"Laiklik"in doğum yeri kabul edilen Fransa da; başörtüsü sorunuyla ilgili tartışmalar üzerine; "Laikliği araştırma" komisyonu kurulduğu TV. Haberlerinde dinlemişsinizdir.
Yani Fransa bile, Laikliğin ne olduğu konusunda hala net bir tanım yapabilmiş değildir.
Zaten Dünyanın hiçbir ülkesinde laiklik kavramının kesin ve açık bir tarifi yapılamadığı gibi; adil bir tatbiki de gösterilememiştir.
Erbakan Hoca'nın: "Gelin anayasamıza, laikliğin tanımını ve Türkçe karşılığını yazalım" teklifi hep duymazlıktan gelinmiştir.
Çünkü kötü niyetli ve bozuk tiyniyetli bir kesim, İslam düşmanlığı yapabilmek için, Laikliğin hep böyle muğlak kalmasını istemiştir.
Laiklik: Din hizmetleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılması ise, yerindedir.
Laiklik: Farklı din ve mezhep mensuplarına, devletin ve adaletin aynı mesafede kalması ise, güzeldir.
Laiklik: Değişik din ve düşünceye sahip kesimlerin, birlikte hoşgörü ve barış içerisinde yaşama şartlarının hazırlanması ise, tabiî ki gereklidir.
Laiklik: Devletin ve düzenin, belli bir inancın veya din adamları sınıfının güdümüne bırakılmaması ise, elbette isabetlidir.
Laiklik: Herhangi bir dine veya dinsizliğe mensup olmanın, devlet ve hukuk önünde; ne özel bir imtiyaz ve hürmet, ne de kasıtlı bir mağduriyet ve mahrumiyet nedeni sayılmaması ise, herhalde sahiplenmelidir.
Ancak;
Laiklik; Bir ülkenin anayasaları yapılırken ve diğer gerekli kanun ve kurumları hazırlanırken, toplumu oluşturan unsurların ve hele kahir çoğunluğun "dinini, manevi değerlerini, gelenek ve göreneklerini, örf ve adetlerini hiç hesaba katmama, esas almama" şeklinde ifade edilmek isteniyorsa, bu hem imkânsızdır, hem haksızlıktır, hem de yararsızdır! Üstelik doğal ve sosyal kanunlara da aykırıdır. Ve zaten Laikliğim böyle anlaşılıp uygulandığı tek bir ülke dahi yoktur. Çünkü halkın kimliğini, kültürünü ve hayat tarzını şekillendiren en önemli etken olan "Dini" dışlayarak hazırlanmış ve halka onaylatılmış-despotik düzenler dışında, tek bir demokratik örnek bulanamayacaktır.
Ve bu açıdan, hâlihazır anayasamız da… Diyanet teşkilatı kurumu, kanunları ve uygulaması da, laikliğe aykırıdır… Ve "devletin temel nizamını kısmen de olsa dini temellere dayandırma" suçlamasının muhatabı konumundadır!?
Halbuki, hukuk, halk içindir. Halkın inancını ve manevi ihtiyacını hesaba katmayan ve özellikle "İslam" kokusu aldığı her şeye düşman tavrı takınan bir anlayış ve yaklaşım laiklik değil, ladinliktir (Dinsizliktir) ve laubaliliktir.
Böyle yanlış ve tutarsız bir uyarlama ve uygulama:
- Önce, Devlet-Millet barışını bozacak
- Din-Devlet zıtlaşmasını ve çatışmasını doğuracak
- Ülkede huzur ve güven ortamını sarsacak
- Ekonomiden eğitime, yatırımdan üretime, sanattan kültüre, her yönlü kalkınmayı ve hayırda yarışmayı ortadan kaldıracak
- Ve nihayet o ülkeyi, dış güçlerin yarı sömürge sahası, hükümetleri ise, uzaktan kumandalı kuklası durumuna sokacaktır…
Bunun en acı ve çarpıcı örneği ise, maalesef, Türkiye'dir. Nisan 2004 teki Milli Egemenlik ve Siyaset Sempozyumu sırasında Recep T. Erdoğan'ın "Batıda bir söz vardır: parayı veren akıbetine hakim olur" ifadeleri; Türkiye'nin, IMF'nin verdiği borç paralarla nasıl esir alındığının, bir nevi dolaylı itirafı gibidir.
Laiklik bahanesiyle, başörtüsüne, İmam-Hatip lisesine sataşanların… Ve gelişmeleri Kur'ani bakış açısıyla değerlendiren ve doğruyu söyleyenlere savaş açanların, özellikle AKP iktidarı döneminde mantar gibi ve izinsiz olarak çoğalan kiliselere ve masum bir din tebliği yerine, Türkiye'yi sömürgeleştirmeyi amaçlayan misyonerlik faaliyetlerine niye ses çıkarmadıkları üzerinde dikkatle düşünmelidir.
Zaten AKP bu gibi sorunları çözmenin değil, istismar etmenin peşindedir. Ve yine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Denktaş'ın "Annan Planıyla bağımsızlığımız elden gidiyor" sözlerine karşı "Hangi egemenlikten bahsediyorsun… Bir kasa portakal satamıyorsun… Ülkende futbol maçları yapamıyorsun!" şeklindeki sömürge valisi tipi talihsiz tepkisi de bu AKP hükümetinin ve faizci-IMF'ci ve AB'ci zihniyetin, Laiklik ve demokrasi demagojileriyle ülkemizi ve geleceğimizi hangi karanlık neticelere sürüklemek istediklerini taze bir göstergesidir.
Öyle ise; acilen ve kesinlikle:
- Evrensel hukuk kurallarına
- Temel ve genel insan haklarına
- Toplumumuzun tabii yapısına ve tarihi mirasına
- Halkımızın inanç ve ahlak esaslarına
Uygun olarak, "Laiklik"in tanımı, ilgili ve ilmi otoritelerce mutlaka yapılmalı ve bu Türkçe tarifi anayasamıza yazılmalıdır.
Ki, her önüne gelen, Laikliği keyfince yorumlamayıp yozlaştırmasın… Bu laiklik, İslam düşmanlığı şeklinde uygulanmasın…
Savcılarımız ve hâkimlerimiz de, hangi temel yasalara ve hangi genel esaslara dayanarak karar vereceği konusunda sıkıntı ve şaşkınlık yaşamasın…
Bu arada şunu da hatırlatalım ki, Atatürk Tevhidi Tedrisat Kanununu, o dönemde Türkiye'de yaygınlaşan ve kendi dilleriyle eğitim yapıp Hrıstiyan kültürünü aşılayan yabancı okulların tahribatından gençliğimizi kurtarmak ve Milli Eğitim programıyla neslimizi koruma altına almayı amaçlamıştı.
Ama ondan sonra gelenler, Atatürk'ün çıkardığı bu yasayı, tam aksine Milli ve manevi eğitim veren İmam-Hatiplere karşı kullanmaya başladılar

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Milli Çözüm'ün İlk Defa Kaleme aldığı HACC VE MEŞ'ARİL HARAM(ŞUUR DONANMA MEKÂNI) adlı Şuur ve…
Öncelikle bir hakkı haklıya vermek gerekir. Milli Çözümün 31 Ağustos 2025 tarihinde "Kemal Kılıçdaroğlu Haklıydı…
Mutlak Butlan Mevzusunu değerlendirirken 1 yılı geçkin süre öncesi kaleme alınan makaleyi de hatırlamak yararlı…
Milli Çözüm Feraseti Birkez Daha Haklı Çıkmıştı. Sn Kılıçdaroğlu Bu Kez Şansını İyi Kullanmalıydı…! Geçen…
Her parti temsilcileri Mutlak Butlan sonucuyla ilgili mahkeme kararıyla ilgili görüşlerini açıklama yapmışken acaba İktidar…
Necmettin Erbakan Hocamız; ABD yönetimi için "Terbiye edilmemiş vahşi aygır" tabirini kullanmıştı. Erbakan Hoca’nın "Vahşi…
Ülkemizin ve insanlığın kurutuluşa ermesi için ilk adım, bir Milli Mutabakat Hükümetinin kurulması olacaktır. Kılıçdaroğlu…
Siyasetin meşruiyeti yalnız sandıktan değil, vicdandan ve adaletten de beslenir. Eğer delegelerin iradesi şaibe altında…
Mevcut iktidarın ülkeyi soktukları ekonomik çıkmaz, mensuplarının ve yandaşlarının yurtdışındaki şahsi malvarlıkları ve diplomasideki cıvıklaşmış…
İYİ Kİ MİLLİ ÇÖZÜM VAR DEDİRTEN BİR MAKALE İLE YİNE BAŞBAŞAYIZ: MİLLİ ÇÖZÜM HAKKI HAK…