TÜRKİYE’NİN ENERJİ İHTİYACI
VE
SOYGUN ÇARKI-1
Giriş:
1- Ülke gündeminde tartışmalar dağıtım şirketleri üzerinden yapılmaktadır. Oysa dağıtım şirketleri başka, pazarlama şirketleri başkadır. Ama sahipleri aynı insanlardır. Pazarlama şirketlerinin kârları nedense hiç sorulmamaktadır.
Örneğin; Ankara bölgesinde dağıtım BEDAŞ’a ait iken, satış BAŞKENT EPSAŞ’a aittir. Ve her iki şirket de aynı enerji şirketine bağlıdır. Konya bölgesinde MEDAŞ dağıtım şirketi iken, MEPAŞ elektrik pazarlama satış şirketidir ve her iki şirket de CENGİZ HOLDİNG-ALARKO ortaklığına ait bulunmaktadır.
2- Dağıtım şirketleri özelleşmeden önce; tüm yatırımlar yapılmış, altyapıları tamamlanmış ve şirketler masrafsız hale getirilmiştir. Sayaç okuma bedeline yeni zamlar eklenmiştir. Sayaç değişim-yenileme (zorunlu) masrafları tüketiciye ait olacak şekilde değiştirilmiştir. Elektrik kWh fiyatları özelleştirme öncesi yükseltilmiştir.
3- Bu şirketler, kasadaki paraları, mevcut fatura borç alacakları ile birlikte çok cazip ve düşük fiyatlarla özelleştirilmiştir.
4- Mevcut gayrimenkuller bile geri verilmemiş, halen şirketler üzerinde beklemektedir.
5- Şirketler arazi ve binalardan reklam gelirleri elde etmekte ama bunları TEİAŞ’a vermemektedir.
6- Farklı şirket adları olsa da dağıtım şirketleri ayrıca elektrik üreticisidir. A şirketi devlet alım garantisi kapsamında devlete elektriği yüksek rakamdan satıp, B şirketi devletten ucuz elektrik alıp satmaktadır. Buna rağmen elektrik yetersiz gelirse, B şirketi daha yüksek rakama serbest piyasadaki C şirketinden elektrik alabilmektedir. Bahsi geçen A, B, C şirketlerinin hepsi aynı gruplara aittir.
7- Devletin elinde toplam enerji üretiminin sadece %20 kapasitelik kısmı kalmıştır. Kalan bu tesisler de özelleştirme kapsamındadır.
8- Eğer alım garantili tesislerin elektriği alınamayacak olursa; bu durumda devletin elindeki tesislerde üretim yavaşlatılmakta, bazen de durdurulmaktadır. Öncelik özel sektöre tanınmakta, halkımız değil, sermaye baronları kollanmaktadır!
9- Devletin alım garantileri, pazarlama şirketlerine satılan rakamdan yüksektir. Devlet enerjiyi-elektriği yüksek rakamdan alıp, düşük rakamdan pazarlama şirketlerine satmaktadır. Açıkça devlet zarar etmektedir. Üstelik yetkililer bunu hiç utanmadan tüketiciyi desteklemek için yapılan bir adım olarak anlatmaktadır.
10- Dağıtım şirketlerinin; açıklanan zamlar henüz yürürlüğe girmeden pahalı fiyatları uygulamaya koyduğu zamanlar olduğu görülmüştür. “İtirazlar bireysel yapılacak” denildiğinden sadece itiraz edenlere bedeller iade edilmiştir. Bu duruma itirazlar ise yok denecek kadar azdır. Bazen ay dolmadan 20. günde gönderilen faturalarla bile karşılaşılmaktadır.
11- Devlet satış rakamları indirime gittiği dönemlerde bile faturalar daha da yükselmeye başlamıştır. Açıkça vatandaştan haksız para alınarak şirketlere aktarılmaktadır.
12- Alım garantileri TL’ye çevrilmiştir. Ancak geçmiş dönem, dolar alım garantilerini kapsamamaktadır. Yani toplum yanıltıcı bilgi verilerek aldatılmaktadır.
13- Dağıtım şirketleri özelleştirmeleri tahkim’e bağlanmıştır. Anlaşmazlıklarda Avrupa tahkim mahkemeleri yetkili kılındığından, devletin ve hükümetin bir yetkisi ve müdahalesi söz konusu olmamaktadır.
14- TEİAŞ özelleştirme kapsamına alınmıştır. Son dönemde TEİAŞ sürekli ihaleye çıkmakta, yatırım yapmakta ve masrafsız bir hale getirilmeye çalışılmaktadır.
15- TEİAŞ’ın bir şirketi olan EPİAŞ, Türkiye’nin en büyük şirketidir. Ve güncel rakamların belirlendiği piyasaları yönetmektedir. TEİAŞ’ın özelleştirilmesi ve kalan tesislerin satılması sonucunda devlet; elektrik üretiminden, iletiminden, dağıtılmasından, satışından ve hatta piyasa belirleyiciliğinden tamamen çıkmış olacaktır.
16- Elektrik üretiminde kullanılan yöntemlerden termik santraller ithal kömürle, doğalgaz çevrim santralleri ise ithal doğalgazla çalışmaktadır. Bu yöntemlerden çıkmak gerekmektedir. Ancak yenilenebilir enerjiye geçişte garantili alış sistemi ve kurulumda teşvik uygulandığından, bir bataktan başka bir batağa geçiş yapılmaktadır.
17- Enerji şirketlerinin çoğu, bankalara yüksek miktarda kredi borçlusu konumundadır. Günün birinde bu sektör tamamen yabancılara geçebilir. Şu anda bile bazı şirketlerin içinde yabancı ortaklar bulunmaktadır.
18- 2020 yılı elektrik tüketimi 290 milyar 856 milyon 21 bin kilovat saattir. Devletin yüksekten alıp düşükten sattığı rakamlar ve üstüne şirketlerin kârları ortaya korkunç bir sonuç çıkarmaktadır.
19- Termik santraller revizyon istemekte iken satılmış, dağıtım şirketleri yeterli finansmanı olmayan yandaş şirketler kredi ile almaya teşvik edilmiştir. Mevcut durumda yükselen kurlarla birlikte şirket yöneticileri ile yetkililer arasında tartışmalar olabileceğini, bu sebeple de bitmek bilmeyen bir tavizin ve her fırsatta devam eden çıkar kavgalarının devam ettiği sırıtmaktadır.
20- Doğru verilere ulaşmanın zorlaştığı, resmi kurumların yeterli bilgiyi aktarmadığı, haber yapan muhaliflerin bile net soruları sormadığı… Araştırma yapan milletvekillerine kendi partilerinin bile destek çıkmadığı ve bireysel kaldığı… Basit çıkarımlarla ulaşılacak sonuçların bile gölgelenmeye çalışıldığı, araştırmalarımızla ortaya çıkmıştır.
Erbakan Hocamız şöyle haykırmıştı:
“Yap işlet devret” demek istikbalin satılması demektir. Siz 200 liralık elektriği başkalarına yaptırıp, 1200 liraya satacaksınız. 40 sene boyunca herkes 200 liralık elektriği 1200 lira kWh’ni ödeyecek. Böylece istikbali şimdiden satıp parselleyip kendi halkımızı eziyoruz. Bu böyle gitmeeezzz” (1994 bütçe görüşmesi-RP dönemi 62. dk.)[1]
Türkiye’nin elektrik üretim ve tüketim miktarları
Türkiye’nin elektrik üretimi 2020 yılında 291 milyar 552 milyon kilovat saat, tüketimi ise 290 milyar 856 milyon kilovat saattir. Türkiye’de 2019’da 290 milyar 445 milyon 456 bin kilovat saat elektrik tüketilirken, bu rakam 2020’de yüzde 0,14 artarak 290 milyar 856 milyon 21 bin kilovat saate çıkmıştır. (4 Ocak 2021 / TRT Haber)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) 2021 Eylül ayına ilişkin “Elektrik Piyasası Sektör Raporu”na göre, lisanslı elektrik üretiminin yüzde 40,4’ü doğalgaz santralleri, yüzde 15,7’si ithal kömür santralleri, yüzde 14,3’ü linyit santralleri ve yüzde 10,7’si hidroelektrik santrallerinden sağlanmıştır. Tüketimin yüzde 42,6’sı sanayi, yüzde 25,6’sı ticarethane ve yüzde 23,1’i mesken aboneleri tarafından gerçekleştirildi. Tarımsal sulamanın payı yüzde 6,7, aydınlatmanın payı ise yüzde 2 olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Kurulu gücün yüzde 27,9’u doğalgaz çevrim santralleri, yüzde 25,5’i barajlı hidroelektrik santralleri, yüzde 11,1’i linyit santralleri, yüzde 11’i rüzgâr santrallerinden, kalan bölüm ise diğer enerji kaynaklarından elektrik üreten tesislerden oluşmaktadır.[2]
Türkiye’nin elektriği, 26 yıllığına, 15,8 milyar dolara özelleştirilmiş bulunmaktadır.
Türkiye’deki tüm elektrik dağıtım bölgeleri kamudan özel sektörün eline geçmiş durumdadır. Kamunun toplam geliri 15,8 milyar doları bulmaktadır. Türkiye’nin elektrik dağıtımdaki özelleştirme serüveni 2010 yılında yapılan üç ihaleyle son bulmuştur. Özelleştirilen elektrik dağıtım bölgelerinden toplamda 15,8 milyar dolarlık gelir elde edildi. Elektriği artık devlet değil özel sektör dağıtacaktır.[3]
Gündemde Sürekli Dağıtım Şirketleri Tutulmaktadır. Ancak Tedarik Şirketleri Nedense Konuşulmamakta ve Konu Çarpıtılmaktadır!
Örnek: Konya bölgesinde dağıtım şirketi MEDAŞ, tedarik şirketi ise MEPAŞ’tır. Ankara bölgesinde BEDAŞ dağıtım şirketi iken, BAŞKENT EPSAŞ tedarik şirketidir. Bakanlık açıklamayı; dağıtım şirketlerinin kârı düşük şeklinde yapmaktadır. Tedarik şirketlerinin kârı ile alâkalı açıklama yapılmamaktadır!
Dağıtım Şirketleriyle, Görevli Tedarik Şirketleri Arasındaki Farklar Nereden Kaynaklanmaktadır?
Altyapı çalışmaları, dağıtım sistemine bağlantı anlaşması, arıza-bakım-onarım çalışmaları yapma ile sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi, tesislerin devralınması, elektrik kesme-bağlama, voltaj düşüklüğü, kaçak ve usulsüz elektrik kullanımının tespiti işlemleri vb. ilgili mevzuatla belirlenen işlemler dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmektedir.
Elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı, abonelik işlemleri (başvurusu / iptali), sözleşme imzalanması, faturalama (hatalı faturalandırma, fatura itirazı), tahsilat işlemleri ve diğer tüketici hizmetleri merkezleri aracılığıyla verilen hizmetleri ise görevli tedarik şirketi tarafından gerçekleştirilmektedir.[4]
Evet, 1,2 milyara alınan dağıtım şirketinin, sadece %20’si 1,8 milyara satılmıştır!
Şimdiden ihbar ediyoruz: Kiler ve Çalık, Borsa’da vurgun yapacaktır!
AKP’den milletvekili olarak seçilen Vahit Kiler ile ortağı Ahmet Çalık’ın 8 yıl önce Hazine’ye ödediği 128,5 milyon doların 2 Kasım 2021 tarihi itibarıyla TL karşılığı 1,2 milyar TL Aras Enerji’nin yüzde 100’ü için güncel kurla 1,2 milyar TL ödeyen Kiler-Çalık aynı hisselerin 5’te birini 1,8 milyar TL’ye satıyordu.[5]
Halka Arz Gelirinin Tamamı Ortakların Cebine Akıtılmıştır!
Doğu Aras Enerji AŞ’de, 110 TL sabit fiyattan tamamı, ortak satışı yoluyla olmak üzere toplam 13 milyon 400 bin TL nominal değerli pay halka arz edilecektir. Paylarını halka arz eden Ahmet Çalık, Vahit Kiler, Nahit Kiler ve Ümit Kiler ilaveten 2 milyon 680 bin TL nominal değerli ek pay satış hakkına da sahiptir. Halka açıklık oranı yüzde 20 olarak belirlenirken, ek pay satışı hâlinde söz konusu oran yüzde 24’e çıkabilir.
Oransal dağıtım yöntemi ile halka arz edecek şirketin pay dağılımı, yüzde 60 yurt içi bireysel, yüzde 30 yurt içi kurumsal ve yüzde 10 yurt dışı kurumsal yatırımcı olarak izahnamede yer verilmiştir. Kiler-Çalık ailesi, 16 milyon 80 bin adet payın satışı ile birlikte 1 milyar 768 milyon 80 bin TL gelir elde edecek. Şirketin toplam değeri ne ki yüzde 20’si için 1,8 milyar TL değer biçilmiştir.
Gündemdeki dağıtım şirketleri ile ilgili iddialar ve cevaplar:
EPDK’dan elektrik ücretlerine ilişkin açıklama;
“Sosyal medyada çokça atıf yapılan aşağıdaki Kurul kararında açıkça dağıtım şirketlerine teknik ve teknik olmayan kayıp için yaptığı satışlarda fiyatın 31,8592 kuruş/kWh olduğu ifade edilmiştir. Ancak söz konusu fiyat, sadece enerji fiyatıdır. Herhangi bir vergi dahil değildir. GTŞ’ler nihai tüketicilere yaptığı elektrik satışının sadece yüzde 20’sini EÜAŞ’tan 31,86 kuruşa almaktadır. 2022 yılı için yapılan perakende satış tarifelerinde GTŞ’lerin yaklaşık 125 milyar kWh’lik bir elektrik satışı olacağı öngörülmüştür. Bu elektriğin 25 milyar kWh’lik kısmı EÜAŞ’tan 31,86 kuruşa alınacağı, geri kalan 100 milyar kWh’lik kısmı ise spot piyasadan yaklaşık 150 kuruştan alınacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla ağırlık ortalama enerji alım fiyatı 125 kuruş/kWh civarındadır. Devlet sübvansiyonu ile GTŞ’ler vatandaşlarımıza daha ucuza elektrik satmaktadır. Şirketlerin, EPDK’nın belirlediği oranların üzerinde kâr etmesi ise mümkün değildir.”
Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK), görevli tedarik şirketlerinin (GTŞ) devletten 32 kuruşa aldığı elektriği tüketicilere yüzde 330 – yüzde 546 kârla sattığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, son günlerde kamuoyunda tartışma konusu olan elektrik dağıtım şirketlerinin kâr marjları ile ilgili açıklama yapmıştı.
Açıklamada, “Devlet sübvansiyonu ile görevli tedarik şirketleri vatandaşlarımıza daha ucuza elektrik satmaktadır. Şirketlerin, EPDK’nin belirlediği oranların üzerinde kâr etmesi ise mümkün değildir.” denildi. Öncelikle dağıtım şirketi ve görevli tedarik şirketi iki farklı tüzel kişiliktir. Dağıtım şirketi elektrik satışı yapmaz… “Kargo işi” yani taşımacılık ile görevli kılınmıştır.
Tüketicilerimize elektriği dağıtım şirketleri değil, görevli tedarik şirketleri (GTŞ) satar. Bu şirketlerin tarifeleri EPDK tarafından belirlenir. Bu tarifeler dışında şirketler kendi inisiyatifleri ile faturalarda oynama ya da zam yapamazlar. GTŞ’ler serbest piyasadan (ikili anlaşmalar ve/veya elektrik Borsası olan EPİAŞ üzerinden) veya EÜAŞ üzerinden satın aldıkları enerjiyi serbest olmayan tüketicilere veya ikili anlaşması bulunmayan tüketicilere düzenlenen tarife üzerinden satmakla mükelleftirler. Bu şirketler, EPDK’nın belirlediği fiyattan farklı bir fiyat uygulayamazlar. GTŞ’lerin, EÜAŞ’tan 32 kuruşa elektrik alıp sanayiye 1 lira 75 kuruş, ticarethane 2 lira 74 kuruş, hanelere 1 lira 37 kuruş (210 kWh altı), 2 lira 6 kuruş (yüksek kademe) fiyatlar ile satış yaparak %330-%546 kâr yaptığı şeklindeki bilgi doğru değildir. GTŞ’ler, düzenlenen tarife içindeki müşterilere yapacakları enerji satışından elde edecekleri kâr oranı “Net Kâr Marjı” ile sınırlandırılmış olup bu oran 2021-2025 dönemi için %2,38 olarak belirlenmiştir. Yani iddia edildiği gibi 32 kuruşa elektrik satın alınarak astronomik düzeyde kâr elde edilmesi kesinlikle söz konusu olamazdı.
Devletimiz, bütün nihai müşterileri EÜAŞ üzerinden önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da desteklemeye devam etmektedir. 2022 yılında EÜAŞ’ın GTŞ ve dağıtım şirketlerine satmayı düşündüğü yaklaşık 60 milyar kWh’lik elektrik enerjisini piyasa fiyatı olan 150 kuruş yerine 32 kuruşa satarak nihai tüketicileri yaklaşık 70 milyar TL desteklemektedir.[6]
Dövizle alım garantisi bitti denilmişti; ama devam ettiği ortaya çıkmıştır!
Dövizli elektrik alım garantisi sürdükçe… (Milletimiz ve ülkemiz birlikte batmaktadır.)
Kısa adı YEKDEM’le anılan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması üzerinden, “temiz enerji” üreten irili ufaklı binlerce enerji şirketine döviz cinsinden alım garantisi verildi. YEKDEM’in kendisi temiz enerji ve doğal kaynakların kullanılma iddiası nedeniyle olumlu görünse de süreli olan bu sistem, suistimal edildi.
İşte bu açık belge, her şeyi ortaya koymaktadır!
Konuyu açmak için açık kaynaklardan örnek bir kararı paylaşalım. Sıkılmazsanız 18 Eylül 2020 tarihli Resmi Gazete’ye bir göz atın.[7] Orada bir Cumhurbaşkanı kararı göreceksiniz. Tayyip Erdoğan imzalı kararda 1 Ocak 2021’den 30 Haziran 2021’e kadar işletmeye girecek YEKDEM belgeli üretim tesisleri için belirlenen fiyat desteğinin 31 Aralık 2030’a kadar uygulanacağı yazıyor.
– Fiyat desteği, devletin her bir kilovat saat başına şirkete ödeyeceği dolar/sent cinsinden alım garantisi demek.
– Erdoğan imzasıyla süresi 2030’a kadar uzatılan desteklerin tutarı da kanunda yazıyor. O kanunda temiz enerjinin kaynağına göre kurulmuş santrallerden, devletin kilovat saat başına kaç ABD doları/cent garanti verdiği listeli yasadaki ekli liste şöyle:
(EÜAŞ’ın alım garantileri ile özel sektörden alım yaptığı rakamlar)
– HES (Hidroelektrik üretim tesisi): 7.3 dolar/ cent / kWh
– Rüzgâra dayalı üretim tesisi: 7.3 dolar/ cent / kWh
– Jeotermale dayalı üretim tesisi: 10.5 dolar/ cent / kWh
– Biyokütle (çöp gazı dahil): 13.3 dolar/ cent / kWh
– Güneşe dayalı üretim tesisi: 13.3 dolar/ cent / kWh
Gariban halkın milyarlarca lirası kimlere akıtılmaktadır?
Sistem ayrıntılı. Hepsini sığdırma imkânı yok. Ancak temiz enerjiyi teşvik diye çıkılan yolu, bugün kur şokunun çarptığını vurgulamak gerekiyor. Bu sebeple, devletin kasasından alım garantili YEKDEM tesislerine, her yıl döviz üzerinden milyarlarca TL akıyor, daha uzun yıllar akacak. (Evet, döviz bazlı destek ödemelerinde geçen sene ortasında TL’ye geçildi ancak önceki yıllarda verilmiş döviz bazlı destek taahhütleri sürüyor.)[8]
Kaynak şirketlere aktarılmazsa, elektriğin yurttaşa 3 yıl ücretsiz verilme imkânı doğacaktır!
Devlet, 2021 yılında devletin 916 firmaya vereceği 8 milyar 95 milyon doları, onları bırakıp halkımıza verecek olsa konut başına 250 kWh elektriği 3 yıl ücretsiz dağıtma imkânı doğacaktır!
Türkiye’de elektrik üretimi devlet ve özel sektör eliyle gerçekleştiriliyordu. Elektrik dağıtımı ise, devlete ait dağıtım şebekesinin özel sektör tarafından işletilmesi ile yapılarak, faturalardan alınan dağıtım bedeli devlet ve dağıtım firması arasında paylaşılıyor. Alım garantisi verilen özel sektör firmalarının tam kapasite elektrik üretimleri, garanti edilen fiyatlarla devlet tarafından satın alınıyordu. Geri kalan ihtiyaç için devletin işlettiği santraller ve alım garantisi olmayan özel sektör firmalarından karşılanıyor. Alım garantisi olmayan santraller ise tam kapasite üretim yapmayıp, her gün oluşan ihtiyaca göre ayarlanıyordu.
YEKDEM eliyle toplamda 912 firmaya 2011 yılından 2020 yılı sonuna kadar 33,213 milyar dolar teşvik verildi. 2021 yılı için de 8,095 milyar dolar teşvik kesin listesi yayımlandı. Bu listeye göre 2021 yılı sonundan 2030 yılına kadar 39,647 milyar dolar teşvik verilmesi planlanıyordu. Türkiye’de elektrik enerji kapasitesi, tüketilen elektriğin yaklaşık 2,5 katına denk geliyordu. Ancak devlet alım garantili santrallerin elektriğini mecburen satın aldığı için alım garantili olmayan özel sektör ve devlet santrallerini tam kapasite çalıştırmayarak rekabeti engelliyordu.[9]
Özelleştirme öncesi yatırımların artması ile dağıtım şirketlerine masrafsız fırsatlar sunulması!
ELEKTRİK ÖZELLEŞTİRMELERİ RAPORU
HAZIRLAYAN: TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
42. DÖNEM ENERJİ ÇALIŞMA GRUBU. ANKARA – MART 2012
Tebliğ eki tablolarda EPDK tarafından onaylanmış ve 31.12.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dağıtım şirketlerinin 2011-2015 dönemine ait yatırım harcamaları aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere toplam 1.692.888.913 TL’dir. TEDAŞ Fiili Yatırım Harcamalarının Yıllar İtibariyle Gelişimi (TL):
Yıllar Harcama (TL) Yıllar Harcama (TL)
2000 212.694.362 2005 704.003.406
2001 201.631.846 2006 689.544.991
2002 417.697.704 2007 824.844.729
2003 387.447.125 2008 1.260.335.423
2004 388.640.557 2009 720.582.364
Dağıtım şirketlerinin 2006-2010 yıllarını kapsayan geçiş dönemine ait (Kayseri ve Civarı Elektrik AŞ hariç olmak üzere) yatırım harcamaları toplamının ise 550.000.000 TL olduğu bilinmektedir. 2011-2015 dönemine ait yatırım harcamaları geçiş dönemine göre 3,08 kat artırılmıştır.
Elektrik dağıtım şebekelerine 2006-2010 yılları geçiş dönemi için yıllık 550.000.000 TL yatırım öngörülmesine karşın yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere 2005-2009 yılları arasında bu miktarın oldukça üzerinde yatırım harcaması yapılmıştır. 2008 yılında yapılan yatırım harcaması 1.260.335.423 TL olmaktadır.
Alacaklar ile devirler yapılmış durumdadır. (EMO deklarasyonu özelleştirme öncesi kayıtlardır.)
Devir Alan Özel Şirketlere Kamu Elektrik Şirketlerinin Envanteri ve Tahsili Mümkün Alacakları da Aktarılmaktadır!
Öyle ki, 13.8.2010 tarihli Dünya gazetesinde yer alan bir haberde, Boğaziçi ve Gediz Dağıtım Bölgeleri ihalelerine en yüksek teklifi veren MMEKA’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kazancı, bu şirketlerin tahsilatı yapılmamış faturalardan 1 milyar dolara yakın alacağı olduğunu, kendilerinin ve tüm teklifçi firmaların bildiğini öne sürmektedir. Bu noktada soru şudur: Bu alacaklar neden tahsil edilmemektedir? Alacakların özelleştirme öncesi tahsil edilmemesi, devir bedellerinin ödenmesi için kullanılmak üzere sıfır faizli bedava bir kaynak olarak kamu kesesinden özel şirketlere sunumu değil midir?
2008 yılı tüketim miktarları dikkate alındığında, ortalama 20 kuruşluk enerji birim satış fiyatı üzerinden hesaplama yapıldığında, örneğin Fırat Elektrik Dağıtım Şirketinin yıllık enerji satış cirosunun 429.049.000 TL seviyelerinde olduğu tespit edilmektedir. İhalede oluşan en yüksek teklif fiyatı ise 258 milyon dolar olup, ihale tarihindeki kur üzerinden TL’ye çevrildiğinde, 355.442.000 TL olarak hesaplanan bu bedel, Fırat EDAŞ’ın yıllık enerji satış cirosunun dahi çok altına inmiştir.
Kayıp kaçak bedeli yasal hale getirilip, özel şirketlere vurgun kapısı açılmıştır!
Elektrik faturasındaki ‘kayıp-kaçak’ bedelleriyle ilgili son karar kafa karıştırıcıydı.
Elektrik faturalarında tüketiciye yansıtılan kayıp-kaçak bedellerini ödemek istemeyen vatandaşlar, yaklaşık 5 yıl önce çeşitli davalar açmaya başladı. Mahkemelerden farklı kararlar çıkması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014’te son noktayı koyarak, elektrik faturalarına yansıtılan, kayıp-kaçak bedelinin hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Kurul, kayıp-kaçak bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleriyle bağdaşmadığı kararına vardı. Ancak 17 Haziran 2016’da çıkarılan yeni yasa ile elektrik dağıtım ve görevli şirketlerin kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedelini tüketiciden alması hukuki altyapıya kavuşturuldu.
Böylece mahkemelerde görülen davalar, ilgili yasa gerekçe gösterilerek reddedilmeye başlandı. Konuyla ilgili yargılama sırasında 17 Haziran 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve geçmişe de etkili olan 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21’inci maddesi uyarınca 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun ilgili hükümlerinin değiştirildiği vurgulandı.[10]
PSH (Sayaç Okuma) bedeli, vatandaşın cebinden özel şirketlere sağlanan bir avantajdır!
PSH (Sayaç okuma) faaliyet olarak ayrıştırılmıştır. 2010 yılı sonuna kadar tek bileşen olarak tarifeye yansıyan bu faaliyet ayrıştırıldıktan sonra yüzde 157 oranında zamlanmıştır. İki faaliyet toplam olarak, tarife içinde yüzde 2-2,5 arasında bir oranda pay oluşturmaktadır.
EPDK bu eşitsizliği gidermek üzere 2012 yılı başından itibaren bu uygulamayı sonlandırmış ve sayaç okuma hizmetini abone başına sabit bir bedel ile fiyatlandırarak yürürlüğe koymuştur. Buna göre alçak gerilim şebekesinden bağlantısı olan abone sayaçlarının okunması 0,416 TL, yüksek gerilim şebekesinden bağlantısı olan abone sayaçlarının okunması da 4,161 TL olarak belirlemiştir. Bu durum da; verilen hizmetten bağımsız olarak fiyatlandırma yoluna gidildiğini, asıl amacın hizmetin bedelini tüketicilerden tahsil etmek değil, özelleştirilen dağıtım şirketleri için yeni ve garantili bir gelir kapısı yaratmak olduğunu göstermektedir.
Sayaç Sökme Takma Bedeli, Vatandaşın Sırtına Vurulmaktadır!
2010 yılı sonuna kadar, abone sayaçlarının muayene, ayar, kalibrasyon, periyodik bakım ve sayacın sökülüp takılması gibi işlemler; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan “Su, Elektrik ve Doğalgaz Sayaçlarının Tamir ve Ayar Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ” ekinde yer alan ücretlere göre yapılmıştır.
2010 yılı Eylül ayında “Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği”nin “Sayaç ve Kontrol Ekipmanı Genel Hükümler” başlıklı 16. Maddesinde, “Sayacın; 11/1/1989 tarihli ve 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu hükümleri doğrultusunda dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından, her türlü ayar, kalibrasyon ve bakım için periyodik olarak kontrol ettirilmesi esastır. Periyodik kontroller için gerekli masraflar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen bedeller üzerinden; sayacın sökme ve takma bedeli, Kurul tarafından onaylanan bedeller üzerinden sayaç maliki tarafından karşılanır.”[11]
Enerji şirketlerine yüksek miktarda ucuz kredi sağlanmıştır!
BDDK enerji sektörü için 47 milyar doları bulan yeniden yapılandırma için devreye alınmıştır. Enerji sektörü 2003’ten bu yana bankalardan 60 milyar dolara yakın kredi kullanmıştır.
Hatalı projeksiyon ve küresel dalgalanma Türkiye ekonomisinin en stratejik alanlarından enerjide şalterleri zorlamaya başladı. 2003’ten bu yana bankalardan 60 milyar dolar kredi kullanan sektör, borç yükünü çeviremeyince devreye BDDK girdi. İlk aşamada üç şirketin 1,9 milyar dolarlık borcunun silinmesini isteyen kurum, sektörün toplam 47 milyar doları bulan alacaklarının da yeniden yapılandırılması için devredeydi. Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin’e göre, enerji endüstrisi tarafından alınan kredilerin yaklaşık üçte ikisi henüz ödenmedi. Gaz santrallerinin çoğunu oluşturan 13 milyar doların, yeniden yapılandırılması gerektiğini 2019 yılı başlarında söylemişti.
Türk şirketler 60 milyar dolar borç aldı
Boston Consulting Group raporuna göre, Türk şirketleri 2003’ten bu yana yaklaşık 60 milyar dolar borç aldılar. Şirketler Türk Lirası’nın değer kaybı nedeniyle de geri ödemelerde büyük zorluklar yaşıyor. Bazı kamu hizmetleri döviz kredilerini geri ödeyecek kadar kazanmıyor, bu da bankalar için büyük bir risk oluşturuyor.[12]
Enerji sektöründe, ilk etapta 7,5 milyarlık dolar kredisi yapılandırılmıştır.
Elektrik üretim ve dağıtım şirketlerinin yaklaşık 13 milyar dolarlık sorunlu kredi bakiyesinin 7,5 milyar doları yapılandırıldı. Yıl sonuna kadar 2,5 milyar dolarlık kredinin daha yapılandırılması için bankalar ve şirketler arasında ön mutabakatlar sağlandı. Böylece, enerji sektöründe 10 milyar dolarlık sorunlu kredi yapılandırılmış olacak. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, sektörde yapılandırma ihtiyacı bulunan kredi portföyü 12-13 milyar dolar düzeyinde.[13]
Cem Uzan’dan Bahçeli’ye çok sert çıkış: Kılına bile dokunamazsınız! Çünkü dağıtım şirketleri ile ilgili anlaşmazlıklar tahkime bağlıdır!
“Türkiye’de bir dönem enerji piyasasında önemli rol oynayan Cem Uzan, Bahçeli’nin elektrik dağıtım ağının kamulaştırılması çağrısına yanıt verdi: “Kamulaştırma yapamazlar. Bütün bu sözleşmelerin hepsi Londra’da tahkime bağlı. Kılına dokunamazsınız.”
“Öz sermaye 0, borç %100. Döviz patlayınca hepsi battı. Bunlar döviz kredisini ödeyebilsinler diye vur vatandaşın sırtına. Dağıtım şirketleri sahiplerinin çoğu gerekli sermayeden yoksundu. Ne yaptılar? Gittiler Londra’ya aldılar krediyi verdiler devlete. Londra’daki bankaların istediği şartlarla Enerji Bakanlığı ile sözleşme yaptılar. Özelleştirilen malı aldılar. Hazine garantisi gibi bir şeydir bu. Yüksek elektrik faturalarının sebebi dağıtım şirketlerini kurtarma operasyonudur.”
“Şimdi Enerji Bakanlığı’ndan bunları alanlar yüzde 80-85 oranında dış krediyle aldılar. 13 milyar dolarlık özelleştirmenin 10 milyar doları belki de daha fazlası krediyle alındı. Yani ben sözleşmeyi yaptım, devletten bunu alıyorum diye piyasaya çıktılar ve kredi aldılar. Bunların sıfıra yakın sermayeleri var. Dikkate alınmayacak şekilde sermayeleri var.
Demek ki sizin borç oranınız yüzde 80, 90 ise; kur farkları, normal bir kâr marjı sizin bu borcun altından kalkmanızı mümkün kılmaz. Onun için size aşırı derecede bir kâr verilmesi lazım. Ve bu kâr bugün yüzde 388 oranında gerçekleşmektedir.”
“Orada 21 tane şirketin hepsinin bağlanmış adamları var, onların menfaatlerini koruyan bürokratlar var, ayrıca oradan avantalarını alan bürokratlar var.”
Maliyetlere de değinen Cem Uzan, normalde kilovatın 90-95 kuruşa gelmesi gerektiğini ancak şirketlerin 150 kuruşa sattığını kaydetti.
“EPDK’nın açıklamasına göre devlet 32 kuruştan satıyor 60 milyar kilovat saati 21 şirkete. Bunlar 65 milyar kilovat saati de piyasadan alıyor 8 cent’e. Yani 50 küsur kuruş oluyor. Sizin ortalama maliyetiniz dağıtım şirketi ve tedarik şirketi olaraktan, 5,29 cent. Bugünkü kurdan baktığınızda kilovat maliyetiniz 71 kuruş. Siz bunu yüzde 100’den daha fazla zamla 150 kuruşa satıyorsunuz. Bunun fiyatını indirmeleri lazım. 5 buçuk milyar dolar senede sübvansiyon veriyor Türkiye Cumhuriyeti devleti bu 21 şirkete. Devlet vermiyor, vatandaş veriyor.”[14]
Ukrayna Savaşı’ndan İsrail yağmacılığına, iktidarın münafıklığı!
Yeri gelmişken pek de konuşulmayan çok önemli bir konuya değinmek istiyorum. O da ilk etapta Almanlarla Ruslar arasında imzalanan, daha sonra da pek çok Avrupa ülkesinin katılması mukadder olan uzun vadeli doğalgaz antlaşması…
Proje maliyeti 11 milyar dolar olan ve tam da bugünlerde devreye alınması beklenen “Kuzey Akım 2” adlı bu antlaşmayla, Rusya’dan çıkan gaz Baltık Denizi’nin kıyılarından geçerek başka hiçbir ülkeye uğramadan Almanya’ya giriş yapacak; böylece güzergâh maliyetleri de önemli ölçüde düşecekti. Bugüne kadar topraklarından geçen Rus gazı sayesinde milyarlarca dolar kazanan Ukrayna ve Polonya ise Kuzey Akım 2’nin devreye girmesiyle en önemli kaybı yaşayacak ülkeler olacaktı. Amerikan tarafı da başta Almanya olmak üzere peşi sıra Avrupa ülkelerinin Rusya ile bu kadar doğrudan birbirlerine bağlanmasına en başından beri şiddetle karşı çıkıyordu. Krizin savaşa dönüştüğü anlarda Almanya tarafından askıya alınan ilk antlaşma da işte bu Kuzey Akım 2 antlaşması oldu.
Şimdi sizden dikkatlerinizi birkaç yüz kilometre kuzeyimizdeki savaş alanından, birkaç yüz kilometre güneyimizdeki Doğu Akdeniz doğalgaz havzasına çevirmenizi ve biraz düşünmenizi istirham ediyorum. Amerika’nın en başından beri karşı çıktığı tarihin en büyük gaz antlaşması nihayet askıya alınabildi. Peki düşünün bakalım, yerine ne konacak? Milyarlarca dolarlık talep kime yönelecekti? İsrail’in Doğu Akdeniz’de gasp etmeye çalıştığı Filistin doğalgazı, hangi güzergâh üzerinden Avrupa’ya taşınacaktı?
Anonim şirketlerde parayla satın alınamayan bir değer olamayacağını söylemiştik. Yoksa ülkemizi anonim şirket gibi yönetmeye çalışanlar, Filistin doğalgazının yağmalanmasına aracılık etmeyi mi plânlıyorlar? Sözde İsrail karşıtlığından birkaç seçim zaferi çıkaranlar, tam da bugünlerde aynı İsrail’le kucaklaşmanın karşılığını hangi ödüllerle alacaklar? Siyonist rejimin başını ülkemizde yeniden âlâyu vâlâ ile karşılamaya hazırlananlar, acaba boyunlarına bu sefer hangi madalyaları takacaklardı?
Doğrusu bütün bunlar ve çok daha fazlası, cevap bekleyen yakıcı sorular. Bizler de Filistinli kardeşlerimizin çalınan haklarını savunmaya devam edeceğiz. Seçim dönemlerinde Filistin propagandası yapanların, Davos tiyatrosunda göz boyayanların, Mavi Marmara’yı alabildiğine istismar edip sonra da o mübarek gemiyi bütün mirasıyla birlikte yok edenlerin foyasını ortaya çıkaracağız. Hiç şüpheniz olmasındı![15]
[1] https://youtu.be/kRB77OvJRhc?t=3710
[2] 26 Kasım 2021 – TRT Haber
[3] Anadolu Ajansı – 07 Aralık 2010
[4] SEPAŞ Enerji internet sayfası
[5] Turhan Bozkurt – 02 Kasım 2021 – HABER ANALİZ / kronos35 news
[6] Hürriyet – 13 Şubat 2022
[7] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/09/20200918-8.pdf
[8] Çiğdem Toker – Sözcü gazetesi – 11 Şubat 2022
[9] Evrensel net – 22 Ocak 2021
[10] Aylin Dal – Anadolu ajansı – 04.03.2020
[11] TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası 42. Dönem Enerji Çalışma Grubu. Ankara – Mart 2012
[12] 09 Eylül 2019 – t24 haber sitesi
[13] Bloomberg – 11 Ekim 2019
[14] Yeniçağ gazetesi – 16 Şubat 2022
[15] ibrahimmunir@milligazete.com.tr

Toplumun ders alması duasıyla…
Erdoğan’ın özelleştirdiği her kurum kimlere peşkeş çekildiyse o kişi ve şirketler aynı zamanda onun kasasıdır. Devletin malı deniz düşüncesiyle sata sata bitiremediği, bir dağ kadar altını olsa bir dağ kadar daha ister hakikati ortadadır. Devleti bir şirket gibi yönet(emey)ip sadece cebine çalışan bir CEO bir cumhurbaşkanı. Milli Çözümün halkı uyandırma gayesiyle yolsuzluğu aşikar eden yüzlerce makalesinde biri değil inşallah artık toplumun ders alıp gereğini yapacağı bir makale olması duasıyla…
Yol Yaptı, Köprü Yaptı
Yol yaptı, köprü yaptı diyenlere cevaben; “Bak bakalım yolu, köprüyü nereye yapmışlar?” cevabını vermişsiniz. Vatandaşın cebine, vatan topraklarını eze eze nasıl gidildiğini acı ile görüyoruz. Ne yazık!
Bu sömürülerin son bulması ve bütün insanlığın saadeti için bir an önce Adil Düzeni yeryüzünde hakim kıl Allah’ım. Amin
[b]A’raf 183
Ben onlara (şahsi ikbal ve ihtirası için dine ve davaya hıyanete kalkışanlara, bunların gerçek ayarları ortaya çıksın diye) belirli bir süre (mühlet ve fırsat) veriyor (yularlarını uzatıyorum. Ancak) Benim “keyd”im (planım ve tuzağım) sapasağlamdır. (Hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmayacaktır.)[/b]
Bakara 188
Aranızda birbirinizin mallarını (hırsızlık, kumar, gasp, faiz, aldatma, hile gibi) haksız ve bâtıl sebeplerle yemeyin. (Bu kötülükleri serbest bırakan zulüm ve sömürü sistemlerine ve işbirlikçi hain yönetimlere fırsat tanımayın ve arka çıkmayın.) Ve insanların mallarının bir kısmını (yalancı şahitliği ve çek senet hilesi gibi) bile bile günah ve haksız yöntemlerle yemek için, onları (rüşvet olarak) hâkimlere aktarmayın.
Ayetler http://www.mealikerim.com adresinden alınmıştır.
Türkiye’nin Acil Sorunu
Ülkemizin öncelikli ve en önemli sorunu Akp iktidarından kurtulmaktı. İktidar bu tahribat ve talanları iş bilmemezlikten yada kandırıldık larından değil aksine 54. Hükümetin Başbakanı Merhum Erbakan Hocamızın dediği gibi haim nahum doktrini ni uygulamak için iş başına getirilmişlerdir. Yine Erbakan Hoca’mızın buyurdukları gibi ”bu işbirlikçi akp ye LEBLEBİCİ dükkanı emanet edilmezdi”
ENERJİMİZ TÜKENMESİN
Rahmetli Erbakan Hocamız iktidara gelir gelmez ; işciyi, memuru, çiftçiyi, emekliyi kısacası halkın her kesiminin yüzünü güldüren zamları bir bir açıklayınca aynı merkezden beslenen mansetler vaveylaya başlamıştı : “Kaynak Nerede” diye. Aziz Hocamız hem uyguladığı havuz sistemi ile çok buyuk basarılara imza atmış hem de ulkemizin yeraltı ve yerüstü enerji kaynaklarina ve zenginliklerine dikkat çekmişti. 11 ay gibi kisa surede yapılan devasa hizmetler ve simdi geldigimiz noktada 20 yıldır iktidarda olan ve bu süre icerisinde asgari ucrete verdigi zammı alt alta üst üste toplasanız dahi Hocamızın tek seferde verdiği zam oranına hala erişemeyen, özelleştime kılıfı altında tüm fabrikaları kurumları peşkeş çeken basiretsiz bir yönetim anlayışı. Ve bir tarafta hakikatler Muhterem Ahmet Akgül Hocamızın önderliğinde Milli Çözüm eliyle ortaya koyulmasına rağmen hala gerçeği görmek istemeyen, enerjisini kaybetmeden “Reisin vardır bir bildiği” papağanlığını seviciler kitlesi, diğer tarafta az ama inanmış sadıklar topluluğu. Sonuç : Elbette Allah inananların en büyük yardımcısıdır ve bu makalede bahsedilen enerji konusuda dahil olmak üzere hepsi geçici sorunlardır. Ve Mutlaka Aziz Erbakan Hocamızın Adil Düzen projeleri ve manevi himmeti sayesinde O’nun en sadık talebesi ve takipçisi olan Muhterem Ahmet Hocamız ve Milli Çözüm eliyle bir değişim ve dönüşüm yaşanacak ve “Yaşanabilir Bir Dünya” düzeni kurulacaktır. Allah bu süreçte gayretimizi artırsın. Her türlü enerji kaynağının bir alternatifi çözümü mutlaka vardır ama kendi enerjimiz biterse telafisi yoktur. Allah bizi enerjisi tükenen, pili bitenlerden eylemesin. Amin kere amin
Bize “Hayalci” Diyenlerin;
İMAN PİLİ BİTMİŞTİR!..
Hakkın hâkimiyetine, kesin inanmayanın
Hayalini kurmayanın, iman pili bitmiştir…
İnanç ayarı bilinmez, henüz sınanmayanın
Haksızlığa susanların, vicdan dili bitmiştir
Adil Düzen hayal diyen, iman pili bitmiştir…
Şükür Milli Çözüm kaldı, bu hayalleri kuran
Tüm Hak va’dine inanan, her ne diyorsa Kur’an
Hidayet hem nur hem onur, ya Rab lütfuna kurban
Çöle dönen bozkırların, toprak kili bitmiştir
Siyonizm hiç çökmez diyen, iman pili bitmiştir…
O’nun emri “Kün feye kûn”1, ol deyince oldurur
Zulmete batan âlemi, hemen nurla doldurur
“Allah yardımı ne zaman?”2, diye yüzün soldurur
“Mü’mine nusretim haktır”3, müjde zili yetmiştir
İslam hâkim olmaz diyen, iman pili bitmiştir…
Nice Nemrut Firavunlar; AB, ABD çözülür
Sömürü küfür düzeni, zulüm yıkılıp büzülür
Allah’ın va’dine güven, ye’s4 şeytanca düzülür
Umutsuz gönül Mısrının, akan Nil’i bitmiştir
Adil Düzen hayal diyen, iman pili bitmiştir…
Adil Düzen ve Siyonizm, iman-küfür cephesi
Hak-Bâtıl çekişmesinde, safın olmaz şüphesi
Hak’tan Bâtıla kayanlar, Müslümanın kahpesi
Siyonist Haçlı zalimin, filo fili bitmiştir
İslam galip gelmez diyen, iman pili bitmiştir…
“Allah çok güçlüdür amma…”, diye söze başlayan
“Bunlar hayalcidir” deyip, Milli Çözüm taşlayan
Kuşku korku kazanında, inançların haşlayan
Umut motoru paslanan, krank mili5 bitmiştir
Kâfirler yenilmez diyen, iman pili bitmiştir…
İnsanlığı uyuşturmuş, afyonlu Şeytan arkı
Banka bahis, şehvet porno; moda sarmış ev barkı
Sekiz milyar buna mahkûm, sömürü zulüm çarkı
Karşılıksız kalp paradır, dolar çili bitmiştir
Adil Düzen hayal diyen, iman pili bitmiştir…
Sevgili Uğur Çakmak Bey’e…!!! Allah’ın va’adi Hak’tır ve bize yakışan sabırla zafere odaklanmaktır
[quote name=”Uğur Çakmak”]50 yıldır yaşananlara bakıyorumda bir Rahmetli Erbakan döneminde rahatlama vardı. Onun dışında degişen bir şey yok. Kime destek olsak karar veremiyoruz. Saadet Chp ve İyi partinin kuyruğuna takılmış gidiyor. Yrp zaten umut olacak durumda değil, çünkü Numan gibi oda toplamalarla yürüyor. Akp ülkeyi iflasa getirdi. Ozaman ne yapacak bu millet. Yani kime oyunu verecek. Yani anlamak lazımki değişen birşey yok. Herkes biz iyiyiz diyor. Valla her iyinin içinde mutlaka kötülerde vardır. Şimdi size sorum. Kime oy verelim?[/quote]
_____________________________
Milli Çözüm Dergisini ve makalelerini takip etmek demek, doğrulardan iyilerden güzellerden faydalı olandan adil olandan ve elbette kötü şeylerden çirkinliklerden zararlılardan da haberdar olmak anlamına gelmektedir.
“Kime oy vereceğiz öyleyse” demişsiniz,
[u][b]Cevabı :[/b][/u] Kur’an’ı – Sünneti rehber edinerek ve Aziz Erbakan Hocamızın öğretileri ve hazırlıkları olan :
[u][b]1- İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı,
2- İslam Ortak Pazarı,
3- Müşterek İslam Dinarı,
4- İslam Savunma Paktı,
5- İslam Bilim ve Teknoloji Ortak Vakfı gibi tarihi projelerini uygulamadan ve D-8 girişimi canlandırılması ve ADİL DÜZEN PROJELERİNİ hedeflerini[/b][/u] , dert edinen gaye edinen aynı zamanda Aziz Erbakan Hocamızın en sadık talebesi ve takipçisi olduğunu tescilleyen, kaleme aldığı 85 adet kitaplarıyla, binlerce makalesiyle , yüzlerce şiirleriyle , konferanslarıyla , tv ve radyo programlarıyla HAKKA TERCÜMAN OLAN şuan günümüzde MİLLİ ÇÖZÜM VE ŞAHSİ MANEVİSİ ÜSTAD AHMET AKGÜL Hocamızdan başka sahiplenen gaye edinen kimse yoktur. Kısacası Aziz Erbakan Hocamızın en sadık talebesi ve takipçisi olan Muhterem Ahmet AKGÜL Hocamızı takip etmeye , yazılarını okumaya, konferanslarını dinlemeye devam edelim… Çünkü o günümüzde HAKKA TERCÜMAN olan , haksızlıklar karşısında dilsiz şeytan olmadan hakkı haykırmaya yazmaya ALDATILMADAN YANILTILMADAN KANDIRILMADAN devam etmektedir. Çünkü kaynağı Kur’an – Sünnet ve Aziz Erbakan Hocamızın öğretileri olmasındandır.
Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın şu hikmetli sözlerini hatırlayalım:
[b]”Bir avuç sadık ve Sünnetullaha muvafık; inanmış ve kutlu sonuca odaklanmış insan, kendi benliğini ve nefsi beklentilerini aşarak Allah’ın rızası, insanlığın rahatı ve İslam’ın hatırı için usanmadan koşuşturarak, değil sadece ülkesindeki bozuk gidişatı, hatta bütün dünyayı değiştirmeyi başaracaklardır. Bunlar kötülüklerinin kendi kâbusları olacağının, iyiliklerinin ise dönüp dolaşıp yine kendilerini bulacağının farkında olan insanlardır. Ve daha dünyada iken cennet huzuruna kavuşmuşlardır.”[/b]
[u][b]TEVBE SURESİ 119. AYET[/b][/u]
Ey iman edenler! (Her konuda) Allah’tan korkun (Kur’an’ın ve Resulüllah’ın yoluna uyun) ve (Hakk davasında sağlam duran) doğru (sadık)larla birlikte olun (ki iman; Hakka tarafgirlik ve davaya sadakattir).
KAYNAK: [url]www.mealikerim.com/9/tevbe/119[/url]
[b]Allah’ın va’adi Hak’tır ve bize yakışan sabırla zafere odaklanmaktır[/b]
“Andolsun, Biz Senden önce birçok peygamberi kendi kavimlerine gönderdik de, onlara apaçık belgeler getirdiler (ama onlar buna rağmen inkâr edip azgınlaştılar); böylece Biz de suçlu günahkârlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek (ve zafere eriştirmek) ise, Bizim üzerimize Hakk olmuş (bir va’ad)tır.” [b](Rum: 47)[/b]
“(Ey Nebim!) Bu nedenle Sen sabret; şüphesiz Allah’ın va’adi Hakk’tır; kesin bilgiyle ve vicdani kanaatle (yakinen) inanmayanlar(ın itiraz ve inkârları ve ahireti değil dünyayı öne alanların sapkınlıkları) sakın Seni (telaşa kaptırıp) hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesin (çünkü intikam vakti yakındır).” [b](Rum: 60)[/b]
Elazığlı rumuzu ile yazana kardeşimize cevap
[b]“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”[/b] [1]
[b]Erbakan Hocamızın[/b] sözü yorumunuza ve sorularınıza en güzel cevap olmaktadır.
Evet [b]Aziz Erbakan Hocamızın[/b] 40 yıl öncesinde söyledikleri “söz” tam da bugünü tarif etmektedir.
Uçurumdan aşağı yuvarlanmak üzere olan ülkemize bugün çözüm yolu sunan, umut olan (Adil Düzeni vadeden ve bilen) [b]Milli Çözüm[/b]’dür.
Çözümsüz, çaresiz, umutsuz kalan hiç bir zaman Hak değil, Kur’an değildir. Gerçeğini hatırlatmak isterim.
Çözümsüz-umutsuz kalan, Haktan, Kur’an’dan uzak kalan partiler, sistemler, kişilerdir.
Hakka, Kur’an’a ve Aziz Erbakan Hocamızın projelerine sarılan Milli Çözüm ise şuan Aziz Erbakan Hocamızın yıllar öncesinden buyurduğu gibi “TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması”yla ancak kurtuluş bulacaktır, müjdesinde-konumunadır.
Çünkü;
İnsanımızın alın terinin sömüren faizi, tekelciliği, işçilere yapılan zulmü, haksız vergi sistemini yok edecek yerine bereketi, adaleti getirecek[b] “Adil Ekonomik Düzen”i[/b] bilen,
Ahlak ve maneviyatımızı çökerten yayınları, tarikatları, cemaatleri, şahısları hayra koşturacak [b]“Adil Ahlaki Düzen”i[/b] bilen,
Demokrasiyi demokratur oyununa çeviren (halkın seçtiği değil, istenilen kişilerin halka seçtirildiği) bozuk siyasi düzenin yerine halkın gerçek manada idareye katıldığı ve rant alanı olarak görülen siyaseti hizmet alanına çeviren [b]“Adil Siyasi Düzen”i[/b] bilen,
Ve yine [b]“Adil Yargı Düzeni,[/b] [b]Adil Eğitim Düzeni[/b] tam manası ile bilen,
Bu kurtuluş reçetelerini uygulaya bilecek bağımsızlığa, vizyona, tecrübeye, [b]Milli Çözüm’e sahip Üstad Ahmet Akgül’dır.[/b]
[b]Hocamız[/b] bu makama malumunuz bir ömür mücadeleyle, [b]Aziz Erbakan Hocamıza[/b] eşsiz sadakatle, [b]Erbakan [/b]münafıkları ve düşmanlarıyla bir ömür mücadele edip en azılılarını bile tarihinin çöplüğüne gömmesiyle ve yine [b]Kur’an’a-Erbakan[/b] projelerine olan vukuf yetinde zirvede olması nedeniyle “Türkiye’nin Kurtuluş” adresi olarak gösterilmektedir.
[b]Milli Çözümün şiar edindiği, Aziz Erbakan Hocamızın[/b] bir sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır:
[b]“Bizler karadan gemi yapmaya devam edeceğiz; lakin inanıyoruz ki, Allah (CC) denizi ayağımıza getirecektir” Prof. Dr. Necmeddin Erbakan[/b]
[1] TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980
SATACAK BİRŞEY BIRAKMADILAR, İSTİKBALİMİZİ SATIYORLAR!
Yerli kaynaklardan yeterli ve güvenli enerji üretemeyen işbirlikçiler, ithalata dayalı enerji politikasıyla ülkemizi dışa bağımlı hale getirmişlerdir.
İşbirlikçi politikalarla kaynaklarımız yandaş şirketlere aktarılmış, milli varlıklarımızın tamamı satılmış, satacak bir şeyler kalmayınca da dövizli elektrik alım garantisi, al-öde ya da hazine garantileri içeren yap işlet devret gibi dalaverelerle istikbalimiz satılmaya başlanmıştır!
İşbirlikçiler istikbalimizi satmanın ötesinde şimdilerde İsrail’in Doğu Akdeniz’de gasp ettiği Filistin doğalgazının yağmalanmasına da aracılık yapmaya başlamışlardır!
Milli Çözüm dışında bu gerçekleri haykıran kimse de kalmamıştır!
Görün dedikçe, gözler iyice kapatılıp vardır reisin bir bildiği deyip aklimizla oynuyorlar . Peki sizin akliniz yokmu düşünmeden atesinizi harlıyorsunuz .
Erdoğan iktidarı, ülkemiz ekonomisinde maalesef söz sahibi olmaktan uzaktır. Bugüne kadarki bütün krizlerde hükümetler; tedbirler, paketler açıklar şöyle veya böyle bir şekilde krize müdahil olurlardı. Ama bugün ülkedeki borsanın yüzde yetmişinden fazlası, dev tesisler, sigorta şirketleri ve bankalar yabancı sermayenin elinde olduğu için paramızla istedikleri gibi oynuyorlar. Hatta şu anda bile doların bir hafta sonra ne olacağını tahmin etmek imkânsızdır. Geçiş garantili köprü, araç garantili yol, yolcu garantili havaalanı, hasta garantili hastanelere bir yenisi eklenmiş durumdaydı. Görmediği köprülerin, hayatında girmediği havaalanının masraflarını ödeyen vatandaş, şimdi de bankadaki mevduat sahiplerinin devlet garantili ve dolar endeksli faizlerini ödemeye mecbur bırakılmıştı. Kamuoyunda dalga geçilen, “Tutuklu garantili hapishane, cenaze garantili mezarlık da yapılır mı?” diye konuşanlar yanılmadı. Hayaldi gerçek oldu, Sn. Erdoğan kazanma garantili Türk lirası uygulamasını devreye sokmuşlardı. Ekonomik kriz; işlerin iyiye gittiği, üretim ve istihdamın arttığı, herhangi bir yatırım veya kaynak bulunması ile değil sermaye sahiplerine verilen örtülü rüşvet ve meşruiyet kılıfı uyduruluncaya kadar bir çeşit faiz devreye alınarak kriz dondurulmaya, yani ağır hasta uyutulmaya başlanmıştı. Yeni ekonomik modelin bedelini kamunun karşılayacağı açıklanmıştı. Yani fakir fukaranın, asgari ücretlinin sırtına yeni bir fatura daha binmiş olacaktı. “Fakirden alıp zengine verme modeli!” böyle çalışmaktaydı
Değişen birşey yok
50 yıldır yaşananlara bakıyorumda bir Rahmetli Erbakan döneminde rahatlama vardı. Onun dışında degişen bir şey yok. Kime destek olsak karar veremiyoruz. Saadet Chp ve İyi partinin kuyruğuna takılmış gidiyor. Yrp zaten umut olacak durumda değil, çünkü Numan gibi oda toplamalarla yürüyor. Akp ülkeyi iflasa getirdi. Ozaman ne yapacak bu millet. Yani kime oyunu verecek. Yani anlamak lazımki değişen birşey yok. Herkes biz iyiyiz diyor. Valla her iyinin içinde mutlaka kötülerde vardır. Şimdi size sorum. Kime oy verelim?
Aman Yarabbi
AMAN YA RABBİ!
Açılsın İlahî, zafer yolların
Tükenip tıkandık, aman ya Rabbi…
Bu zulüm zilletten, kurtar kulların
Bekleriz va’din ne, zaman ya Rabbi
Kapına sığındık, aman ya Rabbi…
İslamsız insafsız, sistemden bıktık
Adil Düzen için, dişimiz sıktık
Rahmetin umarak, yollara çıktık
Boş arzular sonu, saman ya Rabbi
Sen yetiş imdada, aman ya Rabbi…
Milyarlarca mazlum, yürekler dağlı
Amerika Rusya, Siyona bağlı
AB, NATO, hain; enseler yağlı
Kimi Bel’am kimi, şaman ya Rabbi
Irkçı ve İslamcı, aman ya Rabbi…
Bu kutlu kelâmın, Kur’an aşkına
Hak Bâtıl ayıran, furkan aşkına
Canlar feda kılan, kurban aşkına
Yetiş ki halimiz, yaman ya Rabbi
Medet kıl Allah’ım, aman ya Rabbi…
Yüz yıllar hasretiz, görmedik huzur
Layık kul olmadık, halimiz kusur
Her zorluktan sonra, va’dettin yûsur1
Ufkumuz hep kara, duman ya Rabbi
Kapına sığındık, aman ya Rabbi…
Yüzümüz yok Senden, talep etmeye
Başka İlah yok ki, Ona gitmeye
Huzuruna geldik, hayra yetmeye
Bağladık lütfuna, güman ya Rabbi
Mahrum koyma bizi, aman ya Rabbi…
Ne olur kıl bizi, Zatına halef2
Savaş zulüm işgal, can namus telef
Hepsi Siyonizm’e, uşak malesef
Siyasiler olmuş, Haman ya Rabbi
Tükenip tıkandık, aman ya Rabbi…
İsrail öldürür, yoktur tatili
Şu Siyonist Herzog, mazlum katili
Onu ağırlayan, kalmaz fadili3
Çirkefe batıyor, her an ya Rabbi
Adil Düzen kurdur, aman ya Rabbi…
Zatına ayandır, bil cümle haller
Feryadım anlatır, sazdaki teller
Figanım artırır, bu kara yeller
Esip “Huu!” çekerken, keman ya Rabbi
Tez yetiş imdada, aman ya Rabbi…
Adil düzenin nasıl Yönetileceğini gördük.
Hocam başbakan olup
başa geldi ve
Adil düzenin nasıl
Yönetileceğini ğösterdi.
Bu millet bunuda biliyor ve
Bilmemezlikten geliyor.
Verdiği yüzde üçyüzlük
zamlar olmasaydı emekli
Açlıktan perişan olmuştu.
ELAZIĞ’LIYLA HASBİHAL
Haklısın da Elazığ’lı, bu konuda sizin bir düşünceniz var mı?
Mesala Türkiye’nin güncel sorunlarını gündeme getirerek ona çözüm arayan ve alternatif sistem sunan parti, dernek ya da ekip var mı?
Varsa destekler misiniz?
Mesela böyle bir ekibi görseniz, bilseniz bunları kendi camianızda dillendirir misiniz?
Bu yazıları okuyorsunuz, belli ki beğeniyorsunuz. Bunları çevremizle paylaşıtığınıza inanıyorum.
Bu başarıyı insanlığın huzuru ve refahı için nasıl değerlendirirsiniz?
TiMSAH GÖZYAŞLARI
Timsah gözyaşları” deyimi tam da bu menfaat ve zalim niyetlere oturuyor gerçekten…Dünya onların aslında fakat güç savaşına doymadılar,doymayacaklar…Yeni dünya düzeninde Allah CC nün izniyle ve Erbakan Hocamızın fizibilitesini yaptığı ,alt yapısını kurduğu sistemlerle inşaAllah güç dengesi müslumanlara doğru dönecek ve insanlar huzur ve refaha kavuşacak İNŞAALLAH…
Paranız, gücünüz ve makamınız sizleri kurtarmayacak!
Güce, paraya ve makama tapanlar;
Birbirleri arasında kin, öfke ve düşmanlık bulunmakta olup, kalplerinde korku ile bekleyip durmakta…
Çünkü; zulüm saltanatlarının yok olup gitmesinden endişe etmekte ve sürekli birbirlerini suçlamaktalar.
Bir çoğunun elinde birbirlerini ifşa edecek kasetleri, yolsuzlukları, ahlaksızlıkları ve hayasızlıkları mevcut.
Paraları, malları, makamları ise geceleri rahat ve korkusuz, güzel ve rahat bir uyku uyumalarına yardımcı olamıyor.
Endişeleri ise tapındıkları putların yok olma ihtimali…
Allah mü’minlerin kalplerine huzur ve güven indirdi.
İşte bu dünyada iman etmenin, inanmanın, teslimiyetin huzuru ve hediyesidir.
Zalimlerin ve münafıkların korktukları başlarına gelecek, şeytanın siyonizm saltanatı çöktüğü, mehdi medeniyeti geldiği, dünyada asıl zilleti o zaman yaşayacaklar. Ahirette de cehennemin en alt tabakasına olacaklar. İşte Allah’ın va’di haktır ve yakındır İnşallah.
HEP AYNI
Güzel konulara değiniyorsunuz. İyide ne Akp ne Sp nede Yrp bu işlerin çözümü değil. Peki kime oy versin bu millet. Yani diyorumki bu kadar yazıyorsuz çiziyorsuz, tamamda sonuç ne? Yani insan tabiki hayallerinin gerçekleşmesini ister ama onun için zemin çalışması yapması gerekir. Yoksa armut piş ağzıma düş diye beklersek işimiz çok zor olur. İnşaallah iyi niyetinizin karşılığını alırsınız..