TÜRKİYE’NİN ENERJİ İHTİYACI
VE
SOYGUN ÇARKI–2
Tahkim Kararı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Devre Dışı Bırakmaktadır!
Elektrik Enerjisi Sektöründe Özelleştirme/Piyasalaştırma Uygulamaları ve Sonuçları
Artık Danıştay devre dışıydı, her şeyi Uluslararası Tahkim ayarlamaktaydı!
• 13.08.1999 tarih ve 4446 sayılı Kanunla Anayasanın devletleştirme ile ilgili 47. maddesinin kenar başlığına “özelleştirme” eklenmiş, “Yargı yolu” ile ilgili 125 ve Danıştay ile ilgili 155’inci maddeleri değiştirilmiş, ardından da 18.12.1999 tarih ve 4492 sayılı Kanunla Danıştay Kanunu değiştirilerek “Tahkim” usulünün yolu açılmış, Danıştay’ın kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz sözleşmelerini incelemek görev ve yetkisi, düşünce bildirmeye dönüştürülerek idarî yargının ön denetimi kaldırılmış ve nihayet 21.01.2000 tarih ve 4501 sayılı kanunla imtiyaz sözleşmelerinde tahkim ve uluslararası tahkim düzenlenmiştir.
• 125. md: (4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.
• 155. md: (Değişik: 13/8/1999- 4446/3 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Danıştay, davaları görmek, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.[1]
İşin aslı: Elektrik ve Doğalgaz faturalarını, aslında Londra’ya yatırıyoruz!
Yüzde yüzden daha fazla zamlanan elektrik faturalarını nereye ödüyoruz? Özelleştirme ile enerji dağıtımını üstlenen şirketlere değil mi? Peki onlar ne yapıyor bu haksız kazancı? Piyasadan Dolar çekip Londra’daki bankalara gönderiyorlar? İşin özü; biz faturaları, enerji şirketleri üzerinden Londra bankalarına yatırmış oluyoruz!
“Dünyanın hiçbir bankası, sıfıra yakın sermayeli, yeni kurulmuş şirketlere kredi, yani borç vermez. Yalnız, o şirketlerin kurulu olduğu devlet, garanti verirse durum değişir. Siz Londra sermayesi olarak ABD ve AB ile birlikte, Türkiye’ye özelleştirmeyi dayatacaksınız, sonra Türkiye’den pay almak için kurulmuş yandaş şirketlere borç vereceksiniz. Onlar da aldıkları parayı, getirip devlete ödeyecek… Devleti yöneten siyasi iktidar, bu parayı seçimleri kazanmak için kullanacak. Sonra da sonuçlarını bilerek ve tasarlayarak, Türk Lirası’nın değerini düşürecek, böylece şirketlerin Londra bankalarına olan borçları da Türk Lirası olarak artacak. Siyasi iktidar, şirketlerin bu borcu ödeyebilmesi için aşırı zam yaparak faturayı halka ödetecek… Borç ödenmezse dava Londra tahkim mahkemelerinde görülecek! Çünkü sözleşmelerde böyle bir madde var?”[2]
Dağıtım şirketleri tekrar kamulaştırılır mı? Dezözelleştirme olmasın sakın!
Belli ki, bu elektrik işinden yeni bir kahramanlık hikâyesi çıkarılmaya çalışılacak. Zaten zor durumda olan, zaten hesapsız ve öz kaynaksız alımlarla dolar borcu batağında debelenen, bu yüzden de fahiş elektrik zamları ile kurtarılmaya çalışılan hükümet destekli müteahhit taifesine belli ki el uzatılacaktı. Elektrik fiyatlarındaki fahiş ve mantık dışı artışın bu müteahhitleri kurtarmak maksatlı olduğu açıkça ortaya çıktı. Ve vatandaş bunun faturasını iktidara çıkarmaya başladı.
Peki şimdi ne yapılabilir!? Bu müteahhitlere 10 yıl boyunca yaptıkları “sözde” yatırımların bedeli de hesaba eklenir ve en nihayetinde bu şirketler milyarlarca dolarlık borçlarıyla birlikte kamuya geri döner. Satıldığı fiyata, yani 13 milyar dolara geri alınsa iyi. Vatandaş ucuz elektrik ödüyorum zannederken aslında kazığın büyüğünü yer. Tabii ki, öyle olmaz. Sonra da “Bakın işte biz halkımızı öyle seviyoruz ki, elektrik fiyatını düşürmek için bu şirketleri geri aldık” denir. Faturalar düşer, herkes sevinir. Faturaları düşüren kahraman ilan edilir. Bütün suç o dönem özelleştirmeyi yapan Bakan kim ise ona yüklenir. Bu arada en az 20-25 milyar dolarlık yük Hazine’ye yüklenirdi.
Böylece müteahhitler kurtulur. Vatandaş ise ucuz elektrik faturası ödüyorum zannederken, aslında kazığın büyüğünü yerdi![3]
Enerjide Vurgunla İlgili Haberler ve Yorumlar
1- Elektrik Üretim AŞ Vurgunu: 9,06 Milyar Lira
Ancak 2020’de EÜAŞ elektriğe indirim yapıyor, fakat söz konusu indirimin faturalara yansıması bir yana, faturalara zam geliyor. Böylece kamu şirketlerinin üzerinden birkaç özel şirketin cebine milyarlar sokulmuş oluyor. EÜAŞ’ın dağıtım şirketlerine sattığı elektriğin fiyatı ve dağıtım şirketlerinin halka sattığı elektriğin fiyatı aşağıdaki tabloda;
Böylece toplam vurgun 9,06 milyar lirayı buluyor. Böyle bir parayı finanse etmek için 83 milyon yurttaşın her birinden 109 lira almak gerektiği düşünülürse pastanın büyüklüğü daha net anlaşılıyor.
2- YEKDEM Vurgunu: 19,64 milyar TL
YEKDEM aracılığıyla, Yenilenebilir Enerji Kaynağı kullanan santrallara 10 sene boyunca ve kullanılan kaynağa bağlı olarak ABD Doları bazında özel fiyat tarifesi üzerinden elektrik alım garantisi sağlanıyordu. Yetmiyor, lisanslı yatırımlarda, yerli aksam kullanılması halinde 5 sene boyunca ilaveten yerli katkı payı ödeniyordu.
Türkiye’de 2011 yılında 171 GWh olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektik üretimi, YEKDEM’in başat etkisi ve bu sektördeki teknolojilerin gelişmesi ile 2015 yılında 17 bin 610, 2016’da 42 bin 808, 2017’de 48 bin 923, 2018’de 62 bin 505 ve 2019’da 78 bin 677 GWh’a ulaşıyor. 2020 yılı ocak-eylül arasındaki üretim ise 62 bin 195 GWh. Şimdi bu üretimden kaldırılan vurguna bakalım, zira bu üretimi gerçekleştiren şirketlere verilen alım garantisi piyasa fiyatından bile değil, piyasa fiyatlarının üzerinden. Detaylar aşağıdaki gibi;
1 Ocak 2018’den 30 Eylül 2020’ye dek piyasa fiyatının üzerinde yapılan ödeme MMO Enerji Çalışma Grubu tahminlerine göre 48 milyar 889 milyon TL… Halkın salgınla uğraştığı 2020 yılında bu tutar 19 milyar 641 milyon TL… Bu paranın finansmanı için 83 milyon yurttaştan para toplansa kişi başına 237 TL düşerdi.
Peki bu pastayı yiyenler kim? EÜAŞ vurgununda elektrik dağıtım ağında karşımıza çıkan sermaye grupları YEKDEM vurgununda da karşımızda. İşte EÜAŞ vurgunundaki şirketlerin MMO tahmini hesaplamalarına göre YEKDEM’den aldıkları paralar:
3- Kapasite Mekanizması Vurgunu: 3 milyar 896 milyon
Bu mekanizma ile ilk halinde yerli kömür, doğalgaz ve yerli kömür yakması halinde ithal kömür santrallarına teşvikler veriliyor. Başvuruları kabul edilen özel sektör santrallarına, maliyetleri, piyasada oluşan fiyatın, kaynak çeşidine göre hesaplanan teorik birim maliyetin altında kalması ve doğal olarak o santralın bu nedenle satış yapamaması veya zarar etmesi halinde, üretim yapmadıkları veya zararına satış yaptıkları süre için bir bütçe sınırları içinde TEİAŞ tarafından ilave ödeme yapılması imkânı getiriliyor. Daha basit ifadeyle, santralların zarar edeceği zaman geçtikçe kullanım kriterleri gevşetiliyor ve hemen her santral mekanizma kapsamına alınıyor. 2019’da yapılan değişiklikle HES’ler de mekanizmaya dahil ediliyor. Ardından mekanizmaya kabul şartları şirketler lehine esnetiliyor. Görüldüğü üzere enerji piyasasında zarar etmek imkânsız. Peki kapasite mekanizmasından en çok parayı kim aldı? MMO Raporu’nda konuya ilişkin ilk 10 şirket aşağıdaki gibi listelendi. Şirketler YEKDEM ve EÜAŞ vurgunundan tanıdık…
Hükümete ‘enerji vurgununa müdahale’ çağrısı havada kalmıştı!
EPDK’nın 2020 yılı Elektrik Piyasası Gelişim Raporu’na göre 21 dağıtım şirketinin faturalandırdığı toplam elektrik tüketimi yaklaşık 234 milyar kilovat saat. EPDK tarafından 2020 yılında yayınlanan faturaya esas olan tarifelere göre konutlar için 1 kilovat saat elektrik tüketimi ilk 9 ay vergiler dahil 71,02 kuruş, son üç ay ise 75,11 kuruşa faturalandırıldı. Bu durumda 2020 yılında tüketiciye fatura olarak yansıyan tutar yaklaşık en az 170 milyar TL oldu. Bu miktarın yüzde 19’u (yaklaşık 33 milyar TL), KDV dahil çeşitli vergiler olarak devletin kasasına girdi. Geri kalan yaklaşık 137 milyar TL; 86 milyar TL’si tüketim, 51 milyar TL’si dağıtım bedeli olarak özel şirketlerin oldu. (Bu hesap konut tarifesi üzerinden yapıldı. Aslında toplam tüketimde konutların payı %25, Sanayi ve ticarethaneler %69’luk paya sahip bulunuyordu. Bu alanlarda birim elektrik fiyatı daha yüksek. Dolayısıyla kazanç da daha artıyordu.)
Kısacası, 2022 Ocak ayındaki kurla toplam 172 milyar TL’ye özelleştirilen şirketler, sadece 2020 yılında brüt 137 milyar TL kazanmışlardı!
Bir ceplerinden diğer ceplerine aktarıldı!
Perakende satış şirketleri sitelerindeki bilgilendirme metinlerinde “dağıtım bedeli” için, “Bu bedel şirketimizce bölgenizdeki sorumlu elektrik dağıtım şirketine söz konusu hizmetler karşılığında iletilmektedir.” diyorlar. Ancak perakende satış şirketlerinin “biz almıyoruz, onlara iletiyoruz” dedikleri şirketler, yine kendi şirketleri. Örneğin Ankara ve çevresinde satış işini BAŞKENT EPSAŞ, dağıtım işini ise BAŞKENT BEDAŞ yürütüyor. İkisi de EnerjiSA’ya ait. 21 bölgedeki bütün perakende satış şirketlerinin aynı isimde bir de dağıtım şirketi bulunuyor. Bir ceplerinden alıp diğerine koyuyorlar.
51 milyarın sadece 8 milyarı yatırıma harcandı!
EPDK’nın söz konusu raporunda özel şirketlerin 2020 yılında yaptıkları yatırımlara da yer verildi. 2020’de yaklaşık 51 milyar TL dağıtım bedeli toplanmasına karşın, bölgelerinde tekel konumundaki 21 özel dağıtım şirketinin toplam yatırımı 8 milyar 805 milyon TL seviyesinde kaldı. EÜAŞ toplam üretimin yaklaşık yüzde 20’sine sahip durumdaydı. Ancak bu oran 2009’da yaklaşık yüzde 50 civarındaydı.
EÜAŞ, 2020 yılında büyük çoğunluğu özel dağıtım ve perakende satış şirketlerine olmak üzere yaklaşık 87 milyar kilovat elektrik sattı. Kurum aynı yıl 33 milyar kilovat özel santrallerden elektrik alımı yaptı. Bunun 22 milyar kilovatlık kısmı özel termik santrallerden alındı. Yani EÜAŞ yaklaşık 87 milyar kilovatlık satışının yaklaşık 33 milyar kilovatlık kısmını özel şirketlerden alıp yine özel şirketlere sattı.
Özel şirketler devlet eliyle iki kez kazanıyor. Hem ürettikleri elektriği alım garantisi ile devlete ait olan EÜAŞ’a satıyorlar hem de EÜAŞ’tan ucuza aldıkları elektriği yüzde 170’e varan kârlarla tüketiciye satıyorlar. Devlet hem özelleştirmeler yoluyla dağıtım ve pazarlama gelirlerini bu şirketlere devretmiş hem de yine özelleştirme nedeniyle eskiden kendi ürettiği elektriği şimdi onlardan alır pozisyona düşmüş oldu.[4]
Kamu Kurumları Elektriği Özel Şirketlerden Almaktaydı… Oysa Kamu Tesislerinde Üretilen Elektrik Özel Şirketlere İndirimli Satılmaktaydı!
Son 10 yılda kamunun kasasından sadece 10 elektrik şirketine 14,4 milyar TL ödendi. Bu paranın 5,3 milyar TL’si ise beşli çeteye ait şirketlere gitti. Diğer elektrik şirketlerinin de iktidarla olan bağlantıları dikkat çekiciydi. Üniversiteler, belediyeler, bakanlıklar, havalimanları, cezaevleri, hastaneler, kışlalar ve birçok kamu kurumu her yıl elektrik enerjisi alımı ihaleleri düzenleyerek kullanacağı elektriği ihaleyle satın alıyordu. Bu ihalelerle de kamunun kasasından elektrik şirketlerine milyarlarca lira ödeniyordu.
Elektrik şirketlerinin dördü, beşli çetenin oluyordu!
Kamudan en fazla elektrik enerjisi ihalesi alan 10 şirketten dördü de beşli çete içerisinde yer alan Cengiz, Kolin ve Limak’a ait bulunuyordu.[5]
TEDAŞ’ta Büyük Vurgun İddiası: 2.9 milyar TL Geri Alınamadı!
2009’dan, yani on iki yıldan bu yana çözülemeyen sorun; Cengiz-Kolin ortaklığına verilen Çamlıbel, Limak’ın aldığı Uludağ, Çalık Enerji’nin aldığı Yeşilırmak ile AKSA’ya verilen Fırat dağıtım şirketlerinin özelleştirme sırasında kasalarında kalan paraya ilişkin. Özelleştirme sırasında genel müdürlük talimatlarına aykırı olarak kasa ve bankada tutulan 26 milyon 175 bin TL de özel şirketlere kaldı. İktidarın 21 bölgeye ayırarak özelleştirdiği elektrik dağıtım şirketlerinden geçmiş dönem elektrik tüketiminden kaynaklanan 2,9 milyar TL’yi tahsil edilemedi, TEDAŞ, kasalarda kalan paralarla gayrimenkulleri de alamadı.
Sayıştay raporunda, kamu ihalelerinin gözde holdingleriyle ilgili yer alan tespitler, TEDAŞ’ın özelleştirilen 21 dağıtım şirketinden dördünün kasasında bulunan ve repo işlemi de yapılan yaklaşık 30 milyon liranın aradan geçen 12 yıla rağmen geri alınamadığını ortaya koydu. Bazı şirketler anaparayı öderken faizini ödemedi. Ödeyen de parayı geri almak için dava açtı. Birgün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre; şirketlerden geçmiş dönem elektrik tüketiminden kaynaklanan 2,9 milyar TL’yi tahsil edemeyen TEDAŞ, kasalarda kalan paralarla gayrimenkulleri de geri alamamıştı. Ve bütün bu milyarlar gariban vatandaşın sırtına vurulmaktaydı!
Taşınmazlar şirketlerde kaldı!
TEDAŞ adına tescili yapılması gereken Türkiye Elektrik Kurumu’nda 57 bin 25, elektrik dağıtım şirketleri adına kayıtlı ise 6 bin 745 adet taşınmaz bulunduğu tespit edildi. 2009’da başlayan ve 2013’te sona eren elektrik dağıtım şirketlerine hisse devri öncesinde, taşınmazların tapu devirlerinin TEDAŞ adına yapılacağı belirtildi. Ancak iddiaya göre, tapu müdürlüklerindeki iş yoğunluğu, personel eksikliği gibi nedenlerle TEDAŞ adına tapu devirleri gerçekleştirilemedi. Sayıştay denetim raporunda, özelleştirme sonrasında elektrik dağıtım şirketlerinin tüzel kişiliklerini korusa da hisseleri devralan şirketler tarafından yönetildiği, taşınmaz tescillerinin TEDAŞ adına yapılmasının zorunlu olduğu belirtildi. TEK ve şirketlerde kalan taşınmazların TEDAŞ adına tescili için 11 milyon 176 bin TL gerektiği belirtilerek, TBMM’den bu ödeme yapılmadan tescili sağlayacak bir düzenlemenin geçirilmesi önerildi.[6]
Elektrikte Reklam Vurgunu: Yüz Milyonlar Yandaşlara Aktarıldı!
Sayıştay, elektrik dağıtım tesislerinin, dağıtım şirketleri tarafından sözleşmede olmadığı halde reklam ve kira geliri elde etmek amacıyla kullanıldığını tespit etti. TEDAŞ’a 103 milyon TL’den tek kuruş verilmedi.
Dağıtım şirketleri, Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) ile yaptıkları sözleşmeye uymayarak işletme hakkını aldıkları tesisleri ve baz istasyonlarının bir bölümünü reklam için kiraya verdi. Şirketler, böylece 2014 – 2018 yılları arasında tam 103 milyon gelir elde etti. TEDAŞ’a ise talep etmesine karşın bu gelirlerden pay verilmedi.
TEDAŞ, bu gelirin yüzde 50’sinin kendisine, yüzde 25’inin dağıtım şirketine, yüzde 25’inin ise tüketiciye aktarılmasını talep etti. Konuyu değerlendiren Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), reklam ve kira gelirlerinin yüzde 75’ini dağıtım şirketlerine, yüzde 25’ini tüketiciye bıraktı, mülk sahibi TEDAŞ’a herhangi bir gelir bırakılmadı.[7]
Elektrik Faturalarında Büyük Vurgun Olayı!
“Yüz binlerce eve bu fatura kesilmişse şirketin haksız olarak sağladığı parayı düşünün.”
Mehmet Tezkan, köşe yazısında İbrahim Ender Altan isimli bir kişiye Boğaziçi Elektrik tarafından 484 lira 10 kuruşluk bir fatura kesildiğini gündeme getirmişti.
“Ender Altan faturayı inceliyor hemen durumu anlıyor. Fatura şişirilmiş. Zam Aralık ayına da yansıtılmış. Didem Hanım önce bir şey yapamayacağını söylüyor. Ender Altan’ın ısrarı karşısında peki bir sorayım diyor. Beklemeye alıyor bir süre sonra geri dönüyor. Yanlışlık olmuş, hatalı hesaplanmış, fark 10 gün içinde hesabınıza yatırılacak yanıtını veriyor. Ender Altan apartmana gelen faturaların hepsi böyle onlar ne olacak diye soruyor. Didem Hanım onların da başvurması itiraz etmesi gerekir diyor.”
Siz elektriğin fiyatı 1 Ocak’tan itibaren zamlandı sanıyorsunuz ama hayır, aralık ayından itibaren kullandığınız elektriğe zam geldi.[8]
Elektrikte bir aylık tüketimin faturalanması gerekirken bazı dağıtım şirketlerinin 20 günlük tüketimi faturaladığı ortaya çıkmıştı!
Ortalama bir tüketimde vatandaş faturasını zamanında ödemediği için faizi ve açma kapama bedeli ile yaklaşık 21 TL ödemek durumunda kalabiliyor. Bilinçli Tüketiciler Platformu Sözcüsü Mehmet İmrek, bir aylık tüketim faturalanarak aboneye 10 gün sonra ödemesi için tebliğ edilmesi gerektiğini belirterek, “Dolayısıyla bir aydan önce tüketim miktarı fatura edilemez. Ayrıca mevzuat son ödeme tarihi geçtiği halde ödenmeyen faturaların aboneye son ödeme tarihinden sonra 5 gün içinde kesme ihbarının yapılmasını ve 10 gün içinde ödenmesi hususunda bildirimde bulunulmasını belirtmektedir. Buna rağmen elektrik kesme ihbarı son ödeme tarihi geçtikten 2 gün sonra yapılmaktadır ki bu da yine başka bir hukuksuzluktur” diye konuştu.[9]
TEİAŞ’ı Özelleştirme Oyunları!
Türkiye’de elektrik iletimi ve dağıtımından sorumlu olan ve alanında tekel konumundaki devlet kuruluşu Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin halka arz yoluyla özelleştirilmesi kararı alınmıştı. Aktif büyüklüğü 27 milyar TL’yi aşan TEİAŞ’ın kârlılığı son bir yılda üçe katlayarak 1.6 milyar TL’den 4.84 milyar TL’ye çıktı. 8 binden fazla personelin çalıştığı TEİAŞ aynı zamanda Türkiye’nin en büyük şirketleri sıralamasında TÜPRAŞ’ı zirveden indiren Enerji Piyasaları İşletmeleri’nin de yüzde 30 ortağıydı.
2001 yılında TEİAŞ’ın yeniden yapılandırılması sonrasında oluşan 3 kamu iktisadi teşekkülünden biri olan TEİAŞ’in başlıca faaliyet alanı elektrik santrallerinde üretilen enerjiyi yüksek gerilim hatlarıyla şehirlerdeki trafo merkezlerine iletmek yani Türkiye’de üretilen elektriğin tüketiciye dağıtımını sağlayan ve dağıtım şebekesine aktarımından sorumlu başlıca kurum TEİAŞ olmaktaydı.
Elektriğin ana omurgasıydı!
Elektriğin ana omurgası konumundaki TEİAŞ’ın faaliyetleri arasında yeni iletim tesislerinin etüt ve planlaması, mevcut ve yeni kurulacak tesisleri işletmek, iletim şebekesi kayıplarını karşılamak üzere gerek duyulursa elektrik enerjisi satın almak ve enerji iletim hatları kapsamındaki fiber optik kablo projeleri de bulunuyordu. Açıklanan son faaliyet raporuna göre TEİAŞ, 68 bin 204 km uzunluğunda enerji iletim hattına, 26 bin 765 km fiber optik altyapıya, 736 trafo merkezine ve yaklaşık 305 bin GWh elektrik enerjisi üretimine sahipti.
TEİAŞ, Kârını Bir Senede Üçe Katlamıştı!?
Elektrik Zammı ve TEİAŞ’ın Özelleştirilmesinin Perde Arkası!
Bu konudaki dikkat çekici iddia, TEİAŞ’ın özelleştirilmesi öncesi önemli yatırımların kamu eliyle yapılarak, satın alacak şirketlere daha sorunsuz bir altyapı devredebilmek amacı taşındığı konuşuluyordu. Bu açıdan 2 önemli proje: Çanakkale ile İzmit Körfez Geçiş Projeleri ve Çanakkale Boğazı (Lapseki 3-Sütlüce 3) ile İzmit Körfez (Hersek-Dilovası) Geçişi’nin Denizaltı Kablo Bağlantı İşlerini içeriyordu.
Bu kapsamda gerçekleştirilen ve 18 Haziran 2021’de sonuçlanan ihalenin sözleşmesi TEİAŞ ile Türk Prysmian-Prysmian Powerlink arasında 25 Haziran 2021 tarihinde imzalandı. Projenin finansmanı Dünya Bankası kredisinden karşılanacak ve projenin toplam bedeli 140 milyon 743 bin Euro. İşin süresi Çanakkale Boğazı için 750 gün (25 ay), İzmit Körfez geçişi için 780 gün (26 ay) olarak tanımlanmıştı.
Dikkat çekici olan da, 25 Haziran’da ihale sözleşmesinin imzalanmasından hemen birkaç gün sonra 3 Temmuz’da TEİAŞ’ın özelleştirilme kararının alınmış olmasıydı. Sözcü’den Yusuf Demir’in haberine göre Kurumun 81 il için yaptığı bakım, onarım, yenileme yapım ihaleleri, mal, hizmet alımları hariç sadece Ankara’daki merkez tarafından 2021 yılında ihale edilen 43 yenileme ve yeni yatırımın toplamı 3 milyar 354 milyon TL’yi aştı.
EMO Yönetim Kurulu Üyesi Özdağ, “Biz bu filmi TEDAŞ’ın 21 dağıtım bölgesinin tek tek özelleştirilmesinden önce görmüştük” diye açıklamıştı.
Resmi verilere göre TEİAŞ’ın 27.8 milyar liralık varlığı var ki biz bunun çok daha üstünde olduğunu biliyoruz. Bunun yanında 2020 yılı dönem kârı 4 milyar 648 milyon lira olarak açıklandı. Bu veriler ışığında basit bir hesapla kurum 30 milyar liraya satılsa bile sadece elde ettiği kârla 6 yılda kendini amorti edecek. Türkiye’nin dört bir yanındaki, çok değerli araziler de dahil tüm varlıkları da hediye edilmiş olacaktı.
Peki TEİAŞ’ın özelleştirilmesi ne gibi riskler ortaya çıkaracaktı?
Önce kuruluşun özelleştirilmesiyle birlikte kurum üzerindeki Sayıştay denetimi ortadan kalkacak. Şirketin batması durumunda ise ciddi riskler ortaya çıkacaktı.
EPİAŞ TEİAŞ’ın Şirketi Olmaktaydı!?
Enerji Piyasaları İşletme AŞ EPİAŞ ortaklık yapısı.
EPİAŞ, A Grubu hisseye sahip TEİAŞ’ın %30, B Grubu %30 ve C Grubu %4,16 hisseye sahip BİST ile C grubu hisseye sahip 97 özel sektör katılımcısının sahip olduğu %35,84 ortaklık yapısından oluşmaktadır.
EPİAŞ ne iş yapardı?
18 Mart 2015 tarihinde kurulan Enerji Piyasaları İşletme AŞ… Enerji borsası olarak EPİAŞ, piyasa katılımcılarına enerji alış-satış taleplerinde bulunabilecekleri ortamları sunmaktadır. Görevi, piyasa alış-satış işlemlerinin şeffaf, düzenlemelere uygun bir şekilde yürütülmesi ve referans fiyat oluşturulmasıdır.
En büyük şirket EPİAŞ’tı
‘Fortune 500 Türkiye’ listesinin zirvesine EPİAŞ yerleşmiş bulunmaktaydı.
Fortune Dergisi Yayın Yönetmeni Şule Laleli, “Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ), uzun yıllardır Fortune 500 Türkiye’nin bir numarası olan TÜPRAŞ’ı geçerek, zirvenin yeni sahibi oldu. 2020 yılında net satış gelirlerini bir önceki yıla göre yüzde 20,3 artırarak 105,8 milyar liraya çıkaran EPİAŞ, açık ara Fortune Türkiye 500 sıralamasının birincisi oldu.”[10] diyerek gizlenen gerçekleri açığa vurmuşlardı…
[1] M. Nilgün Ercan, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Enerji Komisyonu üyesi – 16. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi 26- 28 Kasım 2019
[2] 18.02.2022 – Yeniçağ – Arslan Bulut
[3] 16.02.2022 – Fatih Altaylı
[4] Aydınlık – 04.01.2022
[5] cumhuriyet.com.tr – 15 Kasım 2021
[6] Birgün – 25.02.2021 – Nurcan Gökdemir
[7] Hazal Ocak – 20 Mart 2020 – Cumhuriyet
[8] Mehmet Tezkan – 10.01.2022 – Independent Türkçe
[9] Haberler.com – 29.12.2014
[10] Filiz Pehlivan – 17 Ocak 2022 – Yetkinport Araştırma

Şimdi bütün bu meseleler, bu iç ve dış meseleler geliyor, bir yerde toplanıyor. Ne zaman, ne zaman aziz arkadaşlarım; şu milletimiz MİLLİ ÇÖZÜM’e inanan bir hükümete kavuşacak? Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN
“Şimdi bütün bu meseleler, bu iç ve dış meseleler geliyor, bir yerde toplanıyor. Ne zaman, ne zaman aziz arkadaşlarım; şu milletimiz MİLLİ ÇÖZÜM’e inanan bir hükümete kavuşacak? Konu burada toplanıyor.
Dış güçlerin, Dış güçlerin cirit attığı böyle bir devirde her şeyden, önce Dış politikada güçlü olmak için içerde güçlü olmaya mecburuz. Bundan dolayıdır ki, parlamenter arkadaşlarım hepinizden rica ediyor: “Gelin, MİLLİ ÇÖZÜM’e inanan bir CUMHURBAŞKANI biran evvel seçelim! Biir. MİLLİ ÇÖZÜM’e inanan yeni bir hükümet elbirliğiyle kuralım! İkii. TÜRKİYE’yi biran evvel güçlendirelim! Üüç. Hepinize Milli Selamet grubumuz adına selamlarımı, hürmetlerimi sunuyorum Cenabı Hak aziz milletimize saadet ve selamet versin!” Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN TBMM ‘DIŞ POLİTİKA KONUŞMASI’ ( 26-4-1980 ) 38. Dk…
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=FJnCzWpZPHw
Bu ve benzeri maddi manevi mikropları bilmeden ve gerekli tedbirleri almadan insanlık saadet bulamaz. İşte Milli Çözüm bu mikrobun beyni Siyonizmi , tuzun suda eridiği gibi eritmeye devam etmektedir.
Aziz Erbakan Hocamızın o altın sözlerinden birisi olan: ” Mikrobu tanımadan hastalık tedavi edilmez” demişti. Olayları doğru okuyabilmek ve problemlere çözüm üretip şifa bulabilmek için, bu mikrobun kaynağını öğrenmeden ve o kaynağı ortadan kaldırıp etkisiz yetkisiz hale getirmeden böylesi soygunlar vurgunların sonu gelmez. Bu tahribatlar ekonomik alanda yapılan tahribatlar malum.
İnsan Sağlığının ve Toplum Ahlakının;Zehirli İlaçlar, GDO’lu ve Hazır Gıdalar ve İnternet başta olmak üzere vs. yollarla porno tahribatıyla yozlaştırılıp fesada uğratılması , Milli Eğitimimizde Full Bright komisyonunun çalışmalarıyla eğitimin anasının ağlatılması , maddi ve manevi adaletsizlikler ve BİR MİLYARA DÜŞÜRÜLMEK ÜZERE DÜNYA NÜFUSUNUN GİZLİ İMHASI projelerini , bu mikrobun kaynağı olan merkez büyük gayret içinde.
Bu mikrobun kaynağı “BİZ EFENDİYİZ BÜTÜN İNSANLIK KÖLEMİZDİR, Arz-ı Mev’ud denilen VAADEDİLMİŞ TOPRAKLARA SAHİP OLACAĞIZ insanlık nufusunu 1milyara düşürmek için öldürmeyi dolaylı veya dolaysız şekilde öldürmeyi ve dünyaya efendi olma düsturuyla ve bunu dininin emri olarak ibadet niyetiyle yapmaktalar.
İşte bu merkezi SİYONİZM’i her noktada etkisiz yetkisiz çaresiz bırakmadan insanlığın saadet huzur bulmasının mümkün olmadığını hep birlikte görmekteyiz. İşte bu merkeze cephe almış , bu merkezi deşifre etmiş ve bu merkezi çaresiz bırakacak , faizci kapitalist sistem veya kominizm yerine YENİ BİR DÜNYAYA ADİL DÜZEN PROJELERİNİ VE SAVAŞ TEKNOLOJİ HARİKALARININ çalışmalarını yapmış Aziz Erbakan Hocamızın bu hazırlıkları ve Aziz Erbakan Hocamızın en sadık talebe ve takipçiliğini tescilleyen Milli Çözüm ve Muhterem Ahmet Akgül Hocamız öncülüğünde MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİNİN kurulması ve bu mikrobun merkezi Siyonizme beyaz bayrak çektirilip YENİ ADİL BİR DÜNYANIN KURDELASININ KESİLECEĞİ günlerin gelişinin hızlanması duasıyla….
Olayları doğru okuyabilmek ve problemlere çözüm üretip şifa bulabilmek için, bu ve benzeri maddi manevi mikropları bilmeden ve gerekli tedbirleri almadan insanlık saadet bulamaz. İşte Milli Çözüm bu mikrobun beyni Siyonizmi , tuzun suda eridiği gibi eritmeye devam etmektedir.
Rant Ve Sömürü Çarkı!
Cennet mekan Erbakan Hocamız yıllarca ülkemizin ve dünyanın nasıl hunharca sömürüldügünü haykırdı ve çözümlerini de görev yaptığı zamanlarda icraata koymuştur…Fakat talebesi olduğunu iddaa eden zihniyet ise sömürüye ve rant ekonomisine çalışmıştır malisef ki!Heyhat yazıklar olsun!Göz göre göre insanları canlı canlı mezara soktunuz ,aileler dağılıyor ve intiharlar çoğalıyor…Gençlerimiz kendilerini Türkiyemizden atma telaşına girmişler…Genç beyinler beyin göçü yolundalar!
Rabbimiz tekrar Adil Düzen projelerinin hayata geçirilmesini nasip eylesin ve insanlığa bu medeniyeti yaşamayı nasip eylesin İnşaAllah…
Sonsuz Amin
Adaletin olmadığı yerde Rahmet’te olmaz
Bismillah’ir-Rahman’ir-Rahim
Mü’minlerden öyle (mert ve metin) er kişiler vardır ki, Allah üzerine yaptıkları ahde (iman, itaat ve cihad sözlerine) sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirip (Hakk uğrunda canını vermiştir), kimi de (gönülden cenneti ve şehadeti umup) beklemektedirler. Onlar hiçbir vazgeçme ve yan çizme (bedel ve bahanesi) ile (Allah adına verdikleri sözlerini) değiştirmemişlerdir. Ahzab Suresi 23
Her gecenin bir sabahı her aşığın bir ahı var
Zalimlerin zulmü varsa mazlumların Allahı var
Gönül canlı bir mabettir yıkma sakın günahı var
İnsan insanı yakarmı çok vebali çok ahı var
Her çağın bir firavunu her asrın bir Musa’sı var
Firavunun orduları Musa’nın bir asası var
Zalim bin plan yapsada hakkın şaşmaz yasası var
İncil Tevrat Zebur’a bak Kur’an’da çok kısası var
Sakın sanma ki; Allah zalimlerin yaptıklarından gafil (habersiz ve ilgisiz)dir. Sadece onları, gözlerin dehşetle döneceği (korku ve şaşkınlıktan bakışlarına baygınlık geleceği) bir güne kadar ertelemektedir.
(Öyle bir hale geleceklerdir ki) Başlarını dikerek panikle kaçışıvereceklerdir, göz uçları (dehşete kapılıp donmuş gibi) kendilerine dönüp çevrilmeyecektir. (Herkes en yakınlarını bile unutup, kendi derdine düşecektir) ve gönülleri sanki bomboş kesilmiştir. İbrahim suresi 42-43
Bundan (Kur’an’dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. (Ardından nurunu tamamlamak ve kıyamete kadar hidayet rehberi olmak üzere) Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan)ı da indirdi. Gerçek şu ki, Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah Güçlüdür, intikam sahibidir.
Şüphesiz, yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz (kalacak değildir). Âl-i İmran Suresi 4-5
Işgal ediliyoruz
29 mart 2022 tarihinde Limak Şirketler Grubu’nun bir parçası olan Limak Yatırım, Uluğ Enerji Dağıtım ve Perakende Hizmetleri A.Ş.’nin Actis’e satıldığını duyurdu.
ilk olarak Eylül 2021’de imzalanan Hisse Alım Sözleşmesi uyarınca Türkiye Rekabet Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu onayı ve diğer gerekli izinlerin tamamlanmasının ardından, Uluğ’daki hisselerin tamamı Limak Yatırım’dan Actis’e devredildi. Devre konu şirket Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova illerini içeren Türkiye’nin Güney Marmara Bölgesi’ne elektrik dağıtım ve perakende hizmetleri vermekte
Actis londra merkezli kuresel enerji sirketi.
dagitim şirketlerine kredi veren londra bankalari. Anlaşmazlıklarda yetkili olan londra mahkemeleri olunca. Şirketleri londra şirketlerinin almasıda kolaylaşmış durumda.
Parca parca satılan /işgal edilen bir ülkede yaşıyoruz. Bu durum bir kez daha gösteriyor ki: milli çözüm
faydali yada ihtiyaç değil.
Olmazsa olmaz bir konumda
SOSYAL PATLAMANIN EŞİĞİNDEYİZ!
Merhum Erbakan Hocamızın; “Akp’ye oy vermek İsrail’e oy vermektir. Akp’ye oy verirseniz ekonomi cehenneminde yanarsınız. Ben, başınız gözünüz kırılmadan gelin diyorum. Böyle giderse dövecek diz dahi bulamayacaksınız” sözleri bugün bir bir ortaya çıkıyor ve yaşanıyor ve yine haklı uyarılarla insanlığı uyarma vazifesiyle bugünlere ışık tutmuş oluyor. Geçenlerde toplu ulaşımla bir yere giderken, minübüse binen bir yolcunun ücreti verdikten sonra, şoförün vatandaşa dönerek, “ücretlere zam geldi, şu kadar daha vermeniz gerekiyor” sözlerine vatandaşın, ” Hergün hergün bu nedir böyle herşeye zam” tepkisine araç sahibinin, “Daha durun, asıl bundan sonra devamı gelecek” demesi üzerine araç içerisindeki yolcuların hep bir ağızdan, ” Biz koyun olursak daha çok sırtımıza binen olur. Böyle sessiz kalırsak olacağı bu” gibi isyan sözleri gösteriyorki, artık toplum sosyal bir patlamanın eşiğine gelmiş durumda. Ve yine ülkemizin ahlaki, manevi ve ekonomik tahribatlarla uçuruma sürüklendiği şu dönemde, Siyonist İsrail ile sarmaş dolaş, dostluk havası ve mesajları veren bu iktidar, Siyonistlerin hedefine ulaşmaları için tamamiyle yanınızdayız, bizi gözden çıkarmayın mesajımı vermektelerdi?. Ve yine Erdoğan’ın, İsraildeki silahlı saldırıları terör saldırısı olarak niteleyerek kınayıp, başsağlığı ve şifa mesajlarıyla kimlere ne mesaj vermekteydi?. İşte bu herçekleri ve hakikatleri, sorunları ve çözüm yollarını Milli Çözümden başka ortaya koyan kalmamıştı. Milli Görüşün gerçek temsilcisi Milli Çözümdür ve bu gerçek her geçen gün inkâr edilemeyecek şekilde ortaya çıkmaktadır.
ADİL DÜZEN KURULDUĞU VAKİT…
Günümüzde büyük bir kitle hala özelleştirmelerin sebebinin; şirketlerin zarar etmesi ve devletin sırtına yük olması zannediyor.
Adil Düzen kurulduğu zaman; hakkı olan, hakkını aldığı vakit….
”uuu meğer biz ne kadar zenginmişiz” diyeceğiz.