SÜFYANI TANI
Dindarlık rolüyle, kindarlık yapan
Hak davadan kopup, nifaka sapan
İktidar ihtiras, ikbale tapan
İslam’ın Deccali, hain Süfyan’dır… 1
Kim ki Hak’tan sapıp, Bâtıla kaymış
Dine darbe vurup, davadan caymış
Hıyaneti “özel, marifet” saymış
Manen iflas etmiş, büyük ziyandır…
Nefsin yularını, başıboş salmış
Hoca’dan ayrılıp, Haçlı’ya kalmış
İş birlikçi gafil, çirkefe dalmış
O lağıma düşmüş, sanır Seyhan’dır…
Ey Süfyan’a bağlı, sakallı Hüsnü
Bak diline vurmuş, gözünün kösnü2
Üzmez mi Âlem-i, İslam’ın hüznü
Katledilen masum, sabi sübyandır…3
Hidayet kararmış, süsler sözünü
Makama çıkara, dikmiş gözünü
Korkmaz; tahrip eder, Dinin özünü
Faiz fuhuş kumar, Hakka isyandır…
Allah mühlet vermiş, keramet sanır
Mel’anet işliyor, marifet sanır
Ne adalet ne de, merhamet tanır
Gafletten çok öte, derin nisyandır…4
Hiç böyle gider mi, Deccal-i devran
Yetiştir ya Rabbi, Kur’ani derman
Zalimler zanneder, devşirdik harman
Hıyanetin sonu, elbet hüsrandır…
Kendin çevresinin, dolmuş kasası
Sefillik rezillik, ülkem tasası
Millete dayatır, Haçlı yasası
Adil Düzen kurmaz, hâzâ tuğyandır…
Çalışmaz olacak, kâfir silahı
Yıkılır İsrail, olmaz ıslahı
İnkılap yakındır, va’di İlahi
Sonun ayak sesi, güm güm sofyandır…5
Dinini dinara, satan utanmaz
Helale haramı, katan utanmaz
Tutarsız; her yola, yatan utanmaz
Sıfatın nankörlük, halin küfrandır…
Her aklı yatmayan, çocuk aldanır
Elmasları verir, kaydırak alır
Zanneder yaptığım, yanıma kalır
Şimdi sultan amma, yarın üryandır…6
Hiç bitmez sandığın, beş on seneler
Çabuk geçer; ölüm, bağlar çeneler
Emer kanın etin, kurtlar keneler
Saltanat geçici, sonu giryandır…7
Tüm sırlı perdeler, kalkar aradan
Herkes ayıracak, akı karadan
İntikam alacak, Yüce Yaradan
Şu acı kustuğun, senin safrandır…8
1- Süfyan: İslamcılık rolüyle ve din ve devlet istismarı ile din tahribatı yapacak adam.
2- Kösnü: Erkekle dişinin şehvet dürtüleri.
3- Sübyan: Küçük çocuklar.
4- Nisyan: Unutkanlık, umursamazlık.
5- Sofyan: Marşlardaki kısa vurgu makamı.
6- Üryan: Çıplak, beş parasız.
7- Giryan: Pişmanlıkla ağlayıcı.
8- Safra: Öd kesesinin salgıladığı acı ve asitli sıvı.

Perdeler kalkınca hapı yuttun be adam
Hiç bitmez sandığın, beş on seneler
Çabuk geçer; ölüm, bağlar çeneler
Emer kanın etin, kurtlar keneler
Saltanat geçici, sonu giryandır…
Tüm sırlı perdeler, kalkar aradan
Herkes ayıracak, akı karadan
İntikam alacak, Yüce Yaradan
Şu acı kustuğun, senin safrandır…
Saltanat geçici, sonu giryandır…
Sakın ha, Allah’ı; elçilerine (ve Hakk davetçilerine) verdiği sözden (ve zafer va’adinden) dönecek sanma(yın). Gerçekten Allah Azîz’dir, İntikam sahibidir. (Ey zalimler ve hainler, sizin de zulüm ve hıyanetlerinizin hesabını soracak, saltanatınızı yıkacaktır.) (14:47)
Yetiştir ya Rabbi, Kur’ani derman
Tüm sırlı perdeler, kalkar aradan
Herkes ayıracak, akı karadan
İntikam alacak, Yüce Yaradan
Şu acı kustuğun, senin safrandır…8
Milli Çözüm’ü takip eden aldanmaz yanılmaz kandırılamaz biiznillah!…
İslamcılık rolüyle ve din ve devlet istismarı ile din tahribatı yapanları tanımak , ayırtetmek , gereğini yapmak için şuurlanmak için Milli Çözüm kaynaklarını yani ( makaleleri – şiirleri – kitapları – konferansları ve özelikle de MEALİ KERİM’İ) takip etmek okumak kavramak şarttır. Günümüzde Batıl’ı tanıtan deşifre eden ve Hakkı haykıran Hakka tercüman olan sadece Milli Çözüm kaldı… Milli Çözüm’ü takip edene şu şiirde geçen hakikatlerle seslenmek doğru olacaktır
[b]Tüm sırlı perdeler, kalkar aradan
Herkes ayıracak, akı karadan
İntikam alacak, Yüce Yaradan
Şu acı kustuğun, senin safrandır…[/b]
Nefsin yularını, başıboş salmış / Hoca’dan ayrılıp, Haçlı’ya kalmış / İş birlikçi gafil, çirkefe dalmış / O lağıma düşmüş, sanır Seyhan’dır…
Kendin çevresinin, dolmuş kasası
Sefillik rezillik, ülkem tasası
Millete dayatır, Haçlı yasası
Adil Düzen kurmaz, hâzâ tuğyandır…
Şeytanın Şakirdi Süfyan
Şeytan batıl planı; deccali süfyan
İslama savaş açmış; nesiller bozan
Ayet hadis istismar; nefsine tapan
Zalime haine dost, Rabbe düşmandır
Hûd 5
Haberiniz olsun; gerçekten onlar (münafık ve marazlı olanlar) O’ndan (Resulüllah’tan gıcık aldıklarından, rastladıklarında görünmemek ve) gizlenmek için göğüslerini bükerek (Hakk dinden ve Elçi’den uzaklaşıp giderler.) Ve yine dikkat edin (ve uyanık bulunun) ki; onlar (hıyanet ve nifak) örtülerine büründükleri (gizli ve kirli işler çevirdikleri) zaman, O (Allah) onların sakladıklarını da açığa vurduklarını da bilmektedir. Çünkü O, gönüllerin içinden geçip duranı Bilendir.
HİDAYET, FERASET VE DİRAYET GEREK
Münafıkun Suresi 4:
(Ey Nebim!) Sen onları (münafıkları) gördüğün zaman, (düzgün ve bakımlı) endamları (zahiri kalıpları ve tavırları) Senin hoşuna gidip beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlemeye (değer sanırsın. Oysa bunlar sözlerine, kıyafetlerine ve zahir görünüşlerine aşırı dikkat gösterip, suni ve sahte davranışlarla takva ve tarafsızlık numarası yapmakta ustalaşmışlardır. Aslında) Onlar sanki (sütun misali) dayandırılmış düzgün ahşap-kütükler gibi (şuursuz ve vicdansızdırlar. Bu kofluklarından ve korkularından dolayı da) Her çıkışı ve çağrıyı (her yaygarayı ve konuşulanı) kendileri aleyhlerine sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının (münafıkları tanımaya çalışın ve onlara karşı tedbirli ve dikkatli olun). Allah onları kahretsin; nasıl da (Hakk’tan) çevriliyorlar ve dönekleşip duruyorlar. [Bakara: 204, 205 ve 206 bu ayetin izahıdır.]
2:204
(Ey Resulüm!) İnsanlardan öylesi vardır ki, (aslında İslam’a hasım ve Sana hain oldukları halde) dünya hayatına ilişkin sözleri (kahramanlık gösterileri, başarılı girişimleri, kolaycı ve çıkarcı projeleri) Senin hoşuna gidecektir ve (böyleleri) kalbindekine (münafıklık ve menfaatçilik düşüncesine) rağmen Allah’ı şahit getirir (yeminler ederek dine ve davaya sadık ve samimi olduğunu belirtir); oysa o (gizli ve tehlikeli) azılı bir düşman (yerindedir).
2:205
(Çünkü bu tipler, Hakk davadan döneklik ederek) Sırtını çevirip gittiği ve işbaşına (iktidara) geçtiği zaman; (ülkesinde ve) yeryüzünde (barış kılıflı) bozgunculuğa girişmeye, ekini ve nesli (bozup) helak etmeye çaba gösterir. (Genleri bozulmuş İsrail tohumları ile bitki ve hayvan türlerini ve bebeklerin-gençlerin geleceğini tahribe yönelir.) Allah ise, (fitne ve fesadı) bozgunculuğu sevmemektedir. [Not: 8 Kasım 2006’da çıkarılan 5553 sayılı Hibrit Tohum Kanunu’yla, yerli tohumlarımıza yasak getirilmiş ve uzmanlara göre bu uygulamadan sonra hastalık ve ölüm oranlarında tam üç kat artış gözlenmiştir.]
2:206
Bunlara: “Allah’tan kork!” (Bu hıyanet ve tahribatlarından vazgeç) denildiğinde ise, büyüklük gururu (ve sapkınlık durumu) onu (daha da kuşatıp isyana ve) günaha sürüklemektedir. Böylelerine cehennem yeterlidir; ne kötü bir yataktır o, (girince göreceklerdir.)
“Bulutlar dağılınca, Erbakan mührünü göreceksiniz!” “Üstat Ahmet Akgül
Çalışmaz olacak, kâfir silahı
Yıkılır İsrail, olmaz ıslahı
İnkılap yakındır, va’di İlahi
Sonun ayak sesi, güm güm sofyandır…5
ANLMAZDAN GELENİN ZARAR KENDİNE!..
“Vicdanları (nefislerindeki fıtri duyguları da, elçinin davetini haklı bularak) tam kanaat getirip (kabul ettiği) halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkâr ettiler. Artık Sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak (ve insanlara bildir).”
Neml Suresi 14
Herkesin anlaya-cağı şekilde
En sağlam delille,en net biçimde
Milli Çözüm uyardı,gece gündüzde
Anlamazdan gelen,kendne zarardır!..
Cenabı Allah imhal eder ihmal etmez
Tarihin en kutlu davasına ihanet eden Süfyan ve avanesi hem dünyada hem ahirette rezil rüsva olacaklar inşallah
….
Pişmanlık feryadı, başladığında
Cehennem ateşi, haşladığında
Mustazaf müstekbir, suçladığında
Ne çare iş işten, geçti çoktandır…
HİDAYET, FERASET ve DİRAYET GEREK
Münafıkun Suresi 4:
(Ey Nebim!) Sen onları (münafıkları) gördüğün zaman, (düzgün ve bakımlı) endamları (zahiri kalıpları ve tavırları) Senin hoşuna gidip beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlemeye (değer sanırsın. Oysa bunlar sözlerine, kıyafetlerine ve zahir görünüşlerine aşırı dikkat gösterip, suni ve sahte davranışlarla takva ve tarafsızlık numarası yapmakta ustalaşmışlardır. Aslında) Onlar sanki (sütun misali) dayandırılmış düzgün ahşap-kütükler gibi (şuursuz ve vicdansızdırlar. Bu kofluklarından ve korkularından dolayı da) Her çıkışı ve çağrıyı (her yaygarayı ve konuşulanı) kendileri aleyhlerine sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının (münafıkları tanımaya çalışın ve onlara karşı tedbirli ve dikkatli olun). Allah onları kahretsin; nasıl da (Hakk’tan) çevriliyorlar ve dönekleşip duruyorlar. [Bakara: 204, 205 ve 206 bu ayetin izahıdır.]
Bakara Suresi :
2:204 (Ey Resulüm!) İnsanlardan öylesi vardır ki, (aslında İslam’a hasım ve Sana hain oldukları halde) dünya hayatına ilişkin sözleri (kahramanlık gösterileri, başarılı girişimleri, kolaycı ve çıkarcı projeleri) Senin hoşuna gidecektir ve (böyleleri) kalbindekine (münafıklık ve menfaatçilik düşüncesine) rağmen Allah’ı şahit getirir (yeminler ederek dine ve davaya sadık ve samimi olduğunu belirtir); oysa o (gizli ve tehlikeli) azılı bir düşman (yerindedir).
2:205
(Çünkü bu tipler, Hakk davadan döneklik ederek) Sırtını çevirip gittiği ve işbaşına (iktidara) geçtiği zaman; (ülkesinde ve) yeryüzünde (barış kılıflı) bozgunculuğa girişmeye, ekini ve nesli (bozup) helak etmeye çaba gösterir. (Genleri bozulmuş İsrail tohumları ile bitki ve hayvan türlerini ve bebeklerin-gençlerin geleceğini tahribe yönelir.) Allah ise, (fitne ve fesadı) bozgunculuğu sevmemektedir. [Not: 8 Kasım 2006’da çıkarılan 5553 sayılı Hibrit Tohum Kanunu’yla, yerli tohumlarımıza yasak getirilmiş ve uzmanlara göre bu uygulamadan sonra hastalık ve ölüm oranlarında tam üç kat artış gözlenmiştir.]
2:206
Bunlara: “Allah’tan kork!” (Bu hıyanet ve tahribatlarından vazgeç) denildiğinde ise, büyüklük gururu (ve sapkınlık durumu) onu (daha da kuşatıp isyana ve) günaha sürüklemektedir. Böylelerine cehennem yeterlidir; ne kötü bir yataktır o, (girince göreceklerdir.)
Hakka İsyanın Sonu Hüsrandır, Kurtuluş İse Sadakat İle Mümkündür!
Hidayet kararmış, süsler sözünü
Makama çıkara, dikmiş gözünü
Korkmaz; tahrip eder, Dinin özünü
Faiz fuhuş kumar, Hakka isyandır…
İntikam alacak, Yüce Yaradan
Zuhruf 36
(Artık) Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i) görmezden gelir, (yüz çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz, (insan suretli bilgiç sanılan) bir şeytanı ona musallat kılarız, (üzerine kabuk gibi sardırıp bağlatırız ve onun kötü emellerine kendisini uşak yaparız.) Artık bu (şeytan), onun yakını (yoldaşı ve kaptanı)dır.
Zuhruf 37
Gerçekten bunlar (şeytanlaşmış insanlar), onları (Hakk) yoldan alıkoyup (bâtılın ve barbarlığın peşine takmaktadırlar). Bunlara (aldananlar) ise, (hâlâ) kendilerinin, gerçekten hidayete erdiklerini (en doğru ve hayırlı yönde yürüdüklerini) sanmaktadırlar.
Zuhruf 38
Sonunda o (şeytanlara ve şarlatanlara aldanan kişi, ahirette) Bize geldiği zaman (kendilerini kandırıp kullananlara): “Keşke benimle senin aranda iki Doğu (Doğu ile Batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)” deyip (suçlayacak ve pişmanlık duyacaklardır).
Zuhruf 39
(Cenab-ı Hakk onlara: Bu söylenmeleriniz) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamayacaktır. Çünkü (bile bile) zulme saptınız (şeytani odakların peşine takıldınız). Şüphesiz (artık) azapta da ortaksınız!
https://www.mealikerim.com/43/zuhruf/39