YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e407782b8dc
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 8 7
Bugün : 3048
Dün : 59412
Bu ay : 1041733
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53186791
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

İstiklal Savaşı'yla Türkiye zahiri planda, asırların birikimi olan bir kin ve düşmanlığın ve barbar bir haçlı intikamının ve bu ruhun beslediği emperyalist hesapların tahriki ile üzerimize saldıran "Garp gâvurları" nın işgalinden kurtulduktan sonra ve özellikle Atatürk'ün ardından korkunç bir gaflet ve cehaletin eseri olarak, bu talihsiz milleti, bu sefer batının manevi esaretine ve kültür işgaline girmeye mecbur eden çevrelerin ihaneti gibi büyük bir vahşeti, bugüne kadar tarih kaydetmemiştir.

 

Bu milleti millet yapan, bütün insanlığa ilim, ahlak ve medeniyet rehberi kılan dini, imani, ahlâki ve kültürel bütün kurumlar temelinden yıkılıyor, fert fert her Müslüman evladının kalbinde ve kafasında "batılılaşma" adına ve "çağdaşlaşma" hatırına, dinamitler patlatıyordu. "İlericilik" adına, bu aziz milleti ayakta tutan bütün değerler devriliyordu. Nikahlı karısını, zorla elinden alıp gözü önünde boğmak isteyen vahşilerin zulmünden, tabii  bir gayretle karısını kurtardıktan sonra, müthiş bir aşağılık kompleksine kapılarak, sırf o vahşilerin iltifatına mazhar olabilmek için, bu sefer karısını onların koynuna ve kucağına atan alçakların durumuna düşülüyordu!..

Evet, batının İslâmiyet ve bu millet üzerinde bin yıl uğraşıp da başaramadığını, bazıları 40-50 yılda tamamlayıverdiler. Batı, bunun içindir ki onlara ebediyen minnet borçludur.

Moğol Cengiz'in zalim torunu Hülagu, Bağdat'ı istila ederek on binlerce Müslümanı bir gecede kılıçtan geçirip, Müslüman kellelerinden kuleler kurmasından ziyade, uzun bir zamanın ve çok büyük gayret ve fedakârlıkların mahsulü olan ve İslâmi ilim ve kültür hazinesi sayılan kütüphaneleri, Dicle Irmağı'na döküp mahvetmekle övünüyordu. Bununla İslâm'ı unutturacağını sanıyordu…

Çağımızda Hitler ise kendi vahşi görüş ve düşüncelerine karşı olan bütün fikirleri ve eserleri, kökten yok edip ortadan kaldırmanın yolunu denemiş ve Almanya'da günlerce fırın ve ocaklarda bu kitaplar yakılmıştı.

Ama ne Hülagu'nun ne de Hitler'in başvurduğu yol, bir inancın, bin davanın kökten unutulmasına kafi gelmemiştir. Hülagu'nun ve Hitler'in isteyip te yapamadığı şeyler maalesef Cumhuriyet Türkiye'sinde gerçekleştiriliyor ve bütün bunlar maalesef Atatürkçülük ve Laiklik kisvesi altında işleniyordu.

Milletin kendi ecdadından miras olarak devraldıkları ahlâki ve manevi değerlerinden ve topyekün İslâmi düşünceden uzaklaştırılması, boş bırakılan kafalara ise taklitçiliğin ve inkârcılığın doldurulması, dinine, tarihine ve kültürüne yabancı, kısaca kendi öz benliğine düşman bir nesil oluşturulması için ne gerekiyorsa yapılıyordu. Artık yeni nesil babasının mektubunu, dedesinin kitabını okuyup anlamak imkânından mahrumdur. Bugün örümceklerin yuva yaptığı kütüphanelerde küflenmeye terkedilmiş o mübarek ve muazzam ilim ve irfan hazinesi eserlerden istifade etmek hususunda yeni nesil, bir yabancı turistten farksızdır.

İlericilik adına bütün mukaddesler devrilmiş, batılılaşma hatırına geçmişe ait ne varsa insafsızca batırılmış ve sonunda başını nereye çarpacağından habersiz, yolunu ve yönünü şaşırmış, hiçbir ciddi fikri ve ideali olmayan, moda mosturası, sosyete soytarısı ve şehvet budalası bir sürü kalabalık oluşturulmaya çalışılmıştır.

Bütün haklı ve hayırlı değer ölçülerini kaybetmiş, her meseleye batının ve batılının gözü ile bakan ve her gerçeği yanlış ve bulanık gören bahtsız bir topluluk ortaya çıkmıştır. Olaylar yanlış kalıplara döküldüğünde, haliyle yanlış ve yanıltıcı sonuçlar arz edecek, kişi veya toplumun doğru zannettiği bu yanlışlara başka şeyleri de kıyas ederek, hep yanlışlar ve yanılgılar birbirini takip edecektir.

Fakat barbar ve batıl batı diktatörlüğünün Firavunlarını ve bu dengesiz düzenin İslâm ülkelerindeki münafık ve kiralık muhafızlarını hayret ve huzursuzluğa sevk eden, ummadıkları kıpırdanmalar baş göstermiştir. Kökünden sökülen ve ebedi yeşermez zannedilen ağaçların yere düşen tohumlarından, suyunu din ve mukaddesat uğruna can veren ecdadın kanından alan, bütün kötü iklim şartlarına aldırmadan gelişip olgunlaşan ve her türlü haksızlığa ve hayasızlığa meydan okuyan; düzenbaz ve devrimbazların korkulu rüyaları olmaya başlayan yepyeni ve dipdiri filizler boy vermeye başlamış ve saflar giderek sıklaşmıştır.

Gönül Kâbesine, Lat ve Uzza misali servet ve şehvet putunu diken barbar Batı medeniyetini yıkacak, Siyonizmin kurduğu faiz yuvası bankalar, fuhuşhaneler, batakhaneler gibi "materyalist mâbetleri" yere batıracak bir altın nesil, onur ve sabırla gelişmekte ve adım adım mutlu sona yürümektedir. Sorumluluk şuuruna eren bu nesil, şımarıklık ve acelecilikle hemencecik boy verip ortalığı sardığı halde, kısa zamanda sararıp kuruyan sarmaşık misali değil, ağır ağır ama köklü ve temkinli olarak gelişip olgunlaşan bir çınar ağacı gibi, beşeriyet bahçesine hakim olacak kabiliyet ve karakterdedir.

Her konuya ilmin, İslâm'ın ve insani değerlerin gözüyle bakan ve her şeyi Kur'an'ın adalet terazisinde tartan, bu yeniden diriliş ve şahlanış gününün müjdecisi olan, ümit ufku Milli bir gençlik, barışı bayraklaştıracak, Kur'an medeniyetini kuracak -asla batmamış ve batmayacak olan-ancak hakkın hatırını kıran bu bahtsız ümmete küserek geçici olarak bulutlar arkasına saklanan İslâm güneşinin etrafındaki gaflet ve cehalet bulutlarını pek yakında dağıtacaktır.

Siyonizmin sol kolu olan Rusya çöktüğü ve çözüldüğü gibi, sağ kolu olan Amerika da yıkılacak, Komünizm gibi Kapitalizm de tarihin çöplüğüne atılacaktır. Allah'ın va'di haktır ve zafer yakındır.

Ve "Artık vakit tamamdır!…"

Gerçek bir demokrasinin, örnek bir laikliğin ve yeni ve yüksek bir medeniyetin öncülüğünü yapması lazım ve buna layık olan Türkiye'miz, mutlu ve kutlu yarınlara doğru koşmaktadır.

Dindar halkımıza karşı yoğunlaşan bazı talihsiz ve terbiyesiz baskı ve saldırılar ise, zalimlerin son çırpınışlarıdır.

Ve unutmayalım ki "Karanlığın en koyu olduğu zaman, şafak vaktine en yakın olduğu zamandır. 2004 Sonbaharı ve sonrası bir milat olacaktır.

Ve Saadet sabahı yakındır.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Orhan YILAN

Orhan YILAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...