SÖZDE UKRAYNA BARIŞI
VE
ZALİMLERİN GAZZE PLANI
Trump, Zelenski’yi ve AB’yi devre dışı bırakıp direkt Putin’le Ukrayna’da baskıcı ve dayatmacı barış planlarını devreye sokmuştu. Zelenski ise aciz ve çaresiz şekilde, yerleşik Siyonizm’in güvencesi gördüğü Erdoğan’a koşmuştu.
Bu sırada -daha önce İsrail- HAMAS barışına ev sahipliği yapan KATAR gibi şimdi Suudi Amerika’nın, Rusya-Ukrayna barışına ev sahipliği yapması (daha doğrusu yaptırılması) da özel bir anlam taşıyordu!.. Bu yüzden “Trump, Rusya ile yakınlaşarak küresel bir barışa mı, yoksa 3. Dünya Savaşı’na mı sebep olacak?” sorusu tartışılıyordu.
Putin’in barış şartlarına göre:
– Ukrayna’da seçim yapılacak. (Rusya yanlısı bir iktidar kurulacaktı.)
– Rusya, işgal ettiği topraklarda kalacak ve Ukrayna’dan çıkmayacaktı.
Trump da bunları onaylamış görünüyordu. Oysa bu durum, Rusya’nın sadece Ukrayna’ya değil, Avrupa’ya ve NATO’ya karşı zaferi anlamını taşıyordu!
Putin’den: “Ukrayna ile Ön Koşulsuz Görüşmeye Hazırız” Mesajı!
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 19 Aralık 2024’te Ukrayna ile ön koşul olmadan, İstanbul’da 2022’de varılan anlaşmalar temelinde görüşmeye hazır olduklarını açıklamıştı. Putin, ülkesindeki televizyon ve radyolarda ortak yayımlanan yıllık basın toplantısı ve “Doğrudan Hat” şeklindeki birleşik programda gazete yazarlarının ve halkın sorularını yanıtlamıştı. Başkent Moskova’daki “Gostiny Dvor” isimli merkezde düzenlenen ve yaklaşık 4 saat 30 dakika süren programda Putin, iç ve dış siyasetle ilgili 2 milyon 400 binden fazla sorudan 76’sını cevaplamıştı.
Putin, Ukrayna’da Başkanlık seçimlerinin yapılması halinde seçilecek Başkanla görüşebileceklerini belirterek, “Buna Zelenski de dahil. Eğer Ukrayna gerçekten barışçıl bir çözüm isterse bunu yapabilir. Ukrayna’nın meşru yönetiminde kim olursa onunla görüşebiliriz.” ifadesini kullanmıştı.
ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump’la görüşmeye de hazır olduğunu yineleyen Putin, kendisiyle bir görüşme yapması halinde çok sayıda gündem başlığını ele alacaklarını vurgulamıştı. Ukrayna’da ateşkese ihtiyaç duymadıklarını hatırlatarak; “Bize, Rusya ve vatandaşları için garantiler içeren uzun vadeli ve kalıcı barış gerekiyor. Bu garantilerin nasıl sağlanabileceği zor bir konu, ancak bunun arayışındayız.” diyen Putin, Rus ekonomisinin iyi bir durumda olduğunu anlatmış ve: “Her şeye rağmen, dış tehditlere ve bizi etkileme girişimlerine rağmen kalkınıyoruz.” cümlesini kurmuşlardı.
Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden sevkiyatına yönelik yıl sonu süresi dolacak olan anlaşmayı değerlendiren Putin, “Bu sözleşme artık olmayacak, her şey açık, hayatta kalacağız, Gazprom hayatta kalacak.” diye çıkışmıştı. Ukrayna’nın Rusya’dan yılda sevkiyat için 800 milyon dolar gelir elde ettiğini anlatan Putin, Rusya’nın küresel sıvılaştırılmış doğalgaz pazarındaki payını artıracağını aktarmıştı. Putin, Ukrayna’yı; “Slovakya’daki doğalgaz sistemine yönelik terör saldırısı girişiminde bulunmakla da” suçlamıştı.
Bizdeki yerli küreselcilere ve CIA’nın tespitlerine göre; “Narsist ve seçilmiş kutlu şahsiyet olduğuna inandığından, aklıyla değil duygularıyla hareket ettiği” konuşulan, bu yüzden “çok kısa sürede bu görevden uzaklaştırılacağı tartışılan” Trump, ABD’nin müesses nizamını değiştirmeyi başaracak mıydı?
Putin ise, Trump’ın bu narsist ve faşist psikolojisini kışkırtıp, kendi hesabına kullanmak istiyordu. Ancak, Amerika’da “Trump Putin’e teslim oldu” dedirtmekten de sakınıyordu. Yani Putin’le Trump arasında bir danışıklı dövüş sergileniyordu…
Bu arada Putin, Rusya’nın Gazprombank’ına, Trump’ın ekibinden Elon Musk’la ticari iş birliği yapması için talimat verdiğini açıklıyordu.
Trump, Ukrayna’ya verilen paraların hesabını sormuşlardı!
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’ya Avrupa askeri gönderilmesine karşı olmadığını, ancak orada Amerikan askeri bulunmayacağını açıklamıştı. Trump ayrıca, ‘Ukrayna’ya verilen onca para nerede?’ diye sormaktaydı. Suudi Arabistan’daki görüşmelerin iyi başladığını ve sürecin iyi gideceğini umduğunu kaydeden Trump, savaşta yüz binlerce askerin öldüğünü ve bunun artık sona ermesi gerektiğini vurgulamıştı.
Ukrayna’nın; “bu gereksiz savaşı daha önce bitirme imkânına sahip olduğu halde Joe Biden yönetiminin de desteğiyle çatışmayı sürdürmeyi tercih ettiğini” savunan Trump, Zelenski’ye şunları hatırlatmıştı…
“Bugün duydum ki ‘biz davet edilmedik’ diyorlarmış. Üç yıldır oradasınız, üç yıl önce bunu bitirmeliydiniz. Aslında bu savaşa hiç başlamamalıydınız. Daha önce bir anlaşma yapabilirdiniz. Ukrayna için öyle bir anlaşma yapabilirdim ki, onlara neredeyse tüm topraklarını verebilirdim. Ama onlar bu şekilde yapmamayı tercih ettiler. Ve Başkan Biden, bu konuda ne kadar yanlış hareket ettiğine dair en ufak bir fikri bile yok. Çok kötü ve üzücü.” diyen Trump, bu savaşı Putin’in başlattığını bilmiyor gibi davranmıştı.
Savaşın nedeni konusunda Rusya ile ilgili net bir değerlendirme yapmayan Trump, zayıf liderlik gösterdikleri için hem Biden’ın hem de Zelenski’nin “hiç başlamaması gereken” bir savaşa sebep olduklarını anlatmıştı.
Trump, “Ukrayna seçim yapmayalı uzun zaman oldu” diyerek Zelenski’yi suçlamıştı.
ABD Başkanı ayrıca, Ukrayna’da güncel durumdan dolayı savaş yasalarının geçerli olduğunu, uzun zamandır seçim yapılmadığını ancak halkın Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’den pek de memnun olmadığını hatırlatmıştı.
Trump, “(Ukrayna’da) Seçim yapmayalı uzun zaman oldu. Bu Rusya ile ilgili bir şey değil. Bu düşünce benden ve diğer birçok ülkeden geliyor. Ukrayna’daki şehirler kelimenin tam anlamıyla Gazze’ye benziyor. İnsanlar bundan bıktı. İnsanlar bir şeylerin olduğunu görmek istiyor.” diye uyarmıştı.
Suudi Amerika Başkenti Riyad’da; ABD ve Rusya’nın Tarihi Görüşmesinde Neler Yaşanmıştı?
Suudi Arabistan’da Rusya ile ABD arasında yapılan Ukrayna zirvesinden barış umudu çıkmıştı. Savaşı bitirmek için üst düzey ekipler atama konusunda anlaşıldığı açıklanmıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, toplantıya katılmazken, Trump ve Putin görüşmesinin tarihi de konuşulmaktaydı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Yardımcısı Yuri Ushakov, Rus-Amerikan görüşmelerine katılmak için Riyad’a uçmuşlardı.
ABD ve Rus heyetleri, ikili ilişkileri normalleştirmeyi ve Ukrayna’daki savaşı sonlandırmayı hedefleyen görüşmeleri Riyad’da tamamlamıştı. TASS haber ajansına göre, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 12 Şubat 2025 günü yaptığı telefon görüşmesinden sonra Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya gelen iki ülkenin heyetlerinin toplantısı 4,5 saate yaklaşmıştı.
Gelecekte iş birliği konusunda anlaşmaya varılmıştı!
Rubio ve Lavrov’un ABD-Rusya ilişkilerindeki tahrik edici unsurları ele almak üzere istişare mekanizması kurulması ve karşılıklı jeopolitik çıkarların korunması, Ukrayna’daki çatışmaların son bulması konularında ve ardından doğacak tarihi ekonomik ve yatırım fırsatları hususunda gelecekte iş birliği yapılması üzerinde anlaştığını vurgulamıştı.
Ukrayna konusunda yeniden görüşmeler yapılacaktı!
Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Ushakov, basın mensuplarına toplantının sona erdiğini belirtirken, iki ülke heyetlerinin Ukrayna konusunda ilerleyen zamanda görüşmeye devam edeceğini hatırlatmıştı. Tarafların Ukrayna meselesiyle ilgili ilkesel yaklaşımlarını ortaya koyduklarını anlatan Ushakov, “Bu konuya yönelik müzakere ekiplerinin zamanı geldiğinde temas kurmasına dair mutabakat sağladık” ifadesini kullanmıştı.
Trump ve Putin görüşmesi ne zamandı?
Rusya Devlet Başkanı Putin ile ABD Başkanı Trump arasında bir görüşme yapılma ihtimalinin düşük olduğuna işaret eden Ushakov, “İki ülke heyetleri arasında yakın çalışmalar yapılması gerekiyor. Biz buna hazırız ancak liderlerin görüşmesine ilişkin bir tarih vermek henüz zor.” itirafında bulunmuşlardı.
Rubio’dan: “Burada kimse kenara itilmiyor” yaklaşımı
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio “Hedef, Ukrayna savaşına; adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir son vermek” diyerek Avrupa Birliği’nin bir noktada müdahil olması gerektiğini vurgulamıştı.
Rubio: “Burada kimse kenara itilmiyor. Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesi; Ukrayna, Avrupa ve Rusya dahil tüm taraflar için kabul edilebilir olmalı. Ruslar ciddi bir sürece katılmaya hazır. Sonraki adımlarda, ABD ve Rusya arasında canlı diplomatik misyonların kurulması yer alıyor.” ifadelerini kullanmıştı.
Zelenski, Erdoğan’a mı sığınmışlardı?
Bütün bu gelişmeler üzerine, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, 17 Şubat 2025 tarihinde resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya koşarken kendisini Ticaret Bakanı Ömer Bolat karşılamıştı. Başkente iniş yapan Zelenski Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Sn. Erdoğan ile buluşmuşlardı.
Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin 3 saatlik görüşme sonrasında önemli açıklamalar yapılmıştı. Sn. Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısına katılmıştı. Erdoğan, Ukrayna-Rusya savaşına değinerek, “Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmayacağı anlayışıyla, savaşın ilk gününden bu yana taraflar arasında müzakere edilmiş bir barışın tesisi için yoğun çaba sarf ettiklerini” hatırlatmıştı.
Sn. Erdoğan: “Rusya ile ABD arasındaki görüşmeler için ülkemiz ideal bir ev sahibi olacaktır. Türkiye’nin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına olan kuvvetli desteğini ifade ettim. Müzakere sürecinde kalıcı barış için her türlü desteği vereceğimizin altını çizdim.” dese de ABD ve Rusya bu şerefi(!) Suudilere layık bulmuşlardı.
Gazze Konusunda Asıl Tehlike Trump’ın Saçma Planı Değil; İşbirlikçi İktidarların Münafıklığıdır![1]
Gazze’nin geleceği ve Filistinlilerin haklı devlet hedefiyle ilgili asıl tehlike; Mısır rejimince hazırlanan ve yaklaşan zirvede Arap dünyası tarafından benimsenerek dayatılacak olan plandır. Bu plan, Filistin meselesini ve Arap ulusal güvenliğini, Trump’ın “korkuluk misali sahte tehditlerinin” oluşturduğu tehlikelerden kurtarmak için zorunlu bir çözüm olarak (Müslüman ülkelere) sunulacaktır. Planın asıl amacı da bu noktada saklıdır.
Trump ve tüm dünya, onun yaptığı onlarca açıklamanın uygulamaya konulmak için yapılmadığının farkındadır. Bizim öne sürdüğümüz şey ise şudur: Bu büyük tehdit dalgası, gerçekte asıl planın önünü açmak için sahneyi hazırlamaktadır. Her şeyi tehdit ederek, Filistin meselesini uçurumun kenarına getirerek ve Arap halklarını (ve Müslümanları) tahrik edecek, onurlarını zedeleyecek şekilde ulusal güvenlik tehdidi üreterek, Arap ve Filistin halklarında korkuya yol açacak ve şok seviyesini artıracaklardı. Böylece, Arap dünyasının sunacağı resmi çözüm, bir “kurtuluş hamlesi” veya “kahramanca bir müdahale” gibi gösterilecek ve Amerika’nın küstah iradesine karşı bir meydan okuma olarak sunulacaktır.
Merak ediyoruz; acaba Sn. Erdoğan bu tuzaklara karşı nasıl tavır alacaktır… Ve özellikle Dış Bakanı Hakan Fidan, bu planlara hangi katkıları sunacaktır?
Yakında ilan edilecek Arap çözümü, “Arap cesareti ve birliği” olarak sunulacak ve “Amerikan kovboyuna karşı duruş” şeklinde tanıtılacaktır. Bu yüzden de Arap halklarının geniş kesimleri tarafından desteklenmesi sağlanacaktır. Bütün Arapların (ve işbirlikçi İslamcıların) propaganda araçları, halkları ve toplumları, rejimlerin bu resmi tutumunu desteklemeye çağıracak; bunun bir birlik anı olduğu ve “birlikten kuvvet doğduğu” vurgulanacaktır. Ve tabii ki, tüm ihtilafları bir kenara bırakıp, bu “Kalıcı, kahramanca ve cesur!?” çözüme hep birlikte destek vermemiz gerektiği pompalanacaktır.
Peki, Sisi rejiminin hazırladığı, Arap-İslam âleminin de razı olacağı çözüm nasıl olacaktır?
1- Gazze’nin, Mısır’ın askeri ve güvenlik yönetimine devredilmesi sağlanacak. Bu süreç, Körfez ülkelerinin finansmanıyla gerçekleşmiş olacaktır.
2- Filistinli sivil bir yönetim kurulacak; ancak bu yönetim, Filistin yönetimine değil, doğrudan Mısır hükümetine bağlı olacaktır. (Batı Şeria’nın ilhak edilmesinden sonra Filistin yönetiminin tasfiye edilmesi planlanmıştır.)
3- Gazze’deki direnişin yıllar içinde tasfiye edilmesine çalışılacaktır. Buna karşılık, Gazze’nin yeniden imarı tamamen Mısır’ın kontrolünde olacaktır. Bina ve altyapılar, BAE’nin belirlediği mühendislik standartlarına göre kurgulanacaktır. Böylece, Gazze’nin gelecekte yeniden direnişe ev sahipliği yapamayacağı bir şehir planlaması uygulanacaktır. (Tıpkı 2000 yılındaki İntifada sonrası Batı Şeria’da yapıldığı gibi.)
Mısır hükümeti, Körfez fonlarını yönetmeye başlayacak ve istihbarat teşkilatına bağlı müteahhitlik firmalarına imar projelerini devretmiş olacaktır. Sonra da “Yaşasın Mısır!” naraları atılarak “Gazze’yi kurtaran ve Arap dünyasını koruyan kahraman!” olarak sunulacaktır. Elektrik, su, yollar, hizmetler sağlanacak; sınır kapısı açılacak, Gazze yeniden kurulacaktır. Ancak, tüm bunlar yalnız ve sadece direnişin tamamen tasfiye edilmesi şartıyla mümkün olacaktır. Çünkü eğer direniş devam ederse, gelecekte yeni savaşlar patlayacak ve yapılan yatırımlar boşa çıkacaktır. O halde, Siyonist şeytanlara ve işbirlikçi şarlatanlara göre çözüm nedir? HAMAS’ı silahsızlandırma ve devre dışı bırakma karşılığında Gazze’nin yeniden inşası tamamlanacaktır.
Büyük tehditler karşısında, bu planın Arap ve İslam dünyasında hem resmiyette hem de halk düzeyinde geniş bir kabul göreceği sanılmaktadır. Direniş, bu durumda yalnız kalacak; tüm Arap kamuoyu, resmi söylemler ve halk desteği, direnişi suçlu ve sorumlu tutacaklardır. Sürekli: “HAMAS neden Filistinlilerin çıkarlarını engelliyor?” diye sorulacak; “Mesele artık sadece Filistin meselesi değil; Trump’ın çılgın ve dişlerini gösteren tehdidine karşı bir Arap ulusal güvenlik meselesi!” denilerek aslında Trump’ın ve Siyonist odakların sinsi ve Siyonist hedeflerine hizmet edilmiş olacaktır.
Trump’ın: “Gazze’nin boşaltılması” teklifi, belki de Mısır ve Körfez yönetimlerinin bu kahpe ve hain projelerinin fark edilmesine yol açacaktır!?
Bu planın çok fazla detayı ve iç içe geçmiş boyutları vardır:
• Böylece İsrail, Gazze’deki direnişle on yıllarca doğrudan savaşmak zorunda kalmayacaktır.
• Filistin yönetimi dağıtılacak, böylece “Filistin devleti projesi” tarihe karışacaktır.
• Arap devletleri, sözde tehcir tehlikesinden ve Filistinli mültecilerin ülkelerini işgalinden korunacaktır.
• Araplar ve dünya, Gazze’ye yapılan saldırıların sürekli tekrarlanması nedeniyle duydukları vicdan azabından(!) kurtulacaktır!
• Uluslararası toplum, artık bu meseleyle ilgilenmek zorunda kalmayacak ve oyunun yeni kuralları herkesi rahatlandıracaktır!?
Mısır’ın Refah’ta düzenlediği polis güçleri tatbikatlarına dikkatle bakın. Ağır silahlarla güçlendirilen, zırhlı araçlarla desteklenen, terör ve ayaklanmaları bastırmak için özel olarak eğitilmiş on binlerce asker ve polis, HAMAS’ın bu projelerine karşı çıkmasını bastırmak için bölgeye yığılmıştır!
Bu görkemli askeri geçit törenlerinin İsrail’e gözdağı vermek için yapıldığını sananlar aldanmaktadır. Hayır! Bu, sadece polis güçlerinin yaptığı bir tatbikattır… O zaman mesajın kime olduğu çok açıktır ve HAMAS’a gözdağıdır!.. Bu yüksek eğitimli, ağır silahlarla donatılmış kadın ve erkek birlikler, HAMAS’ı ve Gazze halkını kontrol altına almak için hazırlanmıştır.
Bütün bunlar, sinsi ve Siyonist şeytani bir senaryonun parçalarıdır. Yani; Filistin için gerçek tehlike, Trump’ın mikrofon patırtıları değil; işbirlikçi Arap ve İslam yönetimlerinin hıyanet ortaklığıdır!?
Allah’ım, ben bu tuzağı yazıp uyardım. Artık: “Onlar tuzak kuruyor, Allah da tuzak kuruyor. Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfâl: 30) ayetinin va’adine ve hükmüne sığındım!
Kuduz İsrail Saldırısında HAMAS Komutanı Muhammed Şahin Şehadete Ulaşmıştı!
İsrail Ordusunun, Lübnan’ın güneyindeki Sayda kentinde bir aracı hedef alan saldırısında HAMAS Komutanı Muhammed Şahin’in hayatını kaybettiği anlaşılmıştı. Yolsuzluk davaları sebebiyle hâkim karşısına çıkan Netanyahu’nun, saldırının düzenlendiği sırada “acil güvenlik görüşmesi” sebebiyle mahkeme salonundan yaklaşık 20 dakika ayrılması belki de bu saldırılarının talimatını vermek amaçlıydı.
İsrail kanalında “suikast girişimi” manşete taşınmıştı!
İsrail’de yayın yapan Kanal 12’nin haberinde, saldırının suikast girişimi olduğuna işaret edilerek, “bir HAMAS yetkilisinin” hedef alındığı vurgulanmıştı. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada da saldırıda bir kişinin öldüğü doğrulanmıştı. HAMAS’tan isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak yaptığı açıklamada, araçta HAMAS Komutanı Muhammed Şahin’in bulunduğunu aktarmıştı.
HAMAS’ın İsrailli Esirlerinden Mesajlar!
“Aksa Tufanı” sadece cephede değil, sosyal medya üzerinden; siyasal, sosyal ve ahlâki cephede de devam ediyordu. Filistin’in yiğit evlatları; kıyası mümkün olmayan bir güç dengesizliğine rağmen bu kutlu direnişte ne denli mert ve yiğit olduklarını dünya âleme kanıtlamıştı. Yine aynı imkânsızlıklara rağmen sanal âlemde de insani ve ahlâki duruşlarını, mertlik, cömertlik ve yiğitlik destanlarını dosta düşmana ispatlamışlardı. Tüm imkânsızlıklara rağmen esir takası esnasında gösterdikleri parmak ısırtacak dirayet ve cesaret gösterileriyle de Siyonistlerin yüreğine oturmuşlardı. Onlar şu ayetin canlı tefsiri olup davranışlarıyla tüm dünyaya İslam’ın adalet ve müsamahakârlığını anlatmışlardı: “Ey iman edenler! Allah için Hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide: 8)
İşte, HAMAS’ın serbest bıraktığı İsrailli esirlerden bazılarının itirafları:
1- “Alexander Turbanov”un duyguları!
“Ey HAMAS’lı kahramanlar! Sizin nezaketiniz vicdanıma kazındı. Aranızda yaşadığım 498 gün boyunca, maruz kaldığınız saldırganlık ve suçlara rağmen, gerçek Müslümanlığın, saf kahramanlığın, insanlığa ve ahlâki değerlere saygının anlamını kavradım.
Siz vicdanen özgür ama zahirde kuşatılmış olanlardınız… Ben ise tutsaktım ve siz hayatımın koruyucularıydınız. Bana şefkatli bir babanın çocuklarına gösterdiği gibi baktınız. Sağlığımı, onurumu koruyup ihtiyaçlarımı karşıladınız. Ben toprakları ve gaspedilmiş hakları için savaşan adamların pençesinde olmama ve ülkem İsrail’in hükümeti tarafından kuşatılmış bir halka karşı en iğrenç soykırım uygulanmasına rağmen, açlığın veya aşağılanmanın bana dokunmasına izin vermediniz.
Erkekliğin gerçek anlamını sizin gözünüzde ve özünüzde görene kadar bilmiyordum. Fedakârlığın değerini, aranızda yaşayana kadar, ölümü gülümseyerek karşılayıp, son sistem öldürme ve yok etme araçlarına sahip düşmana karşı çıplak bedeninizle nasıl direndiğinizi gördüğüme kadar anlamamıştım. Ne kadar belagatli ve açık sözlü olsam da, sizin değerinizi yansıtacak, yüce ahlâkınız karşısındaki hayretimi ve hayranlığımı haykıracak kelimeler bulamayacağım.
Dininiz size, esirlere karşı böyle mi davranmanızı öğretiyor? Bu ne büyük dindir ki, sizi bu kadar yüce bir mertebeye çıkarmıştır. Bu Dinin karşısında insan yapımı bütün insan hakları kanunları sönük kalır, düşmanlarla mücadelede sözde çağdaş protokollerin hepsi çöpe atılır! En zor anlarda yalan sloganlarla değil, yaşadığımız gerçek savunma ve insan haklarına sahip çıkma tavrınızla adaleti ve merhameti gösterdiniz, en karanlık koşullarda bile ilkelerinizden vazgeçmediniz.
İnanın bana, eğer bir gün buraya tekrar geri dönersem ancak sizin saflarınızda bir mücahit olarak dönerim. Çünkü hakikati halkınızdan öğrendim ve sizin sadece toprağın değil, aynı zamanda ilkenin ve haklı davanın da sahipleri olduğunuzu anladım.”
2- “Keith Siegel”in samimi itirafları!
“Kassam Mücahitlerine… Benim adım Keith Siegel ve Gazze’de esir tutulan İsrailliyim. 7 Ekim 2023’ten 1 Şubat 2025’e kadar Gazze’de esir olarak bulundum. Beni esir tutan mücahitler, bu süre boyunca bütün temel ihtiyaçlarımı karşılamaya özen gösterdiler. Yiyecek, içecek, ilaç, vitamin, göz tedavisi ve tansiyon ölçüm cihazı gibi birçok ihtiyacımı karşıladılar. Ayrıca, kendimi kötü hissettiğimde bana bir doktor getirdiler ve tedavi görmemi sağladılar.
Bana karşı gardiyanlar son derece iyi davrandılar. İsrail Hükümeti ve Ordusunun, eğer Kassam Mücahitlerinden biri onların eline esir düşseydi, ona aynı insani muameleyi göstereceğini sanmıyorum. Beni özgürlüğüme kavuşturmak için bir anlaşmaya varılmadı, fakat yeniden aileme ve ülkeme dönebildiğim için mutluyum. Esaret sürecinde hiçbir fiziki işkenceye veya şiddete maruz kalmadım. Bu süre boyunca bana insanca davranan mücahitlere teşekkür etmek istiyorum.”
3- Esir kız annesi “Danielle ve Emilia”nın şükranları!
“Son birkaç haftadır bana eşlik eden (HAMAS’lı) generallere…
Yarın yollarımız ayrılacak gibi görünüyor, ama size tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Kızım Emilia’ya gösterdiğiniz olağanüstü insaniyet için minnettarım. Siz onun ebeveyni gibi davrandınız… Onu istediği zaman odanıza davet ediyordunuz. (Emilia) Hepinizin sadece arkadaş değil, aynı zamanda gerçek iyi kalpli, sevilen kişiler olduğunuzu anladı ve bize aktardı. Teşekkür ederim, teşekkür ederim. Onunla geçirdiğiniz saatler için teşekkür ederim. Ona karşı sabırlı olduğunuz ve onu tatlılarla, meyvelerle şımarttığınız için teşekkür ederim.
Çocuklar savaş bölgelerinde olmamalıdır, ama sizin sayenizde ve yol boyunca tanıştığımız diğer nazik insanlar sayesinde kızım kendini Gazze’de bir esir değil kraliçe olarak gördü. ‘Bize nezaket, özen ve sevgiyle davranmayan tek bir kişiye bile rastlamadık.’ diye sizleri övdü… Sonsuza dek size karşı minnettarlığın esiri olacağım, çünkü kızım buradan kalıcı bir psikolojik travmayla ayrılmadı. İçinde bulunduğunuz çok zor duruma ve Gazze’de uğradığınız ağır kayıplara rağmen gösterdiğiniz nazik davranışı hep şükranla ve hayranlıkla hatırlayacağım. Hepinize ve ailelerinize sağlık ve sevgi diliyorum. Çok teşekkür ederim.”[2]
- Mısır’ın duyarlı yazarlarından Azizüddin Duweydar’ın hazırladığı A. Z. İbrahimoğlu’nun Türkçeye aktardığı yorumlardır.
- M. Özkılıç / Milat / 17.02.2025

Ukrayna’da ve Gazze’de batının çifte standardını tüm dünya görmüş oldu.
Trump’ın Ukrayna savaşını bitirmeye kalkışması aslında bu savaşı perde arkasında kimin ve kimlerinde başlattığının göstergesi sayılabilirdi. Zelenski’yi Amerika ve siyonist odaklar Rusya’ya karşı yanındayız, tam desteğimiz seninle gibi tutumlarla Putin’e karşı farklı bir siyaset izleyebilecekken tam tersi bir yol izleyince Ukrayna’da da bir çok mazlum insanın ölümüne sebep olunmuştu.
Siyonist timsah fazla güç kaybetmemek için yani Ukrayna ile uğraşmayı bırakıp asıl hedef olan Türkiye’mize karşı tüm gücünü vermek niyetiyle savaş’ı durdurma kararı almıştı.
Timsah tüm herşeyiyle Gazze ve Türkiye’ye son altın vuruşu yapmanın hesap ve planları içinde idi. Ama Allah’ında bir hesabı vardı, uçak gemileri çalışmıyor, çok basit gördükleri Yemen’ni bile pes ettirememişler. Gazze’de taş üstünde taş bırakmamalarına rağmen Hamas’ın ve Gazze’liler hala dimdik ayakta idi.
Siyonist timsah kaçınılmaz akıbetine doğru hızla ilerlemekte, vakti saati gelince Allah denizi Milli Çözüm’ün ayaklarının dibine getirecekti.
Ne güzel demişti Aziz Erbakan Hocam… “Biz her taşın altında Yahudi aramıyoruz ama hangi taşı kaldırsak altından Yahudi çıkıyor” diye.. Her işi tuzak, her işi fitne bu siyonist Yahudi kafasının sahte barış çabasının altında bile başka bir şeytanlık peşinde oldukları anlaşılıyor. Umarım tez zamanda aralarında çıkan bir çatışma ile birbirlerini yerler de insanlık bu necis tayfadan kurtulur.
Gazze konusunda asıl tehlike Trump’ın saçma planı değil; işbirlikçi iktidarların münafıklığıdır!
Siyonizm’in hüküm sürdüğü dünyada uluslararası adil barış ve uzlaşma hükümlerini sağlayacak etkin teşkilatlar ve tedbirler bulunmadığından, yeryüzünde kan ve gözyaşı dinmemektedir.
Siyonizm’in güdümündeki Birleşmiş Milletler, iddia edildiği gibi uluslararası barışı değil, Siyonizm’in “Büyük İsrail” ve “Dünya Hâkimiyeti” ideallerine hizmet için kurulmuş bir teşkilattır.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali karşısında Zelenski’nin çaresizce Siyonist işbirlikçisi münafık iktidarlara sığınma çabaları bile Siyonizm’in hüküm sürdüğü dünyanın halini anlatmaya yeterlidir.
Gazze’nin geleceği ve Filistinlilerin haklı devlet hedefiyle ilgili asıl tehlike;
Siyonistlerin “korkuluk misali sahte tehditlerinin” oluşturduğu sözde tehlikelerden kurtarmak için…
İşbirlikçi münafık iktidarların zorunlu ve resmi bir çözüm olarak sunacağı…
Yandaş propaganda araçları tarafından “kurtuluş hamlesi” veya “kahramanca bir müdahale” gibi gösterilecek…
HAMAS’ı silahsızlandırma ve devre dışı bırakma karşılığında Gazze’nin yeniden inşası planıdır.
Siyonistler tarafından oluşturulan tehdit dalgaları, uygulamaya konulmak için değil, gerçekte asıl Siyonist planın önünü açmak ve sahneyi hazırlamak için yapılmaktadır.
Öncelikle her şey tehdit ederek, Filistin meselesi uçurumun kenarına getirerek…
Müslüman halklar tahrik edilerek onurları zedelenecek şekilde ulusal güvenlik tehditleri üretilecek…
Müslüman halklarda korkuya yol açılacak ve şok seviyesi artırılacak…
İşbirlikçi münafık iktidarların sunacağı resmi çözüm, bir “kurtuluş hamlesi” veya “kahramanca bir müdahale” gibi gösterilecektir.
İşbirlikçi münafık iktidarların yandaşları tarafından Sinsi ve Siyonist plan;
Amerika’nın küstah iradesine karşı bir meydan okuma olarak sunulacak…
Amerikan kovboyuna karşı duruş şeklinde tanıtılacak…
Müslüman halklarının geniş kesimleri tarafından desteklenmesi sağlanacak…
İşbirlikçi İslamcıların propaganda araçları, halkları ve toplumları, rejimlerin bu resmi tutumunu desteklemeye çağıracak…
İşbirlikçi hain iktidarların ihanetlerinin bir birlik anı olduğu ve “birlikten kuvvet doğduğu” vurgulanacak…
Tüm ihtilafları bir kenara bırakıp, bu “kalıcı, kahramanca ve cesur!?” çözüme hep birlikte destek vermemiz gerektiği pompalanacak…
İşbirlikçi münafık iktidarlar “Gazze’yi kurtaran kahraman!” olarak sunulacaktır.
Ancak, tüm bu İHANETLER yalnız ve sadece Filistin direnişinin tamamen tasfiye edilmesi şartıyla mümkün olacaktır.
Çünkü eğer Filistin direnişi devam ederse, gelecekte yeni savaşlar patlayacak ve yapılan yatırımlar boşa çıkacaktır.
Sürekli: “HAMAS neden Filistinlilerin çıkarlarını engelliyor?” diye sorulacak…
İşbirlikçi münafık iktidarların resmi söylemleri ve yandaş takımı, direnişi suçlu ve sorumlu tutacak ve bu konuda halk desteğini almaya çalışacaktır…
Sürekli: “HAMAS, Filistinlilerin çıkarlarını engelliyor?” diye propaganda yapılacak…
Mesele artık sadece Filistin meselesi değil; Siyonistlerin korkuluk misali yaptığı sahte tehditlerin “ulusal güvenlik meselesi” olduğu yalanıyla Siyonist odakların sinsi ve Siyonist hedeflerine hizmet edilmiş olacaktır.
İşte Siyonist şeytanlara ve işbirlikçi şarlatanlara göre çözüm:
HAMAS’ı silahsızlandırma ve devre dışı bırakma karşılığında Gazze’nin yeniden inşasının tamamlanmasıdır!
Bütün bunlar, sinsi ve Siyonist şeytani bir senaryonun parçalarıdır.
Yani; Filistin için gerçek tehlike, Trump’ın mikrofon patırtıları değil; işbirlikçi Arap ve İslam yönetimlerinin hıyanet ortaklığıdır!?
Bizdeki yerli küreselcilere ve CIA’nın tespitlerine göre; “Narsist ve seçilmiş kutlu şahsiyet olduğuna inandığından, aklıyla değil duygularıyla hareket ettiği” konuşulan, bu yüzden “çok kısa sürede bu görevden uzaklaştırılacağı tartışılan” Trump, ABD’nin müesses nizamını değiştirmeyi başaracak mıydı?
“Onlar tuzak kuruyor, Allah da tuzak kuruyor. Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfâl: 30)
BAŞARAMAYACAKLAR!
Siyonistlerin planlarından, İşbirlikçilerin münafıklıklarına kadar bütün planları deşifre eden Milli Çözüm var elhamdülillah.
Ümmetin artık bu işbirlikçi münafıklardan kurtulup, Milli Çözüm – Milli Mütabakat Hükümeti’nin kurulma vakti gelmiştir.
Ülkemizi küçük düşüren uşak ruhlu yöneticilerden, devletimizi tehdit etmeye cüret eden Siyonistlerin kaçacak delik arayacakları günler artık sayılıdır.
Ümmetin kahraman Mücahidleri şerefli Filistin halkının, ümmetin ve bütün dünyanın kurtuluşu Ancak Adil Düzen Medeniyetiyle mümkün olacaktır.
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır!
İslam ülkelerine her türlü Anti Siyonist söylem nakaratını söylete söylete, Siyonist düzene İslam toplumlarını köle ve uşak yapan, Siyonizm bile plan kurmaktan usandı!!
İslam toplumları ve sözde yönetici kesimleri ise uşak olmaktan bıkmadı!
HAMAS ın şanlı direnişi kelimelerle anlatacak bir başarı değildir!.. Ne büyük ve kutlu bir direniştir ki siyonizmin kuşattığı zülüm çarkında uyuşturulmuş uyutulmış insanlığın uyandırılmasına vesile olmuştu.. Ancak tüm islam dünyasının işbirlikçi yöneticileri bu şanlı direnişi engellemek yok etmek ve siyonizmin dünya hakimiyeti için gönüllü askerlik yapmaktaydı.. artık ne yapsalar bu direnişin hedefine ulaşmasını, siyonizmin yok edilmesini ve insanlığın kurtuluşuna engel olamayacaktı.. ve beklenen büyük kapışmanın yaşanması an meselesiydi.. siyonist vahşilerin ve işbirlikçi iktidarların topyekun yok edileceği mazlumların kurtulacağı Erbakan teknolojileri ve projeleri ile Adil Düzen in kurulması an meselesiydi.. Değerli yazaramız olayların iç yüzünü en berrak şekilde açıklamış ve görevini kamilen yapmıştı!. Selam olsun bu kutlu çağrıya tabi olan sadıklara!..
Gazze Konusunda Asıl Tehlike Trump’ın Saçma Planı Değil; İşbirlikçi İktidarların Münafıklığıdır![1]
Filistin için asıl tehdit, Mısır rejimi tarafından sunulup Arap dünyası tarafından benimsetilerek dayatılması planlanan sahte çözüm planıdır!
Görünürde çözüm gibi sunulan bu zehirli planın aşamaları şöyle kurgulanmıştır:
Makalede anlatılan bu sinsi senaryonun nihai hedefi, Hamas’ın direnişini kırmaktır.
Şimdi önemli sorulardan biri karşımıza çıkıyor:
Acaba Sayın Erdoğan bu tuzaklara karşı nasıl bir duruş sergileyecek? Özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu planlara ne tür katkılarda bulunacak?
Duyarlı ve bilinçli Müslümanların bu tür sinsi tuzaklara düşmemesi adına, kıymetli yazarımız bu oyunları her seferinde ifşa edip bizleri uyarmaktadır.
Siyonistlerin ve işbirlikçilerin oyunlarına esir düşmememiz, sizlerin feraseti ve kararlılığı sayesinde mümkün olmaktadır. Bu uğurdaki eşsiz gayretiniz ve her türlü tehlikeye göğüs germeniz, bizleri zihinsel esaretten kurtarmaktadır.
En azından İsrailli esir kızın annesi Danielle’in, evladına iyi davranan Hamaslı mücahitlere hitaben söylediği gibi:
“Sonsuza dek size karşı minnettarlığın esiri olacağım.”
Ben de şükran ve hayranlıkla bu duyguları paylaşıyor, size ve ailenize sağlık ve sevgi diliyorum. Çok teşekkür ederim.
EY SİYONİSTLER VE İŞBİRLİKÇİLERİ; TOKAT YİYECEĞİNİZ GÜNLER GELDİ VE KAÇACAK YERİNİZ YOK. SALTANATINIZ, ZULÜM VE SÖMÜRÜ DÜZENİNİZ YIKILACAK. AKITTIĞINIZ KAN VE GÖZYAŞLARINDA BOĞULACAKSINIZ. AZGINLIKTA, AHLAKSIZLIKTA, SÖMÜRÜ VE ZULÜMDE ZİRVEYE ÇIKTIĞINIZ DÖNEMİNİZİN SONUNA GELDİNİZ. “YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM”
ALLAH’I PLANSIZ SANMAK EN BÜYÜK GAFLETTİR…
“Trump yemin törenine terör örgütü PYD elebaşını davet ediyor, Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!..
ABD ve İsrail’in neredeyse el koyduğu Suriye’de terör örgütleri HTŞ ve PYD elebaşları Colani ve Mazlum Kobani Türkiye’den habersiz anlaşma imzalıyor, Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!..
Trump Gazze’yi Filistinlilerden temizleyip turizm merkezi yapacağını söylüyor, Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!..
Paris’de, Katar’da yapılan uluslararası Suriye toplantılarına Türkiye çağırılmıyor, Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!..
İsrail Suriye’de Türkiye’nin üs kuracağı bölgelerdeki tesisleri bombalıyor. Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!..
Papazın biri Trump’a kameralar önünde “İstanbul’u (O Konstantinopol diyor) al” diyor, Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!..
“Kardeş” dediğimiz, Türk Devletleri Parlamenterler Asamblesi’nde (TÜRKPA) birlikte olduğumuz Orta Asya ülkeleri Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan Güney Kubrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyıp büyükelçi atıyor. Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!..
ABD, İsrail, İspanya, İtalya, Hindistan, Katar ve BAE ‘nin de aralarında olduğu 11 ülke Yunanistan’ın ev sahipliğinde büyük bir askeri tatbikat yapıyor. Dışişleri Bakanı dahil AKP’lilerin, had bildirmek şurada dursun çıt yok!…”
Ayrıca Arap dünyası eliyle “Ilımlı müdahale” olarak Gazze’nin siyonist işgal planı gerçekleşirken hükümet nerede?!..
Yoksa Filistin için kurulan siyonist “ılımlı işgal” planının Türkiye ayağı olarak Türki Cumhuriyetleri de bu plana entegre görevi ‘bizim’ hükümete mi verilmişti?!..
Dahası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin dolaylı işgal görevi, GKRY’minin Türki Cumhuriyetler tarafından tanınmasına ses çıkarmayan Türk Hükümeti mi bu ihanet planına memur kılınmış tı?!
Hadi Ukrayna savaşında Türkiye’nin tarafsızlık politikası bir başarıydı. Rusya ve ABD hatta Avrupa Türkiye’nin tutumdan çıkarları için memnundu. Peki yenik sayılan Zelenski’nin Türkiye’ye bir anlamda arabulucu olun gibi sığınması bizim hangi çıkarımıza olacaktı?!.
“Allah’ın intikamının da hiç beklenmedik yerden geleceği” de yine Allah’ın va’di idi.
“Bütün bunlar, sinsi ve Siyonist şeytani bir senaryonun parçalarıdır. Yani; Filistin için gerçek tehlike, Trump’ın mikrofon patırtıları değil; işbirlikçi Arap ve İslam yönetimlerinin hıyanet ortaklığıdır!?” tespitleri ne kadar doğrudur. Çünkü Trump’un açıklamaları İslam Alemini uyanmaya sevk ederken, Arap dünyasının, Türki Cumhuriyetlerin ve bizdeki iktidarın Fetö vari “ılımlı” politikaları Siyonist işgalin işine gelmektedir.
MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN DEFAATLE MAKALE YAZDIĞI: “SİYONİST REJİMLE, PİYONİST YÖNETİM BİRLİKTE Mİ YIKILACAKTI?” SORUSUNUN CEVABI EVET İNŞAALLAH BİRLİKTE YIKILACAKLARDI!..
7 Nisan 2025 Deccal Netanyahu ABD’de : ” Türkiye ile aramız bozuk (sözde tabi), Türkiye ile çatışmak istemiyorum ” dedi. Bu şu anlama gelmez mi: Hatırlar mısınız bu ifadenin bir benzerini de geçenlerde Nato Dışişleri Bakanlarının toplantısı için Brüksel’e giden Hakan Fidan da şu cümleleri kullanmıştı: ” Türkiye’nin, Suriye’de İsrail ile doğrudan bir çatışma içinde olmayı istemediğini” cümlelerini sarfetmişti. Bu cümleler İsrail’in Suriyedeki plan ve gayretlerine engel olucu her davranıştan uzak kalacağız anlamı taşımaz mıydı?!!!Domuzdan post, Siyonistlerden ve işbirlikçilerinden dost olunmayacağı tescillenmişti,Kabbalist Siyonistler (Armegedoncu – Arz-ı Mevudcu Siyonistler – Trump Gibi) ile Kapitalist Siyonistler ( Küreselci Siyonistler -Joe Biden gibi ) birbiri ile kavgalı oldukları ortada. Bu sonucu tekbaşına sadece şu hadiseden çıkarmak mümkün:” Savaşın nedeni konusunda Rusya ile ilgili net bir değerlendirme yapmayan Trump,
zayıf liderlik gösterdikleri için hem Biden’ın hem de Zelenski’nin “hiç başlamaması
gereken” bir savaşa sebep olduklarını anlatmıştı. ”
Trump sözde, Ukraynada savaşın durmasını istemesi seçime gidilmesi gerektiğini ifade ediyor ama Gazze için aynı düşüncelere sahip değil malumunuz.Trump’ın bu çıkışlarıyla; başlayacak olan küresel Yahudi-Siyonizm düşmanlığı; Milli Çözüm’ün bastırıp dağıttığı DÜNYANIN DEĞİŞİMİ VE ERBAKAN DEVRİMİ isimli eserde de yazdığı üzere : 2. Dünya savaşı sonrası Siyonizm’den intikam alacağı günü bekleyen başta Almanya ve Japonya olmak üzere; Türkiye’de de kurulacak Milli bir Mutabakat ile Milli Çözüme inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması ve Milli Çözüme inanan bir hükümetin de kurulmasıyla, Siyonizm’i, küresel bir ekonomik – sosyal savaşa çekerek, gelir kaynaklarını yok edecek ve etkinliğini dünya üzerinde kıracak hamlelerin yapılıp yok edilmesi en büyük beklentimizdir inşaallah…