Get Adobe Flash player
Reklam

İNSANLIK YANIYOR, ERBAKAN'I ARIYOR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

Aciz liderler, ucuz menfaatlerin ve geçici heveslerin peşindedir. Büyük liderler ise, kalıcı ve kapsamlı, ama uzun vadeli hedeflerin peşindedir.
 Çayır- çimen tohumu, birkaç günde yeşillenir, ama mevsimliktir. Meyve çekirdeği ise aylar sonra filizlenir, ağaç olması yıllar alı, ama sonunda kıymetli ve lezzetli meyveler verir.
 Bir fındık veya kayısı çekirdeğini, hemen kırıp yemekle, onları toprağa gizleyip filizlenmesini beklemek ve bakımını üstlenmek arasındaki farkı ve fazileti anlamayanlar, bu tohumların ilerideki marifetini ve meyvesini düşünmediklerinden, "yazık oldu, kırıp yiyeceklerine, toprağa atıp çürüttüler." diye düşünmektedirler.
 Ve yine şefkatli ve şerefli bir doktor, hastasının iç organlarına bulaşmış kanser hücrelerini tedavi etmeden yüze vuran sivilcelere merhem sürmekle veya sadece uyuşturucu verip acıları dindirmekle insanları aldatmaz ve oyalamaz...
 Ve işte hiçbir konuda böylesine pansuman tedavilere, palyatif ve yüzeysel tedbirlere asla tenezzül etmeyen, kalıcı ve kökten kurtarıcı çözümlere yönelen Erbakan Hoca, 11 aylık iktidar çekirdeklerini, kırıp yemekle etrafına ikram etmek yerine, bunların sürekli ve bereketli meyveler ve mutlu neticeler vermesi için Türkiye tarlasına dikiverdi.
 Filizlerini inşallah baharda, meyvelerini önümüzdeki yazlarda devşireceğiz. Ama şimdiden ortaya çıkan bazı olumlu neticeleri arz edelim..
 Bir yıl kadar süren Refah-Yol döneminde yapılan yüzlerce hayırlı ve başarılı hizmetler yanında, belki en önemli olanı toplumun gözünü açması ve Erbakan'ın gizli gerçeklere projektör tutmasıdır.
 Evet, Türkiye kamuoyu; Erbakan'ın hükümetteki bir yılında gözü açıldığı kadar, son elli yıllık demokrasi tarihinde gerçeklerin farkına varmamıştır. İnsanımız, Refah-Yol  döneminde bazı kurum ve kuralların perde arkasını anlamaya başlamıştır. Medya neymiş? Memleket kimlerin elindeymiş? Milli Güvenlik Kurulu ve kavramı nasıl istismar edilmiş? Demokrasimizin incecik yüzeyselliğine ve komik göstermeliğine karşılık "Derin Devlet" ne imiş? Koca bir millet, yönetim üzerinde hiçbir etkinliği olmadığı halde "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir" sözleriyle nasıl uyutulup eğlendirilmiş? Ve daha nice acı gerçeği Erbakan'ın bir yıllık hükümeti sürecinde, herkes gözüyle görecek ve eliyle tutacak şekilde anlamış, oynanan oyunların ve piyonların farkına varmıştır. Yalnız bu kadar mı? Hayır... Erbakan bir yandan bütün bu acı gerçekleri milletimize gösterirken, diğer taraftan gizli güç odaklarını, yerli suç ortaklarını ve onların hokus-pokus oyunların da mercek altına almaya ve milletin dikkatine sunmaya çalıştı. Erbakan adeta "gizli devletin ve karanlık güçlerin" röntgenini çıkarttı. Artık herkes çok şey biliyor ve milletimiz olayları daha net değerlendiriyorsa işte bu Erbakan'ın başarısıdır.
 Bu arada Erbakan Hoca çok dahiyane bir manevra ile bütün yanlışlık ve yamuklukların, "köşk, muhalefet, medya ve sömürcü sermaye" tarafından yapıldığını göstererek gerçek suçların ve sorumluların hepsini bir araya getirdi. Artık millet bir tarafa dayatmacılar ise öbür tarafa geçmiştir. Bundan böyle milletin işi daha kolaydır. Çünkü karmaşa kalmamıştır. Münafıkların farklılıkları ortadan kalkmıştır. İmam Hatip ve Kur'an Kursları şahsında "okul ve kitap" düşmanlığı yapanların, aynı döl yatağının ürünleri ve aynı karanlık odanın emirberleri olduğu artık anlaşılmıştır. Yeter ki sandık milletin önüne bir konsun. Bu da eninde sonunda olacaktır. Sun'i kamplaşmalar artık yerini, ister istemez, "Milli irade ile dayatmacılar" arasındaki tercihe bırakacaktır. Ve tabi diktacı sahte demokratlar ve dayatmacılar, yalnız ve yardımsız kalacaktır. Böylece yüzde doksan dokuzluk halkın yüzde birlik azınlık karşısında niçin bu kadar çaresiz ve yetkisiz kaldığı, iyice gün ışığına çıktıktan sonra, artık çözüm de asla zor olmayacaktır.
 Bunlara ilaveten Erbakan, çok büyük bir şeyi daha becerdi. Bu bozuk düzeni ve tabularını kendi mensuplarına çiğnetti. Bugüne kadar devamlı istismar ve suistimal ettikleri "Demokrasi, Laiklik ve İnsan hakları" gibi kurum ve kavramların, bizzat dayatmacılar tarafından açıkça terk edildiğini ve tepelendiğini herkese gösterdi. Karanlık odanın kiralık kabadayıları, cahiliye arapları gibi şimdi kendi putlarını çiğniyorlar... Ama eğer bu düzenin dejenere edilmiş değerleri, bizzat Erbakan döneminde ve baskıcı tedbirlerle yıkılsaydı altında kendisi de bizlerde ezilip kalcaktık. Çünkü sömürücü sermaye baronları, devrim yobazları ve din istismarcıları gibi bu düzenden memnun olanların hepsi, Erbakan'ı hedef alacaklardı. Sovyetleri tasfiye eden gorbaçov, enkaz altında kendisi kaldı ve kaymağını ise yeltsin'e kaptırdı. Ama şimdi Türkiye'deki bozuk düzeni, kendi sahipleri ihlal ediyor ve onların elinde can vermeye benziyor. Yani dışarıdan birileri yıkmış ve tasfiye etmiş olmayacak.  Bu bakımdan Erbakan'ın önce iktidardan uzaklaştırılıp muhalefete bırakılması, sonra da partisinin kapatılması, zannedildiği gibi bir başarısızlık değil, büyük atılımlar için yeni fırsatlar doğuracak olaylardır. Ve bütün bunları Erbakan zaiyat vermeden büyük bir basiret ve siyasetle yapmıştır. Hem de haklı çıkarak, güçlü çıkarak başarmıştır. Erbakansız geçen yılların nasıl sistemin iflasıyla sonuçlanacağına ve ülkemizdeki her kesimin nasıl Milli Görüşü dört gözle arayacağına birlikte şahit olacağız.
 Halbuki daha önce milletimizin zift gibi yakasına yapışan şimdiki hükümet partilerinin ve destekçisinin temsil ettiği eski İttihat ve Terakki zihniyetinden kurtulması için; nice on yıllardır, pek çok sahada, bir çok deneme yaşandı. Çeşit çeşit reçeteler ortaya kondu ve bir çoğu uygulandı. Bunlardan bazıları samimiydi, bazıları danışıklı döğüş şeklindeydi.. Bunlardan milletimize, Masonluk belasından kurtulmak için, merhale kazandıranı oldu, zaman ve imkan kaybettireni ve olayın oyalayanı oldu.. Elbette bu zift, milletimizin yakasından henüz çıkmadığına göre, yapılması gereken daha çok şey var demektir. Kurtuluş savaşı kazanmış bir millet, karşısında ölüm-kalım mücadelesi verdiği batıcı ve barbar zihniyetin egemenliği altına girdiğini,  ancak yıllar sonra farkedecekti. Kurtuluş çabalarının sonunda böyle bir batağa saplanması karşısında, milletin işi elbette kolay olmayacaktı. Bu işin en zor tarafı ise hiç şüphesiz, samimi kurtuluş gayretleriyle, bu çabaları akamete uğratmaya yönelik girişimleri ayırt edebilmekti. Evet... Az gittik uz gittik, yokuş gittik düz gittik, yaz gittik güz gittik... Ama sonunda tekrar yolun başına mı geldik? Sorusu ile yüz yüze geldik.
 Ülke niçin bu noktalara taşınmıştır? Kimler nerede ve nasıl hatalar yapmıştır? Şimdi şöyle salim bir kafa ile ve sükunet içinde bu soruların cevabını bulmanın zamanıdır.
 Her şeyden önce; perakende ve pejmürde cabalarla bu mücadeleyi kazanamayacağımızı artık anlamalıyız. Bakınız yıllardır kimi İmam-Hatip Okulu için bina yaptı... Kimi Kur'an Kursu ve Camiyle uğraştı. Kimi vakıf, dernek, tekke açtı. Kimi yeni parti kurdu, kimi başka partileri ele geçirmeye çalıştı... Kimi gazete, dergi, yayınevi yolunda çabalarını harcadı... Bütün bu ve benzeri çabaların ne kadar samimi, ne kadarı  istismarcı? Ne kadarı gerçek ne kadarı danışıklı döğüş amaçlı? Bunları tartışmayı bir yana bırakalım. Açık ve acı olan şu ki; bütün bu çabalar maalesef, tek merkezli ve ahenkli olamadı. İrtibatlı ve intizamlı yapılamadı. Danışmalı ve dayanışmalı bir boyut kazanamadı. Başarıya ulaşılamamış olmanın asıl nedeni de bizce budur. Tevhidi ve tek merkezli olmayan karargahı ve kurmay kadrosu bulunmayan ve bir beyin etrafında kenetleşip halkalaşmayan çabaları batıl bile olsa, bu özellikleri taşıyan hareketler karşısında yıkılmaya ve dağılmaya mahkumdur. Böylesi başarısız ve bilinçsiz çabaların  içinde şike, hıyanet, tefrika, itham ve güvensizlik asla eksik olmayacaktır. Bu birinci husus...
 İkinci husus; faaliyet sahamızın bütün alanları kapsamı ve herkesimi kucaklaması ne kadar kaçınılmaz ise, bu alanlardan en geniş ve en temel olanının esas alınması ve merkez yapılması da o derece kaçınılmazdır. Diğer alanların, bu tek ve asıl merkezden organize edilmesi ve yönetilmesi lazımdır. Unutmayalım ki hem inancımız ve aklımız böyle gerektirmektedir, hem de karşımızda bizi ezen güç de aynen böyle yapmaktadır. Öyle ise hem faaliyet dairesinin genişliği hem de hizmet etkinliği hesaba katılarak seçilecek bu temel alan SİYASİ ALAN olmalıdır. İrade merkezi, strateji merkezi, organize merkezi bu siyaset alanının içinde olmalı, lider ve karargâh siyasi alan içinde bulunmalı, diğer bütün alanlar ise, direk ve dolaylı bu alanla çok sıkı ve sağlam şekilde irtibatlı bulunmalıdır. Her alan kendi işini yapmalı ama asla bağımsız ve sorumsuz çalışmamalı, merkezi plan ve stratejiden kopuk ve kendi başına buyruk davranmamalıdır.
 Üçüncü hususa gelince, bu en hayati olanıdır. Evet, bütün bunları her halde melekler, cinler değil; ve tabi kendiliğinden de değil, elbette insanlar gerçekleştireceğine göre, öyle ise hangi vasıftaki insanlar bunu yapacaktır? Her şeyde önce bu insanlar; daha önce defalarca yanlış yapmış, çabaları hüsranla sonuçlanmış, becerileri ve güvenilirlikleri henüz kanıtlanmamış kimseler olmamalıdır. Aksine çabaları hayırla sonuçlanmış haklılıkları defalarca ortaya çıkmış, itibar ve itimat kazanmış ve büyük başarılara imza atmış kişiler olmalıdır. Bu vasıfları taşıyanlar için de beyni, bilgisi, birikimi ve becerisi ile akla ilk gelen isim Prof.Dr. Necmeddin Erbakan'dır.
 Erbakan Hocayı devre dışı bırakacak veya etkisiz konumlara taşıyacak tüm girişimler Karanlık Oda'nın planıdır ve asla başarılı olamayacaktır.
 Ve o dönemde Fazilet Partisinin başını çektiği ve diğer bazı duyarlı milletvekillerinin de desteklediği yeni "Demokrasi Diyalogu ve Milli İrade Plartformu" inançlı halkımızın en az %50 ini kucaklayacak, ortak değerler ve askeri müşterekler etrafında kaynaştıracak ve çok önemli sonuçlar doğuracak tarihi ve talihli bir girişim ve gelişme olmasına rağmen maalesef kıymeti bilinmemiştir.
 "Partilerin çoğunluğundan, oyların dağılmışlığından ve bu yüzden istikrarlı hükümetler kurulamadığından" yakınan çevrelerin, bu oldukça olumlu ve onurlu  gelişmeler karşısında sevinmeleri ve tebrik etmeleri gerekirken tam tersine telaş ve tedirginlik göstermeleri ve köstekleme gayretleri de, masonik cephenin korkusuna ve sonunu sezmiş olmasına alamettir. Milli Görüş'ü bölme ve beynini ele geçirme girişimleri de  bünyeyi sağlamlaştırmaktan başka sonuç vermeyecektir.
 Kitabımızı,  Konya'da bir gurup arkadaşla misafir olduğumuz Mersin'li iş adamlarımızdan Alaattin Akbulut Bey'in çarpıcı bir anısıyla kapatmak istiyorum.
 "Ebakan Hoca'nın imzaladıkları protokol gereği, başbakanlığın, koalisyon ortağı Tansu Çiller Hanım'a devredilmesi için, istifa dilekçesini Cumhurbaşkanına verdiği günlerde Rusya'ya gittim. Moskova havaalanında eski polit büro üyelerinden ve bölge Valilerinden; olup bize ticari danışmanlık yapan birisi karşıladı.
 Moskova sokaklarındaki kafe ve barlarda gözle görülür bir bayram havası vardı. Sanki Noel kutlanıyordu. Votkalar içiliyor, naralar atılıyor ve çılgınca dans ediliyordu.
 Merak edip Rus danışmanımıza sorduk "hayırdır, Rusların dini veya milli bir bayramları mı kutlanıyor?"
 Bize verdiği cevap oldukça ilginçti ve bizi şaşkına çevirmişti.
  "Hayır bayram felan değil... Ama Türkiye de, Rusya ve batı alemi için çok tehlikeli buluna D-8 Girişimleri ve Büyük Türkiye gayretleriyle hepimizi kuşkulandıran Erbakan'ın Başbakanlıktan uzaklaştırılması ve partisinin kapatılma sürecinin başlatılması, halkımızı oldukça rahatlandırmıştır ve işte gördükleriniz bunun kutlamalarıdır!.."
 Ve umarız önümüzdeki yeni gelişmeler ve seçimler sadece yeni baharların ve yepyeni bayramların da başlangıcı olacak ve milletimiz nice yıldır özlediği hasretle gözlediği günlere kavuşacaktır.
 Çünkü, "Yardım Allah'tandır ve Zafer Yakındır."

Bu yazarin diger makaleleri

EVLİLİKTE HUZUR PRENSİPLERİ VE MUTLULUK TESTİ
Aile huzur ve mutluluğun kaynağı, beraberlik ve bereketin kaymağıdır. Başarılı...
Devami
HAYDAR BAŞÇILARIN AÇTIĞI TAZMİNAT DAVASIYLA İLGİLİ SAVUNMAMIZ
  HAYDAR BAŞÇILARIN AÇTIĞI TAZMİNAT DAVASIYLA İLGİLİ SAVUNMAMIZ                    18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE ANKARA             ...
Devami
KENDİMİZİ TANIYOR MUYUZ?
Teşkilat mensuplarının ve yönetici kadroların; özellikle idarecilik ve liderlik görevi...
Devami
AMAN DOSTLAR
  AMAN DOSTLAR    Ömür tükeniyor, fırsat kaçıyor Yeşillerim döndü, gazele dostlar! Güz...
Devami
YALANDAN SAKIN
“Yalancının mumu, yatsıya kadar” Sonra rezil olur, çirkefe batar Üç doğruya beş...
Devami
AKP'LİLER İÇİN, SERVET VE ETİKET Mİ ÖNEMLİ, YOKSA İNSANİ HAYSİYET VE MİLLİ HASSASİYET Mİ ?
  AKP'nin kapatılma süreci Recep T. Erdoğan ve ekibini şaşkınlığa...
Devami

Makale Okunma Sayısı: 6185

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR