Get Adobe Flash player
Reklam

KIBRIS; SATRANÇ TAHTASI VE STRATEJİ HATASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Kıbrıs'ta dönen dolapları dış güçler ve işbirlikçiler çeviriyor.

  • Bir kaç haftada KKTC'de hükümet yıkıldı, yenisi ku­ruldu. Buraya kadar nor­mal; ama hükümetin nasıl bozulduğu ve yeni hükümetin nasıl kurulduğu incelenince ortaya pis kokular çıkıyor.

Bozulan hükümet CTP ile DP arasında bir koalisyondu.

2003 yılı Aralık ayı sonlarında oluşturulan bu hükümet 2004 referandumuna ülkeyi götürmüş ve geçen yıl yapı­lan Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin ardın­dan iki parti arasında tekrardan kurulmuştu. DP'nin li­deri Serdar Denktaş, CTP'ninki ise cumhurbaşkanı seçi­linceye kadar Mehmet Ali Talat idi. Şimdi Ferdi Sabit Soyer yürütüyor.

 

Koalisyon Kıbrıs meselesi konusunda çapraz partilerden oluşmuştu. Serdar Denktaş 'milli' tarafı oynuyor; buna karşılık CTP, Türkiye'ye adeta meydan okuyan bir anla­yışı temsil ediyordu. Ama KKTC iç siyasetinde var olan bazı özel şartlar sebebiyle bu iki partinin koalisyon kur­ması pek de anormal değildi. Nitekim 1990'lı yılların ikinci yarısında da koalisyon kurmuşlar; fakat pek başa­rılı olamamışlardı. Gerek o zaman gerekse 2003'de yapılan koalisyonların Serdar Denktaş sebebi açısından UBP lideri Derviş Eroğlu'nun yönetim anlayışıydı ve Talat da bu anlaşmazlığı kendi lehine ustaca kullanmıştı.

Yani KKTC'de milletvekillerinin seçildikleri partilerin­den istifa ettikleri ilk defa meydana gelen bir hadise de­ğildi. Daha önce de olmuştu. Fakat her defasında KKTC'deki iç siyaset bunu belirlemişti. Bu defa AKP hükümetinin oradaki yapıyı baştan aşağıya tanzim etmeye çalıştığı dikkati çekiyor ve bu yüzden de gerek Türkiye'de gerekse KKTC'de olup bitenlere karşı şiddetli bir tepki var.

AKP'nin bir genel başkan yardımcısının, milletvekilleriy­le Kıbrıs'ta ve Ankara'da görüşerek onları partilerinden istifa etmeye uğraştığı; bu operasyon için ayrıca KKTC'deki Din İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Yönlüer'in fiilen görev aldığı; görüşülen milletvekillerine pek çok menfaat ve hatta para teklif edildiği; sonuçta UBP (Ulu­sal Birlik Partisinden üç ve DP'den de bir milletvekilinin 'ikna' edildiği anlaşılıyor. Özgürlük ve Reform Partisi adında yeni bir parti kuran bu milletvekilleri Ferdi Sabit Soyer'in başkanlığındaki CTP ile koalisyona girdiler. Ko­alisyonun ana gayesi ise Kıbrıs meselesine çözüm bulmakmış. Bu bilgilerden hareketle şu soruları sormak ge­rekiyor. Güneyde Papadopoulos 'teslim'den başka hiçbir şeyi kabul etmeyeceğini defalarca söylediğine ve Annan Planı'na bile 'hayır' dediğine göre, hangi çözüm için uğra­şılacaktır? AKP'nin böyle bir çözüm işini zorlamaya ne­den ihtiyacı oldu? Daha doğrusu, Serdar Denktaş bugüne kadar CTP liderliğindeki hükümetin gidişatına ve yap­mak istediklerine büyük ölçüde destek olmuşken, onu hükümetten tasfiye etmenin amacı ne olabilir?

Papadopoulos'un Türkiye'nin AB çizgisinden uzaklaşma­sına alet olmayacakları yani Türkiye'nin müzakere süre­cini (!) veto etmeyeceklerini söylemeye başlaması neye işaret etmektedir? AKP öncelikle Maraş'ın kapalı bölge­sini Rumlara vermeyi ve Gazi Mağusa limanının deneti­mini de AB'ye vermeyi içeren planı devreye sokmak iste­mekte; ama seçim yılına girilmişken bunu yapamayaca­ğını düşünerek, bu kirli işi KKTC'deki bir hükümete mi havale etmeye çalışmaktadır?

Ali Babacan'ın durup dururken yılsonuna kadar Kıbrıs meselesinde önemli ilerlemeler olacağına dair açıklama­ları bundan mı kaynaklanmaktadır?

Öte yandan, Türkiye'nin AB sürecinin Kıbrıs meselesi dı­şındaki pek çok konudan dolayı her halükarda tıkandığı ortadayken, AKP Kıbrıs'ta bu denli tavizkar bir tavrı ne­den sürdürmektedir? Ama bilmeleri gereken bir şey var ki, Türk milleti bu işi yakından takip ediyor ve Kıbrıs'ın, ucuz taktiklerle elden çıkarılmasına izin vermeyecektir. Geçen sene Yunanistan'da yayımlanan To Vima gazetesi­ne bir Yunan yorumcu yazdığı analizde, AKP'nin Kıbrıs'ı gönlünden çıkardığını; ancak elden çıkarması için bazı taktiklere ihtiyacı olduğunu yazıyordu. Ne kadar da haklıymış...

Kıbrıs'ta Denktaş'sız dönem başlıyor!?

  • KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yeni kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi-Özgürlük ve Reform Partisi (CTP-Özgür Parti) koalisyonunun bakanlar kurulunu onayladı. Talat, 13 Eylül'de hükümeti kurmakla görevlendirdiği Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in sunduğu bakanlar kurulu listesiyle ilgili önceden bilgi sahibi olduğunu be­lirterek, "Bu listeyi onaylıyorum. Hayırlı olması­nı diliyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Talat, yeni hükümetin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Ba­kam Turgay Avcı'nm da eşlik ettiği Soyer'e Kıb­rıs Türk halkının yeni süreçte ciddi bir varlık mücadelesi ortaya koyması gerektiğini hatırlata­rak, bu konuya özel önem verilmesi tavsiyesinde bulundu. Kamu yönetiminde verimin artırılması gerektiğine de işaret eden Talat, Kıbrıs Türk halkının kendi iradesiyle kendi geleceğini belirleme­yi sürdüreceğini ifade etti. (a.a)

Serdar Denktaş, Kıbrıs'taki Krizin Perde Arkasını Yorumluyor

Kıbrıs'ta din-siyaset koalisyonu kuruluyor

Milletvekili transferleriyle kurulan Özgürlük ve Demokrasi Partisi'nin oluşumunda AKP'nin rolü olduğunu iddia eden Serdar Denktaş "Kıbrıs'ta din ve siyaset bir araya geldi" diyor.

KKTC'de yaşanan siyasî çalkantıda koalisyon dışında kalan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş partisi ve CTP'den milletvekili transfer edilerek Öz­gürlük ve Demokrasi Partisi'nin kurulma­sında AKP Genel Başkan Yardımcısı Şa­ban Dişli'nin rolü olduğunu, Başbakan Re­cep Tayyip Erdoğan'ın da isminin kullanıl­dığını açıkladı.

"Kıbrıs'ta ilk kez din ve siyaset bir ara­ya geldi" diyen Denktaş, hükümetin bo­zulmasının ardından Türkiye'deki askeri yetkililerin de kendisini aradığını, ancak AKP hükümetinden kimsenin aramadığı­nı belirtti.

Serdar Denktaş, ortağı olduğu CTP-DP koalisyonunun bozulmasına neden si­yasi krizin perde arkasını şöyle değerlendirdi:

Kıbrıs'ta bir hükümet devam ederken, başka partilerin milletvekilleriyle temas kurulup istifa ettirilerek hükümet bozuldu. O milletvekillerine par­ti kurdurulup yeni koalisyon oluşturula­cak. Türkiye'deki Güneş Motel olayının tı­patıp aynısı, kirli ve çirkin bir oyun. Bunla­rın toplanma yeri de Sâlamis Bay Oteli.

Cumhurbaşkanı Talat da son derece rahatsız. "Elimde olsa istifayı kabul et­mezdim" diyor. Tüm muhalefet partileri boykot kararı aldık. Transferle oluşan, partiyle hükümet kurarlarsa sine-i millet noktasına gideceğiz.

AKP Genel Baş­kan Yardımcısı Şaban Dişli bu işin içine bulaştırıldı. Bu milletvekilleri Türkiye'de onunla buluşmuş. Adaya döndüklerinde de "Ankara bizi ikna etti" aç taptılar. Kıbrıs'taki genel kanaat de Şaban Bey'in Başbakan Erdoğan'ın çok ya­kını olduğu, ona sormadan nefes bile al­mayacağı. Herkeste Başbakan'ın bilgisi ve onayı olduğu, aksi halde böyle çalışmanın yürütülemeyeceği kanaati hâkim.

•  AKP Gibi Parti Olacak:   Kıb­rıs'ta bugüne kadar birbirine hiç bulaştırıl­mayan dinle siyaset bu sefer bulaşmış du­rumda. Kıbrıs'taki Din işleri Başkanı Ah­met Yönlüer'in girişimiyle din-siyaset koa­lisyonu kuruluyor. CTP'nin hükümet orta­ğı olacak yeni partinin kuruluşuna bu müf­tü, "AKP gibi dini ve milli duyguları bü­tünleştiren bir parti de burada oluşacak" diyerek fiilen aracı oluyor. Bu kişi yemin ederek "Erdoğan ve AKP bunu istiyor" diyor. Yine Erdoğan'ın adını kullanarak işa­damlarından parasal imkânlar sağlıyor.

  Askerler Aradı: Yurtdışınday­ken hükümetten atılan biri olarak aramayı değil aranmayı bekledim. Askerler aradı. Ama ne Erdoğan, ne de Gül aradı. Hepsiy­le kişisel temasım var, aramalarını bekler­dim.

  Taviz mi Verilecek? Başbakan Ferdi Sabit Soyer, "Ekim'de Kıbrıs'la ilgili gelişmeleri engelleyeceği için hükümeti bozduk" diyor. AB Dönem Başkanı Fin­landiya'nın Maraş'ın Rumlara iadesi, Magosa Limanı'nın BM ya da AB egemenli­ğinde kullanıma açılması önerileri var. Bunlara karşı olduğumuz biliniyor. Ama Kıbrıs'ta bunu kabul edecek hükümet yok­tur. Demek ki farklı bir şey pişirilecek.


Hükümeti yıkmak için 600 bin dolar rüşvet teklif ediliyor!


Serdar Denktaş'ın ortaya attığı iddialar şöyle: Bizim diyanet işleri Başkanı (Ahmet Yönlüler) milletvekillerine istifa etmeleri çini para teklif etmiş.

Nasıl Yani?

Yani bizden birine, örneğin istifa etmesi halinde 600 bin dolar teklif etmiş. Teklifi kabul etmeyenler anlatıyor. Serdar Denktaş'ın bu sözleri karşısında donup kalıyorum.

Olaya bakın. Diyanet İşleri Başkanı koalisyon ortağı milletvekiline istifası için 600 bin dolar teklif ediyor.

Niye?

Hükümetin düşürülmesi için. İnsanları iyi ahlaka, İslam'a davet eden bir din adamı, hükümet düşürmek için milletvekiline rüşvet teklif eder mi?

Serdar Denktaş "600 bin dolar teklif etmiş" diye üsteliyor. KKTC Müftüsü (Diyanet İşleri Başkanı) Milletvekillerimizi heyecanlandırıcı teklifler yapıyor.

Ne tür heyecanlar yani...

Bir milletvekiline 600 bin dolar. Bize anlatıyorlar. Hatta bizim milletvekili bize Annem hasta diyerek Türkiye'ye geliyor. Sonra öğreniyoruz Ankara'da ve istifa etmiş.

Aldatılmak isteniyoruz!

"Devlet Bakanı Ali Babacan'ın, 'Her türlü formülü görüşmeye hazırız' demesi, Türkiye'nin pazarlık gücü yoktur anlamına geliyor. 'Barış, uzlaşma istiyoruz, aman uzlaşalım' demek yeterli değildir. Şimdi taviz dönemine geldik. Son olarak Kıbrıs'ta bir operas­yon yapılmıştır. Biz buna 'müftü operasyonu' diyoruz. Müftü, (KKTC Din İşleri Başkanı Ah­met Yönlüer), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın adını ve dini etkinliğini kullanarak KKTC'de son operasyonu yapmış, taviz ko­nusunda dikkatli olan Demokrat Parti'yi koalisyondan çıkartmıştır.


Yeni bir hükümetle taviz verilme yönüne gidileceğine inanıyoruz. Bunu önlemenin tek yolu vardır. Erdoğan, 'müftü denilen adam benim sözcüm değildir, benim adımı kullanamaz, ben bu ope­rasyonun içinde yokum demelidir. Adalet ve insaf adına bunu kendisinden bekliyoruz." Kıbrıs -Türkünün, Annan Planı'na "evet" dedirtilerek bir kez kandı­rıldığını ve bunun cezasını çek­meye devam ettiğini savunan Denktaş, ikinci kez aldatılmayı önlemenin herkesin görevi olduğunu söyledi.

ULUSLARARASI Lions Dernekleri Yönetim Çevresi'nin, Galatasaray Üniversitesi Aydın Doğan Salonu'nda düzenlediği Lions Düşünce Platformu'nda konuşan KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 20 Temmuz'da KKTC Müftüsü Ahmet Yönlüer'in kızının düğününe katıldığını anlattı. Rauf Denktaş "Bu müftü çıkıp Erdoğan adına konuştuğunu söylüyor. Onun telkinleriyle köylerde Ulusal Birlik Partisinden istifalar ortaya çıktı. Erdoğan çıkıp, 'Kıbrıs Müftüsü yalancının tekidir ve siyasete karışarak mesleğini lekelemiştir' diye açıklama yapmalıdır."

Ülkenin yüzde ikisi Yahudilerin!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz, İsrailli­ler ve İngiliz asıllı Yahudilerin KKTC'de aldıkla­rı toprakların oranı İngilizleri geçti ve ülkenin yüz­de 2'sine ulaştı" dedi. Yahudilerin ardında Rum­ların olduğundan şüphelendiğini belirten Deniz "Bu tehlikeyi Meclis'te de dile getirdim.. Ama ko­alisyonun büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Par­tisi bunu önemsemedi dedi."


KKTC'de kasıtlı kriz çıkarılıyor!

CTP-DP koalisyon hükümetinin sona ermesiy­le Kuzey Kıbrıs'ta yine hareketli ve bir o kadar şaşırtıcı günler yaşanıyor. Çünkü kurulması muhtemel olan yeni hükümetin meşruiyetini zedele­yecek pek çok iddia bugünlerde Kuzey Kıbrıs halkı­nın gündemine yerleşmiş durumda. Nitekim ani bir kararla UBP'den 3 ve DP'den ayrılan 1 milletvekili­nin kurdukları yeni parti siyasetin tansiyonunu iyice artırdı. Ara seçimlerle birlikte sandalye sayısını 25'e yükselten CTP, artık UBP ve DP olmaksızın hükü­meti kurabilme imkanına sahip. İstifa eden milletve­killeri Türkiye tarafının baskıları ve iddia edildiği gibi herhangi bir menfaat karşılığı mı istifa yoluna başvurdular? Yoksa tamamen hür iradeleriyle mi bu ka­rarı verdiler? Türkiye'den bir siyasi yetkilinin istifalar­la ilgisi var mı? Kıbrıs'ta yeni bir çözüm arayışına en­gel olabilecek siyasi merkezler bu yolla saf dışı bıra­kılmak mı isteniyor?

Çarpıcı iddialar gündemi sarsıyor!

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün ise parti­si üzerinde bilinçli bir saldırı olduğu düşüncesinde. Özgürgün, üç milletvekilinin ayrılışının arkasında AKP'li bir yetkilinin bulunduğunu iddia ederken söy­le devam etti: "İstifa eden milletvekilleri Türkiye'ye gidip gelerek ikna edilmişlerdir. Burada istifaları için büyük meblağlardan bahsediliyor. Eğer böyleyse bu çok çirkin bir davranıştır. Müftü (Ahmet Yönlüer) bu işin içerisindedir. Kaldı ki bir zamanlar Türkiye her şeyimize karışıyor diyenler bugün tam teslim olmuş­lardır. Bu gayretler milliyetçilerin mekanizma dışı bı­rakılmasıyla da ilgilidir. Acaba Kıbrıs'ta yeni ve farklı bir çözüm mü planlanıyor? Bu istifaların sebepleri yakın bir zamanda aydınlanacak ve Kuzey Kıbrıs halkı tepkisini, tavrını sert bir biçimde gösterecektir."

Kıbrıs'ta AKP emriyle hükümet darbesi yapılıyor!

KIBRIS konusu AKP iktidarının büyük dertlerinden biri. AB ile olan ilişkilerde onları en çok zorlayan konu. Ellerinden gelse Kıbrıs'ı bugün elden çıkaracaklar. Peki bu nasıl olacak?

Rum tarafı ile birleştirip, bizi Yunan egemenliğine sokacaklar.

Bu, uzun vadeli plan ve AB bunu istiyor. Kısa vadelisi ise Türk limanlarını Rum gemilerine, havaalanlarını Rum uçaklarına açmak...

Ve Kıbrıs Rum yönetimini devlet olarak tanımamız dayatılıyor!

AB bizden bunları istiyor. Rum yönetimi ile her türlü sorunu gidermemiz gerektiğini de açık açık bildiriyor.

AKP hükümeti bunları yapmasına yapacak da, o zaman Türk milleti ayağa kalkacak. Kıbrıs'ı satmak kolay değil! AB bastırır, ABD bastırır, hatta KKTC'deki bizim "Türklerin" bir bölümü bastırır ama faydasız.

"O Türklerin" derdi, Rum tarafıyla birleşip ceplerine AB pasaportu koyabilmek!

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bu olayın farkındaydı ve direndi. Rumlara böyle ödünler vermenin, onlarla birleşmenin ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğunu yıllarca savundu.

AKP, sonunda Denktaş'ı safdışı bırakmayı başarıyor!..

Kıbrıs'ta hükümeti oluşturan koalisyonun küçük partisi buna engel oluyordu. AKP hükümeti onun da çözümünü buldu. Koalisyondan bazı milletvekillerini istifa ettirip hükümeti bozdu.

Peki bu nasıl oldu? İddialara göre, Kıbrıs'ın bizdeki Diyanet İşleri Başkanlığı'na eşdeğer olan makam devreye sokuldu. Birkaç milletvekiline bir milyon dolardan fazla para verildi, istifa etmeleri sağlandı ve hükümet bozuldu.

Amaç tümüyle AKP güdümünde yeni bir hükümet kurulmasını sağ­lamak ve KKTC'de dikensiz gül bahçesi yaratmak...

Ve sonra da bizimkilerin Türkiye'de "evet" diyemeyeceği her AB ödününü yeni KKTC hükümetine verdirmek. . .

Ve karşı çıkanlara, "Bize ne kardeşim, KKTC bağımsız bir devlettir ve bu karar­ları onların hükümeti almıştır" deyip Türk milletini kandırmaya kalkışmak! Oyun bu kadar basit.

Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, kö­şesinde ilginç bir konuya değindi. Bir AKP mil­letvekili defalarca Kıbrıs'a gidip bu "hükümet ayarlamalarını" yapmış ve açığa çıkmamak için otellerde takma isimle kalmıştı.

Cumhuriyet'in  manşetinde Bahadır Selim Dilek konuyu belgeledi:

"Gizli operasyon. AKP milletvekili Şaban Dişli, Kıbrıs'taki hükümet darbesini takma isimle kaldığı otelden yönetti. AKP'nin dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dişli, Erdo­ğan'ın talimatının ardından Salamis Bay Oteli'nde karargâh kurdu. Yaz boyunca çeşitli zamanlarda geldiği otelde Şaban Bobel, Şaban Bolek, Şa­ban İpek adlarıyla kayıt yaptırdı. Te­mas kurduğu milletvekillerinden bazı­larıyla otelde, bazılarıyla dışarıda gö­rüştü..."

Böylece hükümeti bozdular. Ortalıkta bugüne kadar yalanlanmayan haberler dolaşıyor.

"Bazı KKTC milletvekillerine ahlaksız teklifler yapıldığı, sorumlusunun (aracılık yapanın) müftü olduğu, istifa eden bir milletvekiline 600 bin, bir diğerine 400 bin dolar ve bakanlık teklif edildiği..."

Bu işlerde adı geçen müftü Ahmet Yönlüer, Recep Tayyip Bey'in yakın dostu!

KKTC küçücük, dünyada bizden başka hiç kimsenin tanımadığı bir devlet. Bizim yavru vatan! Türkiye için önemi çok büyük. Oraya her yıl oluk oluk para akıtıyoruz. Fakat gelin görün ki, Türkiye'deki siyaset yozlaşmasını, parayla milletvekili transferlerini şimdi yavru vatana, hem de AKP hükümeti eliyle taşıyoruz...

Ve Kıbrıs'ta AKP'ye dikensiz gül bahçesi yaratabilmek için hükümet darbesi yaptırıyoruz! Darbeler ille de silahla olmuyor. Böyle Ankara'dan yönetileni de var!

Oyuna bakın siz! AB uğruna, AB korkusuna, Türk milletini güya kandırıp Kıbrıs ödünlerini kendi adamlarına kurduracakları yeni KKTC hükümetine verdirecekler!

Ağustos ayında İstanbul'da yapılan Formula yarışında kupayı, reklamı olsun ve tanınsın (!) diye Mehmet Ali Talat'a verdirdiler, uluslararası federasyondan anında 5 milyon dolar ceza yediler.

Ödül töreninde bile çuvallayanlar, bakalım paralı hükümet darbesi sonrasında ne yapacaklar, AB'ye hangi Kıbrıs ödünlerini kurduracakları yeni hükümet eliyle verdirecekler!

Hiç kuşkum yok... Yunanistan ve Kıbrıs Rum hükümeti, AKP'nin kendilerine altın tepside sunduğu bu olanaktan zevkle, ellerini ovuşturarak izliyor.

Kesintiye uğramasın ve olumlu sonuçlansın diye kiliselerde dua ediyor.



Bu yazarin diger makaleleri

GİZLİ VE KİRLİ SENARYOLAR
  Bugünlerde Herkes Birbirine Aynı Soruyu Soruyor:   Asker, Erdoğan'ın Çankaya...
Devami
BM, ABD'NİN VE İSRAİL'İN KARA SİYASETİNİ AKLAMA TEŞKİLATIDIR!
  ABD, işgale BM'yi de katmak istiyor             ABD'nin yeni...
Devami
D-8'LERİN DEĞERİ VE DERİNLİĞİ
  D-8'in 7. kuruluş yıldönümü toplantısının; Siyonist ve emperyalist mihrakların, ABD'de...
Devami
AMERİKA CAN ÇEKİŞİRKEN, ASYA'NIN DİRİLİŞİ
İran'a müdahaleye karşı çıkan Oramiral William Fallon, görevinden istifa ediyor! ABD'nin...
Devami
İRAN SAVAŞI BAŞLAMIŞ DURUMDA
  Avrupa Birliği Ülkeleri, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya alması durumunda,...
Devami
AP'LEŞEN AKP
  Recep Tayyib'e Süleyman Demirel misyonu verilmiştir. Her ikisi de, ABD...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5343

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR