YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e7b3e4981bc
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 0
Bugün : 51025
Dün : 58085
Bu ay : 1209870
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53354928
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

TOPLUMUN VE KILIÇDAROĞLU’NUN SON ŞANSI

        

2023 Genel Seçimlerini, Cumhur İttifakı önde tamamlamış, ama Cumhurbaşkanı adaylarının hiçbirisi %50+1 barajını aşamamıştı. Recep T. Erdoğan %49,5’te kalmış, Kemal Kılıçdaroğlu %44,9’a yaklaşmış, Sinan Oğan ise %5,6 civarında oy almıştı. Bu nedenle, ikinci tura kalan Sn. Erdoğan’la Sn. Kılıçdaroğlu arasında, 28 Mayıs 2023’teki seçimlerin oldukça çekişmeli geçeceği açıktı.

Daha önce 2018 Genel Seçimlerinde Millet İttifakı ortakları, ayrı ayrı aday olup seçime katıldıkları halde toplamda %47’den fazla oy almışlardı. Şimdi Sn. Kılıçdaroğlu, hep birlikte katıldıkları ve birleşenlerin çok daha yüksek oy alacaklarını umdukları bu seçimlerde %44’te kalmıştı. Bunun asıl sebepleri ve topluma neden güven veremedikleri, hatta hangi yanlış ve yararsız söylemleri yüzünden halkı ürküttükleri konusunda ciddi bir öz eleştiri yapmaları lazımdı.

%5,5 civarındaki Sinan Oğan’ın bütün oylarını almaları ve şu kısa süreçte kararsız seçmeni tatmin edecek bir tavır takınmaları kaçınılmazdı. Aksi halde kazanma şansları oldukça zayıf sayılmaktaydı.

Siz, her şeyden önce güven ve huzur isteyen toplumda, HDP ve PKK’nın yeniden şımarıp anarşi ortamını geri getirecekleri kanaatini güçlendirecek eylem ve söylemlere kalkışırsanız; büyük kitleleri, artık tenkit ettikleri ve oy vermek istemedikleri halde tekrar Recep T. Erdoğan’a mecbur ve mahkûm bırakırsanız, işte bu sonuçlar çıkacaktı… Ayrıca, dindar kesimleri ikna edici bir yaklaşım da ortaya konulamamıştı.

Ama her şeye rağmen bu yanlış politikaların düzeltilmesi, Sinan Oğan’ın desteğini alıcı formüller geliştirilmesi, PKK ile araya mesafe konulduğunun inandırıcı şekilde hissettirilmesi yanında, seçim yorgunluğuna ve yılgınlığına uğramış taraftar kesimlerini yeniden sandığa taşıyacak tedbirlerin üretilmesi halinde Sn. Kılıçdaroğlu’nun kazanma şansı artacaktı.

Bunlara ek olarak, Sn. Kılıçdaroğlu’nun; Cumhurbaşkanı olması halinde, Meclis çoğunluğunu oluşturan Cumhur İttifakı Milletvekilleriyle birlikte, barış ve bereket hedefiyle çalışılabileceği kanaatini ve ümidini de halkımıza vermesi önem taşımaktadır. Ve tabi stratejik ve kritik kurumların başına hangi yetişmiş ve yetenekli kadrolarını atayacağını da açıklamasının artık zamanıdır.

Bu sonuçlar aynı zamanda;

• Sn. Kılıçdaroğlu’nun siyasi danışmanlarının ve strateji uzmanlarının…

• Parti teşkilatlarındaki; halka ve inançlarına hâlâ şaşı bakan eski CHP kafalı bazı kadroların…

• Güya CHP’li ve sol kesimli tanınan bazı yazar-yorumcu takımının, Sn. Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme ve toplumun her kesimiyle arayı düzeltme” girişimlerine aykırı tavırlarının da bir yansımasıdır ve mutlaka düzeltilmesi şarttır.

Aksi halde, ülkemiz ve milletimiz için doğan tarihi ve talihli bir şans fırsatı kaçırılmış olacaktır.

Sn. Erdoğan’ın tekrar kazanması halinde ülkemiz ve milletimiz “Demokratik Despotizmi” veya “Başkanlık Monarşisi” diyebileceğimiz bir girdabın ortasına atılmış olacaktır. Daha da tehlikelisi; Türkiye 1,5 trilyon doları bulan ve halktan saklanan bir borç batağı yüzünden, ABD, İngiltere ve İsrail gibi ülkelerin gizli sömürgesi konumuna taşınma riskiyle karşı karşıyadır. Erdoğan’ın şahsi iktidarının devamı hatırına, Türkiye’nin hayati kurum ve kuruluşları küresel şirketlere satılacak veya kiralanacaktır. Bununla ilgili anlaşmalar ise; çok yaldızlı ve aldatıcı rakamlar ve halkı avutup oyalayacak reklamlarla… “Ülkemize yabancı sermaye çekilecek!.. Toplumun refah seviyesi yükselecek!..” palavralarıyla yürütülmeye çalışılacaktır.

Sinan Oğan’ın BBC Türkçe’ye: “2. Turda Bizim Desteğimizle Rahat Bir Seçim Alınacaktır” Mesajı!

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Oğan’ın, “2. turda bizim desteğimizle rahat bir seçim alınacağı kanaatindeyim” sözleri üzerinde durmak lazımdı.

Soru: Sonucu iktidar ve muhalefet açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sonucu muhalefet açısından başarısızlık olarak değerlendiriyorum. Çünkü 20 yıllık iktidar; deprem, ekonomik kriz, 13 milyon sığınmacı, işsizlik… Yani olabilecek tüm olumsuzlukların olduğu bir ortamda muhalefet hâlâ açık ara bu seçimleri kazanamıyor ise “Bir yerde yanlış yaptık” deyip kendi kendilerine bunu sormaları lazımdır. İktidar açısından bakacak olursak, kısmen başarı olarak görüyorum. Çünkü çok büyük imkânlarla bu seçimlere girdiler. Yani özgürlüklerin kısılmasından tutunuz da anti-demokratik medya baskılarına kadar maddi imkânlarla devlet imkânlarını kullanmasıyla bu seçime girdiler. Buna rağmen %50’yi rahat bir şekilde aşamadılar.

Soru: Millet İttifakı neyi yanlış yaptı?

Bence Millet İttifakı çok şeyde yanlış yaptı. Millet İttifakı, özellikle de sol partiler, sağ seçmeni tanımıyorlar. Sağ seçmeni tanımadan siyaset yapıyorlar. Oysa Türkiye’de nüfusun %70-75’i sağ seçmenden oluşuyor. Nüfusun %70-75’ini tanımadan siyaset yapılmaz. Bu bir. İkincisi, çok çabuk havaya giriyorlar. Yani “Kazandık, bitirdik, aldık, %60’la alacağız” gibi iddialara aldanıyorlar.

Üçüncüsü, sandıklara sahip çıkma becerileri çok az. Ben kendilerini uyardım. Sayın Kılıçdaroğlu’nu uyardım. Sayın Kılıçdaroğlu dedi ki: “Biz her şeye hakimiz!”. Fazlasıyla Türkiye’de yabancı seçmen olduğunu söyledim, inandıramadım. 1 milyondan fazla; anket ve istatistiklerin dışında bir seçmen var dedim, anlatamadım…

Ama eski Adalet Bakanı (Sadullah Ergin) başta olmak üzere FETÖ’yle ismi anılan bazı isimlerin CHP listelerinden seçime girmesi, CHP tabanında da büyük bir tepkiye yol açtı. AKP’nin Meclis çoğunluğunu kazanmasının tek sebebi listeleri doğru yapmasıydı. Millet İttifakı’nın kaybetmesinin temel sebebi ise listeleri yanlış yapmasıydı. Millet İttifakı farklı saiklerle değil, kazanma saikiyle milletvekili listesi oluştursaydı, bugün Meclis çoğunluğunu Millet İttifakı almış olacaktı. Ama Millet İttifakı ve onu oluşturan siyasi partilerin milletvekilliği listelerini oluşturmadaki saikleri bazen çok tuhaf ve hiç tasvip etmediğim saikler olarak görüyorum. Sonucu bu hale getiriyor. Bence oturup bir muhasebe yapsın hepsi.

Soru: 2. turda kime oy vereceğinizi ne zaman açıklayacaksınız?

1-2 gün içerisinde istişareleri tamamlayıp muhtemelen ondan sonra açıklayacağız.

Soru: Destek koşullarınız ve kırmızı çizgileriniz var mı?

Elbette kırmızı çizgilerimiz var. Başta terörle mücadele, terör örgütlerinin desteklediği siyasi partilerle araya mesafe koyma, sığınmacıların gönderilmesi gibi birtakım şartlarımız var.

Soru: Peki, göçmen ve sığınmacı meselesine bakarsak, AKP’nin bu yönde bir adımı gözükmüyor. Bu da kırmızı çizgilerinden biri olabilir mi?

Bu bizim temel kırmızı çizgimiz. Bu konuda adım atmak durumundalar.

Soru: Her iki tarafla da görüşecek misiniz?

Niye görüşmeyelim? Demokratik bir ülkedeyiz ve siyaset, konuşarak yapılan bir şey.

Soru: Peki size oy veren seçmeni, 2. turda anlaştığınız adaya taşıyabilecek misiniz?

Taşırız. Hepsini taşırız çünkü bizim seçmen kitlesi Türkiye’deki en sadık seçmen kitlesidir, en bağlı seçmen kitlesidir. Ama biz kendimize göre karar vermeyeceğiz. O seçmen kitlesine danışarak karar vereceğimiz için o seçmen kitlesinin iradesi ile hareket edeceğiz zaten.

İktidardan muhalefete tüm siyasi partilerin “tarihi” olarak nitelendirdiği Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimi yapılmış ve Sinan Oğan kilit konuma taşınmıştı!

İlk dönemini tamamlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde “yürütme organı”nı kazanmak önemli olduğu için gözler Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucundaydı. Tüm sandıklar sayıldığında seçimin “burun farkıyla” ikinci tura kaldığı ortaya çıktı. Millet İttifakı’nın ortak Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzde 45’te kaldığı seçimde Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 49’u geçerek birinci turu açık ara önde tamamladı.

Seçim sonucuna bakılırsa muhalefetin “ortak Cumhurbaşkanı adayı çıkarması”, “Parlamento seçimlerinde ortak liste yapılması” ve başta ekonomik zorlukların etkisiyle ortaya çıkacak “dip dalga” umutları karşılıksız kaldı. İktidar mensuplarının her koşulda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birinci turda seçimi alacağı inancı da tutmadı. Ortaya çıkan tablo, -her ne kadar ikinci tura kalsa da- “Cumhurbaşkanlığı seçiminin tek kazananı ATA İttifakı’nın adayı Sinan Oğan oldu” yorumlarına yol açmıştı.

Oğan’ın yaklaşık yüzde 5 oy oranıyla “kazanan” olarak ilan edilmesi, seçmeninin ikinci turda oynayacağı “kilit” role dayalıydı. Bu sonuçta; “Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’na sıcak bakmayan özellikle genç seçmenin tavrı”, “Oğan’ın yeni bir isim olması”, “göçmen karşıtlığı”, “muhalefete yönelik artan terörle iş birliği söyleminin milliyetçi oyları arttırması” gibi birçok neden sıralanmaktaydı. Öyle ki Oğan için “Yeni bir muhalefet lideri doğdu” yorumları da yapılmaya başlanmıştı. Bu durumda Oğan’ın alacağı tutum sadece ikinci tur seçimlerini etkilemeyecek, siyaset sahnesinde kendisine yeni parti liderliği gibi rol yükleyecek yorumları yapılmaktaydı.

Erdoğan’ın İki Avantajı ve Derin Kuşkuları!

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu yaklaşık 5 puan farkla önde tamamlayan Erdoğan, ikinci tura avantajlı girmiş olacaktı. Erdoğan’ın bir başka avantajı ise Meclis seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu elde etmiş olmasıydı. İktidar mensupları, Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan’a oy veren seçmenin en az yarısının da AKP’ye oy vereceği hesabını yapmaya başlamıştı. Ama sadece bir varsayımdı.

7 Puan Kayba Uğramıştı

Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları Erdoğan’ın lehinde ikinci tura kalırken, Meclis seçimleri ise tamamlanmıştı. Ancak Meclis’te grubu bulunan 5 siyasi parti açısından da sonuçlar ciddi kayıplar içeriyordu. Kesinleşmeyen sonuçlara göre; 2018 seçimlerinde yüzde 42,56 oy alan AKP, bu seçimde yaklaşık 7 puanlık düşüş yaşamıştı. 295 milletvekili ile 2018 seçimlerini kazanan AKP yurt dışı oy oranlarında küçük değişiklikler de dikkate alındığında bu seçimde yaklaşık 265 milletvekili çıkarmış görünüyordu. Bu AKP’nin 30 civarında milletvekili kaybettiği anlamına geliyordu.

Cumhur İttifakı’nda asıl sürprizi ise MHP yapmıştı. Anketlerde yüzde 5 ila 8 arasında gösterilen MHP sadece 1 puanlık düşüş yaşarken, -oy oranlarının illere göre dağılımıyla- milletvekili sayısını artırmış ve 51’e çıkarmıştı.

CHP’nin de Milletvekili Sayısı Artmıştı!

CHP, Meclis seçimlerinde “ortak liste” kararı doğrultusunda kendi listelerinden DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve İYİ Parti’den toplamda 76 aday gösterdi. Bu iş birliğinin CHP’nin oylarını yaklaşık 8 puan artırarak yüzde 30’lara taşıması bekleniyordu, ancak artış sadece 2 puan oldu. 2018 seçimlerinde 148 milletvekili çıkaran CHP bu seçimde sayıyı 20 milletvekili artırarak 168’e yükseltti. Böylece seçilebilir sıralardan 5 partiye yaklaşık 40 milletvekili kazandıran CHP’nin kendi milletvekili sayısı düşmüş oldu.

İYİ Parti Meclis’in 5’inci Partisi Konumundaydı

2018 seçimlerinde yüzde 9,96 oyla 43 milletvekili çıkaran İYİ Parti’yi, bazı anket şirketleri yüzde 15-18 aralığında gösterse de seçimde oy oranı değişmedi. Yüzde 9,82 oy oranıyla 2018 oylarını yineleyen İYİ Parti ikinci kez Meclis’in 5. partisi oldu.

Yeniden Refah 5 Milletvekili ile Meclis’e Taşınmıştı

Fatih Erbakan’ın Genel Başkanlığını yaptığı Yeniden Refah Partisi de 5 milletvekili alarak Meclis’e taşınmıştı. AKP listelerinden seçime katılan HÜDA-PAR’dan da Genel Başkan Zekeriya Yapıcıoğlu ile birlikte 3 milletvekili de Meclis’in 28. Yasama Dönemi üyesi olmuşlardı. Milli Çözüm Dergisi olarak defalarca yazdık; SP ile YRP nefsi inatlarını ve şahsi hesaplarını bırakıp birleşerek Milli Görüş söylemleriyle seçime girselerdi, %7 barajını çok rahat aşarak 30-40 milletvekiliyle Meclis’e girmiş olacaklardı.

Meclis’te 10 Genel Başkan Yer Alacaktı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı olduğu için Meclis seçimine katılamamışlardı. 6 Genel Başkan da 28. Yasama Döneminde Meclis’te yer almayacaklardı. Cumhur İttifakı çatısı altında ayrı listeyle giren Büyük Birlik Partisi de milletvekili çıkaramamıştı. İstanbul’dan aday olan Genel Başkan Mustafa Destici Meclis dışında kalmıştı.

14 Mayıs seçim sonuçlarına göre Meclis’te Genel Başkan olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye Değişim Hareketi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüleri İbrahim Akın, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş yer alacaktı.

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Subscribe
Bildir
15 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Milli Çözüm ehli, fetih gözlüyor
Rezil gidişattan, bıktık usandık

Haksız ve ahlâksız, halden utandık

Medet kıl Allah’ım, gayrı uslandık

Rahmete gebedir, türlü zahmetin

Bitsin Haçlı-Siyon, gelsin İzzetin!..

Aşık rızan arar, Seni özlüyor

Yıllardır hasretle, yürek közlüyor

Milli Çözüm ehli, fetih gözlüyor

Yetsin aydın günler, bitsin zulmetin

Kötülüğü önlemek iyiligi yapmaktan önce gelir.
Mecelle de bir kaide vardır
Def_i mefasid celbi menafiden
Evladır diye
Yani kötülüğü önlemek
Onun yayılmasını engellemek
İyiligi yapmaktan önce gelir.
Mecelle Osmanlı da
Anayasa kitabidır.

Bu Seçimlerde Tarafsız Kalabilmek
Bir tarafta; Allah, din, İslam diyerek işini yürütenler, diğer tarafta geçmişiyle bugünü arasında çokta fark olmayan zihniyet.. Bu seçimde tarafsız olmak ve iki tarafı da istemiyorum demek en doğrusu olmazmıydı?

Felahâ Çıkalım Ya Rabbim!
Tarihi ve kritik bir seçim…İnsanların 20 yılın muhasebesini çok iyi yapması gerekirken maaşlara zam yaptıkça herseyin arttığı bir ekonomik buhranda yaşıyoruz…
Tazminat parası ile ev -araba alan bir ekonomiden arabanın 4/1 ini alamayan bir ekonomiye nasıl geldik…Anlatabilsek ansiklobediler yetmez yapılan yanlışları…Ülkemi felaha çıkar Ya Rabbim..

Allahın Dediği Olacak
İktidar, seçimlerde kara propagandalarla ve devletin her türlü imkanını kullandığı halde, nihai başarı elde edemedi. Muhalefet ise, iktidarın 21 yıllık maddi ve manevi yıkımına rağmen, seçmeni ikna edebilecek alternatif ve milli projeler ortaya koyamadığından, o da büyük bir yenilgiye uğradı. Demekki tek çözüm, Rahmetli Erbakan Hocanın ve Milli Çözümün ortaya koyduğu Yeni bir Adil Düzen perspektifinden geçmektedir. Sonuç itibariyle, ne iktidarın ne de muhalefetin değil, Allahın dediği ve vaad ettiği hakikat ortaya çıkacak ve zafer inananların olacaktır.

Milli Çözüm İktidarı Şart Oldu
Toplumun bu siyonist uşağı iktidardan kurtulması için Millet İttifakının, Milli ve Manevi değerlerimizle bütünleşmesi bunları halka anlatması ve AKP hükümetinin bu değerleri istismarından kurtarması ile mümkün olacaktır. Bunun tek şartı ise Milli Çözümün başında olduğu Milli mütabakat hükümeti ile sağlanmalıdır.

TOPLUMU TANIMADAN, DEĞERLERİNE DEĞER VERMEDEN YAPILAN SİYASET!
Yanlış ve yararsız söylemlerle netice alamazsınız!
Her şeyden önce güven ve huzur isteyen toplumda; HDP ve PKK’nın yeniden şımarıp anarşi ortamını geri getirecekleri kanaatini güçlendirecek eylem ve söylemlere kalkışırsanız…
Dindar kesimleri ikna edici bir yaklaşım ortaya koyamayıp toplumun değerlerini temsil ettiğinize dair inanç oluşturamazsanız…
Toplumun saygısını ve güvenini kazanamazsınız!
Büyük kitleleri, artık tenkit ettikleri ve oy vermek istemedikleri halde tekrar Recep T. Erdoğan’a mecbur ve mahkûm bırakırsanız…
Başarmak için Milli Çözüm’ün uyarılarını dikkate almanız gereklidir!

Aynı Olan CHP Değil Zihniyetlerdir
Aynı olan şey zihniyetlerdir. Yüzyıl önce de aynılar binyıl öncede…
Ve bir oluşumu “bugün” değerlendirirken 100 yıl önceki durumu ile ve şu an ki rakiplerinin söylemeleriyle değerlendirirsek 1000 yılda geçse biz hep aynı bakış açısıyla değerlendirme yapmış oluruz.
Halife Hz Ebu Bekir iken itaat farzdır. Aynı makamda Yezid varsa zalimliklerine karşı baş kaldırı farzdır.
Hala daha CHP’yi “başörtüsünü yasaklayacaklar, camileri yıkacaklar, terör örgütü ile birlik olacaklar, din düşmanlığı hortlayacak…” gözü ile bakıyorsak AKP gözlüğü ile bakıyor Siyonizm’in ekmeğine yağ sürüyoruz demektir.
Çünkü artık Siyonizm’e hizmet, Hakka düşmanlık; Camileri yıkmakla vb. ile değil “İsrail’le normalleşme, BOP eş başkanlığı, faiz düzenine taşeron olma, ülke imkanları peşkeş çekmek sureti ile” yapılıyor.
Bu bağlamda Üstadımız; nelere dikkat edilmeli, hangi yanlışlardan vaz geçilmeli ve yapılması gerekenler noktasında tarihi, muhteşem bir makale istifadelere sunmuştur.

YARDIM VE ZAFER
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
“اِنْ يَنْصُرْكُمُ اللّٰهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْۚ
Eğer Allah (herhangi bir konuda ve düşman karşısında) size yardım ederse, artık (hiç kimse) sizi yenilgiye uğratamayacaktır,
وَاِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذ۪ي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِه۪ۜ
ve eğer sizi ‘yapayalnız ve yardımsız’ bırakacak olursa, O’ndan sonra da size yardım edecek kimse (çıkmayacaktır).
وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Öyleyse mü’minler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler-etmelidirler.
 (O’nun nusret ve inayetini gözlemelidirler.)”
Al-i İmran:160

Allah’ın va’adine ve fetih müjdesine inanmayanları bırak!) Artık Sen onlardan yüz çevir ve bekleyip gözle. Zaten onlar da (kuşku ve tedirginlik içinde) gözleyip beklemeye koyulmuşlardır. (Bir müddet daha şeytanlıkları ve şımarıklıkları ile baş başa bırak
Şimdi zerre kadar iz’anı ve vicdanı olanlar söylesinler; şu Erdoğan iktidarları, yirmi yıldır tam da ve aynen bunları yapmadılar mı? Bu yolda, daha önceki solcu ve sağcı iktidarların tahribatlarını 10’a katlamadılar mı? Her fırsatta güya FAİZ’e karşı olduklarını tekrarlayıp Din istismarıyla halkımızı kandıran bu Erdoğan iktidarları, son yirmi yılda Siyonist sömürü bankalarına, aldıkları borçların sadece faizleri olarak tam 540 milyar dolar ödeme yapmadılar mı? Ödenen bu 540 milyar dolarla, aslında her bakımdan kalkınmış ve tüm sorunlarını aşmış bir Türkiye kurulamaz mıydı?

Bütün bu gerçekler ortaya çıkmışken Erbakan Hoca’nın, “AKP’ye oy vermek, İsrail’e oy vermektir!” uyarısı sonuna kadar haklı sayılmaz mıydı? Yıllarca ve defalarca, “Biz bu iktidarın günahlarına asla ortak olmayız!” diyerek hava atan ve Erbakan istismarıyla siyaset yapanlar, sonunda, “Ne yani CHP’ye mi yaranacaktık?” bayatlamış edebiyatıyla, ÇAMUR ittifakına katılarak gerçek ayarlarını ortaya koymamışlar mıydı? Oysa üç yıldır en az otuz kere, “SP ile kucaklaşma ve Milli Görüş’ü yeniden canlandırma…” çağrılarımıza maalesef her iki taraftan da sorumlu ve olumlu tepkiye rastlanmamıştı. Şayet bu yapılsaydı %7’lik baraj kolaylıkla aşılacak ve 20-30 milletvekiliyle Meclis’e taşınacaklardı.

CHP AYNI
Chp bu kafayla hareket ettikçe bir yüzyıl daha geçse iktidar olamaz.

Sabahı Beklerken
Sabahı gözleyen, gece karanlığına direnmeyi göze alacaktı. Evet toplumun her kesiminin yüksek hararetle içine dahil olduğu ve 2. tura kalan bir seçim dönemini daha ibretle yaşadık. Çifte standartın, iki yüzlülüğün, çoğu zaman düşmanca ifadelerin ortaya saçıldığı bu dönemde; AKP Ayasofya’da final hamlesini yaparken, CHP ise Anıtkabir’de seçim çalışmasını neticelendirmişti. Her iki taraf için de tezatlar içeren bir son olması aklı başında olanlar için ibret vesikasıydı. Akp açısından, 21 yıllık iktidarının 18. yılına kadar ibadete açılmasın diye türlü beyanat verilen Ayasofya camii bir istismar aracı olmuştu ve tam da AKP dönemi özeti niteliğindeydi. CHP açısından ise YSP ya da eski adıyla HDP’nin zokasını afiyetle yutan grup; S. Demirtaş, A. Türk ve S. Sakık gibi isimlerin tehdit ve manupilasyonlarına hakkıyla cevap verememiş ve susarak oy uğruna ilkeleri bir kenara bırakarak Anıtkabir’e çıkmıştı. İşte bu da bir şekilde hala içerideki sıkıntılı tiplerin ağızlarının payının verilmeyişinin doğurduğu sonuç olmuştu. Umarız, Üstadımızın ifade ettikleri gerçekler dikkate alınırdı ve yapılacak hayırlı hizmetlerden hissedar olunurdu. Yoksa, kim ne yaparsa yapsın zaten sabah olacak, zaten güneş doğacak ve kim olursa olsun Allah’ın nurunu söndüremeyecekti… Ne münafığı ne kafiri!..

Yeni bir Sürecin Eşiğindeyiz
Türkiye Cumhuriyeti yepyeni bir denklem kurma sürecine girmiş bulunmaktadır.. İç ve dış dinamikler yeniden şekillenecek… Sağ ve Sol kavramlarının “ittifak” denemeleriyle birlikte, bambaşka bir seçmen ve toplum yapısı ortaya çıkmaktadır.. Hak, Adalet, Eşitlik, Özgürlük, Terör, Vatan Bütünlüğü gibi argümanlar üzerinde yoğunlaşan seçim dili her iki ittifak kanalını ciddi sorgulamalara açacaktır.. Makale bu çerçevede son derece hem siyasi hem sosyolojik bir sorgulama kapısı aralamakla birlikte, ülkemizin ve insanlığın gerçekten ihtiyaç hissederek beklediği özlediği Adil bir Düzeni inşaa ve ilan etmeyi de müjdelemektedir..
Artık bir Milli Çözüm çıkışı ihtiyari değil, Mecburi çıkış istikametidir…

Gaflet mi? Delalet mi? Cehalet mi?
Özellikle çözüm sürecinde Kürdistan naraları atan, hdp ile kol kola gezen, megri megri diye bağıran, çadır mahkemeler kuran, pkk’ya kravat takıp meclise sokan, halkın vergilerini hdp ye seçim yardımı olarak dağıtan, işine geldiği zaman oy isteyen, işine geldiği zaman ise hdp üzerinden siyaset ve milliyetçilik yapan, işine gelmediği zaman milliyetçiliği ayaklar altına alan, apoya mecliste “bey dedirten”, Doğu’da sözde özerklik ilan eden pkk’ya kahraman ordumuz tarafından yapılan hendek operasyonlarında ve yanlış politikalarla yüzlerce şehit vermemize neden olan AKP…
Ve yine yanlış söylemleri ile 20 yıldır olduğu gibi insanları AKP’nin kucağına iten muhalefet!
AKP; HDP’nin yan ürünü Hüda-par ile ittifak etmesine rağmen, (AKP yapınca mübah, CHP yapınca günah) CHP’nin, HDP ile görüşmesi ve HDP’nin her fırsatta Millet İttifakı lehine konuşması…
AKP, %5-8 lik hdp seçmeninin oyunu CHP’ye verdi ancak;
“Bunlar teröristlerle birlikte” diyerek çok büyük algı operasyonu yaptı ve 5-8 kaybetse bile 15 civarında oy topladı!
HDP ile görüşmek yerine, “biz bölücü parti ile görüşmeyiz ancak kürt kardeşlerimizden Türkiye’nin geleceği için oy istiyoruz” demediği için maalesef bu sonuç ortaya çıktı…
Hiçbir şey Allah’ın kader programının dışına çıkamaz!
Seçimin sonucu ne olursa olsun, herkes kendi ayarını ortaya koymakta ve AKP’nin günahlarına ortak olmakta…
Milli Çözüm’ün defalarca yazdığı ve çağrıda bulunduğu SP – YRP ittifakını yapmayıp bizlere saldıranlara hakkımızı helal etmiyoruz!
Türkiye’nin kurtuluşu ancak Milli Çözüm’e inanan bir hükümetin kurulması ile mümkün olacaktır!
Allah nur’unu tamamlayacak!

Akıllı olmak lazım
Eğer toplum ve muhalefet aklını başına alırda sorumluluklarını yerine getirirse memleket büyük bir sorundan kurtulmuş olacak amma yok hala biz bildiğimizi okuyacaz derde ilim ehlinin uyarı ve tavsiyelerini ciddiye almazlar ise vay bize vaylar bize…

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
15
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...