Uyuşturucu kullanımı ve ölüm oranları hızla artıyor!
Türkiye uyuşturucunun transit geçiş güzergâhı olmaktan çıkarak uyuşturucu pazarı haline geldi. Çocuklar ve gençler büyük tehdit altında. BM'nin Uyuşturucu ve Suç Ofisi raporuna göre liselerde uyuşturucu kullanımı giderek artıyor. CHP'li Ahmet Ersin konuyu Meclis'e getirmek için çırpınıyor, ama duyan, gören yok.
BM'nin 2004 Dünya Uyuşturucu Kaçakçılığı Raporu'na göre dünyada kayıt altında olan 200 milyon uyuşturucu bağımlısı var. Gizli kullananlarla birlikte bu sayı 300 milyonu buluyor. Kayıt altında bulunanların 163 milyonu esrar, 15 milyonu eroin, 14 milyonu kokain, 8 milyonu da extasy, captagon kullanıyor. BM raporuna göre eroinin hammaddesi afyonun yüzde 7 Afganistan'da, kokainin yüzde 72'si Kolombiya'da üretiliyor. Sentetik uyuşturucu laboratuarlarının yüz de 75'i ise Hollanda'da bulunuyor.
Türkiye'de ise BM'nin Uyuşturucu ve Suç Ofisi raporuna göre liselerde uyuşturucu kullanımı giderek artıyor. Rapora göre, lise öğrencileri arasında yapılan araştırmada alkol, sigara ve marihuana kullanımı son derece yaygın. Uyuşturucu madde kullanım yaşının 11'e indiği ifade ediliyor.
En büyük tehdit sentetik uyuşturucular gösteriliyor!
Türkiye'yi en çok Afganistan-Balkan rotası tehdit ediyor. Afganistan'da üretilen afyon, İran'ın Kuzeyi ve Balkanlar üzerinden Avrupa'ya taşınıyor. Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye'ye en çok uyuşturucu bu güzergâh üzerinden geliyordu. Emniyet yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Türkiye'de hap üretimi de başladı. Türkiye'de üretilen hapların içine eroin enjekte ediliyor.
Çocukları ve gençleri tehdit eden en büyük tehlike sentetik uyuşturucular; çünkü kullanımı kolay ve ucuz.
Uyuşturucu tehlikesini TBMM gündemine getirmek için yoğun çaba harcayan CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Emniyet Genel Müdürlüğünün verilerine göre Türkiye'de 2004 yılında uyuşturucu kullanımının bir önceki yıla göre yüzde 200, uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının da yüzde 400 arttığını vurguluyor.
Ersin, TBMM'nin uyuşturucu tehlikesine karşı gerekli duyarlılığı göstermediğini belirtiyor. Ahmet Ersinin TBMM'de bekleyen bir önergesi ve kanun teklifi var.
Meclis uyuşturucu tehlikesini görmüyor
CHP'li Ahmet Ersin'in 13 Ocak 2004 tarihli Meclis Araştırma Önergesi "uyuşturucu kullanımı artıyor, bunun nedenleri nedir ne gibi önlem almak gerekir" gibi soruları kapsıyor. 6 Temmuz 2004 tarihli kanun teklifi de her yıl Ekim ayının ilk haftası ilköğretim okullarının 6, sınıfları ile lise ve dengi okullarda öğrenim gören gençlerin uyuşturucu tehlikesine karşı İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulacak programlar ve uzmanlar tarafından eğitilmesi için "Uyuşturucuyla Mücadele ve Eğitimi Haftası" olarak kutlanmasını kapsıyor. Ahmet Ersin, "Meclis bürokrasisini aşmak mümkün olmuyor" diyor. Ersin, iki yıllık çalışmasının sonunda araştırma önergesinin 114. sırayı gelebildiğini, kanun teklifinin ise hiç gündeme alınmadığını belirti yor. CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, "Bu hızla devam edersek 22. dönem parlamentosunda bu konunun görüşülmesi mümkün olmayacak" diyor.
"Meclis, herkesi tedirgin eden bu konuda duyarsız kalmamalıdır" diyen Ersin, "tavuk üreticileri kendi sorunlarını dile getirmek için lobi oluşturmuşlar ve TBMM'de bir resepsiyon verebildiler demek ki iyi bir lobileri var. Bu uyuşturucu meselesi için nasıl bir lobiye ihtiyaç var?" diye sordu.[1]
İçinde ağır dozda eroin bulunan "Meryem Ana" adlı hapecstasy müptelası gençleri ölümle tanıştırıyor. Çevrenizde bu tür haplara hevesli biri varsa bu haberi hemen ona okutun!
İstanbul gece hayatında son birkaç aydır, "Meryem Ana" adlı bir uyuşturucu hapın adı dolaşıyor.' İçinde en az yüzde 45 oranında eroin bulunan "Meryem Ana", normal bir ecstay'den daha geç etkisini gösteriyor Ama etkisi, bir güne yakın sürecek kadar da kuvvetli… "Kafası gelmedi" diye birkaç tane daha yutan kişiyi ise ağır bir koma, hatta ölüm bekliyor. Birde soru soralım Semra Hanım'ın oğlu Ata'nın katili sizce ne? "Sakın "Meyem Ana" olmasın?
İstanbul'da geçtiğimiz günlerde Fatih'te yapılan bir operasyonda ele geçirilen 206 adet ecstasy hapının kriminal incelemesinde 97 hapta çıkan tuhaf sonuç polisi bile şaşırttı, Çünkü üzerlerinde "James Bond" filmlerindeki ajanın kodu olan "007" numarası yazılı olan 97 hapın hammaddesinin eroin olduğu tespit edilmişti. Normalde büyük miktarlarda uyuşturucu yakalanması durumunda konuyla ilgili özel basın açıklaması yapılırken İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürü Tufan Ergüder, basının karşına geçti. Ergüder basın toplantısında kaçakçıların Türkiye'de yeni bağımlılar yaratmak için sinsi bir hesap içinde olduğunu belirtti.
Ergüder, piyasaya sürüldüğünden şüphelenilen hapların bulunması için özel bir ekip kurulduğunu belirterek operasyonlardan rahatsız olan uyuşturucu kaçakçılarının gençlere sinsi bir tuzak kurduğunu ve eroin pazarını genişletmek için hileli bir yol izlediklerini söylüyordu. Şu ana kadar eroinli hapların nerede üretildiği ve Türkiye'de piyasaya hangi kanaldan sokulduğu belli değil. Tahminler daha çok yurtdışı kaynaklı girişler olduğu yönünde. Bu konuda polis üç ihtimalin üzerinde duruyor. Birincisi, sentetik hapların Bulgaristan, Arnavutluk gibi ülkelerdeki gizli uyuşturucu laboratuarlarında üretilmiş olabileceği. Türk mafyasıyla Arnavut ve Bulgar mafyaları arasında bu ülkelerin toprakları üzerinde uyuşturucu alışverişi yapıldığı biliniyor. Türk mafyasından eroin alan Arnavut ve Bulgar mafyaları karşılığında esrar ve sentetik hap veriyor. Bugün Türkiye'ye giren esrarın yüzde 70'i Arnavutluk menşeili iken, sentetik hapların ciddi bir kısmı Bulgaristan üzerinden ülkemize sokuluyor.
İkinci ihtimal ise, sentetik hapların gizli bir şekilde üretildiği Hollanda veya Danimarka gibi ülkelerden gelmiş olabileceği. Son olarak üzerinde durulan ise Türkiye içindeki gizli uyuşturucu üretim yerlerinde bu hapların üretilip piyasaya sürüldüğü. Polis şimdi bu ihtimallerin hepsini araştırıyor. Haftalık olarak biz de eronli hapların izini sürdük. Emniyet yetkililerine ve uzmanlara danıştık. Sokaklarda bu işleri bilmesi muhtemel kişilerin ağzını aradık. Ortaya ilginç, bir o kadarda ürkütücü bir tablo çıktı. Türkiye, Ergüder'in de dediği gibi eroin tacirlerinin yeni, bir oyunuyla karşı karşıya. Çünkü Türkiye eroin güzergâhında olmasına rağmen ülkemizde eroin kullanımı çok düşük. Son yıllarda Avrupa'da da eroin kullanımında bir düşüş görülüyor. Bu nedenle eroin tacirleri yeni pazarlar yaratıp yeni kullanıcılar bulmak peşinde. Bunda da belli oranda başarıya ulaşmış haldeler.
Bu gün eroinin ham maddesi olan afyon üretiminin merkezi durumundaki Afganistan ve Pakistan'da yedi milyon eroin ve afyon bağımlısı insan bulunuyor. Türkiye gibi eroin ve afyon ticaretinin önemli güzergahlarından biri olan İran'da ise 3.5 milyon eroin bağımlısı olduğu sanılıyor. Son yıllarda İran-Türkiye güzergâhından daha fazla öne kazanmaya başlayan Rusya güzergâhı eroin tacirleri için hali olumlu sonuçlar vermiş. Çünkü yalnızca mallarını buradan geçirmekle kalmamışlar, on yıl içinde Rusya'da 3.5 milyon eroin bağımlısı yaratmışlar. Bütün bu denklemde eroin tacirlerinin yeni bağımlılar yaratma konusunda tek başarılı olamadıkları ülke ise Türkiye. Buna karşın Türkiye'de son yıllarda ecstasy gibi sentetik hapların kullanımında artış var. Bunda gençlerin, sentetik hapların tehlike yaratmayacağına dair yanlış inanışının da etkisi büyük. Oysa uzmanlar sentetik hapların, başta beyinde hasara yol açmak, olmak üzere ciddi zararları olduğu konusunda herkesi uyarıyor. Ancak bu uyarılar yeterli olmuyor ki sentetik haplar artık kimi okulların önlerine kadar düştü.
Bu pazardan kendilerine pay çıkarmak isteyen eroin tacirleri, şimdilerde yeni bir yöntem geliştirdiler. O da eroini sentetik hap şekline sokarak piyasaya sürmek. Bununla da kalmayan eroin tacirleri, piyasaya sürdükleri haplara birbirinden değişik isimler vererek dikkat çekme peşindeler. "007", "Meryem Ana", "İsa", "ISG Paper" bu i,simlerden bazıları. Aslında adı geçen hapların her birinin diğerinden biraz farklılığı bulunuyor.. Bu farklılıklar daha çok hapın içindeki eroin miktarı veya renginin değişikliği şeklinde oluyor. Bu hapları alanlar onları sıradan bir sentetik hap zannediyor. Bu da kullanıcılar açısından ciddi bir hayati risk yaratıyor. Çünkü ilk aldığında beklediği tesiri bulamadığında peşi sıra ikinci hapı alıyor. Uzmanlar, bu ani yüklenme sonucu kullanıcının bir anda komaya girebileceğini, daha da ötesi ölebileceğini belirtiyor.
Semra Hanım'ın oğlu Ata'nın ölümü de Meryem Anadan mı? sorusu kafa kurcalıyor!
Şu ana kadar eroinli haplardan dolayı kaç kişinin öldüğü veya ölüm tehlikesi atlattığı konusunda net bilgi bulunmuyor polisin elinde. Ancak Semra Hanım'ın oğlu Ata Türk'ün ölüm nedeninin bu hap olduğu iddia edilmekte. Ata'nın yapılan otopsisinde yoğun miktarda uyuşturucu hap kullandığı ve buna bağlı olarak zehirlendiği tespit edilmişti. Raporda, Ata'nın kanında ecstacy'nin yapıldığı anfetamin ile esrar ve eroin bulunduğu anlaşılmıştı. Adli Tıp uzmanları, Ata'nın kolunda iki-üç tane iğne izinin bulunduğunu kaydetmiş, ancak bunun ilk müdahaleler sırasındaki serum ve ilaç izi olabileceğini de ifade etmişti. Ayrıca arkadaş çevresi Ata'nın eroin kullanmadığını öne sürmüştü. Peki o zaman eroin kullanmadığı sanılan Ata, ölmeden önce eroini nasıl almıştı? Ata'nın eroini piyasaya yeni sürülen Meryem Ana gibi bir hapı belki de sıradan bir ecstasy hap zannederek aldığı bunun da onun zehirlenerek ölmesine yol açtığı sanılıyor. Otopsi sonuçlarına göm Ata'nın kanındaki eroin miktarı düşük çıkmıştı. Ancak eroinin diğer maddelerle birleşince zehirlenmeyi tetikleyici bir rol oynaması muhtemel görülüyor.
Meryem Ana etkisini geç gösterince kullanıcı birkaç tane yutuyor
Eroinli haplar içinde halen en ünlü olanı Meryem Ana adlı hap. "Meryem Ana", "Isa" gibi Hıristiyanlar açısından çok önemli olan adların uyuşturucuya isim yapılması da işin başka bir garip yanı. Meryem Ana, Novalgin büyüklüğünde turuncu bir hap. İçinde yüzde 45 oranında eroin var. Bu hapı tehlikeli kılan ise etkisinin geç fark edilir olması. Ecstacy'nin türleri genellikle alındıktan 15-20 dakika sonra etkisini göstermeye başlıyor ve "kafası" iki saat sürüyor. Meryem Ana'da ise durum farklı… Hap alındıktan iki saat sonra etkisini gösteriyor ve "kafası" gün boyu sürüyor.
Bu durumdan habersiz olan kullanıcıların, sıradan bir ecstasy gibi yuttuğu hap 15-20 dakika içinde etki göstermeyince yetersiz ya da "bozuk hap" sanılıyor. Kullanıcı bunun üzerine ikinci bir hap daha yutuyor. Hatta üçüncü bir hap daha… Çünkü Meryem Ana'nın etkisi dediğimiz gibi iki saat içinde kendini gösteriyor. Sonuç: Koma ve ölüm tehlikesi…
Bu hapın muadili durumundaki" İsa" adı verilen bir başka eroinli hap üç değişik renkte piyasaya sürülmüş. Her rengin eroin oranı farklı. Kırmızısı en ağırı ve içinde yüzde 75 eroin var. Daha sonra pembe ve beyazı var. "İsa" adı verilen bu hapın boyutları ecstasy'den daha büyük ve üzerinde çarmıha gerilmiş İsa resmi bulunuyor.
Birde dilaltına konan "ISD Paper" adlı başka bir eroinli hap bulunmakta. Dil altına konan bu hapın ise beş dakika içinde etkili olduğu, ancak kullanıcıyı iki gün boyunca etkilediği, adeta komaya soktuğu belirtiliyor. Uyuşturucu satıcıları, eroinli hapların içine konan eroinin farklı işlendiğini ve bu yüzden bağımlılık yapmadığını öne sürerek hapları kullanıcılara satmaya çalışıyor. Son günlerde polisin bu konuya ilgisi nedeniyle torbacıların, ellerindeki hapları şimdilik piyasaya sürmeyi durdurduğu iddia ediliyor. Ancak torbacıların ilk fırsatta tanesine ortalama 20 YTL istedikleri bu hapları piyasaya sürmeye çalışacakları sanılıyor.
Baş belası: Sentetik haplar sokaklarda satılıyor!
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nca hazırlanan raporda bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi bulunuyor. Buna göre 2000 ile 2004 yılları arasında yakalanan ecstasy miktarı önceki dört yıla göre 21 kat artmış durumda. Bu artış yıllara göre artıyor. Emniyet verilerine göre 2004 yılında 516 olayda ele geçen ecstasy miktarı 718 bin 734 adet. Bu olaylarda yakalanan kişi sayısı ise 1443 kişi. Oysa 2003 yılında yakalanan ecstasy sayısı ise 447 bin 91 adet. Burada polisin başarısı olduğu gibi ecstacy talebi de arttığı için piyasaya daha fazla hap girdiğini, dolayısıyla daha fazla hap yakalandığını da gözardı etmemek lazım. 2003 ile 2004 yılları karşılaştırıldığında ecstasy olay sayısında yüzde 102,2 oranında bir artış yaşandığı görülüyor. Daha çok Arapların rağbet ettiği captagon'la karşılaştırıldığında ecstasy olay sayısı daha fazla. Ayrıca eroinden farklı olarak yakalanan ecstasyler yurtdışına göndermekten çok ülke içi piyasaya sürülüyorlar. Emniyet kayıtlarında ecstasy kullanımının Avrupa ülkelerine göre çok düşük olmakla birlikte artmaya devam ettiğine dikkat çekiliyor. Türkiye genelinde ele geçen ecstasy haplarının yüzde 71.3 İstanbul'da, yüzde 7'si Kayseri'de yüzde 4.8'i Mersin'de, yüzde 2.4'ü Mersin'de yakalanmış. Bunu Antalya, Bursa, Samsun, Kocaeli, İzmir, Muğla gibi iller izliyor. Ecstasy'in yakalamalarının daha çok yaz aylarında arttığı ve kullanıcıların daha çok turizm ve eğlence sektörlerine takılanlar arasında yoğun olduğu da kaydediliyor. Emniyet raporunda son olarak Türkiye'de yakalanan ecstasy haplarının çok büyük bir kısmının Hollanda, az bir kısmının da Almanya kaynaklı olduğuna dikkat çekiliyor. Trakya sınırından ülkeye sokulan ecstasy İstanbul'dan ülkenin değişik yerlerine gönderiliyor.
Manevi boşluktaki zenginin de fakirin de şeytan tuzağı haplar oluyor!
Yıllar boyu uyuşturucunun hammaddeleri çoğunlukla fakir doğu ülkelerinde üretilip zengin batı ülkelerinde pazarlandı. Halen bu trafik sürüyor. Ancak 1990'lardan itibaren Belçika, Hollanda, Almanya, Danimarka gibi ülkelerde gizlice üretilen ecstasy, captagon gibi sentetik hapların kullanımı hızla dünyada yaygınlaşmaya başladı. Daha kolay, ucuz bulunur olması nedeniyle, uyancı nitelikteki bu hapların üretimi yıllar içinde daha çok Bulgaristan, Romanya gibi ülkelere kaydı. Sentetik haplardan ecstasy'in kullanımı 2000'li yılların başından ben Türkiye'de de artıyor.
Bu durum Emniyet kaynaklarına da yansımış durumda. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün resmi bildiri ve bültenlerinde bu korkunç gidişata dikkat çekiliyor ve mutlaka kesin ve etkin önlemler alınması gerektiği vurgulanıyor.
[1] Aydınlık / 05.02.2006

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…