YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ce87bb81c52
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 1 8
Bugün : 33679
Dün : 56643
Bu ay : 90322
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52235380
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

Bu hayat, başarılması gereken bir imtihandır. Başarmak içinse, mutlaka başlamak, kendi aklımız ve vicdanımızla barışık olmak lazımdır.

 

Everest'e çıkan bir dağcı, zirveye tırmanmaya başlamadan önce bizim için sadece bir maceraperesttir. Tırmanırken ona "Bu düpedüz deli" diyebiliriz. Zirveye ulaştığında ise, o hepimiz için artık bir kahramandır. Dağcımız malzemesi olmadan, malzeme yardımı ile tırmanmaya çalışan iki dağcıyı geçer. Böyle inanılmaz başarıyı nasıl mı yaptı? Tek cevapla: motivasyon sayesinde! Zihni ve bedeni hep o anla, yalnızca tırmanış anıyla bütünleşti. Tırmanma dışında ne hayal kurdu ne de zirveye ulaşabilmeyi düşündü. Tırmanmaya karar verdiğinden itibaren, yalnızca tırmanmayı düşündü. Çünkü hedefe ulaşmak için motivasyon (hedefe kilitlenmek) en gerekli şeydir. Kutsal davalar ve insani amaçlar için gösterilecek dikkat ve feragat ise elbette çok daha önemlidir.

Çiçekleri ibretle seyredin

Etrafınızı bir daha göremeyecek gibi dikkatle seyrediniz. Bir daha duyamayacak gibi dinleyiniz. Çünkü o takdirde her zaman bakıp da göremediğiniz, fark edemediğiniz, duyamadığınız şeyleri, fark edip, görüp, duyacaksınız. İşte bu şuur ve huzurla, gönülden şükredeceksiniz. "Ben nelere sahipmişim" diye şaşıracaksınız. Elinizdekilerin değerini, sahip olduğunuz şeylerin kıymet derecesini anlayacaksınız. Çünkü sahip olunan şeylerin değeri kaybedilince anlaşılır. İnsan elindekilerin değerini en basitinden bir çiçeğe, tatlı bir gülümsemeye ve hoş bir masumiyetle bakarak anlayabilir. O çiçekte tüm sırlar, tüm kelimeler, tüm gerçekler gizlidir.

Kötü alışkanlıkları beslemeyin

Alışkanlıklar öyle gürültü yaparak gelmiyor. Yavaş yavaş sinsi adımlarla içimize yerleşiyor. Başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllü sanılıyor. Ama zamanla bu alışkanlıklar, bağımlılık halini alıp kökleşti mi öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki, kendisine itiraz etmemize bile izin vermiyor. Önemsenmeyen bir hareket, küçük bir girişim, alışkanlıklara kapı açıyor. "Bir sefercikle bir şey olmaz" demek, ne kadar kötü bir başlangıç oluyor. Alışkanlıklar, enerjimizi ve zamanımızı bizimle paylaşıyor ve bizi bağımlı kölelere çeviriyor. Öyleyse bizim "dost" alışkanlıklara ihtiyacımız bulunuyor.

Çünkü kötü alışkanlıklara doğru ilk adım atan birisi, aslında kendi düşmanlarını eğitmeye başladığının farkında olmuyor.

Bilgi kaynağını küçümsemeyin

İnsan hayatındaki en tehlikeli kısıtlama, bilginin kaynağına bakılarak; bilgiyi reddetme tavrıdır. Size aktarılan bilgi hakkında; bilgiyi aktaranın işine yarayıp yaramadığına bakarak karar vermek, sizi o bilgiden mahrum bırakır. Yemeğinize tat gelmesi için bir miktar tuz serpen birinin değersizliği, yemeğine serpilen tuzun değerini düşürmez. Bacakları yok diye bir adama adres sormaktan kaçınmayın. Belki yürüyemiyor ama oraları en iyi bilen kişi o adam olabilir.

Aynada görmek istediğiniz şekle girin ve kendinizi düzeltin

Her peşin hüküm yanlış bir hüküm doğuracağından; insanca yaklaşım, bize; insanın ruh ve fikir atmosferinde rahat hareket etme imkanı verir. Böylece önyargılarımızı yeneriz. Karşınızdaki insan kendine hangi değeri biçmiş olursa olsun, siz ona değer verdiğinizi hissettirin. Kendine ait olmayan bir kalıba dökülmüş olabilir, bizzat kendine hakaretle bakan birisi olabilir. Yine takınacağımız tavır ona insan olmanın büyük değerini vermektir. Her insanı bir ayna olarak kabul edin. Aynada göreceğiniz ancak kendinizsiniz. Öyleyse aynada görmek istediğiniz gibi hareket edin.

İşinizi en mükemmel bir şekilde yapıp bitirin

Ne yapıyor olursanız olun, en mükemmel şekilde yapmaya çalışın. Hiç kimsenin gücü, mükemmel bir işi görmezliğe gelmeye yetmez. Çünkü mükemmel bir iş, kendini mükemmel bir şekilde kabul ettirir. İşinizin ehli olun. Bunun için hiçbir fedakârlıktan kaçmayın.

İşimizin isimsiz kahramanı olabilmeliyi hedefleyin

İsimsiz kahraman, insanlığa faydalı olacak her şeyde kendisinde bir sorumluluğu olduğuna inanan, bunun için fedakârlığa hazır bulunan bir insandır. "Ben yardım etmezsem bu adam ölecek" "Ben yardım etmezsem bu iş yarım kalacak" düşüncesini iliklerimize işlemiş bir samimiyetle yaşamalıyız. İşimizin, amacımızın, fikrimizin isimsiz kahramanı olabilirsek, kahramanlığa isim olabiliriz.

Boşluk bırakmayın, boş vermeyin

Parçalardan birinde göstereceğiniz bir ihmal, yapacağınız küçük bir hata elde etmek istediğinizden bambaşka bir sonuç elde etmenize sebep olur ve emeğimiz boşa gider.

Öğrenme ve çalışma faaliyeti sistemli olmalıdır. Bu faaliyetin başlangıç ve bitiş noktası arasında en ufak bir boşluk bırakmamalıdır. Öğrenme ve çalışma faaliyeti sırasında bırakacağınız bir boşluk, ihmal edeceğiniz küçük bir konu, uygulandığı sırada çökmenize sebep olur. Tıpkı evde çimento, demir eksikliğinden dolayı depremde yıkımların olması gibi.

Sıfıra çarparsanız, sıfırlarsınız, dikkat edin

Düşünün ki hep doğru şeyler yapıyorsunuz. Bir gün gelmiş ki yanlışlar yapıyorsunuz ve doğrulara yanlışlar eklenip duruyor. Yanlış bir daha yanlış, getiriyor. Ve bir de bakmışsınız ki doğrunuz kalmamış. Hayat herkesi dikkatli, temkinli ve sakin olmaya çağırıyor. "Sıfırlardan" korkunuz. Çünkü küçük bir öfke, manalı bir bakış, bir anlık bir coşku kılığına girebilen, bazen kurt bazen kuzu postuna bürünebilen "sıfırlar"a çarpıldığınızda, sıfırlanmış olursunuz. Küçücük bir sıfıra çarpan yüz milyonlarca rakamınız, sıfır olur gider.

İki yüzlü insan olmayın, şahsiyetli ve haysiyetli hale gelin

Başkalarının sizde görmelerini istemediğiniz, sizde olduğunu bilmelerini arzu etmediğiniz bir davranışı -tavrı- işi yalnız başına olduğunuz zamanlarda da göstermeyiniz, yapmayınız.

İnsanların içinde başka, yalnız başına kaldığında başka olan birisinin; maddi ve ruhi tavırları kuvvetli bir bütünlük arzu etmez. Öyle bir insan tutarsız bir görüntü verir.

Derhal teşebbüse geçin; beklemeyin, ertelemeyin

Yapmayı düşündüğünüz planlar ulaşmak, istediğiniz insanlar ve gerçekleştirmek istediğiniz tasarılar ile aranıza hayali engeller koymayınız. Derhal teşebbüse geçiniz ve hemen başlayınız. Zor gibi görünen işlerin kolaylıkla halledilebileceği görüp şaşacaksınız. Teşebbüs sayesinde hiç ulaşılamayacak zannedilen insanlara ulaşılabilir, gerçekleşmez inadında görünen işler gerçekleştirilebilir. Teşebbüs için en iyi zaman, niyetin kalple alev olduğu zamandır. Alev parlar parlamaz hareket ediniz.

Doğrularınız yanlışlarınızı yer, kirlerinizi tevbe ve iyilikle temizleyin

Rabbimiz sizi samimi görmek ister. Bir yanlıştan sonra hemen bir doğruya koşmanız, samimiyetiniz konusunda ikna edicidir. Peygamber Efendimiz; bir yanlış yaptığınızda hemen bir iyilik yapın der. Her kötülükten sonra bir iyilik, her yanlıştan sonra bir doğru, kötülüğün ve yanlışlığın lekeleri içinde simsiyah olmanızı engeller. Temizlenmeyen her leke, bir sonra ki ile birlikte biraz daha büyür. Pantolonunuzda dört leke varsa beşincisinin gelmemesi için fazla dikkatli olamayabilirsiniz. Onun için ilk lekeyi derhal temizlemelisiniz.

Sağduyulu olun, acelecilikten ve asabilikten vazgeçin

Kaş yapmak gibi güzel bir niyet, bazen "göz çıkarmak" gibi bir neticeye dönüşebilir. Çıkmış gözlerin çoğuna sebep olanlar, kaş yapmak isteyenlerdir. Çünkü onlarda sağduyu yoktu, basiret yoktu, feraset yoktu. Basiret; kalp gözüyle görebilmek, işinin sonunun nereye varabileceğini doğru kestirmektir. Feraset, çabucak kavrayabilmektir. Sağduyu, gördükten, kavradıktan sonra doğru kararlara varabilmektir. Bu üç kelimenin de manası safha safha ve bir çok yönleri ile birbirlerinde tamamlanırlar. Sağduyu, bütün sivrilikleri törpüleyen, bizi hayati hatalara düşmekten koruyan, zaman kaybetmemize engel olan, kendimize ve etrafımıza zarar vermememizi sağlayan büyük bir güçtür. Doğruyu görebilmek için doğruyu hissedebilmek, doğruyu hissedebilmek için de doğru yaşamak gerekir.

Gayenize kilitlenin, imkân ve fırsatlarınızı israf etmeyin

Büyük başarılar her saniye tespit edilen gayeler için yaşanmakla elde edilebiliyor. Hayatınızın her saniyesi gayenizin rengi ile renklenmeli, onunla dopdolu olmalısınız.

Başarı merdivenlerini çıkarken:

Önemli olan eylemdir. Netice eylemle sağlanır. Toplumu şekillendirenler, önderliğe yükselenler, güç elde edenler, hep eylem adamlarıdır. Söz ve düşünce, eyleme dönüşmediği, güzel niyetler gayretle beslenmeyip ertelendiği müddetçe meseleler havada kalır.

Başarı yolunda: Kinden uzak durunuz

Karşılan her tehlike ve zorlukla baş edebilmenin ilk şartı, ona tebessümle bakmaktır. Kin, kene gibi ruhun kanını emer. İnsanı alev alev bir düşmanlık hissine kilitler. Duyu organlarını körletir. Hata üzerine hata yaptırır. Affetmek, nefsin terbiyesi ve güçlü irade için verimli ve etkili bir eğitim yoludur. Çabuk affeden birisi olursanız her zaman yanınızda birilerini bulabilirsiniz.

Sözünüzün eri olunuz

Söz bahsinde iki yol vardır. Birincisi, olur olmaz söz vermemeliyiz. İkincisi, söz verdikten sonra mutlaka sözümüzü yerine getirmeliyiz. Sözünü tutmayan insanlar güvenirliklerini kaybederler. Sağlam dostluklar güvenilir insanlarla yapılırlar. Söz verilip de yapmamak insanı basitleştirir. "Sözünün eri" gibi nitelendirilmek istiyorsanız mutlaka verdiğiniz sözleri yerine getirin!

Sabır sanatını öğrenip, kendinizi yorunuz

Sabır, zamanı lehimize çevirme sanatının adıdır. İnsan kendisini en çok kontrol altında tuttuğu ve dış etkilerden en çok koruduğu andır, sabırlı olduğu an. Yani sabırlı olma hali tam bir şuur halidir.

Bir bela anında olan sabır, başarı karşısında da gerekir. Sabırlı insan kendisini sorgulayan, nerede hata yaptığını araştıran insandır. Muhteşem zaferler, baş döndürücü muvaffakiyetler, büyük belalar, küçük sıkıntılar… Ne olursa olsunlar gelip çattıkları zaman, artık güzel bir sabır gerek.

Kararlı olmanız hedefi yıldırır, güçlükleri korkutunuz

Karar vermek, hedefi kuşatmak demektir. Hedefin karşısında büyümektir. Hedefi yıldıracak gayrettir.

Başarınız kararlı olduğunuz ölçüde büyük olacaktır. Kendinizi hedefe kilitleyeceksiniz ve o kilidi açması muhtemel bütün anahtarları ortadan kaybedeceksiniz. Kararlılık diye, işte buna denir.

İrademizin sırtında gidiyoruz

İrade; kuvvetlerimizi kontrol edebilme ve isteklerimiz doğrultusunda yöneltebilme gücüdür. Hepimiz irademizin sırtında gidiyoruz. O ne kadar güçlü olursa, o kadar yol alırız.

Korku insanın gücünü sıyırır, parçalar, dağıtır. Gücü böyle kullanılamaz bir hale gelmiş birisini karşısında, rakip kuvvetler defalarca katlanmış bir güce kavuşurlar. Bu manası ile korku karşı kuvvetlere fazladan bir güç vermektir. Korktuğunuz an korktuğunuz şey güçlenir. Hem de sizin gücünüzle.

Kuvvetlerinizi iyi komuta etmelisiniz. Vicdanınızın sesini duyunuz!

İnsan, şahsiyetinin hem sebebi hem neticesidir. Doğuştan getirdiği özellikleri iyiye, güzele, faydalıya çeviren, çevre tesirini İlahi ışığın tesiri altında, bir bir eleyen yada denetleyen insanlar; akıl, şuur ve iradesinin büyük komutanlarıdır. Başarılı olma sırlarının başında işte bu komuta gücü gelir. Kuvvetleri oranında iyi bir komutan olan herkes, büyük zaferler kazanır. Kötü komutan mevcut kuvvetlerini de elden çıkarır.

Samimi pişmanlık gelecekteki hataları da önler, tövbenize uyunuz

Geleceğin tehlikelerinden hata ve kusurlarından korunmak mümkündür. Bunun yolu geçmişin hata ve kusurlarından büyük bir samimiyet içinde pişmanlık duymak ve tekrar hata ve kusura düşmemek için kesin kararlı olmaktır. Ya Gaffar, Ya Tevvab… diyerek, nefsine karşı dik, Rabbine karşı boynu eğik durmaktır.

İstişare en güzelidir, danışma ve dayanışma sonucu işe koyulunuz

Her şeyi bilmeniz mümkün değildir. Daha önce binlerce kişinin gidip geldiği yollarda kaybolmak ahmaklık olur. Başkalarını gayretlerini, bilgilerini, tecrübelerini, fikirlerini, kendi, gayret, bilgi, tecrübe ve fikirlerimize katma faaliyeti olan danışma (istişare), yakın dostlarımızdan biri olarak yanımızdan hiç ayrılmamalıdır.

İnsanlar genellikle, gerektiğinde geri dönecekleri zaman kendilerine lazım olacak kapıları, malesef elleriyle kapatırlar. Anahtar aramak yerine, anahtar siz olmalısınız.

"Şu olur bu olur" diye kendinizi dar kalıpların, küçük dünyaların içine hapsetmeyin. Mümkün olan her zaman ve zeminde kendinizi ifade edin. Kendinizden haberler verin. Hele bir harekete geçin, olabileceklerle ondan sonra uğraşırsınız.

Zamanında yapılmayan iş, yapılmamış iştir. Kendinize verdiğiniz sözü tutunuz

Her işi zamanında yapmak ayrı ve önemli bir sanattır. Çünkü zaman bir çok şeyin değerini arttırırken, bir çok şeyin değerini de azaltır. Bu günün yapılması gereken işleri vardır. Bu işleri bu gün bitirmeliyiz. Bu gün yapılması gereken bir iş yarına bırakılırsa, yarının bir işi ile birleşip iki iş olmaz. Belki beş, belki on beş iş olur. Bu gün yapılması gerekirken yapılmayan bir iş, yarını olduğu gibi çıkmaza sokacaktır. Yalnız yarını değil, birçok yarınların düzenini bozacaktır. Gaye adamı; "bu günün işini yarına bırakmayandır."

Küçük ikazlara dikkat buyurunuz

Hatalarımızı hatırlatan, eksiklerimizi tamamlayan, yanlışlıklarımızı düzeltip bizi doğrultan insanlara kızmamalıyız. O insanlar sayesinde kendimizi tanımaya ve birçok yanlıştan kurtulmaya çalışmalıyız. Sadece insanlar değil, zaman zaman küçük aksiliklerden de ders almalıyız. Nasıl küçük ikazlar büyük felaketlerin önlenmesini için çok değerliyse, küçük aksiliklerinde ikaz değeri büyüktür.

İnsana Yaklaşmak Önemlidir

Karşımızdaki insana doğru zamanda, doğru ortamda, doğru tavırla yaklaşmak o insanı tanımaktaki zorlukların gerektirdiği tehlikeleri en aza indirir. İnsanları tam tanıyamamak bir eksiklik değildir. Ama ona yanlış yaklaşmamız hayati bir eksikliktir. "her insan ayrı bir dünyadır, usta bir kaşif bekler."

Zor insanlarla iletişim, bir başarı konusudur

Kendisiyle iletişim kurmakta güçlük çekilen insanları ,"Zor İnsanlar" olarak adlandırıyoruz. Zor insanlar, toplumdan topluma, kişiden kişiye göre farklı olarak tanımlansa da, temelde benzer davranışlar gösteriyorlar. Tüm zor insanların inatçı, hırslı ve kaprisli oldukları görülüyor. Ancak unutmayın ki, insanları değil ama davranışlarını değiştirmek sizin elinizde…

Pek çok kişi çevresindeki zor insanlardan şikayet eder. Evde, işte, okulda kısacası her ortamda bir zor insan bulunur. Oysa aslında "zor insan" diye bir şey yok. Zorlayıcı davranışlar var. Ve maalesef bazı insanlar sürekli bu şekilde bir davranış içinde bulunuyorlar.

Bunlar neden zordur?

Bazı insanlar karşılarındakinin performansını düşürmek ve onların şevkini kırmak için bilerek ‘zor' tavırlar sergiler. Her zor insan birbiriyle aynı davranışları sergilemez. Bazı zor insanlar sürekli konuşup hiç dinlemezken, diğerleri de hep son sözü söylemeyi tercih eder. Kimisi sürekli sizi eleştirir. Bazısı sessiz, bazısı agresif olabilir.

Zor olmalarının sebebi şudur:

– Eğitimi ve bilgisi yetersiz olmasına rağmen, kendisini çok iyi sanırlar

– Birikim ve deneyimi yetersiz olmasına rağmen, kendisini yeterli tanırlar

– Öncelikleri belirlemede beceri sahibi olamayanlar

– Hatasını olgunlukla kabul edemeyen, sürekli açıklama yapıp kendisini temize çıkarmaya çalışanlar

– Yavaş düşünen ve yavaş harekete geçen insanlar

– İşleri birbirine karıştıranlar

– Hiç konuşmayanlar, bilgiyi zorla ağzından kerpetenle çıkaranlar

– Yanlış anlamakta ısrar eden ve gerçekleri çarpıtanlar

– Karşısındakinin söylediklerine önem vermeyip, hep kendi davulunu çalanlar

– Konum farklılıkları nedeniyle, etiket ve yetkileriyle gururlananlar

– Karşılarındakine saygı göstermeyen huysuzlar

– Sadece kendi yaptığı şeyin önemli olduğunu düşünen patavatsızlar

– Sürekli olaylar ve etrafındakiler üzerinde kontrol oluşturmaya çalışanlar

– Empati kuramayanlar

– Her zaman ‘ben haklıyım' diyen inatçılar?

Zor insanlara nasıl yaklaşmak doğrudur?

Öncelikle bu kişileri kategorize edelim:

a) Agresif insanlar:

Saldırgan davranışlar içinde bulunan bu kişiye sakin bir şekilde kendinizi ifade edin ve size yönelik saldırgan tavırlara kendinizden emin bir şekilde karşılık verin.

b) Her şeyi bildiğini sananlar:

Bu kişilerle mücadele ederken iyi hazırlanmak gerekir. Asla meydan okumayın. Aksine yeteneklerini övün. Gerektiğinde hatalarını ortaya çıkaracak sorular sormaktan çekinmeyin.

c) Sürekli şikâyetçi olup, mazeretlere sığınanlar:

Karşılarındakine güvenmezler. Kendilerine olan güvenleri de çok değildir. Eksik olan özgüvenlerini saklamak için memnuniyetsiz, her şeyden ve herkesten şikâyet eden bir tavır içine girerler. Bu insanlara "Başkalarının göremediklerini görüyorsun" şeklinde onların güvenlerini arttıracak cümlelerle yaklaşın. Dinleyin ama asla tartışmaya girmeyin. Ona karşı savunmacı davranmayın.

d) Mazlum ve mağdurlar:

Bunları iyi dinleyin ve onu anladığınızı gösterin. Soruna odaklanarak onu değişim için motive edin.

Önce kendimizi değiştirmekle işe başlamalıyız

"Eğer etrafınızdakilerin hareket ya da düşüncelerini değiştirebilirseniz, insanlar sizin mutluluğunuza hizmet edebilir hale gelirler" şeklinde komik olacak ama, biraz emperyalist bir bakış açısı, insanlarla aranıza aşılması güç duvarlar örebilir. Bunun benzeri: "Şayet bulunduğunuz yeri değiştirirseniz, sorunlardan kurtulabileceğiniz" düşüncesidir.

Aslında değiştirmeniz gereken ve değiştirebileceğiniz şey, sadece sizin kendi düşünüş ve davranış şekillerinizdir. ‘İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır' atasözünde olduğu gibi, önce biz kendimizi düzeltmeliyiz. Başkalarını kendi kafamızdaki şekle uydurmak için baskı, şiddet, tehdit, ısrar, duygu sömürüsü elbette ki geri tepecektir. Bu davranışları gören kişi, yeterince kuvvetli olmasa bile, Gandi gibi pasif direnişle kendi haklılığını gösterecektir. Tüm ilgi odağınız bu tarz bir düşünüş yapısı ile, çevrenizdekilere yönelecek, dolayısı ile kendi kişiliğinizi geliştiremeyecek ve bilgeliğe giden yolda kazalar yapmanıza yol açacaktır. Unutmayın, mutluluğunuz sadece size bağlıdır, başkalarının davranışlarına değil.

Kendimizi değiştirme basamakları:

1 – İnsanları günah keçisi haline getirip, suçlu aramaktan kaçınmak

Kişiler eğer kendi sorumluluklarını yerine getirmez ve sonuçları nedeniyle sıkıntı yaşarlarsa; kolayca suçlanacak birisini bulmak onları kısa bir süre için rahatlatabilir. Bu şekilde kendi sorumluluğunuzda olan bazı şeyleri; alakası ve hatası olmayan kişilere yıkarak, ilk planda kurtulduğunu sananlar uzun erimde etrafındakilerle ilişkilerinin bozulmasına sebep olduğundan mutsuz olacaktır. Siz üzerinize düşen incelemeyi yapmadan, gerekli seçme şanslarınızı kullanmadan, isteklerinizi yeterince ifade edip, açıklayamadan ve yeri geldiğinde hayır demeyi başaramadan bir takım davranışlarda bulunursanız, bunun sonucunda karşınıza çıkan olumsuz sonuçlar nedeniyle çevrenizdekilerin size kötülük planladığını, düşmanca davrandığını ve haksızlık yaptığını düşünmeniz yanlıştır ve yarasızdır. Bazı durumlarda sorumluluk almamak için kendinizi yorgun ve bitkin hissettiğinizi öne sürebilirsiziniz. Bu durumlarınızın fark edilmeyerek, kendinizden sorumluluklarınızı yerine getirmeniz istendiğinde, çevrenizdekileri sizi anlamamakla suçlayabilirsiniz. Halk arasında "hem suçlu, hem güçlü" denen tarzda bir davranış şekli ile zeytinyağı gibi üste çıkabilirsiniz. Oysa alışveriş yapan kişi, aldığı malı kendisi seçmektedir. Aldığı mallar arasında bozukları ayıklayıp, ayırmazsa suçun büyük bölümü kendine aittir. Temelde yatan şey sorumluluk alıp, bu sorumluluğu yürütebilecek kararlı, dengeli özgüvene sahip olamamaktır. Unutmayınız ki her zaman haklı olamazsınız.

2 – Önyargı ile çevrenizdekileri sınıflamaktan sakınmak:

İnsanların sizi rahatsız eden bir özelliği nedeniyle onları yaftalamak, onlarla ilişkileriniz bozacaktır. Sizinle tanışmamış bir kimsenin sizinle konuşmaması onu soğuk bir kişi yapmaz. Aynı şekilde iş yerinizdeki bir üstünüz, eğer işinde titiz bir insansa, bu onun insafsız, acımasız bir insan olduğunu da göstermez. İnsanları yeterince tanımadan, kendinizi onların yerine koyarak empati yapamadan davranırsanız, hatalı sonuçlara ulaşırsınız. Elbette ki, bu görüşlerinizin bir bölümünde haklı olabilirsiniz, ancak her insanın olumlu yönleri olabildiği gibi olumsuz yönleri de vardır. Bunları göremezseniz onları sevebilme ve yakınlık hissedebilme olanaklarınızı harcamış olursunuz. Bu da sonuçta ilişki çemberinizin daralıp, yalnız kalmanıza ve bir takım güzel şeyleri paylaşarak mutlu olmanıza engel olacaktır.

3 – Kalıplaşmış "mutlaka – asla" düşünce yapısından uzaklaşmak

Bu düşünce yapısında aşırı oranda, "olması ya da olmaması gereken" belirli hareketler ve kurallar silsilesi vardır. Bu kurallar Rahmani ve insani maksatlı değil de, şeytani ve nefsani hesaplı ise yanlıştır ve yaralayıcıdır. "Duygularımı daima kontrol altında tutmayalım, asla yanlış yapmamalıyım, adeta bir granit gibi sürekli güçlü olmalıyım" gibi yaklaşımlar, fitrata aykırıdır. Çünkü insan hata yapacak şekilde yaratılmıştır. Bunlardan en ufak bir taviz bile verilmemesi gereklidir o kişiye göre. Bu nedenle sizin kurallarınız, düşünce ve giyim tarzınız vb. duyarlılıklarınıza aykırı hareket eden kişiler, tahammül edilemeyen ve size sıkıntı veren kişiler haline gelir. Onlar size göre ötekidir, yabancıdır, zarar vericidir. Bu düşünce tarzına göre her şey tek tip, bir örnek olmalıdır. Çok sesliliğe tahammül yoktur. Böyle düşünerek hayatınızı kısıtlarsınız, başkalarından bir şeyler öğrenemezsiniz. Sürekli olarak yapmalı-yapmamalı, olmalı-olmamalı dersiniz. Kendinizi geliştiremez ve kendinizi sevemezsiniz, her şeyi görev haline getirirsiniz. Kendinizden çok fazla şeyler bekleyerek, rahat edemezsiniz. Etrafınıza karşı hoşgörünüz azaldığı gibi, kendi hareket serbestinizi de kısıtladığınız için, mutsuzluğa giden yolunuzu kendiniz açarsınız. Bütün bunların altında; gurur, kibir, gösteriş ve taklitçilik gibi kötü huyların yattığını da unutmamalısınız.

Bu 10 ipucunu dinle, ve iyi bir konuşmacı olmaya bak

Forbes dergisi çeşitli şirket ve kuruluşların sözcülerinin kürsü konuşmalarında seyircileri nasıl tavladıklarını yazdı. İşte 10 konuşma gurusundan çeşitli taktikler:

  • Floyd Abrams (Cahill Gordon Hukuk Bürosu avukatı): Çok fazla konuşursanız, sıkıcı olursunuz ve tekdüzeliğe düşersiniz. Konuşmanızı sanki iki kişinin arasında geçen diyaloglara benzetin. Böylece jargon derdinden kurtulursunuz.
  • Ari Fleischer (Eski Beyaz Saray Basın Sekreteri): Konuşmanızı gazetelerin manşetten verdikleri haberlerde kullandıkları dile benzetin. Konuşmanıza ileriye dönük tahminler ekleyin, karşıtlık ilkesini kullanın ama gerçekçi araştırmalarla bunu destekleyin. Eğlendirici olun. Kalabalığa ulaşmak için gerekirse, kendinizi eleştiren ve tevazu gösteren anektodlara başvurun. Uzun konuşmayın. 40 dakikadan sonrası sıkar.
  • Jim Gill (Bryan Cave Hukuk Bürosu avukatı): Mizah her zaman geçerli bir yoldur. Ama taşı gediğine oturtmalısınız. Pot kırarsanız bir daha toparlamanız çok zor olur.
  • Erin Gruwell (Özgür Yazarlar Derneği'nin kurucusu): Salonda en çok sıkılmış görüntüsü veren kişiye odaklanın. Bu kişiyi canlandırabilirseniz, geri kalan seyirciler de domino taşları dökülür gibi etkilenecektir.
  • Richard LaGravenese (Yönetmen ve senaryo yazarı): Konuşmanızı kağıda yazarak sahneye kitap gibi çıkmayın. Ufak notlar alarak daha çok doğaçlama yapmaya çalışın. O notlar zihninizde kıvılcımlar çaktırarak seyirciyi eğlendirecek ve ilgiyle dinletecek hikâyeler üretmenize yardımcı olacaktır. Böylece sahne heyecanı da duymazsınız.
  • Bob Kerrey (Eski Nebraska Valisi): Konuşmanız sırasında kendinizi çok fazla kaptırmayın. Aralarda duraklayın yoksa seyirciler aceleniz olduğunu düşünerek onları ciddiye almadığınızı sanabilir.
  • Jack LaLanne (92 yaşındaki fitness gurusu): Bir konuya gerçekten ve samimiyetle inanıyorsanız; ancak o zaman onu seyirciyi canlı tutarak ve inandırarak aktarabilirsiniz. Mutlaka inandığınız şekilde ve içinizden gelerek konuşmalısınız.
  • Dick Rudder (Baker & McKenzie Hukuk Bürosu avukatı): Konuşmalarımda yasaların teknik kısımlarından bahsetmek zorundayım ve bu son derece sıkıcı. Bunların arasından sıyrılarak sık sık seyircinin arasına karışıp onlara sorular yönelterek atmosferi kaynatmaya çalışırım. Bunu yapabilirseniz odanın dinamiği değişir. Ama sakın sabah saatlerinde şaka yapmayın. Çünkü henüz yeterli kafeini almadıkları için bunu kaldıramayabilirler.
  • Kate White (Cosmopolitan Genel Yayın Yönetmeni): Konuşmanıza birleştirici bir teması olan etkileyici bir hikayeyle başlayın.
  • Tom Peders (Tom Peders şirketinin kurucusu): Ne zaman insanların karşısında bir konuşmaya başlasam, John F. Kennedy'nin "Dünyayı değiştirecek şeyler söylemeyeceksiniz, çenenizi kapalı tutun" lafını hatırlarım.

Erbakan Hocanın:

"Ya bütün dünyayı değiştirip düzelteceksiniz. Ya da, gerçek anlamda bir köye, hatta bir kişiye bile hükmedemezsiniz. Dünyayı dönüştürebilmek için de, önce kendinizi düzeltip hükmedebilmelisiniz!." Prensibi ne kadar anlamlı ve önemlidir.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

AHMET AKGÜL KİMDİR?

INTRODUCTION OF USTADH AHMET AKGÜL

رسالة تعريفية لمعلمنا أحمد أكجول

قبل مؤتمر النظام العادل في جامعة قيرغيزستان أراباييف، والذي حضرناه، قدم أحد المحاضرين أستاذنا أحمد أكجول على النحو التالي: أحمد أكجول موجود في تركيا؛ إنه عالم ومثقف نادر جدًا يجمع بين المبادئ الإسلامية والمتطلبات الإنسانية، وفكر أتاتورك في التغيير والقومية الإيجابية والتوازن الاجتماعي. ألف حوالي 100 كتاب، بعضها في 3 مجلدات، وجميعها أعمال فريدة وأصيلة. 10 من الكتب؛ تمت ترجمته إلى الإنجليزية والروسية واليابانية والفارسية والفرنسية والعربية. البروفيسور الراحل، أحد رؤساء وزراء تركيا الأسطوريين. دكتور. ويعتبر من أكثر الطلاب المميزين وأتباع نجم الدين أربكان.
لقد حضر المؤتمرات العلمية في جميع أنحاء تركيا وأوروبا والجغرافيا الإسلامية منذ ما يقرب من 40 عامًا. إنه رجل حكيم تنبأ وشرح التطورات المهمة في تركيا ومنطقته والعالم قبل عقود، وتعرض للعديد من المشاكل والهجمات لهذا السبب، لكنه كان دائما على حق في النهاية. وهو رئيس تحرير مجلة الحل الوطني، التي يتابعها عن كثب كبار البيروقراطيين العسكريين والمدنيين، وأساتذة الجامعات، والكتاب والمعلقين المهمين، ومسؤولي الدولة في تركيا. ضد الأنظمة الرأسمالية والاشتراكية والليبرالية في العالم؛ فهو يحتوي على الجوانب الجيدة والمفيدة لجميعها، لكنه يترك الجوانب السيئة والضارة؛ سيدنا، الذي أعد ودافع عن برامج النظام العادل الأصلية القائمة على العقل والعلم والتاريخ والضمير والقرآن، يبلغ من العمر 74 عامًا وأب لخمسة أطفال. لا يتقاضى إتاوات أبدًا عن أي من كتبه أو مجلاته أو مقالاته أو مؤتمراته، ويعيش حياة متواضعة بعيدًا عن الترف والراحة، ويغطي نفقات كل ذلك بحوالي 40 من الرفاق المتطوعين والمخلصين في سبيل الله. المعلم الذي يدافع عن "حرمة التبشير بالعلم" وبالتالي لا يدين بالشكر لأي مركز أو حكومة. باستثناء ما يقرب من 105 من أعمال أستاذنا، حتى الأحزاب والحكومات تظل غير مبالية؛ الدين والأخلاق في المرحلة الابتدائية: 4-5، المرحلة المتوسطة: 1-2-3، المرحلة الثانوية: 1-2-3-4 والجامعة: 1-2-3، وفقاً للحقائق العلمية وجوهر الإسلام. ولكن بغض النظر عن أي طائفة، فقد أعد كتب العلم. خلال أحاديثهم المميزة جداً، كتلاميذه ومتابعيه المخلصين: "كيف أعددتم هذه (100) كتاباً يزيد عن مائة، كيف رتبتم وقتكم؟" أجاب أستاذنا أحمد أكجول على أسئلتنا كالتالي، ليكون قدوة وتشجيعًا لنا:



1- منذ ما يقرب من 60 عامًا، باستثناء الأمراض الخطيرة والصعوبات الكبيرة؛ ولم أؤجل عمل اليوم إلى الغد، كما أنني لم أحاول تأجيل عمل الصباح إلى الظهر أو عمل الظهر إلى المساء. لأنه لا ينبغي لي أن أضيع رأس مال حياتي المحدود في مساعي فارغة ومجانية يسميها القرآن الإلغاء ويحرمها

 

2- حتى لو كان شخصًا لديه معرفة وخبرة في موضوع ما، حتى لو كان أصغر منا كثيرًا... حتى لو كان شخصًا عاديًا وبسيطًا، فأنا لا أشعر بالإهانة أبدًا عند الاستماع إليه أو تعلم شيء ما، لأن أكبر عائق أمام التعلم والحصول على العلم هو الكبرياء والكبر

-3ما حصلنا عليه؛ حاولت أن أقرأ وأفهم كتابات وكتب الجميع، محليًا أو أجنبيًا، يساريًا أو يمينيًا، أعرفه أو لا أعرفه، أحبه أو أكرهه.
4- كنت أسجل المعلومات التي تعلمتها وأجد أهميتها منها أو مما سمعته في البرامج والمؤتمرات التليفزيونية، ولم أتردد قط في كتابتها ونقلها بذكر أصحابها
5- من خلال الوقوع في الرغبات والاعتراضات التعسفية من أقرب أقاربي ورفاقي وأعضاء الحزب وذوي المناصب ذات النفوذ والكفاءة... أو من منطلق حرصي على راحتي ومصالحي الشخصية، لم أخفي أبدًا الحقيقة التي قالها لي يجدها العقل والضمير نافعة ومفيدة، ولم أصعب فهمها بتغليفها بأغلفة مختلفة
6- كل الأشخاص الذين التقينا بهم في أي مناسبة وأصبحنا قريبين بما يكفي لتناول كوب من الشاي أو السفر لمدة ساعة على متن الطائرة؛ حاولت مساعدتهم على اكتساب وزيادة وعيهم الأخلاقي والضميري وكرامتهم، وخاصة سلامهم الروحي والعالمي. بمعنى آخر، كنت أهدف إلى أن أكون مفيداً له، وليس أن أستفيد من منصبه وفرصه ومجاملاته.
7- ولعل ذلك يعتبر ثمرة ومعجزة للأهداف والجهود المخلصة... وطبعا بفضل الله تعالى وفضله لا بد من قراءة كتاب ما يقارب 700 صفحة بسرعة في ساعة أو ساعتين. وتهنئة هذا الكتاب وانتقاده عمدا، والحمد لله أن إنتاج ملاحظات من 10 صفحات أصبح أسهل بالنسبة لنا.
أطيب التحيات…

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...