YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e882d353667
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 3
Bugün : 13797
Dün : 56818
Bu ay : 1229460
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53374518
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

HDP’nin Bayramlaşma Programında 3 Parti Vardı

HDP’nin Kurban Bayramı’nın üçüncü günü gerçekleştirdiği bayramlaşma programına Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokratik Sol Parti (DSP) ve Saadet Partisi (SP) katılmışlardı. HDP’nin siyasi partilerle bayramlaşma programı, bayramın üçüncü günü olan 14 Eylül Çarşamba günü yapılmıştı. Partinin kabul heyetinde Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli ve Parti Meclisi (PM) üyeleri Emir Ali Türkmen ve Songül Erol Abdil yer almıştı. İlk olarak CHP’yi ağırlayan HDP, ardından sırasıyla DSP’yi ve SP heyetini kabul edip uğurlamışlardı. HDP’nin ilk konuğu CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran, Parti Meclisi (PM) üyesi Yıldırım Kaya ve Gençlik Kolları MYK üyesi Cihan Demirtaşoğlu, olmuşlardı. CHP’li Cankurtaran, ziyaretin başlangıcında, “Dostlar buluştu. Güzel. Keşke bütün Türkiye böyle olabilse” diyerek memnuniyetini paylaşmış; “Bugün baktığımızda umuda gölge düşüyor. Her gün yeni bir mağduriyet tanımı oluşturuluyor Türkiye’de. Her gün Olağanüstü Hal (OHAL), Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile bambaşka mağduriyetler ve bambaşka insan hakları, demokrasi, basın özgürlüğü ihlali yaşıyoruz” sözleriyle de HDP’li Belediyelere kayyum atanmasına ve PKK’lı öğretmenlerin görevden alınmasına karşı çıkmıştı. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Latif Öztek de partisinin Yüksek Disiplin Komisyonu Başkanı Ali Vural ve Cemal Sertkaya ile HDP’ye yaptığı ziyarette, “Türkiye’nin geçtiği sıkıntılı süreçte bütün kesimlerin dikkatli olması gerektiğine vurgu yaparak, oyunlara gelinmemesi gerektiğini” hatırlatmıştı.

Bu HDP’nin PKK’nın yandaşı ve taraftarı değil, bizzat sivil kanadı ve siyasi ayağı olduğunu bilmemek için ahmak olmak lazımdı. Ve zaten HDP’liler kendileri de bu gerçeği saklamamakta, hatta her fırsatta açıkça ve küstahça ortaya koymaktaydı. Buna rağmen; her gün Emniyet teşkilatlarımıza ve sivil kurumlarımıza yönelik büyük tahribatlara ve acı kayıplara yol açan PKK’nın bombalı saldırılarını, asker ve polislerimize yönelik kalleşçe hücumlarını halâ haklı görüp savunan üstelik TSK’yı ve Emniyet mensuplarımızı suçlayan bu HDP’ye bayram ziyareti yapmak ve övgüler yağdırıp güya mağdur olmuşlar gibi sahip çıkmak CHP’ye yakışırdı… Peki Kahraman Ordumuz terör bölgesinde ve Suriye’de bu ABD ve İsrail destekli PKK ile amansızca çarpışırken ve her gün şehit haberleri yüreklerimizi dağlarken, SP (Saadet Partisi)nin Genel Başkan yardımcılarını bu sivil ve siyasi PKK olan HDP’nin bayramına yollamaları nasıl bir mantık marazıydı ve nasıl bir duyarsızlıktı? Bu tutarsız ve patavatsız yaklaşımın bizzat PKK’yı muhatap almak ve meşrulaştırmak anlamı taşıyacağını, Oğuzhan Asiltürk ve adamları anlamayacak kadar saflar mıydı, yoksa malum ve mel’un çevrelere; Milli Görüş davasına Erbakan’ın hatırasına ve Saadet camiasına ters gözle bakmak ve hakarete kalkışmak üzere kasıtlı koz vermek üzere mi bu ziyaret tasarlanmıştı?

İz’anı ve vicdanı olan herkes Allah için söylesindi; bizzat İmralı’ya gidip baş katil ve kâfir Öcalan’ı ziyaret etmekle ve hele böyle bir süreçte HDP’yi ziyaret arasında ne fark vardı? Yoksa Oğuzhan Asiltürk ve yoldaşları %1’lere düşürdükleri SP’nin kökünü kurutmak ve elde kalan bir avuç sadık ve sağlam Milli Görüşçüyü de kızdırıp dağıtarak AKP’nin tuzağına atmak için mi bu utanç verici ziyareti planlamıştı? Allah aşkına bu acı ve alçaltıcı girişimi haklı çıkarmak ve hayırlara yormak için hangi mazeret ve hikmetleri uyduracaklardı?

Koca Genel Merkez Teşkilatı, bunca il ve ilçe başkanları arasında, Oğuzhan’ın bu zahiren patavatsız ama gerçekte şeytani hesaplı ve pazarlıklı kararlarına karşı çıkacak bir tek adam kalmamış mıydı? Biat ve itaat gibi kavramları istismar ederek, bu ağır sorumluluktan kurtulacağını sananlar aldanmaktaydı. Önceki seçimlerde CIA-MAAT’a yaranma, hatta yağcılık yapma zavallılığına; sözde Diyarbakır Belediye Başkanı, özde PKK militanı Gülten Kışanak’ı makamında ziyaret etme zırvalığına ses çıkarmayan değerli dostlar, bari bu dangalakça davranış karşısında ayağa kalksınlardı…

HDP’ye bayram ziyareti yapan SP heyeti, ABD Büyükelçisi John Bass ile aynı konuma düştüklerinin farkında mıydı?

ABD-Ankara Büyükelçiliğinin resmi internet sitesinden yapılan duyuruda, Türkiye’nin güneydoğusundan gelen çatışma haberlerinin endişe verici olduğu belirtilerek, “Kayyum atamalarının geçici olacağını ve vatandaşların yakında Türk yasasına uygun bir şekilde yeni yerel yetkililer seçmelerine fırsat tanınacağını ümit ediyoruz” şeklinde küstahça ifadeler yer almış ve John Bass resmen PKK ve HDP’ye sahip çıkmıştı. Yahudi asıllı John Bass, Siyonist bir ajandı, PKK ve HDP’yi savunmak onun geni ve görevi icabıydı. Yoksa SP heyetini HDP’nin bayramına gönderen Oğuzhan Durduyan’ın bu kararı almasında da mı “gizli gen”lerinin kabarması yatmaktaydı?

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass’ın, Çengelköy’de bir kafe işletmesinin kamerasına takılan görüntüleri basında yer almıştı. Görüntülerden hareketle, John Bass’ın bir rütbeli asker ile darbe girişiminden sadece 1 gün önce görüş alışverişinde bulunduğu saptandığı iddiaları yazılıp konuşulmaktaydı. Çıkan haberler üzerine Amerikan Büyükelçiliği’nden bir açıklama yapılmış ve bu fotoğrafın montaj olduğu öne sürülerek Büyükelçi Bass’ın o gün İstanbul’da olmadığı yalanına sığınılmıştı.

Ve zaten hatırlarsınız ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, Zaman Gazetesi’ne kayyum atanması ve sonrasında yaşananlara ilişkin açıklama yapmış ve gazetenin haber yapım sürecine kayyum tarafından müdahale edildiğine dair haberlerden derin rahatsızlık duyduğunu vurgulamıştı. Kayyumu protesto edenlere karşı biber gazı ve plastik mermi kullanıldığına dair haberleri de endişeyle izlediğini aktarmıştı.

Malum odakların borazanı Ahmet Hakan’ın: “Mehter marşlarıyla… Bayraklar açarak… Kürtçe tabelaları yıkarak… Belediye binası zapt etmek de neyin nesi Allah aşkına? Sen ne yaptığını zannediyorsun kardeşim? Orası zaten bize ait değil mi? Mehter marşlarıyla falan neyin fethi bu? O bayrak hepimizin bayrağı değil mi? Ne diye bir zafer nişanesi gibi sallıyorsun o bayrağı milletin üstüne?” diyerek PKK hizmetkârı Belediyelere Kayyum atanmasını şiddetle kınayan ve halkı kışkırtan yaklaşımıyla, Ey SP heyeti, sizin HDP’yi ziyaret edip bayramlaşmanız arasında ne fark vardı?

“Erbakan’ı öldürmek ve gömmek yeterli değildir; Onun üstüne çok kalın bir beton dökmek gerekir!” diyen Siyonist iblisler bu sözleriyle “Milli Görüş zihniyetini tamamen yok etmek ve kalan bir avuç sadık dava gönüllerinin ümit ve heyecanlarını bitirmek” istediklerini açığa vurmuşlardı. Şimdi SP kurmaylarının; aynı şeytani amaca hizmet eden kararlarıyla ve camiamızın sürekli kafasını karıştıran, huzurunu kaçıran ve çalışma azmini köreltip karartan duyarsız ve tutarsız yaklaşımlarıyla, Siyonist odakların karanlık hesapları arasındaki bu yakınlık ve yatkınlık, nasıl yorumlanacaktı? Çünkü bunlar tesadüfen ve safiyetle değil, taammüden (kasten-bilinçle) ve ama sinsice ve tedricen yapılan talan ve tahribatlardı. Ey Hak davanın sadık yolcuları, sevabınız ve şerefiniz kadar, mesuliyetiniz de ağırdır; ya bu tahribatçı yaklaşımları ve sorumlularını Allah için uyarırsınız, veya suç ortağı olarak birlikte yargılanır ve yanarsınız!..

“Devletimiz sadece yurt içinde değil sınır ötesinde de terörle (yani ABD ve İsrail’le) savaşmaktaydı. Maalesef daha önce “Çözüm süreci” adı altında mücadele bırakılmıştı. Böylece terör örgütü ve yandaşları yörede güç kazanmış, taban toplamış, belediyeleri tam anlamıyla ele geçirmiş bulunmaktaydı. Birçok belediyede seçilmiş başkanın yanı sıra Kandil’in atadığı “eş başkan”lar vardı. Asıl belediyeyi yöneten, her isteği yerine getirilen de Kandil’in atadığı eşbaşkanlardı. Halka hizmet yerine, belediye imkânlarının terör örgütü lehine kullanıldığı kesinlik kazanmıştı. Özellikle bölücü örgütün bazı ilçeleri ele geçirip “kurtarılmış bölge” hesaplarını yaptığı dönemde, bu yardımlar korkunç boyutlara ulaşmıştı. Asfalttan, parke taşından önce patlayıcıların koyulduğu, yer altı geçitlerinin oluşturulduğu ortaya çıkmıştı.

Hükümet yetkilileri, HDP’li belediyeleri suçlamakta ama olayların bu hale gelmesinde kendi sorumluluklarını unutmaktaydı. Oysa vaktinde görevlerini yapsalardı kayyum atanmasına gerek bile kalmayacaktı. Şimdi ne oldu? Zaten Güneydoğu’da var olan gerilim biraz daha tırmandırıldı. Hatırlayınız önceleri, Belediye meclislerinin yasalara aykırı kararlarına idari yargıda itiraz etme yetkisi vardı. “Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir” kuralı, 4 Şubat 2010’da Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilip kaldırıldı. Aradan 6 yıl geçmesine karşın, iptal gerekçesi doğrultusunda yasal bir düzenleme yapılmadı. Bu düzenleme yapılmış olsaydı, belediye faaliyetlerinden duyulan yakınmaların çoğu kendiliğinden ortadan kalkacaktı, bu yüzden AKP’nin şikâyete hakkı yoktu.

Mali kaynakların terör örgütüne kaydırıldığı, belediye araç ve gereçlerinin örgüt lehine kullanıldığı, personel giderleri üzerinden terör örgütüne kaynak aktarıldığı da sıkça gündeme taşınmıştı. Belediyeler günümüzde kadrolu memur-işçi yerine taşeron işçi istihdamını yaygınlaştırmıştı. Üzerinde belediye ismi ve amblemi olsa bile çöp toplama, yol yapımı, kanalizasyon vb. işlerde kullanılan taşıt, araç ve gereçleri, belediye üniforması taşıyor olsalar da itfaiye, zabıta, temizlik, fen işleri, büro görevlisi gibi personelin büyük bölümü artık belediyelere değil taşeron firmaların elemanlarıydı. Personel giderlerinin noksansız/gerçekçi olarak belirlenebilmesi için işçi çalıştırılması esasına dayalı hizmet alım ihale giderleri de mutlaka hesaplamaya katılmalıydı. Güneydoğu’daki belediye kadrolarının önemli bir bölümü boş bulunmakta ve örgüte kaynak, taşeron firmalar üzerinden aktarılmaktaydı”tespitleri de haklıydı. Yani AKP kendi suçuna ve sorumluluğuna bahane uydursa da, sonunda mecburen kayyum atamaları lazımdı, kaçınılmazdı. Şimdi SP’nin HDP’ye bu ziyareti, onları mağdur ve mazlum gösterme çabası mıydı?

Yoksaa!? Bu bayram iltiması, erkene alınacağı konuşulan bir genel seçimde, güya SP’ye birkaç milletvekili kazandırmak ve hazine yardımından hisse alıp paylaşmak üzere; hemen bütün anketlerden baraj altında kalacağı anlaşılan HDP ile seçim ittifakı yaparak, bu sivil ve siyasi PKK’ya payanda olmak heveslerine hazırlık irtibatı mıydı? Böyle bir gaflet, dalalet, hatta hıyanet girişimine; “Hikmet-i siyaset ve ibret-i keramet” kılıfı geçirildiğinde bile, halâ bu safsatayı (oltayı) yutacak kadar biat ve itaat manyağı çıkar mıydı?

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Orhan ATAY E. Harb-İş Genel Başkanı

Orhan ATAY E. Harb-İş Genel Başkanı

Subscribe
Bildir
12 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Teşkilatçılık, Mesaj ve Metod
Oğuzhan Asiltürk görevini hakkıyla yerine getirmektedir. Yani Milli Görüşün köküne kibrit suyu dökmek için en mükemmel şekilde şeytanlığını icra etmekte ve üç kuruşluk dünya makamı için etrafında bulunanlarda tüm bunlara keramet uydurmaktadır.

Teşkilattan bi tanesi diyorki “Son seçimlerde Hdp ile ittifakı Oğuzhan Asiltürk engelledi. Oğuzhan Bey Akp ile ittifak edilip 20 millet vekille meclise girip hakkı haykıracaktık…”

Bre zavallı akp pkk ya hdp den daha çok hizmet etmiştir. Kaldı ki batılın safında cihad mı edilir. Madem böyle bir niyetiniz var defolup gidin akp de hizmet (!) edin.

Teşkilatlardaki tüm bu şuursuzlukların sebebi malesef karakterlerine oturan teşkilat hastalıklarıdır. Aziz erbakan Hocamız her eğitiminden önce Yakup Budak gibilerine eğitim verdirirken ellerinde Teşkilatçılık, Mesaj ve Metod kitaplarından faydalanıyordu ama o kitap içerisinde bahsedilen ve teşkilat mensuplarının sahip oldukları hastalıklardan ve çözüm yollarından sanki kendileri günahsız melekmiş gibi bahsetmiyorlardı. Dahası sonrasında Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan bu kitabı yasakldı diye teşkilat çalışanlarının ellerinden alındığına şahit olduk.

Her günahın bir bedeli vardır elbet. Bu tavırlarına karşılık Milli Görüşçü olduğunu ifade edip buladar ferasetsiz olmaları en büyük ceza bunlara ama anlayana…

hainler boş durmaz
Yahu insanın bu bayram ziyaretinin halkımız nezdindeki sonuçlarını akıl edememesi için ahmak olması gerekir. Dolayısıyla Sadet Partisine itibar kaybettirmek için bilinçli yapılmış bir ziyarettir. Bu kadar şehidin ahı tutar insanı. Milletimizi ve vatanımızı hedef alan terörist hareketlerin ve bu hareketlerin planlayıcısı siyonizmin maşası olanları ziyaret etmek milletimizin gönlünden çıkmak demektir. İşte Erbakan Hocamız için “onun mezarına beton dökmek gerekir” diyenlere böyle hizmet edilir. Bu durumu Milli Görüş sevdalılarının iyi görmesi ve içerideki hainlere karşı artık tepki göstermeleri gerekir.Ayrıca bundan önceki seçimlerde akılları sıra güya oy alabileceklerini umarak feto yu sahiplenen beyanlarından dolayı çekilen sıkıntılar ortadayken bunu yapmak elde kalan saf samimi insanlarımızı da ürkütüp akp ye gönderme amacına hizmet etmektedir.

Uyuzhan Aday Olursa Sasirmayin!
Yakında yapılacak Saadet kongresinde Uyuzhan aday olursa Sasirmayin. Bu yönde güçlü duyumlar yayılmakta, Saadeti tamamıyla bitirmek için son planını bu şekilde uygulayacağı belirtilmekte. Yani siyon dört koldan saldırıya geçmiş durumda.

Emaneti Ehline Vermek
Tarih boyunca “Hakk”ı temsil eden hareketler:Hedeflerinden saptırılmak,etkisiz kılınmak,bitirilmek…için, İÇTEN-DIŞTAN sürekli kuşatma altında tutulmuşlardır!
Tarihteki en büyük “örgütlü kötülük” olan siyonist sistemin kurduğu”Küresel Köle Düzeni”ni etkisiz kılarak;”Tüm İnsanlığın Saadeti”ni temin için yola çıkmış Aziz ERBAKAN HOCA ve hareketinin boş bırakıldığını zannetmek büyük bir saflık olmalıdır!
Elbette 5800 yıldır “inanak ve azimle”çalışan siyonistler
Allah’ın adaleti gereği dunyaya hakim duruma gelmişlerdir.Kurdukları bu “Zulum Dünyası”nın yerine;HAK ve ADALET’e dayalı MUTLAKA kurulacak olan ADİL DÜZEN MEDENİYETİ’ni engellemek üzere;en sinsi,en aşağılık,en kirli adamlarını bu “Kutlu Hareket”e SIZDIRAN siyonist seytanların kurguladıkları kumpaslar ,inşallah başlarında paralanacaktır.
Makalede anlatılan yıkım faaliyetleriyle ,Milli Görüş Camiasını bu hallere düşüren kimselere MÜSLÜMANCA-İNSANCA tepki ortaya koymak gerektiği halde ;bazılarının ortaya çıkıp da:”Efendim iyi de,Hocamız vaktinde bu isimlere yetki-fırsat vermiş,bunlara itaat etmek gerekir”tarzı, safça veya sinsice çıkışlarını anlamak ne kadar zordur!..Ne kadar acıdır ki;bu hıyanet sürekasinin HİYANETLERİNİ sağlam ölçülere göre değerlendirip, işin doğrusunu Camiamıza öğreten Üsdat Ahmet AKGÜL bu şuurlu-onurlu tavrından dolayı; sürekli dışlanmış,haşlanmış,hakarete maruz kalmış…Ancak, ne kadar haklı olduğu her geçen gün daha çok ortaya çıkmıştır.
Yine bazısı saf niyetli,bazısı hin niyetli zevatın:”İyi de sizin bu gördüğünüzü Erbakan Hoca görmüyor muydu?” tarzı yaklaşımlarına da sayısız kereler gereken açıklamalar yapılmıştır.Mesela:Aziz Hocamıza en kalleş ve kahpece bir yöntemle, miras meseleleri ile ilgili atılan iftiralara karşı da yine; en ilmi,en isabetli cevaplar Milli Çözüm tarafından verilmiştir! Nasıl ki:Hz Peygamber Efendimize en olmadık hıyanetleri tezgahlayan,en alçakça iftiraları kusan İbni Selul münafığı;Uhut Harbine giden 900 kisilik Ordunun 300 kişisini ayartarak harp meydanından kaçırdı ise!…Daha pek çok hile ve hiyanetin yanı sıra en sonunda, en iğrenç bir şekilde müminlerin annesi ,Hz Aişe annemize yönelik “İfk Hadisesi”olarak bilinen iftirayı bile kustu ise!…Buna rağmen, iftirayı diline dolayan bir kısım safdil kimseler,(Nur suresinde inen ayetle Annemizin temizliği herkes tarafından görüldükten sonra), 80 değnekle iftira cezası yediği halde!..Efendimizin , iftirayı asıl planlayıp kusan “İbni Selul”e dokunmaması nasıl anlaşılabilir?!..Çünkü:Hem Mekke Müşriklerini hem Medine civarındaki müşrik kabileleri stratejik olarak manipüle edilebilmesi!..Hem Medine ve civarındaki “Münafık Unsurlar”ın stratejik yöntemlerle yölendirilebilmesi!…Hem Sahabe-i Kiram’ın iman-sadakat ayarlarının ölçülüp-güçlendirilebilmesi…vb pek çok hikmet gereği Efendimiz(sav)niçin Ubey bin Selul’e “Stratejik Sabır”la sabrettiler se! Aziz Erbakan Hocamız da bu hikmetler zaviyesinde bu tiplere sabretmişlerdir!..Sahabeden bir çok kimsenin gördüğünü Resulullah görmez değildir!
İnsanlığın kurtuluşunun ilacını taşıyan bu ASİL DAVA’nın CAMİASINI DAĞITMAK,KÖKÜNÜ KURUTMAK üzre, ASLIBOZUK kimse ve sürekalarınca kasıtlı olarak planlanan son tahribatlar da, Milli Görüş’ün saglam -sadık ellere tesliminin artık bir zorunluluk olduğunu düşünen herkese göstermiştir!
Milli Görüş prensiplerini “Asrın İdraki’ne Söyleyecek”capta bilgiye,hikmete,mücadele azmine,cesarete sahip,SADIK BİR BİLGE ŞAHSİYET’e emaneti teslim etmek Camia,Türkiye ve İnsanlık için bir ÇIKIŞ YOLU olabilir!

Garip Davam…
İnsanlık tarihi boyunca hak davalar içerisinde bulunan bu tip hain münafık ajanlar eliyle ,inancının tersine yönlendirilip, sadık samimi ve istikamet ehli olan inananları demorelize etmek ve aynı zamanda inkâr ve itiraz ehline malzeme ve fırsat vermektedirler.Bu minvalde sadıkların sabırla ve inancla davalarına sahip çıkmaları hidayet,feraset ve dirayetli olmaları gerekmektedir.Bizlere bu tip münafıkları tanimak ufkunu veren Ahmet Akgül Hocam teşekkür ederiz.Şeytanlar sevinmesin hak davalar garip olsa da sahipsiz değildir…

Bunun Adı HIYANET
Ülkemiz ve insanlık bunca badireler atlatirken
AKP VE CEMAAT ELİYLE ÜLKE İLMEK İLMEK SİYONİZME TAŞINIRKEN  DOĞUMUZ PKK İTLERİNE TESLİM EDİLMİS KEN AĞLAK VE MANEVİYAT YERLE BİR OLMUŞKEN EKONOMİ YERLE BİR OLMUŞKEN VE TARİHİN BU EVRESİNDE  MİLLİ GÖRÜŞE VE İSLAM DÜZENİ ADİL DÜZENE TÜM İNSANLIK HER ZAMAN KİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYARKEN.
HİÇ BİR ŞEKİLDE REAKSİYON GÖSTERMEYEN VE HER OLAYDA MİLLİ GÖRÜŞÜ İTİBARSIZLAŞTIRMA GAYRETİ GÖSTERENLER BE MALESEF BAŞARILI OLANLAR ARTIK DEFOLUP GİTMELİ YADA GÖNDERİLMELİDİR.

SİYONİZM VE EMPERYALİZM BU FİNALİNİ OYNADIĞI SÜREÇTE KAHRAMAN ORDUMUZU BİTİRMEDEN VE %1 KALMIŞ MİLLİ GÖRÜŞ KALESİNİ YIKMADAN HEDEFİNE ULAŞAMAYACAĞI Nl BİLDİĞİ İÇİN TÜM PLANLARI BUNLAR ÜZERİNE KURUP CEMAATLE ELİ İLE ORDUMUZU OĞUZHAN DURDURAN İLE MİLLİ GÖRÜŞÜ BİTİRMEYE ÇALIŞMAKTADIR.

BU ARADA KAMALAK NE YAPAR DİYENLERE İSE ERBAKAN HOCAMIZ CEVAP VERMEKTEDİR.

“Siyonizm öyle ustadır ki, kim ben mi, ben hiç siyonizme hizmet eder miyim şarkısını söylettirerek, kendi ordusunda işbirlikçilere askeri talim yaptırır. Hizmet etmiyorum zannedersin, halbuki hizmet eden ordunun içindesin, haberin yok. Siyonizm seni kullanıyor”

Bu bir hıyanet tir ve artık su bardaktan taşmıştır

ŞEYTAN TATİLDE!…
Erbakan hocamız İzmit’te katıldığı bir iftar programı konuşmasında; “SAADET PARTİSİ AKP’NİN JANDARMASIDIR. EVET SP’Sİ % 3 OY ORANI NA SAHİP OLMASINA RAĞMEN, AKP BİR ÇOK İCRAATLARI SİZİN KORKUNUZDAN YAPAMIYOR. YA AKP TABANI SP’SİNE KAYARSA DİYEREK” demişti.
Evet AKP’nin tabanı ne CHP’ye, ne MHP’ye kayar. AKP tabanı sadece SP’ye kayar. ÖYLEYSE AKP’NİN KALICI İKTİDARI İÇİN AKP İCRAATLARINI BEĞENMEYİP ALTENATİF ARAYIŞINA GİRECEK TABANININ SP’Yİ UMUT OLARAK GÖRMESİNİN ENGELLENMESİ LAZIM. BU GÖREV SP’SİNE VE TABİİ ONUN YİK BAŞKANI VE DOĞAL LİDERİ OĞUZHAN DURDUYAN VE AVENELERİNE İHALE EDİLMİŞTİR. Onlarda bu görevi haklarını vermek lazım gereği gibi yapmaktadırlar.
Bu sebeple;
1 – 17 -25 Aralık’ta AKP FETÖ’yü hedef alır, SP’si FETÖ’ya yanaşır.
2 – PKK’ya operasyon başlar ve onun uzantısı BDP/HDP toplumda nefret uyandırır ve AKP ile sürtüşmeye başlar, SP HDP’nin yanında yer alır.
3 – TSK Suriye sınırında operasyona başlar, Oğuzhan çıkar buna muhalefet eder.
Velhasıl;
AKP’nin düşman olarak tabanına ve topluma gösterdiği her oluşumu SP’li kurmaylar dost olarak görmüştür ki, AKP tabanı SP’den nefret etsin. SP’li kurmay takımının bu politikalarını ve siyasi davranışlarını toplum karşısında cevap vermede zorlanan ve bu sebeple horlanan SP tabanında bir avuç kalmış insanlarda dayanamayıp partisini terk etsinler ve bunların da bir çoğunun AKP’li olmasının şartları oluşturulsun.
40 yıldır siyasetin içinde olan birilerinin (Oğuzhan-Şevket gibi) siyaseten böyle basit hatalar yapması mümkün değil.
1-Ya bunları saflıklarından yapıyorlar diyeceğiz ki, saflık bu yapılanları tanımlamaya yetmez.
2- Yada bunları çok ama çok profesyonel bir zeka ile yaptıklarını kabul edeceğiz ki doğrusu budur. Bunlara Şeytanın bile; “Bunlar varken benim mesai yapmama gerek yok” dedirten cinsten bir zekadır ki bu zekaları sayesinde Şeytan tatile çıkmıştır.
Sonuç: Bunlar artık ipin ucunu kaçırdı ve İnşaallah Milli Görüş tabanı bunların gerçek ayarını ve amacını çok yakında anlayacaktır. Zulmün zirvesi; uyanmanın en yakın olduğu yer ve İlahi müdahalenin de şartlarının oluştuğu zamandır.

Saadetin saadeti kaldimi?
Bir siyasi parti,herhangi bir durum ve olay karşısında bir tavır ortaya koyarken esas alacağı en önemli umde milletin güven ve huzuru,devletin bütünlüğü ve bekasi gayesi olmalıdır.
Turkiye gibi atlasimizin/cografyamizin en kritik ve stratejik merkezinde yer alan bir devletin icndr faaliyet gösteren siyasal partiler ,tarihin belkide en acımasız zaman diliminde dışarıdan ter turlu tazyikin ve saldırının yapıldığı bir anlayışa karşı milli bir refleksle hareket etmesi lazım gelirken; nasıl ve neden oluyor da bu ülkenin varlık garantisi olma gayesi ile kurulan milli gorusun partisini yönetenler böylesi bir gayri milli bir politik anlayışı her konuda ısrarla surdurmektedirler?
Prof Erbakan Hocamızın büyük vizyon ve gayretleri ile oluşturduğu büyük Türkiye devlet bilinci kısa zamanda saadet partisini de inşallah millî bir yönetim hizasına getirecektir.
Milli çözüm dergisinin kıymetli genel yayın yönetmenin de ön yıllardır hemen her fırsatta uyarıp,yol gösterip bir çok konuda ışık olmaya çalıştigi bu saadet yönetimi maalesef ısrarla bu yürekten yapılan bu uyarıları görmezden gelecek yaşamımızın sadık kitlesini her seferinde çatışmaya ve ayrılık amacına matuf körüklemektedir.
İnsanlığın kurtuluşuna namzet bir millî gorus partisinin bir terör şebekesi ile bir bayram ortamında yan yana gelmesini bırakın kapısının önünden bile geçmesi tarifi mümkün olmayan bir sığlık ve gaflet örneği belkide hıyanet göstergesidir.
Millî Çözüm un bu muhteşem ferasetine bir kez daha minnettarim

TANRI İLE SAVAŞTIĞINI SÖYLEYENLERİN PARTİSİNDE KURBAN BAYRAMINI KUTLAMAK!!!
[b]“Özgür Yaşamla Diyaloglar” [/b]isimli kitabının 257. Sayfasında: [i][b]“……Tanrı ile savaş verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum.” [/b][/i]diyen,
[b] “Sanat ve Edebiyatta Kürt Aydınlanması” [/b]isimli kitabının 153. sayfasında: [i][b]“Yukarıda Tanrı olsaydı, beni yine yanlış yola sevk edecekti. Allah da Kürtler için değildir, Kürtleri şaşırtıyor. Kürtlerin Allah`ı da onları yanlış yola sevk ediyor. Bunun için ben kendi kendimin tanrısıyım.” [/b][/i]diyen [b]TERÖRİST BAŞI APO[/b]’nun [b]YOLUNDA YÜRÜDÜKLERİNİ [/b]gururla ve iftiharla ifade etmekten çekinmeyen, komünist terör örgütü PKK’nın siyasi kanadı BDP’nin hem de KURBAN BAYRAMINDA şehirlerimizi bombalayıp masum insanlarımızı katlettiği bir sırada, KURBAN BAYRAMINI kutlamak.
Ne büyük şeref!
Ne büyük şeref!
Böyle bir hareketin tek kelime izahı: ŞEYTANLIK! Başka da bir izah bulamadım!
YAPILAN ŞEYTANLIKLARA MAZERET VE MEŞRUİYET UYDURMA ÇABASINDA OLANLARA:
El insaf!
El insaf!
YAZIKLAR OLSUN! YAZIKLAR OLSUN!

Artık yeter
Mirasyedi evlat gibi Muhterem Erbakan Hocamızın mirasını savura savura harcayan Oğuzhan Durduyan denen zevat her fırsatta partimizi ayağa düşürmekte ardından da yine partimiz kurmaylarını küçük düşürecek açıklamalar yapmaktadır. Bütün bu hıyanetlere karşın hala teşkilatçılık pozuna giren sahte dava adamlarının artık şuurlanmaları için ne yapmak lazım?! HDP denen sivil pkk partisine bunca şefkatle yaklaştıktan sonra ŞEHİD yavrularının yüzüne hangi yüzle bakılacak? Artık yeter! Milli Görüşçü sadıklara bu kadar zillet reva görülemez. Bu kabuk zihniyetlerden artık kurtulmak gerek.

Ey Saadet partisindeki milli gorusculer uyanın artik
Sp yonetiminin ,hdp ye yamisoldugu bu bayramlasma ,Milli gorus davasina son zamanlarda yapilan en buyuk hıyanettir ve karabirlekedir bu.

Aynen katiliyorum bu tesbitlerinize aciklamalariniza.
Suursuzca futursuzca ve kasten yapilan bir gorusmedirbu.

Oguzhan sebekesinin tertipledigibir tezgahdir bu.
Erbakan hocamiza ve Milli gorus davasina yapilan hiyanettirbu.

Tek temennim odurki,
Allah C.C den
Saadet partisinin yonetiminede,
Sadıklar eliyle
Artık bir Kayyum GEREK.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
12
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...