ZAMANE KAHRAMANLARI!
Hakaret silahım, hıyanet huyum
Nefsim için ülkem, bile yakarım…
Zemzem sanılır ya, zehirdir suyum
İçen manen ölsün, keyfe bakarım…
Tavrım riyakârlık, tarzım palavra
Kalıbım kahraman, kalbim paçavra
Hıyanet üretir, beynimde larva
Herkesin lafını, ağza tıkarım…
İşim rakiplere, kuyu kazmaktır
Dindarlık rolüyle, iman bozmaktır
Kof kabadayılık, esip tozmaktır
Deli katır gibi, tekme çakarım…
Mal makam uğruna, davamı sattım
Sakınmadan Hakka, bâtılı kattım
Kurtuluş zorlaştı, battıkça battım
Gayri bu bataktan, çok zor çıkarım…
Döneklik ahlâkım, işim tahribat
Peşime takmışım, nice tarikat
Tuzak hilekârlık, bende katbekat
Parlak bakır altın, diye kakarım…
Şantajlarım aştı, kâbusu bile
Pazarlık yaparım, namusu bile
At diye satarım, camusu1 bile
Dünya için Dinü, İman yıkarım…
Kahbelik sırıtır, mertlik pozuyla
Yiğitlik satılır, davul tozuyla
İsviçre Bank’taki, hesap kozuyla
Deşifre ederler, diye korkarım…
Zimmete geçirdim, milyar dolarlar
Halk farkına varsa, billah kovarlar
Siyona kaptırdım, yaka yularlar
Nerye çekerlerse, orya akarım…
Hırsıma yenildim, tuzağa düştüm
Şuurdan onurdan, uzağa düştüm
Artık müstahakım, kazığa düştüm
Akılsız kafama, kendim sıkarım…
Adil Düzen yoksa, adilik yaygın
Bu bozuk sistemde, hainler saygın
Kafalar kiralık, vicdanlar baygın
Yandaşın boynuna, tasma takarım…

Hırsıma yenildim, tuzağa düştüm
Şuurdan onurdan, uzağa düştüm
Artık müstahakım, kazığa düştüm
Akılsız kafama, kendim sıkarım…
Dünya çin davanı, satarsan eğer
Sonunda tükenip, kalırsın böyle!..
İçin dışa çıktı, münafık meğer
Palavra sıkarsın, sen sabah öğle
“Eğer utanmazsan, dilediğn söyle!..”
HAİNLER KİMDİR?
Hidayet kararmış, vicdanı çürük
Düşmana engeli, aşırtan hain…
Hak davadan kaçmış, yüzüne tükrük
Ucuz kahramanlık, şamatan hain…
Lafına aldanan, mücahit sanır
Ferasetli mü’min, özünden tanır
İçi dışa çıksa, Lavrens utanır
Kendi kalemize, şut atan hain…
Dindar geçinerek, dinsiz yağlamış
ABD AB’ye, umut bağlamış
İsrail’le normal-leşme sağlamış
Kahraman rolüyle, kırıtan hain…
Siyonizme sadık, taşeron olmuş
Lanete müstehak, bir Şaron olmuş
Yalanla yalama, çaçeron1 olmuş
Şeytanları bile, şaşırtan hain…
Cihat der can verir, bak on beşinde
Filistin kan ağlar, o rant peşinde
Üstüne yok nifak, haram işinde
Sizinle övünür, kör şeytan hain…
Gâvur imkân sundu, payın alacak
Borç alan emr alır, dibe dalacak
Ettiğin yanına, kâr mı kalacak
Ülkesi battıkça, sırıtan hain…
Yedi sülalene, yedi yüz sene
Yetecek mal çaldın, “yok yav!..” desene
Yakında Azrail, çöker ensene
Sadıklar sabrını, taşırtan hain…
İz’an ihlas bitmiş, sözleri bayat
Gafiller yutuyor, “oh, abı hayat!”
İlim yok irfan yok, kof edebiyat
Şiirle konuşan, şarlatan hain…
Kendin bilgiç sanır, va’za gelmiyor
Gurur abidesi, naza gelmiyor
Gazze yıkılırken, gaza gelmiyor
İsrail’i böyle, şımartan hain…
Dünya çin Din satan, elde boş sepet
Cehennemde yanar, ta ilelebet
Hep sizden cesaret, alıyor elbet
Filistin’e bomba, fırlatan hain…
Hırsıma yenildim, tuzağa düştüm
Şuurdan onurdan, uzağa düştüm
Artık müstahakım, kazığa düştüm
Akılsız kafama, kendim sıkarım…
Adil Düzen yoksa, adilik yaygın
Bu bozuk sistemde, hainler saygın
Kafalar kiralık, vicdanlar baygın
Yandaşın boynuna, tasma takarım…
Hak -Batıl savaşında enzor zaman olan Ahır zamandayız.Allah CC yar ve yardımcımız olsun..Zalimlerin hakketigi akibete biran evvel ulaştırsın inşaAllah
Bu şiirde öyle güzel bir ikiyüzlülük örneği sergilenmiş ki okuyunca insan kimin ne mal olduğunu çok iyi anlıyor buradaki kinaye kime ise herhalde bütün çift kimlikli iki yüzlü münafık tavırlı kimseleri şiir çok güzel anlatıyor hele bir de bu kimseler şayet iktidarda olurlarsa vah halimize vah halimize
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Eğer dileseydik (bel’am gibileri, lütfettiğimiz nimet ve faziletlerin kıymetini bilselerdi) onu bununla (kendisine verilen ilim ve hikmetler dolayısıyla) yükseltir (ve şereflendirirdik). Fakat o (bunları dünya rahatı ve menfaati için kötüye kullandı.) Arz’a (aşağılığa ve bayağılığa) saplandı ve nefsi hevâsına kapıldı. İşte onun misali o (kuduz) köpeğin haline benzer ki; eğer üzerine varırsan dilini sarkıtıp (ürkekçe) soluyuverir, veya kendi haline bırakırsan yine dilini uzatıp (tedirgin ve bitkin şekilde) soluyuverir… (Bu tiplerin ne mü’minler yanında kıymeti bilinir, ne zalimler katında rağbet edilir…) İşte ayetlerimizi (Hakk Dinimizi ve Adil Düzenimizi) yalanlayan ve yanlış sayan toplulukların hali de böyledir. Sen bu kıssayı (örnek ve ibret alsınlar diye) onlara anlat. Olur ki gereği gibi düşünür (ve gerçeği görür)lerdi.
Ayetlerimizi yalanlayanların ve (sapkınlık ve azgınlıklarıyla) yalnızca kendi nefislerine zulmedip (hüsrana uğrayanların) örneği (ve akıbeti) ne kötü (ve ürkütücü bir haldir).
(A’raf suresi 176.177 Ayetler)
Yalana başladın, açtın yolunu
Kırıta kırıta, buldun yolunu
Yıllar geçti kattın büyük oyunu
Ülke, vatan,millet satan olundu
Yatamadın,sabah akşam düşün yüzünden
Kahroldun giden malın mülkünden
Uydun yaptın bütün siyon görevden
Kalmadı dönüşün, dünya düzenin
Yaradan ne der bilmem halını
Dönermi aceb evvel halini
Geldin yolun sonu, dönüş olurmu?
Evvel ahir nolur bitir zalimi
Dindarlık rolüyle, iman bozmaktır
Maaalesef halkımız dindar kahraman yöneticilerimiz, liderimiz var diye hala gercekleri görmemek için bir sürü vebale ortak oluyorken
Mal makam uğruna, davamısını satanı görmek istemiyor .
Allah’a, Resulüne, Kitaplarına ve Ahiret gününü iman edenleri böylesine akılsız ve ahlaksız bir yaşam tarzını hoş görmesi,mümkün olmadığı gibi neme lazımca davranmaları da bu vebale ortak olmaktır.
ABsürecinde kendi kültür medeniyetimizin temel değerlerine taban tabana zıt birçok olgu maalesef işbirlikçi ve din tacide iktidar eliyle yasallaştırılmaktadır
Toplum ve sözde İslamcı taraftarlar, bu noktada duyarsız davranmaktadır. Bu ciddi bir tehlike olup, zalimlerle kötülüğü icra edenler aynı safta bulunmak ve aynı cezayı hak etmek anlamını taşımaktadır.
Aksini düşünenler cumartesi yasağını çiğneyen sahil kasabasının başına gelenleri kur’an-ı kerim’den Araf 163 169 okumalarında fayda vardır.
İhanetle ne kadar yükseğe çıkarsan,
Düşüşün de o kadar sert olur…
Son derece ürpertici dizeler kaleme alınmış. Bu şiirde geçen ve şahit olduğumuz tüm bu vicdansızlıklar , insan olan herkes için bu tehlikelerle başbaşadır her daim. Her daim İmanlarımızın hergeçen gün bir önceki günden bir adım daha öne çıkmasını olgunlaşmasını sağlamamız gerekiyor. Milli Çözüm makaleleri, Milli Çözüm şiirleri, Milli Çözüm’ün kitap yayınları, Ahmet Akgül Hocamızın günümüze endeksli tefsire ihtiyaç hissettirmeyen MEALİ KERİMİ, Milli Çözüm Videoları, Milli Çözüm Hizmetleri, ile meşgul olmak imanlarımızı kâmil manada olgunlaşmasına en büyük katkıyı sunacaktır. Ya değilse bir kısım hizmetlerimizi , iyiliklerimizi yeterli görür , kendimizi olduk sanırız ve hiç farkına varmadan adım adım uçuruma doğru yol alırız Allah muhafaza buyursun. Çünkü kimse bizim ayağımızı veya Allah bizim ayağımızı kaydırmaz; biz kendi ayağımızı kaydırırız… Rabbim böylesi akıbete düşme eğilimimizi bertaraf eylesin… Şeytan ve nefsimizle mezara kadar imtihandayız. Şiirde bahsedilen kahramanlık sanılan , kendimizi kandırmalarımız hiçbirimize uzak olmayan imtihanlardır…
Küçük nimeti küçük görme
Kimden geldiğine bak.
Küçük günahı küçük görme
Kime karşı Ona bak.
( Üstad Ahmet AKGÜL)
HADİD SURESİ 14. AYET
(Galibiyet döneminde ve ahirette münafıklar, sadık ve salih) Olanlara (yalvarıp): “Biz de sizlerle birlikte değil miydik? (Niçin şimdi bize yüz vermiyor ve sahip çıkmıyorsunuz?)” diye seslenince, onlar da derler ki: “Evet (önceleri bizimle beraberdiniz), ancak siz kendinizi fitneye sürüklediniz. (Hakk davadan vazgeçip bizim yenilmemizi ve zillete düşmemizi) Gözetleyip beklediniz. (Allah’ın va’adine karşı çeşitli ve şeytani) Kuşkulara kapılıverdiniz. (Nefsi ve dünyevi) Kuruntular sizleri yanıltıp günaha sevk etti. Sonunda Allah’ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldatıcı (olan şeytanlar ve şarlatanlar) da sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak, ve kendilerini sizden birileri gibi tanıtarak) aldatıp (peşlerinden sürükledi.)”
KELİMELERİN GÜCÜ ve ELÇİLERİN STRATEJİK DUASI!..
“(O) Allah (ki), mücrim olanlar (utanmaz günahkârlar) istemese de, Hakkı (Hakk olarak) Kendi kelimeleriyle (adalet düzenini zuhur ettirip) gerçekleştirecektir.”
Yunus Suresi 82
“Musa dedi ki: “Ey Rabbimiz! Hakikaten Sen, Firavun ve yakın çevresine, dünya hayatında çok çekici gelen (bir imkân, iktidar ve ihtişam) gibi ziynetler, mal (ve servetler) verdin. Rabbimiz (onlar bu nimetleri, halkı) Senin yolundan saptırmak için (kullanmaya girişti!) Ey Rabbimiz! Bunların servetlerini (mali ve ekonomik dengelerini) çökert ve batır… Onların kalplerini de (çeşitli) şiddet (ve dehşetle) sıkıştır. (Çünkü) Onlar (bu) acı azabı (ekonomik ve psikolojik bunalımı) görünceye kadar imana (ve İslam’a) yanaşmayacaklardır.”
Yunus Suresi 88
http://www.mealikerim.com
Mal makam, siyasi çıkar uğruna ruhunu şeytana satanlar, elini verip kolunu siyona kaptıranlar, yanlızca kendi çıkarını düşünürken kazdıkları kuyuya kendi düşen zavallılar artık sahte yüzünüz sırıtmakta ve yolun sonuna gelmiş bulunmaktasınız. Dünyada rezillik, ahirette hakettiğiniz akıbet sizleri beklemekte.
Bu, onların (başında; akılları ve vicdanları İslami gerçekleri ve Hakk Dinin gerekliliğini anlayıp) iman etmelerine (rağmen, işlerine gelmediği ve beğenmedikleri için) sonradan (içten itiraz ve) inkâra yönelmeleri (ama zahiren hâlâ Müslüman görünmeleri) dolayısıyla böyle olmaktadır. Bu yüzden kalplerinin üzerine mühür basılmış (hidayetleri kararmıştır), artık onlar (gerçeği ve başlarına geleceği) kavrayamaz konumdadır. [Not: Özellikle, önceleri safiyet ve samimiyetle iman edip hayırlı hizmetler yaparken, sonradan dünyalık heves ve hesaplar ve bulaştıkları günahlar yüzünden, adım adım nifak ve nankörlüğe sapan kimseler, daha tehlikeli ve tahripkâr olmaktadır. Zira gerçek mü’min rolü oynayarak Müslümanlara yaklaşmaları ve onları aldatıp avlamaları daha kolaydır. Ve herkesin kendisi gibi olmasını istemek fıtri bir sapmadır ve bozuk insan psikolojisinden kaynaklanmaktadır. Bu gibiler “Hidayeti (rüşvet) verip dalâleti satın almışlardır.” Bu alışverişleri de mutlaka ziyan olacak, artık hidayetten de mahrum kalacaklardır.] Münafikun 3
Adil Düzen yoksa, adilik yaygın
Bu bozuk sistemde, hainler saygın
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
(Ey Resulüm!) Bu nedenle Sen (kat’iyen) kâfirlere (ve zalim rejimlerine) itaat etme (boyun eğme); onlara karşı bununla (Kur’an ile) büyük cihad et! (Kur’an’ın hükümlerine uygun bir adil düzen ortaya koyup savunarak; inkârcı ve münafık zalimlerle mücadele yürüt ki, huzur ve haysiyetiniz buna bağlıdır.) (Furkan Suresi 52)
Üstad Ahmet Akgül bir sohbetlerinde anlatmışlardı.Elazığ yöresinde yaşayan bir derviş, hasbel kader zalimliği ile bilinen bir adamın tarla komşusulardı. Yaz günü çalışılırken bu zalim kişi, derviş olan zatı yemeğe davet etmişti. Derviş efendi, hem adamın hali hem de zalimliği nedeniyle önceleri bu çağrıya cevap vermese de ısrarla seslenmesi sonrası karşılık vermişti. Bu zalim kişi derviş efendiyi yemeğe çağırmaktaydı. Mecburen giden Derviş efendi bu kişi ile yemeği yemiş dinlenmekteyken, taşıdığı sorumluluk gereği Hakkı hatırlatmadan ve o kişiyi Hakka çağırmadan sofradan kalkmamak adına o zalim adama dönerek: “Yahu filan efendi!, Sen ne korkusuz, ne cesur, ne kahraman adamsın” demişti. kendisine yalakalık yapılmasına alışık olsa da Derviş efendiden bu övgüyü beklemeyen adam gerinerek: “Hayırdır Derviş efendi, ne ağalımı, korkusuzluğumu gördün” deyiverince, Derviş efendi: “Ben çocuk yaştan beri ibadet ve taatime dikkat ederim, Allah’ın yasakladıklarından kaçar, emirlerine koşarım. Ama halâ Cenab-ı Hakk’ın lafzı bir yerde geçse korkumdan ne yapacağımı şaşırırım. Oysa sana bak! Sen hiç Allah’tan korkuyor musun? Emrini yerine getirmek şöyle dursun, emirlerine karşı geliyorsun!” deyince adam içinde bulunduğu yanlışı anlayarak tövbe etmişti. Şiiri okuyunca, bugün ki korkusuz geçinen sahtekarlarığın kofluğunu anlatan bu kıssa hatırıma gelmişti. Evet, kahraman mı sahtekar mı oldukları çok yakında anlaşılacak olanlara Milli Çözüm Hakk’ı tebliğ görevini yerine getiriyordu. İnanıp inanmamak kişilerin kendi uhdelerinde…
Halkımız hakkı ve hayra uyanabilir ise
Sonumuz muhteşem olacak. Rabbim
İnsanlarımızın uyanmasını nasip etsin.
Her kim nankörlük yapıyor isyana inkara kalkışıyor bunların seçilmesi elenmesi için cenabı hak imtihan ediyor fethi mübini geciktiriyor. Manevi sorumluluklarımızın farkına varıp uyanmak nasip etsin inşallah rabbim.