Biz böyle biliyoruz…
Eğer yanılıyorsak hem Genel Kurmaydan, hem marazlı muarızlardan yanıt bekliyoruz!
Ordumuz; yani Genel Kurmayımız, Ordu Komutanlarımız, Paşalarımız ve Subaylarımız (İstisnalar hariç);
İslam'a değil, din istismarına karşıdır. Müslümanlığa değil, münafıklığa; Kur'ana değil yobazlığa karşıdır.
Ordu yüce Dinimize, Milli ve ahlaki değerlerimize ve manevi dinamiklerimize, herkes kadar sahip ve saygılıdır.
Ordumuz; Laik ve demokratik kurum ve kavramlarla; imani ve vicdani kuralların, asla çatışmayıp barıştığının bilincinde ve şuurundadır.
Ordumuz, İslamiyetin ve dini hassasiyetlerin siyaset, servet ve şöhret aracı yapılmasına karşıdır ve haklıdır.
Ordumuz: Barbar ve batıl bir şeriat düzeni olan Vatikan devletçiğinin ve İsrail'in, Siyonist ABD'nin ve emperyalist AB'nin ülkemiz üzerindeki sinsi hesaplarının ve İslam Alemine yönelik şeytani planlarının elbette farkındadır. Ancak ne var ki her adımını: köklü konumuna, imkan ve fırsatların durumuna, ülke ve bölge şartlarına ve ihtiyaçlarının uygunluğuna göre atmaktadır.
Ve yine ordumuz:
Ne demokrasi demagojileri, ne laiklik bahaneleri, ne küresellik hikayeleri, ve ne de AB hayalleri uğruna; devletimizin yıkılmasına, dinimizin laytlaştırılıp yozlaştırılmasına, ülkemizin parçalanıp dağılmasına, kesinlikle göz yummayacak ve bu sosyal araçlar için kutsal amaçların feda edilmesi şeklindeki gaflet, dalalet ve hıyanetlere her halde seyirci kalmayacaktır. Tayip Erdoğan'ın önce horozlanıp: "Kıbrıs'tan taviz vermeyiz!" diye hava atıp, sonra döneklik tavrını sergileyerek, bazı liman ve havaalanlarını Rumlara açacağını Avrupa'ya bildirmesi de, bunların sonlarını hazırlayacaktır.
Ordumuzu yıpratma ve yaralama kampanyasını, ısrarla ve kasıtla sürdüren şu iki kesim özellikle göze çarpmaktadır:
- 1. İslamcı geçinen din istismarcısı münafıklar…(ılımlısından radikalına, Hizbullah'ından Tarikatçısına bütün marazlı güruhlar)
- 2. Batıcı bilinen ve din düşmanlıklarını "şeriat karşıtlığı ve laiklik şakşakçılığı" şeklinde kamufle eden masonlar (sağcı veya solcu geçinen, Atatürkçülük kisvesine bürünen ama hem Dini, hem de devrimleri dejenere etmek isteyen zındıklar)
Bu iki kesimin, sözde birbirlerinden çok farklı ve aykırı görünmelerine, gazete sütunlarında ve TV. Programlarında zahiren didişmelerine rağmen:
- a) Hararetli AB sevdasında ve Ordu'ya sataşma hususunda aynı tavrı ve tepkiyi göstermeleri
- b) Geçmişte de Milli Görüş ve özellikle Erbakan karşıtlığında yine aynı kindar ve garazkar tutumu sergilemeleri, üzerinde durulması ve derinlemesine yorumlanması gereken bir noktadır.
- c) Ve yine, bir zamanlar özellikle sabataist dönmelerin ve hatırlı mason biraderlerin çocuklarının okutulduğu "Robert College" mezunu ve çok zengin bir iş adamının oğlu olan ve Milli ve Manevi değerlerimize hakaret etmesine, ama bölücü Kürtlere ve siyonist güdümlü Ermenilere hürmet ve destek vermesine karşılık Nobel edebiyat ödülü takılan Orhan Pamuk hayranlarının tamamının aynı zamanda ve fırsat yakaladıkça ordu düşmanlığı yaptıkları da önemli bir ayrıntıdır.
Bu arada araştırılsın…
Yapılan anketlerde halkımızın %79'u bu ödülü hak etmediğini belirttiği ve inançlı bir Türk olarak kabullenmediği (%40 kesinlikle hak etmediğini söylüyor. % 39 görüş bildirmeye değer bulmuyor. Sadece yoğun reklam ve propagandaya kapılan %21 bu ödülü hak ettiğini ve sevindiğini belirtiyor.[1]) bu Orhan Pamuk'un babası:
"Oğlum sen bir gün mutlaka Nobel alacaksın!" derken acaba, kehanet mi vardı, yoksa İsveçli Yahudi akrabalarıyla bu konuda gizli bir anlaşma mı yapılmıştı?
Ve yine Orhan pamuk'un, İsveç'te ödül törenindeki konuşmasında ve birçoğu Yahudi dönmesi olduğu bilinen seçkin davetliler huzurunda sık sık, babacığından bahsedip durması, acaba:
"Ben babamın izindeyim. Sizden birisiyim. Gizli aslına ve kirli amacına sadık bir yeğeninizim" mesajı mıydı?
Konumuza dönelim;
Yukarıda tanıtmaya çalıştığımız; etiket ve etkinlikleri farklı olsa da, niyetleri ve karakterleri aynı olan din istismarcısı ve devrim yobazı çevrelerin, ordumuzu kötülemek ve tüm hayırlı girişimlerin kösteği gibi göstermek için başvurdukları şeytanlıklar şunlardır:
- AKP bizi AB'ye sokacak ve halkımız ekonomik huzura ve refaha erişecek… Fakat ordu engel oluyor!
- AKP, ülkeye tam bir din hürriyeti, başörtüsü ve imam-hatip serbestisi getirecek… Ama asker bırakmıyor! (ve tabi hiç kimse sormuyor: Başörtüsü konusunda ille de mutabakat arayan T. Erdoğan ve şürekasının, Kıbrıs'ı satma konusunda Cumhurbaşkanına, Genel Kurmaya ve kendi Bakanlarına bile danışmaya niçin gerek görmüyor?)
- AKP, Güneydoğu konusunu ve terör sorununu, demokratik yollarla çözecek… Fakat bu generallerin işine gelmiyor!
- AKP, dinci, değişimci, ılımlı İslamcı ve Yeni Osmanlıcı… Türkçesi, AKP Genel Başkan Yardımcısı Rockfeller'ci Edibe Sözen'in, (hukuki değil fiili) kocası Hakan Yavuz'un tespitiyle "Türk siyonizminin ve Müslüman Protestancılığının" temsilcisi bir cumhurbaşkanı seçecek… Ne var ki Silahlı Kuvvetler ve Kuvayı Milliyeciler geçit vermiyor!…
Evet bu kesimlerin sinsi mahiyetleri ve kirli marifetleri, zaten şu mazeretleri içinde saklıdır ve sırıtmaktadır. İşte bu nedenle; tekrar hatırlatıyor ve vurguluyoruz ki: AKP'nin ve masonik mahfillerin yukarıdaki hain ve gafil girişimlerine engel olduğu için, ordumuz; haklıdır, hayırlı yoldadır, saygındır ve tabi Müslümandır. (istisnalar kaideyi bozmaz. Her kurumda ve camiada kiralık ve münafık tipler bulunabilir.)
Sırası gelmişken, "Siz, Askere yağ çekiyorsunuz" diyenlere de bir yanıtımız olacaktır. Biz Ordumuza; yurdumuzun, namusumuzun ve Milli onurumuzun hatırına sahip çıkıyor ve savunuyoruz. Ama velev ki öyle bile olsa: Irak'ta ve Afganistan'da, bir milyona yakın masum Müslümanı katleden, yüz bin kadının ırzına geçip kirleten Gavur Bush'un önünde, Recep Tayip gibi eğilip bükülmektense, kahraman ordumuza destek vermek çok daha şerefli bir davranış değil midir? Fetullah Gülen gibi, Deccalizmin değneği Zalim ABD'nin himayesine girip övgü dizmekten ve daha önce İslam ve insanlık düşmanı Vatikan vampirlerinin elini öpüp hizmetkarlığını ilan etmektense; Dış düşmanlara ve PKK militanlarına karşı yurdumu koruyan ve huzurumu sağlayan ordumu gözetmek, çok daha haysiyetli ve hamiyetli bir yaklaşım değil midir? Türkiye'ye geleceğini bile bile, kalkıp hiç utanmadan Hz. Peygamber Efendimize ve Yüce Dinimize hakaretler yağdıran, Türkiye'yi parçalamak ve Sevr'i hortlatmak için Haçlı-Hıristiyan ittifakını kuran ve Ekümenliğini ilan ettiği Patriki devletimize karı kışkırtan Papa Benedik'e, Diyanetçiler ve İslamcı enteller gibi ikram ve iltifatlar yağdırmaktansa, kendi Milli orduma yağ çekmek çok daha insani ve İslami bir tavır değil midir? Şimdi söylesin bakalım: Yılbaşı gecesi, göbek atıp conileri eğlendirmek üzere Bağdat'a davet edilen ancak: "ben, mazlum müslüman kardeşlerimi acımasızca katleden ve Irak'ı işgal edip bölgeme ve ülkeme zarar veren, düşman askerlerinin keyfini getiremem" diyerek 50 bin dolarlık teklifi geri çeviren dansöz Tanyeli hanım, sizin hepinizden daha duyarlı, daha ahlaklı ve daha vicdanlı değil midir? |
Daha önce dergimiz yayınlarında ve yine SESAR raporlarında özellikle vurgulandığı gibi:
Ordumuz Aziz Milletimizin manevi mayası olan Müslümanlıktan ve dindar halkımızdan değil; din adına menfaatçilikten ve münafıklıktan kuşku duymaktadır.
TSK "İRTİCA"ya Nasıl Bakıyor?
İrtica; sözlük anlamının dışında bu günkü kullanımıyla: "halkın dini duygularını kullanarak toplumu aldatmak, insanları dine yaklaştırmak iddiası ile dinden uzaklaştırmak ve hatta çıkarmak" demektir.
İstismarcı ve suistimalcı Tarikat ve cemaatlerde yuvalanıp "dini bilgi"yi "yaratılış hikmeti ve onurlu yaşamın hakikati"nden çok şekle ve gösterişe indirgeyen ve halktan gerçek dini bilgileri gizleyenler ise "mürteci"dir. Dini sadece bazı şuursuz ve taklidi ibadet ve kıyafetle sınırlandırıp halkı sürüleştirmek de "irtica"dır.
Özellikle yabancı gizli servislerin ve İslam Dini ile devletin düşman olan kimselerin bazı "tarikat ve cemaatlara ve toplumun değişik noktaları"na yerleşerek satın aldıkları ve kandırdıkları dini önderler aracılığı ile "devlet"le "millet"i birbirine düşürmelerine, milleti bölmek, vatanı, bayrağı ve bağımsızlığımızı koruma ve kurtarmaya yönelik milli hareketleri engellemelerine ve tüm devlet ve millet unsurlarını ortadan kaldırmak için dini kullanarak yaptıkları hıyanet girişimlerine "irtica" denir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde devletin varlığına yönelik eylemler "din kisvesi" altında yabancıların kontrolü ile yönetilmiş; "milletin dini" "millet"i ortadan kaldırmak için ve "milletin devleti"ni imha etmek için istismar edilmiştir.
Özellikle İstiklal Savaşı başlangıcı esnasında ve sonrasında Milli Aşireti İsyanı "din ve Kürtçülük kisvesi" altında İngiliz ve Fransız desteği ile gerçekleştirilmiştir.
"Etnik-i Eterya/Pontus Rum Faaliyetleri" ise; yıllarca Türk Milleti içerisinde adil bir biçimde yaşamış olan Rumlar'ın ülke içinde kurdukları Rum Cumhuriyeti ve bunların faaliyetleridir.
Görüldüğü gibi yabancı devletler "milletin dini"ni "milleti yok etmek" için kullanmışlar ve bunun için "ihanet edecek dini önderler" bulmakta da hiçbir sakınca görmemişlerdir.
Yine yabancı devletler "Türkiye'de yaşayanların her türlü farklılıkları"nı "ülkeyi bölmek" için kullanmakta beceri göstermişlerdir. "Etnik ve dini önderler"in bir kısmı kolayca kafirlere, yani "yabancı devletler"e hizmet edebilmişlerdir.
Yabancı devletler bu sebeple günümüzde de geçmişte olduğu gibi çok kolay kandırdıkları dini ve etnik örgütlenmelere yönelmişler ve hatta yabancı istihbarat servisleri bu şekilde etnik ve dini birçok örgütü kurmuş, yönetmiş ve bu tehlikeli altyapıyı günümüzde kullanılan bir boyuta getirmiştir.
Daha açık bir ifade ile Ordumuz:, – İslam'ın, Müslümanlar'ı köleleştirmek ve körleştirmek için istismarına, – İslam'ın, Türkiye'yi bölmek için kullanılmasına, – İslam'ın, insanları sömürmek için vasıta yapılmasına, – İslam'ın, insanları cahil ve gafil hale getirmek için yozlaştırılmasına, – İslam'ın, devletimizi ve cumhuriyeti yıkıp devirmek üzere yobazlaştırılmasına, – İslam'ın, dini amacından ve aslından uzaklaştırılmasına, – İslam'ın, Allah'a kulluktan, zalim düzenlere ve diktatörlere kuklalığa saptırılmasına, – İslam'ın, İslam adı altında tahrip ve tahrif edilip bozulmasına, – İslam adı altında Kur'an-ı Kerim'e saldırılmasına, – İslam adı altında Allah'a isyana ve ahlaksızlığa alıştırılmasına, – İslam adı altında Hıristiyanlığa, Yahudiliğe, ateizme hizmet yaptırılmasına, – İslam adı altında Siyonist sömürü sermayesine hizmetkarlığa, – İslam adı altında insanlara hurafelerin ilmi gerçeklere ve Kur'ani prensiplere aykırı fikirlerin yutturulmasına karşıdır. |
Ve bütün bu sefil fikirleri ve rezil fiilleri işleyenler de TSK'ya karşıdır! "Yabancı istihbarat servisleri"; Türk Devleti'ne ve milletine yönelik yıkıcı etkinliklerini gerçekleştirirken halkın değerlerine yakınmış rolü oynayarak ve bu değerleri sözde savunur gibi yapıp sömürenleri yanlarına alarak, bunları devletin Yürütme, Yasama ve Yargı gibi önemli noktalarına taşıyarak devlet içinde iyice güçlenmişler ve kaleyi içten düşürme noktasına gelmişlerdir! TSK'nın ve devletin İslam'a karşı olmadığı ama "İslam'ın, devletin ve milletin varlığını ortadan kaldırmak için kullanılması"na karşı olduğu mutlaka anlatılmalı ve bu gerçek bir an önce ve herkese öğretilmelidir. Ayrıca bu yaklaşım, yabancıların güdümündeki bir takım tarikat ve cemaatlerin ve "yerli din tacirleri"nin meşrulaştırılmasına izin vermeyecek bir içerikle gündeme getirilmelidir! TSK'nın "din"e değil ama "dini kullananlar"a karşı olduğunun açıklığa kavuşturulması bağlamında: "yabancı gizli servisler"in kışkırttığı "başörtüsü" ve "İmam Hatip Liseleri" gibi sorunların da "insan hak ve özgürlükleri" kapsamında değil de "Ilımlı İslam" safsatasıyla halkımızın köleleştirilmesi amacıyla gündeme getirildiği için çözümün zorlaştığı ortaya konulmalıdır. |
Yabancı gizli servislerin ve yabancı devletlerin sonradan Müslüman olmuş Hıristiyan ve Yahudiler üzerinden İslam'a, Türk Devleti'ne ve milletine sistemli ve dini/etnik içerikli bir saldırı başlattığı deşifre edilmeli ve saldırıda kullanılan her türlü argüman, simge, sembol, şekil, parti, örgüt, STK, medya isim isim kamuoyuna anlatılmalıdır. Bu yapılabildiğinde yaşanan birçok sorunun kaynağı görülebilecek ve millet bu sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır.
Bu bağlamda yabancı gizli servislerin ve yabancı devletlerin bir takım tarikat ve cemaatlerle gerçekleştirdikleri sızmaları, maalesef devletin kurumları içinde de yaptıkları göz önüne alınmalı ve devleti "din düşmanı" gibi gösterecek her türlü söylemden kaçınılmalıdır.
Dini kullananların yaptıkları yolsuzluklar, hırsızlıklar, yaşadıkları debdebe, istismar ve olumsuzlukların ve yabancı gizli servis ve yabancı devletlerle olan bağlarının çarpıcı şekilde ortaya konulması halinde millet tarafını seçmekte zorlanmayacaktır.
Mesela AKP-YİMPAŞ İlişkisi'nin çarpıcı şekildeki anlatımı, bu bağlamda son derece önemlidir. Fethullah Hoca Cemaati-AB İlişkisi gibi birçok konu ise yanlış isimler tarafından anlatıldığı için doğru sonuç alınamamıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, doğru konuyu ve söylemi yanlış kişiye yaptırmamaktır!
"Hortumları kestik!" diyenlerin hortumcularla ilişkisi ortaya konsa, halk bu yapıları tanıyacak ve kopacaktır. AKP'nin birçok yıkıcı faaliyeti, çıkarttığı yasaların arka planı ve icraatlarının odak noktasında bulunan yabancı gizli servis ve yabancı devletler "doğru isimler" tarafından deşifre edilse, AKP'ye destek veren tarikat ve cemaat yapıları kısa zamanda çözülecek ve dağılacaktır.
Bugün Türkiye için en büyük tehlike, "milletin oyu ile milletin sonunu hazırlayan yabancı istihbarat servislerinin ve yabancı devletlerin kurduğu siyasi, dini, sosyal, etnik, kültürel, yerel ve ekonomik yapılar"dır.
TBMM bugün "devletin tasfiyesinin hukuk çerçevesinde yapıldığı bir arena"ya dönüştürülmüş bulunmaktadır.
Yürütme (Hükümet) ise; "milletin oyu" ile geldiği görevi, "milleti yabancı devletler adına köleleştirme"de kullanmaktadır.
Bugün doğrudan ve dolaylı biçimde: siyasi ve dini cemaatler ve meşrulaşan yabancı güdümlü partiler aracılığı ile devletimiz, milletimiz, ülkemiz ve tüm değerlerimiz yıpratılmakta, satılmakta ve dejenerasyona uğramaktadır.
İşte Ordumuz, Türkiye'de dinin bu şekilde kullanılmasına karşıdır!
TSK İrtica'dan % 99'u Müslüman olan milleti ve dinini ve İslam'ı değil, yabancı devletlerin kontrolü altına girmiş dini oluşumları ve onların din kisveli devlete yönelik tahribatlarını kastetmektedir. TSK'nın "İslamcı" ve "Müslüman" gibi görünen dini önderler ve onların oyun arkadaşı siyasi liderlerin "İslamsız bir İslami diktatörlük kurma girişiminde bulunanlara yönelik söylemi, tezgahları deşifre edilenleri hep rahatsız etmiştir. Maşalar TSK'ya bu sebeple hep kin ve nefret duymaktadır. TSK, "İslam'ın içini boşaltarak sömürgeci devletler adına İslamcılık oynayan din tüccarları"na karşıdır! Evet, Ordumuz: İslam'ın içinin boşaltılarak dini talepler adı altında emperyalizmin emrinde bulunanlara karşıdır ve bunların hepsine birden "İRTİCA" adını vermektedir. TSK'nın bu anlamda dine ve İslam'a verdiği destekten rahatsız olan işbirlikçi emperyalist maşalar, İslam'a yönelik kendi düşmanlıklarını gizlemek için TSK'yı "İslam düşmanı" ilan etmektedir. TSK, İstiklal Savaşı esnasında "din adına" emperyalistlerin, İngilizlerin, Yunanlılar'ın yanında saf tutmuş ve isyan çıkarmış hıyanet şebekelerinin artıklarını açıkça "İrtica" diye nitelendirmektedir. TSK'nın irtica dediğinde kastettiği; İslam'ı yabancıların hizmetine veren din sömürücüleridir. |
Son söz. Dış güçler istemese, işbirlikçi hainler karşı gelse, şeytani çevreler itiraz etse de: Bu zulüm ve sömürü dönemi bitecek; Din de, devlet de, düzen de aslına dönecektir!.. Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti, ilmi, insani ve İslami gerçekler ışığında ve Müslüman Milletimizin adalet ve asalet anlayışıyla, Yeni Bir Dünyaya öncülük edecektir!
ŞİİR
Ey orduma çamur, atan soysuzlar
Asker vatanperver, ya siz nesiniz?
Siyonist uşağı, hain huysuzlar
Boynuz görünecek, düşse fesiniz!..
Müslüman Milletin, evladı ordu.
Vatanın, namusun, bunlar korudu.
Yakında deşilir, çıbanız kurdu.
Kuvayı Milliye, kısar sesiniz!
Haç'lılara hayran, orduma düşman
Mason münafıklar; doldu danışman
Balonuz sönünce, olursuz pişman
Localar, lobiler, verir dersiniz!
Papa karşılayıp, kaçtız Hamas'tan
Acep ne talimat, aldız Papazdan
İmandan ayrılıp, kaldız namazdan
Daim yalan söyler, haram yersiniz!
Yeter münafıklık, sahtekar korkak
Ya mertçe gavur ol, riyayı bırak
Sizin Yüzünüzden, yanıyor Irak
Safsata sözleri, artık kesiniz!
Ordu onurludur, asker inançlı
Vatana, namusa; sahip vicdanlı
Kur'anı bayrağı; kutsal amaçlı
Siz ise Haçlıya, bir nefersiniz!
Orduma sataşan, aslın beyan et
Ey vah densizlere, kaldı Diyanet
Hak davadan dönmek, büyük hıyanet
Kork, imansız çıkar; son nefesiniz!.
[1] Necati Doğru, 12.10.2006, Vatan Gazetesi

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…