YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
698007e0ab64d
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 2
Bugün : 8191
Dün : 57744
Bu ay : 65935
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48769248
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

1- ERBAKAN'LA NASIL TANIŞTIM!

Yıl 1967. Palu Merkez Camisi'nde (Hacı Ali Uğur Camii) ikindi namazındayım. Farza kalkmak üzere kamet okunurken sağ yanımda, ilk defa gördüğüm nur yüzlü yakışıklı 40-50 yaşlarında; insanı cezbeden bir zatın farkına vardım. Onunla omuz omuza namazı kıldıktan sonra camiden çıkarken bu yabancının kimliğini merak edip sordum. Bana Doç. Dr. Necmettin Erbakan olduğunu söylediler.

 

Ahmet Akgül Hocamdan öğrendiğime göre, o sıralarda adaylığını koyduğu Türkiye Odalar ve Borsalar Başkanlığı seçimleri için, Ticaret Odası Başkanı rahmetli Sıtkı Arpacı ile görüşmek üzere Elazığ'a teşrif etmişlerdi. Ve yine torunu Ahmet Tanrıverdi'den dinlediğine göre; Haydar Baba Hz.lerinin vefatı kendilerine iletince Erbakan Hoca'nın "Allah gani gani rahmet eylesin. Çok muhterem ve mübarek bir Zat'tı. Biz onunla, Palu'ya gittiğimde, Murat nehri üzerindeki köprüden geçip, dar ve uzunca süren bahçeler içerisinden yürüyerek, kasabanın dışındaki tepenin göğsünde bulunan evinde görüşmek şerefine erişmiştik" dediği ziyaret de, herhalde Palu'ya bu gelişinde gerçekleşmişti…

Namaz sonrası çardak altındaki çayhanede üç beş genç arkadaşla birlikte çay içip, o kısa zaman içerisinde Hocamızın Milli manevi içerikli ve çok bereketli ve etkili konuşmasını dinlemiştik. Böylesine önemli ve etkili bir şahsiyetin, küçük bir Anadolu kasabasının çok mütevazı bir gölgeliğinde, etrafındaki üç beş gence dakikalarca, yaratılış gayemizi; ülkemize, milletimize ve insanlık âlemine karşı sorumluluk ve görevlerimizi anlatmasına, Türkçesi bizleri adam yerine koymasına, akıl erdirememiştik. Çünkü böylesi insanların; hep varlıklı saygın kodamanlarla ve sadece kendilerini alkışlayan kalabalıklar karşısında nutuk atacağını bilirdik. Erbakan Hoca'nın bu mütevazı ve samimi sohbetinden oldukça etkilenmiş ve gönül vermiştik.

O güne kadar çevremin tesiri ile sağ görüşlü birisi idim. Ülkücülere meyli ve muhabbetimle bilinirdim. İşte o gün Hocamızı tanıyıp, o kısa konuşmasından feyz aldıktan sonra büyük bir hayranlık ve heyecanla O'nun davasına bağlandım. Bugüne kadar (MNP kuruluşundan- şu ana kadar) Milli Görüş çizgisinden hiç sapmadım. Allah ölünceye kadar da bu davadan bizi ayırmasın diye duacıyım. Erbakan Hocam'la Palu'da karşılaştığım tarihte henüz askerliğimi yapmamış bir delikanlıydım. Milli Görüş çizgisi dışında hiç oy kullanmamış olmamı Allah'ın bir lütfu ve iman şuuru olarak değerlendiriyorum.

                                                                                                                   Ersin Esen

                                                                                               Emekli PTT Md. Ve Gemlik'te Mukim  

2-MÜRŞİDİ KAMİL Rahmetullah. ABDURRAHİM EFENDİ'DEN BİR RÜYA YORUMU!

Bir gün Efendi Hz.lerinin sohbetinde bulunurken, gönül bağlılarından birisi içeriye girdi. Ve Abdurrahim Efendi'ye dönerek: Bir rüya gördüğünü ve lütfen tevil etmesini istirham etti.

Efendi Hz.leri "Hayırdır inşallah, buyur bakalım!.." deyince, o arkadaş rüyasını şöyle nakletti.

"Kendimi Hac'da ve Beytullah'ta görüyorum. Erbakan Hoca ile Alparslan Türkeş'i yan yana görünce ellerini öpmek üzere yanlarına yaklaşıyorum. Ben MHP'li olduğum halde önce Erbakan'ın elini öpmem gerektiğini düşünüp eğiliyorum. Ama hayretler içinde kalıyorum. Çünkü Erbakan Hoca'nın sağ elinin olmadığını fark ediyorum. Hoca sol eliyle memnuniyet izhar edip başımı sıvazlıyor ve ben bu sefer uzanıp Türkeş'in elini öpüyorum.. O vaziyette iken uyanıyorum…"

Bunları dinleyen Mürşidimiz Hz.leri:

"Önce kendi rüyanı sen nasıl yorumladın, düşüncelerini söyleyiver" buyurunca o arkadaş:

"Asıl öpülecek eli bulunanın Türkeş olduğunu anladım" deyince Abdurrahim Efendi: (Rh. A.)

"Bu rüyanız, Müslüman halkımıza bir mesaj ve müjdedir. Erbakan'la Türkeş'in Beytullah'ta yan yana olmaları, ülkücülerle Milli Görüşçülerin, ileri de milli ve manevi değerler, vicdani ve vatani gerekler çerçevesinde birlik olup, milletimizin güç kazanacağına ve zafere ulaşacağına işarettir.

Erbakan'ın elinin olmaması ise; O manen çok yüksek bir rütbenin ve görevin sahibi olduğu halde, bizim gibi, el verme yani tarikat dersi öğütleme hizmetiyle meşgul olamayacağına delildir… En doğrusunu Allah bilir!…" buyurdu..

                                                                                                    Anlatan= Mikail Yılmaz

                                                                                               Şu anda Bursa Kestel'de Mukim         

3- AHMET AKGÜL'ÜN SUÇU NEYMİŞ?

2003. yılında Eminönü Kadırga Kültür Merkezi'nde Saadet Partisi İl ve ilçelerin bir eğitim semineri toplantısı yapıldı. Seminer vermek üzere Genel Merkezden gelen O. A. Bey'e bir teşkilat mensubu tarafından Ahmet Akgül Hoca'nın durumu soruldu. Ve neden teşkilat hizmetlerine katılmasına ve konuşmasına izin verilmediğinin merak ve üzüntü konusu olduğu hatırlatıldı. O. A. Bey: "Ha! Bu çok önemli bir konu, bu mevzuya biraz zaman ayıracağız!" diye başlayıp aynen şunları anlattı:

"Ahmet Akgül, gerçekten çok bilgili, yetenekli, samimi ve deneyimli birisidir ve çok iyi bir hatiptir. İtiraf ediyorum ki bu konuda bizden daha ileridir. Hatta konuştuğu zaman kitleleri arkasında sürükleyebilecek bir ikna gücüne ve kabiliyetine sahiptir. Ancak, konferanslarının ardından özel sohbetler yapmakta ve bu sohbetlerinde Erbakan Hoca'nın Mehdi olduğunu savunmaktadır.. Hâlbuki  Hoca Mehdi olsa; bunu önce bizim bilmemiz gerekir. Çünkü, yıllardır Hoca'nın sürekli yanında ve yakınında olan kimseleriz. Ama şunu dese doğrudur ve biz de katılıp hak veririz: Şu anda yeryüzündeki bütün âlimler ve liderler toplanıp bir teraziye konulsa, Erbakan Hoca diğer kefeye bırakılsa, vallahi Erbakan Hoca'nın ağır geleceğini biliriz ve bundan hiç şüphe etmeyiz!"

"Bu Ahmet Hoca'nın bir ekibi var… Konya'dan her hafta Cuma günü Ankara'ya gelip Erbakan Hoca'ya gül verip elini öpüp gidiyorlar. Ve Genel Merkez'deki camide Erbakan lehine sloganlar atıp orayı miting havasına sokuyorlar! Biz bunları kovduk, yasak koyduk, anlamadılar. Sonunda biz bunları çağırdık ve ikaz etmeye çalıştık. Hoca'ya Mehdi olarak baktıklarını ama yanıldıklarını kendilerine anlattık. Biz Mehdinin kim oluğunu bildiğimiz için "Hoca'nın Mehdi olamayacağını, Mehdi'nin şu anda 40 yaşında ve filan mekânda bulanacağını onlara anlattık"

Yine de bildiklerinden şaşmadılar, Biz de, "Genel Merkez'den ve teşkilat hizmetlerinden bunları uzaklaştırdık" dedi.

Biz Konya'daki sadık hizmet ve gayret ekibi olan Necmettin Musa kardeşimize bu olayı sorduk. Şunları söylediler:

"Evet, O. A. Bey'in söyledikleri aynen yaşanmıştır.. Sadece bizim kendisine sorduğumuz şu üç soru; nedense söz konusu yapılmamıştır.

Birinci sorumuz: "Muhterem Beyefendi! Madem Erbakan Hocamız için, "Böyle Mehdi mi olur. Yaşı geçmiş, işi bitmiş" diyorsunuz. Ve gerçek Mehdinin yaşını ve mekânını bildiğinizi iddia ediyorsunuz. Öyle ise Hz. Peygamberimizin "Mehdiyi, gördüğünüzde, kar-buz üstünde sürünerek de olsa, mutlaka O'na katılınız" emrine rağmen, siz hala O'na gitmeyip bu partide ve Erbakan Hoca'nın çevresinde ne diye duruyorsunuz?"

İkinci sorumuz: "Bizlerin her hafta Cuma günü Konya'dan kalkıp buraya gelerek, Hocamızın elini öpmemizden ve muhabbet nişanesi olarak bir çiçek takdim etmemizden dolayı, bize bu denli hakaret ve nefretinizin sebebini gerçekten merak ediyoruz ve bu tavrınızı anlamakta ve bu yaptıklarınızdan sonra sizlere hüsnü zanda bulunmakta zorlanıyoruz. Lütfen bu durumu bizlere izah ve ikna buyurunuz!"

Üçüncü sorumuz: "Bir zatı Mehdi görmenin; dinen, vicdanen ve ahlaken ne zararı ve uygunsuz tarafı var ki, sırf bu bahane ile bizlere hain muamelesi yapıp dışlıyorsunuz? Oysa Bediüzzaman gibi pek çok zatlar kendilerine bu gözle bakanlara "Samimi bir muhabbet ve hüsnü niyet içinde olduklarını, ama sadece kendisinden sonra gelecek ve siyasetle iş görecek olan Zat'la karıştırdıklarını" söyleyip, hatta onları dolaylı biçimde taltif ve takdir buyurmuştur". Deyince, O. A. Bey bu sorular karşısında şaşırmış ve sarsılmış olarak daha da hiddetlenip bizleri kovmuştur.

(Anlatan: O dönemde İlçe Yönetim Kurulu Üyesi olan Mehmet Deniz, Şakir Şahin, Bayram Yönem. Ve şu anda hala teşkilatta olan Ali Sezai Bahçe, Mustafa Kavak beyler başta olmak üzere onlarca dava kardeşimizi şahit gösterdiler.)

 

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Diğer Yazarlar

Diğer Yazarlar

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...