ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün475
mod_vvisit_counterDün1835
mod_vvisit_counterBu Hafta2310
mod_vvisit_counterGeçen hafta16507
mod_vvisit_counterBu Ay14217
mod_vvisit_counterGeçen Ay85276
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18589478

IP'niz: 18.212.120.195
Bugün: 07 Ara 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12866879

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

Osman Kabaktepe’yi Sn. Erdoğan’a, OĞUZHAN ASİLTÜRK MÜ TAVSİYE BUYURMUŞLARDI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 51
ZayıfMükemmel 

 

Osman Kabaktepe’yi Sn. Erdoğan’a,

OĞUZHAN ASİLTÜRK MÜ TAVSİYE BUYURMUŞLARDI?

      

1 Mart 2021 tarihinde Kudüs TV’de canlı yayına bağlanan Oğuzhan Asiltürk, “Erbakan Özel” programının sunucusunun, AKP İl Başkanlığına seçilen Osman Nuri Kabaktepe ile ilgili sorusu üzerine şu açıklamaları yapmıştı:

-Sunucu: Şimdi Ak Parti il Başkanı Osman Nuri Kabaktepe görevi devraldı ve şöyle bir deklare ediliyor toplum tarafından da aslında özlenen bir tablo bu, 94 ruhuyla 2023 hedefi… Siz bu bayrak değişimini nasıl görüyorsunuz efendim?

-Oğuzhan Asiltürk: “Çok olumlu görüyorum... Bakın (buradan) Sn. Cumhurbaşkanına huzurunuzda teşekkür ediyorum. Kendisi mezun olduğu zaman, (henüz) genç (bir) kardeşimizken, ben belli makamlarda idim. Bana devamlı abi (demiştir) diyebilir. (Cumhurbaşkanı olarak) Beni (evimde) ziyarete geldikten sonra (aykırı yaklaşımlar ve yanlış yorumlar yapıldı…) bütün bunların hepsinin önlenmesi için elimden gelen her şeyi yaptım. Bizim şimdi tutup da bu kadar (sıkıntılı bir) ortamda hepimizin şikâyet ettiği bu çatışmayı ortadan kaldıran insanlara geçmişte (şunlar yaşanmıştı) geçmişte böyle (davranmıştı) dememiz akıl ve mantıkla bağdaşmaz. Biz günü yaşıyoruz. Bugünü yaşıyoruz dün geçtiği gibi, bundan aylar yıllar önceki durum da geçip gitmiştir ve bitmiştir. Şimdi bugünü yaşayacağız, bugün hepimiz birbirimize iyi davranacağız. Ben takdir ile söylüyorum ki şu anda bize hiçbir parti kötü davranmıyor. O da benim çalışmalarımdan ileri geliyor. Bu kadar gayret gösterdiğimi herkes biliyor. Hele Erbakan’la ilgili, geçen akşam yapılan o anma toplantısında diğer partinin konuşmacıları ben konuşma yaptıktan sonra samimi olarak elimi sıkarak teşekkür ederek yanımıza geldiler. Niye? O konuşmayı siz de dinlediniz, kimsenin aleyhinde bir şey söylemiyorum, buna ihtiyacımız var. Ama bazen siyasiler buna uymuyorlar, yanlış yapıyorlar.”

Bu sözlerin açılımı: Artık “Adil Düzen, İslam Birliği Projeleri ve Erbakan’ın tarihi girişimleri” anlamını ve önemini yitirmiş durumdadır. AKP ile alakalı geçmişteki ithamlarımızı da bırakmamız lazımdır. Bu nedenle artık bugüne bakmalıyız ve Siyonizm’in güdümündeki AKP ve Erdoğan iktidarının dümen suyuna katılmalıyız. İlmi, insani, İslami ve Milli gerçeklere değil, çağın gereklerine göre davranmalıyız. Osman Nuri Kabaktepe gibi Millî Görüşçüleri, AKP’nin ve arkasındaki güçlerin hizmetine sokmalıyız ve bunu büyük bir başarı ve Erdoğan’ın yeniden Millî Görüş’e sarılması olarak sunmalıyız!..”

Acaba, Oğuzhan Asiltürk’ün en sağlam elemanlarından Osman Nuri Kabaktepe, AKP İstanbul İl Başkanlığına niçin ve nasıl atanmıştı?

-Erbakan'ın isteğiyle dört yıl Saadet Partisi Gençlik Kolları Başkanlığı yapan…

-AKP kurulurken bu partiye katılmayıp Saadet Partisi'nde kalan…

-Saadet Partisi'nde İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel İdare Kurulu Üyeliği gibi görevlerde bulunan…

-Partisinden Belediye Başkan Adayı olan…

-Ve Oğuzhan Asiltürk’ün özel ekibinden ve sadık bendelerinden birisi olarak tanınan ve Milli Çözüm’e özel hıncı bulunan Osman Nuri Kabaktepe kısa süre önce SP'den AKP'ye geçip, İstanbul İl Başkanlığını niçin almıştı? Onu kim hazırlayıp bu noktaya taşımıştı?

Kimileri de Erdoğan'ın Saadet Partisi ile yakınlaşmasını “öze yöneliş” olarak yorumlamıştı. Oysa mesele bundan daha derinde yatmaktadır. Erdoğan'ın ne yapmak istediği henüz tam olarak anlaşılmamıştır.

Bu arada iddia o ki, Erdoğan ile Asiltürk görüşmelerinde İstanbul İl Başkanlığı pazarlığı yapılmıştı! 

“Bakınız Sağcı milliyetçi parti olarak, daha düne kadar Erdoğan'a ağır eleştiriler yönelten Devlet Bahçeli/MHP bugün niçin Cumhur İttifakı içinde yer almıştır?

Ve yine Solcu ve sosyalist takınan ve daha düne kadar Erdoğan'a ağır eleştirilerde bulunan Doğu Perinçek/VP bugün niçin Cumhur İttifakı’nın destekçisi olup çıkmıştır?

Aslında bu iki sorunun cevabı ile Oğuzhan Asiltürk'ün Erdoğan ile yakınlaşmasının da yanıtı aynıdır. Erdoğan'ın partiler ittifakıyla 2023'ü kazanamayacağını, stratejik hedefinin ülke siyasetini ikiye bölmek olduğunu artık anlamak lazımdır.

1- Milliler… 2- Gayri milliler.!?

Erdoğan; “gayri milliler” safına CHP ve HDP merkez yönetimlerini sokmayı amaçlayarak “milli seçmenleri” yanına almaya çalışmaktadır.” diyen Soner Yalçın (Bak: 02 Mart 2021) Sn. Erdoğan’a bu aklı aşılayan ve Türkiye’nin kendi güdümünde iki kutuplu bir yapıya taşınmasını amaçlayan asıl odağın Siyonist Yahudi Lobileri olduğu gerçeğini gizlemeye çalışmaktaydı!..

Oğuzhan Asiltürk, Erdoğan'ı daima pragmatist/takiyyeci olarak tanıtmış; sadık dava adamı saymamıştı.

-Bu nedenle, Erdoğan'ın 1985'teki İstanbul İl Başkanı olmasına karşı çıkmıştı.

-Bu nedenle, Erdoğan'ın 1989'daki Beyoğlu Belediye Başkanlığı Adaylığına soğuk bakmıştı.

-Bu nedenle, Erdoğan'ın 1991'de milletvekili seçilmesine engel olmuşlardı. (Öyle ki, Erdoğan seçimi kazanıp mazbatasını aldıktan sonra, seçim kuruluna yaptırdığı itirazlar ile -fazla tercihli oy alan- Mustafa Baş'ın milletvekili olmasını sağlamıştı.)

-Bu nedenle, Erdoğan'ın 1994'te İstanbul Belediye Başkanlığı Adaylığını uygun bulmamıştı. (Erdoğan kazanınca yanına hemen Ali Müfit Gürtuna'yı koymuşlardı!)

Asiltürk bu tavırlarından dolayı Erbakan ile de karşı karşıya gelmekten sakınmamıştı; kiminde başarılı olmuş, kiminde olamamıştı…

Güya, Asiltürk için “ne olursa olsun kazanmak” önemli değildi; önceliği davadan taviz vermemek olarak yansıtılmıştı.

Peki… AKP'yi; sağcıların, liberallerin, TÜSİAD-ABD'nin kurdurttuğunu söyleyen Asiltürk'ün, bugün Erdoğan ile diyalog kurmasını ve onunla iş birliği çağrısını nasıl değerlendirmek lazımdı?

Çünkü Oğuzhan Asiltürk’ün bu tavrı sadece gizli ve sinsi Siyonist planın bir parçasıydı!

Böylece, görünüşte Tayyip Erdoğan’a karşıymış gibi davranacak, ama gerçekte Onu parlatıp öne çıkarmaya çalışacak ve ileride Erbakan’a hıyanet edip ayrılmasını sağlayacaklardı! İşte Sn. Erdoğan’ın Oğuzhan’ı evinde ziyaretleri ve Osman Nuri Kabaktepe’nin AKP İstanbul İl Başkanlığına getirilmesi ve şimdi Oğuzhan Asiltürk’ün Saraya davet edilmesi, bu sinsi ve Siyonist planın adım adım uygulamasıydı.

Zaten Osman Nuri Kabaktepe’yi, Sn. Erdoğan’a, kendilerini evinde ziyarete geldiklerinde bizzat Oğuzhan Asiltürk’ün tavsiye ettikleri de konuşulup yazılmaktaydı. Oğuzhan’ın Kudüs TV’ye bağlanıp konuştuklarından sonra bile, hâlâ Onun niyetini ve tıynetini anlamayan SP’li kardeşlere artık diyecek sözümüz de kalmamıştı.

Kanaatimizce; İlahi takdirin AKP’ye fırsat vermesinin en önemli hikmetlerinden birisi de:

Tüm İslamcıların ve Din istismarcılarının, gerçek ayarını, aklını, amacını ve ahlâkını ortaya çıkarmasıydı. Ve tabi sadık Millî Görüşçülerle sahtekârların da ayrışmasıydı! Yıllarca Demirelcileri ve Özalcıları “faizcilikle, Haçlı AB’cilikle, fuhuş ve zina tahrikçiliği ile, Siyonist güçlerle işbirlikçilikle” suçlayıp sataşan sözde şeriatçıların, sahte İslamcıların, riyakâr tarikatçıların, gerçekte din istismarcıları oldukları, İslam gayreti ve dava hamiyeti taşımadıkları AKP sayesinde açıklık kazanmıştı!

Değerli Millî Gazete Yazarı Mustafa Kasadar haklıydı ve şu tespitleri dikkate alınmalıydı:

“O halde davanın temel esaslarından taviz verilerek yapılan işbirliklerin hiçbir İslami tarafı yoktur. Temel esaslar asla pazarlık konusu yapılamaz. Davanın seyrine dışarıdan müdahale yapılması asla kabul edilemez. Bu kural, bizim dışımızdakilerle yapılacak işbirliklerinde kırmızı çizgimiz olmak zorundadır.”[1]

Marazlı Mantık Zırvaları!

Osman Kabaktepe’nin AKP İstanbul İl Başkanı atanmasını, “Erdoğan’ın Milli Görüş’e dönüş yapması!?” olarak yorumlayıp yamuklaşan Elâzizci zavallılar, bu tertibin; her fırsatta ağız dolusu küfürler savurdukları Oğuzhan Asiltürk’le birlikte tezgâhlandığını ise hiç gündeme getirmiyorlardı. 19 yıl boyunca yapmadığı maddi ve manevi tahribat kalmayan Erdoğan’ı bir Kabaktepeli’yi İl Başkanı yaptığı için aklamaya çalışıp alkışlayanlar, aslında Oğuzhan gibi, Erdoğan gibi; Erbakan’ı bitirme ve üzerine beton dökme çabalarının gizli destekçileri olmasınlardı!?

“CB Erdoğan, ‘Fikri İktidar olamadık’ demişti. İstanbul İl Başkanlığına Milli Görüşçü Osman Nuri Kabaktepe'nin getirilmesi, fikri iktidara giden yolun ilk köşe taşıdır. CB Erdoğan, İstanbul İl Başkanlığına Milli Görüşçü Osman Nuri Kabaktepe'yi getirmesi Milli Görüş gömleğini giymesi anlamını taşır. Ancak bunu resmen söyleyemez. Muhatapları bunun böyle olduğunu anlıyor.

AKP İstanbul İl Başkanlığına Milli Görüşçü Osman Nuri Kabaktepe'nin getirilmesine en fazla itiraz samancı Saadetçiler ile salako-palyaço YRP'lilerden geliyor. Milli Görüş Hak davadır. Hak davayı kimse tekeline, tahakkümü altına alamaz. Hak davayla ilgili kimse ruçhaniyet iddiasında bulunamaz.”[2] safsataları, gerçeklerin saptırılmasıydı ve hatta sapkınlıktı.

Yeni gömlek arayışı!

“Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan’ın başlatmış olduğu parti ziyaretleri hakkında ‘çok şey’ konuşulmaktaydı. Herkes kendine göre bir yorumla olayı anlamaya çalışmaktaydı. Bu ziyaretleri ‘sıradan nezaket’ ziyareti olarak görenler de var, ziyaretlerin ardında başka niyetler arayanlar da vardı! Bize göreyse bu ziyaretler ‘yeni gömlek’ arayışından başka bir şey sayılmazdı. Tabir caizse bu ziyaretler ‘yamalı bir gömlek’ arayışıydı! Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra sırtlarına geçirmiş oldukları ‘Cumhur İttifakı gömleğinin’ artık çok yıprandığını ve mutlaka onarılması gerektiğini düşünenler ‘yeni bir gömlek’ için kolları sıvamış durumdalardı. Kendilerine ‘yeni bir gömlek’ dikeceklerdi ama ellerindeki malzeme ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmamaktaydı. Hâl böyle olunca bu ziyaretlerle kendilerine yakın gördükleri ve ‘kafa dengimiz olabilirler’ dedikleri partilerin kapısını çalarak yeni gömlek için malzeme yardımı talep ediyorlardı. Yani bu ziyaretler artık sırtlarına dar gelen Cumhur İttifakı gömleği yerine yeni bir gömlek koyabilmek için yapılan çalışmalardan başka bir anlam taşımazdı.

Ziyaretler sırasında neler konuşulduğunu tam olarak bilmediğimiz için Cumhur İttifakı yönetiminin bu ziyaretlerden istediği sonucu elde edip etmediğini bilmiyoruz. Ama geçmişteki dışlayıcı ve küçük görücü tavırları hatırlayınca bir iki ziyaret ile geçmişten gelen sıkıntıların ortadan kaldırılmasının mümkün olmayacağını düşünüyoruz. Dün yüzlerine dönüp bakılmayanların, randevu talepleri duymazdan gelinenlerin bugün ziyaretçilerine çok sıcak davranmasını beklemek aşırı iyimserlik olmaz mıydı? Elbette kapılar herkese açık olacaktır. Elbette gelen misafire azami saygı sunulacaktır. Ancak bunlar ziyaretçinin isteklerinin tümüyle kabul edildiği anlamı taşımazdı.”[3] diyen değerli Milli Gazete yazarımız, acaba hâlâ yanıldığının farkına varamamış mıydı? Çünkü Oğuzhan Asiltürk, Sn. Erdoğan’ın istediklerinden çok daha fazlasını sunmuşlardı…

Sn. Kabaktepe’nin; “Hedef 94 Ruhu” adı altında bir proje ayağı olarak tepeden inme bir şekilde İstanbul İl Başkanlığına atanması sıradan bir olay sanılmamalıdır!

“Şecaat Arz Ederken Merd-i Kıbtî Sirkatin Söyler” diye bir söz vardır. Sn. Kabaktepe’nin AKP İstanbul İl Başkanlığı web sitesindeki, kendilerini sözde övüp aklamak ve Milli Görüş camiasına göz kırpmak niyeti ile yapıldığı sırıtan öz geçmişini okuyunca bir çok insanın aklına ne gelir bilemeyiz. Ama Milli Görüş camiasında çok değerli ve ancak belirli bir bilgi, birikim ve düşünce seviyesindeki bir bilinçli teşkilatçının gelebileceği görevlere gelmiş olan ve bütün bu gerçeklere vakıf olduktan sonra da terk edip giden kimseler için hatırımıza:

“Şüphesiz, kendilerine hidayet (ve İslami mesuliyet) açıkça belli olduktan sonra, (Milli ve manevi istikametten ve insani düşünceden ayrılıp) gerisin geri (küfre ve nankörlüğe) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere (dünyalık gaye ve gailelere) kaptırmıştır.”[4] ayetinin ikazları takılmaktadır...

Sn. Kabaktepe, STK çalışmaları yapmış ve Maarif Vakfı'nda üst düzey yöneticiliklere atanmıştır!

Kısa bir dönemde iş nedeniyle Suudi Arabistan'da bulunan Kabaktepe, birçok sivil toplum kuruluşunun çalışmalarında yer aldı. Kendi sitesinde aktardığı üzere Kabaktepe'nin yer aldığı bu kuruluşlar arasında İlim Yayma Cemiyeti, İHH İnsani Yardım Vakfı, Uluslararası Müslüman Alimler Derneği, Yedi Hilal Derneği, 2016 yılında Türkiye Maarif Vakfı da bulunmaktadır. (Bunların çoğunda Oğuzhan Asiltürk’ün onayı ile görev almıştır.)

Ancak Osman Nuri Kabaktepe’nin daha dikkat çekici özelliği ise Erdoğan Ailesine ve AKP’ye yakınlığı ile bilinen, pek çok kamu kaynağının özellikle belediyeler aracılığı ile aktarıldığı, kendisine arsa ve yurt tahsisi yapılan TÜGVA isimli vakfın Yüksek İstişare Kurulu üyesi olmasıdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan da aynı vakfın Yüksek İstişare Kurulu üyeleri arasındadır.

Maarif Vakfı’nda Yönetim Kurulu Üyesi Yapılmıştır!

Osman Nuri Kabaktepe, halihazırda 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AKP’nin yurtdışında faaliyet gösteren Gülen cemaati okullarını bünyesine almak için kurduğu Türkiye Maarif Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkan Vekili görevine de atanmıştır. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası kurulan ve yurtdışında eğitim alanında faaliyet gösteren vakıf, hem çeşitli ülkelerde eğitim merkezleri açmış hem de daha önce Gülen cemaatine ait birçok okulu bünyesine almıştır. Türkiye Maarif Vakfı; 17.06.2016 tarihli 6721 sayılı kanun ile kurulan ve yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti adına Milli Eğitim Bakanlığı dışında doğrudan eğitim kurumu açma yetkisine sahip tek kuruluş konumundadır.

AKP’nin Yeni İstanbul İl Başkanı Osman Kabaktepe “İHALE ŞAMPİYONU” Şirketin Ortağıdır!

Yeni Başkan Osman Nuri Kabaktepe’nin, Esenler Belediyesi’nden 2012-2020 arasında 41.9 milyon liralık ihale alan Ayn Medya şirketine ağustos ayında ortak olduğu ortaya çıkmıştı. AKP'li Esenler Belediyesi; son 8 yılda tanıdık isimlere verdiği ihale haberleri ile gündeme gelmişti. Kamu İhale Kurumu kayıtlarına göre 2012-2020 arasında Esenler Belediyesi'nden en yüksek tutar ile ihale alan firmaların ilk sırasında Ayn Medya İletişim Reklam Organizasyon İnsan Kaynakları Eğitim Danışmanlık Limited Şirketi bulunuyordu. 1992 yılında kurulan firma 2010 yılında Yavuz Baysan tarafından alınmıştır. Baysan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) yüksek istişare kurulu üyeleri arasındadır.

Şirket, 8 yılda belediyeden kültür sanat işleri için 41 milyon 961 bin 180 liralık 21 ihale almıştı. Esenler Belediyesi'nden aldığı ihalelerle büyüyen Ayn Medya hukuki ve mali yükümlülüklerini 2020'de Bilge Uluslararası Ticaret Limited Şirketi'ne devretti. Bu şirketin yarı yarıya ortaklarından biri de yeni İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe olmaktadır. 8 yılda belediyenin aynı içerikli 21 ihalesini kapmıştır.[5]

Bu AKP’nin “Bilge” Şirketi Neler Yapmaktadır?

AKP İstanbul İl Başkanlığı görevine seçilen Osman Nuri Kabaktepe’nin, AKP’li Esenler Belediyesi’nden 2012-2020 yılları arasında 21 farklı ihalede tam 41,9 milyon TL’lik ihale alan AYN MEDYA İLETİŞİM MEDYA ORGANİZASYON İNSAN KAYNAKLARI EĞİTİM DANIŞMANLIK LİMİTED ŞİRKETİ’nin tüm hisselerini satın alan BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’nin ortağı olduğu ortaya çıkmıştır. Osman Nuri Kabaktepe’nin bu yağlı-ballı şirket ortaklıkları sayesinde eski lideri ve değişmez ağabeyi Oğuzhan Asiltürk’e hangi kıyaklar sağladığı da araştırılmalıdır.

Ortaya çıkan bu son haber sonrasında gözler BİLGE ULUSLARARASI LİMİTED ŞİRKETİ’ne çevrilirken bu şirketin ise AKP’nin ve kamuoyunun yakından tanıdığı yandaş isimler tarafından kurulduğu ve yönetimsel yapısı olarak da tam bir “Yandaş” şirket olduğu anlaşılmıştır.

Erdoğan'dan ikinci Saadet hamlesi: Asiltürk’ün Saray'a konuk olacağı ve AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Saadet Partisi'nin YİK Üyesi Oğuzhan Asiltürk'le ikinci görüşmesini Saray'da yapacağı konuşulmaktaydı.

Saadet Partisi kökenli Osman Nuri Kabaktepe'yi partisinin İstanbul İl Teşkilatı'nın başına getiren AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Milli Görüş' çevresine yönelik hamleleri hızlanmıştı. Bu çevreye yakınlığıyla bilinen Gazeteci Fehmi Çalmuk'un kendi internet sitesi Politik Adam'da kaleme aldığı yazıya göre Erdoğan, Saadet Partisi (SP) Yüksek İstişare Kurulu üyesi Oğuzhan Asiltürk'le buluşacaktı. Saray'da yapılacak ve 'iade-i ziyaret' anlamı taşıyacak bu görüşmenin randevu takviminin AKP İstanbul Kongresi'nden sonra kararlaştırıldığı anlaşılmıştı. Çalmuk, "Peki Erdoğan ile Asiltürk ne görüşecek?" sorusunu da şöyle yanıtlamıştı: "Cumhur ittifakına katılma konusunda fikir açıklamanın erken olduğu Saadet Partisi çevrelerinde konuşulurken mevcut hükümette işbirliği içinde çeşitli çalışmalara da start verilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklayacağı hukuk/insan hakları reformuna ilişkin önerilerin gündeme gelmesi beklenirken, bazı atamalar konusunda da belirlenen isimler üzerinden teklifler iletilecek. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu'ndan başlayarak bazı atama talepleri de gündeme gelecek." Erdoğan'ın daha önce Oğuzhan Asiltürk'e yaptığı ziyaretin, Millet İttifakı ile hareket eden Saadet Partisi'ni bölme amacı taşıdığı da iddialar arasındaydı.[6]

Bütün bunlar Kemalizmin Tayyibizme Dönüşmesinin Yansımalarıydı.

Peki, Kemalizm Tayyibizme nasıl dönüşmüş olacaktı? El cevap; Atatürkçülük Kemalizme nasıl dönüştüyse öyle yapılacaktı!

Atatürkçülüğün Kemalizme dönüşmesiyle nasıl bir Atatürk istismarcılığı başladıysa, Kemalizmin Tayyibizme dönüşmesiyle de Erbakan istismarcılığı başlayacaktı. Kemalizmin baş kahramanı İnönü’ydü… Tayyibizmin baş kahramanı ise tabii ki Sn. Erdoğan olacaktı… Bu nasıl yapılacaktı? Şöyle ki: Erbakan’a övgüler artacak, her yerde anma programları yapılacak ve bu programlara neredeyse tüm muhalefet katılacak, “çok büyük bir devlet adamıydı, ama biz kıymetini bilemedik” ağıtları yakılacak, Makamına -Merkez Efendi’ye- ziyaretler ise vefatının 10. yılında hiç görülmemiş bir şekilde artacaktı… Sn. Erdoğan ve -sözde Saadet Partisi adına- Oğuzhan’la buluşacaklar ve Sn. Erdoğan; “Abim ben geldim!” diye söze başlayacaktı. Medya ise bu buluşmayı öyle bir sunacaktı ki, halkın ve Milli Görüş yolcularının; “Biz nerede yanlış yaptık ve hiç gerek yokken birbirimizle bunca sene ayrı kaldık?” tarzında bir düşünceye kapılmaları sağlanacaktı… Ardından sözde “10 sene siyasetten ayrı kalmış mış…” haberleriyle reklam edilerek güya aniden ve şok bir kararla AKP İstanbul İl Başkanlığına getirilen Osman Nuri Kabaktepe’nin ise; meğer 10 sene siyasetin AKP kanadında ve STK adı altında AKP’nin yan kuruluşları yapılanmalarının arka plan çalışmalarını yaptığı ortaya çıkacaktı… Gelir gelmez, Kabaktepe’nin “94 ruhuna” atıf yapmasına ise; “Hayırdır kardeş! AKP 2001’de kuruldu, sen 7 sene geride ne arıyorsun?” diye soran çıkmamıştı! Biz cevap verelim; Milli Görüş’e gidiyor ve mealen diyor ki; “AKP’nin tüm yaptıklarını unutun… AKP’de yeni bir dönem İstanbul’da benimle başlıyor ve biz şu an 94’teki Milli Görüş ruhuna-özümüze dönüyoruz” havası ve algısı veriyor aklınca… Ve bizlerin ileriki günlerde iki şeyde artış göreceğimizi düşünüyorum, biri; Erbakan ve Milli Görüş reklamcılığı, diğeri ise Erbakan ve Milli Görüş karşıtlığı… Bu iki cephe, aslında birbirini besleyecek şekilde kurgulanacaktı.

Evet, AKP’nin ve Sn. Erdoğan’ın güya eski Milli Görüşçülerle son zamanlardaki ani ve hızlı muhabbetlerinin asıl amacını Tayyibizmin temel atma töreni gibi okumak lazımdı.

Vee; özel bir gayret ve titizlikle hazırlanıp, Eylül 2020 tarihinde Adil Dünya Yayınevi tarafından basılan: “KEMALİZM-TAYYİBİZM Kavramları ve Çelişkili Kurguları” kitabımızın; Kemalizmin Tayyibizme dönüşmesi için yapılan tüm bu sinsi kurguları anlamada en hayırlı işlevi göreceğini ve bu şeytani yapılanmanın başarısızlığa uğramasında nasıl bir etkin rol oynayacağını hep beraber göreceğiz inşaallah… Ve kitabımızın bu kurgunun başladığı milat diyebileceğimiz, Sn. Erdoğan-Asiltürk buluşmasından çok önce basılmasını da Cenab-ı Hakkın; Bize ve Milli Çözüm’e özel bir lütuf ve inayeti olarak değerlendirmekteyiz.

Milli Gazete’nin Oğuzhancı yazarlarından Abdülaziz Kıranşal şunları yazmıştı:

“Erbakan Hoca olsa pandemi sürecinde ne yapardı?

1- Bu süreci kesinlikle Siyonizm’den bağımsız tahlil etmezdi:

Çünkü O, Siyonizm’in dokuzuncu dönemi olarak tarif ettiği yeni dönemde ne yapmak istediğini ESAM konferansında şu şekilde deşifre etmişti: “Bakınız şu elimdeki kitap RAND Corporation’un hazırlattığı bir çalışmadır. RAND Corporation, ırkçı emperyalizmin beynidir. Neyi planlıyorlar, polis devleti yol haritasını çiziyorlar. Ne demek bu, senin bir kimlik numaran var ya, artık öyle bir bilgisayar ağı kurulacak ki, nerede ne paran var, kimsin, nesin, ne iş yapıyorsun, nereye gittin, istediği zaman görecek. Diyor ki, biz parayı kontrol ediyoruz ama yetmiyor. Yine de birtakım yardımlaşmalar yapılıyor. Bunları önlemek için bütün dünyada bir polis devleti kuracağız. Herkesin her kıpırdayışını takip edeceğiz. Bu polis devletini nasıl kuracağız? Adımlarını atmaya başladılar. Kimlik numaranı verdin mi tamam. Ama bu yetmez diyor. Şimdi bunu geliştiriyor. Bizim her şeyi istediğimiz gibi kontrol altına almamız lazım. Ne istersek ulaşabilmemiz lazım. Bütün dünyadaki devletleri bir polis devleti haline getirmemiz lazım. Bunu incelemiş, muazzam paralar dökerek hazırlamış bunları. Şimdi de bunları gerçekleştirmek istiyorlar.” (https://www.youtube.com/watch?v=tGLdZoy0jO8 / https://www.youtube.com/watch?v=u3GM6wBCwt4) Bu linklerden konuşmanın tamamını izleyebilirsiniz.

2- Siyonizm’in bu fırsatı asla kaçırmayacağını söylerdi:

Erbakan Hoca ilk önce bu sürece Siyonizm’in etkilerini araştırır ve eğer virüs bizzat Siyonizm tarafından üretilmişse bunu deşifre ederdi. Eğer süreç Siyonizm’den bağımsız olarak başlamış olsa bile Siyonizm’in bütün dünyayı etkileyen bu süreci muhakkak bir fırsata çevireceğini anlatırdı. Çünkü O, “Biz demiyoruz ki her taşın altında bir Siyonist var; ama Siyonistler hiçbir taşın altını boş bırakmazlar” diyerek onların anatomisini ortaya koymuş bir liderdi.

3- Dünya Müslümanlarını asla BM’nin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün insafına terk etmezdi:

Erbakan Hoca BM’yi tarif ederken, “Birleşmiş Milletler, bir Siyonist kuruluştur. Hedefi ise Siyonist İsrail’in kurulması ve güvenliğidir” demiştir. Bu nedenle O, dünya Müslümanlarını bir Siyonist kuruluş olan BM’nin emrindeki Dünya Sağlık Örgütü’nün insafına, talimatlarına, tedavi ve aşı protokollerine terk etmezdi.

4- Dünya İslam Sağlık Örgütü için harekete geçerdi:

Erbakan Hoca, bu süreç başlar başlamaz hemen 57 İslam ülkesinin liderleriyle irtibata geçer ve derhal Dünya İslam Sağlık Örgütü’nün kurulması için çalışma başlatırdı. Bu ülkelerin her birinden bu örgüt için bütçe ayrılmasını ister, sonra da D-8 ülkelerinin başkentleri olan Cakarta’da, Kuala Lumpur’da, Dakka’da, Kahire’de, Tahran’da, Abuja’da, İslamabad’da bu örgütün birer merkezini açardı. Daha sonra da İstanbul’da Dünya İslam Sağlık Örgütü’nün genel merkezini açardı.

5- İslam ülkeleri ortak aşı çalışmasına öncülük ederdi:

Erbakan Hoca, İstanbul’un en büyük ve gelişmiş hastanesini aşı ve virüsle ilgili araştırmalar için bir merkez haline getirirdi. İslam ülkelerinin ortak bir aşı çalışması yapması için İslam ülkelerinin en ünlü tıp adamlarını, virüs uzmanlarını, bilim adamlarını Dünya İslam Sağlık Örgütü talimatıyla bu hastaneye toplar ve kısa bir sürede aşı üretimine geçerdi. Maske konusunu ayrı bir raporla inceletirdi. 57 İslam ülkesinin bu çalışmaları maddi olarak desteklemesi için büyük bir bütçe oluştururdu.

6- Dünyadaki İslami STK’ları harekete geçirirdi:

Tüm bu çalışmalar için devlet desteği bulamazsa ve İslam ülkelerinden istediği cevabı alamazsa yine pes etmezdi. Dünyadaki İslami sivil toplum örgütlerini harekete geçirir, cemaatlerle görüşür, âlimlerle toplantı yapar, gerekirse İslam ülkelerini tek tek gezer ve bir Müslüman olarak nasıl bir tavır alınması gerekiyorsa onu muhakkak yapardı. Çünkü O bilirdi ki, Siyonizm bu süreci başlattıysa bunun diğer adımları da peş peşe gelecektir.”

Elhak, bunların hepsi doğru saptamalardı ve evet, Erbakan Hocamız hayatta olsalardı aynen bunları ve daha fazlasını yapardı!

Peki iyi de, her fırsatta kendisini “Milli Görüş Lideri” olarak tanıtan Oğuzhan Asiltürk niye bunların hiçbirisini yapmadığı gibi, bozuk icraatları ve tahribatları ortada olan Erdoğan iktidarına payanda olmaya çalışmaktaydı?

Soruyoruz; Oğuzhan Asiltürk, Erbakan Hocamız hayatta olsaydı yapacaklarının niye hiçbirini yapmaya kalkışmamıştı?

Bunları yapacak kapasite ve kabiliyetten mahrum mu bulunmaktaydı, yoksa kötü niyetli ve gayretsiz biri olduğu için mi bu girişimleri başlatmamıştı?

“Efendim Oğuzhan Bey’in Başbakanlık ve Bakanlık gibi etiketi ve yetkisi olmadığından geri durmaktaydı.” gibi bir mazerete de sığınılamazdı? Çünkü Erbakan Hocamız da hükümet ortağı olmadığı, resmi bir sıfatının bulunmadığı süreçlerde bile, o tarihi atılımlarının birçoğunu başlatmış ve başarmıştı. Yani oturup da “Erbakan olsaydı, şunları yapardı…” yanında, asıl “Peki Oğuzhan Asiltürk niye yapmamaktaydı?” sorusu üzerine kafa yormak lazımdı.

Çünkü, ya çapsızdı, ya kötü amaçlıydı!..

 


[1] 20 Ocak 2021 – Resulüllah’ın (SAV) Taif dönüşü – son paragraf

[2] El-aziz / 22.02.2021

[3] Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız / 13.01.2021

[4] Muhammed: 25

[5] Sözcü / 28.02.2021

[6] http://www.yenigaste.com/siyaset/erdogan-dan-ikinci-saadet-hamlesi-asilturk-saray-a-geliyor-h62062.html

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocak ayında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meal-i Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Parti'ye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meal-i Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

● Dış Politika Yazıları (I) BOP’un Temel Taşları (1988-1998)

● Dış Politika Yazıları (II) Tarihin En Talihsiz Yılları (2002-2015)

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

(Kadiri - Haydari Tarikatı) Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

● Teşkilatçılık (İletişim ve İşbirliği Sanatı) Mesaj ve Metod 

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armageddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yüz Kur'ani Kavram ve Yorumları

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar - Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar - Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 1098

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR