YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e86632e28bc
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 2
Bugün : 11887
Dün : 56818
Bu ay : 1227550
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53372608
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

FATMA BETÜL ERİŞKİN – Konya / 16.04.2016

Rüyamda:

Bir deniz kenarında oluyoruz, deryanın ucu bucağı seçilmiyor. Etrafı, sağı solu her yer deniz şeklindeymiş, toprak görünmüyor. Çok kalabalıkmışız; Aziz Erbakan Hocam ve Muhterem Ahmet Hocam da oradalar. Erbakan Hocamız: “Ahmet, sayınız ne kadar?” diye soruyorlar. Ahmet Hocam: “Tam bilemiyorum Aziz Hocam” diye cevap veriyorlar. Erbakan Hocam: “Sayını sıkça netleştir ki, samimiyetle yanında bulunmayanlar, dönem dönem zora talip olamayacakları için kendiliğinden ayrılıp uzaklaşsınlar. Bu dava ucunu bucağını göremeyeceğin, gördüğün kadarında da, başına ne geleceğini bilemeyeceğin bir denizdir. Seninle birlikte, samimiyetle ve sonunu düşünmeden denize yürüyenlere deniz yarılıp açılır, eğlence ve geçici hevesler için yanında olanlardan ise kaçacaktır. Gösteriş ve hıyanet için yanında olanın da üzerine kapanır!” buyurdular. (Biz korku ve endişe içinde bu üç gruptan hangisinde olacağımızı düşünüyoruz.) Ben: “O zaman herkesin ayarı ortaya çıkmış olacak öyle mi Hocam?” diye soruyorum. Sonra yine: “Peki ya kendimizden tam emin değilsek, samimi olduğumuzu sanıyorsak ama samimiyetimiz eksikse. Hem eğlendiğimiz, hem de sevdiğimiz için bulunuyorsak bu davada? Ya öyle olmadığımızı zannettiğimiz halde hıyanet içindeysek davamızda? Bir yanımız içimizde gösteriş yapıyorsa? O zaman, yine de deniz bizden kaçar veya uzaklaşır mı? Bu ayarı denize yürümeden, iş işten geçmeden tutturmanın, öğrenmenin başka bir yolu olamaz mı?” diye korku, endişe ve hüzün içinde soruyorum. Erbakan Hocam gülümseyerek: “Mümin odur ki, asla kendinden ve geleceğinden emin olmaz, hep korku ve ümit arasında yaşar. Yani bundan aslaa emin olunmaz. Ammaa; Ahmet sizi zaman zaman zorlu görevlere sürebilir. Mesela, tek eğlencesi; aralarda ve gecelerde, kardeşler arası sohbet ve muhabbet ve hatta vakit ve nafile namazlarda bir arada olmak olan kamplar, eğitimler düzenleyebilir. Bakalım termalli eğitime gelenlerle; şartları ağır, asıl ve tek eğlencenin kardeşlik ve muhabbet olduğu eğitimin katılımcıları aynı sayı ve heveste gerçekleşecek mi?” buyurdular. “Bu şartlarda bir organize, deniz üzerine kapanmadan bir ayar terazisi olabilir size!” diye de uyardılar. Ahmet Hocama dönerek: “Üç aylar nefsi ve kardeşliği muhasebe zamanıdır. Grubumuzdaki her bir kardeşimiz, karşısındakini kendine tercih edip, benliğini öldürmedikçe bu denizi geçemez!” buyurdular. Ahmet Hocam: Aziz Hocam,19 Mayısta bir organize düşünmüştü çocuklar, siz “üç aylar eğlence ayı değildir” buyurunca, yeni talimatınız ne şekilde olacaksa öyle ayarlanması için askıya aldırmıştık kamp programımızı” buyurdular. Erbakan Hocam mübarek sağ ellerini Ahmet Hocamın omuzlarına attılar ve gülümseyerek: “O zaman, bize yakın bir yer ayarlasınlar da, siz bize biz de size daha kolay gidip gelelim” buyurdular: “Ahmet, sayınız ne kadar?” Bunun üzerine yanımdaki arkadaşıma dönerek “Sanırım bizi zorlu bir kamp bekliyor” dedim. Erbakan Hocam bize doğru döndüler ve: “Eee, ayar testi isteyen siz değil miydiniz?” buyurdular. Sonra: “Sadece selam vermek için dahi birbirinizin yanında bulunmak, gönlünü ferahlatıp hal hatır sormak, varsa sıkıntısı onları dinleyip tavsiyede bulunarak kardeşinizi rahatlatarak ve yine selam vererek ayrılmak, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır!” buyurdular. Sonra Erbakan Hocam ve Ahmet Hocam denize doğru yürüyüp gözden kayboldular, biz orada arkalarından bakakaldık, öylece uyandım.

Rüyanın Yorumu:

Tek kişilik bir ordu.. Tek kişilik bir okul.. Ve tek kişilik bir kutlu oluşum; MİLLİ ÇÖZÜM ve Onun şahs-ı manevisi Ahmet Akgül..!

Katı Ulusalcısından Ilımlı İslamcısına, AKP iktidarından, müzmin CHP+HDP muhalefet kanadına, tarikat istismarcılarından Cemaat (FETÖ) yapılanmasına; hepsinin haksızlık ve yanlışlıklarını yıllardır yazıp konuşan, ama bunlara karşı doğruları, ilmi ve milli programları da ortaya koyan ve bu yüzden nice saldırı ve sataşmalara uğramasına ve mahkemeler açılıp çeşitli cezalara çarptırılmasına rağmen hala dimdik duran ve metanetini bozmayan bir bilge ve mücahit insan!. Bu yüksek marifetlerin ve örnek meziyetlerin hiç birini kendi şahsına mal etmeyip, Cenabı Rabbil Âleminin lütfu inayeti ve Milli Çözüm Ekibinin himmet ve gayreti sayan, bunların sayesinde bu hizmetlerin başarıldığına inanan yılmaz, yorulmaz, sarsılmaz ve savrulmaz, adam gibi bir adam!.

Bilmiyorum, çağımızda 67 yılına 67 kitap sığdıran, ömrünü verdiği kendi partisinden ve yakın çevresinden bile gördüğü onca hıyanet ve hakaretlere rağmen, haklı ve hayırlı Milli Görüş davasından ve hele Erbakan sevdasından milim sapmayan ve caymayan başka biri daha var mıydı?

Ahmet Akgül dışında, Saadet Partisi ve teşkilatlarının, yan kuruluşlarının ve Erbakan Vakfının bunca eleman ve imkâna rağmen solcuların, ulusalcıların, sağcıların, din istismarcılarının ve iktidar yalakalarının onlarca gazete, dergi ve TV’lerinde Erbakan Hocaya ve İslami hakikatlere yönelik saldırılara susmaları karşısında, hepsinin tek tek yanıtlarını veren ve hadlerini bildiren ve bu uğurda her türlü tehdit ve tehlikeye göğüs geren biri daha çıkar mıydı?

Evet, biraz serttir; ama bu sertliği mertliğinden ve netliğinden kaynaklıdır. Ve zaten çelik gibi bir irade ve karakteri olmayanın, bunca yükün altında sağlam kalması imkânsızdır. Hamur gibi yumuşak değil demir gibi sert ve sağlam olması bu hizmet ve gayretlerin devamı ve davasının hatırı için herhalde lazımdır ki, Cenabı Hak Onun fıtratını böyle kılmıştır.

Şahsına ve menfaatine yönelik haksızlık ve yanlışlıkları -o an kızsa bile- kısa zamanda unutan, bütün bunların bizzat Allah tarafından ve imtihan kastıyla takdir buyrulduğuna inanan ve zahiri sebepler ve kişiler üzerinde fazla durmayan; ama Yüce Dinimize, Milli ve Manevi değerlerimize, Milli Görüşün şahs-ı manevisine, ilmi ve insani projelerine yönelik kasıtlı ve şeytan kafalı saldırı ve sataşmaları ve bunlara cesaret eden küstahları – tevbe edip vazgeçmedikçe – asla unutmayan, Allah için buğzedip ayarsızlıklarını ortaya koyan ve bunlara karşı -makam ve mansıplarına bakmadan- metin ve çetin duruşuyla hayranlık uyandıran Ahmet Akgül Hocamız, üstadımızdır. Kırk yıldan fazladır Onu tanıyorum, yakından takip ediyorum; geceleri abid, gündüzleri mücahit ve fani dünyaya karşı zahid bir zattır. Sözü özüne, dışı içine, düşüncesi işine uygun bir zattır. Erbakan Hoca hariç, Kur’ana ve İslama bu kadar aşina, Hak davasına bu denli sadık ve Aziz Hocasına bu denli aşık… Ve şeytanın cisimleşmiş ekibi Siyonizme, Deccalizme ve onların sinsi plan ve projelerine bu kadar vakıf başka bir insana rastlamadım. Allah’ın lütfu ihsanı olan bu yüksek sıfatlara ve bu yüksek donanıma rağmen bu denli sade, samimi ve mütevazı başka bir insan tanımadım.

Olayların akışını, amacını ve sonuçlarını tam bir mümin ferasetiyle, 10 yıllarca önce tahlil ve tahmin ettiğinde, önce şüphe ile karşılanan; hatta bu yüzden çeşitli ithamlara maruz kalan, ama sonunda, hayranlık ve şaşkınlık uyandıracak şekilde hep kendisi haklı çıkan.. Ve bunları da tamamen Kur’anın işaretine ve Resulullah’ın beşaretine dayandıran Muhterem Ahmet Akgül Hocamızdan niye acaba; kendi partimiz ve dava kardeşlerimiz ürküp çekinmektedir?.. Niye tüm İslamcı ve yandaş medya Onu yokluğa mahkûm etme peşindedir? Niye sözde iktidar karşıtı medya ondan hiç bahsetmemekte, gündeme getirmemektedir? Çünkü malum ve mel’un odakların açık piyonları da, münafık (İslamcı) taşeronları da ve hepsinin ortak patronları da elbette Kur’an’dan ve onun tercümanından korkmakta haklıdırlar; ama kim bilir, belki de Cenabı Hak, özlenen ve gözlenen hakikat devriminin hazırlık şartları olgunlaşıncaya kadar bu gibi zevatı, nazardan ve kazalardan korumak için bir nevi saklamaktadır!..

Cenabı Allah’a tam güvenmeyen, sadece Onun rızasını gözetmeyen, her oluşumu ve sonucu Onun takdiri ve taksimi bilip teslimiyet göstermeyen, her halde ve her meselede sadece kulluk şuuru ve sorumluluğuyla hareket etmeyen, övülmeyi de sövülmeyi de bu imtihanın bir sırrı ve parçası görmeyen bir insan, tam yarım asır (elli yıl) boyunca hiç usanmadan, değişip başkalaşmadan aynı hakikat noktasında sadık ve sağlam kalmayı nasıl başaracaktı? Tek yaranı ve yardımcısı bir avuç sadık Milli Çözüm ekibi arkadaşları olan bu Zatı tanımak, Onun talebesi ve takipçisi olmak bizler için ne büyük şans ve bahtiyarlıktı… Ya Rabbi bizi rızandan, Hak davandan ve bu kutlu Milli Çözümcü dostlardan ayırma, ayaklarımızı kaydırma, bu hayırlı oluşumdan caydırma… Amin.

Emekli Öğretim Üyesi

Kazım Candan      .

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Fatma Betül ERİŞKİN

Fatma Betül ERİŞKİN

Subscribe
Bildir
10 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

ERBAKAN HOCAMIZIN BAKARA SURESİ 154 ‘E UYGUN BİR KİMSE OLDUĞUNUNDA KANITI BU SADIK RUYALAR!…
Muhterem Ahmet AKGÜL hocamızdan dinlemiştim: Malumunuz ”akşamcılık yapmak isteyen” iki ahbab ceplerinde harclık kalmamış, ne yapalım ne edelim diye düşünürlerken akıllarına Mevlana Hz.lerine gitmek gelmiş. Ona gidelim Şems’in yolda geliyor olduğu yalanını söylesek o demişler bize birkaç kuruş harclık verir… Gitmişler Mevlana’nın evine demişler böyle böyle duyduk ki Şemsi Tebrizi şuan Konya’ya doğru geliyor oldugunu öğrendik demişler. Mevlana da demişki : ya öylemi demiş, hanım hanım evin anahtarını getir şu gençlere ver bizde çıkalım evden demişler.. Akşamcılar demişki ondan sonra, etme eyleme efendım biz kendi evimize gidemiyoruz senın bu evi ne etcez bize birkaç kuruş harçlık lazımdı yalan söyledik demişler…
-Mevlana demiş sizin latife yaptıgınızı bende bılıyorum bunun yalanına evimi verdim doğrusuna canımı verecektim demiş.
Yani şunu demek istiyorum , bir kısım kimseler böyle ruya mı olur, ruyalarla amel mi olur vs gıbı sözler söyleyenler az da olsa cıkabılır onlara sözüm aynı o edebli akşamcılara Mevlana’nın söylediği söz olacak: Böylesi ruyaların yalanına(!) ev değil dünya senin olsa verilir hem vallahi hem billahi…
Ayrıca inşaallah bu ruyaların sadık ruya oldugunun hakıkatlerin görülüp yazıldıgı oldugu kanaatındeyız bu ruyalardan şunuda görüyor ve anlıyoruz ki : ERBAKAN HOCAMIZ BAKARA SURESİ 154. AYETTE BUYURULDUGU ÜZERE: ”Allah yolunda (Milli savunma, halkın
huzurunu, onurunu ve namusunu koruma,
hak ve adaleti hakim kılma uğrunda
çalışıp; düşmanlar ve anarşist saldırganlarla
çarpışıp) öldürülen (şehit)lere,
sakın “ölüler” deyip (gaflete düşmeyin,
çünkü) bilakis onlar (gerçek ve yüksek
bir hayata geçmiş) diridirler. Velakin siz
bunun farkında ve şuurunda değilsiniz.” ayeti mucibince MUHTEREM ERBAKAN HOCAMIZ halen hayatta olduğu ve takib buyurduğunu anlıyorum.
Rabbim ayaklarımızı istikametten ayırmasın sabit kılsın ve bu hakikatleri görmemize anlamamıza çok buyuk katkısı emeği olan, dava delisi olan, cesur, ihlas ve ihsan sahibi, bilge insan muhterem Ahmet AKGÜL hocamızında kadrini kıymetini bilenlerden eylesin başımızdan eksik etmesin inşaallah.
Allah razı olsun.

ZAFER İNANANLARINDIR VE ZAFER YAKINDIR
Milli Görüş davası tabi ki bağrından çok değerli insanlar çıkarmıştır lakin Ahmet Akgül Hocamızdan başka Milli Görüş davasından ve hele Erbakan sevdasından milim sapmayan ve caymayan başka biri daha var mıydı? Adil Bir Dünyanın kurulacağına yürekten inanan ve bu uğurda ömründen, malından, çoluğundan çocuğundan, canın dan vaz geçip ömrünü bu davaya adayan başka biri var mıydı?
YOKTU BİZLERDE BUNA ŞAHİDİZ ŞAHİDİZ ŞAHİDİZ.
Bu iman ve azim karşısında,,, Siyonizm’in hile ve tuzaklarının karşısında durdu hile ve tuzaklarını deşifre ederek oyunlarını kursaklarında bıraktı.
Aziz lider Muhterem ERBAKAN Hocamızın buyurduğu “ZAFER İNANANLARINDIR VE ZAFER YAKINDIR” sözünden de anlıyoruz ki; Tarihin en önemli olayı olan ülkemiz öncülüğünde kurulacak ADİL BİR DÜNYA ZAFERİNİN sahibi, bu zafere en çok inananlar olacaktır… Göz görür, kulak duyar, kalp tasdik eder ki zafere en çok inan, Tek kişilik bir ordu.. Tek kişilik bir okul.. Ve tek kişilik bir kutlu oluşum; MİLLİ ÇÖZÜM ve Onun şahs-ı manevisi Ahmet Akgül..!

İyi ki varsınız.
Milli Çözüm Dergisi başyazarı Sayın Ahmet Akgül Hocam ve ekibi tüm insanlığın saadeti için, Adil bir Düzen kurulsun diye hiçbir menfaat gözetmeden canla başla çalışıyorlar. Zaten yazdıklarının birçoğu ayet, hadis, icmai ümmet ve Aziz Erbakan Hocamızın öğretilerinden oluşuyor. Her ay haklarında açılan 5 mahkeme onları yıldırmadığı gibi umutları her geçen gün daha da artıyor. Sizleri tanımamış olsaydım, büyük ihtimalle ben de siyonistlerin ayak oyunlarına takılıp ateşe yuvarlanırdım. Hamdolsun ki yazdıklarınızı okuyunca: “Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir… Enbiya 18 ” misali bizlere hakikatleri güneş gibi gösteriyorsunuz. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin, Bizleri bu çok hayırlı, bereketli, kutlu davadan ayırmasın. Allah sizlerden razı olsun.Âmin.

ÖĞÜTLER
Rüya önemli günlerin arefesinde olunduğunu.. Her türlü sıkıntıya göğüs gerecek imani olgunlukta olmamız için tavsiyelerde bulunulmuş..
Müminin korkuyla ümit arasında olması gerektiği..
Öncelikle eğitim programının hazırlanması ve bunun İstanbul -Kocaeli bölgesinde yapılması..
Samimiyetin her türlü engelin kapısını aralıyacağı ..
Bu eğitim programının önemli olduğu, bazı gerekçelerimiz olsa da mutlaka katılmamız gerektiği..
Milli Çözüm Ekibinin birbirini ziyaret edip hal -hatır sormasının önemi belirtilmiş..
İmtehanın sırrının; kardeşini kendine tercih etme olduğu ..
Nefis terbiyesinin önemi..
Herkezin sorumluluk sahibi olması, tevekkülle beraber risk alması öğüdü verilmiştir.
Ayrıca ULUL EMRİN, DENEME VE OLGUNLAŞTIRMAK İÇİN İMTEHAN YETKİSİ OLDUĞU BELİRTİLMİŞTİR.

Sınavın Gereği
Allah razı olsun.

Ben inandım demekke sınav bitmiyor ve bu kadar da kolay değil, olmamalı da.

Eğer rıza-i İlahi ise asıl hedefimiz ve adalet, izzet ve refah ise dünyadaki arzumuz o zaman bu sınavlar hiç bitmeyecek, kazandıkça ilerlenip dirilenecek veya kaybedilen yerde herşey geri saracak.

Eleme dünya sınavının gereği Rabbim ayağımızı sabit kılsın ve batıla ve batılın tekliflerine kaydırmasın. Hakkı bulduktan sonra şaşırıp en büyük hüsrana uğrayacaklardan etmesin. Ömrümüzü iman ve cihad üzere tüm insanlığın refahı ve asıl Hakkın rızası için harcamayı lutfetsin.

“Cihat etmeyen dünya imtihanını kazanamaz ki!” Prof. Dr. Necmettin Erbakan.
Hayatlarına, mücadelelerine, hidayet, feraset ve dirayetlerine, cihat azimlerine, dimdik duruşlarına ve görmüş olduğu onca hıyanet ve yalnız bırakılma çabalarına rağmen Hocasına, davasına olan yıkılmış inançlarına, azim ve AŞKLARINA bakıldığı zaman, aslında tüm hayat ve mücadelelerinin Aziz Erbakan Hocamızın buyurdukları “Cihat etmeyen dünya imtihanını kazanamaz ki!” sözlerinin bir tefsiri ve davasına, aziz liderine olan bitmek tükenmek bilmeyen AŞKI olan Muhterem Ahmet Hocamıza bizleri asker yapan (inşallah öyleyizdir) Cenab-ı Allah (CC)a sonsuz şükürler olsun. Rabbim bu en büyük nimetin farkında olan ve şükrünü yerine getirmeye çalışan sadık, sağlam ve bahtiyar kullarından etsin bizleri inşallah.

HAK KUTBUNU temsil eden MİLLİ GÖRÜŞ davamızın HİKMET OKULU olan MİLLİ ÇÖZÜM ekibinde olmayı bizlere nasip eden CENAB-I ALLAH (CC) a sonsuz şükürler olsun.
Muhterem Ahmet Hocamızın ifade buyurdukları gibi: “Bu davaya layık olmaya zaten olamayız ama Allah (CC) bizleri bu davaya nankörlük edenlerden etmesin inşallah”. Rabbim, bize sunulun en büyük nimet olan davamız nimetinin farkında ve şuurunda olanlardan etsin bizleri, deryanın içinde olup da kıymetini bilmeyen balık gibi etmesin inşallah. Aziz Erbakan Hocamızın bir dualarını tekrar hatırlamakta fayda var: “Allah (CC) bu davadan nasibimizi kesmesin inşallah!” Rabbim Aziz Erbakan Hocamızdan ve Muhterem Ahmet Hocamızın sonsuz razı olsun; hatalarımıza, eksiklerimize rağmen, Onların yüzü suyu hürmetine bizlere acısın, mağfiret etsin; bizleri temizlesin ve bu dünyada mübarek yolları ve izlerinden, ahirette ise (Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam Hazretleri ile de) hepsinin mübarek dizleri dibinde olma şeref ve bahtiyarlığına ulaştırsın inşallah.

İmtihan
Kuran’ı Kerim de geçen Talut ve Calut meselesinde yer alan ve Talut’un komutan olarak atanmasından Calut’la karşılaşmasına kadar geçen süreçte cereyan eden sadıkları tespit etme olaylarına ne kadar çok benziyor. İmtihan aynı, rolleri oynayanlar değişiyor. Allah (c.c.) bizleri son nefesimiz de dahil davamıza, Erbakan Hocamıza ve Ahmet hocamıza sadakatten ayırmasın.

Allah cc razı olsun
Tek yareni ve yardımcısı bir avuç sadık Milli Çözüm ekibi arkadaşları olan bu Zatı tanımak, Onun talebesi ve takipçisi olmak bizler için ne büyük şans ve bahtiyarlıktır. Ya Rabbi bizi rızandan, Hak davandan ve bu kutlu Milli Çözümcü dostlardan ayırma, ayaklarımızı kaydırma, bu hayırlı oluşumdan caydırma… Amin.

Gönlümüzden Geçenlerin Satırlara Dökülmüş Hali…
Üstadımız Ahmet AKGÜL Hocamız ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi…

Duanız duamızdır… yürekten amin diyorum…

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
10
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...