmanlık ve kin tutmaklık (ayrılık ve aykırılık) baş göstermiştir. Ancak İbrahim’in babasına: “Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah’tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için (yardım etmeye) gücüm yetmez” demesi hariçtir. (Ki bundan da men edilmiştir. Artık mü’minlere gereken:) “Ey Rabbimiz, biz ancak Sana tevekkül ettik ve ‘içtenlikle Sana yöneldik.’ Dönüş Sanadır” (diye dua etmektir).

5- “Rabbimiz, bizi inkârcılar (kâfirler ve münafıklar) için bir fitne (aleti) kılma! (Onların bizi kandırıp kullanmasına fırsat tanıma.) Ve (dinsizlere ve münafık kimselere yaranma amaçlı davranışlarımızdan dolayı) bizi bağışla (Rabbimiz.) Şüphesiz Sen Üstün ve Güçlüsün, yegâne Hüküm ve Hikmet sahibi olan Sensin.”

6- Andolsun, onlarda (Peygamberlerde ve sadık takipçilerinde) sizlere; Allah’ı ve ahiret gününe (inanıp, rahmetini) umanlar için, güzel bir örnek vardır. Kim (Hakk’tan ve hayırdan) yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan sonsuz zengindir), Hamîd’dir (övülmeye layık olan Rabbinizdir).

7- Ama umulur ki Allah, sizlerle onlardan; kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz(den iyi niyet sahipleri olanlar) arasında bir sevgi-bağı meydana getirir (ve onları da hidayete eriştirir). Allah, (her şeye) Güç yetirendir. Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

8- Allah, sizinle din konusunda savaşmayan (İslam’ın adaletini hâkim kılmaya ve dininizin hükümlerini yaşamaya engel olmaya çalışmayan)lara, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara (vatanınıza ve bağımsızlığınıza göz dikip, temel insan haklarınızdan mahrum bırakmaya uğraşmayanlara) iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi men etmez (insaflı ve insan haklarına saygılı gayri müslim insanlara hoş ve yumuşak davranmak gerekir). Çünkü Allah, doğru ve dengeli davrananları sevendir.

9- (Ancak ey mü’minler!) Allah, din konusunda sizinle savaşanları (İslam’ı yıkmaya ve yozlaştırmaya çalışanları), sizi yurtlarınızdan (huzur ve hürriyet ortamınızdan) sürüp çıkarmaya (çabalayanları) ve (sindirilip susturulmanız ve esir konumuna sokulmanız üzere vatanınızdan ve haklarınızdan) uzaklaştırılıp çıkarılmanız için (uğraşan Yahudi, Hristiyan ve müşriklere) arka çıkanları, (işte bunları tutup) veli (rehber, dost, yoldaş) edinmenizi (şiddetle sakındırıp) yasak etmektedir. Kim bunları (hâlâ) dost edinip (peşinden giderse), artık onlar gerçekten zalimlerin ta kendileridir.

10- Ey iman edenler, mü’min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. (Gerçi) Allah, onların imanlarını daha iyi Bilendir. Şayet (hakikaten) mü’min kadınlar olduklarını (dini gayretle ve iyi niyetle yola çıktıklarını) bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kâfirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helâldir, ne onlar bunlara helâldir. Onlara (kâfir kocalarına kendileri için) harcadıklarını geri verin. Onlara (hicret eden mü’min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanızda da artık size bir günah ve sıkıntı yoktur. Kâfir (kadın)ların ismetlerini (nikâhlarını ise, bundan böyle kendi üzerinizde) tutmayın (onları bırakın) ve (onlar için) harcadıklarınızı (mehir miktarını geri) isteyin. Onlar (kâfirler) de (mü’min kadınlara veya kocalarına) harcadıklarını isteyebilirler. İşte bu, Allah’ın hükmüdür; O sizin aranızda (adaletle) hükmeder. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilen’dir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

11- Ve eğer sizin eşlerinizden biri, (kâfirlere kaçmışsa, ardından) siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıkları kadarını verin. (Böylece) Kendisine iman ettiğiniz Allah’tan korkup (kötülükten vazgeçin).

12- Ey Nebi(m)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinaya bulaşmamak, çocuklarını öldürmeye kalkışmamak, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma’ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan ve itirazdan sakınmak üzere, Sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret iste. (Çünkü İslam’ın adalet düzeninde, kadınlar da erkekler gibi hür ve asli bireylerdir.) Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

13- Ey iman edenler! Allah’ın gazabına uğramış bir kavmi (fikren ve fiilen sapıtıp Yahudileşmiş kesimleri, sakın) veli (yönetici) edinmeyin!.. (Zira bunlar küfür ve zulüm ehlidir.) Ki, kâfirler kabirde olanlardan ümitlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümitlerini kesmiş (sadece dünyaya yönelmiş)lerdir.

Sonuç olarak:

23 Kasım 2020 tarihinde Youtube Kanalı Halk Ekranı muhabirlerinin İstanbul caddelerinde rastgele vatandaşlara:

“Sn. Kılıçdaroğlu’nun: “Amerika’ya sığınmamız, Avrupa’ya sarılmamız lazım…” anlamındaki açıklamasını nasıl karşılıyorsunuz?” sorularını, önce:

“O zaten şaşırmış, milli ve manevi değerlerimizle bağlarını koparmıştır. Hiç, Avrupa ve Amerika gâvurundan bize dost olur mu? Bu yaklaşım Çanakkale şehitlerimizin kemiklerini sızlatır!..” şeklinde yanıtlıyorlardı. Ama muhabirler:

“Pardon, bu sözleri Kılıçdaroğlu değil, Sn. Cumhurbaşkanı kullanmıştı!..” diye hatırlatınca, aynı insanlar bu sefer:

“Haa… O zaman başka… Sn. Erdoğan böyle diyorsa, herhalde bir bildiği vardır ve haklıdır!..” diyerek çark etmekten sakınmamışlardı. Maalesef bu çifte standartçılık, kuralsızlık ve şahıslara göre farklı tavır takınmacılık, kısaca münafıklık marazı, kafaları bu denli kuşatmıştı.

Sokaklarda sarıkla-sırıkla dolaşmayı takva ve cihat sanan, çevresine farklılık havaları atan zavallı bir güruhu başına toplayıp bilgiçlik ve ermişlik taslayan bir meşhur sahtekârın:

“Anıtkabire başkaları giderse “kâfir”, ama Erdoğan giderse “safir” (kıymetli taş)” sayılır!” safsatası da işte bu çifte standardın en çirkin ve çarpıcı örneğini oluşturmaktaydı.

 


[1] Haberler.com / 25 Kasım 2020

[2] Dünya Gazetesi / Güncelleme 24 Kasım 2020

[3] 27 Ekim 2020 – sakirtarim@milligazete.com.tr

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
25 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
R Y

RABBİM RAHMAN VE RAHİMDİR. ADALETİ HAKKI İLE VERENDİR, MİLLİ ÇÖZÜM TERCÜMANDIR…
Mülk Suresi

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

67:1
Mülk (bütün kâinat ve hükümranlığı) elinde bulunan (Allah) ne Mübarektir ve Şanı ne Yücedir. O, her şeye Kâdir ve Muktedir olandır.

67:2
O, (İslam’a ve insanlığa uygun davranış, ahlâk ve anlayışta) amel bakımından hanginizin daha iyi (daha güzel ve daha verimli) olacağını denemek (ve hak ettiği karşılığı vermek) için, (dünyada yaşatıp) ölümü ve (ahirete kaldırıp sonsuz) hayatı yaratmıştır. O, Üstün ve Güçlü olandır, çok Bağışlayandır.

67:3
O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi (tabaka) gök yaratmıştır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin (bulamazsın). İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görebiliyor musun? (Kâinatta ve tabiatta bir kusur ve noksanlık var mıdır?)

67:4
Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; (göreceksin ki) o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde ve bitkin olarak sana dönecektir. (Çünkü Allah’ın yaratışında ve harika sanatında hiçbir hata bulunamayacaktır.)

67:5
Andolsun, Biz en yakın olan semayı (dünya göğünü) kandil (misali yıldızlar ve gezegenlerle) süsleyip-donattık ve bunları(n bir kısmını), şeytanlar için taşlama araçları (rücum) kıldık. (Her gün görevli meleklere dağıtılan kader programından kulak hırsızlığı yapıp, gaybı biliyor havası atarak insanları saptırmak isteyen kötü cinnleri kovalayıp uzaklaştırmak üzere “yıldız kaymasını” kullandık.) Ve onlar için çılgınca yanan alevli ateş azabını hazırladık.

67:6
(Ahirette ise) Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Orası ne kötü ve ürkütücü bir varış durağıdır.

67:7
İçine atıldıkları zaman, kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu duyacaklardır.

67:8
(O cehennem) Öfkesinin-şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacaktır. Her bir (kâfir ve zalim) grup onun içine atıldığında, yetkili görevlileri onlara: “Size (bugünleri haber veren) bir uyarıcı gelmedi mi?” diye soracaklardır.

67:9
Onlar: “Evet” diyecekler, “Bize gerçekten bir uyarıcı geldi (ve Hakka çağırıp bugünleri hatırlattı). Fakat biz (onları) yalanladık ve (üstelik): “Allah (sizin vesilenizle) hiçbir şey indirmemiş (ve göndermemiş)tir, siz sadece büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik” (şeklinde yanıtlayacaklardır).

67:10
(Keşke) “Eğer biz (gerçekleri) dinleyip duyan ve akıl edip anlayan kimseler olsaydık, bu azgın ateşe girenlerin arasında bulunmazdık” diyerek (itiraf ve pişmanlıklarını ortaya koyacaklardır).

67:11
Böylece kendi günahlarını itiraf edip (pişmanlık duyacaklardır. Ama artık) çılgınca yanan ateşin halkı bu azaba müstahaktır, (çünkü o kahrolası insanlara, Allah’ın rahmetinden) uzaklık yakışır.

67:12
Gerçek şu ki, Rablerinden gayb ile (O’nu görmedikleri halde), içleri titreyerek-korkanlara gelince; onlar için (günahlarından) mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ecir vardır.

67:13
Siz, sözünüzü ister gizli tutun, ister açığa vurun, şüphe yok ki O (Allah) göğüslerin (gönüllerin) içindekini çok iyi bilip durmaktadır.

67:14
Dikkat edin ve kendinize gelin! (Her şeyi yoktan var edip) Yaratan (Allah, hiç) yarattığını bilmez mi? Halbuki O Lâtif’tir ve Habîr’dir. (Allah; hem gizli hikmetleri, görünmeyen niyetleri ve mahiyetleri Bilendir, hem de görünen ve işlenen her şeyden haberi olandır.)

67:15
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren (onu ziraate ve madenciliğe uygun hale getiren) O’dur. Şu halde onun (dünyanın) omuzlarında (her tarafında) yürüyüp gezin (ekip biçin ve kazılara girişin) ve O’nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O’nadır. (Buna göre davranın.)

67:16
Gökte olanın (melek ordularının, gök taşlarının, gezegen ve yıldızların yörüngesinden çıkıp Dünya’ya çarparak) sizi yerin (dibine) geçirmeyeceğinden nasıl emin olmaktasınız? (Oysa) Bir bakmışsınız ki, o (yeryüzü) sallanıp-çalkalanmaktadır.

67:17
Yoksa siz, göktekinin (görevli meleklerin, Allah’ın izniyle) üzerinize ‘taş yağdıran (fırtınalı) bir rüzgâr’ göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? (Siz o takdirde) Benim uyarmam nasılmış ileride bilip-öğreneceksiniz (ama iş işten geçmiş olacaktır).

67:18
Andolsun, kendilerinden öncekiler de (böyle) yalanlamıştı. Fakat Beni inkâr (etmelerine karşılık verdiğim azap) nasılmış? (Sonunda anlamış ve belalarını bulmuşlardı.)

67:19
Onlar üstlerinde kanat süzerken ve açıp yumarken sıra sıra uçanlara (gökyüzündeki kuşlara ve uçaklara) bakıp görmüyorlar mı (ve hiç düşünüp ibret almıyorlar mı)? Ki onları (bütün kuşları, uçakları ve uzay araçlarını havada) Rahman’dan başkası tutmuyor (her şey O’nun koyduğu tabii kanunlarla ve insana verdiği akıl yoluyla yürüyor). Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla (ve bütün incelik ve gizlilikleriyle) görüp durandır.

67:20
(İşte bu yegâne kuvvet ve kudret sahibi olan) Rahman’a karşı (ve O’na rağmen), size yardım edeceğine (inandığınız ve süper güç sandığınız) şu sizin ordunuz kimmiş? (Ey Siyonist ve emperyalist zalim güçler ve Allah’tan ziyade bunlardan çekinen ve güvenen gafiller!) Oysa gerçekte bütün kâfirler, sadece boş bir gurur ve aldanış içinde bulunmaktadırlar.

67:21
Veya O (Allah) eğer rızkını (size ikram ve ihsanı olan her türlü nimet ve faziletini) tutup kesecek olsa; sizi kim rızıklandıracak (maddi ve manevi ihtiyacınızı kim karşılayacaktır)? Hayır, onlar (nankör inkârcılar ve münafıklar, Hakka karşı derin bir gaflet ve) nefret içinde, inatla ve azgınlıkla direnip bocalamaktadırlar.

67:22
O halde, (Süper güç dedikleri zalim merkezlerden ve hain işbirlikçilerden korkarak veya menfaat umarak; bunlara yaranmak için) yüzüstü kapanarak sürünen (uşak ruhlu kimseler mi) daha doğru (ve onurlu) sonuca (hidayete) ulaşır, yoksa sırat-ı müstakim üzerinde (İslam ve Kur’an çizgisinde ve insanlığın hizmetinde) dümdüz ve başı dik yürüyen mi (Allah’ın rızasına ve başarıya kavuşacaktır? Elbette, haklı ve hayırlı yolda ve onurla yürüyen; halkın ve mazlumların çıkarlarını gözeten ve sadece Allah’a güvenen kimseler mutlu sona varacaktır; tarihen de, tabiaten de, dinen de, vicdanen de bu hep böyle olacaktır.)

67:23
(Ey Nebim!) De ki: “Sizi (hiç yoktan) inşa edip yaratan (cemadat, nebatat ve hayvanat cinsinden değil, insan olarak) size (duyu organlarını, işitecek) kulakları, (bakıp görecek) gözleri ve (düşünüp değerlendirecek) gönülleri bağışlayan (ve bu organların dinleyip, seyredip, hissedip zevkleneceği bütün nimetleri ve güzellikleri var edip ortaya koyan) O’dur. (Bütün bunlara rağmen) Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Farkında mısınız?)”

67:24
De ki: “Sizi yeryüzünde, yaratıp yayan (üretip çoğaltan) da O’dur. Ve (sonunda yine) O’na toplanıp arz olunacaksınız! (Bütün hayatınız, manevi bir CD’ye kayıtlı film misali hazırlanıp, O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.)”

67:25
(Kötülükleri, küfür ve nankörlükleri yüzünden, hesaba çekilmek ve hak ettiği karşılığı görmek istemeyen; yaptıklarının yanlarına kâr kalmasını arzu eden kimseler:) “Eğer doğru söylüyorsanız, şu va’ad edip tehdit ettiğiniz; (ezilenlerin zaferi, Hakkın hâkimiyeti, kıyamet ve ahiret haberleri) ne zamanmış!?” diyerek (alaylı şekilde sormaktadırlar.)

67:26
Onlara de ki: “(Bunların zamanı ve nasıl olacaklarıyla ilgili) Bilgi, ancak Allah’ın katındadır. (Ama mutlaka ve pek yakında ortaya çıkacaktır.) Ben sadece, apaçık bir uyarıcıyım.”

67:27
Derken (O şüphe ettikleri ve hiç beklemedikleri; Hakkın ve mazlumların galibiyetini, zalim inkârcıların ve münafıkların ise acı akıbetini) çok yakından gördüklerinde, o küfredenlerin yüzleri kötüleşip (pişmanlık ve perişanlık içinde) kararacaktır ve onlara: “İşte bu, sizlerin (hiç olmayacak diye savunduğunuz) ve davet edilip durduğunuz şeydir” denilecek (böylece, akılsızlık, haksızlık ve ahlâksızlıkları yüzlerine vurulacaktır).

67:28
(İslam’ın hâkimiyetini ve sadık mü’minlerin müjde ve davetini yalan sayıp alay konusu yapanlara) De ki: “(Gerçekleri) Görme (yeteneğinizi kullanıp biraz düşünerek) söyleyin bakalım: Şayet Allah Beni ve Benimle birlikte (Hakk davada sebatla hizmet) edenleri (ecelimiz dolduğundan, zafer günlerini görmeden öldürüp) helak etse, veya bize merhamet edip esirgese (ve zafere erdirse, ki her halükârda biz kazançlıyız); bu (her iki) durumda da kâfirleri acı ve alçaltıcı azaptan kim kurtaracaktır?”

67:29
De ki: “(Bizim inandığımız ve sığındığımız) O Rahman’dır. İşte O’na iman (ve itaat) etmekte ve O’na tevekkül ve teslimiyet göstermekteyiz. Artık kimin açık ve kesin bir sapkınlık içinde olduğunu pek yakında (görüp) bileceksiniz!”

67:30
(Bütün kâfirlere, münafıklık edenlere, nankörlük yapan döneklere ve Allah’ı bırakıp, şer güçlere güvenenlere) De ki: “Hâlâ (gerçeği) görmez misiniz? Düşünüp haber verin bakalım: Bir sabah (kalktığınızda), eğer (içme ve ekin) suyunuz, (çekilip yerin dibine) batıverecek olsa, bu durumda, kim size bir akarsu getirebilir? (Biraz olsun akıl edip insafa ve İslam’a gelmez misiniz?)” [NOT: Nil Nehri’nin yatağında akan bir saniyelik suyu dondursanız, çıktığı Sudan’daki dağdan daha büyük tepeler oluşur. Peki, yüz binlerce senedir bu küçük dağdan çıkıp akan ve milyonlarca insana hayat kaynağı olan bu nehirlerin ve tüm nimetlerin asıl sahibinin yüce Allah olduğunu, zahiri sebepleri bırakıp, hakiki müsebbip olan Yaratıcımıza şükür ve kulluk borcumuzu, ne zaman hatıra getireceksiniz?]

ALİ ÇAĞLAYAN

AYETLER CANLILIĞINI KORUMAKTA VE DE UYARMAKTADIR!
Bir kısım (korkak ve münafık) insanlar, (sadık ve sağlam mü’minlere:) “Kesinlikle (kuvvetli ve tehlikeli düşman olan) insanlar size karşı toplanıp (bir şer ittifakı kurdular.) Aman ha, onlardan korkun (ve uyuşun. Çünkü bunlarla başa çıkmanız ve başarılı olmanız imkânsızdır.)” dediklerinde, bu (tehdit ve teklifler sadık mü’min ve mücahitlerin) imanlarını artırıp (moral ve maneviyatlarına güç katmış) ve “Allah bize yeter. O ne güzel (ve en mükemmel) Vekîl’dir. (Biz O’nun emrinde, O da bizimle beraber olduktan sonra, O’nun izni ve iradesi dışında hiçbir güç bize zarar veremeyecektir)” diyen (ve dik duran sadıklardır).
(Böylesi vesveselerle) Şeytan, (Allah’tan başka güçler ve kişilerle) ancak kendi adamlarını korkutup (ürkütüverir). Eğer gerçekten iman etmişseniz, onlardan (düşmanlarınızdan) değil, Benden korkun! (Size bu yaraşır.)
(Ey Nebim!) Küfürde büyük çaba harcayanlar, (kâfir ve zalimlere yaranmak için yarışanlar) Seni üzmesin!.. Çünkü o (münafık)lar hiçbir şeyle (ve hiçbir şekilde) Allah’a (ve İslam davasına) zarar veremezler. Allah, onları ahirette haz (lezzet ve izzetten pay) sahibi kılmamayı ister. (Bu yüzden dünyada bazı geçici ve cüz’i başarı ve ganimetler verir.) Ve onlar için büyük bir azap (hazırlanmıştır).
Onlar imana karşılık küfrü satın alanlardır. (Yani önce iman etmişken sonra tavize yanaşıp, İslam’a hıyanetle kâfirlerle işbirliğine başlayan, dünyalık makam ve menfaat karşılığında zulüm düzenine taşeronluk yapan münafıklardır.) Onlar için çok acı ve alçaltıcı bir azap vardır.
(Allah’ın rızasını ve Hakk davayı bırakıp) O küfre ve nankörlüğe sapanlar (var ya); onlar kendilerine tanıdığımız fırsat ve mühleti, sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara, ancak günahları (ve sorumlulukları) daha da artsın diye süre (ve fırsat) vermekteyiz. (Sonunda mutlaka) Onlar için aşağılatıcı (pişman ve perişan kılıcı) bir azap (ve kötü bir akıbet) vardır.
Allah, murdar (ve münafık) olanı, temiz ve mübarek olandan ayırt edinceye (sadıklarla, sahtekârları belirleyinceye) kadar, (ey münafıklar) mü’minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz (ikili oynamak, fesatçılık ve fırsatçılık yapmak, Dini ve davayı kullanmak gibi) durumda (ve bir arada) bırakacak değildir. Ve tabi Allah size gaybı da bildirecek değildir. (Hatta pis tıynetli ve çirkef niyetli HABİSLERİ; temiz ve halis mü’minlerden ayırıncaya kadar bu imtihan sürecektir.) Lâkin Allah, elbette elçilerinden dilediğini seçip (bazı sırlarından haberdar kılmaktadır.) Öyleyse siz de Allah’a ve elçilerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.

http://www.mealikerim.com/3/ali-imran/173:175:176:177:178:179

N.Eryıldız

Kur’an haber veriyor
“Sonra muhakkak siz, ey (Hakk’tan) sapıtmış olarak (Kur’an’ın hükümlerini ve haberlerini) yalanlayıcılar! (Unutmayınız…)

Şüphesiz (zehirli) zakkum olan bir ağaçtan (zorla) yiyecek (ve Allah’ın kahrına uğrayacaksınız).”
(Vakıa suresi 51-52)

ELİF  ÇAĞIL

Çıkmaz Yol
Nasipsizsin malisef haketmemişsin !
Bu kadar nimet içinde Ab’nin yolunu seçmişsin…
Bakan seni adam sanır ,bir de reismişsin !
İslam birliğine başkanmışsın ,büyük yalandır…
Vallahi sen ancak israile hizmet etmişsin…

Her sözün palavra , duyan gönüllere ,
Tallahi biliriz hep Zalime hizmet ettin!
Biz değil bunu Kur’an söylüyor !
Münafıklar cehennemde zemin kattaymış..
Çünkü doğru gözüküp hepten sapıtmış!

Osman Nuri

Tek Çare ve Kurtuluşun Anahtarı !..
1)
Şüphesiz bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine (ulaştıran) bir yol tutmalıdır. (Aklı ve vicdanı varsa Kur’an’a uymalıdır.)

MÜZZEMMİL SURESİ 19. AYET
http://www.mealikerim.com/73/muzzemmil/19

2)
Şüphesiz Bu (Kur’an) bir öğüt ve hatırlatmadır. Artık dileyen (bununla) Rabbine (ulaştıracak) yolu bulacak (hidayet kulpuna tutunmuş olacaktır).

İnsân Suresi 29. Ayet http://www.mealikerim.com/76/insan/29

3)
İşte bu, (gelmesi) Hakk (ve muhakkak olan) gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin (ve kurtuluş isteyen Kur’an-ı Kerim’e yönelsin).

NEBE SURESİ 39. AYET
http://www.mealikerim.com/78/nebe/39

İlker

Kahraman ordumuza dua
Allah kahraman ordumuzun her daim yardımcısı olsun inşallah.

Abdussamet Çağlar

Yönetici toplumun aynasıdır!
Toplum yöneticilerinin karakterine bürünür. İşte 20 yıldır uluslararası mikrofonda kıvırtıp ulusal mikrofona kuyruğu dik konuşan tavırları toplumun geneline sirayet etmiştir. Zoru görmeden şahsiyetinden ödün verenler yaygınlaştığı için zoru görünce kıvıran insan modeline bile hasret kalınmıştır. Aslında, nasılsanız öyle yönetilirsiniz hadisinden de anladığımız gibi herkes hak ettiği muameleye tabi tutulmaktaydı. Sonuçta güçten yana tavır alan, faizci, ahlakı öncelemeyen, her fırsatta kaypaklık yapan, çiftestandartçı bir toplumun güçten değil haktan yana adil bir dünya stratejisi kuran, faizle savaşan, önce ve ahlak ve maneviyatı merkezine almış, gizli ajandası olmayıp heryerde hakkı haykıran bir lider talep etmesi beklenemezdi. Rüyada geçen ayetler de insanoğlunun ortalama karakterinden bahsetmekte ve bizlere ışık olmaktadır. Şekil şartlarına uymak bizi kurtarmayacaktır. Şuurdan nasiplenemeyenleri vatana, millete, ümmete, namusa ve şahsiyete daha fazla zarar vermemeleri için başımızdan def etsin. Amin.

Necati

MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN UYARILARINA UYMAYIP; ALLAHIN GAZABINDAN, ALLAH’IN GAZABINA UĞRAYANLARA SIĞINMAK!
UYARILARA UYMAYANLARIN SONU!
“…Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına bir bak (ki, uyarıldığı halde laf dinlemeyen ve hatasını kabul etmeyen benlik ve kibir ehlinin sonu nasıl noktalanmıştır).” (Yunus: 73)
“Oysa (azap) onların sahasına (iktidar ve saltanatlarına) indiği zaman, uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü (ve ne fecidir).” (Saffat: 177)
“Artık Sen bak gör ki, bu hile rejimlerinin (ve zulümlerinin) sonu nasıl oldu. (Ki) Biz onları ve kavimlerini toptan mahvettik.” (Neml: 51)
“Böylece Biz de onlardan intikam aldık. Öyleyse bir bak; (Hakk Dini ve elçileri) yalan sayanların sonu nasıl olmuş (durumdadır)?” (Zuhruf: 25)

Erdem KAYA

Ya Rabbi, Hidayetimizi, Ferasetimizi ve Dirayetimizi Karartma!
İşte bu (Kur’an) insanlara açık bir tebliğdir ki; bununla hem ikaz (ve irşad edilsinler,) hem Allah’ın, (ibadet olunacak ve emri uygulanacak) yegâne İlah olduğunu bilsinler, hem de aklıselim sahipleri (her konuda Kur’an’dan ilim, ibret ve hikmet öğrenmek üzere dikkatle okuyup) tefekkür ve tezekkür etsinler (diye gönderilmiştir).
İbrahim Suresi 52. Ayet

(Bu İlahi ikazlarımıza rağmen) Kalbinde maraz bulunan (şuursuz Müslümanları) görürsün ki, hâlâ (Yahudi ve Hristiyanlarla ve onlara ait bâtıl kural ve kurumlarla dostluk hususunda) onların arasına koşuşturup yarışırlar (kâfirlere yaranmaya çalışırlar ve bu münafıklıklarına bahane olarak da); “aleyhimize gelişen ve değişen zaman içinde, başımıza bir felaket gelmesinden (ve Müslümanların mağlup olmasından) korkuyoruz. (Bari hiç değilse, Yahudi ve Hristiyanların yardımını kaçırmayalım, diye düşünüyoruz)” diyerek (sahte mazeretlere sığınırlar). Fakat pek yakında Allah (Müslümanlara) umulmadık bir zaferi veya Kendi katından mutlu bir emri (ve haberi) gönderecek de (o münafıklar) kendi içlerinde gizledikleri (şeytani heves ve hesaplarına) bin pişman (ve perişan) olacaklardır.
Mâide Suresi 52. Ayet

Necmettin

DEĞİŞMEYEN KANUNLAR VE MUTLAK AKIBET!..
“Allah’ın kendilerine karşı gazaplandığı bir kavmi (Siyonist Yahudileri, işbirlikçilerini ve zalim müşrikleri) veli (dost ve müttefik) edinenleri görmüyor (ve hâlâ anlamıyor) musun? Onlar ne sizden, ne de onlardandırlar. (Bunlar ortada kalmış hain ve gafil takımıdırlar.) Kendileri de (açıkça bu gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin edip durmaktadırlar (ve bunlar mü’minleri aldatıp oyalamaya çalışmaktadırlar).”
Mücadele/14

“Onlar (“biz İslam’a hizmet için Yahudi ve Hristiyanları oyalamaktayız,” diyerek) yeminlerini bir siper edinip (arkasına saklanarak), böylece (mü’minleri) Allah’ın yolundan alıkoyup (Hakk’tan saptırmaya çalışmaktadırlar). Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.”
Mücadele/16

“Şu kesin bir gerçektir ki; (Hakkı ve hayrı tanıdıktan ve katıldıktan sonra, dünyalık hesaplarla) Allah’a ve Resulüne (muhalefet bayrağı açıp) karşı çıkarak (İslam davasına hıyanet edip ayrılanlar) işte onlar mutlaka rezil ve zelil düşecek aşağılık kimseler arasındadır.”
Mücadele/20

“Allah’a ve ahiret gününe (gerçekten) iman eden hiçbir kavmi (kesimi ve kişileri); Allah’a ve Resulüne başkaldıran, (Ayet ve Hadislere dayalı İslam düzenine ve Müslüman ülkelere düşman olup savaş açan) kimselerle bir sevgi (ve işbirliği) içinde asla bulamazsın; velev ki, bu (zalim ve hain çevreler), isterse kendi babaları (olsun), ister çocukları (olsun), ister kardeşleri (veya tarikat-cemaat ihvanı olsun), isterse aşiretleri (partileri, müttefikleri) olsun, (yine de şuurlu mü’minler asla onların başarısını arzulamaz, destek çıkmaz ve saygı duymazlar. Çünkü, ülkede faizi, fuhşu, içki ve uyuşturucuyu, kumarı ve şans oyunlarını yürütenlere, Siyonist Yahudi ve Hristiyan merkezlerin güdümüne girenlere “meveddet”=benimseyip desteklemek ve sevgi göstermek imana ve insanlığa aykırıdır); işte bunlar (sadık ve sağlam Müslümanlar), öyle(sine samimi ve nasipli) kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazıp (yerleştirmiş) ve onları Kendinden (İlahi izzet ve inayetinden) bir ruh (ve şuur) ile desteklemiştir. (Ahirette de) Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak ve orada süresiz kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bunlar, (Kur’an nizamına karşı çıkanlarla kalbi alâkalarını koparanlar) Allah’ın hizbi (partisi, takipçisi, ekibi ve taraftarları)dır. Dikkat edin (kesinlikle bilin ve bekleyin)ki; şüphesiz Allah’ın fırkası olanlar, felaha ulaşacak (dünyada zafer ve devlete, ahirette ise cennet ve saadete kavuşacak)lardır”
Mücadele/22

“Bundan böyle yeryüzünde (size tanınmış bir süre olarak) dört ay (daha) dolaşın. Ve bilin ki Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Gerçekten Allah, inkâr edenleri hor ve aşağılık hale getirecektir.”
Tevbe/2

“(Ey Elçim!) İnkâr ve nankörlük edenlere de ki: “Yakında (sisteminiz ve tüm tedbirleriniz çöküp yıkılacak ve) yenilgiye uğratılacaksınız ve (dünyada rezil olduğunuz gibi ahirette de) toplanıp cehenneme atılacaksınız!” O ne kötü bir yataktır. (Ne kahredici bir zindandır.)”
Al-i-imran/12

Halil..Altuntas

ROTASINI KAYBETMİŞ RECEP KAPTAN
AKP iktidarı ve Erdoğan hükümeti rotasını kaybetmiş gemi gibi sağa sola savrulmak taydı .Geleceğini Avrupa birliği ile kurmak isteyen, Milli liğini kaybetmiş 18 yıldır Avrupa’nın güdümünde her türlü melaneti işlemiş bir iktidardan başka bir şey beklenemezdi. Kur’an-ı Kerim’in Emir ve yasaklarını çiğneyerek her türlü melaneti ülkemize ve insanlığın başına musallat eden bu iktidarın Allah’ın gazabına uğraması yakındır. Rabbim bu ülkemizi bütün felaketlerden belalardan musibetlerden korusun bir an önce milli çözüm iktidarını nasip etsin.

Orhan Atay

Paşa Gönülleri bilir.
Allah(CC) İbrahim suresinin 34. ayetinin sonunda ” Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.( Bu nedenle insanların çoğu şükretmek yerine şekavete yönelmektedir). diyor. Eee 18 yıllık iktidarın getirdiği imkan ve fırsatla azgınlığın sonunda, ihanetleri devam etsin, verilemeyecek hesapların zamanı yaklaştıkça, siyahlar beyaz, kırmızılar pembe, morlar artık renk ötesi olamaya başladı. Üstadım Ahmet Akgül hocam Kuran-ı kerimde Allah her soruya yine başka bir ayette cevap verir mealinde bir açıklama yapmıştı yıllar önce. Allah(CC). İbrahim suresinin 34.cü ayetinin sonunda insan’ın zalimliğini işaret buyurmaktadır. Bu iktidar ve yandaşları iyice azmış ve şımarmışlardı. Anadolu sözü ile, azma kulum bulursun zülüm, Erbakan hocam merhametinden, son kez bir uyarıda bulunma lütfundalar, anladılar belki kurtulurlar en doğrusunu Rabbim bilir. Anlamazlar ise paşa gönülleri bilir. Cehennem yok mu daha diye kükreyerek bekliyor. Şekavet, kötü iş yapma, soygunculuk, haydutluk demek oluyor. RTE iktidarının başlıca icraatları da maalesef bunlar. Rabbim Merhametine, Lütfuna, Rahmetine sığınarak dua ediyoruz, zevke, şekavete düşenlerden eyleme bizleri, ayağımızı kaydırma Allahım. Peygamber efendimiz (SAV) yarabbi kalplerimizi İslam istikametinde sabit kıl diye dua eder ve dua etmemizi bildirir bizlere. Allahım islam istikametinde ve Milli Çözüm istikametinde sabit kıl kalplerimizi. Amin. Amin. Amin.

O.Ekinci

Güç Kuvvet sahibi Cenabı Hakk’tır.
Kafirden merhamet, adalet ve insaf beklemek gibi bir ahmaklık olur mu? Sen güçlü olursan siner. Hiç mi tarihe bakılmaz? Kur’an uyarılardan hiç mi nasiblenilmez? her gün Fatiha suresinde Rabbimize ne diye dua ediyoruz “(Daha önce) Kendilerine nimet verdiğin (hidayet ve hakikate erdirdiğin) kimselerin (Nebilerin, Sıddıkların, Şehitlerin ve Salihlerin) doğrultusuna (bizi yönlendirip yollandır; ama ne olur Yarabbi, Yahudilerin Siyonist kesimleri, işbirlikçileri, tüm şirk ve şekavet ehli olan ve Hak dini yozlaştıran azgınlar gibi bütün) gazabına (ve kahrına) uğrayanların ve (Hristiyanların zalim emperyalist kesimleri, müşrik takipçileri ve Batı ahlâksızlığının taklitçileri gibi her türlü Hakk’tan ve hayırdan uzaklaşıp) sapıtanların yoluna (kaymamıza fırsat tanıma! Bizleri bütün bâtıl ve barbar yollardan) gayrı (ve ayrı olan İslam’da sabit kıl). Amin!”. Rabbimiz bizi uyarıyor ama yok. Galiba bunun aslı güç kuvvet sahibi olarak kimi gördüğünde yatıyor. Ne diyordu Rahmetli Erbakan Hocamız “Güç kuvvet sahibi Cenabı Hakk’tır”. Askerimizin başına çuval geçirilirken ses çıkarmayıp korkaklıkları yüzlerine yansıyanlardan, gemimiz aranırken aynı tavrı sergileyenlerden, rahip bronson olayında sus pus olanlardan böyle mert tavırlar beklenmez. Yine biz dua edelim “Rabbim, bu uyarılardan nasiblenmeyi nasib etsin”.

Aynur Akdağ

Son Uyarı ve Zafer
Zalim siyonistlere uşaklık yapanlara bu son uyarı artık zaferin çok yakın olduğunun göstergesi inşaAllah.. Bu geçekler ve uyarıları halen dikkate almamak en büyük felakettir..

Onlar, Allah’ın nurunu ağızlarıyla (kuru laf kalabalığıyla) söndürmek istemektedirler. Oysa Allah, Kendi nurunu tamama (başarıya) eriştirecektir; kâfirler hoş görmese bile (Kur’an’ın Adil Düzenini yerleştirecektir).
Saf 8

http://www.mealikerim.com/61/saf/8

Mus ab

Şer güçlere ve şerde olanlara yaranmaya çalışmanın sonucu hezimet olacaktı. Tarih boyu da böyle olmuştu.
Siyonizm-Abd-Ab özellikle “Arap Baharı” operasyonları ile D-8 gibi etkin-aktif-net-caydırıcı duruş sergilemeyenlere hatta kendileri ile tam mutabıkta olan işbirlikçilerine bile hainlikten öte alçakça girişimlerde hiç acımadan bulunmuşlardır. Bu gün dostluk ve işbirliği içerisine girmeye çalışanların akıbeti farklı mı olacaktı?
Yüce Kur’an’ımız asırlar öncesinden Hakka ve Temsilcisine düşmanlık edenlere yaranmaya çalışmanın sonucunu Mümtehine Suresinde bildirmiştir.
“Ey iman edenler, (sakın) Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan (kişileri, çevreleri ve ülkeleri) evliya (dost ve müttefik) edinmeyin. (Zalim ve kâfir güçlerin hükmüne ve himayesine girmeyin. Bu uyarılarıma rağmen hangi sebep ve beklentiyle) Siz hâlâ onlara karşı meveddet (yaranmak için muhabbet ve destek çağrısı) yöneltmekte (ve onlara yakınlık mesajı ve tavrı iletmekte)siniz; oysa onlar size Hakk’tan gelen (Kur’ani emir ve hükümleri) inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a imanınızdan dolayı, Elçiyi de, sizi de (ülkenizden, Hak ve hürriyetlerinizden) çıkarmaya girişmişlerdir. Eğer siz, Benim uğrumda (Kur’an’ın adalet kurallarını hâkim kılmak ve herkese temel insan haklarını sağlamak üzere) CİHAD etmek ve Benim rızama erişmek (niyeti ve gayretiyle yola) çıkmış iseniz; (nasıl oluyor da hâlâ kalbinizin içinde zalim ve kâfir güruhuna) onlara karşı meveddet (sevgi ve destek) gizliyorsunuz? (Oysa) Ben sizin gizli tuttuklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (zalim ve kâfir güçlere yaranmaya ve sığınmaya çalışırsa), artık o kesinlikle (Hakk) yolun ortasından şaşırıp-sapmış birisidir.” (Mümtehine Suresi 1)
Aynı zamanda Mümtehine Suresinden anladığımız kadarıyla (Allah-ul âlem); Hakikate (İslam’a-Milli Görüşe-Milli Çözüme) kasıtlı-bilinçli karşı olan düşmanca tavır içerisine giren global güçte olsa en yakınımızda olan bireysel kişide olsa hakikate, devletimize ve hak tarafında olan kişilere ve Hak temsilcisine karşı aynı reaksiyon içerisinde olacaklardı.
Hatta onlara karşı dostlukta, müttefiklikte bulunulsa da, yaranmak için muhabbet ve destek çağrısında bulunulsa da, yakınlık mesajları iletilse de, Hakikate(İslam’a-Milli Görüşe-Milli Çözüme ve Temsilcisine) düşmanca girişimleri değişmeyecek. Böylesi bir güruha karşı sevgi ve destek beslenmesi, zalimlere karşı yaranma sığınma girişiminde bulunulması; kesinlikle (Hakk) yolun ortasından şaşırıp-sapmış duruma düşülmesine vesile olacaktır. Ve onlar, hakikat ehlini zayıf ve çaresiz durumda fark ettiklerinde kesinlikle düşman gibi hareket ve hakaret edecekler ve size ellerini ve dillerini kötülük için uzatıp zahmet ve eziyet vereceklerdir. Hatta onlar Hakkı ve hayırlı olanı (İslam’ı-Milli Görüşü-Milli Çözümü) terk ve inkâr etmenizi arzu edip dayatmak üzere çeşitli hile ve hıyanetler peşinde olacaklardır.
Hem iktidar olarak hem de bireysel olarak ayeti kerimelerin işaret ettiği tehlikelere dikkat etmek acı akıbetlerden kurtulmamıza aksi takdirde acı akıbet ile karşılaşılmasıyla sonuçlanacaktır. Rabbimiz cümlemizi muhafaza buyursun inşallah.

ALİ ÇAĞLAYAN

SON İKAZI KAVRAMAK
Aziz Erbakan Hocamız; rüya ve ruhaniyetiyle gelinen noktanın acil vehametini Kur’anla uyararak haber veriyorlardı.
Kafir ve münafıkları çileden çıkarak, “beton döktüklerini” zannedenlerin hala Erbakan’ın fikriyatı ve gerçek temsilcileriyle yaşadığını görenler adeta çıldırıyorlardı. Evet ilahi devlet yapısı ta ötelerden en ince ayrıntılara kadar haberdar ve de müdahalede bulunuyorlardı.
Müntehine suresinin uyarı ve ikazları elbette öncelikli yöneticileri yaptıkları işbirliği ihanetini bırakmaları hususunda uyarırken, onları seçen destek veren, muhalefet noktasında olan, bürokrat, dini önder ve Hoca takımlarını uyarıyla beraber tehdit ederken, halk tabakalarını da “bunların yanlışlarını görmezden gelir destek verirseniz bu tehdit ayetlerinin muhatabı olursunuz” şeklinde ikaz ve inzar da bulunuyordu.
Aslın da müntehine suresi; Hakla- Batılın mücadelesinin bir özeti de sayılmalıydı. Gerçek özgürlüğün Kuran ve sünnete bağlanmak olduğu, bunun dışındaki yolların hüsrana götüreceği uyarısı yapılıyordu…
Evet mümtehine suresiyle manevi devlet şuurunun işlendiği de gözlerden kaçmıyordu…
Hak öyle bir ölçü ki, herkesin ayrını ortaya dökmeden bırakmıyordu…
Zalimlere meylin sonunun; onların yine onların eliyle gazabına uğramak olduğu ikaz ediliyordu…
Değil sadece idarecilerin en yakınlarımızın bile sapkınlıklarını görüp tedbirli ve onlardan uzak durmamızı öğütlüyordu…
Zalimlere meyledip onlara yaranma amaçlı davranışlarımızdan dolayı tevbe ve Allah’a sığınmaya davet ediliyordu…
6. ayet Kur’an ve Sünnet çizgisindeki davetçileri dinleme hususunu, yani yazılan bu makalelerin de dikkate alınması uyarısı yapılıyordu…
Allah’ın emirlerine dikkat edilirse, onların arasındaki iyi niyetlilerin dost bağı geliştirerek Allah muttaki kullara onların eliyle yardım edeceği de vaat olunmaktaydı…
Kafirlerle nasıl mücadele edileceği hepsinin aynı muameleye tabi tutulmayacağını, Siyonist ve emperyalist olmayanlarla beşeri münasebette bulunulabilineceği gerçeği hatırlatılıyor, dengeli davranmayı öğütlüyordu…
İşte Siyonistler ve emperyalistlere, işbirlikçilere bu ayetlerin ikazı ve ayrımı ağır geliyor, onları güçten düşürüyordu…
Son olarak “halkın yozlaşmışlık ayarı”, Kılıçtaroğlu’na ithaf edilerek, gerçekte Erdoğan’ın söylediği söze, halkın verdiği cevapta gizlendiği ne kadar açıktı.

Cengiz

TÜRKİYE’NİN AKP’CE DAHA DA ZORA SOKULMASINA İZİN VERİLMEMELİ!. MİLLETİMİZ UYANMALI!.
“Adam 20. Haçlı seferini ilan etmiş.
‘Senin haritanı değiştireceğim, Seni parçalayacağım, Büyük İsrail’i kuracağım,
Dünya hakimiyetini tesis edeceğim’ deyip duruyor. Sen hala ‘bunlar benim müttefikim’ diyorsun. Deli, misin sen be, deli misin!?”

Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN

Evet Erbakan Hocamız Böyle Uyarmıştı!. Halkımızı da “Başın Gözün Kan Revan Olmadan Gel!” Diye Uyarmışlatdı!..

Akp – Erdoğan Ülkemizi kahramanlık havası ile ekonomik sosyal siyasal zor bir atmosfere soktu ve hala da bunda ısrar ediyor. AKP yolundan tövbe etmeli eğer etmezse millet devlet uyanarak durumu düzeltmeli!.

Bop Farklı Stratejilerle İşliyor!.. Akp’nin de içinde olduğu Büyük İsrail için Ümmeti Dizayn projesi olan Bop İslam ülkelerinin yapılarına göre işlemektedir. Önce Arap Baharı vb ile ön adım Türkiye teşviki ile yapıldı Türkiye İsrail Normalleşmesi yapıldı. Şimdi Arap Ülkelerinin çoğunun normalleşmesi dizay ediliyor ve Asıl Hedef Türkiye’nin altı ekonomik vb açıdan oyalıyor etrafı kuşatılıyor.. Bop’a Bopçulara geçit verilmemeli yeniden derlenip toplanmalı Adil Bir Düzen İslam Birliği Yeni Adil Bir Dünya yoluna Yani Erbakan Yoluna bir an evvel girmelidir.

Metin

Geliyor Gelmekte Olan
Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerleştikleri mevkilerde oturmuş (ve iktidar sahibi olmuş)tunuz. (Hakk’tan saptıkları için) Onlara ne yaptığımız (ve nasıl davrandığımız) da size açıklanmıştı ve size örnekler de aktarmıştık. (Ama siz ibret almamıştınız.)

Gerçek şu ki, onlar (zalimler ve hainler, mü’minlere ve İslami girişimlere karşı) hileli planlar kurdular (ve kuracaklardır). Oysa onların (şeytani) hile ve hazırlıkları, dağları yerinden oynatacak (derecede bugün nükleer silahlara ve teknolojik imkânlara dayanmış) olsa da, Allah katında kesinlikle onları (boşa çıkaracak ve etkisiz kılacak kudret) planları ve programları vardır! (Allah zalim güçlerin mekir ve tuzaklarını kendi başlarına saracaktır.)
(İBRAHİM SURESİ 45,46 Ayetler)

Saffet

Bu Son Uyarı Sayın Başkan Artık Silkelenin Ve Kendinize Gelin
AKP iktidarı ve başında bulunan Sn R.T. Erdoğan kendisi ile birlikte ülkemizi de uçuruma sürüklemektedir. Yaşanılan bu kadar hezimete rağmen AB ve ABD gibi batıl yollardan medet ummak artık gaflet ve dalaletten de ötedir. Siyonistlerin kurduğü faiz düzeni ülkeyi kaosa sürüklemektdir. Siyasi olaraksa sadece onlara yaranmaya çalısmak beyhude bir tavırdır. Gemimizin uluslararası hukuka uygun olmayacak sekilde aranması bunlarin acziyetini göstermektedir.Aziz Erbakan Hocamızın kurduğu müthiş D-8 oluşumunu destekleyip canlandırmak yerine faizsiz bir düzenle refaha ulaşmak yerine Suudi Arabistan’da Arap sermayesinin buluştuğu Cidde Ekonomik Forumuna katılan Başbakan Erdoğan, birlikteliklerin etnik, dini köken ve de coğrafyaya bağlı olmaması gerektiğini belirten Erdoğan, “İslam Ortak Pazarı anlayışını doğru bulmuyorum. Böyle bir oluşum kamplaşmaları başlatır” diyerek niyetini ve tarafını belli etmiştir.

Sen onların milletlerine (Siyonist ve emperyalist emellerine ve zulüm düzenlerine) tâbi olmadıkça Yahudi ve Hristiyanlar, kesinlikle Senden (ve Ümmet-i Muhammed’den) razı olacak (memnun kalacak) değillerdir. (Eğer Yahudi ve Hristiyanların zalim takımı, Müslüman bilinen kimselerden razıysa ve yardımcı oluyorsa, anlayın ki bunlar, kendilerinin güdümüne girmiştir.) De ki: Şüphesiz (tek) kurtuluş ve huzur yolu, Allah’ın yoludur (Peygamberin sünneti ve sistemidir). Eğer Sana gelen bunca ilimden (ve Kur’ani haber ve hükümlerden) sonra onların (yani Siyonist ve emperyalist odaklara yanaşanların) hevâlarına (ve şeytani arzularına) uyacak olursan, (artık) Senin için Allah (tarafın)dan ne bir dost, ne de bir yardımcı kalıverir.(Bakara 120)
http://www.mealikerim.com

Orhan

Kur’an uyarısı sn, Erdoğan ve hayranlarına.!
Sn. Erdoğan ve kabinesi, Avrupa Birliği sevdası ve Amerika ile dostluk, Tramp ve Biden ilişkileri, Doğu Akdeniz de sürekli bir hezimete uğrayıp hiçbir şey yok gibi davranmak, İsrail normalleşme çabalarını devam ettirmek. ülkemizi içeride ve dışarıda çok tehlikeli ve büyük hatalara yanlışlara sürüklerken, Erdoğan sevdalıları; “Ne yaparsa doğru yapar” deyip ülkemizi ve geleceğimizi tehlikeye atan dindar(!) milli maneviyatçı(!) kitle, çifte standart yaparak Erdoğan’dan daha çok zarar vermektedirler…

Faraza bu hataları, muhalefet partisi yapmış olsaydı, Erdoğan’ı destekleyenlerin milli manevî değerler adına “mangalda kül” bırakmayacak bir şekilde eleştiriyi yansıtacaklardı.

Onun için sn.Erdoğan nin her yaptığından hayranları mesuldur..

Musa Harun KESKİNSÖZ

EN ZİRVEYE NASIL ÇIKTIYSANIZ, AYNI ŞEKİLDE YERİN DİBİNEDE O ŞEKİLDE ÇAKILACAKSINIZ!..
Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. Herkes ektiğini mutlaka biçecek, ettiğini bulacak. Dindarlık rolü ile, Türkiye siyasi tarihinde 30 yıla yakın bir zaman diliminde, Ab, Abd, İsrail ve batıya sırtlarını dayıyarak, davalarına ve Hak dava liderine ihanet ederek, il başkanlığından belediye başkanlıklarına, milletvekilliğinden bakanlıklara, Başbakanlıktan Cumhurbaşkanlığına ve zirve olan başkanlığa kadar yükselenler, bu süreçlere nasıl ve ne şekilde geldilerse, işte aynı şekildede yere çakılacakları günler çok yakın görünüyor. Tabi yıllardır ciddi uyarıları dikkate dahi almayan, yandaş yazar ve medya takımı, bürokrat ve yönetici kademesi ve halk kitleleri de bu vebale ortak olmanın sonuçlarına katlanacak ve kimse yaptığım yanıma kalır diyemeyecektir.

Ekrem Başaran .

Allah yolunda isen.
Ahzab 1
Ey (Ahir Zaman) Nebisi! Allah’tan (gereği gibi) kork (O’nun rızasına ve Kur’an’ına aykırı davranmaktan kaçın), kâfirlere ve münafıklara (kesinlikle ve hiçbir şekilde) itaat etme, (sakın boyun eğme!) Şüphesiz Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır.

Ahzab 2
Sana Rabbinden vahyedilene uy (Allah’ın ayetlerini eğip bükerek şeytani heves ve hesaplar güdenleri bırak). Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan Haberdardır.

Ahzab 3
(Her girişiminde ve her süreçte sadece) Allah’a tevekkül et; (çünkü) Vekîl olarak Allah yeterlidir. (O Kendine sığınan sadıkları koruyup kollayacaktır.)

http://www.mealikerim.com/33/ahzab/1:2:3:4

Mehmet S.PINAR

Herkez Fıtratının Gereğini Yapacaktır!
Bütün mesele “MAYA ve GEN”meselesinden ibarettir..
Yarabbi Mayamızı bozma..Hidayetimizi elimizden alma..

Yakup G.

Halka uyarı ve Hak katındaki kanaat…
“Kutsallarına sahip çıkamayanlar, kendilerine ve ülkelerine de sahip çıkamazlardı.”

Makale içerisinde geçen bu söz aslında Akp iktidarının ve genel başkanının özet tasviriydi ve Aziz Erbakan Hocamızın rüyalarda işaret buyurduğu Mümtehine Suresi son ayeti ise halka uyarı ve bunlar hakkında hak katındaki kanaatlerdi…

Veysel

Selam Olsun
Korkudan içimizi titreten bu uyarılar karşısında beyni ve kalbi taş kesilip hala şeytani düzene meyledene yazıklar olsun. Dünyalık beklentilerle; hakkımıza tecavüz edenlere zeytin dalı uzatan, mazlumların hakkı çiğnenirken, çiğneyenlere “dostum” diye nida eden, ülke topraklarının işgal edilmesi ve egemenlik haklarımızın ihlal edilmesi durumlarına “kınama” yapan AKP gibi işbirlikçi zihniyetlere yazıklar olsun. Ve yalnızca Cenab-ı Hak’ka güvenip, O’nun emirlerine tercümanlık ederek; tüm zalimlere, işbirlikçilere, hainlere, batıl kafalı batı uşaklarına karşı Hakk’ı haykıran Üstad Ahmet Akgül’e ve Milli Çözüm’e selam olsun..

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
25
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx