YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661b04542e0a7
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 1569
Dün : 26764
Bu ay : 300155
Geçen ay : 453014
Toplam : 23079119
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Toplum Vicdanı ERBAKAN’da Buluşacak

ve

KURTULUŞ KAPILARI AÇILACAKTI!

        

Adana’dan Bekir Başak kardeşim bizi telefonla arayarak, 28 Şubat 2022 gecesi ilginç bir rüya gördüklerini aktarmıştı:

“… Medine-i Münevvere’de oluyorum… Tarifi imkânsız bir kalabalığın insan seli halinde mübarek ve nuranî bir zata kavuşmak ve o sayede huzura ve kurtuluşa ulaşmak için çırpındıklarını görüyorum. Dikkat ve hayretle bakınca, O Zatın Merhum ve Muhterem Erbakan Hocamız olduklarını fark edip seviniyor ve heyecanlanıyorum. İnsanların, susuzluktan çatlayıp yarılan topraklar misali, Erbakan’ın kutlu çağrısına ve Adil Düzen programlarına muhtaç olduklarını anlıyorum!”

Evet, inancı hepten yozlaşmamış ve vicdanı tamamen bozulmamış insanlarımız, derin bir mahcubiyet ve nedametle şimdi Aziz Erbakan Hocamızı aramaktadır. Kurtuluşun, O’nun çağırdığı talihli yolda ve tarihi programlarında olduğunun farkına varılmıştır. SP’nin hazırladığı, Haliç Kongre Merkezi’ndeki programa katılan siyasi liderlerin itirafları ve iltifatları da bunun kanıtıdır. AKP’li kurmayların, teşkilat mensuplarının ve tabanının önemli bir kısmının da “Erbakan’a ve Milli Görüş hatıralarına hasret duyduklarını, ama şimdilik bunu açığa vuramadıklarını da” belirtmemiz lazımdır. Erbakan’ı anma toplantılarına katılan farklı ve aykırı parti liderlerini, istismarcılıkla suçlayan Erdoğan ve Bahçeli ise, hakikat aynasında kendi yüzlerine ve özlerine bakmaktadır.

Siyami Akyel’in aktardığına göre; Rahmetli Ali Nar, Erbakan Hocamızın vefatı münasebetiyle “Muhterem Necmettin Erbakan, yüksek şahsiyetine denk haksızlıklara (hıyanetlere) uğramıştır” tespitinde bulunmuşlardı.

Evet; Yüksek Dağlara Erken Kar Yağardı!..

“Yine o yüksek tepelere nazarlar da net ulaşmadığı için herkes doğru tanım getiremez; kayalık mıdır, ağaçlık mıdır? Dağ ise, başını eğip de, gösterecek kadar onursuz değildir. ‘Dağ yürümez, abdal yürür’ sözü uyarınca; o dağdan beklentisi olanlar da bulunabilir:

Kimi, onu uzaktan seyreder, berrak rüzgârında serinlerken seyrinden mutluluk duyar. Heybetine hayranlığından ötürü, şahsiyeti pekleşir, ahlâkı denkleşir…

Kimi de, o dağdan umdukları için yaklaşır, eteklerine tutunur! Serin suyundan; o suyla yetişen meyvesinden yararlanmak ister. Daha yukarılara tırmanamadığı için de bir tür kıskanmayla, o eteklerden devşirdiği nimetlerle dönerken; hasedini, o etekleri kirleterek ortaya koyar…

Üçüncü tip istekliler de olur: O dağ gibi yüksek başlı olmak hayâline kapılır; ama cüce aklı, tabansız kültürü ve şuursuz çevresi onu taklide ama ters yönde kopyaya iter. Sonunda dağın tepesine tırmanarak, onunla boy ölçüşmeye kalkar… Kalkar da bir daha oturamaz: Her adımı onu tepeye doğru çeker gibidir ama soluğu yetmez; yükseltinin atmosferi onu “Solugan” yapar. Hep kayar iner, inişini çıkış sanır! Alçaldıkça alçalır; ar namus kalmaz. Ama iflasını iflah sanır. Goygoycuları da karşı bayırlardan; bravo, bravo çeker.

Özsüz, köksüz mukallid de küçüklüğünü büyüklük sanır. Ama içinden de “dağ”a bir kat daha hasetle, ‘Zirveye karşı ne faydan var, bana ve ötekilere?’ diye zırvalar! Zaten onu dağa hasım kılanlar da an gelir, onu kuşatırlar. Bunu kuşluk zanneder. Bir de bakar ki akşam karanlığı ve “goygoycuları” da hoy hoy! olmuş. Tırmanışta gülenleri bile onun itibarına ağlar olmuş. Çünkü düşüş başlamıştır.

Dağı kışın karlar kaplar, kaplar, kardan bir dağ gibi… Gözler de beyaz körü olmuş gibi artık bir şey seçemez: Dağ mıdır, kardan bir yığın mıdır? Günler geçer, görüntü artık tabiileşir. Tepelerdeki ağaçlıklar, zirvedeki kılıç gibi heybetli kayalar, eteklerdeki soğuk gözeler, can çeken meyveler, gönül çeken gül ve sümbülleri anan kalmaz.

Kalmaz da o hassasiyetleri sürdüren kimseler de ta baştan beri temkinli, tevekküllü hâlini koruduğu için çıkarcıların arasında yok gibidir. Ancak kendi gönlüne sözü geçerse, duygularını kâğıda dökmekten öte bir yola sapmaz. O da söylenmemiş-seslenmemiş bir aşk gibi küllenir. “Bir dokun bin âh dinle” kabilinden, bir fiske vuracağı bekler. Olursa çınlar tınlar. Olmazsa, kırık bir kâse gibi sessiz kalır. Ama dağ yine dağdır, etekleri bağdır, hayranları sağdır, sömürücüleri yağ-yağdır. Baharla beraber o eteklere yine bağ-ban gibi yanaşır, gününü gün eder. Dağın haberi bile olmaz tabii.

Günlerden bir gün müthiş bir deprem olur. Eh, dağ, dağ gibi dimdik kalır. Çevresi darmadağın olurken, dibinden bir taze volkan fışkırır; dağ, bir dağ doğurur. Sonra da dağa nâzır dağ olur. Çoğu kimse fark edemez ama âdeta kendini doğuran esas dağ gibi yankı verir: Seslenen olsun yeter ki; esas dağın yankıları gibi sesler yankılanır, dalgalanır, halkalanır: Çünkü ne de olsa dağdır!”[1]

Erbakan Sevgisi Salonlara Sığmamıştı.

Millî Görüş Hareketi’nin tek ve gerçek lideri, 54. Hükümetin Efsane Başbakanı, büyük ilim ve devlet adamı, mücahit Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, ahirete irtihal edişinin 11’inci sene-i devriyesinde muhteşem bir programla anılmıştı. Saadet Partisi’nin Haliç Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı Anma ve Anlama Programı” başta siyasetçiler olmak üzere bürokratlar, sivil toplum kuruluşları ve binlerce vatandaşın katılımıyla yapılmıştı. Bu yıl Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı tarafından “Adil Devlet ve İnsanca Yaşam” mottosuyla gerçekleştirilen programa katılan siyasi parti temsilcileri Erbakan Hocamızı anlatmışlardı.

Siyaset Erbabı, Erbakan Hocamızla Buluşmuşlardı!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi Başkanlık Divanı yanında, Programa Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Genel Başkan yardımcıları, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve parti yönetimi, Hür Dava Partisi Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Halkların Demokratik Partisi TBMM Başkan Vekili Nimetullah Erdoğmuş katılmışlardı. Erbakan Hocamızı Anma ve Anlama Programına İslam ülkelerinden de yoğun katılım vardı. İslam ülkelerinin büyükelçi ve konsolosları, İhvan-ı Müslimin ve HAMAS İslami Direniş ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcileri de bu programda buluşmuşlardı.

Programın ev sahibi Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı, yaptığı selamlama konuşmasında, “Erbakan Hocamız üzerimizde sorumluluğunu hissettiğimiz Millî Görüş Hareketi’nin kuruculuğunu yapmış, ülkesi ve milleti adına birçok zorlu yollardan geçerek her birimiz için örnek bir hayatı yaşamıştır. Erbakan Hocamız; farklılıklar sebebiyle ayrılmayı değil; farklılıklarla birlikte olmayı öğretmiş insandır; Kendisi sürekli barışa ve kucaklaşmaya vurgu yapmış, kutuplaştırmaktan ve dışlamaktan özenle sakınmıştır!”

Programda katılımcılara hitap eden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Bugün anlamlı bir günde birlikteyiz. Bugün aynı zamanda Miraç Kandili. Bu mübarek günlerin ve bu manevi iklimin ülkemiz ve bütün insanlık için hayırlar getirmesini diliyor, aziz milletimizin kandilini tebrik ediyorum. Bugün bundan 11 yıl önce, milyonlarca insanın duaları eşliğinde, ebedi hayata uğurladığımız Erbakan Hocamızı anmak için bir aradayız. Bu buluşmamızın Erbakan’ı anmanın yanında, anlamamıza da vesile olmasını diliyorum. Erbakan Hocamız 1969 yılında ilk adımı atarken, ilk tohumu ekerken birileri; “Bir çiçekle bahar olmaz!” demişlerdi. Ama, merhum Erbakan Hocamız ne demişti; “Evet ama her bahar bir çiçekle başlar…” buyurmuşlardı.

Karamollaoğlu, “Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın mücadelesinin en önemli hedeflerinden birisi ‘Adil Devlet ve İnsanca Yaşam’ içindi. “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeni ve Adil Bir Dünya” derken tam da bunu kastediyordu. Bütün insanlığın saadetini temin etmekle mükellef olduğumuzun şuurunu yaşadı ve yaşattı. Biz de bugün O’nun çizgisini takip ediyor; O’nun mücadelesini referans alıyoruz. Tıpkı Erbakan gibi, bu güzel ülkenin imkân ve kaynaklarının bir avuç yandaşa aktarılmasına rıza göstermiyoruz. Tıpkı Erbakan gibi, Türkiye’nin varlıklarının haraç-mezat elden çıkarılmasına karşı çıkıyoruz. Tıpkı Erbakan gibi, milleti borca ve bankaya mahkûm eden faizci politikalara evet demiyoruz. Erbakan’ın, yalın ayaklarıyla bir dilim ekmek için ekmek arabasının arkasından koşmak zorunda kalan küçük çocuğun hakkını aradığı gibi; biz de karnını doyurabilmek için akşam pazar yerlerinde artık toplayan insanların hakkını arıyor, bunun mücadelesini veriyoruz!” ifadelerini kullanmıştı.

Ama bu noktada bizim bir uyarımız vardı.

“Adil Düzen” yerine “Adil Devlet” sloganı, yanlış ve yararsız bir yaklaşımdır!

Bize göre bu yaklaşım yanlış ve yararsızdı. “Adil Devlet, İnsanca Yaşam” muğlak ve yuvarlak bir slogandı. “Adil Düzen” sadece Devletin değil, ülkemizdeki ve yeryüzündeki bâtıl ve barbar sistemin de mutlak doğrulara uygun yeniden yapılanmasını anlatan ve ilgili programları hazırlanan bir kavramdı. Böylesi bilimsel, evrensel ve orijinal kavram ve programları “Adil Devlet, İnsanca Yaşam” gibi dışı hoş içi boş kalıplara sığdırmaya kalkışmak, bunların içini boşaltmaya çalışmakla eş anlamlıdır. Üstelik kapitalist, komünist, liberal, monarşist… Her türlü devlet ADİL olmak iddiasındaydı… Bugün pek çok ülkedeki ve küresel sistemdeki; faiz, sömürü ve haksız vergiye dayanan ekonomik kanunlar… Her çeşit fuhşa ve cinsel sapkınlığa fırsat tanıyan sosyal yasalar… Din ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayan ve cezalandıran kurallar… Evet bütün bunlar temelde yanlış ve haksız hazırlandığı için bunları “adalet”le uyguladığı kadar zaten devlet zalim olmaktadır!.. Kısaca “Adil Düzen”le “Adil Devlet” aynı değil, tam aksine ayrı ve aykırı kavramlardır. Bu gibi kaymalar, ya bilgi noksanlığıyla veya yozlaştırma kastıyla yapılmaktadır. Bu kadar izahtan sonra, hâlâ bu farkı anlamaya yanaşmayanlar ise, “hakikat” yerine “slogan”lara sarılan cahil takımıdır.

Karamollaoğlu ayrıca: “Bugün ülkemiz de, bölgemiz de kritik ve hassas bir süreçten geçmektedir. Bu süreçte dışarıya karşı güçlü olmanın ilk şartı; içeride güçlü olmak, birlik ve beraberliği sağlamaktır. Bugün Türkiye’nin bir diğer önemli problemi de kutuplaşmadır. Bir araya gelip konuşamamaktır. Oysa hepimiz bu ülkenin insanıyız; dertlerimizi, sıkıntılarımızı birlikte çözmemiz gerekir. Kutuplaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye’yi birlikte inşa etmeliyiz. Partilerimiz, düşüncelerimiz, çözüm yollarımız farklı olsa da; birbirimizle konuşabildiğimiz ve bir masanın etrafında oturabildiğimiz gün, aşamayacağımız hiçbir engel, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmayacaktır” değerlendirmesinde bulunmuşlardı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, “Biz olaylara, tesadüflere inanmayanlarız. Biz ancak tevafuklara inanırız. Rahmetli Erbakan Hocamızın 27 Şubat’ta vefat etmesi bir tesadüf değildir. Bu İlahi takvime göre her 27 Şubat’ta insanlar, ‘Bu ülkede artık 28 Şubat’lar olmayacak, fikir özgürlüğüne darbe olmayacak diyecektir’. Erbakan Hocamızın attığı her adımda Mescid-i Aksa, Kudüs vardı” dedi.

Erbakan Hoca’yı anma programında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: “Merhum Erbakan için 5 yıl önce düzenlenen anma toplantısında yaptığım konuşmada, ‘Bu toplantı kutuplaşmanın ve çatışmanın arttığı bir dönemde diyalog ve toplumsal uzlaşma adına taze bir nefestir’ demiştim. Beş yılın ardından mutlulukla ifade etmek isterim ki; ‘Bugün düzenlenen toplantı kutuplaşmayı ve çatışmayı hızla azaltmayı başardığımız bir sürecin nişanesi’ olarak tarihteki yerini alacaktır. Beş yıl önce başlattığımız diyaloğun ve toplumsal uzlaşma çabamızın ulaştığı noktadan hepimiz gurur duymalıyız. Diyaloğun başlangıcında bana ve Sayın Karamollaoğlu’na tepki gösterenlerin, bugün ortaya çıkan tablodan mutluluk duyduklarını biliyor, görüyorum.

Necmettin Erbakan’ın hayatı bize, nasıl bir gelecek kurmak zorunda olduğumuzu ve omuzlarımızdaki sorumluluğu göstermesi açısından yol göstericidir” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu yol göstericiliğin en önemli işareti de ömrünü vakfettiği, bizzat kurucusu ve önderi olduğu siyasi hareketin ‘Millî Görüş’ adını taşımasıdır. Erbakan’ın milliliği ve vatanseverliği, siyasi rakiplerini düşman olarak gören bir millilik ve vatanseverlik söylemi değildir. Erbakan’ın milliliği ve vatanseverliği herkesi kuşatan ve kucaklayan bir millilik ve vatanseverliktir. Erbakan’ın milliliği ve vatanseverliğinde kin ve nefret yoktur; çatışma ve kavganın yerine barış ve uzlaşma vardır. Kimse yaşamın hiçbir alanında ayrımcılığa maruz bırakılmamalı… Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, birlikte üretmeli ve hakça bölüşmeliyiz. Herkesin inancına ve inanç pratiğine saygılı; bu inanç pratiklerinin koruyucusu ve güvencesi olmalıyız. Çünkü biliyoruz ki, aksini yaptığımızda zulmedenlerden oluruz. Bizler kimseye zulmetmemeliyiz” dedi.

“Helalleşme” çağrımı ilk olarak geçen yıl düzenlenen merhum Erbakan’ı anma toplantısında dile getirmiştim” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini, “O gün ‘Tüm kırgınlıkları ve acıları gidermeliyiz. Bütün bir geçmişi bir yana bırakarak helalleşmeliyiz’ demiştim. Grup toplantısında detaylandırdığım ‘helalleşme’ çağrısını ilk ifade ettiğim yerin, merhum Erbakan için düzenlenen bir anma toplantısında olmasının memnuniyeti içindeyim” diyerek sürdürdü. Kılıçdaroğlu, “Bu duygu ve düşüncelerle 54. Hükümet’in Başbakanı, aynı zamanda bürokratken benim de Başbakanlığımı yapmış olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı rahmetle anıyorum” diyerek sözlerini tamamlamıştı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Bugünün Türkiye’si mevcut iktidarın tavrı nedeniyle her alanda adaletsizliğin en derin şekilde yaşandığı bir ülke haline gelmiştir. Yirmi yıllık iktidarında adalet konusundaki eksiklikleri ve adaletsizliği kurumsal anlamda reform ve revizyonlarla çözebileceğini düşünen iktidara, kendisinden hiçbir şey öğrenmedikleri, maalesef öğrenemedikleri Erbakan Hocalarından bu açıklama bir cevap niteliğindedir. Millî Görüş’ün lideri merhum Erbakan’ın bahsini ettiği gibi içinizde hak ve adalet sevgisi olmadıkça nasıl bir hukuki, iktisadi, içtimai düzenleme yaparsanız yapın, adaleti tesis etmeniz mümkün değildir” şeklinde konuşmuşlardı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Merhum Erbakan Hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bu programın Erbakan Hocamızı daha iyi anlamaya yardımcı olacağını düşünüyorum. Erbakan Hocamız gibi büyük bir ilim ve siyaset adamını anlatmak, birkaç dakikaya sığdırmak imkânsızdır. Erbakan Hocamız için yalın bir ifadeyle şöyle diyebiliriz: Güzel insan, samimi bir Müslümandı. İslam’ın hem itidal hem ibadet hem ahlâk hem eğitim hem siyaset, hayatının her yönünü kapsayan bir nizam olduğunu anlattı” diyerek, Erbakan Hocamızın “Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir” sözünü hatırlattı. Yapıcıoğlu, “Ne zaman dışı süslü ama içi boşalmış ya da boşaltılmış olmaktan çıkıp hayat fışkıran, hayat veren hakiki Müslümanlar olursak o zaman Erbakan Hocamızı anlamış ve davasının takipçileri olmuş oluruz. Hedefimiz hak nizamı hâkim kılmaktır. Arzumuz tüm insanlığın saadetidir. Yolumuz cihattır. İnsanlığın kurtuluşu ancak İslam ile mümkündür. Ahlâktan yoksun bir siyasetin insana ve insanlığa hizmet etmesi mümkün değildir” tespitlerini yapmıştı.

Halkların Demokratik Partisi TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, “Erbakan Hocamızın aslında çıkış noktası bir uyanış hareketinin başlangıcıydı. O dönemi hatırlayalım, küresel sistem çift kutuplu olarak yayılmacılığını sürdürüyor, ülkemizde de maalesef yansıması vardı. Böyle bir dönemde adeta üçüncü yol diyebileceğimiz, üçüncü çizgi diyebileceğimiz bir çizgi ortaya koydu. O dönemim sloganlarını dün gibi hatırlıyorum. ‘Ne sağdayız ne solda, Hak yoldayız Hak yolda!’

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Medeni Yılmaz ise; “Huzurlarınızda rahmetli Başbakanımız Erbakan Hocamızı rahmetle anıyorum” diyerek, “Ülkesine ve insanlığa hizmet etmek yolunda birçok başarıya imza attı. Azimli, kararlı, inançlı ve inandığı değerler için bıkmadan, yorulmadan hiçbir şartta asla pes etmeyen bir kişiliğe sahipti. 1969’da tek başına Konya’dan başlattığı siyaset yolculuğunu ülkemizin Başbakanı olarak taçlandırdı. Kurduğu partileri defalarca kapatıldı, yasaklı dönemler yaşadı ama asla inandığı yoldan vazgeçmedi, bıkmadı, yorulmadı, ülkesine zarar verecek bir şey yapmadı” şeklinde duygularını aktarmıştı.

Özetle; Rahmetli Erbakan Hocamızın siyasi takipçisi Saadet Partisi, Türkiye’nin yarıdan fazlasını temsil eden MUHALEFET’in bir masa çevresinde ve asgari müşterekler çizgisinde buluşması yönündeki çabalarıyla şu tarihi ve talihli sonucu başarmıştır: Erdoğan ve Bahçeli’nin sürekli ve sistemli olarak ülkede bir gerilim politikası ve kamplaştırma-kutuplaştırma pervasızlığıyla seçimi kazanma ve iktidarlarını devamlı kılma amaçlarını, yine Milli Görüş bereketi boşa çıkarmıştır! Ama elbette bu birlikteliğin içinin doldurulması, Milli ve ilmi mayalarla yoğrulması lazımdır!

“Bir başka açıdan 28 Şubat” yazısında Abdurrahman Dilipak da hâlâ 6’lı ittifakı kurcalamaya ve Cumhur İttifakı’na arka çıkmaya uğraşmaktaydı!

“28 Şubat 1997… 25 yıl olmuş. Çeyrek asır. Tarihin tekerrür etmemesi için yaşadığımız zamana ve mekâna adil bir şahidlik yanından çıkartılan derslere dayalı sorumluluklarımızı kuşanmamız gerek. Bugün 6 Genel Başkan, bir utancın yıldönümünde, pandemi gibi, Global Reset çetesinin global tehdidinin 2. yılında bir araya gelip, herhalde darbeyi alkışlamayacak, kınayacaklar. O gün CHP darbecilerin yanındaydı. Ecevit gibi bir adamın Meclis’te başörtüsüne karşı nasıl öfkeyle meydan okuduğunu hâlâ hatırlıyoruz. Saadet Partisi şimdi CHP ile birlikte; oysa o gün mağdurların safındaydı. İyi Parti Genel Başkanı, ‘Postmodern bir darbe’ ile tasfiye edilen bir hükümetin İçişleri Bakanıydı… 6’lı ittifakta, CHP, İYİ Parti, DP, SP, Deva ve Gelecek partileri bulunuyor. Bu sayı daha da artabilir. Ama önce Anayasa değişikliği, siyasi partiler ve seçim yasası, baraj ve dar bölge gibi konuların netleşmesi gerekiyor…

BÇG kanadı, kendi dışında ılımlı İslam için kontrolleri altında bir örgütlenme olarak Kalkancı tarikatını örgütleme yoluna gitti, ama daha sonra o da patladı. Sincan’daki toplantıda asıl konuşmacı bendim, boğazımdan bir ameliyat geçirdiğim ve ses kısıklığı yaşadığım için gidemedim. Ben gidemeyince, benim yerime giden Nureddin Şirin farklı bir etkinlik düzenleyince ve buna İran Büyükelçisi gelince ve RP’li bir Belediye Başkanı da bu toplantıya katılınca, Kudüs, RP, İran bir araya gelince, suçu RP’ye yıkmak için beni görmezden geldiler. (Bunlar bir itiraf mıydı, yoksa iltifat mıydı? A.A.)

Kadere bakar mısınız, dün de sanıktım bugün de. Hem de haklarını savunduklarınız tarafından haksız bir şekilde suçlanarak. 28 Şubat’ta da tecrit ve linç kampanyaları yaşadım, ama böylesi ilk kez. 81 ilde ve topyekûn! Bugün böyle bir davada yargılanacağımı hiç düşünmezdim… Asla aklımdan bile geçmeyen yakıştırma bir suçlamayla suçlanmak hem de 81 ilde, olacak şey değil, ama oldu işte. Hem de kimisi haklarını savunduğum kişiler olarak! İnanmamaları gerekmez miydi? Kaderde bu da varmış.”

İyi de, 28 Şubat’ın; Erbakan İktidarını yıkmak, Milli Görüş’ü dağıtmak ve AKP’yi kurup Erdoğan’ı iktidara taşımak için tezgâhlandığının, ta başından beri farkında olan ve sinsi-Siyonist komploya figüranlık yapan Dilipak, şimdi 100 Bin TL cezaya çarptırılınca mı aklı başına taşınmıştı?

Oysa Merhum Necmettin Erbakan Hocamızı anma toplantısı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme buluşması ve altılı zirve yapılması Türkiye’nin uzun zamandır görmeyi arzuladığı, hatta özlediği bir fotoğrafı karşımıza çıkarmıştır. Birlikte yaşam! Kim ne derse desin, ülkemizde iktidarın yanlış politikalarından kaynaklanan derin bir ekonomik kriz halkımızı bunaltmıştır. Aynı zamanda yine bizzat iktidarın kutuplaştırıcı söylemlerinin yarattığı bir gerilim giderek tırmanmaktadır. Maalesef iktidar partilerinin yöneticileri, bizzat yarattıkları sorunlara çözüm bulmak yerine, muhalefet liderlerinin ve partilerinin isimlerinin önüne aşağılayıcı, incitici sıfatlar ekleme yarışına girmiş durumdadır. İktidarın ve ortağının sürekli gerilim pompalaması, milletin yarısına “illet ittifakı, zillet ittifakı, rezalet irtibatı!” diye saldırıp sataşmaları, halkın mutsuzluğuna umutsuzluk katmaktadır.

İşte böyle bir ortamda, ideolojik ve siyasi olarak birbirine benzemeyen siyasi partilerin liderlerinin aynı çatı altında buluşmaları, helalleşme çabaları, geçmişin gerilim unsurlarını kapının dışında bırakmaları, birbirlerine karşı nezaketli tavırları, iktidarın yarattığı gerilimin panzehiri gibi karşımıza çıkmaktadır. İktidar kürsülerinde “zillet”, “cibiliyetsiz”, “haysiyetsiz”, “hain” sıfatlarının havada uçuştuğu konuşmaların yapıldığı bir dönemde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erbakan’ın talebeleri tarafından alkışlanması, CHP tabanının bir dönem Sivas katliamıyla bağ kurduğu Temel Karamollaoğlu’nu “Temel Dede” olarak bağrına basması ve Nimetullah Erdoğmuş’un merhum Erbakan’a övgüler yağdırması, Türkiye’nin gerçekten ihtiyacı olan fotoğraflardır.” yorumları haklıdır…

Edindiğimiz bilgilere göre: “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”in satırbaşları şunlardır:

Hazırlanan sistemin yasama bölümü 5 ana, 27 alt başlık, yürütme 4 ana 17 alt başlık, yargı 7 ana, 19 alt başlık, demokratik bir sistemin temel esasları da 3 ana, 9 alt başlık olmak üzere toplam 101 maddeden oluşmaktadır. Yapılması gereken düzenlemeler arasında Anayasa değişikliği ve birçok yasada buna göre düzenlemeler yer almaktadır. Belirlenen konularda siyasi partiler arasında görüş birliğine varılmıştır. Örneğin; hepsi ülkedeki yolsuzluklardan yakınmakta, bunun nasıl önlenmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır. Yargının durumu yine öncelikler arasındadır. Hâkimler Kurulu ayrı, Savcılar Kurulu ayrı olacaktır. Seçimlerde siyasetin ağırlığı kaldırılacaktır.

Protokolün girişinde; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne nasıl bakıldığı, bu sisteme neden karşı çıkıldığı, ve getirilmek istenen sistemin temel esasları yer almaktadır.

Yasama, yasamanın oluşumu, TBMM’nin görev süresi, seçim barajı, seçim sistemi, parti içi demokrasinin güçlendirilmesi, siyasetin finansmanının şeffaflaştırılması, Hazine yardımları, yasama çalışmaları, TBMM İçtüzüğü, kanun yapım süreçleri, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yetkisi, Cumhurbaşkanı’nın kanunlara ilişkin veto yetkisi, halk girişimi ve halk vetosu, komisyonların güçlendirilmesi, kanun yapım süreçlerinde muhalefet hakkı, TBMM’nin denetim yetkisi, gensoru, meclis soruşturması, kamu kurumlarının meclis denetimi kapsamına alınması, genel denetim, denetim komisyonları oluşturulması da önemli başlıklar arasındadır.

Amaçlanan Başbakanlık Sistemi nasıl oturtulacaktı?

Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 7 yılla sınırlanacak, ikinci kez aday olamayacak, siyasi partilere üye olamayacaktır. Cumhurbaşkanı’nın yasama, yürütme, yargıya ilişkin görevleri ve yetkileri kısıtlanacaktır. Başbakanlık Sistemi de önemli yeniliklerle yapılandırılacak ve Bakanlar Kurulu’nun sorumluluğu artırılacaktır. Yönetimde istikrar için yapıcı güvensizlik oyu devreye sokulacaktır. Olağanüstü Hal ilan etme, süresi, kararnamelerin kapsamı, yargısal denetime açık olması da yeni düzenlemeler arasında bulunmaktadır.

HSK Yerine AYK Kurulacaktır!

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) lağvedilecek ve yerine, bünyesinde Savcılar ve Hâkimler Kurulu iki ayrı birim halinde bulunacaktır. Hâkimler, Savcılar Kurulları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Yüksek Seçim Kurulu üyeliklerine seçimler bugünkü uygulamadan çok farklı olacaktır.

Adalet Yüksek Kurulu (AYK) yargı mensuplarıyla ilgili, adaylığa ve mesleğe kabul, eğitim, atama, yükseltme, nakil, denetim ve disiplin gibi işlevlerinden de sorumlu tutulacaktır. Kurul üyelerinin yarısı yargıç ve savcılarca, yarısı ise TBMM tarafından seçilip atanacaktır. Kurulun yargıç-savcı üyeleri kendi meslektaşları tarafından; yargıç-savcı olmayan üyeleri ise TBMM tarafından seçilecek. Kurulda, Adalet Bakanı bulunmayacaktır.

Yargıtay, yeniden düzenlenecek, Danıştay üyelerinin seçim usulü yeniden ele alınacaktır. Sayıştay, yüksek yargı mercii olarak düzenlenmiş olacaktır. Anayasa Mahkemesi, Avrupa modeline uygun olarak yapılandırılacaktır.

Hâkimler yanlış kararlarından sorumlu tutulacaktır!

Verdiği hukuksuz kararlar ile devleti tazminata mahkûm ettiren ve zarara uğratan hâkimlere, tazminat miktarı kadar rücû işlemi eksiksiz uygulanacaktır. Özellikle, insan haklarına ve adalete aykırı olarak verilen, vatandaşın hayatının kararmasına yol açan ve kamu vicdanını yaralayan yargı kararlarının altına imzalarını atan hâkimlerin, sebep oldukları zararlardan dolayı ileride sorumlu tutulacaklarını, disiplin hükümlerine muhatap olacaklarını bilmeleri, hukukta adaletin yerine getirilmesine katkı sunacaktır.

Anayasa Mahkemesi, Avrupa modeline uygun olarak yeniden yapılandırılacak, üye sayısı 21’e çıkarılacaktır. Cumhurbaşkanı sadece 2 üye belirleyip atayacak, diğerleri seçimle gelmiş olacaktır. Yüce Divan yetkisi, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasında paylaşılacaktır.

RTÜK de Değişime Uğrayacaktır!

Demokratik Bir Sistemin Temel Esasları bölümünde yapılması öngörülen değişiklikler de şöyle sıralanmıştır:

● Temel Hak ve Hürriyetler.

● İfade, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkının Güvence Altına Alınması.

● Basın Özgürlüğü.

● RTÜK’ün Yapısı ve Seçim Usulü.

● Çevresel Haklar ve Sürdürülebilirlik.

● Kamu Yönetiminde Esas Alınacak İlkeler.

● Kamuya Alım Süreçlerinde Liyakat ve Mülakat Usulü.

● Yolsuzlukla Etkin Mücadele İçin Atılması Gereken Adımlar.

● Yerel Yönetimlere İlişkin Düzenlemeler.

● Üniversiteler ve Akademik Özgürlük.

● Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar.

● Siyasi Etik Kanunu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem denilince akla yalnız TBMM gelmesin. Ülkemizin hemen her kritik konusu ele alınıyor. 6 Parti’nin bir araya gelmesi kuşkusuz önemli bir adımdır.

Oysa, Dengeli ve Denetlenebilir Başkanlık Sistemi Daha Uygun Olacaktır!

Adil Düzen’e göre ise:

• Tam etkin ve yetkin konumda bir Meclis oluşturulmalıdır.

• Tüm parti Genel Başkanlarının da (Muhalefet dahi olsalar) aralarında olacağı ve Hükümete tavsiye ve uyarılarda bulunacağı bir Yüksek Devlet Şurası kurulmalıdır.

• İktidar adayı partiler, seçim öncesi, dört yıl boyunca ve sırasıyla hangi hizmet ve değişiklikleri yapacaklarını bir takvime bağlayıp topluma sunmalıdır.

• İktidara geldiklerinde bu vaatlerini ve söz verdikleri zaman diliminde gerçekleştirmeyen hükûmetlerin, görevden alınmaları hususunda Yüksek Devlet Şurası’nca Meclis’e çağrı yapılmalıdır. Böylece toplumun senelerce ve mecburen bunlara katlanmasına engel olunmalıdır. Bu durumda Devlet Başkanı, seçimlerde 2’nci olan Parti Başkanı’nı Başbakan atamalıdır.

• Ve yine tüm Parti Başkanları Devlet Başkanı’nın resmi ve tabii danışmanları konumunda olmalı, hem önerilerini, hem şikayetlerini doğrudan sunmalı ve önemli görüşlerinden yararlanılmalıdır.

• Ayrıca bunlara; tüm devlet kademelerindeki icraatları yakından takip etme, bilgi edinme, haksızlık ve yolsuzlukları belgeleyip, Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na ve halka iletme fırsatı tanınmalıdır.

Şimdi 6 partinin ERBAKAN’da buluşmaları olumlu ve sorumlu bir adımdır. Bu talihli ve tarihi girişim, kökümüze ve özümüze dönüş yapmamız ve ülke sorunlarımızı ortak akılla aşmamız açısından umut verici bir fırsattır. Elbette, “sadece AKP iktidarından ve Erdoğan’dan kurtulalım da, gerisi ne olursa olsun!” yaklaşımı yanlıştır. Batı emperyalizminin ve Siyonizm’in güdümünden kurtulmadan, her yönüyle MİLLİ, İLMİ ve İNSANİ bir sisteme, yani ADİL DÜZEN’e kavuşmadan, refah ve mutluluk aramak boşunadır!

Bazı Müftülerin insaf ayarı: Erbakan Hoca’ya yapılacak mevlit müftü engeline takılmıştı!

Merhum Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, vefatının 11’inci senesinde tüm Türkiye’de dualarla anılmaya başlanmıştı. Çorum’un Osmancık ilçesinde ise Osmancık Müftüsü Eyyüp Aydın’ın kasıtlı olarak imamları bilgilendirmemesi nedeniyle, önceden izinleri alınan mevlit programı yapılamamıştı. Durumla ilgili Millî Gazete’ye açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Osmancık İlçe Başkanı Halil İbrahim İnoğlu, “mevlit için gerekli yerlerden izin aldıklarını, ardından ise ilçe genelinde duyuruları yaptıklarını” hatırlatarak: “Geçtiğimiz Cuma günü gerçekleştirmeyi planladığımız ve gerekli yerlerden izin aldığımız mevlit programı Osmancık Müftüsü Eyyüp Aydın’ın yetkili imamlara bilgi vermemesinden dolayı gerçekleştirilemedi. Fakat biz gerekli yerlerden iznimizi almıştık, kendisi ile de görüşmüştük, kendisi de bize gerekli yardımı yapacaklarını ifade etmişti.” şeklinde yakınmıştı. Ama ne olduysa, kimler uyardıysa müftü geri adım atmış ve görevini yapmamıştı.

Rahmetli Erbakan Hoca’nın mevlit programına bile engel olunurken, Siyonist-terörist başı Herzog, Krallara yakışır şekilde ağırlanacaktı!

Uluslararası bir kaynağa açıklamalarda bulunan kıdemli bir İsrailli güvenlik kaynağı, “Türkiye, HAMAS’ın faaliyetlerini azaltarak, kısıtlayarak ve izleyerek bize yardımcı olacaktır. İşler bu hızda ilerlerken bunu gayet makul bir ihtimal olarak görüyorum” diye konuşurken kimliğinin saklı kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan Kudüs’teki üst düzey bir diplomatik kaynak da Herzog’un, Türkiye’de “Krallara yakışır şekilde ağırlanacağını” açıklamıştı.

İşgalci İsrail rejimi Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un 9-10 Mart’ta Türkiye’yi ziyaret etmesi beklenirken, uluslararası medyada konuya ilişkin dikkat çeken bilgiler aktarılmaya başlanmıştı. Al-Monitor’da Ben Caspit imzasıyla yayınlanan haberde İsrail rejiminin Türkiye ile ilişkiler bağlamında en hassas olduğu konunun Türkiye’deki HAMAS bürosunun varlığı meselesi olduğu vurgulanmıştı. Bu konuya dair kıdemli bir İsrailli güvenlik kaynağının görüşlerine yer veren Caspit, “Bu büroyu hemen kapatacaklarına ihtimal vermiyorum. Ancak faaliyetlerini azaltarak, kısıtlayarak ve onları izleyip rapor sunarak bize yardımcı olacaklarına inanıyorum. İşler bu hızda ilerlerken bunu gayet makul bir ihtimal olarak görüyorum” yorumunu yapmıştı.

İsrail’in İran’a Karşı Türkiye’ye İhtiyacı Varmış!?

Kudüs’teki bir diğer üst düzey diplomatik kaynak da Türkiye ile İsrail rejimi arasındaki “normalleşme”yi tetikleyen faktörleri “koşullar ve çıkarlar” diyerek yorumlamıştı. Kaynak şunları aktarmıştı: “Kulağa garip gelebilir ama İsrail ve Türkiye önemli stratejik meselelerde ortak menfaatlere sahiptir. Erdoğan, neredeyse bizimle aynı ölçüde İran’ı tehdit olarak görmektedir. İran’ın Suriye’deki varlığını tıpkı bizim gibi tehdit olarak değerlendirmektedir. Dahası, Erdoğan Washington’da gözden düştüğünün de farkındadır. Bu nedenle İsrail’e yaranmak mecburiyetindedir.” Al-Monitor’un aktardığına göre kimliğinin açıklanmamasını isteyen kıdemli bir İsrailli analist de, “Türkiye, Orta Doğu’da çok önemli bir oyuncu görülmektedir. İran ve İsrail’le birlikte Arap olmayan üç bölgesel güçten biridir. İsrail, İran’ın etrafında çemberi daraltmak istiyorsa Türklere ihtiyacı vardır. İran üzerinde diplomatik, ekonomik ve askeri baskı Türkiye olmadan başarılı olamayacaktır.” İsrail yönetiminin bu gerçeği kavradığını belirten kaynak, “işte Herzog mahir bir diplomat olarak bu işi kotarmaya çalışacaktır” itirafında bulunmuşlardı.

Son sözü yine Erbakan Hocamıza Bırakalım:

“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”[2]

 


[1] 28 Şubat 2022 / Milli Gazete

[2] TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980

 

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
23 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Zehra

Kırın putlarınızı
Denediniz olmuyor olmuyor.Batıl bize uymuyor,güneş balçıkla sıvanmıyor.Milli görüş özümüz,davamız,milli çözüm kurtuluşumuz.Yavaş yavaş pişmanlıklar başladı.Erbakan a ihanetinizin bedelini sadece bizlere değil tüm mazlumlara yaşattınız.Kırın putlarınızı Adilce bir yaşam değil Adil bir düzen lazım bizlere gerçeği dosdoğru haykırın.Bu dava elbet zaferle taçlanacak,kabul edin artık milli görüş bize muhtaç değil, fıtrat gereği biz milli görüşe muhtacız.

Osman Nuri

Aziz Erbakan Hocamız vefatından bir hafta önce acaba Namık Kemal Zeybek üzerinden MİLLİ MUTABAKATA GİDEN YOLU MU TARİF ETMİŞ VE VASİYET BUYURMUŞTU?!!!
[u][b]NAMIK KEMAL ZEYBEK ANLATIYOR: [/b][/u]
“Ölümünden bir hafta kadar önce ziyaretine gitmek istedim, o zaman Demokrat Parti Genel Başkanı’ydım. Dediler ki hasta ve kimseyi kabul etmiyor sonra ikinci bir haber geldi, sizi duyunca görüşmek istedi dediler. Biz Şevket Kazan ile gittik. Erbakan Hoca yataktan kalkmış sedirde oturuyor, hastanedeki odasında, boynunu taşıyamıyor, boynu bükük duruyor, vücudu da çökük duruyor ama o vaziyetteyken gözlerime derin derin baktı, Namık Kemal dedi, vatan ve millet tehlikede vatanı ve milleti bunlardan kurtarın dedi. Ak Partililer için söylüyor. ” diye anlatmıştı Zeybek..!
KAYNAK: [url]https://youtu.be/UghisLQ9f_o[/url]

Makalede de ifade buyurulduğu üzere , bir kısım ikazlarda da bulunulan bu yazıda ( Adil Devlet yerine Adil Düzen hatırlatması gibi) ,

[u]Özetle; Rahmetli Erbakan Hocamızın siyasi takipçisi Saadet Partisi, Türkiye’nin yarıdan fazlasını temsil eden MUHALEFET’in bir masa çevresinde ve asgari müşterekler çizgisinde buluşması yönündeki çabalarıyla şu tarihi ve talihli sonucu başarmıştır: Erdoğan ve Bahçeli’nin sürekli ve sistemli olarak ülkede bir gerilim politikası ve kamplaştırma-kutuplaştırma pervasızlığıyla seçimi kazanma ve iktidarlarını devamlı kılma amaçlarını, yine Milli Görüş bereketi boşa çıkarmıştır! Ama elbette bu birlikteliğin içinin doldurulması, Milli ve ilmi mayalarla yoğrulması lazımdır![/u]
…..

Mustafa Yalnız

İyi de kimse gönlümüze sokalım demiyor…
[quote name=”Saraç”]Yazınızı okuyunca anladımki at izi it izine dönmüş. Bence Cumhur ittifakı ile Millet ittifakı aynı odakların kontrolünde. O nedenle bunlardan Milli hamle beklemek çok yanlış bir yaklaşımdır. Millet ittifakının Chp’si karanlık mazisiyle hep anılacaktır. Diğer kalanlarda temiz sayfalara sahip değiller. Yani bu işin ne sağcısı ne solcusu kaldı. Hepsi aynı aynı aynı…[/quote]

Kimse alıp koynumuza sokalım demiyor…. Nihayetinde parti amaç değil araçtır, bir şekilde toplumda geniş çaplı bir konsensüs oluşma ihtimali varken bunu da tepmenin manası yoktur. Ayrıca bu konsensüs Erbakan çizgisi altında, Onun fikiri ve icraatleri paydasında oluşmuş veya oluşmaya gitmişken, ayrıcca Erbakan Hocamızın vefatı yıl dönümü vesilesi ile tüm liderler müspet ve yapıcı konuşmuşken böyle bir toplum nezdinde ortak kelime, ortak bir paydayı da tepmek en azından safdillik veya hıyanet olurdu….. Nihayetinde bir milet olarak siyasi bir kimlikler ile vatandaşlık sıfatında birleşip devlet çatısı altında yaşıyoruz…. Geçmişi değiştiremeyiz, ama onun ışığında müspet manada geleceğimizi aydınlatacak en ufak bir çakmak taşındaki kıvılcımı bile israf etmeden değerlendirmek hep milletimize karşı boynumuzun boorcu, hem de yüce dinimizin bir gereğidir…

Elif .Çağıl

ERBAKAN GEÇTİ
Kırk yıl anlattınız anlamadılar Hocam!
Ya işlerine gelmedi ya çıkarlarına tersti…
Çünkü insanlıktan hiç nasipleri yoktu!
Ellerine masum kanı bulaştı ,zulme ortak oldular…

ALLAH CC nurunu tamamlayacaktır Amenna ve saddekna ,herkes bu süreçte imtihanını verecektir…

Saraç

At izi it izi!
Yazınızı okuyunca anladımki at izi it izine dönmüş. Bence Cumhur ittifakı ile Millet ittifakı aynı odakların kontrolünde. O nedenle bunlardan Milli hamle beklemek çok yanlış bir yaklaşımdır. Millet ittifakının Chp’si karanlık mazisiyle hep anılacaktır. Diğer kalanlarda temiz sayfalara sahip değiller. Yani bu işin ne sağcısı ne solcusu kaldı. Hepsi aynı aynı aynı…

Mehmet Aytaç

Milli Çözüm’e İnanan bir Hükümet!
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”

Milli Görüş Lideri Necmetiin ERBAKAN

Ali Demir

Cevap başlıkta…
Sorunuzun cevabı yazının başlığında;
Milli ve Manevi değerlerde, Erbakan’ın yolunda, Hakk yolda buluştuktan sonra, partilerin geçmişi önemli değildir, Zamanında Erbakan Hocamız da en başarılı icraatllerini CHP ile koalisyonda iken yapmıştır, ama onlarla beraberken asla onların borazanını çalmamış, onların değirmenine su taşımamıştır…

Siz bir ADİL DÜZEN kurduktan sonra, adı, sanı, niyeti ne olursa olsun diğer siyasi oluşumlar bu erk’e uymak zorunda kalırlar…

Hem bir söz vardır; “Aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana koşuyorsa orman yanıyor demektir.”

Orman yanarken, müspet ve Hakk yolda, birleşmeler oldu ise buna sevinmek yerine neden oldu, demek ancak bir basiret noksanlığıdır. Kimsenin niyetleri bilinmez ama siyasette maharet odur ki bütün bu girişimleri hakk yola kanalize etmektir…

[quote name=”Yaşar Kandireci”]Anlaşılması zor bir süreçten geçiyoruz. Mesela yıllardır Akp Chp aynı diyenler, bir anda 6 partinin masada buluşmasına güzel gelişme diyebiliyor. Davutoğlu, Babacan aynı eksenin adamı iken Meral Akşener zaten Fetöcü olarak bilinirken, Temel Karamollaoğlu ise ingiliz bağlantılıyken bu masa nasıl Milli olabilir. Cumhur ittifakı ülkeyi ahlakende manaevi olarakta ekonomik olarakta bitirdi. Şimdi bir zehir yayandan kurtulup diğer zehir tacirlerine mi ülkeyi teslim edeceğiz. Yani bu konuya anlam vermek çok zor. Cumhur ile Millet ittifakı arasında hiçbir fark olmadığı açık ve net. İstanbul sözleşmesini her iki tarafta uygulama peşinde. Faizi her iki tarafta devam peşinde. Diyeceksiniz ki kim gelecek ozaman. Allah Türkiyemizi sahipsiz bırakmaz. Rabbim hayırlı bir lider masip etsin diye dua ediyoruz.[/quote]

Yaşar Kandireci

AKP CHP AYNI İDİ PEKİ NE DEĞİŞTİ
Anlaşılması zor bir süreçten geçiyoruz. Mesela yıllardır Akp Chp aynı diyenler, bir anda 6 partinin masada buluşmasına güzel gelişme diyebiliyor. Davutoğlu, Babacan aynı eksenin adamı iken Meral Akşener zaten Fetöcü olarak bilinirken, Temel Karamollaoğlu ise ingiliz bağlantılıyken bu masa nasıl Milli olabilir. Cumhur ittifakı ülkeyi ahlakende manaevi olarakta ekonomik olarakta bitirdi. Şimdi bir zehir yayandan kurtulup diğer zehir tacirlerine mi ülkeyi teslim edeceğiz. Yani bu konuya anlam vermek çok zor. Cumhur ile Millet ittifakı arasında hiçbir fark olmadığı açık ve net. İstanbul sözleşmesini her iki tarafta uygulama peşinde. Faizi her iki tarafta devam peşinde. Diyeceksiniz ki kim gelecek ozaman. Allah Türkiyemizi sahipsiz bırakmaz. Rabbim hayırlı bir lider masip etsin diye dua ediyoruz.

Musa Harun KESKİNSÖZ

SİYASETİ OLMAYANIN AHLAKIDA OLMAZ
Siyaset dışı tüm oluşumlar ve düşünceler; içide dışıda kof, boş, hedefi olmayan ve kullanılmaya müsait oluşumlardır. Cihatsız İslam olmaz. Cihat İslamın sigortasıdır. Siyaseti olmayanın ahlakıda olmaz. Ahlakı olmayanın İslami bir bilinçle ve şuurla hareket etmesi beklenemez. Doğal olarakta İslamın özünde siyaset ve Cihat vardır. Tarih boyunca kabileler, savaşlar, imparatorluklar, devletler siyasetle yönetilmiş ve tüm önem arzeden kritik başarılar siyasetle zirveye ulaşmıştır.

O.Ekinci

agresifler….. acaba niye?
Erbakan’da buluşma Hakk’ta buluşmadır. Bundan rahatsız olanlar, uyguladıkları gerilim politikasının boşa çıktığını görenlerdir. Hocamız bir liman gemiler buraya yanaşacak, başka çaresi yok. Biraz vicdanı ve izanı kalmış kim varsa milletimizin ve insanlığın düştüğü bu durumdan rahatsız olup bir şeyler yapmak isteyecek ve kurtuluşun Hocamızın gösterdiği yolda olduğunu görecektir ve görmektedir. Aklını siyonizme bağlamış olanların vicdanı hassasiyetleri kalmamıştır ve fakat kendi akibetlerini gördükleri için de agresiflikleri normaldir.

Cengiz

İKTİDAR VE MUHALEFETİN SAMİMİYET SINAVI : MİLLİ ÇÖZÜM’E YÖNELMEK!.
SAMİMİYET SINAVI!..

Makalede de belirtildiği üzere muhalefet cephesinde neredeyse tam bir mutabakat ile Erbakan Hocanın fikirlerine atıflarda bulunuluyor. Akp iktidarı ve Sn. Erdoğan da seçmen kitlesince Erbakan Hocanın talebesi olarak görülüyor.

Hem seçmen hem de Akp iktidarı faizin kaldırılması vb konularda SAMİMİ iseler muhalefetin bu hem fikir görüntüsüne karşı;

“madem öyle haydin gelin bu dediklerinizi hep birlikte yapalım. Ve hatta tümüyle Erbakan Hocanın fikir ve projelerini uygulayalım , adil bir düzen kuralım”

demeli ve bu tarihi fırsat iyi değerlendirilmelidir. Bu yapılmazsa Akp’nin milli ve manevi konularda duyarlıymış gibi görünmesinin sahteliği birkez daha ispat edilmiş olacaktır.

Muhalefet de samimi ise Erdoğan’a ve Akp ye seslenerek “haydi seçime gitmeden biz hazırız Erbakan Hocanın fikir ve projelerini birlikte hayata geçirelim” çağrısını yapmalıdır.

Erbakan Hocamızın fikir ve projelerini Adil Düzeni bilmiyorsa ya da tam kavrayamamışlarsa ülkemizin ve insanlığın yagane kurtuluş reçetesi olan bu esasları Milli Çözüm’ün rehberliğiyle yerine getirebilirler.

İktidar ya da muhalefet bu tarihi fırsatı değerlendirmezse yani Milli Çözüm’e inanmayıp Küresel Güçlerle ve Sermaye çevreleriyle işbirliği yapmayı tercih ederlerse tarihte millette onları affetmeyecektir.

Milletimiz artık uyanmalıdır. Ülkemizin küresel güçlerin işbirlikçilerini de kullanarak dolar faiz benzin borç sarmalı vb sömürülerinden büyük bir uyanışla uyanarak kurtarılmasına yardımcı olmalıdırlar aksi halde daha büyük sıkıntılara maruz kalınılacağı apaçık ortadadır.

Çare: Dış Güçlere ve işbirlikçilerine değil Milli Çözüm’e İnanmaktır.

Süleyman

Başka çare yok
Çaresi yoktu artık insanlık aleminin Erbakan çizgisine gelmekten başka geleceklerdi ve geliyorlardı. Altı siyasi partiyi bir araya getirebilecek tek bir lider vardı O’da Erbakan Hocamız idi ve onun gölgesinde bir araya gelinmişti bu memleketimiz adına çok güzel bir gelişme ama yeterli mi tabiki hayır beklentimiz bunun bir başlangıç sayılması ve bütün insanlığın Milli Görüş devrimine hazırlanmasıydı.
Herkes ayarının ve amacının gereğini getirmeye çalışacaktı bu akp zihniyeti iş başına getirilmesinin asıl sebebi zaten bop(bip) projesini uygulamaya koymaktı ve onunda gerçekleşmesi içinde mayalarının gereğini yapacaklardı. Akp zihniyetinin ülkeme yaptıklarını görünce şaşırıyormuyuz hayır hedefleri oydu çünkü ama bu kadarda büyük tahribat yapamazlardı diye de düşünmekde hakkımız olsun.

Mücahid Halil AKYÜZ

‘NE SAĞDAYIZ NE SOLDA, HAK YOLDAYIZ HAK YOLDA’
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Öncelikle bu hayırlı ve bereketli makaleden dolayı Muhterem hocamızdan Allah Razı olsun. Yerinde tespit ve tedavilerin sunulduğu bu makale birçok konuya ışık tutuyor, elhamdülillah.
Özellikle Ekim ayından bu yana Milli Gazetemiz başta olmak üzere Saadet partimiz ve milko kuruluşlarımızda önemli ve güzel gelişmeler yaşanıyor. Tekrar dan ‘Erbakan’ söylemlerine ağırlık vermeye başlanıldı elhamdülillah. Bu bağlam da bu işin başını, Mikolarımızın içinde en stratejik ve önemli görevi yürüten Milli Çözüm Dergimiz çekiyor, Allah Razı olsun inşallah! Bunun en önemli göstergelerinden biri Milli Gazetemizin hazırladığı ‘ADİL DÜZEN VE ERBAKAN’ eki. Bu ekten bir milyon tane basan gazetemiz şuanda tüm ülke geneline teşkilat eli ile dağıtımına devam ediyor ve özellikle şu son 5 aydır(ekimden bu yana) Milli Gazetemiz çok önemli vurucu manşetler atıyor, Maşallah! İçi ve dışı, Siyonizm tarafından kuşatılmış olan Saadet Partimizin Şuurlu teşkilatçıları ise Adil Düzen ve Temel Milli Görüş çalışmalarına önem veriyorlar, Yaşadığımız Şehir Konya ise bunun en önemli göstergesi; İl başkanından Mahalle başkanına kadar tüm teşkilatımız cayır cayır çalışıyor Elhamdülillah! Özellikle son 1 yıldır AGD&MGV Üzerinden Teşkilatlara operasyon çeken ve çekmeye devam eden AKP’YE ve MGV yöneticilerine gerekli tepkiler gösteriliyor ve ERBAKAN SÖYLEMLERİNİ DAHA ÇOK ARTIRMALIYIZ uyarıları yapılıyor, temel esaslar vurgulanıyor! Teşkilattan birçok arkadaşım kardeşim Milli Çözümü takip ediyor ve karargahımıza ve sohbetlere geliyorlar. Daha bu gibi gördüğüm ve anlatacağım çok şey var hepsini yazmaya kalksak belki sığmaz buraya ama buradan anlamamız gereken önemli şey şudur ki; Bu hayırlı ve bereketli çalışmaların, gelişmelerin tohumunu serpen ve serpme ile kalmayıp her birine sahip çıkan MUHTEREM AHMET HOCAMIZ VE MİLLİ ÇÖZÜM DERGİMİZİDİR! Teşkilatlarımızın İmdat kolu, ABS’si, sigortası, AHMET AKGÜL ÜSTADIMIZDAN VE MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİNDEN ALLAH RAZI OLSUN İNŞALLAH!!

‘NE SAĞDAYIZ NE SOLDA, HAK YOLDAYIZ HAK YOLDA’

Erkut

Her yönüyle MİLLİ, İLMİ ve İNSANİ bir sisteme, yani ADİL DÜZEN’e kavuşmadan, refah ve mutluluk aramak boşunadır.
Son sözü yine Erbakan Hocamıza Bırakalım:
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”

Aziz Erbakan Hocamız bir konuşmalarında: “Milli Görüş bu ülkenin tabii Çözümüdür, tabii iktidarıdır, kendisidir, aslıdır… Bunun dışında hiçbir şey tutunamaz. Boşuna uğraşıyorsunuz, boşuna, boşuna, boşuna!.. Hiç başka çare yok! Mesele çok basit. Bak! Açıkça söylüyorum: Getireceksiniz, anahtarları teslim edeceksiniz! Hiç çaresi yok…” diye ifade buyurmuşlardı.

Net bir ifade ile tüm çevrelerin bir araya gelerek, Milli Görüş’e dayalı bir mutabakat kurulması ve Milli Çözüm’e inanan yönetim kadrosunun görevi almasıyla çıkış yolu bulunacak ve inşallah tüm insanlığın saadeti tesis edilmiş olacaktır.

Selam olsun Adil Düzen vadine iman aden ve de yaşantılarıyla bu mücadeleyi göğüslenenlere…
Selam olsun Kutlu Milli Çözüm kervanına ve onun övülmüş Sahibine…

Necmettin

ÇARE ‘ye DOĞRU!..
Makalenin başındaki hikmetli rüyada açıkça tanımlandığı ve makalemizde bilgelikle ortaya konduğu gibi,toplumsal vicdan ÇARE’yi görmüştür!..Makaleden kısa alıntılarla aşağıda paylaşılan kısımların tekraren okunması,konunun daha iyi anlaşılması için faydalı olacaktır!..

“Evet, inancı hepten yozlaşmamış ve vicdanı tamamen bozulmamış insanlarımız, derin bir mahcubiyet ve nedametle şimdi Aziz Erbakan Hocamızı aramaktadır. “…Kurtuluşun, O’nun çağırdığı talihli yolda ve tarihi programlarında olduğunun farkına varılmıştır. SP’nin hazırladığı, Haliç Kongre Merkezi’ndeki programa katılan siyasi liderlerin itirafları ve iltifatları da bunun kanıtıdır. AKP’li kurmayların, teşkilat mensuplarının ve tabanının önemli bir kısmının da “Erbakan’a ve Milli Görüş hatıralarına hasret duyduklarını, ama şimdilik bunu açığa vuramadıklarını da” belirtmemiz lazımdır…”

“…Oysa, Dengeli ve Denetlenebilir Başkanlık Sistemi Daha Uygun Olacaktır!

Adil Düzen’e göre ise:
• Tam etkin ve yetkin konumda bir Meclis oluşturulmalıdır.
• Tüm parti Genel Başkanlarının da (Muhalefet dahi olsalar) aralarında olacağı ve Hükümete tavsiye ve uyarılarda bulunacağı bir Yüksek Devlet Şurası kurulmalıdır.
• İktidar adayı partiler, seçim öncesi, dört yıl boyunca ve sırasıyla hangi hizmet ve değişiklikleri yapacaklarını bir takvime bağlayıp topluma sunmalıdır.
• İktidara geldiklerinde bu vaatlerini ve söz verdikleri zaman diliminde gerçekleştirmeyen hükûmetlerin, görevden alınmaları hususunda Yüksek Devlet Şurası’nca Meclis’e çağrı yapılmalıdır. Böylece toplumun senelerce ve mecburen bunlara katlanmasına engel olunmalıdır. Bu durumda Devlet Başkanı, seçimlerde 2’nci olan Parti Başkanı’nı Başbakan atamalıdır.
• Ve yine tüm Parti Başkanları Devlet Başkanı’nın resmi ve tabii danışmanları konumunda olmalı, hem önerilerini, hem şikayetlerini doğrudan sunmalı ve önemli görüşlerinden yararlanılmalıdır.
• Ayrıca bunlara; tüm devlet kademelerindeki icraatları yakından takip etme, bilgi edinme, haksızlık ve yolsuzlukları belgeleyip, Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na ve halka iletme fırsatı tanınmalıdır…”

“…Şimdi 6 partinin ERBAKAN’da buluşmaları olumlu ve sorumlu bir adımdır. Bu talihli ve tarihi girişim, kökümüze ve özümüze dönüş yapmamız ve ülke sorunlarımızı ortak akılla aşmamız açısından umut verici bir fırsattır. Elbette, “sadece AKP iktidarından ve Erdoğan’dan kurtulalım da, gerisi ne olursa olsun!” yaklaşımı yanlıştır. Batı emperyalizminin ve Siyonizm’in güdümünden kurtulmadan, her yönüyle MİLLİ, İLMİ ve İNSANİ bir sisteme, yani ADİL DÜZEN’e kavuşmadan, refah ve mutluluk aramak boşunadır!..”

“…Rahmetli Erbakan Hoca’nın mevlit programına bile engel olunurken, Siyonist-terörist başı Herzog, Krallara yakışır şekilde ağırlanacaktı!

Uluslararası bir kaynağa açıklamalarda bulunan kıdemli bir İsrailli güvenlik kaynağı, “Türkiye, HAMAS’ın faaliyetlerini azaltarak, kısıtlayarak ve izleyerek bize yardımcı olacaktır. İşler bu hızda ilerlerken bunu gayet makul bir ihtimal olarak görüyorum” diye konuşurken kimliğinin saklı kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan Kudüs’teki üst düzey bir diplomatik kaynak da Herzog’un, Türkiye’de “Krallara yakışır şekilde ağırlanacağını” açıklamıştı…”

“…“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devþrin başlamasıyla mümkündür!”[
TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980

Necati

KURTULUŞUN VAKTİ GELMİŞTİR!
Üstümüzdeki kara bulutlar görülmeye başlamış, toplum vicdanı Erbakan’da buluşacak, kurtuluş kapıları açılacaktır!
Milli Görüş’ten Milli Çözüm’den başka kurtuluş çaresi yoktur!
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasının zamanı gelmiştir!

R YÜCEL

Karanlığın en koyu olduğu an Aydınlığın en yakın olduğu zamandır. İbn-i Arabi
Karanlık ve zulmete boğulmuşken
Türlü bataklıkta, çamur yutmuşken
Mazluma el uzatmaya, kaçar olmuşken
Bir kibrit çakıp aydınlığa, çıkaran kimdir
Malıyla canıyla mücahid, Erbakan kimdir…

En basit hatalardan, yüksek hakikatlere
Sivil toplumdan, şahika teknolojilere
Yüksek medeniyet, dedin stratejilere
Deccale çelmeyi, sert çakan kimdir
Tanı ve teslim ol, bil Erbakan kimdir…

Rebiülahirde doğum, türlü işaretler
Tüm ahir hadisler, tek onu müjdeler
Bir de komutanı ki, aynada ışık üzmeler
Kıtmıri bilip, ömrünü adayan kimdir
O komutan ayan olduğunda, gör Erbakan kimdir…

De ki: “(Artık) Hakk geldi, bâtıl zail oldu. Hiç şüphesiz bâtıl yok olucudur. (Çünkü Hakk gelince bâtıl batacak, Güneş doğunca karanlık kaybolacaktır.)” İsrâ Suresi 81

(Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va’ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”

Böylece vaktâki emrimiz (ve takdir saatimiz) geldiğinde (o ahlâksız sapkınların ülkelerini ve düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş (kurşun gibi) taşlar yağdırıverdik. Hûd suresi 81-82

“Karanlıkta dile getirmekten çekindiğiniz hakikat, birgün aydınlıkta işitilecek ve gizli mekânlarda öğrendiğiniz inancı, bir gün çatılardan haykıracaksınız!”
Hz.İsa -aleyhisselâm-

ERBAKAN HOCAMIZIN UNUTULMAYAN SÖZLERİ 

BİR GÜN HERKES MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLACAK.

”Haksız bir davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmayı tercih ederiz.”

”Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir.”

”İman varsa imkanda vardır, milli görüşçü asla vazgeçmez.”

”Hakk’ı üstün tutmak her zaman saadet getirir.”

”Aşk, azim ve Millî Görüş tekeden bile süt çıkarır.”

”Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalini yedi sülaleniz alnını secdeden hiç kaldırmasa da ödeyemeyecektir.”

”İçeride irtica, dışarıda fundamantalist gelişmeler denilerek işte bu insanlığı kurtarıcı saadet nizamından insanımız uzaklaştırılmak istenmiştir.”.

”Cihad izzet ve aydınlık, gevşeklik ise zillet ve karanlıktır.”

”İslam beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Yoksa, sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır. Zira, sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak İslam değildir.

””Hak’kın tesisi için çalışmamakla Batıl’ın hakimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur. “Dönmelikten hayır gelir mi be ahmak.”

”Kanunlar ve nizamlar ne kadar mükemmel olursa olsun, onu tatbik edecek insanın içerisine hak ve adalet sevgisi girmemişse, netice tersine tecelli edecek, adalet yerine adaletsizlik, sosyal adalet yerine sosyal istismar hâkim olacaktır.”

”Kırk çürük yumurta bir tane sağlam yumurta etmez.”

”Malıyla canıyla cihad eden bir Müslüman olarak anılmak isterim.”

”Dünyayı ezen sömürü canavarının beyni siyonizm, kalbi haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya’dır.”

”Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır.”

”İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah (C.C)’tandır.”

”Şeytan, Allah’ın mevcudiyetini ve kudretini bildiği gibi, siyonist Yahudi de İslam’ın canının cihat olduğunu bildiği için, bütün gücüyle Müslümanların cihat ruhunu söndürmeye çalışmaktadır.”

”Aynen bunun gibi, imanı ve itikadı konularda başlayacak çok az bir şüphe ve sapma bile, insanı giderek İslam’dan uzaklaştıracak ve bu sapıklık, sonunda sahibini cennete değil, cehenneme taşıyacaktır.”

”İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah’tandır.”.

AZİZ HOCAM’A

Hakikat mesajına, son tercüman gibiydin
Bu garip ruhumuza, taze güman gibiydin
Münafıklara maraz, bize derman gibiydin
Gönüllerin duası, gözlerin yaşı mıydın?
Ey şerefli şahsiyet, Sen sabır taşı mıydın?

Kesin olgunlaşmadan, çıbanları deşmezdin.
Teşhis, tespit olmadan, tedaviye geçmezdin
Hainlerin kurduğu, tuzaklara düşmezdin
Zalimlerin kâbusu, bilginler başı mıydın?
Bu ne soylu tavırdı, sen sabır taşı mıydın?

Sen Hakka sevdalıydın, haksızı kayırmazdın
Ucuz kahramanlığa, tenezzül buyurmazdın
Uzun, ince hesaplar; şeytana duyurmazdın
Himmeti huzur veren, veliler şahı mıydın?
Yorulmaz ve yılmazdın, Sen sabır taşı mıydın?

Hiç bileğin bükülmez, devamlı dipdirisin
Sevgi bağın sökülmez, sadıkların pirisin
Sırrına akıl ermez, ulaşılmaz birisin
Dokunan cezbe alır, hikmet kumaşı mıydın?
Hiç acele etmezdin, Sen sabır taşı mıydın?

Siyonist canavarı, can evinden vuracak
Zulüm ve sömürüye, son verip durduracak
Türkiye eserinle, fermanlar buyuracak
Nebi ve sıddıkların; salih yoldaşı mıydın?
Bu ne onurlu sebat, Sen sabır taşımıydın?

Dünya değiştirmeğe, soyunan adam Sendin
Bıkmadan mazlumları, savunan adam Sendin
Has gönülde sevilip, sayılan adam Sendin
Ters görene sormalı: Ya hu, sen şaşı mıydın?
Ey korkusuz kahraman, sen sabır taşı mıydın?

Zuhurat bekliyoruz, gayrı bitsin bu sancı
Nasipsiz nankörlerin, yüze vursun utancı
Sen Aziz Hocamızsın, başlarımızın tacı
Sohbetlerin sağaltır, ruhlara aşımıydın?
O ne bitmez bereket, Sen sabır taşı mıydın?

Soruna ürkek değil, tamda erce bakardın
Saadet ikliminde, şimdi yüce Hakandın
Ey mutluluk müjdesi, çünkü sen Erbakan’dın
Sen Süleyman mührünün, o sırlı kaşı mıydın?
Bu ne büyük dirayet, Sen sabır taşı mıydın?

Göklere mi çekildin; gaybubet mi başladı
Bu ne acı haberdir, beyin yürek haşladı
Gafiller ölüm sanır, hayat yeni taçlandı
Mübarek vücudunla, nur beden naşı mıydın?
Aziz Asil Hocamız; Sen Sabır taşı mıydın?

https://www.millicozum.com/mc/mart-ozel-2011/aziz-hocama

Mücahit Dinç

Deccalizm ile savaşan tek kişilik ordu!
AKP’nin nasıl iş başına geldiğini bilen münafıklar, hocamızın davasının üzerine beton dökmeye çalışıyor. Biliyorlar ki, hocaya ihanet kadar rütbe alırsın ancak! Yaşanan gelişmeler Adil Düzenin ayak sesleridir! İster, içini boşaltmaya çalışsınlar, ister ılımlaştırmaya, ister yok etmeye! Cennet mekan Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN’ın davası sadık takipçileri eliyle kazanacak ve Hakk hakim olacak İNŞALLAH.

Veysel

Çıkış Yolu
Aziz Erbakan Hocamız bir konuşmalarında: “Milli Görüş bu ülkenin tabii Çözümüdür, tabii iktidarıdır, kendisidir, aslıdır… Bunun dışında hiçbir şey tutunamaz. Boşuna uğraşıyorsunuz, boşuna, boşuna, boşuna!.. Hiç başka çare yok! Mesele çok basit. Bak! Açıkça söylüyorum: Getireceksiniz, anahtarları teslim edeceksiniz! Hiç çaresi yok…” diye ifade buyurmuşlardı. Bugünden bakınca üstüne hiç yorum yapmadan, başka çıkış yolu kalmadığını net olarak görüyoruz. Net bir ifade ile tüm çevrelerin bir araya gelerek, Milli Görüş’e dayalı bir mutabakat kurulması ve Milli Çözüm’e inanan yönetim kadrosunun görevi almasıyla çıkış yolu bulunacak ve inşallah tüm insanlığın saadeti tesis edilmiş olacaktır.

Mehmet S.Pınar

ERBAKAN KAİNATIN EN BÜYÜK KADERLERİNDEN!
Bulutlar dağılacak… Ve yeryüzünün tamamını kaplayan Gök Semasında “Erbakan Mührü”tahakkuk edecektir..
Ve kutlu süreç hızlanmış, mukadder akıbete doğru yürümektir..

Rahman ve Rahim Allahın adıyla

Unutmayınız ki) Allah, “muhakkak Ben ve Elçilerim galip geleceğiz” diye yazmış (ve kararlaştırmış)tır. (Allah’ın partisi ve Kur’an’ın takipçisi olanlar mutlaka kazanacak ve başarıya ulaşacaklardır.) Gerçekten Allah, en büyük Kuvvet sahibidir, Güçlü ve Üstün olandır.

Mücadele :21

Ali Çağıl.

Selam Olsun…
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
Kader takdirini ilmik ilmik örmüş ve vadini Yüce Kuranı Kerim’de bildirmişti. Kuranın tercümanı, Rasulünün takipçisi bu müjdeleri verirken, Kur’an ahlakıyla her kesimi kendine hayran bırakmış ve ektiği tohumlar meyveye durmuştu.
Selam olsun Adil Düzen vadine iman aden ve de yaşantılarıyla bu mücadeleyi göğüslenenlere…
Selam olsun Kutlu Milli Çözüm kervanına ve onun övülmüş Sahibine…

Hasan Çelik

TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!
Bu bir slogan sanma, gerçeğin ta kendisi

Herkes özgür onurlu, yok köle efendisi

Milli Görüş mimarı, mazlumların dertlisi

Hepsi mutlu huzurlu, ne üzülen ne üzen

Kurulsun yeni dünya, yürüsün Adil Düzen…

Akıl bilim kıstaslı, hem Kur’an’dır mihveri

Esasları dip diri, el-hak Erbakan Piri

İlim ve irfan ehli, Ahmet Akgül rehberi

Her din ve kavme eşit, seçmez yabancı kuzen

[b]Sistemler iflas etti, son umut Adil Düzen… [/b]

çelebi

SAMİMİ BİR ÖZ ELEŞTİRİ
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: “Merhum Erbakan Hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bu programın Erbakan Hocamızı daha iyi anlamaya yardımcı olacağını düşünüyorum. Erbakan Hocamız gibi büyük bir ilim ve siyaset adamını anlatmak, birkaç dakikaya sığdırmak imkânsızdır. Erbakan Hocamız için yalın bir ifadeyle şöyle diyebiliriz: Güzel insan, samimi bir Müslümandı. İslam’ın hem itidal hem ibadet hem ahlâk hem eğitim hem siyaset, hayatının her yönünü kapsayan bir nizam olduğunu anlattı” diyerek, Erbakan Hocamızın “Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir” sözünü hatırlattı. Yapıcıoğlu, “Ne zaman dışı süslü ama içi boşalmış ya da boşaltılmış olmaktan çıkıp hayat fışkıran, hayat veren hakiki Müslümanlar olursak o zaman Erbakan Hocamızı anlamış ve davasının takipçileri olmuş oluruz. Hedefimiz hak nizamı hâkim kılmaktır. Arzumuz tüm insanlığın saadetidir. Yolumuz cihattır. İnsanlığın kurtuluşu ancak İslam ile mümkündür. Ahlâktan yoksun bir siyasetin insana ve insanlığa hizmet etmesi mümkün değildir” tespitlerini yapmıştı.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
23
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx