Erbakan Vakfı’nın açılması ve amaçları
“Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı” Hocamızın Balgat’taki konutunda hizmete açılmıştı. Genel Başkanı Fatih Erbakan, vakfın Milli Görüş hareketinin asıl istikametinden saptırılmasına, sadece bir fikir kulübü, hayır kuruluşu, hac, umre ve kurban organizasyonuna dönüştürülmesine asla müsaade etmeyeceklerini hatırlatmıştı. Saadet Partisi YİK Üyesi Oğuzhan Asiltürk’ün Erbakan Vakfını karalamak için medyaya gönderdiği açıklamaya da atıfta bulunan Fatih Erbakan’ın; “Ateş-i Nemrut’tan korkar mı İbrahim olan? Hodri meydan, hodri meydan!” çıkışı hararetle alkışlanmıştı.
Vakfın genel merkezi de olan, Hocamızın Balgat’taki konutunun bahçesinde düzenlenen törene, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, İran’ın Ankara Büyükelçisi Ali Rıza Bikdeli, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu üyeleri Fehim Adak ve Ahmet Tekdal ve eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katılmıştı. Törende, Necmettin Erbakan’ın kızları, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu ve Necmettin Erbakan Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Elif Erbakan ile Zeynep Erbakan da bulunmuşlardı.
Tören, Hamidiye Camisi İmam Hatibi Bilal Gülmez’in Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlamış; Vakıf Başkanı Fatih Erbakan törendeki konuşmasında: vakfın kurulmasıyla Necmettin Erbakan’ın vasiyetinin yerine getirildiğini, yapılacak çalışmalarla Necmettin Erbakan’ın tüm insanlığa doğru bir şekilde tanıtılacağını açıklamıştı.
“Emniyet sübabı görevi yapacaklardı”
Vakfın, “Erbakan’ın bütün özelliklerini tanıtmak ve ismini yaşatmak gibi şerefli bir görev üstleneceğini; yapılacak bilimsel çalışmalarla Erbakan’ın ve Milli Görüş’ün projelerinin aslına sadık kalınarak güncelleneceğini ve geliştirileceğini” bildiren Fatih Erbakan, projeleri geliştirmekle kalmayacaklarını aynı zamanda bütün Türkiye ve Avrupa’da, yaygın bir teşkilat ağıyla projelerin insanlığa ulaştırılacağını hatırlatıp;
“Vakfımız, Milli Görüş hareketinin Erbakan Hocamız tarafından belirlenmiş istikametinden, orijinal açılarından saptırılmasına karşı bir emniyet sübabı görevini de yapacaktır. Erbakan Vakfımız, Milli Görüş hareketinin, Milli Görüşçü kuruluşların asıl istikametinden saptırılmasına, açılarıyla oynanmasına, Milli Görüş hareketinin sadece bir fikir kulübü, sadece bir hayır kuruluşu, sadece bir hac ve umre organizasyonuna, sadece kurban organizasyonuna, Erbakan Hocamızın deyimiyle ‘cansız kuşa dönüştürülmesine asla müsaade etmeyecektir. Böylelikle geçmişte yıllar boyunca yaptıkları gibi bugün de Erbakansızlaştırılmış yani özünden saptırılmış bir Milli Görüş inşa etmeye çalışanlar, Erbakan ismini unutturmaya çalışanlar, canlı kuşu içi doldurulmuş cansız kuşa çevirmeye çalışanlar, karşılarında Erbakan Vakfı’nı ve bizleri bulacaklardır.” sözleriyle vakfın kuruluş amaçlarını ve faaliyet sahalarını ortaya koymuşlardı.
Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın mesajları!?
Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mesaj göndermesi ise anlamlıdır.
Cumhurbaşkanı Gül, açılış dolayısıyla gönderdiği mesajda, “milletin yetiştirdiği büyük bir değer, vakur ve yılmaz bir dava adamı”olarak nitelediği Necmettin Erbakan’ın “siyasi tarihte iz bıraktığını belirterek, O’nun tevazusu, mücadelesi, tecrübesi, birikimi, üslubu, demokratik duruşu ve dünya görüşüyle gönüllerde yer edindiğini, Türk siyasetine farklı bir soluk getirdiğini” vurgulamıştır.
Sn. Gül’ün:
“Benim hayatımda önemli bir yeri bulunan, uzun yıllar birlikte siyaset yaptığım ve kendisini yakından tanıma ayrıcalık ve bahtiyarlığını yaşadığım Necmettin Erbakan, memleketimizin kalkınması ve gelişmesi için inançla çalışmış, değerli devlet ve siyaset adamlarının yetişmesine de öncülük yapmıştır. Necmettin Erbakan, üstün meziyetleri, ufku, vizyonu, düşünceleri, dünya meselelerine yaklaşımı ve yüksek öngörüleriyle sadece ülkemizde değil İslam dünyasında da büyük saygınlık kazanmıştır. Kurduğunuz vakfın, sadece kendi vatanı ve ülkesi için değil tüm İslam alemi ve insanlık için mutluluk ve esenlik isteyen, halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğuna inanan bir lider olarak Necmettin Erbakan’ın düşüncelerinin ve ilkelerinin ortaya konulması ve daha iyi aşılanmasına vesile olacağına inanıyorum. Eminim ki aziz milletimiz, Necmettin Erbakan’ı hiçbir zaman unutmayacak, daima hayırla yâd edecektir.”Sözleri samimi bir itiraf ve ikrar mıdır, yoksa “bazı doğruları, yanlış amaçlar için istismar etme” ve geçmişte hıyanet ve hakarete yeltendikleri Erbakan’a duyulan sevgi ve güveni, kendi siyasi ve sinsi emelleri uğrunda değerlendirme hesaplı mıdır?
Başbakan Erdoğan da mesajında, Necmettin Erbakan’ı rahmetle andığını belirterek, “Onun adına açılan bu vakfın Necmettin Erbakan’ın fikirlerini, ideallerini yaşatmak ve genç nesillere tanıtmak adına son derece önemli olduğuna inanıyorum. Vakfın hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullanmıştır.
Erbakan Hoca’nın 20 yıl boyunca siyasi ve şahsi çalışmalarını yürüttüğü bürosunun, Erbakan Vakfı’nın Genel Merkezi olarak hizmete sunulacağı açıklanmıştır.
Oğuzhan Asiltürk’ün kışkırtmaları:
“Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı” şeklindeki uyduruk sıfatıyla Oğuzhan Asiltürk, ‘Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı’ ile ilgili şu açıklamayı yapmıştı:
“Toplumda sevgi ve saygı uyandırmış büyük zatların çocukları bir araya gelerek babalarının hatırasını canlı tutmak için bir vakıf kurarlarsa herkesin buna saygı duyması gerekir. Böyle bir vakfın genel merkezinde hedeflenen çalışmalar yapılır. Ancak Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı olarak kurulmuş olan vakfın kurucuları arasında Erbakan Hocamızın en büyük çocuğu olan Zeynep Erbakan bulunmamaktadır. Dolayısıyla aile adına kurulmuş bir vakıf olma vasfında değildir.
Ayrıca vakıf genel başkanı Fatih Erbakan imzasıyla yayınlanan bildiride vakfın il, ilçeler ve beldelerde, Türkiye’de mevcut siyasi partilerin teşkilatını andıran bir teşkilat oluşturacak şekilde teşkilatlanacağı bildirilmiştir. Bu çalışma Erbakan Hocamızın isminin arkasına gizlenilerek doğrudan Saadet Partisini bölmeye yönelik bir çalışmadır.
Hocamız, ‘Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisidir. Eğer bir insan bu davaya hizmet edecekse gelip karargâha teslim olması gerekir’ sözünü ömrü boyunca tekrar etmiştir. Kurulan vakfın Saadet Partisi ile hiçbir ilgi ve ilişkisi yoktur. Saadet Partililerin dikkatine sunuyorum. Milli Görüş topluluğu olarak ümit ve temenni ediyoruz ki Erbakan Hocamızın çocukları babalarının tavsiyesine uyarlar.”
Ayrıca Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak 6 Haziran 2013’te bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulunmuşlardı:
“Son günlerde, bazı şahısların parti teşkilatlarımızı dolaşıp “Erbakan Kültür Derneği” veya “Erbakan Vakfı” kuruyoruz diyerek destek istedikleri bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Hatta bazı İl başkanlarımıza “Kurulacak Vakfın veya Derneğin İl Temsilciliği” teklif edilmiştir. Öncelikle ifade etmek isteriz ki; bu çalışmalar Genel Merkezimizin bütünüyle bilgisi dışında yürütülmektedir. Söz konusu şahısların amacı, Erbakan Hocamızın adını kullanarak teşkilatlarımıza sirayet etmek ve Saadet Partisi içinde ikilik varmış gibi göstermeye çalışmaktadır.
İl Başkan’ından, mahalle temsilcisine kadar, Saadet Partisi’nin tüm mensupları Milli Görüş disiplini içerisinde büyük bir heyecan ve kararlılıkla çalışmalarını yürütmektedir. Bu disiplin ve prensipler sayesindedir ki, Partimiz kısa sürede hızlı bir yükselişe geçmiştir. İşte Milli Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi’nin yükselmekte olduğunu gören bazı çevrelerin, bu yükselişi engellemek için bir takım çalışmalar içine girdikleri görülmektedir. Genel Merkezimizin bilgisi dışında gerçekleştirilen bu çalışmalara karşı teşkilatlarımızın dikkatli olması, iyi niyetten yoksun bazı girişim ve istismarları önlemek açısından büyük önem arz etmektedir.”
Samimi uyarılarımız ve sorumluluklarımız:
Saadet Partisi Milli Görüş düşüncesinin tek temsilcisi ve son kalesidir. SP’yi sahiplenmek, gelişip güçlenmesi için gayret göstermek; vicdani, insani ve milli bir görevdir.
Saadet Partisi yarım asra yaklaşan olumlu ve onurlu bir mücadelenin sonunda, ruhen eğitilen ve denenip elenen sadıklar ve seçkinler topluluğunun meşru ve makbul adresi ve hizmet vesilesidir. Bu, sıradan bir particilik gayreti değil, gerçek bir inanç ve yüksek bir amaç meselesidir. Saadet partisinin üst kademelerinde bazı yanlış ve yamuk kişilerin bulunması ve bunların çok haksız ve hazımsız davranışlar içinde olması bahanesiyle bu kutsal davadan kopmamız ve bu birlikteliği bozmamız asla münasip değildir; hiçbir iz’an ve insaf buna müsaade etmeyecektir. Aziz Hocamızın umumi vasiyet niteliğindeki çok net ifadeleri de, Milli Görüş’ün tek temsilcisi ve takipçisinin Saadet partisi olduğu yönündedir. Çeşitli gerekçelerle teşkilatta ve yan kuruluşlarında hizmet vermesine engel olunanların dahi, gayri resmi ve samimi olarak bu davaya sahip çıkıp çalışmaları, bir insana daha ulaşmak, onu batıla destek olmanın vebalinden kurtarmak için çırpınmaları kulluk imtihanının bir gereğidir.
Erbakan Vakfı’nın kurulması üzerine Oğuzhan Asiltürk’ün “Bu Milli Görüş’ün yeniden bölünmesidir, bu bir ayrılık ve fesatlık hareketidir” anlamında sözler sarf etmesi ise, Onun art niyetini ve bozuk zihniyetini yansıtan kasıtlı ve kışkırtıcı bir yaklaşımdır. Oysa bu olayı “Erbakan Hocamızın tarihi hizmet ve hedeflerini, prensip ve projelerini yeni nesillere ve toplumun farklı kesimlerine anlatmak ve O’nun Aziz hatırasını canlı tutmak üzere, bu vakıf çok özel ve güzel etkinliklere vesile olacaktır, hayırlı ve yararlı bir çalışmadır. Bu girişimi bir ayrılık-gayrılık gibi gösterenler yanılmakta ve gerçeği saptırmaktadır. Milli görüş camiası tam bir ittifak ve irtibat halinde seçimlere hazırlanmaktadır” şeklinde yorumlaması, yapıcı ve yapıştırıcı bir rol oynaması gereken Oğuzhan Asiltürk’ün, tam aksine Milli Görüş’ün yeniden parçalanmasını istiyor, bekliyor ve bunu tetikliyormuş gibi bir tavırla: “Erbakan Vakfı’yla partimizin hiçbir alakası bulunmamaktadır, bunlar isyancıdır, fesatçıdır. Üstelik bu bir aile vakfı da sayılmayacaktır, çünkü Zeynep Erbakan dışlanmıştır” anlamında beyanatlar vermesi, asli ayarını ve amacını ortaya koymaktadır.
Şimdi kalkıp ta Fatih Erbakan’ı sevip destekleyenlere “Aramızda beklemeyin, haydi ayrılıp gidin!” dercesine hareket edenlerin ve Erbakan’ın çocuklarını birbirine düşürmek için şeytani bir çaba gösterenlerin, nasıl bir tıynete ve hıyanet düşüncesine sahip olduklarını hala görmeyenler ve bu partiyi sadık ve layık kadrolara vermek üzere gayrete gelmeyenler, büyük bir vebal altındadır.
Yeni bir ayrışma asla bağışlanmayacaktır!
Erbakan Vakfı’na sahip çıkanların, SP’ye alternatif farklı bir oluşuma ve ayrışmaya kalkışmaları ise, affedilmez bir hata olacaktır ve Oğuzhan Asiltürk gibi insanları haklı çıkaracak ve tahribatlarını kolaylaştıracaktır. Çünkü Parti’yi, bazı yanlış kafa ve kadrolardan kurtarma mecburiyeti, dışarıdan değil içeriden yapılacak net ve metin girişimlerle meşruiyet kazanacak ve başarıya ulaşacaktır.
Kaldı ki, Hakkın hâkimiyeti ve Batılın hezimetiyle sonuçlanacak beklenen büyük devrim ve değişim, Kur’an’ı Kerimin İsra 4-7 ayetlerinde işaret ettiği, Hz. Peygamber Efendimizin “Hatay Amik Ovasında yaşanacağını” müjdelediği Melheme-i Kübra (Büyük Hesaplaşma)yı, Erbakan Hocamızın defalarca dile getirdiği ve hazırlayıp Ordunun ilgili birimlerine teslim ettiklerini bildirdiği teknolojik harikalar sayesinde Türkiye’nin kazanıp Siyonist ve emperyalist güçleri yeneceği ve zulüm saltanatına son vereceği talihli günler çok yakındır. İşte Saadet partisi bünyesindeki sağlam ve sadık milli Görüşçüler, bu büyük inkılabın ardından, toplumun yeniden ihyası ve Adil Düzen’in inşası noktasında, “maya” rolü oynayacaktır. Bu nedenle hazır “maya”nın bozulmadan korunması lazımdır. Erbakan Hocamızın buyurdukları gibi “Yara olgunlaşınca üzerindeki kabuklar kendiliğinden düşüp vücuttan ayrıldıkları gibi” SP’nin başına çöreklenen kabuk kadrolar da, bu tarihi dönüşüm sonrası mecburen tasfiye olacaktır.
Milli Görüş camiası, yeni bir denenme ve elenme süreci daha yaşamaktadır ve umarız sadıklar bu imtihandan da alnının akıyla çıkacaktır. İnşallah, şeytanilerin sevinmesine fırsat tanınmayacak, hem birlik ve dirliğimiz korunacak; hem de Milli Görüş bazı kasıtlı ve hastalıklı kafalardan kurtulacaktır.
Kulislere düşen söylentilere göre: “Bülent Arınç’ın 15-20 milletvekiliyle AKP’den ayrılıp Saadet Partisine katılacağı”, böylece Milli Görüş’ün tamamen ele geçirilip asıl hedeflerinden saptırılacağı girişimlerine…
Ve yine Oğuzhan Asiltürk’ün dışlayıcı ve kışkırtıcı tavırlarına karşı “Erbakan Vakfı çevresinde toplanacak samimi insanları, birtakım vaatlerle AKP’nin yan kuruluşu yapma” heveslerine karşı uyanık olmalı ve nefsi dürtülerle Rabbani ölçülere aykırı davranılmamalıdır.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Bazılarımızın durumu şuna benzemektedir: “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.” Hakke’l-Yakin iman; şartsız sadakati…
ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ..
HÜNER; HAKK’A KUL OLMAKMIŞ!.. Bu hayat ki, imtihandır Dünya fani, bir cihandır İki kapılı…
Batılı ülkeler dahi ABD’nin hukuksuz savaşlarına mesafe koyarken, Türkiye’nin NATO karargâhlarıyla "koçbaşı" yapılmak istenmesi ve…
Mustafa Kemal'in “Ey Türk Gençliği! İstiklal (her bakımdan tam bağımsızlık) ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali…
Makale; olaylar ve kavramlar arasında örüntü kurarak tam bir bilimsel yöntemle ve yenikikçi bir bakış…
1) Baltık’tan Akdeniz’e uzanan ve esas olarak Rusya’yı hedef alan ama daha geniş çerçevede Asya’ya…
Şüphesiz her insana sa’yü gayretinden ve kendi emeğinden başkası verilecek değildir. (Herkes ancak hak ettiğine…
Şu an Siyonizm o kadar pervasız hale geldi ki; yine kendi kurduğu kurllara dayalı sistemi…
Varlık Tezgahı ve Kendi Kaderini Dokuyan İnsan… "İpini kuvvetle eğirdikten (ve ördükten) sonra (tekrar dönüp) sökerek çözen (kadın) gibi olmayın!" (Nahl,…