YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69fe1ac5a12f3
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 8 2 9
Bugün : 45939
Dün : 57300
Bu ay : 480933
Geçen ay : 1737715
Toplam : 54363706
IP'niz : 216.73.217.63

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

  "Bakmak" ve "görmek" çok farklı şeylerdir. Bakmak; insanlarla ve hayvanların ortak özelliğidir. Ama görmek; sadece insanlara özgü bir fazilettir. Bakmak için göz yeterlidir… Ama görmek için akıl ve gönül gereklidir. Gözü olan herkes bakabilir, ama bunların, belki de yüzde biri görebilmektedir.Yani insanların çoğu "bakar-kör" gibidir..

"Görenedir görene

Nasipsize ne çare..

Köre nedir, köre ne,

Bakar görmez biçare!"

 

Kur'an:

"İşte onu gördünüz. Ama bakıp duruyorsunuz!"[1] diye uyarıyor.

Yani Ondaki, faziletli farklılığı ve haklılığı anlayamıyorsunuz… İzan ve vicdan terazisinde tartmıyor, ibret ve hikmetle bakmıyor… Asıl yapan ve yaratan Allah'ın takdir ve taksimini kavramıyorsunuz" diyor.

"(Ey Resulüm) Onları Sana bakar görürsün. Oysa onlar görmezler!"[2]  ayeti de, bakmakla görmenin farklı şeyler olduğunu ortaya koymaktadır. Ve en mükemmel gözetleyici Allah'tır. "Sonra nasıl davranacağınızı gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler (Allah'ın tecelli ve temsilcileri) kıldık"[3] ayeti insanların ve olayların sadece dış görünüşlerine değil, onların iç yüzlerine, perde arkası heves ve hedeflerine ve asıl niyet ve neticelerine dikkat etmemiz gerektiğini de işaret buyurmaktadır.

Kur'an:

"(Ashabı Kehf, asırlar sonra dirilince): Şimdi içinizden birinizi, (yanınızdaki) bu paranızla, şehre gönderin de, baksın, hangi yiyecek temiz ise, size ondan rızık getirsin"[4]  ayetinde de, her şeye, iç yüzünü görmek için bakmak ve aslını, özünü araştırmak gerektiğini hatırlatmaktadır. Çünkü bugün bile çekici ve göz alıcı ambalaj ve marklar içinde ne kirli ve zehirli şeyler satılmaktadır!..

Ne hainler ve zalimler; "Kahraman ve kurtarıcı" kılıfı altında, toplumlara pazarlanmaktadır.

Sömürü sermayenin uşakları; solcu ve sosyal adaletçi… İstismarcı münafıklar; ılımlı İslamiyetçi… Atatürk'ün yedi düvelle savaşıp kurtardığı aziz vatanı, şahsi makam ve menfaat hatırına satılığa çıkaranlar; Kemalist ve ilerici… Mandacı bir kafayla Avrupa himayesine girmeğe can atan şaşkınlar; gerçek demokrat ve cumhuriyetçi olarak sunulmaktadır.

Hz.Musa'nın "Rabbim, bana göster, Seni göreyim!"[5]  teklif ve temennisi de, Allah'tan; gerçekleri, incelikleri, hikmetleri görebilme yeteneği… Kısaca basiret ve feraset istemek gerektiğini öğretmektedir.

"Herkes yarın (ölüm sonrası) için neyi takdim (ve tedarik) ettiğine baksın![6] ayeti de bakmanın: düşünüp taşınmak, ölçüp tartmak ve ciddi bir muhasebe ve murakabe yapmak anlamında olduğunu göstermektedir.

"Sizin için (kızıl) denizi ikiye ayırıp, sizi kurtardığımızı… Firavun'un avanesini ise gözlerinizin önünde boğup batırdığımızı hatırlayın!"[7]  ayeti de; ibret alınmayan, ders çıkarılmayan, devamlı hatırda tutulup ona göre doğru davranışlar yapılmayan, en acı ve çarpıcı olaylara bizzat şahit olmanın ve bunları yaşamanın bile hiçbir yararı bulunmadığını bildirmektedir.

Oysa, bakmak; düşünmek, değerlendirmek, incelemek ve irdelemek için bir araçtır. Amaç; hikmet ve hakikatleri görmek ve gereğini yerine getirmektir.

"Onlar, göklerin ve yerin melekutuna (Bağlı oldukları ilahi kudret ve kanunlara) ve Allah'ın yarattığı (bütün) eşyaya (tüm varlıklara)… Ve (kesin bir) ihtimalle, ecellerinin (ölüm gelip bu dünyadan göçmelerinin) de pek yakın olduğuna (hiç) bakmıyorlar mı?"[8]

Ayeti, göklere ve yerdekilere; canlı cansız her şeye ve ölümle biten ömür sürecine, sadece zevk almak için değil, asıl ders çıkarmak ve bütün bunların Yüce Yaratıcısını ve kul olarak sorumluluklarımızı hatırlamak ve hayırlı birisi olmaya çalışmak için bakmamız gerektiğini öğütlemektedir.

Ve yine Bakara Suresi 259. ayetinde, Cenabı Hak Üzeyir Peygamberin şahsında, bir ayette tam üç defa "Bak!.. Bak!.. Bak!.." buyurarak; doğayı ve olayları şuursuzca seyretmek değil, ibretle ve hikmetle inceleyip öğrenmek gerektiğine dikkatimizi çekmektedir.

"Hiç yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki; Kendilerinden öncekilerin, nasıl bir sona uğradıklarını görmüş olsunlar"[9]  ayeti de; tarihten ve harabelerden de mutlaka ders almamız ve yararlanmamız gereğini haber vermektedir.

"Ey iman edenler! (sürü gibi) bizi güt, bizi seyret" demeyin.( Bunun yerine) "Bizi gözet" deyin"[10]  ayeti de, yönetici ve başkanların: halkın davranışlarının nedenlerine ve sorunlarının kökenlerine inmelerini ve toplumun psikolojisine eğilmelerini istemektedir.

Zaten bir toplumu, hayırlı ve yararlı yönde değiştirmek, öyle baskıcı ve zorlayıcı tedbirlerle mümkün değildir.

Çünkü, bir toplumda kalıcı ve akılcı bir "değişim"in yaşanması için; Sünnetullah'a uygun bulunan (doğal ve doğru olan) sosyal kanunlar ve kademeler vardır:

1-"Bir kavim kendisini değiştirmedikçe, Allah O toplulukla olan (nizam)ı değiştirmez"[11]

2-Toplumdaki değişime ise: "fiil"den değil, "fikir"den başlanması gerekir. Çünkü beyin eğitimi olmadan, beden eğitimi taklitten öteye geçmeyecektir.

3-Toplumun fikren değişip doğrulması ve mevcut batıl ve bozuk zihniyetin esaret ve etkisinden kurtulması için de, önce örgütlenmesi ve organize edilmesi gerekir.

4-Değişimin ve devrimin çekirdeği olacak örgütlenmenin bilinçli, bilgili, becerikli ve birikimli bir lider şahsiyet tarafından başlatılması ve toplumun her kesiminde ulaştırılması ve yaygınlaştırılması ise; uzun, zorlu ve sabır isteyen bir dönemdir.

5-Parti, vakıf, sendika, sivil örgüt, medya, uluslar arası yapılanmalar gibi örgütler bünyesinde;

a-Bir yandan çekirdek kadro eğitilir, öğretilir ve elenir.

b-Bu kadrolar ve örgütler-organlar aracılığıyla toplum katmanlarında, giderek fiiliyata da yansıyan bir fikri olgunlaşma sürecine girilir.

c-Toplum, saplantı haline gelmiş sabit ve basit fikirlerden.. Bozuk ve baskıcı rejimin ruhi esaret ve etkilerinden… Benliğini kuşatan korku ve endişelerinden kurtulmaya… Bağımsız düşünüp karar verebilme yeteneği kazanmaya başlayınca, bundan sonra yaşanacak olan; geçiş süreçleri ve ara formüllerle demokratik devrim denemeleri ve "hazırlık hükümet dönemleri"dir.

6-Bütün kurumlar ve toplumsal katmanlar köklü ve kesin değişime hazır hale gelince, bilge liderin kontrolündeki çekirdek kadrolar eliyle, tarihi ve talihli devrim gerçekleştirilir…

7-Bu sefer devlet ve hükümet imkânlarıyla ve halkın ekonomik, psikolojik ve demokratik ihtiyaçlarının da karşılanmasıyla; top yekün iyileşme, yenileşme ve hayırlı yönde düzelme ve değişme safhasına ve yeni bir medeniyet sıçramasına sıra gelir.

Evet AKP iktidarı, ona destek veren Dışişleri Uzmanları ve Askeri kurmayları; Annan Planı'nın, 20 ciltlik koca bir ansiklopedi kadar olan 9 bin sayfalık özetine belki bakıyorlar… Ama içindeki, ayrıntılarda gizli hıyanet tuzaklarını ya görmüyorlar ve fark etmiyorlar… Veya, bile bile görmemezlikten gelip malum güçler hesabına hareket ediyorlar!..

Evet bakıp ta görmeyenler fark etmiyorlar. Annan Planı'nın karasularıyla ilgili detaylarını halktan saklayarak planı KKTC halkına kabul ettirmeye çalıştığını.. Yarın bunun mutlaka hesabının sorulacağını.. Bunun hesabının sorulacağı yerinde Yüce Divan olacağını düşünmüyorlar…

Ve Annan Planı'nın bu ekine göre Türk Savaş gemilerinin Kıbrıs'ın karasularına girmek için merkezi Kıbrıs yönetiminden izin almak zorunda kalacağını söylemiyorlar…"Bu durumun diplomasi hayatımızda yaşadığımız en büyük skandal" olduğunu bilmiyorlar.

Çünkü Plan'da belirtilen çizgilerden itibaren 12 millik sınırın belirlenmesi halinde Türkiye ile Kıbrıs arasındaki denizin büyük bölümünün Kıbrıs'ın karasuları sayılacağını ve bu suların Türk Savaş gemilerine kapalı olacağını, halktan gizliyorlar.

Bu metne evet diyen ve olur veren Dışişleri de, Genelkurmay yetkililerinin sorumluluğu üzerlerine aldıklarını, ama Annan Planı'nın karasularla ilgili eklerinden haberdar olmadıklarını açıklamıyorlar…

Ve tabi, değişmez ve doğal bir kanundur ki "Her toplum layık olduğu idarecileri buluyor." Çünkü hem idareciler gerçeği görmüyor veya gizliyor; hem de halk bu idarecilerin gaflet ve hıyanetini fark etmiyor!.

Hoca efendilerin ve hükümetlerin; Samimisiyle, sahtesini… Hayırlı hizmet vereniyle, istismar edenini fark edip ayırabilme yeteneğini ve sadıklardan taraf olma gayretini yitiren bir toplum: Gerçekleri görünceye ve Hak'ka dönünceye kadar da, başları beladan asla kurtulmuyor!

Bu konuyu Ramuz El- Hadis kitabından: Münafıklara işaret, bizleri de ikaz ve irşat eden bazı hadislerle aydınlatalım:

"Ümmetim için; Mü'minden de, müşrikten de korkmam. Ancak, dili bilgili (zahiren muttaki ve muhterem zannedilen ve alim geçinen) münafıktan korkarım. (Çünkü Onlar) marufu (hep hayırlı ve yararlı şeyleri) konuşurlar, ama sürekli münkeri (Müslümanlara ve İslam davasına zarar verici işleri) yaparlar.[12]

"Ben sizin için hikmetli (etkili ve ibretli) söz söyleyen, ama hıyanetle amel eden (ve zalimleri destekleyen) münafıktan korkarım"[13]

"Siz; münafıklık huşuundan (görünüşte Allah korkusu ve ahiret kaygusu taşıyormuş gibi davranıp, gerçekte dünyalık şöhret ve hıyanet peşinde olanlardan) sakının (ve bunlara kanmayın ve kapılmayın!)

Çünkü bunların bedeninde-kalıbında huşu olur, (görenleri hayret ve hayranlığa sevk eden ibadet ve hizmet erbabı gibi durur) ama kalbinde zerre kadar huşu (Allah korkusu) bulunmaz."[14]

İşte böylesi "münafıklara "Efendim" demeyin. (Bunları rehber ve lider edinmeyin) Kim bu (sıfatları taşıyan) münafıklara "Efendi…" diyerek saygı gösterirse, (Hoca efendi… Beyefendi diye önem verirse) Allah'ı gadaplandırmış olur."[15]

"Ümmetimin münafıklarının çoğu okumuş-yazmış (etkili-yetkili, bilgili-becerikli) Kimselerdir. (zaten böyle olmasalar, Müslümanları kandırmaları mümkün değildir."[16]

"Münafıklar, efendiniz (Hocanız, hükümetiniz) olursa, (ardından) Allah'ın kahrına uğrarsınız (ve bundan vazgeçmedikçe iflah olmazsınız)"[17]

Ve dikkat! Kur'an; münafık ve  marazlı yönetici ve yetkililere projektör tutuyor, görmeye çalışalım:

"İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatıyla (Ekonomik, sosyal ve siyasal huzur ve rahatla) ilgili sözleri, senin hayretine gider… (Görünüşte hayırlı ve yararlı olduğuna inandığı şeylermiş gibi söyler). Ve kalbindeki (hile ve hıyanete) rağmen, Allah'ı şahit tutar (Yemin eder) Hâlbuki O, azılı (ve münafık) bir hasımdır. (Rakip ve sinsi bir düşmandır)

O, sırtını dönüp gitti mi-veya (imkân ve iktidar sahibi olup) işbaşına geçti mi; yeryüzünde (ülkesinde) fesat çıkarmaya, ekini ve nesli kurutmaya (ziraatı ve ahlaki hayatı bozmaya) çalışır. Allah (c.c) ise bozguncuları asla sevmez! (Gerçek başarıya eriştirmez)

O'na "Allah'tan kork!" denildiğinde, İzzeti (şöhret, siyaset ve etiketinden kaynaklanan kibiri), O'nu kötülüğe ve nankörlüğe sürükler, (gaflet ve enaniyet benliğini kuşatır.)[18]

"Gerçek şu ki (hainler, zalimler ve şerli güçler) hileli (ve tehlikeli) tuzaklar-planlar kurdular. Oysa Onların (mazlumlar ve inananlar aleyhindeki) düzenleri-şeytani projeleri, dağları yerinden oynatacak (kadar kuvvetli ve dehşetli de) olsa, Allah katında onları (boşa çıkaracak ve hüsrana uğratacak şekilde) hazırlanmış düzenler vardır.

Sakın ha, Allah'ı; elçilerine (ve hak davetçilerine) verdiği vadinden (zafer sözünden) döner sanma! Gerçekten Allah, Azizdir ve mutlak intikam sahibidir"[19]

Müslüman kasabı ve çağın en canavarı Ariel Şaron'un özel talimatıyla Şeyh Ahmet Yasin ve ardından Abdulaziz Rantisi'nin katledilmesinden hemen sonra İsrailli işadamlarıyla görüşen ve çok samimi pozlar veren… Ve Siyonist Time Dergisi'nin kendisini "Dünyanın en etkili 100 kişisi arasında göstermesine" böbürlenen… Başpiyon olmakla Başbakan olmanın farkını göremeyen siyasilerle…

Aynı vahşi Yahudi Lobilerinin himayesinde hikmet üreten "Hoca Fendi.."lerin gerçek niyetini ve mahiyetini hala çözemeyen kimselerin, " fazilet kaçağı" ve "feraset fukarası" oldukları kuvvetle muhtemeldir.

İsrail vahşetini, Irak'taki Amerikan dehşetini… Bartolomeos'un hıyanetini… AKP Hükümetinin Kıbrıs cinayetini; hep hoş gören, boş veren nasipsizlerin: Milli Çözüm'ün haysiyetli ve cesaretli tespitlerine tahammül edemeyerek açtıkları tehdit telefonları ve terbiyesiz telaffuzları; tam bir samimiyetsizlik ve seviyesizlik göstergesidir.

Ama umuyoruz ki: Büyük çoğunluğu inancımıza ve insanımıza hizmetten başka gaye gütmeyen kardeşlerimiz;

"Koca Amerika arkasında ve AKP iktidarı yanında olmasına rağmen, bu Hoca efendimizi, eğer Türkiye'ye bile getiremiyorsak, bu durum, ülkemizde ve yeryüzünde, artık Siyonist merkezlerin değil, Milli Güçlerin etkin ve yetkin olduğunun alametidir!" gerçeğini anlama ferasetini gösterecektir…

Ve bu Siyonist oyunları ve sinsi piyonları sezerek; Hz.Üstad'ın müjde ve mesajları doğrultusunda, milli ve yerli gayretlere yönelecektir.

On beş sene önce İzmir'de yaptığı bir konuşmada, başörtülü kızları ve onlara destek çıkanları kastederek:

"Bu anarşistlerin oyununa gelmeyin!.. Biz muhabbet fedaileriyiz. Huzur ve itminanın yanındayız"[20]   diyen ve başörtülülere zulmeden iktidarın yanında olduklarını ilan eden Fetullah Gülen'in şimdi de; "Ilımlı İslam ve hoşgörü" edebiyatıyla, inancımızı ve insanımızı yozlaştırmak isteyen dış güçlere taşeronluk yaptığını, artık herkes görmelidir.

İslami kimliğinden ve Milli Görüş gömleğinden kurtulmak(!) ve kendilerini malum güçlere kanıtlamak için, milletvekillerine, önce "Selamun aleyküm"ü, sonra "Allah'ın selamı üzerinize olsun, Allah'a emanet olun" gibi İslami söylemleri bile yasaklayan…

Yani, Türkiye örneği diye, İslam alemime ihraç edilmek istenen, Anglasakson tipi Laiklik formülüne ve Layt İslam modeline mankenlik yapan AKP iktidarının, bütün kutsallarını inkarcılığı da artık hiçbir kılıfa sığmayacak kadar, açık ve nettir!..

Ama, tabi; şaşılar ve Siyonist gözlüğü takan şapşallar hariç…

"Görenedir, görene!..

Köre nedir, köre ne?"


[1] Ali-İmran:143

[2] Araf:198

[3] Yunus:14

[4] Kehf:19

[5] Araf:143

[6] Haşr:18

[7] Bakara:50

[8] Araf:185

[9] Yusuf:109

[10] Bakara:104

[11] Rad:11

[12] Hz. Ali'den / 146-6

[13] Hz. Ömer'den / 137-4

[14] İbni Mesud'dan / 176-6

[15] Hz. Büreyde'den / 56-13

[16] Hz. İbni Amr'dan / 80-2

[17] Abdullah İbni Büreyde'den / 56-13

[18] Bakara:204-206

[19] İbrahim:46-47

[20] Nuray Mert 29-4-2004 Radikal- ayrıca Ruşen Çakır. Ayet ve Slogan Sh:110

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abonelik
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

AHMET AKGÜL KİMDİR?

INTRODUCTION OF USTADH AHMET AKGÜL

رسالة تعريفية لمعلمنا أحمد أكجول

قبل مؤتمر النظام العادل في جامعة قيرغيزستان أراباييف، والذي حضرناه، قدم أحد المحاضرين أستاذنا أحمد أكجول على النحو التالي: أحمد أكجول موجود في تركيا؛ إنه عالم ومثقف نادر جدًا يجمع بين المبادئ الإسلامية والمتطلبات الإنسانية، وفكر أتاتورك في التغيير والقومية الإيجابية والتوازن الاجتماعي. ألف حوالي 100 كتاب، بعضها في 3 مجلدات، وجميعها أعمال فريدة وأصيلة. 10 من الكتب؛ تمت ترجمته إلى الإنجليزية والروسية واليابانية والفارسية والفرنسية والعربية. البروفيسور الراحل، أحد رؤساء وزراء تركيا الأسطوريين. دكتور. ويعتبر من أكثر الطلاب المميزين وأتباع نجم الدين أربكان.
لقد حضر المؤتمرات العلمية في جميع أنحاء تركيا وأوروبا والجغرافيا الإسلامية منذ ما يقرب من 40 عامًا. إنه رجل حكيم تنبأ وشرح التطورات المهمة في تركيا ومنطقته والعالم قبل عقود، وتعرض للعديد من المشاكل والهجمات لهذا السبب، لكنه كان دائما على حق في النهاية. وهو رئيس تحرير مجلة الحل الوطني، التي يتابعها عن كثب كبار البيروقراطيين العسكريين والمدنيين، وأساتذة الجامعات، والكتاب والمعلقين المهمين، ومسؤولي الدولة في تركيا. ضد الأنظمة الرأسمالية والاشتراكية والليبرالية في العالم؛ فهو يحتوي على الجوانب الجيدة والمفيدة لجميعها، لكنه يترك الجوانب السيئة والضارة؛ سيدنا، الذي أعد ودافع عن برامج النظام العادل الأصلية القائمة على العقل والعلم والتاريخ والضمير والقرآن، يبلغ من العمر 74 عامًا وأب لخمسة أطفال. لا يتقاضى إتاوات أبدًا عن أي من كتبه أو مجلاته أو مقالاته أو مؤتمراته، ويعيش حياة متواضعة بعيدًا عن الترف والراحة، ويغطي نفقات كل ذلك بحوالي 40 من الرفاق المتطوعين والمخلصين في سبيل الله. المعلم الذي يدافع عن "حرمة التبشير بالعلم" وبالتالي لا يدين بالشكر لأي مركز أو حكومة. باستثناء ما يقرب من 105 من أعمال أستاذنا، حتى الأحزاب والحكومات تظل غير مبالية؛ الدين والأخلاق في المرحلة الابتدائية: 4-5، المرحلة المتوسطة: 1-2-3، المرحلة الثانوية: 1-2-3-4 والجامعة: 1-2-3، وفقاً للحقائق العلمية وجوهر الإسلام. ولكن بغض النظر عن أي طائفة، فقد أعد كتب العلم. خلال أحاديثهم المميزة جداً، كتلاميذه ومتابعيه المخلصين: "كيف أعددتم هذه (100) كتاباً يزيد عن مائة، كيف رتبتم وقتكم؟" أجاب أستاذنا أحمد أكجول على أسئلتنا كالتالي، ليكون قدوة وتشجيعًا لنا:



1- منذ ما يقرب من 60 عامًا، باستثناء الأمراض الخطيرة والصعوبات الكبيرة؛ ولم أؤجل عمل اليوم إلى الغد، كما أنني لم أحاول تأجيل عمل الصباح إلى الظهر أو عمل الظهر إلى المساء. لأنه لا ينبغي لي أن أضيع رأس مال حياتي المحدود في مساعي فارغة ومجانية يسميها القرآن الإلغاء ويحرمها

 

2- حتى لو كان شخصًا لديه معرفة وخبرة في موضوع ما، حتى لو كان أصغر منا كثيرًا... حتى لو كان شخصًا عاديًا وبسيطًا، فأنا لا أشعر بالإهانة أبدًا عند الاستماع إليه أو تعلم شيء ما، لأن أكبر عائق أمام التعلم والحصول على العلم هو الكبرياء والكبر

-3ما حصلنا عليه؛ حاولت أن أقرأ وأفهم كتابات وكتب الجميع، محليًا أو أجنبيًا، يساريًا أو يمينيًا، أعرفه أو لا أعرفه، أحبه أو أكرهه.
4- كنت أسجل المعلومات التي تعلمتها وأجد أهميتها منها أو مما سمعته في البرامج والمؤتمرات التليفزيونية، ولم أتردد قط في كتابتها ونقلها بذكر أصحابها
5- من خلال الوقوع في الرغبات والاعتراضات التعسفية من أقرب أقاربي ورفاقي وأعضاء الحزب وذوي المناصب ذات النفوذ والكفاءة... أو من منطلق حرصي على راحتي ومصالحي الشخصية، لم أخفي أبدًا الحقيقة التي قالها لي يجدها العقل والضمير نافعة ومفيدة، ولم أصعب فهمها بتغليفها بأغلفة مختلفة
6- كل الأشخاص الذين التقينا بهم في أي مناسبة وأصبحنا قريبين بما يكفي لتناول كوب من الشاي أو السفر لمدة ساعة على متن الطائرة؛ حاولت مساعدتهم على اكتساب وزيادة وعيهم الأخلاقي والضميري وكرامتهم، وخاصة سلامهم الروحي والعالمي. بمعنى آخر، كنت أهدف إلى أن أكون مفيداً له، وليس أن أستفيد من منصبه وفرصه ومجاملاته.
7- ولعل ذلك يعتبر ثمرة ومعجزة للأهداف والجهود المخلصة... وطبعا بفضل الله تعالى وفضله لا بد من قراءة كتاب ما يقارب 700 صفحة بسرعة في ساعة أو ساعتين. وتهنئة هذا الكتاب وانتقاده عمدا، والحمد لله أن إنتاج ملاحظات من 10 صفحات أصبح أسهل بالنسبة لنا.
أطيب التحيات…

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...