YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a96b9f88cf8f
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 2 5 8
Bugün : 26699
Dün : 59448
Son 30 gün : 1768474
Toplam : 60988319
IP Adresiniz : 216.73.216.244

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

“Terörsüz Türkiye” Muamması
veya;
UÇURUMDAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ!

  1. Cumhuriyet – 25.07.2026
  2. TRT HABER –  27.07.2026
  3. Prof. Dr. Ahmet Saltık
  4. Cuma Nacar – 12.03.2026 – Millet Partisi
5 16 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

Bop’un son perdesi oynanmakta, siyasiler ise figüranlık yapmaktaydı. Partilerin tamamına yakını çerçeve yasaya evet diyerek aslında hiçbirinden ülkemize zerre iyilik gelmeyeceğini ve çapsızlıklarınıda perçinlemişlerdi. Bu meclisten hayır gelmeyeceği aşikarlaşmıştı. Acilen Milli Mutabakat ve Milli Restorasyon’la ülkemiz Gazi Mustafa Kemalin temelini attığı ve Merhum Necmettin Erbakan’nın yüksek vizyonuyla hedef gösterdiği Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya hedefi için Milli bir Çözüm şarttı

Ülkemizdeki vatandaşlık kavramını menfi yönde değiştirmeye kafayı takmış dışardan eğitimli (ve tepeden inme) üst düzey bürokratlar kanımca çıkarttıkları kitaplarla sürece entelektüel eleştiri yapabilecek aydınların kafasını zaten bulandırmışlardı. Sürekli emir almaya ve yönledirilmeye alıştırılmış zihinler çıkarttıkları bu raporun ne anlama geldiğini kendileri dahi tam olarak anlayamamakta ülkemizi cahilce ve haince bir karanlığa süreklemektedirler. Düzenin devamı için her şeyini feda eder durumda olan bu tipler Türkiye Modeli gibi uydurma ve temelsiz laflarla raporu makyajlamakta ve milletimizi narkozlamaktadır.

Bu zevatın önceki girişimleri ve sonuçlarını hatırlayacak olursak ;

Oslo Görüşmeleri —

  • PKK ‘nın siyasi ve psikolojik meşruiyeti
  • Habur rezaleti

2012 -2015 Çözüm süreci —

  • Hendek olayları (Hendek ve şehir yapılanması)
  • Örgütün fiili alanının genişlemesi
  • Sürecin öncesinden daha derin güvenlik açığı
  • 500 bine yakın göç
  • Şehitlerimiz

Sicili böylesine bozuk bir zihniyetten şimdi tekrar hayır beklemek mümkün değildir. Ek olarak bu süreçler üzerine çalışma yapan Cambridge gibi batı merkezli kurumlar, özetle süreçlerin başarısızlığını sırasına bağlayarak silahsızlanma kavramını öne çıkartmıştır. Bunlara akıl verenlerin zaten süreci çok önceden akademik olarak kurguladığı anlaşılmaktadır.

Tüm unsurları ile bir devlet gibi hareket dış kaynaklı bir terör örgütünün 30 tane hurda silah yakarak silah bıraktığına inanan ve bu durumu tüm sürecin teminatı (kritik eşeği) gören kafa ülkemizi çok büyük bir karanlığa sürüklemektedir.

Söylem ve Eylem arasında tezat var “Terörsüz Türkiye” söylemi ile halk uyutuluyor.

Toplumsal yönlendirmelerde egemen güçlerin veya belirli odakların en sinsi stratejisi, eylemlerinin gerçek niteliğini tam zıttı olan asil, ahlaki ve itiraz edilemez söylemlerle ambalajlamaktır. Günümüzde sıkça rastlanan “Terörsüz Türkiye” gibi kapsayıcı ve vicdani başlıklar, her zaman göründüğü kadar masum olmayabilir. Bu tür iddialı sloganlar, kitlelerin savunma mekanizmalarını felç etmek, toplumsal rızayı devşirmek ve arka planda aslında terörün amacına veya gizli ortaklıklara daha fazla hizmet edecek sinsi adımları gizlemek için bir paravan olarak kullanılabilmektedir.

Söylem ile eylem arasındaki bu yapısal uçurum, sosyoloji ve siyaset bilimi literatüründe güçlü teorik temellere dayanır.

Noam Chomsky buna “Rızanın İmalatı” der  Güç odakları, toplumun normal şartlarda asla kabul etmeyeceği radikal hamleleri veya tavizleri onaylatmak için yapay bir “kurtuluş vaadi” üretir. “Terörsüz Türkiye” başlığı, arkadaki sinsi planların topluma rıza ile kabul ettirilmesini sağlayan bir meşrulaştırma aracıdır.

George Orwell ise “Çiftdüşün” diye tanımlar örneğin:”Savaş Barıştır” mantığı gibi; kötülüğü veya teslimiyeti yaymak isteyenler vitrine “Barış ve Huzur” kelimelerini koyarlar. Slogan o kadar kutsaldır ki, altındaki sinsi uygulamayı eleştirenler anında “barış karşıtı” ilan edilir.

 
Tarih,muazzam başlıklarla yola çıkıp tam tersi yıkıcı sonuçlara hizmet eden sinsi sosyolojik hamlelerin örnekleriyle doludur:

“Medeniyet Götürmek” iddiasıyla Afrika’nın Yağmalanması buna örnektir. Batılı devletler Afrika’yı köleleştirip sömürürken bunu “Medenileştirme Misyonu” söylemiyle yaptı. Slogan insaniydi, sonuç ise soykırım oldu.

“Irak’a Özgürlük Getirmek” fikri Bölgesel Terörün Doğuşuna sebep oldu. Kan ve göz yaşı getirdi. 2003’te ABD’nin “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” başlığıyla başlattığı işgal, bölgeyi kaosa sürükleyerek DEAŞ (IŞİD) gibi vahşi terör örgütlerinin doğmasına zemin hazırladı. Yetmedi pkk nin uzantılarını inşaa etti.

Kur’an ise insanlığı dış görünüşe ve bu söylemlere karşı şiddetle uyarır ve bu sinsi karakteri ise “münafıklık” olarak açıklar:

“Kendilerine: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde (tam bir pişkinlikle): “Biz sadece (halkın ahlâkını ve toplum nizamını düzeltip iyileştirmek isteyen) ıslah edicileriz” demekte (ve fesatlıklarına ıslah kılıfı geçirilmekte)dir
İyi bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar (sosyal ve siyasal hayatı ve tabiatı bozanlar) kendileridir, ama (bunun) şuurunda değillerdir.
.(Bakara, 11-12).

Süslü Söz ile Gizlenen Düşmanlığı ise şöyle ifade eder:
(Ey Resulüm!) İnsanlardan öylesi vardır ki, (aslında İslam’a hasım ve Sana hain oldukları halde) dünya hayatına ilişkin sözleri (kahramanlık gösterileri, başarılı girişimleri, kolaycı ve çıkarcı projeleri) Senin hoşuna gidecektir ve (böyleleri) kalbindekine (münafıklık ve menfaatçilik düşüncesine) rağmen Allah’ı şahit getirir (yeminler ederek dine ve davaya sadık ve samimi olduğunu belirtir); oysa o (gizli ve tehlikeli) azılı bir düşman (yerindedir).(Çünkü bu tipler, Hakk davadan döneklik ederek) Sırtını çevirip gittiği ve işbaşına (iktidara) geçtiği zaman; (ülkesinde ve) yeryüzünde (barış kılıflı) bozgunculuğa girişmeye, ekini ve nesli (bozup) helak etmeye çaba gösterir. (Genleri bozulmuş İsrail tohumları ile bitki ve hayvan türlerini ve bebeklerin-gençlerin geleceğini tahribe yönelir.) Allah ise, (fitne ve fesadı) bozgunculuğu sevmemektedir. (Bakara, 204-205).

 Mescid-i Dırar ile Müslümanları bölmek ve terör unsurlarına yataklık etmek için ibadethane açmak isteyenlerin sinsi maskesini Kur’an şu ayetle düşürür:

Bir de (münafıklık damarıyla, Müslümanlara ve Hakk dava mensuplarına) zarar vermek (ve zayıflatmak), küfrü (ve nifak cephesinin gücünü) artırmak, mü’minlerin (Hakka ve hayra hizmet ekibinin) arasını açmak (üzere)… Ve daha önce (başından beri) Allah’a ve Resulüne (Hakk Dine ve adalet düzenine) karşı (açıkça) savaş açmış kimselerin (müşrik ve münkir kesimlerin desteğini) gözetleyip (onlardan makam, menfaat ve madalya almak) için, (ayrı) bir mescit (yeni bir merkez, hizip, ekip) kuranlar da vardır ki; (bu münafıklar: “Biz bu yeni merkezi ve hareketi yaparken;) iyi ve güzel gayretlerden (ve hayırlı hizmetlerden) başka (kötü) bir şey amaçlamadık” diye (yalan yere) yemin edeceklerdir. Oysa Allah şahitlik edip, (kesinlikle biliyor ve haber veriyor ki) şüphesiz onlar (yamuklaşmış ve İslam düşmanlarına yanaşmış) yalancı kimselerdir.”(Tevbe, 107).

Toplumların algı dünyasını yönetmek, kavramların içini boşaltarak sinsi ajandaları “Terörsüz Türkiye” gibi süslü ambalajlarla sunmak, kitleleri aldatmada muazzam bir güç kazanabilir. Ancak İnsanlar ne kadar körleşirse körleşsin, tarihin ve sosyolojinin değişmez yasaları bu illüzyonu elbet bozacaktır. Zira insanlığa, vatana ve inanca karşı kapalı kapılar ardında kurulan en sinsi, en organize planlar bile mutlak iradenin üzerinde değildir. Kur’an-ı Kerim bu gerçeği en net biçimde ilan ederek noktayı koyar:

(Ey Resulüm! Hatırla) O vakit ki; inkârcılar Seni tutup bağlamaları (ve hapse atmaları) veya öldürmek (suretiyle Senden kurtulmaları, ya da Seni ülkenden çıkarıp) sürgüne yollamaları için, aleyhinde tuzak kuruyor (ve hesap yapıyorlardı). Onlar Sana bu hileyi düşünürken, Allah da onlara tuzak kuruyordu. (Sana hicret emri vererek; Medine’ye gitmeni ve İslam devletini kurarak geri dönüp Mekke’yi fethetmeni ve müşrik düzenle­rini tepelemeni kolaylaştırıyordu.) Doğrusu Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
“(Enfâl Suresi, 30. Ayet)

NARKOZUN ETKİSİ DEVAM EDİYOR
Bir millet yaşanan süreç karşısında bu kadar duyarsız olamaz ama maalesef narkozun etkisi devam ediyor. Narkozun etkisi bitip uyanmaya başlanıldığı zaman büyük ihtimal iş işten geçmiş olacak…

Terörsüz Türkiye elbette hepimizin duası ve temennisidir. Ancak kalıcı huzur; sadece silahların susmasıyla değil, adaletin hâkim, kardeşliğin sağlam, devlet aklının uyanık ve millî iradenin bağımsız olmasıyla mümkündür.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle bu vatanın evlatlarını birbirine düşman eden değil; aynı iman, tarih, kader ve gelecek idealinde buluşturan bir anlayış, Türkiye’nin gerçek çıkış yoludur.

Asıl mesele, “Terörsüz Türkiye” sözünün arkasında, hangi Türkiye’nin inşa edileceğidir.

Çünkü terör biterken fitne, ayrışma ve dış müdahale kapıları açılıyorsa, kazanılan huzur değil, ertelenmiş bir kriz olur.

Uçurumun kenarında slogan değil, basiret ve istikamet gerekir.

Türkiye’nin ihtiyacı, yeni ayrışma projeleri değil; adalet, ahlâk, kardeşlik, bağımsızlık ve güçlü bir millî irade üzerine kurulu Adil bir Düzen’dir.

Kürtler 3 gruptur.
Müslüman kürtler
Yahudi kürtler
Kimliğini gizleyen Ermeni dönmesi Kürtler.
Kürtçülük ideolojisinin temelini Yahudi Kürtler kurmuştur. PKK ve terör örgütlerinin üst düzey yöneticileri Müslüman değildir. Müslümanları büyük İsrail projesi için maşa olarak kullanmaları çok acı. Çanakkale Müslüman Kürtlerle kazanıldı. Müslüman Kürtler Yahudi Kürtlerin tutturduğu şarkıyı söyleyip geziyor. Kürdistan kurulduğunda Yahudi Kürtler iş başına gelecek ilk işleri Müslüman Kürtleri tırpanlamak olacak.

Hükümetiniz milli değilse…
Devleti, yönetme kılıfı ile ülkenin başına musallat edilen kişi ve zihniyetler, kendilerini iktidara taşıyan karanlık odaklara diyet borçlarını ödeyeceklerdir.

Makale, devlet aklının harekete geçirilmesi bağlamında devletin kurumlarına ve gerçek karar mekanizmalarına uyarı niteliğinde adeta bir ültimatom gibi olmuş..!

Bin yıllık kardeşliğin ve birlikteliğin sonucunda etle tırnaktan da öte iç içe geçmiş bir milleti, adeta beyaz pirincin içinden beyaz taş ayıklar gibi birbirinden koparma niyetindeler.
Türkiye’de Irk sorunu yoktur
Türkiye’de Kürt sorunu yoktur.. Terör sorunu vardır.. Kalkınma sorunu vardır. Bölge sorunu yoktur, tüm bölgelerimizin birikmiş sorunları vardır.. Hakkari’nin en ücra köyündeki bir insanımız, hangi sebeplerle sömürülüyorsa Tekirdağın en uç noktasındaki insanımız da aynı sebeplerle sömürülmektedir..

Sömürülüp semirildikten sonra…
Yahudinin kurduğu Faizci ve ahlâksızlık düzenine köle olduktan sonra Kürt olsan ne yazar!? Türk olsan ne yazar?

Milletimizi bin yıl aynı teknede yoğurup bir arada tutan maya İslam mayasıdır.. İslamın olmadığı yerde bir şer tuzağı ve şeytani bir akım olan Irkçılık damarı ortaya çıkacaktır..

Akp ve Mhp zihniyeti, aslında böylesi bir tehlikeli adımı atarak, hem İslama ihanet etmektedir, hem Milletimize en büyük kötülüğü yapmaktadır hem de Irkçılık gibi modası geçmiş bir cahiliye ahlakını yeniden hortlatma aşamasındadır..

Ülke ekonomik sorunlarla boğuşurken, yine bir “kandırıldık” senaryosunun arkasına sığınılmasını gerektirecek dış güç dayatması sinsi planların “Terörsüz Türkiye” adı altında millete sunulması kabul edilemez. Ne halk olarak kendi içimizde ne de temel insan hakları söz konusu olduğunda bu bayrağın altında yaşayan hiç kimsenin ayrıştırılmadığını, herkesin eşit haklara sahip olduğunu biliyoruz. Teröristle pazarlık olmaz! Teröristle müzakere olmaz! Vatana ihanetin affı olmaz! Bu milletin şehidinin katillerini, askerinin, polisinin, halkının düşmanlarını kimse öylece affedemez. Nice yüreği yanmış anaların, babaların, eşlerin, evlatların haklarını helal etmeyeceği bir düzenlemeden hayır bekleyen varsa da eyvahlar olsun.

Sömürüldükten sonra Türk olsan ne Kürt olsan ne!..

Bizim sorunumuz hem de tek sorunumuz İşbirlikçi Hükümetler ve İşbirlikçilerin bağlı olduğu Siyonist zihniyetin ağababalarını ve düzenleri ve sistemleri… Siyonizm’in kurup kurguladığı Sömürücü Kapitalist sistem ve diğer Batıl sistemler insanlığın birincil ve tek sorunudur…

Hak ve adalete dayalı Kur’an endeksli – İslam Merkezli – İnsani yeni bir düzen sistem kurulmadıkça hakim kılınmadıkça istediğimiz kadar bu bozuk batıl düzende huzur, onur, ekonomik ferahlık, ahlaki ilerleme, dış politikada onurlu tablolar, insan haklarında devasa devrim niteliğinde projeler hazırlayalım MÜMKÜN DEĞİLDİR. Çünkü düzen sistem bozuk… Çünkü bozuk kantar doğru tartmaz, ne yapılsa nafiledir…Bu bozuk sistem ve düzeni elimizin tersiyle şööööyleeeee çöpe atmadıktan sonra etkisiz kılmadıktan sonra ruyalarımızda bile huzur bulamayız… Tek çare var Milli Çözüm Şiiriyle tekrar hatırlatmış olalım:

TEK ÇARE ADİL DÜZEN

Bozuk kantar doğru tartmaz, ne yapılsa nafile

Hainler rehber seçilse, hayra varmaz kafile

Din iman tartılır olmuş, şalvar ve çarşaf ile

Zırto sanki İmam Azam, tek çare Adil Düzen!

      

Milli olmayan sistemler, milletimize tuzak

İslam’a uymayan her şey, insanlıktan da uzak

Dünyaya tapan kişiler, şeytan elinde tutsak

Hak safıdır benim hizam, tek çare Adil Düzen!

    

Zalim düzenler yüzünden, halkımız neler çekti

Kur’an Kutsal vazgeçildi, Avrupa tek ölçekti

Batı ve bâtıl Tanrıydı, uymayan ölecekti

Olur mu hiç zulme rızam, tek çare Adil Düzen!

      

Ne sağcılık ne solculuk, ne de sahte dindarlık

Ne “demukratur” hilesi, ne zalim hükümdarlık

Ne “mezhebi çok geniş”lik, ne yobaz dini darlık

Akıl kıyas, Kur’an mizan; tek çare Adil Düzen!

    

Milli Görüş, Milli Çözüm; diriliş kervanıdır

Örnek laik ve demokrat, Hak düzen hayranıdır

Artık sevinin yaklaşan, zaferler bayramıdır

Cennet olur hatta Fizan, tek çare Adil Düzen!

(Şiir İçin Bak: https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/tek-care-adil-duzen-siir/ )

Yani ezcümle; Milli Görüş’ü bir “gömlek” gibi ve aksesuar şeklinde kullanıp, onu dava şuuru ve imtihan sorumluluğu yani “öz kimliği” yapamayanlar değil, Hak davasını, bir elbise gibi, bir aksesuar gibi yıllarca üzerinde taşıyanlar değil, o inancı ve ahlâkı, ruhuna ve vicdanına aşılamış olanlar yani Milli Çözüm Ruhu ve Ehli olanlarla bu TEK ÇARE ADİL DÜZEN gerçekleştirilecektir.

Milli Çözüm yıllardır şunları haykırmaktaydı:
“Bâtıl ve barbar Batılı sistemlerde “Kuralları krallar ve masonik odaklar koyardı. Bütün halklar ise mecburen bunlara uyardı.” Ama Adil Düzen’de ölçü şunlardı: Kuralları Hak merkezli halk koyacaktı… Artık krallar ve Siyonist sermaye baronları da bu kurallara uyacaktı!..”
(Üstad Ahmet AKGÜL)

Aziz Erbakan Hocamızın NİSAN 1980 tarihinde ifade buyurdukları sözü hatırlatarak bitireyim:
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
(PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN, TRT YAZARLAR SORUYOR, NİSAN 1980 )

Picture of Nail KIZILKAN

Nail KIZILKAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...