YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
697fc8a618767
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 1
Bugün : 1081
Dün : 57744
Bu ay : 58825
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48762138
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Diyalogcu zaman gazetesinden Şahin Alpay 18.03.2006 "Kürt sorunu ve AKP" başlıklı yazısında şunları söylüyordu:

AKP tutarlı bir Kürt politikası geliştirememiştir de, acaba kim geliştirmiştir? AB bağlamında da olsa Türkiye'nin Kürt kimliğini resmen tanıması anlamına gelen, Kürtçe eğitim, yayın, isim yasaklarını kaldıran anayasa ve yasa değişiklikleri AKP iktidarı öncülüğünde gerçekleşmedi mi? Kürt sorunu acaba bugün olduğu kadar özgürce hangi dönemde tartışılabildi? Geçen hafta sonu Bilgi Üniversitesi'nde yapılan "Türkiye'nin Kürt Meselesi Konferansı" ve oradaki konuşmalar acaba üç yıl önce yapılabilir miydi? AKP iktidarı altında Güneydoğu'da asker – polis baskısının görece azaldığını kim inkar edebilir? AKP önderliğinin, tıpkı "laik" çevreler gibi, sık sık Türklerle Kürtler arasındaki din birliğine atıfta bulunduğu doğrudur da, AKP'nin "Kürt sorununu laikliğe karşı bir silah olarak kullanmak istediği" iddiası AKP'yi "İslamofaşist" ilan eden çevrelerin söyleminden ödünç alınmış izlenimi uyandırmıyor mu? AKP'nin eleştirdiği laiklik uygulamalarından Türkiye'de yalnızca AKP mi şikayetçidir?

 

Makalede ileri sürülen Türkiye'nin bugün beş yıl öncesine nazaran daha büyük bir Türk – Kürt Kürt çoğunluklu siyasi partilerin giderek PKK'nın gölgesinden çıktıklarına ve bağımsız kişilik geliştirdiklerine dair işaretler çoğalmaktadır. (Bu partilere parlamentoda temsil yolunun açılmasının bağımsızlıklarını daha da güçlendireceğine en küçük bir kuşku yoktur.) Kuzey Irak'taki Kürt liderleri, Türkiye Kürtlerine şiddetten ve yasadışı yollardan uzak durmalarını telkin etmektedir. Ankara, Kuzey Irak'taki Kürt bölgesiyle iyi ilişkilerin Türkiye'de siyasi ve iktisadi istikrar bakımından taşıdığı önemi düne nazaran bugün çok daha müdrik gözükmektedir. Türkiye'de Kürt ayrılıkçılığı ve bunu şiddetle gerçekleştirmek isteyenler tümüyle ortadan kalkmayabilir; ama demokratikleşme ilerledikçe bunların tamamen marjinal hale gelmeleri olasılığı artmaktadır

Ama çok geçmesen Diyarbakır'da ki PKK ayaklanması başlayınca bu sefer 31 Mart tarihli aynı gazete de Prof İhsan Dağ Şöyle Yazıyordu:

Geçen yaz eski DEP milletvekilleri serbest bırakıldığında bu grubun İmralı'dan bağımsız, aralarına terörle mesafe koymuş bir siyasal harekete öncülük edeceği bekleniyordu. Beklentiler boşa çıktı. Kürt siyasal liderlerin Apo'dan bağımsız, kendi başlarına siyasal aktörler olarak ortaya çıkamadıkları görüldü. Oysa, böylesine bağımsız bir hareket hem Türk hükümeti hem de Avrupalılar için muhatap alınacak ‘meşru' bir oluşum olacak, rahatlama yaratacaktı. Ama bu fırsatı kaçırdılar. Terör örgütü olduğunu dünyanın benimsediği PKK'nın peşinde bir toplum intihara sürükleniyor. Kürt halkı siyasal rüştünü ispat edememiştir; ama hâlâ bir şansları daha vardır. PKK'dan bağımsız bir siyasal hareket ve sivil toplum, Kürt halkının sözcülüğünü üstlenebilmelidir.

Sağduyu için biraz muhakeme…

Aksi durumda meydanı sadece PKK ve PKK üzerinden siyasal bir kariyer kapmaya çalışan oportünistlere bırakacaklar. Marksist-Leninist bir örgütlenme, PKK; ömrünü dağlarda geçirmiş, dünyadan bihaber, muarızlarını sürekli ‘temizleyen' bir örgüt lideri… Türkiye Kürtleri bunu hak etmiyor… Şu soruya olumlu cevap verebiliyor musunuz? Öcalan'ın liderliğindeki bir oluşum bölgeyi cehenneme çevirmez mi? Kürtlere, Takrir-i Sükun dönemini de, 12 Eylül sonrası dönemi de mumla aratmaz mı? Kürt halkı faşizmin en acımasız biçimlerinden birinde yaşamaya mahkum edilmez mi? Böyle bir çılgınca maceraya değer mi?

Baydemir'in PKK'ya teşekkürü BBC'de yayınlanıyor!

İngiliz yayın organı, haberinde DTP'li Belediye Başkanı Osman Baydemir'in PKK paçavrasının önünde konuşma yaptığını belirtti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in önceki akşam PKK sempatizanları ile yaptığı görüşme BBC'ye haber oldu. DTP'li Başkan'ın küstah sözlerine yer verilen haberde Baydemir'in arkasında PKK paçavrasının açıldığına dikkat çekildi. BBC Türkçe Servisi'nin geniş yer verdiği olaylarda Diyarbakır Valisi'nin açıklamasına göre 250 kişinin yaralandığı 200 kişinin de göz altına alındığı bildirildi.

Yanaklarından öptü

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı'nın, Vali Yardımcısı Ahmet Aydın ve DTP'li yöneticilerle birlikte terör gösterilerinin sürdüğü Bağlar Beldesi Emek Caddesi'ne gittiği belirtilen haberde, Baydemir'i burada yüzü kapalı bir eylemcinin karşıladığı bildirildi. Baydemir'in yüzü kapalı eylemciyi yanaklarından öptüğü belirtilen haberde, Belediye Başkanı'nın daha sonra gruplardan evlerine dağılmalarını istediği aktarıldı. Osman Baydemir'in daha sonra lastik yakarak yolu kapatan bir başka eylemci grubun yanına gittiği ifade edilen haberde, Baydemir'in burada göstericilere Kürtçe "Sizleri cesaretinizden dolayı kutluyorum" şeklinde seslendiği belirtildi. Haberde, Baydemir'in konuşmasını sürdürdüğü sırada arkasında bir eylemcinin PKK bayrağı açtığı iddia edildi. BBC, olayların ardından şehrin savaş alanına döndüğünü ve işyerlerinin büyük bölümünün açılmadığını belirtti.

Bingöl'de yapılan operasyonlarda ölü ele geçirilen 14 teröristin cenazelerinin defnedilmesinin ardından çıkan olaylarda iki kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak "Bir gün önce bu kentin, bu bölgenin acısı 14 idi, bu saat itibari ile 16'dır" diyen Osman Baydemir hakkında İçişleri Bakanlığı, inceleme başlattı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ise Baydemir, ile birlikte DTP Diyarbakır İl Başkanı Ahmet Cengiz ve Siirt İl Başkanı Murat Avcı hakkında soruşturma açıldı.

Terörist ölüsü dağdan morga neden taşınıyor?

Şemdinli ve arkasından Diyarbakır''da yaşananlar başlangıç değil, sonuçtur. Sonuç da gördüğünüz gibi resmen ayaklanmadır. AB desteğindeki Roj TV''den "dükkanlarını açanlara saldırın" emrini alan 200 kadar 13-14 yaşlarındaki genç her yeri yaktı yıktı. Amaçlarına da ulaştılar. 90''lı yılların başındaki gibi artık halkı tamamen korkutmuş ve sindirmiş durumdalar. AKP hükümeti onurlu bir yönetim sergileyerek, Danimarka''dan büyükelçisini hemen çekmiş olması gerekmez miydi? Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada "araştırıyoruz" dedi. Olacak şey değil. Hala araştırıyorlarmış? Düşün bu milletin yakasından artık, hala neyi araştırıyorsunuz, kimi kandırıyorsunuz.?

AKP hükümeti işbaşına gelmeden önce terörist ölüleri, hain pusu kurdukları yerde bırakılırdı. Şehirdeki çatışmalarda öldürülenlerin cenazeleri de polis gözetiminde çoğu zaman gece, sessiz sedasız gömülürdü. Yakınları da fazla taşkınlık yapamazlardı. 5 yılda bir bazı Nevruz gösterilerinde öldürülenlerin cenaze törenleri olaylı olurdu o kadar.

AKP hükümeti işbaşına geldikten sonra önce PKK''lı ve Hizbullahçılar affedildi. Hapisten çıkan dağa gidip birliğine katıldı. Gece yarısı yasalar çıkartıldı. AB ile gizli anlaşmalar imzalandı. Irak''taki Türkiye çıkarlarını tamamen bölgedeki Kürt gruplara veren AKP, açlıktan kırılan Güneydoğu Anadolu Bölgesine 3.5 yıldır bir çivi bile çakmadı. Kimlik tartışması ile halkın kafasını karıştıran Başbakan, PKK''nın tekrar güçlenip halk arasında korku salmasını da Abdülkadir Aksu''yu İçişleri Bakanı yapıp olaylara seyirci kalarak başardı.

Şimdi artık ambulanslar bile Apo posterleriyle donatılıyor. "Biji şehit" sloganları ile şehir turu atılıyor. Şehirler "düşünce özgürlüğü", "nevruz" numarasıyla yakılıp yıkılıyor. Polis asker masum vatandaşlar öldürülüyor. Kendisini sözde Kürdistan başbakanı zanneden Diyarbakır''ın yol, su, elektrik ve kanalizasyonundan sorumlu olsun diye seçilen Osman Baydemir, kameralar karşısında kucaklaşarak öptüğü maskeli göstericilere "sizleri göstermiş olduğunuz cesaretten dolayı kutluyorum, bu tepkinizi anlıyor ve saygı duyuyorum" diyor. Bu devletin savcısı, Adalet Bakanı seyrediyor. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu TRT''deki konuşmasında bir kez bile Türkiye Cumhuriyeti kelimesini kullanmadan vatan, şehitler vs. gibi kimin şehidinden söz ettiği bile anlaşılmayan, her iki tarafa de çekilecek tipte kelimeler kullanması dikkatimden kaçmadı. TRT''deki konuşması PKK''lı belediye başkanları ve DTP''li politikacıların son dönemde ağızlarına doladığı cinstendi. Bu arada sonunda verdiği tek mesaj: " olayları kınıyorum "oldu. Bakan Aksu bir şeyleri kınıyor ama Apo''nun posterini taşıyan namuslu vatandaşların vergisiyle alınmış ambulanslar uyuşturucu taciri, çocuk katili, işbirlikçi bölücülerin ölülerini polisin gözünün içine baka baka vızır vızır taşıyor.

PKK kontejanından seçilmiş Osman Baydemir Devlete kafa tutuyor!

PKK''lıların cesetlerinin teslimatı Kopenhag Kriterlerinden mi?… Eskiden yok idi. Güneydoğu''ya bir gidişimde bir yer göstermişlerdi, "Öldürülen PKK''lıları buraya gömüyorlar." demişlerdi

Ceset teslimatı "Alın oğlunuzun cenazesini görkemli bir tören düzenleyin, askere karşı "kahramanca çarpıştı!" demekten başka bir şey değildir. Bir ülkede terörist dediklerinize, bölücü dediklerinize karşı mücadele veriyorsanız bölücü dediğiniz, terörist dediğiniz insanlara ve destekçilerine hiçbir imkân tanıyamazsınız. Bunun insanîlikle alâkası yoktur.

Kimse kimsenin ölmesini istemez… Askerde karşısındakini vurmak hevesinde değildir. Zaten ilk şart "teslim ol!" ihtarıdır. "Teslim ol!" ihtarına ateş açanlara en sert cevap verilir ister istemez.

PKK kitle hareketleriyle destek arıyor ve sesini AB''ye ve AB''cilere duyurmak istiyor; "Halk benden yana." demek istiyor. Netice alınca "Ankara bizi eziyor." Noktasına gelecek ve müdahale isteyecek… Bunlar yaşanırken beyni Helsinki Yurttaşlığı gibi dış mihraklı derneklere bağlı "aydın" yaftalılar da üniversitelerde "Kürt meselesi" diye, "Neo İslâmcı" dolgu maddeleriyle konferans düzenlerler: "Görüyorsunuz PKK ortaya çıkmışsa mesele vardır." deyip ayrılıkçıların yolu üzerinde gördükleri dikenleri, taşları ayıklarlar!

En büyük destek AKP genel başkanından geliyor. Bu destekçileri ve üstelik geçmişte askere, polise silâh çekmişleri Başbakanlıkta ağırlayıp: "Sizi anlıyorum, Kürt sorunu vardır." diyebilmiştir.

Elbette bunun hesabı bir gün sorulacaktır. Elbette Türk halkı "sâbık" olacak başbakanın yakasına yapışacaktır.

***

Diyarbakır iki gündür yakılıp yıkıldı… Üç kişi öldü… Yüzlerce kişi yaralandı. Halk sindirildi. Trilyonlarca zarar var… Ve uzun vadede zarar çok daha büyüyecek… Bölge ister istemez kendi hâline bırakılacak… Kimse oraya gidip taş üstüne taş koymak istemeyecek.

Osman ne diyor burada? (Hani şu PKK kontenjanından Diyarbakır Belediye Başkanı seçilen zat.)

-Bu gösteriler Kürt meselesi olduğunu ortaya koymuştur.

-Güvenlik güçleri çekilsin, halk da çekilecektir.

-Sizin acınızı anlıyorum. (Öldürülen PKK''lıların ailelerine demiyor, ortalığı yakıp yıkan, askere, polise saldıran militan güruha diyor.)

Osman''ın önceki akşam Bağlar semtinde PKK kışkırtıcılarına hem de vali yardımcısıyla birlikte gidiyor ve makam arabasının üstüne çıkarak aynen şunları söylüyor:

"Keşke ölenlerin yerine ben ölseydim. Şimdi vilayetten geliyorum. Yetkililerle görüştüm. Şimdiye kadar 17 kişi öldü. 18.kişi olmasını istemiyoruz. Hepimiz acınızı paylaşıyoruz. Bu dakikadan sonra gerilimin sürmesi kentimize ve insanlarımıza zarar verecektir. Onun için sizden isteğimiz bu saatten sonra herkes evine dağılsın.

Birbirimizi dinlemezsek bir şey başaramayız. Şimdiye kadar istekleriniz ve cesaretiniz için size teşekkür ediyorum. Sizler kimliğinize ve acınıza sahip çıktınız. Biz de sizinleyiz. Ancak barış için eyleme son vermeliyiz. Bu partimizin kararıdır."

Vali yardımcısı da bu abuk sabuk konuşmayı arabasının içinden dinliyor!

Raporun adı; '2011 Türkiye'de iç savaş'

Birkaç gündür Diyarbakır'da yaşananlar, 3 kişinin öldüğü 300 kişinin yaralandığı bir 'asimetrik' eylem ya da bir kalkışma mıdır? Yoksa bu ülkenin bölünmesi yolunda atılan planlı-destekli adımların bir yenisi mi? Eylemler devam ediyor, Diyarbakır'ın ardından Siirt ve Batman'a de sıçradı.

Güneydoğu'da Referandum Hazırlığı Mı Yapılıyor?

Neler oluyor? Birileri sivil itaatsizlik provaların sonunda ne hedefliyor? Konuya dair en kritik iddiayı medyada ilk defa bendeniz bu köşede sizlere duyurdum; 'Güneydoğumuz'da Kürtlere etnik temizlik yaptığı yalanıyla birileri, bölge belediye başkanlarının aracılığında BM'i davet edip-Kosova veya Bosna modelinde olduğu gibi Birleşmiş Milletler'i devreye sokup federasyon-özerk yapı yolunu açacak Referandum mu peşinde?' (7 Mart 2006-AKŞAM) Bir başka hassas duyumu de yine ilk olarak, aylar öncesinden bu köşede okudunuz, Marttan sonra ÇILGIN TÜRKLER'e dikkat- yazı başlığım buydu, 27 Aralık 2005-AKŞAM'a bakınız. Benim size çok öncesinden duyurduğum bu kritik iddialar değişik zeminlerde dillenmeye başladı, bu haftaki Tempo'dan bir alıntı;

2011 Türkiye'de İç Savaşa Mı Sürükleniyor?

İskandinavya Türk Dili Konuşulan ve Komşu ülkeler Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Sefa Yürükel, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde terörizm uzmanı Prof. Toje Bjorge tarafından, Şubat 2003'te, kendisine okuması için verilen otuz sayfalık bir rapordan söz ediyor. Rapor, ancak, belge niteliği taşımıyor çünkü söz konusu edilen raporu sadece Yürükel'in şifahi anlatımından öğrenmek mümkün. Yürükel'e göre, '2011/Türkiye İç Savaş' başlıklı rapor, arkasında AB ve ABD'in bulunduğu güçlerin Türkiye'yi bir iç savaşa sürüklenmesinin mükemmel bir planı niteliğinde olup, bu savaşa müdahale etmesi öngörülen 'Batılı' güçler (mesela Birleşmiş Milletler) eliyle Türkiye'nin haritasının değiştirilmesi, küçültülmesi ve etkisizleştirilmesi hedefini anlatıyor.

Rapor'da, bugüne kadar asıl hedef olarak Silahlı Kuvvetler ve Emniyet'i seçen PKK'nın ve de PKK'nın arkasında duran malum güçlerin bundan böyle -'Türk Milleti'ne Karşı toptan Savaş' başlattığı-sivil halkı-sizleri de hedef aldığı belirtiliyor. Bu strateji değişikliğinin arka plandaki amaçta; Türk-Kürt çatışması yaratmak, Güneydoğu'da etnik temizlik yapıldığı gerekçesiyle BM veya Batı'ya müdahale zemini hazırlamak ardından da 'kendi kaderini tayin etsinler' deyip referandum ile Güneydoğu'da bir federasyon ya da bölücü bir başka ayrılıkçı ortamı hazırlamak yani Türkiye'yi bir Irak'a bir Yugoslavya'ya çevirmek…' Bahsedilen -2011 Türkiye- raporu özetle bu şekilde.[1]

 

 


[1] Akşam / Güler Kömürcü

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Oğuzhan ÇILDIR

Oğuzhan ÇILDIR

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...