USLANDIM EY DOST!
Dalalet batağı, körletti aklım
Fıtrata İslam’a, isyandım ey Dost…
Cehalet ma’siyet, kirletti aklım
Gaflet uykusunda, paslandım ey Dost…
Bu nefsü hevadan, usandım ey Dost…
Sonunda hidayet, erişti şükür
Hak-Bâtıl seçildi, elendi küfür
Her şeyde okundu, Rabbani mühür
Kahırla belayla, uslandım ey Dost
Faniden fenadan, usandım ey Dost…
Derken bir Güneş’e, uğradı yolum
Aydınlandı yönüm, sağım ve solum
Sarıldı duaya, davaya kolum
Kutlu bir Sultan’a, yaslandım ey Dost
Riyâdan nifaktan, usandım ey Dost…
Hakikati gördüm, hikmet öğrendim
Küfürden zulümden, hepten iğrendim
Kulluğa yöneldim, gayret giyindim
Hizmet kulvarında, koşandım ey Dost
Seraptan hülyadan, usandım ey Dost…
Hiç arslan çıkar mı, uyuz vaşaktan
Ayırmaz samanı, ahmak başaktan
Hak’kı bilmeyenler, ne anlar aşktan
Ateş böceğini, nur sandım ey Dost
Temelsiz davadan, usandım ey Dost…
Şuura kavuştum, huzura erdim
Dermanı bulmuştum, kayboldu derdim
Gönlümü meylimi, Mevla’ya verdim
İnsanlık onuru, kazandım ey Dost
Manevi marazdan, usandım ey Dost…
Şeytan vesveseyle, kurarmış tuzak
Kuruntu sahibi, korkuya tutsak
Kadere inanan, kederden uzak
Sayende cihadı, kuşandım ey Dost
Gururdan günahtan, usandım ey Dost…
Bir avuç sadıkla, sefere çıktık
Deccal’e Süfyan’a, kurşunu sıktık
Hainden zalimden, billahi bıktık
Bu fani dünyadan, boşandık ey Dost
Hayattan ve candan, usandık ey Dost…
İslam hayr kaynağı, nur çatısında
Hiç kusur olur mu, Hak yapısında
Şeref; Kıtmirlikmiş, Dost kapısında
Kur’an fezasına, uzandım ey Dost
Bunalttı ayrılık, usandım ey Dost…
Toprak hava yağmur, ab-ı Kevserin
Beş iklim dört mevsim, sıcak ve serin
Herkes Senin kulun, her şey eserin
Lütfunla donattın, ihsandım ey Dost
Cümle masivadan, usandım ey Dost…

UYAN MASİVAYA GÖNÜL
UYAN MASİVAYA GÖNÜL
EY NEFSİM BIRAK FANİ DÜNYAYI,
HERŞEY SENİN OLSA DOYAMAZSIN Kİ!
KİM BİLİR ÖMRÜNÜN NERESİNDESİN ?
BELKİ DE GELDİN SON DEMİNDESİN ?
EYVAAH DEMEDEN UYAN GAFLETTEN !
SONRA PİŞMAN OLURSUN TÜRLÜ GÜNAHTAN,
YARIN OLUR DİYE ERTELEMEYESİN ,
SONRA EBEDİ PİŞMANLIK ÇEKERSİN,
RABBİM BİZLÈRİ KULLUĞA LAYIK EYLEDİN,
CENNETİN CEMALİN NEOLUR NASİP EYLE !
AMİN
Nefsim
Ey nefsim doğru söyle iman bu ise inkar nedir ?İslam bu ise isyan nedir ?ihlas bu ise infak nedir?ihsan bu ise tuğyan nedir ?irfan bu ise küfran nedir?ey nefsim bilki huzur hevada değil hüdadadır kurtuluş boş iddialar da değil ibadet hizmet ve duadadır şeref ve onur malda makamda deyil kutsal davadadır gerçek mutluluk hayali senaryolar da değil hakikat sevdasındadır
Sadıklar
Gerçek ile ilgilenemeyelim diye her yanımızı binlerce gereksiz iş ile donatan şeytan ve askerlerine karşılık inatla ve dirençle Hakk Teala’ya yönelen ve bu yolda herhangi aksama yaşamayan sadıklar topluluğundan Mevlam ayırmasın bizi. Yoksa şu ahir zamanın gereksiz ve değersiz işler bombardımanı karşısında dayanacak takat zor bulunur.
DOST BİLDİK EY DOST!
Her satırı hikmetli,her yanı ibret
Hulki Azim’den alır,ilham inayet
İman aşk azim içre,eşsiz cesaret
Dostunun Dostu’nu hem,dost bildik ey Dost!
Hiç layık olmasak da,ayırma ey Dost!..
Davanın güneşi
Derken bir Güneşe, uğradı yolum
Aydınlandı yönüm, sağım ve solum
Sarıldı duaya, davaya kolum
Kutlu bir Sultana, yaslandım ey Dost
Riyâdan nifaktan, usandım ey Dost…
Rabbim Mahşerde bizleri “o güneş” ile beraber Rasulullah’ın Liva-ul Hamd sancağı altında buluşmayı nasip etsin inş.
Şükür, Sabır ve Dua Etmeli…
Emek verilip istifademize sunulan bu hikmetli dizelere bizlerin yorum yapması, ancak teşekkür babından yorumlardır. İtiraf etmek gerekir ki; Milli Çözüm’ün hikmet menbaı şiirlerine yorum yaparken, insan hayli zorlanıyor. Bu şiire yorum yapmak yerine, Hz. Peygamber Aleyhissalatu Vesselam Efendimizin okunmasını tavsiye ettiği bir duayı yazacağım.
“Ey Allah! Uyumayan (koruma) gözünle beni koru, erişilemeyen rüknünle beni kuşat (koruma altına al). Bana yeten güç ve kudretinle bana rahmet eyle. Dayanağım, umudum ancak Sensin. Nice nimet var ki o nimeti bana lütfettin ama karşılığında benim Sana şükrüm az oldu. Nice belâ ve musibet var ki onunla beni imtihan ettin ama bu bela ve musibetler ânında benim Sana sabrım az oldu.
Ey nimetine karşı şükrümün azlığına rağmen beni mahrum etmeyen, imtihanına karşı sabrımın azlığına rağmen beni yalnızlığa terk etmeyen ve ey beni günahlar yaparken gördüğü halde rezil etmeyen (Allah’ım)!
Ben Senden dilerim ki; İbrahim (A.S.)’a salât ettiğin, bereket verdiğin ve rahmet ettiğin gibi Muhammed (A.S.)’a ve Âline de salât edesin. Şüphesiz Sen Hamid ve Mecid’sin (Hamde lâyıksın ve ulusun).
Ey Allah’ım! Dünyamın (imkânlarını bahşetmeni) vesile kılarak dinimi (yaşama) konusunda bana yardımcı ol. Yanında olmadığım (evladım, âilem ve malım gibi değer verdiğim) şeyler konusunda beni muhafaza eyle. Yanlarında bulunduğum şeyler hususunda da beni nefsime havale etme.
Ey kullarını bağışlamak için bir şeyini noksan etmeyen Zât! Sana noksanlık getirmeyen mağfiretini lütfeyle, günahlarımı bağışla.
Ey benim İlâhım! Ben Senden (her sıkıntı ve zorluktan) en yakın çıkış (itirazsız) pek güzel sabır dilerim, her belâdan uzak bir âfiyet dilerim, âfiyet karşılığında şükretmeyi dilerim. Âfiyetin devamını niyâz ederim ve insanlara muhtaç olmamayı isterim. Mâsiyetten uzak durmak ve taate güç yetirmek ancak O ulu ve Yüce olan Allah’ın yardımıyla mümkündür.”