Yüce Meali Tamamlamanın
ŞÜKRAN ŞİİRİ
Meal-i Kerim’i, bitirdik şükür
Gayrı buyur da gel, ne gam ey ölüm…
Her kelimesinde, ettik tefekkür
Yardım eden dostlar, hep Kevser gölüm
Hoş sefa gelesin, düğünüm ölüm…
Mana ve maksadı, sezilsin diye
Bin tekrar hazmedip, süzülsün diye
Hikmet semasında, gezilsin diye
Sırlı mesaj saklı, her sure bölüm
Bizi Rabb’imize, ulaştır ölüm…
Kur’an konuştukça, susar kefere
Akılsız asılsız, laflar rastgele
Askerliğim bitse, alsak tezkere
Hak yolum sürdürsün, dostlarım dölüm
Sonsuzluk diyara, biletim ölüm…
Tercüman olduksa, Yüce Kur’an’a
Nurları yayılsın, âlem dört yana
Mehdiyet mührünü, vurup devrana
Sonra yansın beden, savrulsun külüm
Bize matem değil, müjdedir ölüm…
Kur’an hükmün hâkim, eyleyip hayran
Lütfet Adil Düzen, hakiki bayram
Mü’minler melekler, huzurla seyran
Bu hasretle bağda, solmasın gülüm
Öyle mahcup mahzun, gelmesin ölüm…
İslam saadettir, Allah yapısı
İman amel cihat, cennet tapısı
Ölümle açılır, ebet kapısı
Kabrim olacaksa, hoş cennet holüm
Azrail müjdecim, beklerim ölüm…
Hata noksanımız, kılsan mağfiret
Meal günahlara, olsun kefaret
Kalmasın mü’mine, asla kin nefret
Şefkat ve merhamet, yeşersin gönlüm
Bu şuur huzurla, yetiş ey ölüm…
Ayağım kaydıkça, hep Sana geldim
Ben bin kusurluyum, Sübhana geldim
Ayet Hadis ile, ihsana geldim
Açılsın perdeler, çekilsin tülüm
Beni Dosta götür, haydi gel ölüm…
Sakın münafıktan, Bel’am âlimden
Mücahit usanmaz, gayret talimden
Ölümü öldüren, korkmaz zalimden
Hak hâkim olur da, biterse zulüm
Elbette bekleriz, buyursun ölüm…
Milli Çözüm sadık, seçkin bir ekip
Kitap Sünnet dava, ederler takip
Şeytan avanesi, bizlere rakip
Hep bağ-ı cinana, döndersen çölüm
Beden alıp bin can, versene ölüm…

Ameli güzel olan korkar mı ölümden
Kur’an konuştukça, susar kefere
Akılsız asılsız, laflar rastgele
Askerliğim bitse, alsak tezkere
Hak yolum sürdürsün, dostlarım dölüm
Sonsuzluk diyara, biletim ölüm…
Kur’an-ı Kerim, Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı.
“Kur’an-ı Kerim;
Mekke’de indi,
Mısır’da [i](Kahire’de)[/i] okundu,
İstanbul’da [i](Türkiye’de)[/i] yazıldı…”
Sözü, şimdi daha bi mana kazandı. Elhamdülillah!
Allah (c.c.) razı olsun
Öyle bir Meal ki; sayısız tefsir okumuş gibi sizin fikri hazinenizi zenginleştiriyor. En önemlisi ifadelerde muğlaklık yok, güncel dilimizle yazılmış ve güncel benzetimlerle donatılmış. Ufuk açıcı, gayrete teşvik edici. Aynı zamanda Kur’an’ın tanımamızı isteği tüm çevremizi (dost, düşman, kainat vs) tüm açıklığıyla bize tanıtıyor. Rabbim razı olsun.
Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar; sadece İslam’ın değil, bütün insanlığın ilahi huzur programı ve her türlü sorunlardan kurtuluş kaynağıdır
Kur’an-ı Kerim:
•1- Dikkatle ve Allah kelamı bilerek okumak
•2- İlahi mesajını anlamak ve mesuliyetlerini kuşanmak
•3- Emredileni uygulamak ve hayatımızı Kur’an’a uyarlamak
Üzere gönderilmiş ilahi kitaptır.
Öyle ise;
•a) Ne dediği anlaşılmadan ve buna ilgi ve ihtiyaç bile duymadan okunup tekrarlanan
•b) Mana ve mesajını anlasa bile, işine gelmediği ve nefsini yenemediği için uygulanmayan..
•c) Kur’ani hükümlerin kolayına ve çıkarına uygun gördüklerine sahip çıkıp, dünyalık makam ve menfaatlerine ve şehevi arzularına aykırı emirlerini gereksiz ve geçersiz bulan veya çarpıtıp keyfince yorumlayan kimseler, kendileri Kur’an’a değil, Kur’an-ı kendilerine uydurmuş sayılır.
“Onun (Kur’an’ın) tevilinden (açık ve asıl hükümlerine değil, saptırılmış veya gafletle yanlış yapılmış yorum ve tefsirlerinden) başkasına (Kur’an’ın aslına) bakmazlar mı?” (Araf: 53) ayeti bu durumu anlatmaktadır.
Velhasıl, Kur’an sürekli okunmak, anlamak ve uygulamak üzere, herhalde başvuracağımız, yanımızdan ayırmayacağımız bir hayat-memat (dünya ve ahiret) saadet programıdır.
Rabbim, Üstad Ahmet Akgül hocamızdan razı olsun, ömrüne bereket versin, başımızdan eksik etmesin.. Bizleri Ona layık talebe etsin inşallah (Amiinn)
ADİL DÜZEN BAYRAMINA ULAŞTIR YA RABBİ!.
“KİTABA SARILMAK” HÜKÜMLERİNE TESLİM OLMAK VE ONU HAYATA HAKİM KILMAKTIR!
“Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut.” (Çünkü kitabın hükmü ancak Sağlam manevi teslimiyet ve ciddiyetle, Zahiri devlet otoritesi ve gücüyle yürütülebilir.) Böylece daha çocuk iken ona hikmet verdik.”
Meryem Suresi – 12
Kur’an yaşanılmak için indirilmiştir. Çok şükür ki Erbakan Hocamızın ve Ahmet Akgül Hocamızın çalışmaları bu konuda (Kuranı Doğru Anlama ve Yaşama Geçirme Konusunda) ümmete ışıktır. Yol göstericidir!.
ÇOK AZ KALDI!..
O’nun yokluğu cehennem karartısı gibi
Çökmüştü üzerimize,
Ve yeryüzüne…
Sahipsiz, öksüz kalmıştık
Canımızın Can Direği
Rahman’a hicret ederken ,
Vuslata ereken,
Gök ehli selam durup
Bayram ederken!..
Bizler boynu bükük
Mahsun,çaresiz
Haldeydik!..
Umutlar başka bir bahara mı kaldı?..
Diye düşünürken…
Birden!..
Can Özümüz’ün
Asil çizgisinden
Aşkın ilminden
Zirve hikmetinden
Beslenen
O ses duyuldu!..
Sonsuz Aklın
Mutlak gerçeklerinden
Al-imran 144’ü
Yeniden duyurdu
Sağırlaşmış kulaklarımıza
Pas bağlamış bağırlarımıza
Düşünmeyi unutmuş Beyinlerimize…
“(Hz.) Muhammed, ancak bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? (Kaldı ki) İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.”
Sonra,
Köklü iman
Ve sağlam şuur kazandıran,
Ümit ve heyecan
Sadakat ve kemalat
İstikamet ve dirayet Aşılayan!..
Tevhidi bir bilinçle
Aşk nehrinin
En berrağından yıkanan
En coşkunundan sulanan!..
Bende-i Hak olan…
İman dolu yüreği
Bükülmez bileği ile,
Adanmışlığın nasıllığını
İlmek ilmek dokuyan,
Adam gibi adamlığın
Kitabını yazan!
İşin Sahibi’nin
Şah’ın Naibi’nin
Sedası kapladı
Yeri,göğü
Mümin gönülleri…
Üstad,
Bezm-i Elest’te
Rahman’a
Verilen SÖZÜ hatırlattı!..
O doğrultuda,
Dar-ı Dünya’da
Kalkarken başparmaklar
Hocam’a verilen
SÖZ’ü anımsattı!..
Tekrar imanla
Ümitle
Heyecanla
Onardı yeniden
Kırık kalpleri…
Umut aşıladı
Güldürdü
Donuk yüzleri…
Kur’an ile
Meal ile dindirdi,
Yoğurdu
Temizledi yürekleri…
Sohbetiyle
Şiiriyle,kalemiyle…
Hikmet-i Kur’an ile
Himmet- Sultan ile
Bir bir devirdi,
Devirmekte
Şeytani kaleleri!..
Şimdi,
Korkutan titretmekte Siyonun
İblis yuvası
Habis kalbi,
Zangır zangır
Sallanmakta
Deccal sistemi!..
Ve tedirginlikle beklemekte,
İstismarcı şebekleri
Din düşmanı terestleri
Kaypak ruhlu dönekleri…
Tüm sahteleri
Kahpeleri!..
Ol Cengaverler Cengaver’i!..
İlim,ihlas
Hikmet ve istikamet
Rehberi…
Muhterem Üstad,
Hakikatı sahiplenerek
Yüklenerek Kutsal Yük’ü,
Haykırdı
Açıkladı
Tüm Aleme
Bütün hükümleriyle
Kitap-Sünnet bütünlüğünde
Kelâm-ı Kadim olan
Yüce Kur’anı…
Hemde bütün ayetlere
Tek tek dikkatle!..
Yoğun tefekkür
İlmi bir dirayetle
Yüksek bir
Sorumluluk bilinci
Ve hassasiyetle!..
Mutlak gerçeği
En güzel bir biçimde
Şerh etti,
Bu ne büyük bir hizmetti!..
O Şah Sultan’ın
Kutlu adı ve hatırına,
O’nun öğreti
Ve programları ışığında,
Millete
Ümmete
Ve tüm dünyaya
Yeniden nizam verecek!..
Açılan Hak Sancağını
Zafer burcana dikecek!..
Artık,
Adil Düzenle
Tüm mazlumlar gülecek,
Bütün insanlık,
Saadete erecek!..
Elimizi çabuk tutmalı
Manen diri olmalı!..
Ömür sermayesi bitiyor
Fırsat gidiyor,
Çok az aldı
Şimdi hizmet zamanı!..
Okuma ve yazması olan herkesin rahatlıkla rabbimizin buyruklarını anlamasına ve uygulamasına imkan sağlanacak şekilde hazırlanan bu MEALİ KERİM , sahte şeyh hoca alim kılıklı kimselerin İPLİĞİNİ DE PAZARA ÇIKARMIŞTIR.
Kur’an’ın iniş amacı , Kur’an’ın arapçasını okumakdan ziyade mealini okumak yani Allah’ın ne dediğini anlayıp hayatımıza uygulamaktır. Çünkü Kur’an sadece ölülere okunmak için değil asıl dirilere fayda sağlamak üzere gönderilmiştir. Dolayısıyla bu dünya hayatında rabbimizin buyruklarını uygulamamızı bizlere ve insanlığa kolaylaştırmasına yani günümüze indirgenerek anlamamıza en büyük vesile oldu.
Ve sonsuz şükürler olsun Rabbimize ki, bu çalışmadan şunu görmek mümkün: Okuma yazması olan her insanın rahatlıkla anlayıp hayatına uygulayabileceği bir meal çalışması olmuştur. Hiçbir sahte şeyh hoca alim kimselerin kendi hesablarına veya bağlı oldugu gönül verdiği siyasi iktidarlara ve güç odaklarına uygun şekilde insanları aldatmaya kandırmaya yeltenmelerinin önünü kesen bir çalışma olmuştur ELHAMDÜLİLLAH.
Hz Aişe Annemize malumunuz Peygamberimizin ahlakı sorulduğunda ; O’NUN AHLAKI KUR’AN’DI demişti. Buradan Ahmet Hocamızın ifadeleriyle; Kur’an CANLI PEYGAMBER SAYILIR ve NÜBÜVVET İHTİYACINI DA KARŞILAMAKTADIR hükmüne haklılık kazandırdığı gerçeğinden hareketle ; Milli Çözüm ve Şahsi Manevisi Üstad Ahmet AKGÜL Hocamız KUR’AN VE SÜNNETİ BÜTÜN AÇIKLIĞIYLA ORTAYA KOYARAK ÇAĞIMIZIN TERCÜMANLIĞINI EN İDEAL BİR BİÇİMDE YERİNE DE GETİRİLMİŞ OLUYOR.
Şunu da vurgulamadan geçmeyelim Ahmet AKGÜL Hocamızın ifadeleriyle; Asla unutmayınız ki hiçbir meal, asla ve hâşâ, Kur’an-ı Kerim değildir. Ancak her toplumun kendi ana diliyle, Kur’ani mesaj ve müjdeleri anlamasına, Dinimizin temel kaynağı ile akli ve kalbi irtibat kurup İslam’ın hikmet ve hedeflerini kavramasına yardımcı olmak niyeti gözetilmiştir.
Okuma ve yazması olan herkesin rahatlıkla rabbimizin buyruklarını anlamasına ve uygulamasına imkan sağlanacak şekilde hazırlanan bu MEALİ KERİM , sahte şeyh hoca alim kılıklı kimselerin insanları ve İslam’ı kendi çıkarlarına kullanma ve ifade etme yanlışlığını ellerinden almıştır. Tüm din İslam istismarcılarının ipliğini pazara çıkaran bir meali kerim olmuştur. Bundan dolayıda başta Muhterem Ahmet Akgül hocamıza ve emeği geçen tüm kardeşlerime büyüklerime sonsuz teşekkür ediyor Rabbim gücünüze güc katsın duası ve temennisiyle ellerinizfen öpüyorum Muhterem Hocam.
YA RAB !
Furkan 50
Andolsun bunu (Kur’an’ı), onların arasında, öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde (Resulün dili ve haliyle) açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük ederek (bile bile) ayak diretip (karşı çıkmışlardır).
Kur’an ile dirildi gönüller , canlar !
Biz bu sevda ile dirildik Ya Rab !
Nefis çıldırdıkça ,gezdik sayfanda !
Safha safha yol aldık utandık Ya Rab !
Gönül biçareymiş senin yolunda !
Kurbanın olayım ,kavuştur Ya Rab !
Zikrinle çoşturdun bi çaraleri …
Bizi bize dönder kul etsen Ya Rab!
Nurlu kitabınla yolumuzu bulduk!
Meali Kerimle ilme kavuştuk …
Her zaman huzurunda biz hep mutluyduk…
Sadıklarla cennetinde buluştur Ya Rab !
Ahmet Hocamızın yorumları ile …
Abdullah Hocamızın gayretleriyle…
Ve Aziz Sadık abilerimizle ;
Ne büyük hizmettir Elhamdülillah…
Rabbimiz okuyup anlayan hayatına tatbik edip cihat ehli olmayı nasip eylesin…Amiin
ÖLÜMDEN KAÇMAK VE ÖLÜME GİTMEK
[i][b]“(Ey Resulüm, cihaddan kaytaranlara) De ki: “Eğer ölümden veya katledilmekten (korkup) kaçıyorsanız, (bu) kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; (yanlış bir zanla) böyle olsa bile, (o takdirde yine) pek az (bir zaman) dışında (dünyada sürekli) metalanıp-yararlandırılmazsınız (ölümden asla kurtulamazsınız.)”[/b][/i] (Ahzap: 33:16)
Rabb’imiz, Ayağım kaydıkça, hep Sana geldim, ben bin kusurluyum, Sübhana geldim, bizlere ölümü öldürmeyi lütfeyle.
Kur’an-ı Kerim’in; mana ve maksadını sezelim diye, bin tekrarla hazmedip süzelim diye, hikmet semasında gezelim diye, her sure bölümündeki saklı sırlı mesajları görelim diye Yüce Kur’an’a tercüman olan Meal-i Kerim’i hazırlayan MİLLİ ÇÖZÜM’e şükranlarımızı sunar, Rabb’imize Hamd ederiz.
Rabb’imiz, Meal-i Kerim’i günahlarımıza kefaret eyle, hata noksanımızı mağfiret eyle.
Rabb’imiz, İman şuuru ve huzuruyla ölümü bizlere yetiştir. Öyle mahcup mahzun, gelmesin… Azrail müjdecimiz olsun, hoş sefa gelesin, düğünümüz olsun, bizi Rabb’imize ulaştırsın, sonsuzluk diyarına biletimiz olsun, bize matem değil, müjdeler olsun, kabrimiz, hoş cennet holümüz olsun, buyursun gelsin, gelip bizleri Dosta götürsün, Bedenimizi alıp bin can versin. Elbette bekleriz, buyursun ölüm… AMİN.
Hergün mutlaka enaz 3 sayfa okumalıyız
Hak batıl mücadelesini anlamak icin öncelikle Rabbimizin kıyamete kadar guncelliğini koruyacağı mubarek kelamı olan Hz. Kuranı okuyup anlamamızı sağlayan muhterem Ahmet Hocamızdan Allah razı olsun. Hepimizin maddi manevi hastalıklarına şifa olması için Hocamızın defaatle yılladır üzerinde durduğu konu öncelikle hergün enaz 3 sayfa okumamız konusunda hatırlatma yapmaktadır. Yıllarca süren, onlarca insanın gece gündüz üstün gayret ve emeği ile ortaya çıkan Meali Kerimi okuma ma gafletimizden tembelliğimizden Allah (c.c) sığınmalıyız.
Yüce Meal Asrımız da İnsanlığa Sunulan En Kıymetli Eserdir
Yüce Meali Tamamlamak, asrımız insanının ve Müslümanların sorularına ve sorunlarına ışık tutacak; orijinal mana ve mesajları hazırlaya bilmek için:
a- “Marziyat-ı İlahiyi” yani Allah’ın o ayetle asıl muradını ve maksadını sezecek basiret ve feraset sahibi olmak,
b- Farkına vardığı hikmet ve hakikatleri de cesaretle ortaya koyacak bir dirayet sahibi olmak,
c- Taklitçi ve nakilci olmaktan ziyade çağdaş konulara ve sorunlara Kur’ani çözüm üretme yetenek ve yeterliliğine ulaşmakla mümkün.
Meal’i Kerim’i yorumlayan Üstat Ahmet Akgül Hocamız, çok ciddi araştırma ve kafa yormalar sonucu Allah’ın lütfu inayetiyle hazırlayıp en az beş farklı dilde yayınlanan “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitapları ile… Ve yine 40 yılı aşkın bir sürede ve çok ciddi bir emekle hazırladığı ve hâlâ her kelimesi üzerinde çaba harcayıp yoğunlaştığı… Ve özellikle bu asrımız insanının ve Müslümanların sorularına ve sorunlarına ışık tutacak orijinal mana ve mesajları içerdiği görülmektedir.
“Dünyaya niye geldim, ne haldeyim ve nereye gitmekteyim?” diye, kendimize sormamız gereken en önemli soruları sorduğumuz da; cevabını bulacağımız açıklıkta, şüpheye fırsat vermeyecek bilgelikte hazırlanmış olması Meal’i Kerim’in dikkat çeken ayrı bir özelliğiydi.
“Kur’an-ı bizzat bize iniyor, bizi uyarıyor, bize emrediyor, bize yön gösteriyor gibi okumadan, O’nu doğru anlamak ve uygulamak imkânsızdır” kanaatiyle hazırlandığından, Meal’i Kerim günümüze ışık tutmakta ve Kur’an’ın gönderilme muradına ve maksadına ulaşıla bilmekte.
Üstadımız, Mısır ziyaretinde bazı ayetlere ilmi ve ilginç yorumlar getirmesi, ekonomik, siyasi, sosyal ve ahlaki sorunlarımıza Kur’ani çözümler üretmesi Ezher Ulemasında hayret ve hayranlık uyandırmış ve bunun hikmetini sorduklarında, onlara:
“Arapçayı iyi bilmek yanında “Allahça”yı da iyi bilmek, yani ayeti kerimelerdeki Allah’ın muradını ve maksadını çok iyi ve dikkatli olarak sezme gayreti göstermek, Kur’an’ı daha iyi anlama fıkhımızı (kavrama ayarımızı) ve ilahi mesajına uygun manalar çıkarma feraset ve furkanımızı artıracaktır” izahını haklılık ve saygınlıkla karşılamışlardır.
Şu hadisi şerifi Üstadımız rehber tutmuşlardır “Tilavetle (okunup tekrarlanan) Kur’an değildir. (Başkalarından duyduğunu ve kitaplardan okuduğunu ezberleyip nakletmek) şeklindeki rivayetçilik de ilim değildir. Ancak Kur’an hidayet iledir. (İnsanların ekonomik, siyasi, ahlaki ve ilmi sorunlarına gerekli ve gerçekçi çözüm ve çareler üretip, onlara yol gösterme kaynağı yapılırsa Kur’an amacına erişir). İlim de dirayet iledir. (Sarih ayetlere ve sahih hadislere dayanarak ve icma-ı ümmeti hesaba katarak ulaşılan yeni ve yeterli kanaatleri ve içtihadi neticeleri) Cesaret ve metanetle savunabilme ve bunları uygulayacak ortam ve otoriteyi (Adil devlet ve hükümeti) kurabilme gayret ve iradesi ile ilim meyvesini verir). (Ramuz-ül Ehadis. 4474 Nolu Hadis. Deylemi’den tahriç edilmiştir.)
Üstadımızın verdiği manalar ve yorumlarla şekillenen bu Kur’an-ı Kerim Meali, tam elli yıllık yani yarım asırlık ciddi ve mesuliyetli bir gayretin, inayeti ilahi neticesindeki meyveleridir. Kendi özel kütüphanesindeki 7-8 bin ciltlik kaynak eserler yanında, tefsirle ilgili internet sitelerinde, ayrıca Mısır, Libya ve Hicaz ziyaretlerinde tanıştığı âlimlerin sohbetlerinde sorup-müzakerede bulunup edindiği bilgiler ve özellikle “Ey iman edenler, eğer siz Allah’tan hakkıyla korkacak (her türlü küfür ve kötülükten sakınacak ve O’nun rızasını arayıp ahirete hazırlanacak) olursanız O (Allah CC) size (Hakkı batıldan, helali Haramdan, dostu düşmandan, mümini münafıktan, doğruyu yanlıştan fark edip ayıracak) bir furkan (feraset ve basiret) verir” (Enfal: 29) ayetiyle müjdelenen manevi bilinç ve bereketle bu mealin hazırlanı vermiş olması asrımız insanının ayrı bir değeridir.
Asla unutmayınız ki hiçbir meal, asla ve hâşâ, Kur’an-ı Kerim değildir. Ancak her toplumun kendi ana diliyle, Kur’ani mesaj ve müjdeleri anlamasına, Dinimizin temel kaynağı ile akli ve kalbi irtibat kurup İslam’ın hikmet ve hedeflerini kavramasına yardımcı olmak niyeti gözetilmiştir. Namaz dışındaki bütün ibadet ve dualarımızı kendi dilimizle ve samimi bir gönülle yapmak elbette caizdir ve güzeldir. Namazda ise bir Fatiha-i Şerifi ve birkaç namaz suresini Arapça orijinaliyle ve kısa mealiyle birlikte ezberleyip öğrenmek ise herkes için kesinlikle gereklidir ve zaten bu kolaylıkla mümkün ve münasiptir. Unutulmasın ki iman ve imtihan bir ciddiyet ve gayret meselesidir.
Ahmet Hocamız, mealinde yeri geldikçe net ve sert ifadelerden sakınmamıştır, ki bu aynı zamanda Kur’an’ın bir yöntemi olmaktadır. Müşrikleri ve münafık kesimleri “Rics-necis” şeklinde nitelemesi, ilmiyle amil olmayanları “Kitap yüklü eşek”e benzetmesi, makam ve menfaat karşılığı zalimlerin fetvacısı kesilen Bel’am tipli âlimleri “Sürekli dilini uzatıp soluyan köpek” şeklinde vasfetmesi, Yahudi ve Hıristiyanların Siyonist ve emperyalist kesimlerini sıkça lanetlemesi, huşu’suz ve şuursuz gafletle ve taklitçilikle namaz kılanları şiddetle kınayıp “Veyl olsun – cehenneme dolsun” diye uyarıvermesi bizzat Kur’an’ın ifade tarzıdır. Yani kalkıp “Hoşgörülü olmamak ve sert üslup kullanmak”la suçlayanlar, ya kasıtlı bir karalama hesaplıdır veya Kur’ani metot ve manadan habersiz bulunmaktadırlar.
Oldukça titiz ve dikkatle uzun bir gayret sonucu ve ağır bir sorumluluk duygusuyla hazırlanmış olduğu halde Üstadımızın “Meal’de bazı hatalara ve noksanlıklara da elbette rastlanacaktır. Bunların farkına varan ilim erbabının ve değerli okurlarımızın bizleri uyarması çok önemli hayırlara vesile olacak ve kendileri hürmet ve takdirle anılacaktır; ve tabi unutulmasın ki bu kitap, detaylı bir tefsir çalışması değil, ama parantez içinde kısa izahlı bir meal hazırlığıdır.” Şeklide hatırlatmaları, alim vasfının bir yansımasıydı.
“Gerçekten, o kimseler ki, indirdiğimiz apaçık ayat-ı beyyinatı ve (Kur’an’daki) hidayet (koşullarını ve kurallarını bu) Kitapta insanlara ayan-beyan (şekilde) açıkladıktan sonra, (imkân ve iktidar odaklarından; ya zarara ve sıkıntıya uğrama korkusuyla veya makam ve menfaat umuduyla, bu ilahi hükümleri ve gerçekleri kısmen veya tamamen) gizlemeye (kasıtlı olarak gündeme getirmemeye, artık gereksiz ve geçersiz göstermeye yeltenip eğip bükmekte) olanlar (var ya)… İşte onlara hem Allah lanet edecektir, hem de lanet edebilen (herkes ve her şeyin) laneti onların üzerinedir” (Bakara: 159) “ayetinin ve tehdidinin muhatabı olmama” hassasiyeti, Meali Kerim’in her cümlesinde kendini hissettirmekte.
Bu Meal’i Kerim’in hazırlanmasında, basılmasında ve dağıtılmasında emeği geçen herkese ayrı ayrı tebrik ve takdirlerimi belirtirken, özellikle başta Üstat Ahmet Akgül Hocamıza şükranlarımızı arz eder, hürmet ve teşekkürlerimizi iletmek isterim.
http://www.millicozum.com sitesinden istifade edilmiştir.
Adil Düzen Kurulacak İnşallah
Aziz Erbakan Hocamız, rüya aleminde: “Adil Düzen kurulmadan, siyonizm yıkılmadan canımızı alma Ya Rabbi, fethi mübin gerçekleşmeden ve o uğurda mücadele etmeden canımızı alma Ya Rabbi, imanımız kemale ermeden canımızı alma Ya Rabbi, kardeşliğimiz olgunlaşmadan canımızı alma Ya Rabbi..” duasını bizlere öğretmişlerdi. Bu duanın gereğini yapan ve önümüzde bir ışık gibi bize yol gösteren Üstadımıza Mevlam hayırlı uzun ömürler versin. İnşallah Adil Düzen mührünü vurup gereğini yapmayı Mevlamız nasip eder.
Kur’an’ a hizmetkârız,i şükür Allahım şükür…
Seven arar be dostum, bu aşk sevdasız olmaz
Vuslat yolunu seçen, dertsiz davasız olmaz
Seherde seccadede, zikir duasız olmaz
Sadıkların serveti, gayret himmet teşekkür
Kur’an’a hizmetkârız, şükür Allah’ım şükür…
Allah c.c sizden ve emeği geçen kardeşlerden razı olsun Hocam. Cenab-ı Hakka sonsuz şükürler olsun. Siz bizim en güzel yol gösterinimiz oldunuz Allahın izniyle, böylesi kargaşa diyarında… Meal’i Kerim bizlere hayat suyu oldu, yüreklerimiz yandıkça sarıldık rahatladık.Bu dünyaya ne için geldiğimizi, kulluk vazifemizi, Doğruyu, yanlışı, sabrı , şükrü, manevi reçetemizin gönüllerimize şifa olduğunu aklettik. Rabbim hayırlı, sağlıklı uzun ömürler versin. Bizleri sadık talebe eylesin sizin önderliğinizde Milli Çözüme .
Yolun sonu vuslat olsun, ..
Allah sizlerden razı olsun hazırlanan meali
kerimle , kuran-i en açıklayıcı şekilde istifadenize sunan Ahmet Akgül hocamı ve milli çözüm ekibini. Rabbimiz dünyada izzet ve devlete ahirette cennet ve rüyete erişecektir inşaallah..
Ölüm dostun dosta vuslatıdır, sevgiliyle buluşmaktir ,
Damlanın deryaya ulaşmasıdır, dosta varmak içinde postunu feda etmektir, yani rahatindan feragat edip,
cevval bir savaşcı gibi, mertçe hakkı haykırmak, zalimin karşısında, mazlumun yanında olmak,
Yani erbakan olmak, erbakanca bakmak ve erbakanca girmek, şükürler olsun bu meziyetleri hatta daha fazlasını, yapan kutlu kervan aziz erbakan hocasının yolundan giden, iman edip hakkı hakikati ortaya koyan ,milli çözümün her ferdi adil bir düzen kurmak için canla başla çalışmaktadır. Ve ölüm aziz erbakan hocasına olan özleminin,ve hasretinin son bulmasıdır inşaallah şefaatine mazhar olalım…amin…..
ÖLÜMÜ ÖLDÜREN, ÂLEME MEYDAN OKUR!
Rabbim inayet buyur, sağa sola kaydırma
Huzurla oynayayım, kaderdeki rolümü!
Davanda daim eyle, yan çizip de caydırma
Atayım Şeytanlara, mutlu zafer golümü
Ama hâlâ hizaya, sokamadım gönlümü!
Matlubun Ma’bud’undur, herkes sevdiğin arar
Hidayet yetişmezse, zekâvet neye yarar
İman akıl ve cihat; bütün evreni sarar
Baharlara çevirdin, ruhumdaki çölümü
Ama hâlâ hizaya, sokamadım gönlümü!
Ecel gelmeden olmaz, Azrail emir kulu
Dünyataparlar görür, onu haşin korkulu
Kabir en kutlu kapı, şehadet açış kolu
Dünya dar gelir artık, çün öldürdüm ölümü
Ama hâlâ hizaya, sokamadım gönlümü!
Nice bin “ben” var imiş, geçtim benden içeri
Kefendir damatlığım, biçtim tenden içeri
Ne hikmetler okudum, ilim fenden içeri
Yazdığım yüzler kitap, sadece bir bölümü
Ama hâlâ hizaya, sokamadım gönlümü!
Şuur; takdirde hikmet, nefsinde suç bulasın
Benliğin toprağa göm, hiç ol ki güç bulasın
Müstakim mücahit kal, Hak’kı er geç bulasın
Saraylara değişmem, dostlarla dar holümü
Ah hakkıyla hizaya, sokabilsem gönlümü!
“El âlemden bana ne, devlet millet masaldır”
Diyen soysuz sorumsuz, için çıkar kutsaldır
Halka hayra aykırı, birçok fiil yasaldır
Boş veremem düzeni, hoş göremem zulümü
Hak’ka kurban olmaya, razı etsem gönlümü!
Yüz buruşmuş, göz patlak; burnuysa patlıcandır
Bedduayla çırpınır, sanırsın satlıcandır
Canana ulaşmanın, pahası tatlı candır
Deryaya varmak için, feda ettim gölümü
Ama hâlâ hizaya, sokamadım gönlümü!
Hak davaya hıyanet, edip riyaset kapmış
Milli Görüş hayalmiş, Haçlı Birliğe sapmış
Hasbiliği bırakmış, derdi nefsi hesapmış
Bu tipler Müslüman mı, yoksa gâvur dölü mü?
Ben hâlâ itminana, sokamadım gönlümü!
Ayağım kaydıkça, hep Sana geldim
Ben bin kusurluyum, Sübhana geldim
Ayet Hadis ile, ihsana geldim
Açılsın perdeler, çekilsin tülüm
Beni Dosta götür, haydi gel ölüm…
Teşekkür ve Minnet
Bizlere böyle imkan sunan Milli Çözüm ekibine Teşekkürü borç bilirim.
Emeği geçen herkesten Allah Razı olsun…
Şükür
Bizlere böyle eşsiz bir eseri istifademize sunan Kur’an-ı Kerim’in bu kadar net anlaşılır ve okuduğunda herkesin kolay bir şekilde aynı anlamı çıkardığı bu eseri başta Ahmet AKGÜL Hocamızdan ve tüm Milli Çözüm ekibinden Allah Razı olsun
Kuran-ı Kerim i dar bir kalıp içersine hapseden fikir ve düşünceleri yerle bir edip her dönem de ve her çağda güncellenerek herkesin okuduğu anda herkesin anlayabileceği şekilde sade bir anlatımı insanların hizmetine sunulmuştur Elhamdülillah Kuranı Kerim Milli Çözüm sayesinde tozlu raflardan inip insanların kalbine nüksetmiştir
“Sözün Bittiği Yer: Ölüm” dedikleri, meğer bu imiş…
“Sözüm bitti, gel ey ölüm” buyurdunuz.
Bize derlerdi ki: “Erbakan Hoca’yı bu kadar severken, O ölünce ne yapacaksınız, çok merak ediyoruz?”
Duymazdan gelirdik. Yok sayardık o ihtimali…
Bize acı O’na düğün olan o günde, O’nu toprağa gömdük ama Ruhu yüreğimizde yeşerdi. Hâlâ dipdiri-capcanlı… İlk gün gibi…
Aslında O’ndan sonra hiç yaşamadık, yaşamıyoruz, O’nunla birlikte kendimizi de gömdük… Yanına gidemediğimizden buradayız… Sadece O’na kavuşacağımız günü gözleyerek, diri taklidi yapıyoruz.
Siz de giderseniz, ve biz arkada kalırsak, en azından nasıl taklit yapacağımızı öğrendik.
Sadece biraz daha hasret yükleneceğiz.
Hasreti yükleyen, elbette sabrını da yükleyecektir.
Ebedi âlemde ayırmasın Allah…
Hürmetle ellerinizden öperim, Aziz Hocam…
Meal gunahlara olsun kefaret
Ayağım kaydıkça, hep Sana geldim
Ben bin kusurluyum, Sübhana geldim
Ayet Hadis ile, ihsana geldim
Açılsın perdeler, çekilsin tülüm
Beni Dosta götür, haydi gel ölüm…
Yeniden Dirilişin Adı: Mealikerim
İnsanlığın ihtiyacı olan ve günümüz olaylarına da ışık tutan mealikerim çalışmalarından dolayı Allah Ahmet Hocamızdan binlerce kez razı olsun.
Bizleri diriltecek ve şuura gark edecek olan bu müstesna eserle, aslında sonsuzluk da yakalanmış olıyor. Allah Ahmet Hocamıza hayırlı, uzun, bereketli ömürler ihsan etsin. Bizleri de bu hak davada sebatkar etsin inşallah