YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661b011e2e653
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 1380
Dün : 26764
Bu ay : 299966
Geçen ay : 453014
Toplam : 23078930
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Ümit Özdağ’ın “Özel Anayasa” Muhbirliği

ve

TÜRKİYE’Yİ BÖLME GİRİŞİMLERİ

        

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın İlginç İddiaları Ortalığı Karıştırmıştı!

Ümit Özdağ’ın iddia ettiği; İYİ Parti’nin diğer partilerle hazırladığı Anayasa metni ortaya çıkmıştı. Meral Akşener ve AKP’li Ömer Çelik bu iddiaları şiddetle yalanlamışlardı. İYİ Parti Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ; CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin ortak hazırladığı ileri sürülen Anayasa Taslağı’yla ilgili bir yeni bir açıklama yapmıştı. Twitter hesabından açıklamada bulunan Ümit Özdağ, CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun 2019’da CNN Türk yayınındaki sözlerini paylaşmıştı.

Söz konusu videonun altına Ümit Özdağ, “İbrahim Kaboğlu, anayasa taslağını HDP, CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin birlikte hazırladığını 3 Ekim 2019 tarihinde kamuoyuna açıkladığını” hatırlatmıştı. Ümit Özdağ’ın yaptığı bu paylaşımlara; Meral Akşener: İbrahim Kaboğlu etki ajanıdır… İYİ Parti Gn. Bşk. Yardımcısı Nuri Okutan: İbrahim Kaboğlu ruh hastasıdır… Müsavat Dervişoğlu: Ümit Özdağ psikolojik olarak gergin ve sıkıntılıdır… AKP’li Ömer Çelik ise: Ümit Özdağ yalancıdır, ahlâksızdır!.. açıklamalarını yapmışlardı…

Söz konusu 10 maddelik “yol haritası” başlıklı girişle başlayan Anayasa Taslağı metninde 2018’den beri yürütülen çalışmalara dair bilgiler yer almaktaydı.

Akşener’in, Özdağ’ın “Yeni Anayasa” Açıklamasına Yanıtı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin başka siyasi partilerle “yeni anayasa” hazırlığı içinde olduğu iddialarıyla ilgili açıklamayı Bilecik’te yapmıştı. Akşener; “İYİ Parti Genel Başkanı olarak söylüyorum; hiçbir siyasi oluşum, platform, kişi, partiyle herhangi bir Anayasa çalışmamız yoktur, nokta” sözleriyle iddiaları yalanlamıştı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, gazetecilerin, “Ümit Özdağ açıklamalarında iki isim verdi ve ‘ben değil bu iki isim aslında disipline gitmeli’ şeklinde bir ifadesi var, nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtlamıştı:

“Başka isimleri de saydılar ama Sayın Özdağ’ın beni asıl ilgilendiren ifadesi; ben asla milletime yalan söylemedim demesidir. Milletime yalan söylemedim diyen bir siyasi şahsiyetin göz göre göre yalan söylüyor olması tarafımdan kabul edilebilecek bir davranış değildir. İYİ Parti’de her şey şeffaf bir biçimde yürütülmektedir. İYİ Parti’nin gizli ilişkileri ve ajandaları yoktur. Ümit Bey’in söylediklerini, Demokrasiyi kendi içerisinde içselleştirmiş bir siyasi partiye yöneltilebilecek ithamlar sınıfına dahil etmiyorum. Arkasında başka şeyler arıyorum, dolayısıyla yalan söylediğini, özellikle HDP’nin içinde bulunduğu bir anayasa görüşmesinin İYİ Parti tarafından yapılabilmesinin mümkün dahi olamayacağını tekrarlıyorum. Ortada kamuoyunu ikna edebilecek herhangi bir belge, veri, delil yokken İYİ Parti’ye yönelttiği bu iftiranın elbette ki bir bedeli olacaktır diye düşünüyorum. Kaldı ki İYİ Parti içerisinde Sayın Ümit Özdağ’ın iddialarını ciddiye alan herhangi bir arkadaşımız yoktur, mensubumuz yoktur. Biz iktidarın büyük yalanlarıyla uğraşıyoruz. Özdağ’ın küçük ve mide bulandıran yalanlarıyla vakit kaybedecek değiliz. Kendisi Disiplin Kurulu’na sevk edildi. Siyasetin bedeli bellidir, İYİ Parti’ye vermeye çalıştığı bu zararın mutlaka bir karşılığı olmalıdır. Kendisine pazar arayan bir işportacı gibi davranıyor. Siyasi alıcısı çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum ama kendini strateji dehası diye tanımlayan bu arkadaşın, bence yaptıkları işi değerlendirebilecek aklı selim arkadaşları da vardır, otursun konuşsun. Kendisini psikolojik yönden de gergin gördüm. Acil şifalar diliyorum.”

Peki Ümit Özdağ, iftiracı mıydı, yoksa itirafçı mıydı?

Özdağ, son dönemde partisinde yaşanan sıkıntılar ve CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin ortak hazırladığı ileri sürülen Anayasa Taslağı’yla ilgili basın açıklaması yapmıştı. Meclis’te konuşan Özdağ, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu hakkındaki iddialarını tekrarlamış ve Kavuncu’nun partinin bir sonraki Genel Başkanı olarak hazırlandığını vurgulamıştı.

Özdağ, AKP’li Ömer Çelik’le ilgili de bir iddiada bulunmuştu:

“İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz, Ankara’da katıldığı değişik toplantılarda 6 aydan bu yana AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in başkanlığında yeni bir anayasa komisyonunun çalışmalarına katıldığını ifade etmektedir. Meral Akşener, ‘TKP ile olur AKP ile olmaz’ derken nasıl olur da İYİ Parti Genel Sekreteri, İYİ Parti milletvekillerinin bilmediği görüşmelere katılır?” ifadelerini kullanmıştı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Özdağ’ın bu iddiasını tepki göstererek yalanlamıştı. Ömer Çelik, “Ümit Özdağ adlı şahıs ahlâksız bir yalan söylemiş. İsmimi de anarak AKP ile İYİ Parti arasında bir süredir gizli görüşmeler yaşandığı ve gizli bir yeni anayasa çalışması yapıldığı şeklinde tamamen uydurma olan, hiçbir gerçekliğe dayanmayan bir açıklama yapmıştır. Ümit Özdağ’ın bu iftirası en hafif tabirle utanmazlıktır. Yalan yanlış sözlerle şahsımı hedef alması ise siyaset değil, ahlâksızlıktır” sözleriyle karşı çıkmıştı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın: “Ekonomi ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz” sözleri nasıl yorumlanmalıydı?

Tam böyle bir süreçte, AKP Tekirdağ 7. Olağan İl Kongresi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi başlığında yeni mesajlar aktarmıştı. Grup toplantısında yaptığı ‘yeni dönem’ açıklamasının ardından piyasalarda olumlu hareketin başladığını söyleyen Erdoğan’ın, ekonomi ve hukuk alanlarında yeni bir reform dönemi başlattıklarını hatırlatmasının, Ümit Özdağ’ın açıklamalarıyla bir irtibatı var mıydı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Namık Kemal Stadı’nda gerçekleştirilen AKP Tekirdağ 7. Olağan İl Kongresi’ne katılmıştı. Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmada:

“Kerameti kendimizde görüp milletten yüz çevirdiğimiz gün artık bu partinin misyonu bitmiş demektir. Kendi hesaplarımızın peşine düştüğümüz gün bu partinin misyonu bitmiş demektir. AK Parti’nin kaderiyle ülkenin kaderi birbiriyle bütünleşmiştir. AK Parti teşkilatlarında görev almak, AK Parti başarısı için çalışmak milli bir görev haline gelmiştir… Ekonomide dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreçte yeni bir yaklaşımı hayata geçireceğimizi grup toplantımızda açıklamıştık. Ülkemizde ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz.” ifadelerini kullanmıştı…

İbrahim Kaboğlu’nun: “Parlamenter sistem hazırlığına dört parti de katıldı, ortak ilkeler saptandı” itirafları!

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın; “2018’de CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin ortak anayasa çalışması yaptığını” ileri sürmesi üzerine iddianın bütün tarafları konuşmaya başlamıştı.

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu: “Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın (TÜSES) çağrısı üzerine parlamenter rejime dönüş için ortak ilkeleri belirlemek üzere toplandıklarını, bir anayasa taslağının hazırlanmadığını, dört partinin de temsilci yolladığını” açıklamıştı. İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan ise katıldığı toplantılarda anayasa çalışması hazırlanmadığını vurgulamıştı.

Prof. Dr. Kaboğlu: “Dört parti bir araya gelerek, anayasa çalışması yaptı mı?” sorusunu:

“Evet, bu çalışma yapıldı. Ama ben milletvekili olmadan, 2018’in başında bu partilerin özellikle uzman temsilcileri ile yapılan ortak parlamenter rejime yönelik bir yol haritası ortak ilkeler raporu diye çalışma yapıldı. Bundan da Ümit Özdağ’ın çoktan beri haberi vardı. Şimdi kendi parti içerisinde (bir tartışma ve hesaplama aracı yapması yanlıştı…)” şeklinde yanıtlamıştı.

“Bu etkinliği hangi kapsamda yaptınız?” sorularını ise:

“TÜSES’in çağrısı üzerine yaptık. Ben anayasa başkanı olarak öncülüğünü yaptım. Tabi ki siyasal destek de vardı ama… Esasen partilerin uzmanları ile onların öne çıkardıkları anayasacılarıyla yaptık. Fiilen şu anayasacı, şu doçent bizi temsil edebilir anlamında… Dört partiden daha çok uzman temsilciler katılmıştı… Burada Türkiye anayasal sorunu nasıl aşacak? Tek adam rejimi nasıl aşılacak? Parlamenter rejime 2019 Kasım’ında yapılacak seçimlerde nasıl bir dönüş yapılacak? Bu soruya yanıt arandı.” şeklinde cevaplamıştı.

Bir anayasa taslağından söz ediliyor, bunlar yalan mı? sorularını ise:

“Bir anayasa taslağı yok. Ortak ilkeler çerçevesinde partiler ne şekilde uzlaşabilir biçimindeki sorulara daha çok anayasa hukuku bilgi birikimiyle bir yanıt oluşturulmasına çalışıldı. O 30 sayfalık metinde; orada ilkeler söz konusu. Yoksa maddelerin kaleme alınması söz konusu değil… Böyle birkaç toplantı yapıldı. Ben komisyonun başındaydım.” diye yanıtlamıştı.

İYİ Parti Isparta Milletvekili ve Gn. Bşk. Yardımcısı Nuri Okutan ise, bu konuyla ilgili şunları anlatmıştı:

“Ben hiçbir zaman bir anayasa değişikliği ve hazırlığı çalışmalarına katılmadım. Fakat şöyle bir çalışmaya katıldım: TÜSES Vakfı beni davet etti. O sırada MHP’deyim. Hem MHP’deyken hem bağımsızken, TÜSES ile çalışmalar yaptık. Beni davet etmeleri anayasaya yönelikti. Herkesi davet ediyorlar. Sivil toplum kuruluşlarından insanlar var, akademisyenler var. Sosyal konuları içeren konularda insanlar konuşuyor. Birkaç sefer katıldım. Bu toplantılar bir ‘Arayış Toplantıları’ydı. O katıldı, bu katılmadı diyecek konumda değilim ama bunlar topluma ve partilere açıktı. Yargının bağımsızlığı gibi bir toplantı vardı. Ben Kaboğlu’nu ilk defa orada gördüm. Kaboğlu’nun şöyle bir teklifi oldu: ‘Yargı sistemini tartışıyoruz. Böyle tartışmak doğru olmaz. Bunu bir anayasa içerisinde ele almak lazım. Yani oradan başlayarak, Cumhurbaşkanlığı sistemine şikâyetimiz çözülebilir…’ Elinde daha önce hazırladığı bir anayasa taslağı varmış. Kitapçığı çıkardı, ‘Böyle bir çalışmam var. Bunu baz alarak anayasa tartışmalarını baz alabiliriz’ dedi. Orada insanlar görüşlerini söyledi. Ben de söyledim. Bu toplantıların bir tanesine parti adına katıldım. Onda da ‘Sınırları Aşan Sular’ ve ‘Orta Doğu’ gibi bir başlık vardı. Daha sonraki toplantıları bilmiyorum. Fakat Kaboğlu, şimdi elindeki o çalışmayı bir yere yedirmek istiyor, ‘Benim başkanlığımda bir toplantı yapıldı’ filan diyor… Bu, tamamen yalan. Biz hiçbir zaman anayasa maddeleri üzerinde, anayasa başlıklı çalışma yapmadık. Kimseyle yapmadık. O toplantılarda dört siyasi parti bir araya geldik gibi bir durum hiç olmadı. Ben İyi Parti’yi temsilen katılmadım ama oradaydım. HDP’den kimin geldiğini bilmiyorum.” Bu ifadeleriyle hem CHP’li Prof. İbrahim Kaboğlu, hem de İYİ Partili Nuri Okutan, iddiaların sahibi Ümit Özdağ’ı doğrulamış olmaktalardı.

Aslında farklı, hatta aykırı partilerin uzman temsilcileriyle bir araya gelip, ülkedeki siyasi ve hukuki sorunların aşılmasını kolaylaştıracak yeni ve yeterli bir ANAYASA TASLAĞI üzerinde yoğunlaşmaları doğal ve olağan bir yaklaşımdı. Ancak, Ümit Özdağ’ın iddialarına bu denli tepki koymalarının ve karşı çıkmalarının altında başka sebepler aranmalıydı ve bu “suçüstü yakalanmışlık şaşkınlığının” ülkenin birliğini ve dirliğini bozacak sinsi ve gizli hazırlıkların deşifre edilmesine bağlamak lazımdı. İşte bu nedenle Sn. Erdoğan’ın “Ekonomi ve hukukta yeni bir dönem başlatıyoruz!..” açıklamalarını, Ümit Özdağ’ın iddialarıyla birlikte okuyup yorumlamakta fayda vardı…

Öyle ise CHP – İYİ Parti ve HDP’nin Anayasa taslağında neler vardı?

Önce CHP’li İbrahim Kaboğlu açıklamış ardından İYİ Partili Ümit Özdağ gündeme taşımış ve ortalık karışmıştı!.. İddialara göre seçim öncesinde CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve HDP, Anayasa çalışması yapmıştı. Taslak çalışmada; a) Türkiye bölgelere ayrılmakta, b) Atatürk milliyetçiliği kaldırılmaktaydı!?. CHP ve İYİ Parti’nin “evet” dediği Anayasa taslağının çarpıcı detayları ortaya çıkmıştı.

CHP, İYİ Parti, SP ve HDP’nin, Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu öncülüğünde hazırladığı iddia edilen Anayasa taslağına ulaşılmıştı. Taslak metinde; eşcinselliğin anayasal garanti altına alınmasından, federatif sisteme kapı aralayacak yerel yönetim modeline kadar çok çarpıcı ayrıntılar yer almaktaydı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘çoğulcu’ anlayışla yeniden yapılanması, zorunlu Din Kültürü dersinin yerine ‘seçmeli kültür dersinin konulması’, ana dilde eğitim hakkı tanınması öngörülen taslakta, birçok maddede geçen ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ ifadesi de yer almaktaydı.

İşte tam bu noktada, asıl dikkatleri çeken konu; Erdoğan iktidarının “Eşcinselliğin yasa ile koruma altına alınması… Mecburi Din Dersi yerine, seçmeli Din Kültürünün konulması…” gibi önerileri zaten resmen ve fiilen uygulamaya koymuş olmasıydı!?

Bu hazırlıkların gizlilik içinde yapılması kararlaştırılmıştı.

CHP, İYİ Parti, SP ve HDP arasındaki Anayasa mesaisi 13 Ocak 2018’de yapılmıştı. 16 Şubat 2018’de ise toplantıların nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin yol haritası hazırlanarak madde madde kayıt altına alınmıştı. Yol haritasında toplantıların gizli olarak 2 haftada bir yapılması ve 3 ayda tamamlanması kararlaştırılmıştı.

Ortak bir metin kaleme alınmıştı:

Yapılan çalışmalarda belirlenen ortak ilkelerin 4 parti liderinin katıldığı bir toplantı ile örtülü veya açık olarak paylaşılması kararlaştırılmıştı. Bu yol haritası çerçevesinde yürüyen görüşmeler 7 Mayıs 2018’de sonlanmıştı. Görüşmelerin ardından “Uzmanların katılımıyla CHP-HDP-İYİ Parti ve SP temsilcileri tarafından hazırlanan çerçeve metin” başlığı ile bir metin hazırlanmıştı.

Anayasanın ilk 3 maddesi buharlaşacaktı!

Taslakta Anayasa’nın başlangıç metninde yer alan “Eşsiz kahraman Atatürk” gibi ifadelerin çıkarılması amaçlanmıştı. Taslakta “Başlangıç herhangi bir kişi kurum ya da değere meşruiyet kazandırmaktan uzak olmalıdır” ifadesi kullanılmıştı. Taslakta, mevcut Anayasa’da değiştirilemez denilen ilk 3 maddede yapılan değişiklikler dikkatlerden kaçmamıştı. İkinci maddede yer alan “Atatürk milliyetçiliğine bağlı” ifadesi taslakta yer almamıştı. Üçüncü maddedeki “Devletin dili Türkçedir” yerine “Resmi dili Türkçedir” ifadesi önerilerek çok dilliliğe kapı aralanmıştı.

Yerel meclisler kurulacaktı!

Taslaktaki en önemli tavsiyeler olarak yerel yönetimlerle ilgili maddeler vardı. Taslakta ‘üniter yapının korunacağı’ iddia edilse de yerel yönetimlere federatif yönetimlerde olabilecek yetkiler sağlanacak, ayrıca ‘yerel meclis’ anlamına gelebilecek konseyler kurulacaktı. Taslakta “Merkezi yönetimin yetkileri daraltılmalı, yerel yönetimler güçlendirilmeli. Bölge ve belediye yönetimlerinde yetkiler siyasi partilerin ve bağımsızların aldıkları oy oranında temsil edildikleri konseylerde toplanmalıdır” ifadeleri yer almıştı.

Türkiye 25 bölgeye ayrılacaktı!

İdari bölgesel yönetim başlığında yeni sisteme daha da açıklık getirilerek: “… Bu bakımdan Türkiye’nin sayıları 2 ila 5 il arasında değişen idari birimleri kapsayacak şekilde 20-25 bölgeye ayrılarak yerinden yönetim birimleri oluşturulmalı” ifadeleri yazılmıştı. Ayrıca Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı belgesindeki bazı maddelere Türkiye tarafından koyulan şerhlerin kaldırılması önerisi yapılmıştı. Hatırlanacağı üzere Türkiye bu maddelere ‘federatif sisteme kapı araladığı’ gerekçesiyle şerh koymuş durumdaydı. Ayrıca terör suçuna bulaşan başkanların görevden alınmalarının da Anayasa’ya madde koyularak önlenmesi gerektiği yazılmıştı. Bu noktada özellikle hatırlatalım ki Adil Düzen Projelerindeki Bölge Valilikleri bu federatif parçalanma planıyla tamamen ayrı ve aykırı konulardı.

Taslakta inanç özgürlüğü adı altında yer alan bölümde ateistlik, agnostiklik, pasifistlik gibi inanç ve felsefi görüşlere Anayasa’da atıf yapılması amaçlanmıştı. Vatandaşlık tanımı maddesinde ise “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesinde de değişiklik önerilmiş. “Türk devleti” ifadesinin yerine “Türkiye devleti” ifadesi yer almıştı.

Çok dilli eğitim imkânı sağlanacaktı!

Taslakta Türkçe dışındaki dillerde eğitimin önü açılmaktaydı. Metinde şu ifadeler kullanılmıştı: “Ana dilde eğitim konusunda Anayasa, yasa koyucu belirli bir takdir alanı bırakmalı ve çift dil (resmi dil ve anadil) eğitime açıklık prensibi benimsenmelidir. Bu çerçevede anadilde eğitimi yasaklayan herhangi bir hükme yer verilmemelidir.”

Din dersi yerine ‘kültür’ dersi konulacaktı! (Zaten AKP bunu yapmıştı ve fiilen uygulanmaktaydı…)

Okullardaki Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersiyle ilgili madde de çok tartışılmıştı. Taslakta, “Din Kültürü ve Ahlâk bilgisi dersinin öncelik bir kültür dersi olmasını sağlayacak içerik belirlenerek seçimlik bir ders olarak öğrencinin talebine bağlanmalıdır” ifadesi kullanılmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili düzenleme talebi de yer almıştı. Taslakta Diyanet’in tüm inançlara eşit davranan ‘çoğulcu’ ‘özerk’ bir kurum olması Başkanın da TBMM tarafından seçilmesi sağlanacaktı.

Eşcinselliğe özel koruma sağlanacaktı! (AKP bunu da yapmıştı. Malum ve mel’un İstanbul Sözleşmesi’ni bu maksatla imzalamıştı…)

Taslaktaki bazı maddelerde İstanbul Sözleşmesi’nde de tartışma konusu olan “Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı” ifadesi yer almıştı. Son olarak eşcinsellik de Anayasal güvence altına alınacaktı: “Eşitlik ilkesi din, dil, inanç, etnik kimliği, cinsiyete (cinsel yönelim dahil) dayalı ayrımcılığı yasaklayacak şekilde düzenlenmelidir. Fiili eşitliğin sağlanmasına yönelik geçici tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz yönünde bir düzenlemeye yer verilmelidir.” ifadeleri mide bulandırıcıydı.

Bu sırada, Ümit Özdağ’ın yeni iddiaları da kafa karıştırıcı hatta mide bulandırıcıydı!..

Meral Akşener’in Ümit Özdağ’a aracılar gönderip “yeni bir parti kurması ve CHP’den ayrılacak Muharrem İnce ile ittifak oluşturması” tavsiyesinde bulunduklarını açıklamıştı. Yoksa Meral Hanım, Ümit Özdağ’dan bir şekilde kurtulma yolları mı aramaktaydı? Böyle ise, bu girişimlerinin altında neler yatmaktaydı?

İYİ Parti iyice karışmıştı: ‘Ses kayıtlarını veririm!’ çıkışı…

İYİ Parti, CHP, SP ve HDP’yle birlikte “federasyon anayasası” hazırladıklarını tüm tanıklıklara rağmen inkâr edince eski partili Adem Taşkaya; “Gizlice anayasa hazırladığınız yalansa beni savcılığa verin. Ses kayıtlarını ve daha vahim olan şeyleri yüce Türk mahkemelerine vermekten ve maskelerinizi düşürmekten şeref duyarım” ifadelerini kullanmıştı. İYİ Parti’de İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun FETÖ’cü olduğunu iddia ettiği için disipline sevk edilen Ümit Özdağ ardından; “İYİ Parti, HDP ile masaya oturup anayasa hazırladı” iddiasını gündeme taşımıştı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Özdağ’ın iddiasını kesin bir dille yalanlayarak, “Hiçbir siyasi oluşum, platform, şahıs, kişi, partiyle herhangi bir anayasa çalışmamız yoktur” diyerek bunları yalanlamıştı. Ve ardından Ümit Özdağ hakkında İYİ Parti’den ihraç kararı çıkmıştı. Fakat Ümit Özdağ bu ihraç kararının İYİ Parti kuruluş tüzüğüne uygun olmadığını sebep göstererek mahkemeye başvurmuştu. 13.01.2021’de ise mahkeme Ümit Özdağ’ın partiden ihraç kararını iptal etmişti.

Taşkaya’nın Çağrısı!

İYİ Parti’nin eski tanıtım ve medya başkan yardımcısı Adem Taşkaya, Twitter’dan paylaştığı mesajında elinde ses kayıtları olduğunu vurgulayarak; “2018’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalsaydı bu taslak gündeme taşınacaktı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından yapılacak ilk seçimler öncesinde 2018 yılının başında CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve HDP harekete geçerek yeni anayasa çalışmalarına başladı. Federasyon içeren anayasa taslağı seçimlerden önce son şeklini aldı. Ancak partiler taslağı açıklamak için umudu seçimlerin ikinci tura kalmasına bıraktı. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalsaydı CHP, İYİ Parti, SP ve HDP hazırladıkları taslağı açıklayacaktı. Muhalefetin ikinci tur planındaki amacının ikinci turda Kürt kökenli seçmenlerin oyunu almaktı. İlk turda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52.6’sını alarak Cumhurbaşkanı seçilince muhalefet hazırladığı anayasa taslağını gün yüzüne çıkarmadı.” iddialarında bulunmuştu.

Siyonist spekülatör Soros’cu “Denge ve Denetleme Ağı” Hazırlamıştı!

Muhalefet, taslağı gün yüzüne çıkarmak için uygun bir ortamı kollarken, taslağın Sorosçu Denge ve Denetleme Ağı’nın hazırladığı bir taslak olduğu anlaşılmıştı. Denge ve Denetleme Ağı’ndan bir ekip de çalışmalara bizzat katılmış, bazı sivil toplum kuruluşları da destek çıkmışlardı. Yurt dışı destekli fondan beslenen Denge ve Denetleme Ağı’nın sekretaryasını İstanbul Politikalar Merkezi (IPM), National Demokratic Institute (NDI)’nın üstlendiği anlaşılmıştı. Denge ve Denetleme Ağı’na Avrupa Birliği Komisyonu Sivil Düşün Programı, İstanbul Politikalar Merkezi, National Democratic Institute, Birleşik Krallık Dış İşleri Bakanlığı Avrupa’yı Birleştirme Programı, Alman Marshall Vakfı Karadeniz İşbirliği Fonu ve Hollanda Kraliyeti MATRA Programı’ndan para aktarılmıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun inkâr çıkışları!

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Özdağ’ın iddiasının gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, “Böyle bir anayasa çalışması yok. Kamuoyunda tartışılıyor, ben de hayretle izliyorum” açıklamasını yapmıştı.

2017’de Türkiye Sosyal, Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın (TÜSES) yaptığı Ortadoğu konulu toplantıya katıldığını açıklayan Kılıçdaroğlu, toplantıda Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun da bulunduğunu hatırlatıp; “Orta Doğu’yu tartıştık. TÜSES bir sivil toplum örgütü. Anayasa konusunda da toplantı yaptı. Akademisyenler görüşlerini aktardı. Ortada ‘Bir anayasa yazıldı, dört parti bir araya gelip anayasa taslağı hazırladı’. Böyle bir şey olmadı.” diye karşı çıkmıştı. Oysa bu ifadeler, iddia edilen hazırlıkları onaylayan itiraflardı. Kaldı ki Sn. Kılıçdaroğlu 2 yıl önce dört parti olarak böyle bir çalışmaya katıldıklarını ve Başkanlığını da İbrahim Kaboğlu’nun yaptığını bizzat kendisi açıklamıştı. 16 Kasım 2020 CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programında: “FETÖ terör örgütüyle AKP teşkilatlarının ve kurmaylarının da ciddi bir mücadelesini göremiyorum, ama sadece Sn. Erdoğan’ın bu konudaki samimi ve cesaretli gayretini takdir ediyorum…” anlamındaki tavrı, yoksa Erdoğan’a yaranma ve yakınlaşma kasıtlı mıydı? Veya, “Bütün bu süreç, Erdoğan’ın da parmağının bulunduğu bir İYİ Parti’yi karıştırma hesapları mıydı?” sorularını da gündeme taşımıştı…

Peki AKP’nin telaşı nasıl okunmalıydı?

AKP kurmayları ve yandaş yalaka takımı;

● Sanki daha önce PKK ile sözde “Çözüm sürecini” başlatmamışlar gibi…

● Yine PKK temsilcileriyle OSLO görüşmelerine katılmamışlar gibi…

● PKK-HDP yetkilileriyle Dolmabahçe Mutabakatı’nı yapmamışlar gibi…

● PKK eşkıyalarının Kuzey Irak’tan alınıp Türkiye üzerinden, davul zurnalarla, YPG’ye katılmak ve sınırımızda yeni bir Kürdistan oluşturmak üzere Kobani’ye taşınmamışlar gibi, şimdi İYİ Parti’nin de katıldığı iddia edilen yeni bölücü anayasa taslağına tam bir vatansever edasıyla karşı çıkmaktalardı!?

Oysa ABD Stratejik Zalim Saldırgandı, AKP ise Trajik İşbirlikçi Konumunda mıydı?

Hatırlayınız, Kandil’deki 3 teröristin başına ödül koyan ABD, Suriye’nin kuzeyinde bulunan Haseke’de kurduğu terör kampında 5 bin PKK’lıyı eğiterek mezun edip diploma dağıtmıştı. Ayrıca o teröristlere aylık 200’er dolar (bizdeki asgari ücret kadar) maaş bağlamıştı!

ABD’nin, bölücü terör örgütü PKK konusundaki ikiyüzlülüğü her gün biraz daha açığa çıkmaktaydı… PKK’nın Kandil’deki 3 elebaşısı için 12 milyon dolar ödül koyan ABD, aynı anda Suriye’nin kuzeyindeki teröristlerin eğitimini hızlandırmıştı. ABD-PKK işgalindeki Rakka’da bulunan kamptan binlerce teröristin mezun olmasının ardından Haseke’deki terör kampında eğitilen 5 bin PKK’lı da ‘diploma’ almıştı. Haseke’de 2 ay süren terör eğitim faaliyetleri kapsamında PKK’lıların bomba, ağır silah, uçaksavar, tanksavar, nizami ve gayrinizami harp eğitimleri tamamlanmıştı. Haseke’deki kampta eğitimlerini tamamlayan 5 bin PKK’lı için ABD’li eğitmenlerin de katıldığı mezuniyet töreni yapılmıştı. Haseke kırsalındaki Rubar Kampı’nda teröristlere, uzmanlaştıkları konuya göre silahlar dağıtılmıştı. ABD’nin teröristlere verdiği silahların tamamı DAEŞ bahanesiyle Suriye’ye gönderilen silah ve mühimmattan oluşmaktaydı. ABD tarafından PKK’lılara verilen eğitimler ‘Sınır Güvenlik Birimi Özel Eğitimi’ başlığı altında yapılmıştı. Eğitim sürecinin ilk gününden itibaren tüm terör örgütü üyelerine Pentagon tarafından 200’er dolar maaş bağlanmıştı. Washington yönetiminin 12 milyon dolarlık ödülüne konu olan Kandil’den ise, Haseke’deki terör kampları için 20 adet ‘tecrübeli terörist’ Suriye’ye yollanmıştı. Askeri eğitim saatlerine ek olarak konulan ‘beyin yıkama’ seanslarında PKK’nın gayesi, Abdullah Öcalan ve örgütün ideolojisi gibi konularda ayrıntılı eğitimlerin bazı ABD’li subaylar tarafından verildiği ortaya çıkmıştı.

ABD’nin, üst düzey PKK’lı liderlerin yakalanması için başlarına ödül koyduğunu açıklaması da tam bir sahtekârlık ve saptırmacaydı. ABD bu tavrıyla “PKK’yı gözden çıkardı görüntüsüyle yeni PKK olan PYD’yi meşrulaştırma, hatta masumlaştırma” hesapları yaptığı sırıtmaktaydı.

Oysa başından beri ABD, PKK/YPG konusunda samimi bir yaklaşımdan uzak davranmıştı. Bu nedenle “ABD, Türkiye’nin terörle mücadelesinde katkı sunmak istiyor” iddiaları inanılmazdı. Çünkü bir taraftan YPG’ye 5 bin TIR’a yakın malzeme yollanmakta, YPG’yle beraber ortak devriye atmakta ve arkasından da “ben Türkiye’nin güvenliği için PKK’nın 3 kişisinin başına ödül koyuyorum” yaklaşımı tam bir çifte standarttı. Aslında bazı yorumcular, PKK’nın 15 Temmuz’dan sonra Türk güvenlik güçleri karşısında yok olma düzeyine gelmesiyle beraber, üç önemli ismin tasfiye edileceğini yazmaya başlamıştı.

O süreçte ABD-PKK ile paralel devriyeye başlamıştı!

Türk askerleri ile birlikte Münbiç’te ortak devriye gezen ABD, PKK/YPG’li teröristlerle de ortak devriye atmaya başlamıştı. 1 Kasım 2018’de Türkiye’yle ortak devriye faaliyeti yürüten ABD, terör örgütü PKK ile Münbiç kırsalı, Ayn İsa, Dırbesiye, Süluk, Resul Ayn, Kamışlı, Aynel Arab ve Tal Abyat sınır koridorunda ortak devriye atmıştı. ABD’nin terör örgütü DAEŞ’in elinde olan 7 askerini pazarlıkla aldığı da ortaya çıkmıştı. ABD medyası Münbiç konusunda atılan adımları Türkiye’yi oyalama taktiğinin devamı olarak değerlendirirken, Dışişleri sözcüsü Robert Pallodino da: “Türk güçleri şehir merkezine girmeyecek” diyerek PKK’ya garanti sağlamaktaydı. Bütün bunları kınayan ve karşı çıkan yandaş medyanın, hâlâ “Erdoğan Paris’te Trump’la yan yana oturdu!” diye bayram yapması ise sahtekârlığın daniskasıydı!

Suudi Arabistan merkezli Şarkul Avsat gazetesi, PKK’nın Suriye kolu YPG’ye yakın kaynaklara dayandırılmış haberinde; “ABD ile PKK’nın bir anlaşma imzaladıklarını” yazmıştı. En can sıkıcı maddesi de uluslararası koalisyonun Suriye’deki müttefiklerini (yani PKK ve PYD’yi) koruma altına almasıydı. Üstelik koruma garantisi sadece Suriye içindeki çatışmalarla sınırlı sanılmasındı. Dışarıdan gelebilecek her türlü saldırı ve tehditlere karşı da PKK-PYD koruma altına alınmaktaydı. Anlaşmanın bir tarafı Washington diğer tarafı da ana omurgasını PKK’nın Suriye kolu YPG’nin oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri olmaktaydı.

Anlaşmada ayrıca şu maddeler de vardı:

1- Mesela Fırat’ın doğusuna yönelik yeni bir program hazırlanması.

2- Anlaşmanın geçerli olacağı ilk iki yıl için sabit bir bütçenin oluşturulması.

3- Askeri güçlerin entegrasyonu ve birlikte çalışması.

Bir yanda Washington’da, “YPG ile ilişkilerimiz geçici ve taktiksel” diyerek AKP iktidarını aldatan ABD’li yetkililer, diğer yanda sahada iki yılda bir yenilenecek anlaşma imzalayan ABD’liler kafa karıştırmaktaydı. Bu arada Suudi Prens Muhammed bin Selman ile BAE veliahtı, PKK’nın Suriye’deki işgal bölgesine yardımcı asker ve istihbaratçı yolladıkları ve PKK’nın Türkiye sınırı boyunca 20 km’lik tünel kazdıkları ortaya çıkmıştı.

Aylar öncesinden “Bir gece ansızın gelebiliriz.” deyip Fırat’ın doğusuna operasyon yapacağını bağırarak, PKK ve Amerika’nın tedbir almasına ve başka alanlara kaymasına fırsat sağlanmıştı. Erdoğan yandaşları; “İşte görün, Amerika’yı korkutup kaçırttık!” diye kof havalar atarken, bir de baktık ki Amerika, Rusya yine kandırmış, bize de IŞİD’le savaşmak kalmıştı.

Kendileri MHP ile cumhur kılıflı gaflet ve dalalet ittifakı kurarken, muhaliflerine “zillet ittifakı” diye sataşılmaktaydı. Yahu! Şu HDP’nin PKK’nın siyasi kanadı olduğunu söyleyip durduğunuz halde, niçin bu parti hâlâ kapatılmamaktaydı? Daha da beteri, AKP’nin seçtiği Akil İnsanlar heyetinde yer alan isimler, Norveç’in başkenti Oslo’da bir araya toplanmıştı. Dikkat çeken buluşmaya ilişkin fotoğraflar da paylaşılmıştı.

Democratic Progress Institute (DPI) ya da Türkçe adıyla Demokratik Gelişim Enstitüsü Başkanı Kerim Yıldız, yaptığı açıklamada, Kürt sorununun çözümü için umutlu olduğunu vurgularken, yeni bir çözüm sürecini gündeme taşımıştı. “Türkiye ve bölgenin içinde bulunduğu durumdan dolayı, bir süreç başlamak zorundadır. Kim başlatır? Tabi ki çatışmada yer alanlar, bunlar özellikle PKK ve AKP hükümet kurmaylarıdır. Mevcut durumda ben hâlâ umudumu korumaktayım, çünkü zaten bir temel vardır ve bunun üzerinde bir barış kurulacaktır.”

Kerim Yıldız’ın bu açıklamalarının yanında, Barzani yönetimine yakınlığıyla bilinen Rudaw’da çalışan gazeteci Ayser Çınar, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir fotoğraf paylaşmıştı: Paylaşımında, Kürt sorununun çözümüne yönelik oluşturulan, “Akil İnsanlar” heyetinde yer alan isimlerin, Norveç’in başkenti Oslo’da “çözüm sürecinin” artılarını ve eksilerini masaya yatırdığını ifade eden Çınar, “Yeni bir süreç mümkün olabilir” buyurmaktaydı. Fotoğrafta, ünlü oyuncu Kadir İnanır, eski İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, eski Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu, Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur gibi isimler de yer almıştı.

Ve zaten o süreçte Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın:

“Kürt kavramının, etnik bir köken olarak yeni Anayasaya girmesini” savunmaktaydı!.. İbrahim Kalın El-Cezire (Arapça’ya) konuşurken: “Sivil ve demokratik bir anayasa” sözüyle, Türk Milleti kavramının kaldırılacağını da açıklamıştır. Ve zaten Wikileaks belgelerinde; “Gölge CIA” lakaplı Stratfor’a ait kayıtlarda, İbrahim Kalın’ın, Stratfor’un kaynak elemanlarından birisi olduğu yazılıydı.

AKP Sanki Sapkınlar Tarikatıydı!

Bunların Düzce Milletvekili Fevai Aslan, “Başbakan Erdoğan Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde taşıyan bir liderdir!” şeklinde hezeyanlar savurmuş, yandaş İlahiyat Hocalarından tıs çıkmamıştı.

Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, “Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir” şeklinde zırvalamış, müritleri mest olmuşlardı.

İstanbul Milletvekili Oktay Saral, “Erdoğan için her gün iki rekât şükür namazı kılmalıyız” diye zıvanadan çıkmış, ama doğal karşılanmıştı.

AKP Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser: “Erdoğan ikinci peygamberdir” diye sapıtmış, bunlar alkışlamıştı.

Televizyona çıkan bir yandaş ve yangın kadın, “Ben onun kıçının kılıyım!” diyecek kadar yavşaklaşmış, ama hürmet ve rağbet toplamıştı.

Yandaş ve yalaka gazeteci Atılgan Bayar: “Erdoğan halife-i ruyi zemindir” yani “bütün yeryüzünün kutsal ve onursal halifesi ve reisidir” şeklinde riyakâr ve asılsız iltifatlar yağdırmış, ama takdir toplamıştı.

Âlimlik taslayan bir sahtekâr, “Erdoğan’a oy vermek farzı ayındır” fetvasını yayınlamış, Diyanet ve din adamları bu fesatçılığı yanıtsız bırakmışlardı.

Oysa hakikat namına, İslam ve insanlık onuruna, Allah’ın huzurunda ve sizlerin karşısında ilan ediyorum.

● AKP faizci ve ribacıdır. Ve Bakara Suresi 279. ayetine göre bu iktidar Allah’a ve Peygambere savaş açmıştır.

● AKP, Maide Suresi 90. ayetinde şeytan icraatı sayılan şekilde kumarcıdır. Loto, Toto, Milli Piyango, Kazı Kazan, At Yarışı, İt Yarışı bunların gelir kaynağıdır.

● AKP zinayı ceza almaktan çıkarmış, bunların döneminde ahlâki ve ailevi tahribat tavan yapmıştır.

● AKP Haçlı ve ahlâksız AB’nin kapıcısıdır…

● AKP zalim ve Siyonist İsrail’le Normalleşme imzalayacak kadar kahramandır!..

Bu din istismarcısı, bu Milli Görüş kaçkını AKP iktidarının başına, bugüne kadar hiç duyulmamış ve hiç yaşanmamış bir bela dokunacak, herkes bunların iç yüzünü anlayacak, ama iş işten geçmiş olacaktır.

Ne yani; Faizi CHP yürütse günah, AKP yürütse mübah mı olmaktaydı? Kumarı CHP oynatsa ayıp, AKP oynatsa sevap mı olmaktaydı? Fuhuş azgınlığını CHP körüklese haram, AKP körüklese helal mi sayılmaktaydı? Bu nasıl marazlı bir mantıktı?

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
15 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Aykut Akdağ

Finale az kalmıştı..
Ülkemiz ve tüm dünyanın siyonizm ve işbirlikcileri eliyle tarumar edilsende tüm kurum ve kuruluşlar ele geçirilmiş görülsede zahiren çok az ancak özgül ağırlığı olan tüm şer odaklarını kahru perişan edecek Milli Çözüm var.. Allah cc nin izniyle artık finale gelinmiş siyonizm ve işbirlikcilerinin sonları yaklaşmıştı.. Sadıklara selam olsun..

E.Çağıl

Kim Hain ,Kim Sadık Görüyor Musun?
Hatayı CHP yapsa ne çok ayıptı ,
Fakat AKP yapsa herkes suspustu;
Ne farkeder haram haramdır ,
Önemli olan Hak dava , Kur’an ‘dır…
Bu fitne pazarında imanımızı koru…

Elbette imtihan süreci bunlar yaşanacak.
Kim hain ,kim sadık hepsi anlaşılacak..
Güvenilecek tek liman var o da Milli Çözüm…
Rabbim fırsat ver güç ver neolur utandırma!
Yoluna sadık dostlara acı ,yolundan ayırma..

Mus ab

Gerçekleri Anlatan Satın Alınamayan Susturulmayan Tek Milli Çözüm Kalmıştı
CHP’li Kaboğlu’nun ardından İYİ Partili Özdağ’ın gündeme taşıdığı CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve HDP’nin Anayasa çalışması ve çalışmanın içeriği; Akp’nin “çözüm süreci” ile Devletimize ödettiği bedelleri akımıza getiriyordu. Muhalefetiyle, iktidarıyla memleketimiz ablukaya alındığı bir dönemde; bu gerçekleri anlatan satın alınamayan, susturulmayan tek Milli Çözüm kalmıştı.

Arzu  Akdağ

Gerçekten böylesine apaçık bir hainliği anlayamayacak kadar körmü bu millet.Akp nin aklı kıt yalakaları güya, aman Akp iktidardan giderse yerine inançsız bir iktidar mı gelsin diye, kendini paralayan şarlatan takımı. Bu nasıl bir inanç ,neye göre ,kime göre bir islam anlayışı. Gerçekten şuursuzca yaşanılan bir hayat ne kadar sağlam veya sonu ziyan sorgulama zamanı gelmedimi? ..” İslam bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslama uymak mecburiyetindedir.” Der Cennet mekan Erbakan
Hocam…. Hidayeti kararmış bir milletin , Siyonizmin kuklası olmakdan artık çıkması ve uyanışa geçmesi için, tez zamanda Adil düzeni yeryüzene hakim eyle Yarabbi.. Sen bizim Mevla’mızsın.Kâfir’ler topluluğuna karşı bize yardım et, Nusret ve muvaffakiyet verip, zafere eriştir.. amin

Osman Nuri

Ahmet AKGÜL Hocamıza Neden BİLGE ve YİĞİT ŞAHSİYET diyoruz; binlerce makale – konferans – tv ve radyo proğramları – yazılan kitapları bunu ispat ettiği gibi – …. ve işte güncel bir konu olan bu makale de bunu ispat etmektedir. !!!
Ahmet AKGÜL Hocamıza Neden BİLGE ve YİĞİT ŞAHSİYET diyoruz; binlerce makale – konferans – tv ve radyo proğramları – yazılan kitapları bunu ispat ettiği gibi – …. ve işte güncel bir konu olan bu makale de bunu ispat etmektedir. !!!

Makaleyi okuyan gördü ki , ortalıkta ” ÜMİT ÖZDAĞ ” hadisesinde onca dolaşan bilgi belge bulunurken, onlarca yüzlerce kirli bilginin içinde bir iki tane gerçek ve temiz bilgiyi bulup biz okurlarını aydınlatması ve bununla beraber kirli güçlerin planlarını deşifre edip [u][b]kendi oyunlarını başlarında patlatmayı[/b][/u] ancak ve ancak Aziz Erbakan Hocamızın sadık talebe ve takipçisi ve tatbikçisi olan Üstad Ahmet AKGÜL Hocamız yapardı ve yapmaktadır. Malumunuz Erbakan Teknolojilerinin genel özelliği : Düşmanın gönderdiği füzeyi kendi başında patlatacak bir sisteme sahip olması. Doğru temiz bilgiye sahip olup da bunu dile getirmek , yazmak , ülkemiz ve insanlığın yanlışa sürüklenmemesi gayesiyle bu azim ve çabayı gösterebilme de yine apayrı bir feraset -irfan – iman şuuruna sahip olmayı gösterir.
Olayları doğru okumak ve sorumluluklarımızı kuşanabilmek için Bilge ve Yiğit Şahsiyetlerin eteğine yapışmaktan başka çare yoktur.

Necati

HAİNLERİN YASLARI, MASLARI, KASALARI VE TASALARI!
Siyonist senaryoda makam ve menfaat karşılığı figüranlık yapan [b]HAİNLER![/b]
Bu hainlerin aynı senaryo içerisinde farklı ve aykırı roller oynamaları sadece insanları aldatmak içindir.
Konu, ülkemizi ve milletimizi yok etmek için Siyonist Şeytanların hazırlayıp önlerine koyduğu [b]İHANET YASALARI[/b] olunca; hainlerin farklılıkları ve aykırılıkları hemen ortadan kalkar, aynı [b]MASA[/b] etrafında buluşulur, ortak bir metinler kaleme alınır!
Evet, birbirinden çok farklı ve aykırı zannedilen hainleri [b]AYNI MASA[/b] etrafında buluşturan [b]İHANET YASALARIDIR![/b]
Bu hainlerin birbirleriyle olan AYRISI ve GAYRISI sadece KASALARIDIR, Yani çıkar ve menfaat çatışmalarıdır.
Hainlerin TASALARINA gelince: Hainlerin gerçek yüzlerinin ortaya konmasıydı!
ADİL DÜZEN ANAYASASI yerine hala işbirlikçi hainlerle aynı maslarda, aynı yasalarda, aynı tasalarla kendi kasaları ve menfaatleri için bir arada bulunanları hala görmeyenlere!
Siyonist Şeytanların hain senaryosunda rol alan hain figüranların başına bugüne kadar hiç duyulmamış ve hiç yaşanmamış bir bela dokunacak, herkes bunların iç yüzünü anlayacak, ama iş işten geçmiş olacaktır.
[b]Ey işbirlikçi hainler! [/b]
Saklamaya çalıştığınız iğrenç yüzlerinize hangi maskeyi takarsanız takınız!
MİLLİ ÇÖZÜM, yüzlerinizdeki maskelerinizi çıkarmakta, ihanetlerinizi orta koymakta ve TASALANDIĞINIZ akıbetlerinizi sizlere haber vermektedir!

Merve Değirmenci

AŞI KONUSU
Belki konuyla çok alakası yok ama, şu corona aşıları ne kadar sağlıklı ve güvenilir tam bir muamma. Işyerlerimizde zorunlu tutulursak nasıl bir yol izleyelim? Yada dilekçe yazıpta aşı olmak istemiyorum mu diyelim? Şaşkınız ve çaresiziz. Aşılar güvenilir olsa hadi yaptıralım. Ama işin içinde yabancıların eli varsa varsa dikkatli olmakta fayda var. Milli Çözüm bu konuda bize ne gibi tavsiyelerde bulunur. Gerçekten kafalar çok karışık. Çünkü vebali olan bir konu

Metin Işık

Bir tek Milli Çözüm kalmış
Yaklaşık 2 aydır TV 5 e pkk hdp lileri ekranlara çıkartarak Selahattin Demirtaş in ve terör destekcisi hdp nin propagandası yapıldı. Ve buna tepki gösterincede biz kötü oluyoruz. Şu soruyu sorduğumuzda kimse cevap veremiyor. “Rahmetli Erbakan hocamızın pkk hdp ile milli Görüşu yan yana getirecek bir tane açıklaması varmı.” Fakat buna rağmen hala TV 5 in bu yayınlarına itiraz etmiyorlar. Onun için diyorum ki bir tek Milli Çözüm kalmış. Allah tüm Milli Görüşculere hidayet versin İnşallah. AMİN

Necmettin

YOLLARIN KESİŞİM NOKTASI NERESİ?!..
Ya herkesin sustuğu!..Susmayanların da ya işi tersinden okuduğu!..Veya AKP nin işlediği korkunç yanlışları ve kirli icraatları sözde eleştirirken bile,şeytani bir kurnazlıkla,onun işine yarayacak şekilde…Milleti AKP ye mecbur bırakacak biçimde, iki tarafında yularlarını tutanlara hizmet sunduğu!..Böylesine karma karışık ve kimliksizliklerin revaçta bulduğu bir ortamda!..
Temiz aklın,Milli Vicdan’ın,insani duyguların ve yüce İslam’ın bak dediği yerden bakarak!..En doğru ve doyurucu tespit,teşhis ve tedavi önerileriyle tüm toplum katmanlarına…Siyaset arenasına ve Devlet Aklına ışık tutan Milli Çözüm; TÜRKİYENİN EN BÜYÜK ŞANSI ve MİLLİ POTANSİYELİ dir!..

Birazcık ta olsa; ülkesini-milletini seven herkesin, yaşanan bu kaotik ortamdan kurtuluşun yolu hakkında düşünmesi ve çıkış yolunu içtenlikle dert edinmesi durumunda, Milli Çözümle muhakkak yolları kesişecektir!..Milli bir mutabakatla, üzerinde ittifak edilecek gerçek anlamda Milli,Bilge ve Yiğit bir şahsiyet etrafında kenetlenmek, Türkiye’nin yegane çıkış yolu olaraķ karşımızda apaçık durmaktadır!..

Aşağıda bir kısım pasajlarını tekraren paylaştığımız bu kıymetli makale doğrularla yanlışların ayırt edilmesinde
bizlere rehberlik edecektir!..

*…Peki AKP’nin telaşı nasıl okunmalıydı?

AKP kurmayları ve yandaş yalaka takımı;

● Sanki daha önce PKK ile sözde “Çözüm sürecini” başlatmamışlar gibi…

● Yine PKK temsilcileriyle OSLO görüşmelerine katılmamışlar gibi…

● PKK-HDP yetkilileriyle Dolmabahçe Mutabakatı’nı yapmamışlar gibi…

● PKK eşkıyalarının Kuzey Irak’tan alınıp Türkiye üzerinden, davul zurnalarla, YPG’ye katılmak ve sınırımızda yeni bir Kürdistan oluşturmak üzere Kobani’ye taşınmamışlar gibi, şimdi İYİ Parti’nin de katıldığı iddia edilen yeni bölücü anayasa taslağına tam bir vatansever edasıyla karşı çıkmaktalardı!?

*…Oysa ABD Stratejik Zalim Saldırgandı, AKP ise Trajik İşbirlikçi Konumunda mıydı?…

*…Aylar öncesinden “Bir gece ansızın gelebiliriz.” deyip Fırat’ın doğusuna operasyon yapacağını bağırarak, PKK ve Amerika’nın tedbir almasına ve başka alanlara kaymasına fırsat sağlanmıştı. Erdoğan yandaşları; “İşte görün, Amerika’yı korkutup kaçırttık!” diye kof havalar atarken, bir de baktık ki Amerika, Rusya yine kandırmış, bize de IŞİD’le savaşmak kalmıştı…

*…Kendileri MHP ile cumhur kılıflı gaflet ve dalalet ittifakı kurarken, muhaliflerine “zillet ittifakı” diye sataşılmaktaydı. Yahu! Şu HDP’nin PKK’nın siyasi kanadı olduğunu söyleyip durduğunuz halde, niçin bu parti hâlâ kapatılmamaktaydı? Daha da beteri, AKP’nin seçtiği Akil İnsanlar heyetinde yer alan isimler, Norveç’in başkenti Oslo’da bir araya toplanmıştı. Dikkat çeken buluşmaya ilişkin fotoğraflar da paylaşılmıştı…

*…
“Kürt kavramının, etnik bir köken olarak yeni Anayasaya girmesini” savunmaktaydı!.. İbrahim Kalın El-Cezire (Arapça’ya) konuşurken: “Sivil ve demokratik bir anayasa” sözüyle, Türk Milleti kavramının kaldırılacağını da açıklamıştır. Ve zaten Wikileaks belgelerinde; “Gölge CIA” lakaplı Stratfor’a ait kayıtlarda, İbrahim Kalın’ın, Stratfor’un kaynak elemanlarından birisi olduğu yazılıydı…

*…AKP Sanki Sapkınlar Tarikatıydı!

Bunların Düzce Milletvekili Fevai Aslan, “Başbakan Erdoğan Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde taşıyan bir liderdir!” şeklinde hezeyanlar savurmuş, yandaş İlahiyat Hocalarından tıs çıkmamıştı.

Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, “Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir” şeklinde zırvalamış, müritleri mest olmuşlardı.

İstanbul Milletvekili Oktay Saral, “Erdoğan için her gün iki rekât şükür namazı kılmalıyız” diye zıvanadan çıkmış, ama doğal karşılanmıştı…

*…AKP Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser: “Erdoğan ikinci peygamberdir” diye sapıtmış, bunlar alkışlamıştı.

Televizyona çıkan bir yandaş ve yangın kadın, “Ben onun kıçının kılıyım!” diyecek kadar yavşaklaşmış, ama hürmet ve rağbet toplamıştı.

Yandaş ve yalaka gazeteci Atılgan Bayar: “Erdoğan halife-i ruyi zemindir” yani “bütün yeryüzünün kutsal ve onursal halifesi ve reisidir” şeklinde riyakâr ve asılsız iltifatlar yağdırmış, ama takdir toplamıştı.

Âlimlik taslayan bir sahtekâr, “Erdoğan’a oy vermek farzı ayındır” fetvasını yayınlamış, Diyanet ve din adamları bu fesatçılığı yanıtsız bırakmışlardı…

*…Oysa hakikat namına, İslam ve insanlık onuruna, Allah’ın huzurunda ve sizlerin karşısında ilan ediyorum.

● AKP faizci ve ribacıdır. Ve Bakara Suresi 279. ayetine göre bu iktidar Allah’a ve Peygambere savaş açmıştır.

● AKP, Maide Suresi 90. ayetinde şeytan icraatı sayılan şekilde kumarcıdır. Loto, Toto, Milli Piyango, Kazı Kazan, At Yarışı, İt Yarışı bunların gelir kaynağıdır.

● AKP zinayı ceza almaktan çıkarmış, bunların döneminde ahlâki ve ailevi tahribat tavan yapmıştır.

● AKP Haçlı ve ahlâksız AB’nin kapıcısıdır…

● AKP zalim ve Siyonist İsrail’le Normalleşme imzalayacak kadar kahramandır!..

*…Bu din istismarcısı, bu Milli Görüş kaçkını AKP iktidarının başına, bugüne kadar hiç duyulmamış ve hiç yaşanmamış bir bela dokunacak, herkes bunların iç yüzünü anlayacak, ama iş işten geçmiş olacaktır.

Ne yani; Faizi CHP yürütse günah, AKP yürütse mübah mı olmaktaydı? Kumarı CHP oynatsa ayıp, AKP oynatsa sevap mı olmaktaydı? Fuhuş azgınlığını CHP körüklese haram, AKP körüklese helal mi sayılmaktaydı? Bu nasıl marazlı bir mantıktı?…

O.Ekinci

Milli Çözüm rehberdir
Siyonizm bir yerden uğraşmıyor. Güya amaçları farklı parti, stk, tarikat vb. tüm yapılara sızarak toplumun farklı kesimlerini kendi hain emellerine hizmet ettirmek istiyor. Bakıyorsun hepsi AB’ci, hepsi faizci vs. Hele konu ülkemizi bölmek olunca güya milletin hayrınaymış gibi sinsi çalışmalarla milletimizin aklını bulandırmaya çalışıyorlar ve maalesef bunu da başarıyorlar. Öncelikle bu yapıları iyi tanımak gerekiyor. İşte Milli Çözüm sadece Anayasa teklifi hazırlamakla ve sunmakla kalmıyor, siyonizme bilerek veya bilmeyerek hizmet edenleri milletimize gösteriyor ve uyarı görevini yerine getiriyor.

Mehmet S.PINAR

Dış Güdümlü değil bir Milli Mutabakat Anayasası ve Milli Çözüm İradesi Şart!
Dünyada milletler,önemine ve kullanım şartlarına ve icaplarına göre ,Ehli Salibin aşırı uçları tarafından bazı ana akım damarlarla, idare edilmektedir..Bu durum; Ülkelerin ,Coğrafi,Tarihi,Dini ve Stratejik konum ve gücü itibariyle, birbirine nazaran farklılık arzeden bir yapıdadır..Türkiyemiz de, şüphesiz bu karanlık odakların plan ve desisesine maruz kalan çok önemli bir devlettir..
Siyonist dünya görüşünün amentüsünde,gizli/resmi bayrak ve armasında da işaret edildiği gibi, güya tanrının kendilerine vadettiği coğrafya üzerinde Türkiyemizin de topraklarının, bir kısmı bulunmaktadır.Bu topraklara egemen olmak ve böylece dünyaya bütünüyle hükmetmek gayesi ile ülkemiz,ve milletimiz üzerinde, akla hayale gelmedik planlarla hareket etmektedirler…Bu planların en önemlilerinden birisi de şüphesiz toplumu farklı kutuplara,izmlere,batıl ideolojik saplantılara sevketme planıdır…Yorumun başında da ifade ettiğimiz kadarıyla ülkemizde ana hatları itibariyle üç temel akım bulunmaktadır..
Solcu işbirlikçiler,Sağcı işbirlikçiler,Sözde islamcı İşbirlikçiler….İşte bu üç ideolijk yapının bünyesinde,Batıcı,Avrupa Birlikçi,Liberal,Türkçü,Kürtçü,Kapitalist ve Kominist argümanlardan beslenen, karmaşık bir o kadarda stratejik bağlantılar içinde olan karanlık şebekeler mevcuttur…(Ahmet Akgül Hocamızın Kripto Yahudiler ve Pakrıdoniler kitabını özellikle bu konuda tavsiye ederiz!)
Türkiye Cumhuriyetini kuran irade,şüphesiz gücünü vatanın ve milletin ruh ve iman kökünden alan, sarsılmaz temellere dayalı bir iradedir…Yapay ve iğreti ,bir o kadar da kökü dışarıya bağlı olan köksüz ve ruhsuz işbirlikçi takımının planları, asla tutmaz tutmayacaktır da…
Bağrından ve kökünden Milli Görüş Hareketini doğuran ve tüm insanlığa bir kurtuluş muştusu olarak Adil Düzen proğramını hazırlayarak,-gizli ajandalarla,Siyonist odakların emellerine hizmet ederek değil-tüm insanlığı kuşatacak bir inkılabın habercisi olma konumuna gelmiştir…Böylesine talihli ve bizi bahtiyar kılan bir proğramın, Adil Düzen gibi emsalsiz bir projenin, siyasi temsilcisi konumda olan SP Genel Başkanının,iğreti,yapay ,dış destekli, bölücü bir anayasa çalıştayına partiyi dahil etmesi ne büyük bir bedbahlıktır,ne acı bir tablodur..
Ülke sathında Adaleti,Barışı,Refahı,Huzuru,Gerçek bir demokrasiyi,örnek bir Laikliği ve Saygınlığı arzu eden;her dilden,her dinden,her mezhepten,her renkten,her kesimden bütün insanların barış içinde yaşayacağı bir Adil Düzen Anayasasını, bir Milli Mutabakat ruhu ile ,bir Milli Çözüm iradesi ile tesis edeceğimiz günler yakındır…

Süleyman Göçmen

ALLAH İNTİKAM ALIRSA…
İYİ Parti’nin eski tanıtım ve medya başkan yardımcısı Adem Taşkaya, Twitter’dan paylaştığı mesajında elinde ses kayıtları olduğunu vurgulamıştı. Demek ki bu çalışma Türkiye üzerinde hesap yapanların çapraz bir karıştırma çalışmasıydı. Peki ses kayıtları yayınlanınca hesaplanmayan neler de açığa çıkacaktı?!
Acaba… soruları akla gelmekteydi;
Aslında Meclisteki partilerin, buna Sadet Partisi dahil hepsinin işkal altında olduğu..
Yönetimlerinin Masonik yapılarla içli dışlı hareket ettiği..
Belkide yöneticilerinin mason(bağlantılı) olduğu..
Soros ve avanasiyle siyasi ve akçeli bağlantıları…
Görelim kader intikamını nasıl alacaktı!

Veysel

Yerli CFR ve Değişmeyen Fıtratlar
Anayasa çalışmalarının yapıldığı yer olarak sürekli adres gösterilen TÜSES’in; kurucular kurulu, yapısı ve dış bağlantılı tiplerin ortak buluşma noktası olması nedeniyle ünlü siyonist düşünce kuruluşu CFR (Dış İlişkiler Konseyi) hatıra gelmekte. Kurucular kurulunda İsmail Cem, Şahin Alpay, Hikmet Çetin, Ş. Sina Gürel, Emre Kongar, Altan Öymen gibi dış kaynaklı ve siyon kafalı pek çok kişiyi barındıran bu kurum, ayarı ve amacı aynı ancak kamuflajları farklı adamların buluşma noktası olmuştu. Çok garip bir şekilde, ülkemizin iktidarındaki AKP ve muhalefet ettiğini iddia eden partilerin Milli Çözüm Dergimizde daha önce de yazılan ‘aynıları’ yine mide bulandıran bir şekilde ortaya saçılmıştı. Hepsi ortak bir şekilde:
1. Türk’lük düşmanı,
2. Türkçe düşmanı
3. Soyu bozma taraftarı
4. Devletin üniter yapısını ortadan kaldırma amaçlı
5. Cinsel yönelim tabelasıyla “homoseksüellik” savunucusu
6. Ülkenin işgale uğramasını isteyen “manda” kafalı
7. Gizli ya da açık İslam düşmanı
8. Açık ve ispatlı şekilde yalancı
Maalesef bizi hiç bir şekilde temsil etmeyen, azınlıkta olmalarına rağmen bütün siyasi partilerin önemli makamlarını ve iktidar imkanlarını siyonistler marifetiyle ele geçirmelerinden dolayı, azınlığın çoğunluğa tahakkümü ortaya çıkıyor ve ülkemizin altına oyacak hamleler hayata geçiyor. İşte bu yüzden bunların bu kepaze tavırlarını ortaya koyan Milli Çözüm çok önemli oluyor ve ortaya koyulan tespitlet sayesinde narkozdan kurtuluyoruz.

Musa Harun KESKİNSÖZ

TÜRKİYEYİ HAZIR LOKMA GÖRENLERİN ASIL KENDİLERİ KAZDIKLARI KUYUYA DÜŞÜP LOKMA OLDULAR
18 yıldır Akp ve Erdoğan iktidarını kontrolleri altında tutup Dünyanın gözbebeği güzel ülkemiz Türkiyeyi adım adım parçalama hevesinde olan Siyonist güçler ve içteki dıştaki taşeronları, hedeflerine ulaşamayacaklarını anlayınca bu seferde Akp, Chp, Hdp, Mhp, İyi Parti, Bbp, Deva, Sp ve Gelecek Partisi içindeki Ümit Özdağ gibi kuklalarını harekete geçirip ülkemizi iç karışıklığa ve akabinde parçalamaya yönelik bir plan içetisindeler. İşte tam bu noktada vatanını, ülkesini, bayrağını ve milletini seven hetkesin çok dikkatli olup bu tür şeytani oyunları bozmaları gerekmektedir. Yeni bir anayasamı isteniyor?!. Ozaman Türkiyemiz başta olmak üzere tüm dünyayı kuşatacak ve Milli Çözüm ilim heyetinin hazırlayıp ilgili yerlere teslim ettiği Adil Düzen Anayasasına zaman kaybetmeden geçilmelidir.

Cengiz

SİYONİZMİN GİZLİ ELİ ÜLKEMİZİ DİZAYN ETMEYE ÇALIŞIYOR!.
SİYONİZMİN GİZLİ ELİ ÜLKEMİZİ DİZAYN ETMEYE ÇALIŞIYOR!..

Ülkemizde ve dünyada ekonomik sosyal siyasal ya da sağlık alanında birçok düzenlemeler yapılıyor!.. Bu dizaynların çoğu ya AB adına ya BM adına ya Abd adına ya da NATO adına veya Uluslararası Finans kuruluşları
“Küresel Sermaye” adına yapılmaktadır.

Elbette ki bu dizaynlar ülke haklarından ziyade Siyonist ve Emperyalist güçlerin menfaatine hizmet eden düzenlemelerdir!.. Ülkeler farklı sahalarda adım adım boyunduruk altına alınmaya çalışılmaktadır. Çıkarılan kanunların zamanlaması içeriği ülke insanının gündeminde bile olmaz çoğu zaman.. Ve hatta yöneticilerin muhalefetin medyanın dahi gündemlerinde olmaz Bu konular… İşleyen sistemde kitleler olan bitenin seyircisi iken topluma zahiren yön veren siyasetçiler yazarların ekonomistlerin görevi de “At yarışı sipikerliğinden” öteye geçmemektedir. Dolar altın yükselmekte ya da inmekte iken bunu Küresel Güçler belirlemektedir. İstanbul Sözleşmesi vb toplumla uyuşmayan ülke menfaatine uymayan birçok kanun iktidar muhalefet ittifakı ile kanunlaşıvermekte, ÇEMBER her geçen gün daralmaktadır.

Aslında bu tarz -ülke menfaatine uymayan- yanlış adımlardan önce gizli güçlerin ülke içlerindeki gizli işbirlikçileri ile öncü işaretler verilmektedir. Örneğin Çözüm Süreci adım adım ülke gündemine gelmiş ve sonrasında Akp iktidarınca bir politika olarak uygulanmıştır. Eğer milli bir el (devletimizin ali menfaatleri gereği devlet olma refleksi) olaya dokunmuş olmasa idi bugün belki de ülkemiz bölünmenin eşiğine gelmişti. Ve Akp’yi serbest bıraksan Ab’li ABD’li İsrail’li dostlarının da teşviki ile Çözüm Süreci politikalarına dönüverir. Lakin hem devletimizin refleksi hem de millette oluşan atmosfer buna izin vermemektedir. Muhalefet ise “Çözüm Süreci” döneminde ve şimdi bu işe gönüllü görünmektedir. Sanki gizli bir el iktidara taşınmanızın gereği budur demektedir.. Tabi bu istekler Çözüm Süreci ile sınırlı değildir.

İktidar ya da muhalefetin hazırlayacağı bir anayasanın milletimizi mi siyonist ve emperyalist emelleri mi gözeteceği şaibelidir.

Türkiyemiz İçin Milli Ve Manevi Çözümler Apaçık Ortadadır Bunlara Uyulmalıdır!.. Rahmetli Erbakan Hocamızın İfadesi İle ” Başınız gözünüz kan revan olmadan gelin!.”

Ez cümle ülkemizin İslam aleminin Siyonist ve Emperyalist etkilerden arınmış milli ve bağımsız politikalara ihtiyacı vardır!.. Bu da ancak Milli Çözüm’e inanan öncü kişilerle yürütülebilir başarılabilir!. Anayasamızdan ekonomik programlara sağlıktan dış politikaya insanımızın ümmetin ve insanlığın menfaati ancak böyle gözetilebilir.

Türkiye ancak Erbakan Hocanın projelerini uygulayacak O’nu doğru anlayan milli bir akılla çemberleri kırar ve şahlanışa geçer!..

Milletimiz geç olmadan uyanmalıdır!..

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
15
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx