Darbe girişimi haberini alır almaz, kardeşlerimize şunları hatırlatmıştık: CIA ve Fetullahcı sapkın Yapı, bir çıbanbaşı olarak Ortadoğu’da İslam’ın bağrına konuşlandırılmış terör şebekesiyle, ne Türkiye’de ne de diğer İslam ülkelerinde hiçbir hükümetin cesaret(!) edemeyeceği talihsiz bir girişimle İsrail’le normalleşme anlaşmasını imzalayan bu AKP iktidarını mı, yoksa asıl TSK’yı mı hedef almıştı?
Bugün Sn. Cumhurbaşkanı’nın “Bizden izinsiz şekilde ve ucuz kahramanlık dürtüsüyle yapıldığını” söyleyip suçladığı Mavi Marmara Gemimize hem de uluslararası bölgede yapılan kanlı İsrail saldırısında, bu Siyonist ve işgalci terörist şebekesini “Meşru otorite” sayan ve İsrail’i haklı çıkaran Fetullah Gülen’le, şimdi aynı İsrail’le normalleşme ve birlikte hareket etme anlaşmasını imzalayan AKP iktidarı arasında –şahsi ikbal ve iktidar çekişmesi dışında- ciddi ve gerçekçi bir amaç ve politika farkı bulunduğunu söylemek ne derece tutarlıydı?
Ordu’ya sızmış Fetocu rütbeli militanların ve gönüllü CIA ajanlarının bu kalkışma çılgınlığı; Cumhurbaşkanlığıyla, iktidarıyla, TSK ve MİT başta diğer etkin ve yetkin kurumlarıyla DEVLET AKLININ yapmayı tasarladığı yapıcı, yatıştırıcı ve ufuk açıcı DOĞAL ve DOĞRU bir müdahale sonucu gerçekleşecek kutlu dönüşümleri dumura uğratma ve erken doğuma zorlayıp hedefinden saptırma amacı taşıdığı açıktı… Ama çok şükür ki, bu hıyanet girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış ve tam anlamıyla hezimete uğramışlardı. Bu talihsiz ve tahripçi kalkışma, tam aksine Ordu’muza ve diğer stratejik kurumlarımıza sızmış CIA elemanlarının ve İsrail ajanlarının tespit ve tasfiyesini kolaylaştırıp çabuklaştıracak ve Türkiye merkezli tarihi ve talihli değişimlere fırsat sağlayacaktı. Ama unutulmasın ki yegâne kuvvet ve kudret sahibi Cenabı Hak’tı ve O’nun takdir projesine ve vaadine hiçbir güç engel olamayacaktı. Paniklemek anlamsızdı ve AKP’yi kahraman sananlar aldanmaktaydı!..
Hatırlayınız, AKP’nin bir proje partisi olduğunu Abdurrahman Dilipak, hem de Abdurrahim Karslı’nın evinde açıklamıştı. O toplantıda orada bulunan Ali Bulaç da bunu köşesinde yazmış ve onaylamıştı. Cem Özer’in programında 16 Aralık 2014 tarihinde Abdurrahim Karslı bunları doğrulayıp tekrarlamıştı. Doksanlı yılların başından sonra küresel güçler, emperyalist merkezler, bunun içinde ABD, İngiltere, İsrail falan Türkiye’ye gidip gelmeye ve bazı yetkililerle görüşmeye başlamıştı. Niye gelip gidiyorlardı, çünkü bundan sonra Türkiye’de siyasal İslamcılarla çalışmak istiyorlardı. Çünkü yükselen trend artık İslam’dı; Erbakan Hoca ve ekibi gittikçe artan puan kazanmaya başlamıştı. “Biz sizinle çalışmak istiyoruz, gel uzlaşalım” diyerek Erbakan Hoca’ya başvurmuşlar, ama Erbakan Hoca tarafından kovulmuşlardı. 1-Biz sizi iktidara taşıyalım, 2-Size iktidarda sorun çıkaracakları etkisiz kılalım, 3-Size gerekli finansal destekleri sağlayalım şeklindeki Şeytani teklifleri bu sefer Tayyip Bey’e ve Abdullah Gül’e yapılınca, onlar biz varız diye uzlaşmışlardı. Bunlar anlatıldığında insanlar garip garip bakınca Abdurrahman Dilipak’a şu itiraflarda bulunmuşlardı: (Ali Bulaç Bey de gazeteci olarak oradaydı) “1-İsrail’in güvenliğini artıracaksınız, önündeki engelleri kaldıracaksınız, 2-Büyük Ortadoğu Projesine yani sınırlarının değişmesine katkı sağlayacaksınız, 3-İslam’ın yeniden yorumlanmasında yani yozlaştırılmasında bize yardımcı olacaksınız” şartlarını Sn. Recep T. Erdoğan ve ekibi, imkân ve iktidar hırsıyla razı olmuşlardı. İşte 28 Şubat bile sonuç itibarıyla Erbakan’ı devre dışı bırakıp Erdoğanların AKP’sini doğurup iktidara taşımak için yapılmıştı. Şimdi koyu AB’ci kesilen Erdoğan ve Abdullah Gül Milli Görüşçü iken İsrail, AB ve ABD’ye şiddetle karşıydı.
TBMM Genel Kurul Tutanağı, 19. Dönem, 4. Yasama Yılı, 83. Birleşim, 8 Mart 1995 Çarşamba, konuşmacılardan birisi Kayseri milletvekili Abdullah Gül. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diye başladığı konuşmasının bir yerinde aynen şunları aktarmışlardı:
“Aslında, Avrupa Gümrük Birliğine Türkiye’nin gayretleriyle girilmedi, bunu burada açıklıyorum. Bu tamamen ideolojiktir, tamamen siyasî bir olaydır. Bu ideolojik tavır, hem şu anda Türkiye’yi yönetenler açısından geçerlidir hem de Avrupalılar açısından geçerlidir. Türkiye’nin Avrupa Birliğine giremeyeceği kesindir; bunu Avrupalılar söylemektedir, Avrupa’nın önde gelen bütün politikacıları söylemektedir, Avrupalı filozofların hepsi söylemektedir. Çünkü, Avrupa Birliği bir Hıristiyan Birliğidir. Bunu biz söylemiyoruz; bunu, dünkü, Avrupa Birliğinin başındaki Delors söylüyor, dünkü İngiliz Başbakanı söylüyor, bunu Avrupa’da herkes söylüyor, herkes biliyor.”
Peki, şimdi İsrail’le anlaşma ve Rusya ile yakınlaşma fikri kimlerin aklıydı, kimlerin planıydı? Bunların bir günde olduğunu sanmak saflıktı. Çünkü ta kuruluş aşamasında Siyonist odaklarca verilen sözler tutulmakta ve gereği yapılmaktaydı. Rusya olayı, Atatürk Havalimanı saldırısından sonra Putin ile Recep T. Erdoğan arasında yapılan uzun telefon görüşmesinde somutlaşmış ucuz kahramanlarımız mecburen geri adım atmıştı. Mısır’la ilişkilerin yeniden kurulacağı konusunda çok güçlü iddialar vardı. O konuda da tükürülenler tekrar yalanacaktı. Türkiye’nin Suriye politikasını değiştireceği konuşulmaktaydı, zaten Rusya ile yakınlaşmasının bir ayağını da bu oluşturmaktaydı. Ankara’nın Suriye politikasını değiştirme adımları, buna bağlı olarak da İran’la ilişkilerini de yeniden rayına oturtma aşamaları ufuktaydı. Yani özellikle Türkiye’nin son beş yılına damga vuran pozisyonlarda çok güçlü değişiklikler yaşanmaktaydı. Daha önce de bazı değişiklikler yaşanmış, özellikle Ergenekon ve Balyoz davalarında Cumhurbaşkanı Erdoğan tamamen farklı bir konuma taşınmış, Ergenekon ve Balyoz davaları bir şekilde geçersiz sayılmıştı. Bu davaların açılıp sürdürülmesine ön ayak olan isimler yargılanmaya başlanmış ve bu davaya doğrudan ilişkili bazı isimlerin AKP iktidarı ve özellikle de Erdoğan’la yakınlaştığı dikkatlerden kaçmamıştı.
Bu arada çok önemli bir değişiklik, Kürt sorununda çözüm perspektifinden topyekûn savaş perspektifine gidilmiş olmasıydı. Bir başka husus da daha önce ittifak yapılmış olan Gülen Cemaati ile yine topyekûn bir savaş açılmasıydı. Son darbe girişimi bu konudaki haklılığın bir kanıtıydı. Esas sorun şurada yatmaktaydı: Erdoğan’ın popülaritesinden ve iktidarın gücünden çok fazla eksilme yaşanmamış, dün bu politikalar uygulamada iken bu politikalar konusunda iktidarı zorlayamayan muhalefet bu politikalardan vazgeçilmesi üzerine de yine Erdoğan’ı sarsmamıştı. Normalde bu kadar köklü değişiklerin tek bir tanesi bile bir iktidarı sallamaya yetebilecekken, Türkiye’de çok fazla bir muhalefet yaşanmamıştı.
“Bu yaşanan değişikliklerin ne kadar olağanüstü olduğunu anlamak için birkaç sembolik hususa bakalım. Hatırlayalım, mesela insanlar kefenler giyip Recep T. Erdoğan’ı havaalanında karşılıyorlardı. Mavi Marmara üzerine yapılan protestoları hatırlayın, Erdoğan’ın dediklerini hatırlayın ya da Mısır konusunda Rabia olaylarını hatırlayın. Suriye konusundaki politikaları hatırlayın. Rusya üzerine, uçak düşürme olayının ardından dile getirilen ifadeleri hatırlayın, meydan okuyuşları hatırlayın. Şimdi Recep T. Erdoğan’ın çok sık kullandığı bir deyiş vardır: ‘Diklenmeden dik durmak!’ Kendisinin ve Türkiye’nin pozisyonunu böyle tarif etmeye çalışırdı ama bugün gelinen 180 derecelik değişikliğe baktığımız zaman, aslında “dik duramadan sadece bir diklenme haliyle karşı karşıyayız”. İsrail’e, Rusya’ya, Mısır’a, belki gelecekte Suriye’ye karşı diklenmelerin artık bir anlamının kalmadığı, sadece palavra sıkıldığı açıktır” diyen Ruşen Çakır haksız mıydı?
Sn. Erdoğan’ın 180 derecelik değişikliklerinin bir diğer tarafı, sadece politikalardaki değişiklikler değil, kadrosundaki değişiklikler de önemli ve anlamlıydı. AKP’nin kuruluşunda yer alan kurucu babalardan birçok ismin, daha sonra buna emekler vermiş birçok başka ismin şu ya da bu nedenlerle tasfiye edilip dışlandığı ortadaydı. Bunlardan da hiçbir ciddi sonuç çıkmamıştı. Peki Erdoğan niye politika değiştirmeye mecbur kalmakta ve niye sık sık kadro değiştirip durmaktaydı? Bunun cevabı aslında tek bir cümlede saklıydı. Çünkü Erdoğan zor durumdaydı. Bence, Tayyip Erdoğan, özellikle Gezi süreciyle beraber artık iktidarını uzatmak ve kendi var kalmasını sağlamak üzerine siyaset üretiyor olmalıydı. Yani negatif siyaset, reaksiyoner siyaset yapmaya başlamıştı. Ondan öncesinde uzun bir süre Recep T. Erdoğan siyasette aksiyonerdi, o gündemi belirleyen konumdaydı. Gezi’yle beraber işin rengi değişmiş durumdaydı. 17/25 Aralık bunun üzerine eklendi. Ve Çözüm sürecinin kopmasından sonra Kürt hareketinin de topyekûn savaş konseptine katılmasıyla beraber, işin rengi tamamen değişmiş bulunmaktaydı.
“Tayyip Erdoğan’ın iktidarının zor durumda olduğu açıktı. Böyle olmasının nedeni de, gücünü abartması, bazı hayallere kapılması, özellikle de Arap Baharı ile birlikte bölgesel ve hatta İslam dünyası kapsamında birtakım misyonlara ve vizyonlara talip olması ve buralarda peş peşe hayal kırıklıkları yaşaması kaçınılmazdı. Peş peşe gelen başarısızlıklar O’nu sıkça geri adım atmaya zorlamaktaydı. Aslında Suriye tek başına yeterlidir, Suriye’de tam bir fiyasko yaşanmıştı.
Ayakta kalma telaşları ile çevresini tasfiye etmiş olması, bütün bunların Erdoğan’ın işini daha da zorlaştırdığı unutulmamalıydı. Özellikle de, Batı ile olan ilişkilerinde pozisyon değişikliğinin Erdoğan’a ciddi bir şekilde sorun çıkarttığı ve şimdi burada toparlanmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. İsrail’le ilişkilerini düzeltmesi aynı zamanda Batı ile olan ilişkilerini düzeltmesine yönelik bir hamle olarak okunmalıdır. Nitekim, İsrail’le ilişkilerin düzelmesiyle, yani Siyonistlerin güdümüne girilmesiyle beraber Erdoğan’a yönelik eleştirilerin dozlarının hafif hafif azalmaya başladığını görüyoruz” yaklaşımı bir saptırmacadır. Çünkü İsrail’e yaranmak ve Batı’ya yamanmak AKP’nin kuruluş amacıdır.
Erdoğan’ın AKP’nin kuruluşunda çok söylenen Milli Görüş gömleğini çıkartma iddiası vardı. Kimisi inandı kimisi inanmadı ama bir gömlek çıkartma olayı fikren ve fiilen yaşanmıştı. Ama son yıllarda Erdoğan’ın tekrar Milli Görüş gömleğini kuşandığı ya da Erdoğan’ın tekrar İslamcı bir pozisyon aldığı havası yayılmıştı. Yani eski gömleğini yeniden giydiği konuşulmaktaydı. Son dönemdeki 180 derecelik dönüşlerle birlikte tekrar bir gömlek çıkartma yani tekrar İslamcılıkla arasına bir mesafe koyma durumuyla karşı karşıya kalmıştı!?
Bu anlamda Mavi Marmara ile ilgili söylediği dönemin Başbakanına yani kendisine ‘Bana mı sordunuz?’ çıkışının çok tarihi ve talihsiz bir anlamı vardı. Bu aslında çok kritik çok dramatik bir çıkıştı. Tayyip Erdoğan’ın çok zor durumda olduğunu çok net bir şekilde gösteren bir tavırdı. Bu çıkış şu anda Tayyip Erdoğan’a çok ciddi bir bedel ödetmiyor sanılsa da bu çıkış ileride Tayyip Erdoğan çok ciddi bir krizle karşı karşıya kalırsa, arkasında beklediği kalabalıkları bulmaması halinde bunun nedenlerinden biri olacaktır.
ABD, Erdoğan’ı Erbakan’dan kurtulmak üzere İstanbul Sermayesi ve gazetecilere tanıtıp reklamını yapmıştı.
Koyu Erbakan karşıtı araştırmacı yazar Erol Mütercimler, Tayyip Erdoğan’ın 1999 yılında ABD’li diplomatlar tarafından İstanbul sermayesi ve gazetecilere takdim edildiği özel toplantıyı canlı yayında anlatmıştı. Kendisine yönelik eleştiri getiren bütün muhalifleri ABD ile işbirliği yapmakla suçlayan Recep T. Erdoğan’ın siyaset sahnesine çıkışı ve AKP’nin kuruluşundaki ABD parmağı bugüne kadar pek çok yerde yazılıp tartışılmıştı. Ancak ilk kez, Erdoğan’ın bizzat ABD’li yetkililerin de olduğu özel bir toplantıda ‘Geleceğin Başbakanı’ denilerek dönemin gazetecilere ve İstanbul sermayesinin etkili bazı isimlerine takdim edildiği toplantıyı, o toplantıya Erdoğan’ın danışmanlarının davetlisi olarak katılan ve toplantının sonunda Erdoğan’ın ikinci danışmanı olması teklif edilen Erol Mütercimler aktarmıştı. Halk TV’de Ayşenur Arslan’ın ‘Medya Mahallesi’ programına konuk olan Erol Mütercimler, son kitabı ‘Hayat Bir Tesadüf’te anlattığı o anekdotu canlı yayında izleyicilerle paylaşmıştı. Mütercimler, geçtiğimiz günlerde Erdoğan’ın çekilmesi gerektiğini yazan ABD’nin Eski Ankara Büyükelçilerinden Morton Abramowitz’in Erdoğan’ı parlatma operasyonunu da anlatmıştı.
Erol Mütercimler, 1999’da Münci İnci’nin evindeki o toplantı hakkında şunları hatırlatmıştı: “Bana davet Münci İnci’den geldi. Nail Keçili ile birlikte Recep Tayyip Erdoğan’ın PR ve halkla ilişkiler işini aldıklarını ve Durusu Konakları’ndaki evinde bir sabah kahvaltısında konuğu olacağını ve benim de bu toplantıya katılmamı istediklerini söyledi. Ben evde, sadece Münci İnci, Nail Keçili, ben, Tayyip Erdoğan ve onun bir kaç adamının olacağını düşündüm, ama içeri girdimizde manzara şuydu: Duvarın önündeki kanepede oturanlar, Fehmi Koru, Emin Şirin, Nazlı Ilıcak, Yalçın Doğan. Arkada ayakta duran Bülent Akarcalı, salonda dolaşanlar: Vakıflar Bankası Genel Müdürü Fehmi Gültekin, Tezcan Yaramancı, Güler Kömürcü, bir de yağ fabrikası olduğu ifade edilen bir hanımefendi vardı ve herkesin el falına bakıyordu. Ardından Tayyip Erdoğan yanında bir adamıyla birlikte geldi. Onun peşinden ise dönemin ABD İstanbul Konsolos Yardımcısı (Kate Schertz) hanımefendi ile birlikte Tuğrul Türkeş el ele birlikte içeri girdiler. Aynı otomobille gelmişlerdi. Morton Abramowitz 1996’da Erdoğan’ı keşfetmiş, 1999’da parlatmaya girişmişti.”
Erdoğan’ın o görüşmede çok mülayim ve uyumlu konuştuğunu söyleyen Mütercimler, toplantının ardından Münci İnci’nin kendisine ‘Tayyip Bey bu ülkeye Başbakan olacak’ dediğini, kendisinin ise ‘O zaman psikolojisini hiç iyi görmedim. 5-6 ay yurt dışına gönderin dinlensin, mümkünse İngilizce öğrensin’ dedim. Münci İnci ise Tayyip Bey’in zaten cezaevi sürecinde üniversitelerden taşınan hocalarca eğitildiğini ve İngiltere’de bir kolej ayarlandığını söyledi. Erol Mütercimler, bu görüşmenin ardından Erdoğan’ın hukuk müşavirinin kendisini ziyaret ettiğini ve “Tayyip Bey’e 5 kişilik bir danışman listesi sunduk. Siz ikinci sıradasınız” dediğini belirtmişti. ‘Birinci sırada kim var, beni niye yazmadınız’ diye takılınca birinci sırada Nabi Avcı’nın olduğunu söyledi. Diğer 3 ismi hatırlamıyorum. O görüşmede de Tayyip Bey’in hukuk müşaviri kendisine ‘Tayyip Bey Başbakan olacak’ dediğini de belirtmişti.[1]
Ancak bu Erol Mütercimler denen kişi, şimdi hiç utanmadan ve hiçbir alakası bulunmadan Rahmetli Erbakan Hoca’yı da “ABD ve İsrail’in adamı” olmakla suçlamaya ve saçmalamaya girişmişti!
Bu kalkışmadan bir gün önce TSK’da dev FETÖ soruşturması başlatıldığı ve 1700 rütbeli askerin mercek altına alındığı basına yansımıştı.
Muvazzaf subaylarla ilgili incelemeyi yapan kaynaklar, ‘F tipi soruşturmaları yürüten birimler birbirleriyle temas halinde. Karşılıklı bilgi paylaşımı ile sağlıklı bir sonuç alınmaya çalışılıyor’ uyarısında bulunmuşlardı. F Tipi örgüte yönelik soruşturma nihayet TSK’ya dayanmıştı. İzmir’de aralarında amirallerin de bulunduğu muvazzaf askerlere yönelik operasyon sürerken, TSK’da toplam bin 700 muvazzaf subay astsubay ve 400 sivil memurla ilgili soruşturmanın tamamlandığı anlaşılmıştı. Fetocu örgüte yönelik olarak emniyet, yargı, bürokrasi ve iş dünyasında devam eden operasyonlara TSK da katılmıştı. Fetocuların TSK içinde çok dikkatli davrandıklarını ve açık vermemek için her yola başvurduklarını kaydeden yetkililer, “F tipi örgüte yönelik operasyonlarda önemli mesafe alındı. Emniyet ve yargıda ciddi temizlik yapıldı. Ekonomik kaynaklarına önemli darbeler indirilip etkisiz bırakıldı. Şimdi sıra Örgütün TSK ayağına dayandı. Bugüne kadar açığa çıkan örgüt elemanları TSK’dan uzaklaştırıldı. Ancak bunların sayısı çok azdı. Şu anda F tipi soruşturmaları yürüten birimler birbirleriyle temas halinde çalışmaktadır. Karşılıklı bilgi paylaşımı ile sağlıklı bir sonuç alınmaya odaklanmıştır. Kimsenin haksız yere mağdur edilmemesi için çaba harcanmaktadır. Gelen istihbaratlar ve elde edilen bilgiler çerçevesinde TSK’da yaklaşık bin 700 muvazzaf subay-astsubay ve 400 civarında sivil memurla ilgili soruşturma sürdüğü anlaşılmıştır. Bunlar arasında örgütle bağı kesinleşen isimler belirlenirse yargıya teslim olunacak, ondan sonra bu kişilerin TSK ile ilişiğinin kesilip kesilmemesine kurumları karar alacaktır.
TSK içindeki F tipi örgüt elemanlarının kendilerini kurtarmak için her yolu denediğini de kaydeden yetkililer, “Bunlar arasında F tipi örgüte bayrak açan mı istersiniz, dikkat çekmemek için ordu evlerinde eşiyle içki içen mi? Aşırı bir şekilde Tayyip Erdoğan’a destek veren mi? Ama bu kişilerle ilgili araştırmalar uzun süredir yapılmaktadır. Zaten birçoğunun örgütle bağı da tespit edilmiş durumdadır. Örgüt soruşturmaları sulandırmak için taktikler geliştirmesi boşunadır. Çeşitli yollarla F tipi örgütle ilgisi olmayan isimleri F tipi örgüt elemanı olarak ihbar etmeye başlamışlardır. Soruşturmalarda kafa karışıklığı yaratmaya çalışmaktadır. Aynı yöntemi geçmişte de yaptıkları için aynı yolla kurtulacakları sanılmaktadır. Bu arada, Ağustos ayı başında yapılacak YAŞ toplantısının gündeminde de F tipi örgütle mücadelenin olacağı, Şura’da bu konuda önemli kararların alınacağı anlaşılmıştır.
Darbe girişiminden bir gün önce savcılık, Fetullah Gülen’in CIA adına çalıştığını saptamıştı.
Gülen’in en yakınındaki 73 şüpheli isim isim iddianamede yer almıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na yönelik (FETÖ/PDY) çatı iddianameyi tamamlamıştı. TSK, eğitim, finans, emniyet, yargı ve basın gibi birimleri yöneten örgüt mensupları, bölge ve ülke imamları ile Gülen’in en yakında yer alan isimler tek tek açıklanmıştı. Halen 5’i tutuklu durumdaki, 73 şüpheli listesi ortaya çıkmıştı. 73 şüpheli hakkında hazırlanan ve 12 bölümden oluşan 666 sayfalık iddianamede örgütün yönetici sınıfı ve hangi görevde bulundukları tek tek anlatılmıştı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede şüphelilere, ‘silahlı terör örgütü kurmak-yönetmek, darbeye teşebbüs, siyasi ve askeri casusluk, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri kaydetmek’ gibi onlarca suçlama yöneltilirken, zanlıların her biri için 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 65’er yıl süreli hapis cezası istenmesi dikkatlerden kaçmamıştı.
FETÖ örgütünü yurt dışında kurgulamışlardı
Erzurum’da büyümüş yarım ilkokul mezunu bir vaiz olan Fetullah Gülen’in, sayıları binleri bulan kuruluşu yönlendirmesinin güç olduğuna işaret edilen iddianamede, “Örgüt, din kisvesi ile gizli çıkar örgütleri üzerinden Türkiye ve İslam toplumlarını içinden dönüştürmek için yurtdışında kurgulanmış bir yapıdır. Türkiye ve İslam’ı yeniden biçimlendirmek için kurgulanmış toplumsal, politik mühendislik projesidir” saptaması yapılmıştı. İnzivaya çekilen bir din adamı olduğu iddia edilen Gülen’in neden bir İslam memleketinde değil de Amerika’da uzun süre yaşadığını açıklayamadığı kaydedilirken, Gülen’in, ABD’de CIA tarafından korunduğu vurgulanmıştı. İddianamede, “Gülen ve örgütünün ABD’nin emrinde olduğu ve CIA tarafından kullanıldığı çok açıktır” ifadeleri yer almıştı.
FETÖ, cinayet şebekesi gibi çalışmaktaydı!
İddianamede, örgüt üyelerinin Gülen’i “muhterem bir Mehdi/Mesih” kabul ederek tanrılaştırdığı ifade edilirken, örgütün Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi soruşturmalarda hedef aldığı kişilerin hayatlarını kararttığı hatırlatılmıştı. Danıştay saldırısı ve Necip Hablemitoğlu cinayeti örgütün doğrudan kasten öldürme eylemleri arasında sayılmıştı.
150 milyar dolarlık bütçeleri vardı!
İddianamede, hayırseverlerin sömürüldüğü, burs, himmet, bağış, kurban gibi çeşitli adlarla toplanan paranın devlete ve sisteme karşı kurulan örgütlenmeye aktarıldığı anlatıldı. Fetullah Gülen’in kurup yönettiği örgütün Türkiye’de ve dünyada toplam 150 milyar dolarlık ekonomik değeri bulunan banka, üniversiteler, okullar, yurtlar, dershaneler, medya kuruluşları, matbaalar, kargo şirketleri, holdinglerin bulunduğu aktarılmıştı.
Darbeler en çok FETÖ’cülere yaramıştı!
Paralel örgütlenmenin temellerinin şüpheli Fetullah Gülen tarafından, İzmir’de 1966 yılında atıldığına işaret edilirken, cemaatin örgüt olarak gelişiminin temelde 3 aşamada incelenebileceğine atıf yapılmıştı. İlk aşamanın, 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar süren ‘Işık Evleri’ ve dershaneler üzerinden yürütülen ‘sızarak kadrolaşma’ hareketi olduğu vurgulanmıştı. İkinci aşama olarak ise 12 Eylül 1980 askeri darbesinden hemen sonra Türkiye’de serbest pazar ekonomisine geçilmesi, liberal politikaların uygulanması ile ‘liberalizme uygun hoca’ profili olarak Gülen ve cemaatinin sivriltildiği açıklanmıştı. Cemaatin, ‘korkunç bir dev’e dönüşmesi ve terörizme giden üçüncü aşamasının ise 28 Şubat 1997 post-modern darbesinden sonra olduğu hatırlatılmıştı. Bu evrede Fetullah Gülen’in yurtdışına kaçtığı vurgulanırken, cemaatin söyleminin başkalaştığı ve evrensel ifadelerin kullanılmaya başlandığı anlatılmıştı. Üçüncü aşamayla birlikte örgütün kamu kurumlarında ‘kitlesel kadrolaşması’nın tamamlandığı, birer birer devlet kuruluşları, idareleri ve stratejik kurumları ‘ele geçirip haricen yönetmeye’ başlandığı vurgulanmıştı. Bu aşamadan sonra örgütün ‘Herkül’ gibi güçlendiği kaydedilmiş, ‘Devleti kurnazlıkla, yavaş yavaş, fark ettirmeden, sinsice ele geçirmek’ üzere hazırlık yapıldığı hatırlatılmıştı.
İddianamede, FETÖ’nün demokratik hukuk devletinin özelliklerini ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş en geniş ve en büyük katılımlı silahlı terör örgütlenmesi olduğu vurgulanmıştı. FETÖ’nün ayrıca, amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı terör örgütlerini kullanabilen-kiralayan, devletin silahlı unsurlarını kendi emelleri için kullanan, devlet kademelerindeki silahlı güçler aracılığıyla operasyonel sonuçlar elde etmeye çalışan bir örgütlenme olduğu saptanmıştı. Paralel örgütün, 2006’dan itibaren başlayan asimetrik, psikolojik harekatlarına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dayanamayıp pes etmek zorunda kaldığını belirten Ankara Savcılığı, kurulan kumpas ve cemaat baskısının, ‘askeri vesayeti kırıyoruz, darbeleri önlüyoruz’ algısıyla saklandığı açıklanmıştı. TSK içerisindeki FETÖ yapılanmasının endişe verici boyutlara ulaştığına dikkat çekilen iddianamede, önemli oranda örgüt mensubu kurmay subayın bulunduğuna vurgu yapılmıştı. Örgütün Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi soruşturmalarda hedef aldığı kişilerin hayatlarını kararttığı, onları yaşayan ölülere çevirmeyi başardığı vurgulanmıştı.
Şimdi bu gerçekleri 15-20 yıl öncesinden yazıp ilgilileri ve yetkilileri uyardığımız için MİLLİ ÇÖZÜM DERGİMİZE onlarca mahkeme açan ve bize cezalar yağdıran hem yargı mensuplarına hem de AKP iktidar yandaşlarına artık şunu sormamız lazımdı: Siz kendi vicdani kanaatinizle mi, yoksa hep takma akılla ve ısmarlama talimatla mı bize bunları yapmıştınız?
Hayret Aydınlık Gazetesi, AKP iktidarının İsrail’le anlaşmasına sessiz ve tepkisiz kalmış, bir nevi onaylayıp sahip çıkmıştı!?
Oysa Aydınlık dergisi 20 Ekim 1996 tarihli sayısının kapağında “Abramowitz Tayyib’i Erbakan’ın yerine hazırlıyor” başlığını atmıştı. Oysa bu haber “ABD ve İsrail Erbakan’ı devre dışı bırakmak üzere Recep T. Erdoğan’ı hazırlıyor” şeklinde olmalıydı. Ve de derin bağlantılı Morton Abramowitz’in “CIA” istasyon Şefi Graham Fuller’e kadar uzanan ilişkilerine tek tek bakmak lazımdı. Acaba Erdoğan 1996’da birilerini mi kullanmıştı, yoksa kendisi mi kuşatılmıştı? Veya karşılıklı çıkarlar doğrultusunda bir “gelecek” ilişkisi mi başlatılmıştı? Ancak ABD’nin o gizemli desteği olmadan, Erdoğan’ın henüz 3 ay önce kurulmuş bir partiyle devletin tepesine taşınamayacağı açıktı. Diğer yandan bu “ele geçirilme” ilişkisinin perde gerisini biraz olsun çözebilmek için Erdoğan’ın “BOP eşbaşkanlı”ğını kabul ettiği konuşmalarına bakmak lazımdı! Ancak bu tartışmayla ilgili bilinen tek gerçek Aydınlık’ın, AKP kurulmadan tam 6 yıl önce Erdoğan’ın dış güçlerin de desteğiyle Erbakan’ın (devre dışı bırakılıp) yerine gelerek başbakan olacağını öngören Aydınlık şimdi Sn. Erdoğan’a niçin sahip çıkmaktaydı? Bunun yanıtı olarak Doğu Perinçek 11 Temmuz 2016 tarihli Aydınlık’ta şu önemli satırları da kaleme almıştı:
“Türkiye, Atlantik ülkelerine sırt çevirirken yeni dostlar arayışına girmiştir. Kısacası Atlantik sisteminin hâkim güçleri Türkiye’nin yönelişi karşısındaki tavırlarını kesin ve keskin bir dille deşifre etmiştir. New York Times, biraz daha umutlu olmak istiyor. Alman sermayesinin büyük gazetesi ise, Tayyip Erdoğan’a öfkesini çok daha ağır ifadelerle açığa vuruyor. Tayyip Erdoğan’a Kemalist Devrimi yıkma görevi vermişlerdi, oysa Tayyip Erdoğan Kemalizm’e teslim oldu. Dizginleri ellerinden kaçırmışlardır. Bu saptama, Batı açısından stratejik yenilginin itirafıdır.”
Sonuç olarak:
Başta Sn. Devlet Bahçeli olmak üzere tüm muhalefet başkanlarının ve medyanın sorumlu ve duyarlı yaklaşımları takdire şayandır. Değerli vatandaşlarımızın tutarlı ve cesur direniş ve dayanışması da alkışlanacak bir tavırdır. Ama bu durum, asla kendimizi boş gururlara kaptırmamalı ve hele bir avuç kiralık hain yüzünden şerefli Ordumuza yan bakmaya kalkışmamalıdır. Kesinlikle unutulmamalıdır ki, varlığımızın ve bağımsızlığımızın sigortası kahraman TSK’mızdır. Ancak TSK’nın da bu girişimlerden ciddi dersler çıkarması ve artık bağrından çıktığı aziz milletimizin milli ve manevi değerleriyle barışıp samimiyetle sahip çıkması ve saygı duyması, NATO’ya ve Amerika’ya güvenmenin ağır faturası da önemle hatırlatmamız gereken bir noktadır.
Asıl üzerinde durulması ve mutlaka çözüme kavuşturulması gereken konu, mevcut sistemin tıkanmasıdır. Problemleri giderme ve toplumu selamete eriştirme mekanizması olan sistem, maalesef bizzat kendisi sorun üretmeye başlamıştır. Erbakan Hoca’nın tarihi tesbitiyle: “Bataklığı kurutmadan, hastalık sebebi sivrisineklerden kurtulmak imkânsızdır.” Bugün FETÖ Cemaatini palazlandırıp kışkırtan dış odakların yarın başka bir dini akımı ve tarikatı, ya da Kemalist ve Ulusalcı yapılanmayı kandırıp kullanmayacağının garantisi var mıdır? Bu nedenle ve elbette Milli bir mutabakatla ve ortak bir kararla; akla, hukuka, ahlaka, Kur’an’a ve temel insan haklarına dayalı, kötüleri ve kötülükleri otomatikman ayıklayıcı, bütün kurumları, yöneticilerin kafalarına göre değil, evrensel kurallara ayarlı ilmi, insani ve İslami bir ADİL DÜZEN’e geçmek için tarihi bir şanstır, belki de son fırsattır. Bu aynı zamanda herkesin ve her kesimin samimiyet ve cesaret sınavıdır.
Yıllardır yazıp durduğumuz; Cumhurbaşkanından Başbakana, Meclis Başkanından Muhalefet Başkanlarına, Genel Kurmay Başkanından tüm devlet erkânına, birlik ve dirliğimiz ve güvenli geleceğimiz adına özlenen Milli bir mutabakat sağlanmışken ve hele sağcısı, solcusu ve dindarıyla bütün halkımız bunun arkasında kenetlenmişken; bu duygusal ittifakı kalıcı ve kurumsal bir inkılaba (kutlu bir değişim ve dönüşüm noktasına) çevirmek zamanıdır. Yani sadece sivrisinekleri yakalayıp cezalandırmakla ve hamasi nutuklarla toplumu avutmakla hastalıklardan kurtulacağımızı sanmak boşuna bir çabadır, asıl görevimiz bataklığı kurutmak; bu faizci, rantiyeci, güdükleştirici, emek ve yeteneklerimizi körleştirici ve halkımızı küresel güçlere köleleştirici sömürü sisteminden kurtulmaktır. Sınai ve zirai üretimi artıracak olan ortaklık ekonomisine, potansiyel imkân ve kaynaklarımızla kalkınacak bir teknoloji seferberliğine, bütün bunları teşvik ve tanzim edecek köklü bir zihniyet değişimine-dirilişine ve eğitim devrimine ihtiyaç vardır.
Sn. Cumhurbaşkanının FETÖ şebekesine, arkasındaki dış güçlere ve iç destekçilerine karşı gösterdiği kararlı tavrına, Muhalefetle ve Milli bilinçle uyum sağlamadaki duyarlı yaklaşımına saygı duyulmalı ve sahip çıkılmalı, iktidarın PYD ve IŞİD tezgâhını bozmaya yönelik tarihi ve mecburi Suriye müdahalesi desteklenip alkışlanmalı; ancak ortak geleceğimiz ve güvenliğimizle ilgili kuşkularımız da net olarak ortaya koyulmalıdır. Çok krıtik ve kaotik bir süreçten geçtiğimiz unutulmadan, Milli çıkarlarımız istikametinde ilmi ve insani çıkış yollarımız ve Adil Düzen gibi huzur ve kurtuluş programlarımız da artık mutlaka gündeme taşınmalı ve tartışılmalıdır. Çünkü FETÖ giibi yapılanmalar “Anaç sorunlar” değil, “Araç sıkıntılar”dır. Sorunların asıl kaynakları ve dayanakları kurutulmadan, sıkıntılı sonuçlarından kurtulmak imkânsızdır. Bu nedenle ilgili ve yetkili makamların, Milli hedefli ve iyi niyetli muhalifleri susturmak yerine, onlardan yararlanmak ve yanlışlarını bırakmak yolunu tutmaları, hem ülkemiz ve milletimiz hem de kendileri için hayırlı olacaktır.
Şu ayeti kerimeleri dikkatle okuyarak suni ve geçici zafer sarhoşluğuna kapılanların; Kur’an’a ve İslam Nizamına dönmek yerine AB ve İsrail hizmetinde kurtuluş ve huzur arayanların boş kuruntuları anlaşılmaya çalışılmalıdır:
Bakara: 17- “Bunların (münafıkların) misali, (karanlıkta) ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini (biraz) aydınlattığı (ve artık zulümattan kurtulduğunu sandığı bir) anda, Allah onların aydınlığını giderip (hidayetlerini karartır) ve (artık) göremez (bakar kör) bir şekilde karanlıklar içinde bırakıp (kendi hallerine terk ediverir.)”
Enbiya: 97- “(Hakkın hâkimiyeti, inkârcıların ve münafıkların hezimetiyle sonuçlanacağı kesin) Gerçek olan vaad yaklaşıvermiştir. İşte o zaman (Hakk davayı ve başındaki kutlu şahsı) inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayıp (şaşkınlık ve perişanlığa uğrayacak) “Biz bundan tam bir gaflet (ve hıyanet) içindeydik; belki de (yazıklar olsun ki) bizler zalim kimselerdik” (diyerek rezil ve zelil duruma düşeceklerdir).”
Enbiya: 105- “Yemin olsun ki Tevrat’tan sonra Zebur’da da yazıp (belirttik) ki: “(Sonunda) Yeryüzüne mutlaka salih kullarım varis olacak” (galibiyet ve hakimiyet mü’min ve mücahitlerin eline geçecek)tir.”
16 TEMMUZ 2016
[1]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/515084/ABD__Erdogan_i_istanbul_Sermayesi_ve_gazetecilere_takdim_etmis.html

orduya ve vatana kumpas
Yaşanan kalkışma Fetullah’ın Erdoğan’ı devirme, yerine geçme gibi ufak görülemeyecek nitelikte bir olaydır. Zaten bunların atışması şahsi ihtirasları sebebiyledir. Bilinmektedir ki bu figüranların rejisörleri aynıdır. İkisini de aynı odaklar parlatıp güçlendirmiştir. O halde CIA-ABD-İSRAİL destekli ve merkez üssü İncirlik olan bu operasyonun gerçek hedefi siyasi iktidar değil meclisi bombalanan bizzat devletin varlığına ve son dönemde AKP iktidarının İsrail ile uzlaşma ve işbirliği anlaşmasından rahatsız olan ordumuza karşı yapıldığı apaçıktır. Hamdolsun vatana yapılan bu operasyon tutmamıştır. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Yaşayıp göreceğiz inşallah.
Bu arada Enbiya suresi 97. ayette geçen hayıflanmanın bir benzerini de “aldanmışız, aldatıldık ve bana ahmak diyin” diyen Arınç’tan ve “biz nasıl farkına varamadık*gaflet içindeymişiz, aldatılmışız, Allah bizi affetsin, millet bizi affetsin diyen Erdoğan’dan duymaktayız.
Enbiya: 97- “(Hakkın hâkimiyeti, inkârcıların ve münafıkların hezimetiyle sonuçlanacağı kesin) Gerçek olan vaad yaklaşıvermiştir. İşte o zaman (Hakk davayı ve başındaki kutlu şahsı) inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayıp (şaşkınlık ve perişanlığa uğrayacak) “Biz bundan tam bir gaflet (ve hıyanet) içindeydik; belki de (yazıklar olsun ki) bizler zalim kimselerdik” (diyerek rezil ve zelil duruma düşeceklerdir).”
Sabah Yakın Değilmi?
Her diriliş ve yeniden doğuş öncesi olduğu gibi bu süreçte fecri kazib zamanıdır.
Tüm söylenecekler söylenmiştir. Bize düşen yaşananları hikmet nazarından değerlendirmek ve karşılıklı yapılan santranç hamlelerinin çözümlemesini doğru yapmaktır.
İlk başta her nekadar kirlilerin lehine gözükse de inşallah bu süreç millilerin lehine dönecektir.
Vallahu khayrun makirin…
DARBEMİ, BALTAMI?
Hz. İbrahim A.S ile ilgili Enbiya suresindeki anlatılan kıssayı hatırlamakta fayda var;
(Ve içinden şöyle geçirdi:) “Andolsun Allah’a ki, sizler arkanızı dönüp gittikten sonra, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak tertipleyeceğim.” (Putlara tapan ve bu cansız heykellerden medet uman kavminin sapıklığını ve akılsızlığını onlara göstermek üzere Hz. İbrahim, yaptıkları putlarına bir keyd/hile ve oyun düzenlemişti.)
21:58
Böylece o, sadece büyükleri hariç olmak üzere onları (bütün putlarını balyozla) paramparça etti; (konuşabilirse) belki ona başvururlar diye (büyüklerine ilişmedi).
21:59
(Müşrikler gelip bu durumu görünce) “Bunu tanrılarımıza kim ve nasıl yaptı? Mutlaka o bize zulüm ve hakaret edenlerden birisidir”demişlerdi.
21:60
(İçlerinden birileri) “Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik (her halde Onun işidir) ” demişlerdi.
21:61
(Hiddetlenip) Dediler ki: “Öyleyse, onu (İbrahim’i) insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olup görsünler”.
21:62
Dediler ki: “Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?”
21:63
(İbrahim) “Hayır” dedi. “Belki bu yapmıştır, (baksanıza) bu onların en kalıplısı; eğer konuşabiliyorsa ona sorun (yanıtlasın) .”
21:64
(Hz. İbrahim, cansız ve kendilerini korumaktan bile aciz putlara tapınmanın ahmaklık olduğunu hatırlatınca) “Bunun üzerine (kavmi) kendi vicdanlarına (nefislerinin önyargısız tartılarına) başvurdular da; “Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz) ” diyerek (kafaları dank etmeye başladı) .
21:65
Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler ve dediler ki: “Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilirsin (Ey İbrahim, dalga geçmenin sırası mı?) “.
21:66
(Hz. İbrahim) Dedi ki: “O halde, Allah’ı bırakıp da, (bunlar gibi) sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?”
21:67
“Yuh olsun size ve Allah’tan başka ibadet ettiğiniz (putlara ve tağutlara) . Siz hiç aklınızı kullanmıyor musunuz dedi.
Bu olaylardan anlaşılıyor ki Abd ve israil Türkiyedeki piyonunu Fetö’yu kullanarak gözdağı vermek amacı ile TSK ‘yı yıpratmak istemiştir.Baltayıda son kullanma tarihi geçen Fetullah Gülenin boynuna asmıştır.Milli devlet ve Askeriye bu işi fırsata çevirip gerekli temizliği yapması gerekmektedir. İnandığınız putlarınızın size fayda getirmeyeceğini artık herkezin görmesi gerekir.Kuvvet ve kudret sahibi Cebabı Hakkın dilemesiyle bozuk düzenin yıkılıp vaad edilmiş günlerin gelmesi çok yakındır.
MİLLİ GÖRÜŞ’E İHANET EDENLERİN HİLELi DÜZENLERİ SAHİPLERİNİ YAKALAYIP SONLARINI HAZIRLAYACAKTIR!
“Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp planlayarak (elçiye ve Hak davetçiye karşı çıkmışlardı) . Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmayacaktı. Onlar (kendileri gibi hile ve tuzak kuran) önceki kavimlerin kanunundan (ve onların çarptırıldığı cezadan) başkasını mı bekliyorlar? (veya hile ve hıyanetleri yanlarına mı kalacak zannediyorlar)(oysa) Allah’ın sünnetinde (ezeli adalet ve hikmet takdirinde) asla bir değişme başkalaşma bulamazsın (ve kesinlikle bir sapma ve caymaya rastlayamazsın).” (Fatır Suresi 43. ayet)
MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ 1 EKİM 2004’TE FETO YAPILANMASINININ TEHLİKELERİNİ UYARMIŞTI!
[b]DİNİ VE MİLLİ HAREKETLERDEKİ KRİPTO (GİZLİ) YAHUDİLER yazısının Irak’ta kurulan Kesnizani Tarikatı ile ilgili şunları anlatmıştı:[/b]
Bizdeki masonlar gibi teşkilatlanan bu tarikat, Irak’ta istihbarat servisini ve o orduyu ele geçirmiştir. Tarikatın başına Şeyh Muhammet Kesnizani geçince, hedefine ordu ve istihbarat mensuplarını, polisi ve bürokrasiyi koyuyor. Buralardan yoğun bir şekilde mürit kazanmaya başlıyor. Öyle ki Irak genelkurmay Başkanı Mareşal Ayat Fetih El Ravi, Hava Kuvvetleri Komutanı Mareşal Hamid Şaban, Umumi Askeri İstihbarat Başkanı Mareşal Vefik El Samarayi, üst düzey ordu komutanları ve birçok subayı mürit yapıyor. En ilginç olansa, Saddam’ın ilk eşi Sacide, kardeşleri Barzan ve Vatman ve oğlu Uday’da Kesnizani’lere katılıyor. Bunları mürit yapabilen bir tarikatın, saraydaki ve Saddam’ın çevresindeki daha kimleri kendisine bağladığını bir düşünün.
Böyle olunca da saddam’ın her hareketi, her düşüncesi, hatta yatış kalkış saatleri bile MOSSAD ve CIA’ya bildirilmiş. Savaş sırasında ise bu tarikatın müridi olan birçok subay ve üst düzey komutan savaşmak yerine, askerlere “Sivillerinizi giyinin ve silahlarınızı bırakıp evlerinize dönün” emri verip orduyu adeta buharlaştırmış. Amerikan ordusu Bağdat çevresinde geldiğinde bütün dünya, “Savaş yeni başlıyor, Saddam’ın efsane Cumhuriyet Muhafızları, Medine Tümenleri zor yenilir” beklentisi içindeyken, savaş birdenbire sanki sihirli bir değnek dokunmuş gibi bitti. İşte bu ani bitişin sırrı bu tarikattır.”
[b]Fetullahçılık ve Kesnizani benzerliği:
[/b]
İslam tarihinde, Müslümanların sorumluluk bilincini söndürmek ve “düşünme ve değerlendirme” yeteneğini köreltmek için yine Yahudilerin etkisiyle ortaya çıkan “LA EDRİ” (Arapça: Hiçbir şey bilmiyorum) akımının değişik bir tezahürü olan Irak’taki bu “KESNİZANİ” (Kimse bir şey bilmiyor) tarikatının, şu anda Türkiye’deki benzeri Fetullahçılık örgütlenmesidir. Bunların Siyonist merkezlerle, masonik çevrelerle ve ABD ile münasebetleri, desteklenmeleri ve ülkemizde, eğitim, emniyet, bürokrasi ve ordu içinde kümelenmeleri ve beyni yıkanmış bütün mensuplarının “Biz iç ve dış siyasetle ilgilenmeyiz. Biz sadece ibadetlerimizi ve büyüklerimizin direktiflerini yerine getiririz!” Şeklindeki tepkileri de, Siyonist şeytanların sinsi ve tehlikeli planlarını hatıra getirmektedir.” denilmişti.
Bir Zamanlar Milli Görüşçü Erbakncı Geçinirdi, Yıllardır Akp ve Tayyip Şakşakçılığına Büründüler
Ben milli görüşçü ve Erbakan hoca hayranıyım. Sizi ve diğer milli görüşe yakın tüm yayın organlarını takip ederim. Bende sizin gibi Oğuzhan ve ekibine karşıyım. Sizi bir konuda tebrik etmek istiyorum. Şu an sizden başka Milli görüşü ve Erbakan hocayı destekleyen ve sahiplenen başka yayın organı kalmadı. Adil düzeni bir tek sizin aracılığınızla öğrenebildim. Doğruları yazma cesaretinde bulunan ve yıllardır çizgisinden sapmayan büyük bir oluşumsunuz. Ben üniversiteyi Elazığ’da okudum. orada çıkan yerel bir gazete var. Kendilerini yıllarca milli görüşçüü adlettiler, Akp çıkınca koyu Akp sempatizanı oldular. Tayyip Erbakan hocadan daha değerli oldu. Akp’nin tüm melanetlerini yıllarca milligörüş politikaları gibi gösterip Akp’ye oy potabsiyeli oluşturarak büyük bir vebale girdiler. Hatta kısa bir süre önce Fetoyu savunuyorlardı baktılarki iş ciddi 360 derece kıvırtıp döndüler. Zaten en büyük özellikleri dün söylediklerini bugün kıvırtkanlık göstererek biz öyle demek istememiştik le başlayıp şundan dolayıyla devam edip şunun içinle bitirdikleri tam bir komedi durumu söz konusu. Elazığ belediye başkanıyla daha dün kanlı bıçaklı idiler birbirne söylemedikleri kalmadı bugün kucak kucağa samimiyet pozları veriyorlar. Erbakan hocanın beni Akp’nin günahlarına ortak etmeyin diye meydanlarda haykırmasına rağmen inadına Akp Erbakanın devamıdır demeye devam ettiler. Kur-an ve Resulullah’a göre değil kendi hayal dünyalarına göre olayları yorumlamayı ve gerçekmiş gibi yansıtmaya çalışıyorlar. Tutarsa biz söylemiştik, tutmaz sa biz saten farkındaydık ama söylemiyorduk gibi içide dışıda boş lafların arkasına saklanıyorlar. Güç kimden yanaysa ona yamanma hevesi her zaman varolmuştur. Yani ilke adına zerre kadar birşeyleri kalmamıştır. Bop projesi olan 2023 hedefini milli görüş projeleri gibi topluma yansıtıp meşru hale getirmeye ve şeytanı bile şaşkına çevirecek bir yöntem izlemektedirler. Yani Elazığda okuduğum günden bugüne takip ettiğim kadarıyla İslami bir amaç ve gaye taşımayan, Erbakanla yakından uzaktan alakası olmayan ve milli görüş çizgisinden yıllarca önce uzaklaşmış olan bu yapı maalesef büyük bir vebal ve yanlışın içerisindedir. Gördüğüm kadarıyla çizgisinden taviz vermeden Erbakan ve Milli görüş çizgisinde devam eden bi siz kaldınız. Elbetteki sizin yazdığınız bazı konularda katıldığımız veya katılmadığımız bazı noktalar var. Bu olması gereken şeyler. Benim bahsetmek istediğim yazılanlarrda eleştirilecek yerler olacak, katılmadığımız noktalar olacak. Fakat ne olursa olsun insan çizgisinde olsun. Dün ne ise Bugün de öyle olsun. Zamana ve güce göre değişkenlik göstermesin. Bu nedenle sizi tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Varlığımızın ve Bağımsızlığımızın Sigortası Kahraman TSK
15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirilen darbe girişimi Türk askerinin içinden dış güçler tarafından CIA merkezli beyni yıkanarak akılları çelinmiş, Siyonist uşaklığı yapan bir avuç Fetullahçı hain terör örgütü tarafından yapılmak istenmiş, fakat Allah’ın izni ve inançlı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin dirayetiyle püskürtülmüştür. Askerimizin namus ve emanetleri son anda kurtarılmıştır. Milli irademize sürülmek istenen kara leke, yine Milli Ordumuzun azmi ve kararlığıyla engel olunmuş, derin komplo ve kumpas büyük bir ferasetle boşa çıkarılmıştır. Unutmayalım ki, birlik ve kardeşliğimizin ortak geleceği milli ve manevi ilkelere, hukuk ve adalete bağlıdır. Bunun da tek yegane koruyucusu ve muhafızı peygamberimizin özel övgüsüne mazhar olmuş Kahraman Türk Askeridir.
Türkiye’nin varlığı ve tarihinden rahatsız olan, millet ile askerin birlik ve kardeşlik ruhundan korkan kanı bozuk bazı çevre ve odaklar son kozlarını oynayarak ülkemizi kaosa mahkûm etmek isteyenler, halkımızın ordusuna olan sevgisini azaltmak, halkımızla askerimizi karşı karşıya getirip bir iç savaş çıkartarak ülkemizi bölmeyi amaçlamışlardır. Hiçbir paralel yapı, hiçbir darbe ve dağılma heveslisi mihrak, hiçbir çete ve hiçbir terör örgütü, asker millet birlikteliğini bozamayacaktır. Başımızdaki işbirlikçi iktidar ne kadar yapılan bu kalkışmayı desteklemediğini ve kendisinin önlediğini söylese de, adaleti ve demokrasiyi savunduğunu, ve yaptığı bütün icraatlarını milletinin iyiliği ve geleceği için yaptığını savunsa da yakın bir gelecekte Fetullahçılarla birlikte olup ülkemizin parçalanmasına İsrail, AB ve ABD ile nasıl bir ortaklık içinde oldukları gün yüzüne çıkacaktır.
Rahmetli Erbakan Hocamızın üzerine titrediği ve Adil Düzenin gerçekleşmesinin baş mimarı olacak olan şerefli Türk ordumuzun omurgasını kırarak Siyonistlerin önünde Türk devletinin çaresizce diz çökmesi ve milli varlığımızın tamamen ortadan kalması amaçlansa da inançlı komutanlarımızın cesareti dirayeti ile TSK diz çökertmek istenilen yerden tekrar ayağa kalkarak kendi bünyesine sirayet etmiş kanserleşmiş ve çürümüş hücreleri keserek söküp atacaktır. Askerimiz bunu yaparken de milli duyarlı halkımıza düşen ordumuzu tamamen zan altında bırakacak sonra pişman olunacak söylem, tavır ve hareketlerden kaçınmalıdır. Unutulmamalıdır ki bugünü fırsat bilip askerimizi linç etmek isteyen bazı zavallı kesimler bölünme ve parçalanma yolunda Suriye gibi olmaktan kurtarması için de TSK’ya yalvaracaktır.
Şunu da belirtmeliyiz ki TSK Hakkın tarafında olarak milli ve dik duruşuyla Milli Görüşün en sağlam, yıkılmaz bir kalesi ve savunucusu olduğunu, yeni adil bir dünya medeniyetinin öncülüğünü yapacağını bir kez daha yedi düvele göstermiştir.
Put..
(Ve içinden şöyle geçirdi:) “Andolsun Allah’a ki, sizler arkanızı dönüp gittikten sonra, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak tertipleyeceğim.” (Putlara tapan ve bu cansız heykellerden medet uman kavminin sapıklığını ve akılsızlığını onlara göstermek üzere Hz. İbrahim, yaptıkları putlarına bir keyd/hile ve oyun düzenlemişti.)
Böylece o, sadece büyükleri hariç olmak üzere onları (bütün putlarını balyozla) paramparça etti; (konuşabilirse) belki ona başvururlar diye (büyüklerine ilişmedi).
(Müşrikler gelip bu durumu görünce) “Bunu tanrılarımıza kim ve nasıl yaptı? Mutlaka o bize zulüm ve hakaret edenlerden birisidir” demişlerdi.
(İçlerinden birileri) “Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik (her halde Onun işidir) ” demişlerdi.
(Hiddetlenip) Dediler ki: “Öyleyse, onu (İbrahim’i) insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olup görsünler”.
Dediler ki: “Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?”
(İbrahim) “Hayır” dedi. “Belki bu yapmıştır, (baksanıza) bu onların en kalıplısı; eğer konuşabiliyorsa ona sorun (yanıtlasın) .” Enbiya:57-63
Bir darbe teşebbüsü yaşandı, başarısız oldu. Çünkü içerisindeki CIA ile işbirliğindeki Ilımlı İslamcı-diyalogcu Fetullahçı yapılanma, Peygamber ocağına yakışmayıp inancı olmayan ateist yapılanma ve Ülkemizin bölünmesi-parçalanması taraftarı olan PKK’lı yapılanmadan temizlenip tamamen Milli bir ordunun tesis edilebilmesi için TSK içerisindeki Milli kuvvetlerimiz kalkışmaya destek vermeyerek bu cerahatlerden kurtulmuştur. Ve bu temizliğini yaparken de putları kıran balyozu, malum heveslisinin elinde bırakmıştır.
“Hakikaten Firavun, yeryüzünde (içinde bulunduğu ülkede) büyüklenmiş ve güçten düşürmek (rahat yönetmek ve karşı bir cephe oluşturmalarını önlemek için) oranın halkını fırkalara ayırıp parçalamıştı. İçlerinden bir grubu (müstaz’af biçiminde görüp) çocuklarını boğazlıyor ve kadınlarını hayatta bırakıyordu. Çünkü o fesatçılar (Hak düzeni bozanlar) grubundandı.”
“Biz ise yeryüzünün (her yerinde ve her devirde) zayıf düşürülen kimselere (aciz ve çaresiz hale getirilip ezilen inanç, itaat ve cihat ehline) lütufta bulunup nimet ve faziletimizi tattırmak, onları (devlet, hükümet ve siyaset) önderleri kılmak istiyorduk, böylece (ülkelerindeki ve yeryüzündeki imkân ve iktidarlara onları) mirasçı yapmayı (amaçlamıştık).”
“Ve (yine istiyoruz ki) onları (sebat ve sadakat ehli olanları) kuvvet ve hâkimiyet sahibi olarak yeryüzünde (ve iktidar mevkiinde) yerleştirip (onurlandıralım böylece) Firavun’a, Haman’a ve bunların ordularına (zalim hükümet ve hükümdarlara, hain bürokratlara ve bunların keyfi ve şahsi menfaati için halka baskı ve barbarlık yapan kiralık asker ve polis takımına) korktuklarını başlarına getirelim (ezdikleri ve hıyanet ettikleri mü’min mücahitlerin zafere erdiklerini ve kendi devlet ve düzenlerini ele geçirdiklerini) onlara gösterelim de (intikamımızı alıverelim). “
“(Bu nedenle) Musa’nın annesine, “onu emzir, şayet (Firavun’un adamları onu öldürecek diye) korkacak olursan, onu suya bırak ve sakın endişe edip üzülme; çünkü biz onu sana tekrar vereceğiz ve onu peygamber yapacağız” diye vahyettik (ilhamla bildirdik.)”
“Nihayet Firavun’un ailesi, onu kendileri için (ileride) bir düşman ve üzüntü konusu (olacağını ve zulüm saltanatlarını yıkacağını) bilmeksizin sahipsiz görüp alarak (saraylarına götürmüşlerdi). Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir gaflet ve yanılgı içindeydi.”
“Firavun’un karısı dedi ki: ‘Benim için de, senin için de bir göz bebeği (ve evimizin şenliği olabilir); onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.’ Oysa onlar (başlarına geleceklerin) farkında değillerdi.” Kasas Suresi;4-9
Büyük oyun ve Kahraman ordumuz
Bir olayın en iyi tahlili kime,hangi güce yaradığını bulmaktır.
Muhterem Erbakan hocamızın tüm islam dünyasının karışması ortadoğu olaylarının peşi sıra gelmesi olayların planlayicisi büyük şeytanın yani Israil AB.ABD.Emparyalist güçlerin Türkiye yi parçalayıp yok etmek istemesi 1000 yıllık bir kinlerin olduğunu defalarca söylemiştir.
Zamanında Ergenokon adı altında bir kaç tane hain komutanın yanında milli haysiyet lı komutanlarida topladıkları dönemde. İleride kullanılmak üzere orduda kasıtlı bırakılmış hain ve cia ajanı fetocularin olduğu açıkça ortaya çıkmıştır.
Çünkü büyük ulusumuzu vatanımızı yıkmanın tek geçerli yolu Kahraman ordumuzu itibarını bitirmek zayıf hale getirmektir.
Ordusu zayıf ve itibarsiz
Halkı çeşitli etnik kökenlerle Türk.Kürt .Alevi .Sünni vs diye birbirine düşürülmüş.
Zina serbesti ile ahlak ve maneviyatı çürütülmüş.faiz belası ile ekonomisi yerle bir olmuş.Bir ülke elbette siyonizmin işine yarayacaktır.Bu onların planıdır.
Muhterem Erbakan hocamızın sıkça dile getirdiği gibi. İbrahim Suresi
46.ayet
Gerçek şu ki, (zalimler ve hainler, mü’minlere ve İslami girişimlere karşı) onlar hileli planlar kurdular (ve kuracaklardır) . Oysa onların (şeytani) hile ve hazırlıkları, dağları yerinden oynatacak (derecede nükleer silahlara ve teknolojik imkânlara dayanmış) olsa da, Allah katında kesinlikle onları (boşa çıkaracak ve etkisiz kılacak) plan ve programlar vardır!.
Bu ayeti kerime mutlaka mucizesini gösteriyor ve gösterecektir.
Milli Çözüm tarafından tüm yetkili mercilerin bu tehlikeler karşısında Allahın inayeti ve yardımı ile defalarca yıllar öncesinden uyarılması da hiç kimsenin kandırıldık bilemedik gibi boş bahaneleri üretmesini meşru hale getirmeyecekir.
Tüm siyonizm,emperyalizm ve yerli işbirlikçileri hesaptan kacamayacktir.
Türkiye’mizde Oynanan Oyun ve Sonuçları Üzerine
Öncelikle hiçbir darbe böyle yapılmaz, yapılsa da engellenemez. Halkın gözü önünde Hollywood filmlerine taş çıkartırcasına şov yapılmaz. Burada darbenin nasıl yapıldığını anlatacak değilim ki zaten milletimiz gerçek bir darbenin nasıl olduğunu 1960-70-80 yıllarında tecrübe etmiştir. Bu nedenle yaşanan olayları darbe olarak nitelemek oynanan oyunun perde arkasına inilmesini zorlaştıracaktır. Yakın zamanda Mısır’da halkın sokaklarda olmasına rağmen darbenin gerçekleşmesi engellenememiştir.
Yaşanan olayın sonuçlarına gelirsek;
*Bu olayları Siyonizm’den bağımsız düşünmek akıl dışıdır.
1) Elbette böyle bir müdahale kabul edilemez ve haklı olamaz. Ancak Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın sorduğu soruyu sormak gerekir: “… (Bu) olay en çok kime ve neye yarıyor?” Bu sorunun cevapları yaşanan olayla ilgili ipuçları verecektir.
2) Amaç ülkemizi Suriye, Libya ve Irak gibi yapmak, ordu ile milleti bir birine kırdırmak ve iç karışıklık çıkarmaktı. Siyonizm başarılı olamamıştır.
3) Tarih boyunca olduğu gibi ordumuzun Güneydoğu’da da göstermiş olduğu şanlı zaferlerimize gölge düşürmek (-ki hükümetin bu operasyonlara izin vermeye mecbur kaldığını belirtmek gerekir), milletin ordumuza olan güvenini ve sevgisini yok etmek hedeflenmiştir.
4) Bu olay beşinci seviye CIA ajanı olan Feto ve takipçilerinin değil Siyonist odakların planıdır. Ordumuz bu olaya sahip çıkmayarak, kendisine düşman edilmek istenen halka sahip çıkmıştır. Şahsi kanaatime göre en başından beri milli derin devlet olayları kontrol altına almıştır. Olayların başında Sikorsky tipi helikopter düşürülerek etkili şekilde olayların büyümesi engellenmiştir. Netice olarak olayları önleyen halk ve hükümet değil milli derin devletimizdir.
5) Türk milleti birbirine düşürülmek istenmiş, gruplara ayrılarak birbirine düşman edilmek istenmiştir, ancak herkes tek yürek olmuş ordusuna ve devletine sahip çıkmıştır. Askerimize vahşice davranan bir bakıma askerimize olan kinini kusan alçaklara rağmen Siyonizm istediğini yapamamıştır.
6) Bosna, Afganistan, Filistin, Libya, Irak, Myanmar, Orta Afrika … kısacası dünyayı kana bulayan İsrail ile anlaşmayı ve diğer başarısızlıkları örtmek, mevcut kahramanı daha da ön plana çıkarmak ve başkanlık yolunun önü açılmak istenmiştir.
7) Hiçbir lider (gerçek lider) halkı sokağa dökmez, dökmemiştir. (Prof. Dr. Necmettin Erbakan 28 Şubat sonrasında AYM’nin Refah Partisi’ni kapatma kararı sonrası şu açıklamada bulunmuştur: “…Bu olay aslında tarihin akışı içerisinde fevkalade basit bir olaydır. Bundan dolayı huzuru sükûneti muhafazaya her zamandan daha fazla riayet etmeliyiz… bkz. https://www.youtube.com/watch?v=b1xRRxrC5Ro)
Sonuç olarak, yaşananlarla alakalı çok fazla yorum yapılabilir, yapılacaktır. Bu olayın galibi milli derin devlet olmuş olup, ırkçı Siyonizm yenilgiye uğramış ve planları boşa çıkarılmıştır. Olayların sonuçlarını hep beraber seyredip, göreceğiz.
başka bir açıklaması olmalı
Malum medya milleti herzaman aldattı. Şimdi niye aldatmasın? Perde arkasını kimse açıklamıyor!!!Gizli hesaplar var ama bilemiyoruz. Ah Hocam Ah hocam Bizi bırakacak zamanmıydı…Senden sonra olayları tanımaz olduk, şaştık kaldık afalladık, Bari rüyalarımıza gir o da yok :((((((((((
TSK, DEVLETİN TÜM KURUMLARI VE MİLLİ GÖRÜŞ TEŞKİLATLARI İÇERİYE SIZMIŞ OLAN TÜM HAİNLERDEN VE İŞBİRLİKÇİLERDEN BİRAN EVVEL KURTULMALI VE TEMİZLENMELİ
Siyonist merkezlerin desteğiyle ve içimizdeki CIA, MOSSAD döküntüleriyle ülkemize yönelik yapılan kalleşçe saldırı çok şükür ordumuzun ve emniyetimizin cesur ve milli kahramanları tarafından püskürtüldü ve başta dış güçler olmak üzere içimizdeki hainler hedefine ulaşamadılar. Bundan sonra yapılması ve atılması gereken acil ve en önemli adım başta TSK, Emniyet, Yargı, Devletin tüm kurumlarını ve Milli görüş teşkilatlarını, içerisine sızmış olan yahudi, ermeni dönmesi, CIA, MOSSAD ajanları, ihanet şebekesi, hain ve işbirlikçilerden biran evvel kurtarmak ve temizlemektir. Bu kaçınılmaz bir hal almıştır. Artık herkesin ve herkesimin elini taşın altına koyma zamanıdır. Bu vatan hepimizin. Bu gemi batarsa hepimiz batarız. Bayrağımızın ilelebet dalgalanması, Ezanlarımızın dinmemesi, huzur ve barış ortamı içerisinde yaşayabilmemiz için dünden daha çok çalışmalı ve mücadele etmeliyiz. Sorumluluklarımızı kuşanma zamanıdır. Birlik ve beraberliğimize gölge düşürmek isteyenlere fırsat vermemek ve hain şer odakların hedeflerine ulaşamamaları için omuz omuza verip yeni bir Kuva-i Milliye ruhuyla hareket etme zamanıdır. Vakit geç değil. Eğer vaktimizi bugün değerlendiremezsek yarın vakit geç olabilir. Ümmet bizi beklerken, insanlık bize umudunu bağlamışken, uyumak, boş ve hayali işlerle zaman öldürmek, gaflete ve ümitsizliğe düşmek, tembelliğimize bin bir türlü bahane üretmek bize yakışır mı? O zaman bu hayırlı yolda önemli bir adım atalım ve Rabbimize sığınarak şu sıkıntılı, zor ve karanlık günleri atlatalım. Adil Düzenle Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünyanın kurulması yönünde üzerimize düşen görevleri Hakkıyla yerine getirelim. Biz üzerimize düşeni yapalım. Sefer bizden Zafer Allah’dan. Allah’a emanet olun.
EDEN BULUR
Başta hükümet ve Cumhurbaşkanı olmak üzere ABD’ye seslenerek; darbe girişiminin sorumlusu olarak Fetullah Gülen’i ve ABD’yi suçlayan açıklamalar yapılıyor.
Kendi ifadelerinizle F TİPİ yapının arkasında ABD ve CIA varsa, Abdurrahman Dilipak, Ali Bulaç, Erol Mütercimler ve Doğu Perinçek gibilerinin itiraf ettikleri gibi AKP’nin kurulmasında ve işbaşına getirilip, 14 yıldır iktidarda kalmasının arkasındaki güç de ABD’dir. Yazıda bunlar madde madde yazılmış; size yapılan bir teklif ve bunun karşılığı olarak verilen vaatler var.
Yetkililer çıkıyor şimdi ABD’den Fetullah Gülen’i iade edin diye sert bir dil ve üslupla açıklamalar yapıyorlar. Bu isteğe cevap olarak; ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “FETHULLAH GÜLEN’İN TÜRKİYE’YE İADE EDİLMESİNE DAİR (bugüne kadar) HERHANGİ BİR RESMİ TALEP ALMADIKLARINI” söylüyor..
Yıllardır “verin bize” diye iade talebinde bulunacaksınız ama ülkeler arası hukuka ve diplomatik resmi yazışma şartlarına uygun hareket etmeyerek sokak ağzıyla ve sert biz üslupla “verin bize” diyeceksin ki milletin gazını alasınız. Yoksa sizin Fetullah Gülen iade edilsin ve yargılayalım gibi bir niyetiniz yok. İkinizin de; hizmet ettiği ve bağlı olduğu merkezler aynı. AKP ile Cemaat; ABD, AB ve İsrail’in menfaat ve isteklerinin yerine getirilmesine için biriniz siyasi, diğeriniz dini sahada hizmet veren iki ayrı görünüşlü ama aynı görüşlü olarak tek merkeze hizmet eden kuruluşlarsınız..
Ve siz (AKP olarak) ABD, AB, ve İsrail ne istedi de yapmadınız ki, sizi hizaya çekmek ve yola sokmak için ABD tarafından size darbe yapılsın. “EVET BU DARBE GİRİŞİMİN ARKASINDA ABD-CIA VE F TİPİ YAPILANMA VARDIR. AMA BU DARBE HÜKÜMETİ DEĞİL, TSK’YI HİZAYA SOKMAK İÇİN YAPILMIŞTIR. Çünkü TSK başta terörle mücadele olmak üzere ABD ve İsrail’in bölgedeki tüm planlarını bozmuştur, bozmaktadır ve bozmaya da devam edecektir. TSK ile bölge içinde mücadele edemeyen bu malum ve melun merkezler, TSK içinde yuvalanmış hainleri harekete geçirerek ve son çare olarak darbe girişimiyle TSK’yı hedef alıp, ülke içinde kaos ve iç savaş demesi yapmış ama başarılı olamamıştır. Ve açığa çıkmışlardır. Ordumuz buradan gereken dersi çıkaracaktır ve İnşaallah yapılan girişimi Cenabı Hakkın bir uyarısı olarak görüp özüne dönüşü (milletimizin milli ve manevi değerleriyle barışıp, ayrıca sahip çıkmayı) kendi içerisinde başlatması temennimiz ve beklentimizdir.
Ayrıca; Başta Başbakan olmak üzere, AKP’lilerin “BU DARBENİN ARKASINDA ABD VAR” sözlerine ve Soyluya; ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, tepki göstererek, “BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİNDE ABD’NİN ROLÜ OLDUĞU KONUSUNDAKİ ALENİ İMALAR YA DA İDDİALAR TAMAMEN YANLIŞ VE İKİLİ İLİŞKİLERİMİZE ZARAR VERİR” diyor. KERY; bu “ikili ilişkiler zarar verir”?! diyor. Ama normalde ve diplomatik bir dille “bu iddialar İKİ ÜLKE arasındaki ilişkilere zarar verir” demesi gerekirken “ikili ilişkilerimize” zarar verir diyerek (hangi sözleri vererek ve ne amaçla-hangi hizmetleri yapmak için işbaşına getirildiğinizi ve iktidarda tutulduğunuzu unutmayın dercesine) aba altından sopa mı göstermektedir.? Yoksa; Tabanınızın gazını almak için bize karşı sert çıkışlar yapabilirsiniz diye müsaade ettik ama dozu fazla kaçırıp daha fazla üzerimize gelerek bizi de zor durumda bırakmayın” panik ve korkusu mudur çıkışı?
Bu arada Netanyahu’nun; “darbe girişimi oldu, ama bu aramızda yapılan anlaşmayı zarar vermez, anlaşmamız devam eder değil mi” diyerek endişeli olması; Türkiye bunu yapanlardan bir hesap soracaktır ve karşılık olarak bir yaptırımda mutlaka bulunacaktır. İsrail olarak bizde bundan nasibimizi alacak mıyız” demekte ve endişesini dile getirmektedir.
Yazınızda belirttiğiniz gibi olması ve yapılması gereken;
Bir avuç kiralık hain yüzünden şerefli ordumuza yan bakmaya ve yıpratmaya kalkışmamalıyız. Çünkü varlığımızın ve bağımsızlığımızın sigortası kahraman ordumuzdur. Ancak ordumuzun da bu girişimlerden ders çıkarması ve bağrından çıktığı aziz milletimizin milli ve manevi değerleriyle barışıp samimiyetle sahip çıkması ve saygı duyması, NATO ve ABD’ye güvenmenin ağır faturası da önemle hatırlatmamız gereken bir noktadır.
Elinize ve yüreğinize sağlık Hocam. Teşekkürler Milli Çözüm.
Çırak çıktılar
ABD ve Siyonizm de çırak çıktı. Darbe girişiminin duyulduğundan kısa bir süre sonra ABD.den Açıklama yapıldı Türkiye de askeri darbe olmuştur, bu davranış organize ettiği darbeyi psikolojik olarak kabul ettirme manipülasyonu idi. Ama gecenin ilerleyen saatlerinde bu ülkenin gerçek vatan sever subayları bu ahlaksız ajan provokatörlere dur deyince,yeni bir açıklama daha yaptı, ABD, Türkiye de seçimle gelenlere sahip çıkılmalı ve saygı duyulmalı.Siyonizm ‘in ve ABD. nin genel taktiğidir yaptır başaramazsan güçlüden yana ol.Bu ülkenin en kutsal ocağında yıllarca barınan ve ekmeğini yiyen milleti tarafından el üstünde tutulan.Amma bir gün geldiğinde hainlikleri gün yüzüne çıkan zavallılar siz bilmezmisiniz bu milletin öz evlatları buna müsaade etmez. Özel Kuvvetleri basan bir hain generali aslından vurarak geberten Astsubay Ömer Halisdemir, belkide ihtilalin geriye dönüşünün ilk hareketi idi. Ama ABD ve Siyonizm bu milletin içinde nice Ömer Halisdemir ‘ler var unutmuş besbelli. Tarih oysa bunlarla dolu. Evet Siyonizm ABD eliyle ordunun içinde bir takım dönme ve hainle, ajan ve uşakla bir kalkışmada bulundu, cevabınıda aldı. Bundan sonra bu siyasiler ne yapacak. Ordunun içindeki hain ve ajanlar deşifre oldu, bunların kökleri kazınacak. Çok üzüldük bizim ülkemizi 5 ci dünya ülkesi gibi göstermek hiç olmadı ,amma en ciddi değişimler böyle köklü olmazsa zafer daima şüpheli olur. Bundan sonra bütün zafer ve başarılar Müslüman Türk Ordusunun olacaktır. Bizler bundan sonra bu kutlu ve mübarek asker ocağına her zamankinden daha fazla sahip çıkıp kollayıp koruyacağız. Sağlıklı bir vücut ‘tada zararlı mikroplar vardır ama ilk ateşli rahatsızlıkta temizlenirler işte böyle. Ey Müslüman Yüce Türk Milleti bu zavallı darbe girişimi, bütün dünyada nam salmış, Güney doğuyu ve Kuzey Irak’ı,Suriye ‘nin içindeki ABD nin kara gücüm dediği PKK.yı PJK ve ne kadar desteklediği terörist kurumlar varsa, onları yerle bir eden bir kuruma Türk Silahlı Kuvvetlerimize yapılmaktadır. Bu ülkenin kahramanı kadar hainide vardır. Bu son olaydada anlaşıldıki hainler üç beş çapulcudan ibaretmiş. Layığını muhakkak bulacaklar. Fakat bu menfur, ahlaksız ve ihanetin arkasında her kim varsa siyasi Ekonomik fikri bazda onlardanda hesap sorulmalı. Benim Ülkemin dünya barışına bir çok hizmet yapacağı zamanda bunlarla uğraşacak zamanı yoktur. Amerika dan açıklama yapılıyor, Fetö ile ilgili bize Resmi bir talep yapılmamıştır diye. Delillendirin gereğini yapalım diyorlar. Ya gereğini yapın yada bu hain meczup’a bağlayarak bu ülkeyi karıştırmayın, yada bu olayların gerçek sahiplerini açıklayın. Patronundan korkan çırak gibi olmayın.
Aziz Erbakan Hocanın üstün savaş teknolojileri konulu İstanbul Grand Cevahir otelde ‘’ Bu teknolojileri Şartlar olgunlaştığında kullanılmak üzere Şanlı TSK’mızın ilgili birimlerine teslim ettik’’ hatırlatmasını Geçersiz kılma Operasyonudur
Gördüğüm kadarıyla Irkçı emperyalizmin-KİRLİ GÜÇLERİN hedefleri VE MİLLİ GÜÇLERİN BUNA KARŞI HAZIRLIKLARI
1) Akp’yi daha rahat hizmet eder hale getirmek, Akp’nin negatif yönlerini olumlu halde algılanmasını sağlama,
2) TSK’nın milli bir kurum haline gelmesini sağlayan Aziz Erbakan hocamızın bu hamlesini boşa çıkarmak için orduda şu kadar vatan haini, fetöcü kimse var adı altında TSK’YI LAV ETME HEDEFİNDE OLMASI.
Çünkü bir ülkenin süper güç unsuru olmanın şartlarından birisi de BAĞIMSIZ BİR ORDUSUNUN olması… Erbakan hocamızın yaptığı üstün savaş teknolojilerini ‘’şartlar olgunlaştığında kullanılmak üzere ŞANLI VE KAHRAMAN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN ilgili birimlerine teslim ettik sözlerinin geçersiz hale getirmek için illaki çalışacak ve bu hedef için çalışması şuan.VE TABİKİ EN ÖNEMLİSİ DE ŞUAN AKDENİZ DE 54 ÜLKENİN UCAK GEMİLERİNİN HAZIR BULUNDUĞU (Abd-ingıltere-Almanya-Fransa-Portekiz-Kanada-Rusya-………tüm sayılı ülkelerin) IRKÇI EMPERYALİZMİN – SİYONİZMİN – KİRLİ GÜÇLERİN ARMEGEDON SAVAŞI İÇİN HAZIR BULUNDUĞU AKDENİZ’DE , TÜRKIYE’NİN VE TSK’nın elinde hazır bulunan ERBAKAN’IN ÜSTÜN SAVAŞ TEKNOLOJİLERİNE [b]KARŞI GELECEK GÜCÜ VE KUVVETİNİN BULUNMADIĞINDAN[/b] TSK’YI DAĞITMA AMAÇLI BİR EYLEM BU KALKIŞMA ..
3) Genel Kurmay Başkanı’nın uzun bir süre 10 saat kadar rehin alınıyor olması bu halkın TSK’NIN kendisine hayrı yok ki bu ülkeye olsun imajı vermeye çalışarak TSK’DAN ümitleri geçersiz kılmaya çalışması
4) Türkiye’ye iç savaş çıkartma yani halkı devleti orduyu birbirine kırdırma hedefiyle mevcut iktidarın korunup güçlenmesi ve geciken BOP hedefini artık bu yıl kurmayı istemesi.
AMA ALLAH’IN İZNİYLE, BU KİRLİ GÜÇLER BOP’U KURMAK İÇİN ÇOK DAHA FAZLA STRATEJİLERDE HEDEFLERDE OLMASI MÜMKÜN AMA KİRLİ GÜÇLERİN KARŞISINDAKİ MİLLİ GÜÇLERİN GÜCÜNÜ DE ÖNEMSEMEK GEREKİR. AKDENİZE 54 ÜLKENİN TOPLANMASIYLA TURKIYE’Yİ YOK ETME ÇABASINDA OLMASI DEMEK; TÜRKİYE O 54 ULKEYİDE GERİ PÜSKÜRTECEK VE ÇARESİZ BIRAKACAK TEKNOLOJİYE SAHİB OLDUĞUNUN BİR GÖSTERGESİDİR. O YÜZDEN SİYONİZM ŞUAN BÜTÜN KOZLARINI İTİRAF EDEYİM Kİ PROFESYONELCE OYNAMAKTA… ANCAK ARKASINA ALLAH’I ALAN MİLLİ GÜÇLERİ YENMEK HAYALLERİNDE BİLE GÖREMEYECEKLERİ BİR HADİSE..BU KALKIŞMA İNŞAALLAH BÜYÜK HAYIRLARA VESİLE OLACAK VE İNSANLIĞIN HUZUR BULACAĞI KAPİTALİZMİNDE RESMEN YIKILACAĞI, YERİNE ADİL BİR DÜZENİN YENİ BİR DÜNYANIN KURULACAĞI KURDELASININ KESİLECEĞİ GÜNLERE HIZLA YAKLAŞIYORUZ.
Makalenin konusuyla ilgili şunu yazmadan geçemeyeceğim: Bu Siyonizmin işbirlikçilerinden olan Fetullah Gülen gerçeğini taaa yıllar evveli sezmiş ve o konuda 824 sayfalık bir eserle devlet yöneticilerimiz başta olmak üzere tüm halkımızı uyaran ikaz eden ve çözüm yollarını sunan Muhterem AHMET AKGÜL üstadıma sonsuz saygılarımı sevgilerimi hürmetlerimi sunmayı bir vazife sayar ellerinden öperim hocam..
AKP ÖRSTÜR, FETÖ ÇEKİÇTİR!
Öncelikle tüm milletimize büyük geçmiş olsun diyorum, zira 15 Temmuz akşamı TSK içinde, askeri – askere ve milletin de kurban edilmek maksadı ile cia-fetö destekli bir iç savaş senaryosu düzenlenmeye çalışılmış fakat Türk askerinin ve Emniyet teşkilatındaki etkili bir kesimin üstün feraset ve sağyudusu ile, kimsenin duymadığı ( lakin sızan haberlerle duyduğumuz kahramanlık anektodları ile haberdar olduğumuz) şekilde kahramanca davranarak olabilecek en hafif şekli ile bertaraf edilmiş ve bizi asla şaşırmayacak şekilde Milletinin ve Devletinin en büyük sigortası ORDU’muz olduğunu bir kez daha fiilen kanıtlamıştır…
Örs ve Çekiç; eski bir askeri taktikdir, örs vazifesini gören birlik ağır teçhizatlı bir şekilde, kalın ve geçilmesi zor olan kalkanlarla korumalı ve ellerinde uzun mızraklarla techizatlı, (yani kanun ve siyasi güçlerle ve dokunulmazlıklarla donatılmış geçilmez, yetki,makam ve kanunlarla istediğine uzaktan dokunabilen) birliklerdir ve akabinde ise çekiç olarak kullanılan kuvvetler ise daha hareketli, hafif teçhizatlı ve ne zaman nereden gelebileceği veçıkacağı bilinemeyen, gizlenmiş ve kemufle edilmiş dinamik birliklerdir, (FETÖ cülerin teşkilat yapısına uymaktadır) , temel olarak örs üzerine yönlendirilen ve bu güçlerin karşısında tıkanan ve sıkışan birliklere daha sonra çekiç vazifesini gören birliklerin saldırması ile aradaki birlik zorunlu oalrak örs vazifesi gören birlik üzerine kayarak onların ellerindeki uzun mızraklar vasıtası ile imha edilir….
Görünen odur ki bu CIA tarafından organize edilen bu kumpasta , zaten her iki kesiminde hamisi olanlar AKP’yi örs, FETÖ’yü ise çekiç olarak kullanmıştır…
Önce yazının özeti; AKP tescilli bir ABD projesidir. Bunu tescilli AKP destekcileri beyanları ile medyada ilan etmiş ve itiraz gelmemiştir…
FETÖ ise hem hali hazırda hem de hukuki olarak bir CIA (yani ABD) destekli bir örgüt olduğu ilan edilmiş ve zaten halende zahiren elebaşları CIA tarafından korunana ABD’nin şefkatli kollarında korunmaktadır…
Daha evvelde (ergenekon, balyoz vs..) operasyonlarında da olduğu gibi FETÖ örgütü çekicini sallamakta ,örs vazifesini ise siyasi güç yerine getirerek TSK bir çok defa ezilmeye çalışılmıştır.
Bu son operasyonda da olduğu gibi , haklarında belki yarın tutuklama kararları çıkacak olan TSK içindeki CIA-FETÖ unsurları panikle ve CIA’nın da desteği ile halkın algısına ve TSK’nın ise imajına ve güvenilirliğine yönelik bir başkaldırma girişiminde bulunmuşlardır.
Şimdi FETÖ hareketini yapmış ve alçakca, haince ve kendilerine yakışan en kahpece bir hereker ile TSK’ya saldırmış ve vazifesini yaparak onları örs’ün üzerine doğru kaydırmış ve itmiştir…
Zaten birkaç gün öncesinde hazırlanmış olan TSK içindeki FETÖ cülerin listesi hazırlanmış ve gerekli operayonlar yapılacaktır. Acaba bu liste, son ayaklanma girişimi neticesinde dezeformasyona mı uğratılacaktı? Yoksa siyasi erk ellerindeki uzun mızraklar ile, siyasi gücünü ve elde ettiği algısal güç ile TSK’yı kendi kendi dış politikası ekseninde daha evvel TSK’nın kabul etmediği NATO jandarması pozisyonuna mı sokacaktı? Bunu pek yakında hep beraber göreceğiz…
Ergenekon ve balyoz operasyonlarında yerine getirilen bu örs ve çekiç operasyonları bu sefer yerine getirilir mi getirilmez mi bunu bize zaman gösterecek…
Hali ile menşei, destekcileri ve hamisi ABD olan iki unurusun doktirin ve stratejide paralel ama siyasi ve ekonomik çekişmeler yüzünden düşman gibi gözüken iki projenin , birinin örs diğerinin ise çekiç vazifesini gördüğü bu iki projenin arasında kıstırılmaya çalışılan TSK ve Halkımız yine Ordumuzun ve özellikle Emniyet Teşkilatımızın da üstün sağduyusu sayesinde, bazı erklerin ısrarı ile halkımız perişen edilmek istensede Ordumuzun ve Emniyet güçlerinin aldıkları tedbir sayesinde büyük bir kaza olmadan sıyrılmıştır. İnancımız ve beklentimiz odur ki Ordumuzda elbette bu tezgahtan bir an evvel safralarını da atarak sıyrılacak ve kutlu vazifesinde ayağına takılan taşları bu seferek ezerek kutlu vazifesini yerine getirecektir…
Hak şerleri hayr eyler
Ârif anı seyreyler
Zan etme ki gayreyler
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler
TSK ya Devlete Millete karsi Yapilmistir
Son zamanlarda Askerimizin ulke capinda guneydoguda,sinirda pkk ve isid terorune karsi etkin ve yetkin mucadelesini hazmedemeyen,israil ve abd ve avrupa ,hatirlayalim Tsk nin, pkk ve teror orgutlerine karsi avrupa birligi Tsk icin biraz yumusama bekliyordu. Fakat Tsk ve Devlet hic bir sekilde bunu kabul etmedi.bunu hazmedemiyen abd ve israil ve avrupa,nato icindeki fetö ve cuntaci generalleri devreye sokup , TSK ya resmen saldirmis ve Genelkurma karargahini basip ve baskani biile esir alacak kadar gozu donmus feto ve natocu subaylar eliyle Halkımiza silah cekmis polise bile saldirtmistir.
Bu TSK yi halkin gozunde dusurme ve Yetkilerini alma harekatidir.
Bilet kesildi
Darbe girişimini Gülen’in subayları yapmıştır, CIA’in bir kanadı ile ABD’deki neo-con ise darbenin planlayıcısıdır.
Sn. Erdoğan paralel yapı Devletin tüm kurumları içinde güçlenirken ve kendisine hizmet ederken ses çıkarmamıştı yapının kendi emellerini bozacağını anladığı andan itibaren yapıya karşı verdiği mücadeleye rağmen ordu ve yargı içindeki FETÖ yandaşlarının tamamını temizleyemedi veya başaramadı.
Tüm bunlar aslında 15 Temmuz’un ne anlama geldiğini net şekilde gösteriyor. Sn. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve CIA’e yakın kaynakların başarısız girişim sonrası Gülen’i işaret etmesi de Sn. Erdoğan’ın elini güçlendirmek için ABD’nin FETÖ’nün biletini keseceğinin işaretidir.
Milli Çözüm!
Milli Çözüm demek haktan ve haklıdan yana olmaktır. İşte bu yüzden Rabbimize şükür sizlere teşekkür borcumuz her daim devam etmektedir. herşeye ve herkese rağmen kurulan tezgahları deşifre eden, bu sırada eğilip bükülmeyen Ahmet hocamıza şükranlarımı sunuyorum. Bizleri cani canavarlara katmayan Rabbimize şükürler olsun.
DARBE Mİ iÇ SAVAŞ MI
Asıl hedefi TSK’mız olan bu girişimle bir iç savaş çıkartılmak istenmiş, yazıda da belirtildiği gibi yaklaşan kutlu dönüşümün erken doğumla (acele ve telaşla) önü alınmak istemiştir. Ama Cenabı Hakk’ın izniyle devlet aklı devreye girmiş ve siyonizmin bu son hamlesi bertaraf edilmiş, En önemli kurumumuz olan TSK bütün çıban başlarından temizlenmeye başlamıştır.Cenabı Hakk’a şükürler olsun. Hatta bu vesileyle yargı da temizlenecektir.
Fakat yıllardır FETO un kim olduğunu, kimlerle içli dışlı olduğunu ve nasıl bir hain olduğunu en cesur bir şekilde ve 15-20 yıl öncesinden büyük bir öngörğyle yazan Ahmet AKGÜL hocamızdan Allah (c.c.) razı olsun. Tabii yıllarca FETOya tün devlet imkanlarını sunup, Ergenekon davalaruyla ordumuzu yıpratmalarına ve şu andaki alçak yapının oluşmasına vesile olanlar ve şimdi de kandırıldık deyip FETOyla mücadele ediyoruz diyenler (tabiiki en yüksek seviyede mücadele edilecek ve kökleri kurutulacak) Ahmet AKGÜL Hocamızı o yazdıklarından dolayı sürekli mahkemelere çıkardılar. Ama önemli olan Rabbimiz’in rızası doğrultusunda Kur’an istikametinde olaylara bakma ve olayların künhüne varmaktır önemli olan.
Özellikle yazıda da belirtildiği gibi artık TSK’mizin, geçmişteki bir kısım yanlış bakış açısından kaynaklı, milletimizin milli ve manevi değerlerine olan mesafeli duruşunun nelere mal olduğunu görmesi ve bir an önce tam manasıyla milletimiz ve tüm üstün hasletleriyle bir ve beraber olması, böylece oluşturulmak istenen milletimizin gönlünden ordumuzun sevgisini silme girişimlerini bertaraf etmesi en büyük dileğimizdir.
Hasretle Bekliyoruz.
Karanlığın en koyu olduğu an, Sabaha en yakın olduğu zamandır!
SAHTE KAHRAMANLARIN FOYASI KULLANMA TARİHİ GEÇİP ÇÖPE ATILACAKLARI ZAMAN ORTAYA ÇIKACAK VE BOYALARI DÖKÜLECEK
15 Temmuz gecesi Türk tarihine kara leke olarak geçecek olan alçakça plan ve saldırıların kısa sürede planlandığını ve devreye sokulduğunu düşünmek ahmaklık olur. Bu olay yıllar öncesinden dış güçlerin kontrolünde Türkiyeyi parçalama, bölme ve yutma projesiyle hazırlanmış bir ihanet şebekesinin kontrolünde düğmeye basılarak yapılan hain bir saldırıdır. Bu saldırı tamamıyla TSK ve onun nezdinde Türkiye Cumhuriyetine yapılmış dış destekli bir saldırıdır. Amaç TSK’yı yıpratmak, itibarsızlaştırmak, güvenini sarsmak ve halkın kin ve nefret duygularını harekete geçirmektir. Bir ülkenin en önemli ve güven duyulması gereken kurumu ordudur. İçeriden ve dışarıdan gelecek tehdit ve tehlikelere karşı ancak ve ancak güçlü ve dirayetli bir orduyla karşılık verir, iç ve dış tehditleri püskürtebilirsiniz. Fakat ve maalesef bu darbe girişimi esnasında bazı malum çevreler halkımızı öylesine farklı yönlendirdiler ki, şu anda halkımızın büyük bir bölümü orduya karşı cephe almış durumda. Bilinmesi gerekir ki, her kurumda olduğu gibi ordu içerisinde de, yanlış ve kötü zihniyetli yapılanmalar vardır ve son dönemlerde bu tür ihanet kumpası içerisinde olanlara karşı TSK dirayetli bir çalışma başlatmış ve temizleme operasyonlarına başlama arefesinde bu malum olay cereyan etmiş, bu vesileyle hızlı bir şekilde vatan, din, millet ve bayrak düşmanları hem tasfiye edilecek, hem de, hak ettikleri cezaya çarptırılacaklardır. Şimdi gelelim 15 Temmuz gecesi yaşananların diğer boyutuna. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Bir olayın yaşandığı anda kim veya kimler tarafından yapıldığını ve bu olayın kime veya kimlere yaradığını kestirmek çok zor olmasa da, yinede zaman her şeyin ilacıdır ve çok kısa sürede olayın detayları ortaya çıkmaya başlayınca gerçekler gün yüzüne çıkacak ve bu yazdıklarımıza tepki gösterenler haklılığımızı görecek, ordumuza, vatanımıza ve bayrağımıza daha bir vakarlı yaklaşımla sahip çıkacaklardır. Çünkü gündem artık saatlik zaman diliminde değişmekte. Bu nedenle herkes böylesine bilgi kirliliğinin yaşandığı bir ortamda gerçeği anında fark edip kabul edecek diye bir durum söz konusu değildir. Bakınız böylesine haince ve alçakça hazırlanmış bir saldırıyı TSK’ya ve ülkenin bölünmez bütünlüğüne karşı yapılmış bir saldırı gerçeğini milletin gözünden saklayıp, AKP’ye ve Cumhurbaşkanına yönelik bir darbe girişimiymiş gibi gösteren yanlı ve yandaş medya ve kesimlerin amacı ve hedefi açıkça TSK değil midir? Hem hatırlatmakta fayda gördüğümüz bir noktada şudur. Bu CIA destekli fetö Terör örgütünü yıllarca koynunda besleyen, sarmaş dolaş pozlar veren, oy potansiyeli oluşsun diye bu hain örgütün devletin bütün kademelerinde kadrolaşması ve yer almasına imkan ve fırsat veren AKP iktidarı ve dönemin Başbakanı değil midir? Dün Cumhurbaşkanı millete dert yanıyor. Diyor ki, yahu bu fetö terör örgütü var ya yıllardır bu devletin ve milletin sırtından yapılanmışlar. İyi de 11 yıl beraber aynı yollarda yürüdünüz, yağan kar ve yağmurun altında birlikte ıslandınız, yedikleriniz içtikleriniz ayrı gayrı değildi. Şimdi ne oldu da, 360 derece döndünüz. Evet saklanamaz bir gerçek var. O da, onların ülkenin kalbine dinamit koyacak faaliyetlerini yürütmelerinde yapılanlara göz yumarak bu vebale hep birlikte ortak oldunuz.
Öyleyse yanlı ve yandaş medyanın hem AKP’yi hem de Cumhurbaşkanını yüceltmek kahramanlaştırmak niyetiyle, darbe girişimi bunlara karşı yapılmıştır gibi gösterip, allayıp pullayıp halkın sofrasına sunup, milletin desteğini sağlamaya yönelik haberler yaymaları minareyi çalan kılıfını uydurur türünden başkanlık sistemine geçiş sürecinde yapılacak olan bir seçimde, oy potansiyeli oluşturmaktan başka bir şey değildir. Daha bir ay önce insanlığın ve ümmetin baş belası, kan emici bebek katili, terörün baş amiri ve çıbanbaşı İsrail’le gülücük ve dostluk pozları verip anlaşma yapanlar, bugün aynı İsrail’in desteğiyle ülkemizde darbeye kalkışanlar sayesinde, kahraman ilan edilmeye ve toplumu uyuşturmaya yönelmişlerdir. Başbakan Bin Ali Yıldırımın meclis çıkışında halka hitap ederken, “Cumhurbaşkanımızın darbe girişimi esnasında gösterdiği dirayetle hiçbir gücün kendisini yıkamayacağını bir kez daha gösterdi.” ifadeleri Tayyip Erdoğan’ın gücünün üstünde güç tanımam sözüyle aynı anlama gelen bu söylem Allah muhafaza bir insanın imanını tehlikeye sokacak çok tehlikeli bir söylem şeklidir. Tek güç ve kudret sahibi yalnız ve yalnızca Cenab-ı Hak’tır. İnsan beşerdir şaşar. Allah’ın verdiği gücün dışında kimse kendi iradesiyle daha fazla bir güce ulaşamaz. Yıkılmaz, çok güçlü, onu yıkacak güç yok denildiği bir anda, kör ve topal bir sivrisineğin burnundan girerek tüm beynini kemirip parçalayarak helak olan Nemrut’un sonunun nasıl olduğunu bilmeyenimiz yoktur. İşte o sivrisineğe Nemrut’un beynini parçalayacak gücü veren Cenab-ı Hak’tır. Ey insanoğlu gururlanma, kibirlenme, böbürlenme, nefsine uyup ben her şeyim deme. Unutma ki, her nefes alıp verişinden, yapıp ettiklerinden, konuşup söylediklerinden, kalbinden geçenlerden ve sana şah damarından daha yakın olan Allah’tır. O’nun izni olmadan yaprak dahi kımıldamazken, insanlar neyine güvenip dünyalık heves ve beklentiler uğruna, gelip geçici makam ve saltanat hırsıyla kendilerinin veya birilerinin gücü üstünde güç yoktur gibi insanı büyük günaha, sapkınlığa, iman yoksunluğuna, gaflete ve helake götürecek olan bu söylemlere tevessül ederler. Dünya gelip geçici bir imtihan sahasıdır. Bu gün var yarın yokuz. Şeytan insanlara hiç ölmeyeceklermiş gibi vesvese vererek dünyayı süsleyip onları kandırıp nefislerine uydurarak kendi hedefleri doğrultusunda günah batağında cehenneme odun yapmanın hesabındadır. Fakat gerçek iman sahibi, şuurlu ve ihsan sahibi müminleri yoldan çıkaramayacaktır. Öyleyse gelin şu son virajda geçmişten bu güne kadar yapmış olduğumuz tüm yanlış, hata ve günahlarımızdan tevbe edelim. Allah’ın ipine sımsıkı sarılalım. Hak yolda canla başla Cihad eden gerçek Allah dostlarıyla birlikte Hak davanın kervanında yer alalım. Hz. Nuh gibi gemi yapmaya ve o gemide yerimizi almak için gayret gösterelim ve çok çalışalım. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Hak yolda sabırla ve inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek, çekilen çilenin sonunda dünya ve ahiret saadeti ve ebedi cennet müjdesi var. “MAZLUMLAR AYAĞA KALKMADIKÇA ZALİMLER DİZ ÇÖKMEZ.” “HAK GELİNCE BATIL ZAİL OLUR.”
Güneşin doğuşu kadar yakın
Sona gelindi artık zafer yakın
Zalime diz çöktüreceğimiz günler yakın
Mazlumlar ayağa kalksın bayram yakın.
Siyasi Feraset
Bir kez daha anlaşılmıştırki olayları anlamak için işin neticesine bakmak gereklidir.
Cumhurbaşkanının olaylar arasında halkı sokağasürüklemesi,benim Genelkurmaybaşkanından haberim yok demesi yerine vekil ataması kaosu daha büyütmüştür.Bir çok masum asker, galyana gelmiş halk tarafından şehit edilmiştir.Halk ile asker karşı karşıya getirilip kaos büyütülmüştür.Askerin güvenirliliği zedelenmeye çalışmıştır.Elbette askerde içinde bozuk zihniyetlileri temizlemesi gerekmektedir.
Halk sokaklara dökülerek üzerlerine ateş açılmıştır.Erbakan Hocaya darbe yapıldığı zaman Erbakan Hoca engin tecrübesi ile ,Halkın zarar görmemesi için herkezi sukunete davet etmiş gerekirse biz koltuğu bırakırız diyerek iç karışıklığın önüne geçmiştir.Bugün ise ülke şahsi çıkarları için vatandaşını feda edebilecek güçler tarafından yönetilmektedir. Tabi asıl mesele bunların arkasındaki Amerika ve İsrailin Askeri alanda alt yapısı Erbakan Hoca tarafından hazırlanmış ve yüce Türk Milleti Ordusunu hizmetine sunduğu teknoloji harikaları ile yapılan operasyonların hazımsızlığıdir.Arkasına ,canını vatan için hiç düşünmeden feda eden Yüce Türk Milleti desteğini almış Ordumuz suriye merkezli yaşanacak Armagaddon (Merhem-i kübra )savaşına hazırlanmaktadır.Yaşanacak savaşın neticesinde kurulacak olan Adil düzenin doğum sancısıdır. Dolayısıyla bu günkü dünya olaylarını anlamak için Siyonizm denen bu keneyi iyi tanımakla, emellerini ve amaçlarını çözmekle mümkün olacaktır.Uzun süreden beri Fetullahcı yapıyı en iyi şekilde analiz ve deşifre eden Milli çözüm dergisi ve şahsi manevesi Ahmet Akgül Hocamızdan birkez daha bizi aydınlatıp bize ışık tuttuğu için Allah razı olsun
HER ŞEYE RAĞMEN
Bu girişim öncelikle TSK yı aciz göstermiş GENELKURMAY ve Üsdüzey komutanlar kendilerini korumaktan aciz İSRAİLLE nasıl başeder algısı ortaya çıkmıştır.
TSK nın bunca başarı ve kahramanlığı emniyet kuvvetlerinin gölgesinde kalmıştır, bu algı operasyonu malesef tutmuştur.
FETÖ demek CIA_MOSSAD demekse İsraille iyileşme FETÖ örgütüyle işbirliğidir. AKP yalaka ve seçmen takımı bunu nasıl izah edecektir.
Emine Erdoğanın NATO toplantısı dönüşü aldı antikaları paket yapmadan çıkarması ve bunların arasında tam üç adet YAHUDİLER İÇİN KUTSAL SAYILAN YEDİ KOLLU ŞAMDAN alması ve göstermesi GENİ GEREĞİMİ yoksa “aman biz sizdeniz, sifonu çekmeyin mesajımıydı?!
Bu darbe girişimi bilinçli bir ayıp örten olasındı.
Her şeye rağmen ordu, emniyet siyaset, medya ve halk birlikteliğin iyi bir örneğini göstermiştir.
AHMAKLAR HALA KAHRAMAN SANIR…
CİA- FETÖ örgütünün kalkışmasını bastıran iradenin TSK’nın ve Milli Devlet’in ta kendisi olduğu apaçık aşikâr iken; bu başarıyı hiç utanmadan kendilerine mâl eden halkı kandırmaya devam eden Akp’lilerin ucuz ve kof kahramanı şimdi Tv’lerde: “ ABD’ye sesleniyorum. Sayın Başkan’a sesleniyorum. Pensilvanya’daki zatı bize verin.”(1) diye kahramanlık taslamaya çalışırken; ABD’den cevap gecikmiyordu. Lüksemburg’da açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Fethullah Gülen ile ilgili kendilerine iletilmiş bir iade istemi bulunmadığını söylüyordu.(2)
Yani Cumhurbaşkanı 3 yıldır FETÖ örgütüyle mücadele ettiği görüntüsü veriyor ama ne hikmetse, resmi iade başvurusu yapmıyordu. 28 Şubatın gayrı meşru ürünü olanların askere ve Ordumuza olan kinini anlamak ise mümkün değildi. Sosyal medyada askere karşı okuduklarımız ve gördüklerimiz kan donduracak cinstendi. Gavur yapmazdı bunların yaptığını. 13 yıllık iktidarlarını 28 Şubat mağduriyeti edebiyatı üzerinden sürdüren bu şuursuz güruha sormak lazımdı:
Yahu siz bunca yıldır tek başına iktidarsınız, hem bu kadar dini bütün idiniz de, niye Irak savaşında İncirlik üssünü gavura açtınız ve şu ana kadar bunun kapatılması için bir girişimde bulunmadınız.
Bugün İncirlik üssü kapatıldı. (3)
Şimdi siz birden bire mi dindarlaştınız, millileştiniz ve aklınız başınıza geldi ya da beğenmediğiniz ve terörist FETÖ örgütüyle birlikte kumpaslar kurduğunuz TSK’nın bu çok hayırlı, milli ve talihli girişimini de hiç utanmayıp kendinize mâl edip, tabi ve takipçilerinizi kandırmaya devam mı edeceksiniz?
Hem daha İsraille imzaladığınız anlaşmaların mürekkebi bile kurumamışken; şimdi birden bire İsraili umutsuzluğa düşüren irade de sizin iradeniz değildi herhalde?
Bugün İsrail, Türkiye’deki darbe girişimiyle ilgili resmi açıklamasında, “İsrail Devleti Türkiye’deki demokratik süreci desteklemekte ve iki ülke arasındaki uzlaşma sürecinin de devamını umut etmektedir.” dedirten idare TSK’nın iradesidir ve ortadaki başarı TSK’nın ve Milli Devletin başarısıdır. Ve bu yaşananların sonucunda, hem de çok yakında TSK bu başarıyı MUTLAK bir zaferle taçlandıracak Allah’ın izniyle…
Hem siz işbirlikçilik damarınızla, hala puslu havada avlanmaya çalışıp, sokağa dökülen halkı askerine karşı kışkırtıp, kiralık Vandallarınıza masum emir erlerinin kafasını biçtirmediniz mi?
Askerle polis karşı karşıya gelsin diye elinizden geleni yapmadınız mı? Bu milletin bugün ciğerine kan damladı. Evlatlarını bu şekilde harcamanızın da hesabını günü gelince elbet vereceksiniz.
Sonuç olarak; şimdi bu kalkışma ya da darbe girişiminin iktidara karşı yapıldığını söylemek ne kadar adice ve alçakça ise; Allah’ın sizden hesap soracağı günün gelmeyeceğini düşünüp, hala yalan, dolan talana devam etmeniz de bir o kadar ahmakçadır. Allah Azizüntikâmdır…
1)http://www.medyatimes.com/m/index.php?islem=detay&id=8327
2)http://odatv.com/abdden-fethullah-gulen-aciklamasi-1607161200.html
3) http://www.milliyet.com.tr/flas-iddia-incirlik-ussu-gundem-2278923/
ne yapılıyor
Milli Çözüm dergisini tebrik ediyorum.Malesef İslamci camia Orduya düşman tavrıyla yaklaşıyor.Hatta emperyalist düşman ülkelerin askerine davranır gibi soyuluyor,asağılanıyor,dövülüyor….
Bunu kabul etmek mümkün değil.Emperyalistlerin yönlendirdiği ,Fetöcülerin eliyle gerçekleşen bu olaydan sonra acaba, Ordunun bağımsızlıkçı ,Milli-Ulusal kimliği kırılmak mı istenmektedir.
..
Allah razı olsun hocam.. yazının aksine bunu hükümetin bir komplosu olarak düşünmüştüm başkanlık seçimi öncesi.. ve sabırsızlıkla yazınızı bekliyordum.. Rabbim hayırlı uzun ömürler versin.. size ihtiyacımız var.
Gündem
Gündem
Şuanki yaşananları analiz etme ve ona göre tedbir ve atağa geçme açısı
Stratjik Hedef
-Evet; bu ” Darbe Kalkışması”‘nın perde gerisinde;FETÖ yapılanmasını ,ülkemiz ve İslam Dünyasına yönelik operasyonlarda bir TRUVA ATI olarak kullanan:İsrail-ABD,AB şeytan üçgeni vardır!
-Bu hiyanet girişiminin,görüntüdeki TAKTİK HEDEFİ -AKP-;arka plandaki STRATEJİK HEDEFİ ise TSK dır…Milli Devlet yapısı,milletimizdir!
-İnsanlığın Büyük Kurtuluş Hareketinin Aziz Lideri ERBAKAN HOCA yı devre dışı bırakmak amacıyla ayartıldıkları, bizzat Dilipak gibi pek çok kendi yandaşlarınca defalarca açıklanan işbirlikçi kadrolar;ONE MUNIT tiyatrosunun ardından TAM ÇARKLA nasılda israil tarafına FIRDÖNDÜ oluyorlardırlar?!…
-Bu kalkışmaya bulaşan az sayidakı bir kısım askeri bahane ederek, ORDU ile MİLLETİMİZ arasına sokulmak istenilen FİTNE ye karşı da gayet tedbirli olunmalıdır!…
-“Sakın gevşeklik göstermeyin üzüntüye girmeyin. (Ümitsizliğe düşmeyin) Eğer inanıyorsanız (sonunda) galip ve üstün gelecek olan sizsiniz.”Al-i İmran 139
Değişmez kanunu akla ziya,ruha şifa,gerçek mümin mücahitlere en üstün MÜJDE ve DEVA’dır!..
BİZ ve SİZLER!!!…VE Aziz Erbakan’ın Erdoğan’ı Hangi İşte Kullanacağı!!!!
BİZ Fetullah Gülen ve avanesine VATAN HAİNİ dediğimizde SİZ gazetesini alıp para yardımı yapıyordunuz…
BİZ AKP’nin Fetullah Gülen ve avanesine bel bağlamasına yanlış yapıyorsunuz dediğimizde…
SİZ çocuklarınızı okullarına vermek için yarışıyordunuz…
BİZ Fetullah Gülen’in hain olduğunu soylediğimizde SİZ bize Ergenokoncu diyordunuz…
BİZ Fetullah Gülen’in Siyonizmin elemanı olduğunu açıkladığımızda, SİZ 2002-2013 yılları arası kadrolaşmasına imkan tanımıştınız!…[Çünkü sizde (Akp), Dilipak’ın ve Bulaç’ın itiraf ettiği gibi onların kuklasıydınız aranızda sadece ÇIKAR ÇATIŞMASI sözkonusu ]
SONUÇ MU Bu yaşananlardan SİZLER DE sorumlusunuz.!!!!!!!!
NOT: [b]Bizim Fetullah Gülen’i tanımamızı (Fetullah Gülen yapıyor gözüktürülen bu tiyatroları Siyonizm Yaptırmakta olduğunu) kavramamızı ve oyununa gelmememizi 35 yıldır sağlayan öncelikle Aziz Erbakan Hocamıza ve BİLGE İNSAN Arş. Yzr. Ahmet AKGÜL hocamıza selam saygı muhabbet ve hürmetlerimizi sunuyorum.[/b]
[u][b]MAKALEDE GEÇEN ŞU İFADE :[/b][/u]
”Ama çok şükür ki, bu hıyanet girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış ve tam anlamıyla hezimete uğramışlardı. Bu talihsiz ve tahripçi kalkışma, tam aksine Ordu’muza ve diğer stratejik kurumlarımıza sızmış CIA elemanlarının ve İsrail ajanlarının tespit ve tasfiyesini kolaylaştırıp çabuklaştıracak ve Türkiye merkezli tarihi ve talihli değişimlere fırsat sağlayacaktı. ”
BANA AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN ŞU SÖZLERİNİ HATIRLATTI:
[b]ERBAKAN’IN “ERDOĞAN’I HANGİ İŞTE KULLANACAĞI!” [/b]
Rahmetli Erbakan Hoca, Belkıs Kılıçkaya ile yaptığı 20 Aralık 2010 tarihli röportajında:
“Türkiye’nin milli geliri arttı deniyor. Ne artması… Milli gelirin içerisine borcu da koyuyor. Borca milli gelir denir mi hiç. Bunlar çocuk aldatmacası. Herkes kredi kartı ödeyeceğim diye kıvrım kıvrım kıvranıyor. Millet geçim sıkıntısı çekiyor. Geçen gün bana en yüksek seviyede bir devlet memuru geldi; “Hocam Avrupa’da falanca yerde şöyle bir makam boşalmış, lütfen beni oraya tayin ettirin, çünkü burada aldığım maaşla geçinemiyorum” diye dert yanıyor. Maalesef bütün basın Siyonizm tarafından satın alındığı için bu gerçekler orta yere konulamıyor. Bak ne anlatıyorum, halkı fakirleştirdi bunlar… İşsizlik % 20… Efendim her zaman vardı, vardı ama böylesi yoktu… Bundan başka bakınız 80 senede gelen bütün hükümetler 80 milyar dolar borç yapmışken, bu sekiz senede 580 milyar dolara çıkarmış bulunuyor… Son olarak, Tayyip talebemdir; kendisini severim, ama Türkiye’yi daha çok sevdiğim için O’nu değiştireceğim, kendisini faydalı işlerde kullanacağım” diyordu. Belki de bu sözleriyle; şahsi iktidar ve ihtirasları uğruna, Hak davaya ve ülke çıkarlarına aykırı olarak dış güçlerle işbirliğine girişen Tayyip Erdoğan’ın ve Fetullah Hoca’nın, sonunda birbirlerine düşeceklerine ve biri diğerinin çok kirli ve tehlikeli ilişkilerini deşifre edip, istemeden de olsa bu milletin gerçekleri görmesine yardım edeceklerine işaret ediyordu.
Habertürk Özel 20 Aralık 2010 Pazartesi cd-1
İZLEMEK İÇİN:
https://www.youtube.com/watch?v=XIfNTD4hq90
SAYGILARIMLA!…
Korma Allah cc bizimledir.
Gece karanlığını giderek artırmakta ve artık sabah yakınlaşmaktadır. Güç ve iktidar kutlamaları yapsalarda Allah cc bize haber veriyor.
Yusuf suresi110-
Vakta ki, Resuller (halktan) umutlarını kesip de, artık kesinlikle tekzip edilip benimsenmedikleri (kavimlerinin asla imana gelmeyeceği ve Hak davaya destek vermeyecekleri zan ve) kanaatinin (iyice yerleştiği) bir sırada, yardımımız onlara gelmiş (zafer kapıları açılıvermiştir. Böylece) Bizim dilediğimiz (ve desteklediğimiz) kimseler kurtuluverecektir. Azgın mücrimler takımından ise zorlu azabımız ve intikamımız asla geri çevrilmeyecektir.
.
Allah sizden razı olsun.
Son paragrafta denildigi gibi.. Ordu bu milletindir. Hükümet halkı sokağa dökmüş vaziyette. Ordunun itibarı kasıtlı olarak ciddi şekilde halkın gözünde kucultulmekte. Çıkıp dogru düzgün açıklama yapmaktan aciz yetkiler. Orduyu yıpratma çabaları devam ediyor.Bence Milli duyarlılığı olan gerçek TSK ya yapılan derin operasyon bu olaylar. Allah yardımcımız olsun.
Derin Analiz
Bu yazıyı okuyana dek herşey çok puslu ve karışıktı.. bir takım tahminler de bizleri ferahlatmamıştı.. ama çok şükür ki Muhterem Ahmet Akgül Hoca son gelişmeleri en temelinden alıp vicdanlarımızın huzur bulacağı gerçekleri en uygun bir dille izah edip bizleri ferahlandırmıştır kendisinden gani gani razı olsun.. şimdi büyük Adil Düzen Medeniyetinin önündeki bir engelin daha bertaraf edildiği huzuruyla vatanımız ve milletimizin bekası için dua ediyoruz..