YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a2cf3340a518
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 9 5 8
Bugün : 12596
Dün : 49540
Bu ay : 669719
Geçen ay : 1826018
Toplam : 56378510
IP'niz : 216.73.216.215

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Cemaat- Hükümet kapışmasında yaşanan seviye ve samimiyet tartışması, Türkiye’mizin sinsice kuşatılması, yeryüzündeki mazlumların ve özellikle Müslümanların çok ağır hakaret ve sefaletlere mahkûm bırakılması ve maalesef insanımızın giderek duyarsızlaşması ve ahlaki dejenerasyona uğratılması karşısında; her bunaldığımızda ve umut ışığı aradığımızda yaptığımız gibi, yine yüce Allah’a C.C. sığınarak, tefaülen Kur’an’ı Kerim’i açıp bir teselli mesajı ararken, Mübarek Fetih Suresinin, müjdeli ilk ayetleri karşımıza çıkmıştı. Üstelik farklı zaman ve zeminler de aynı sığınma ve umut arama girişimi tekrarlandığında, üst üste yine aynı ayetlere rastlanması, dikkatimizi daha da yoğunlaştırmıştı.

Cenabı Hak, ilgili ayeti Celile de şöyle buyurmaktaydı:

“Şüphesiz Biz sana, apaçık bir fetih (ve zafer) verdik. (ve vereceğiz. Böylece) Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, üzerindeki nimeti tamamlayıp (seni izzetli ve faziletli yapsın) ve seni sıratı müstakime ulaştırsın. (hidayet ve inayetiyle; en haklı, hayırlı ve başarılı sistem ve yöntemlere muvaffak kılsın)(Fetih Suresi: 1 ve 2. ayetleri)

Bu ayeti kerimede, asıl üzerinde duracağımız ve umutlandığımız bölüm: “Liyağfire leke-llahü-Allah seni mağfiret buyuracak!” kısmıydı. Mağfiret, “Ğafere” kökünden, kötülük ve çirkinlikleri kapatıp bağışlama anlamı taşımaktadır. Ğafere: Arapçada “bir nesnenin veya kimsenin, kirden ve dış etkilerden korunacak bir şeyle kaplanması” manasındadır. Bir şeyin veya elbisenin, eskimişlikten veya pislenmişlikten kurtarılıp güzel bir görünüme kavuşturulması için boyanıp cilalanması da “Ğafere” ile anlatılır.

Ve tabi “Ğafur” sıfatı da, Yüce Rabbimizin istediği kulunu, azab ve ikabtan koruma altına alıp bağışlamasıdır. Birilerinden yüz çevirip kendi haline bırakılması anlamında da, Kur’an’ı Kerim’de birkaç yerde kullanılmıştır. Şimdilerde “Kask” denilen, özellikle askerlerin çelik başlıklarına söylenen “Miğfer” kelimesi de bu “Ğafere” kökünden çıkmıştır. Kadınların yağlı ve kirli saçlarını örtmek için kullanılan kalın ve sık dokuma eşarplara da, Arapçada “Ğıfare” tabir olunmaktadır.

Hicri “1435”, insanlık için Fetih ve kurtuluş yılı mı?

“Liyağfire leke-llah” müjdeli ayetinin “ebced” hesabı ise, tam tamına 1435 tutmakta, bunun da içinde bulunduğumuz Hicri yılla denk düşmesi, çok önemli sırları ve muştuları özünde taşımaktadır.

Şöyle ki: “Liyağfire”=1320, “Lekel-lah”=115 toplam:1435 çıkması, tarihi bir işaret ve talihli bir beşaret (müjde) makamındadır.

Tam bu süreçte gördüğümüz bir rüya, hem bizleri uyarma hem de eğitip olgunlaştırma şeklinde yorumlanmıştır.

“Rüyamda; hem trafik karmaşasından kurtulmak, hem de varacağımız yere rahat ve kolay ulaşmak için; dağların, apartmanların ve ırmakların üzerinden havada uçuyorum. Hedefime yaklaştığımda, aşağı doğru süzülüp mecburen insanların üzerinden geçerken, bir anda beni uçar vaziyette görenlerin takdir ve tebrik etmesini umuyorum. Ama hayret, tam aksine insanlar bana: “Yahu sihirbazlık haram değil mi? Niye gösteriş yapıyorsun!” şeklinde sataşmaya başlayınca hem utanıyorum, hem de “insanlardan ilgi ve iltifat beklenmemesi” gerektiğini anlıyorum. Ve, milli çıkarlara sahip çıktığı için masonik medyaya yaranamayan bir Fransız Kralının, yorucu ve uzun çabalar sonucu, su üzerinde yürümeyi başarıp, bunu ispatlamak ve artık aleyhinde yazılıp konuşulmasına engel olmak üzere, marazlı medyayı çağırarak bir göl üzerinde yürüdüğü fıkrayı hatırlıyorum. Gösteri gerçekleşiyor. Ve Kral yarınki manşetleri heyecanla beklerken, yazılanlar onu hayal kırıklığına uğratıyordu; “Çok ayıp, bizim Kralımız yüzme dahi bilmiyor.!?”

Aynı rüyada, yine havada uçarken tarihi yapıları ve manzarası güzel bir yere inmek istiyorum, tam o sırada hemen yanımdan geçen bir trenin altında kalıp kıvranmaya başlıyorum ve sekiz-dokuz yaşlarında küçük bir seyyar satıcı çocuk tarafından kurtarılıyorum.

Derken uçmayı bırakıp yerde yürümeye başlıyorum, ama gideceğim yer hala uzak ve bende hiç para bulunmuyor, bu nedenle işe çıkan bir kamyonetin arkasına gizlice biniyorum.  Az ileride bir yere uğrayıp, tekrar hareket edecek olan kamyonetten inip arkasındaki el çantamı almak isterken, birden kalkıp gitmeye başlıyor. Ben artık peşine düşüp çantamı geri alamayacağım diye üzülürken, o çantayı küçük bir süs köpeğinin boynuna takılmış görüp şaşırıyorum. Ancak o da bahçe duvarlarından, sokak aralarından, dar ve dik orman ve ırmak kenarlarından koşup kaçtığı için, yine çantamı kurtaramıyorum. Ve şunu düşünüyorum; Allah-u Taala çok sevdiğimiz ve kıymet verdiğimiz bir şeyi elimizden almak isterse, değil uçak, tren ve kamyon gibi koşarak asla yetişemeyeceğimiz vasıtalarla, hatta küçücük bir köpek gibi basit vesilelerle de bizi mahrum bırakmaya kadirdir ve zahiri sebeplere fazla takılmayıp Mevla’mızın takdir ve taksimine razı olmamız gerekir!

Rabbimiz, hayatımızda ve rüyamızda karşılaştığımız her olaydan ibret almamızı ve hikmet çıkarmamızı kolaylaştırsın. Bizi nefsimizin kuruntu ve heveslerinden ve şeytanın vesveselerinden koruyup kurtarsın. (Amin)

“İnsana bir zarar (ve sıkıntı) dokunduğu zaman (hemen) bize dua edip yalvarmaya başlamaktadır. Sonra ona kendi katımızdan bir nimet (fazilet ve servet) ihsan ettiğimizde (ise): “Bu bana, kesinlikle (kendi) bilgim (beceri ve gayretim) dolayısıyla verildi”(diyerek şımarıp şaşırmaktadır). Halbuki (bütün) bu(nlar) bir fitne (ve imtihan aracı)dır. Velakin (insanların) çoğu bilmiyor (cahil ve gafil davranmaktadır)(Zümer Suresi: 49) ayeti kerimesinin ikaz ve irşadına (uyarı ve olgunlaştırmasına) uygun, şuurlu ve huzurlu davranmamızı kolaylaştırsın(Amin).

                                                                                Ahmet Akgül

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Abonelik
Bildir
2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Hayr ve şerr Allah’tandır…
Yaşanılan herşeyde hikmet aramak, mesela çağımızda yaşanan tüm olumsuz gelişmelerde dahi hikmet aramak her işini hikmetle yapan Rabbimize taksimdendir. Dolayısıyla her işi O’ndan bilmek ve nimet verdiğinde şükür etmek ve kendimizden bilmemek, bela nusubet verdiğinde ise ne hata yaptım acaba şeklinde düşünmek kulluk bilincinden ve sınavımızı hakkıyla vermeye vesiledendir. Sıkıntılara anında müjdeler göndermesi ise Rabbimizin azametinden ve bizlerin sabrını ve gayretini arttırmak isteyişindendir.
Bu ve benzeri yazılardan çıkarmamız gereken ders bu olsa gerek. Vesselam.

Şükür
Efendimiz s.a.v. den bize kalan cüzlerden bir cüz olan bu rüyalar ile bizleri eğiten mevlamıza şükrolsun.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
2
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...