Reklam
Reklam

TÜRKİYE’NİN VE TÜRKİ CUMHURİYETLERİN KURTULUŞU, YAHUDİ HAHAMLARA MI KALMIŞTI!?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 47
ZayıfMükemmel 

 

TÜRKİYE’NİN VE TÜRKİ CUMHURİYETLERİN KURTULUŞU,

YAHUDİ HAHAMLARA MI KALMIŞTI!?

      

Kazakistan'da Para Saçan ABD’li Siyonist Vakıf Türkiye'ye de El Atmıştı

Siyonist amaçlı NED'in Türkiye'ye 2018’de 2 milyon 41 bin dolar, 2020’de de 2 milyon 567 bin dolar aktardığı anlaşılmıştı. Vakfın kayıtlarında 2019’a dair herhangi bir bilgiye yer verilmemesi enteresandı. Tüm dünya Kazakistan’daki olayları izlerken başta Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinin destekleri “Barış Gücü” birliklerinin ülkeye müdahalesi çok tartışılmıştı. Hayret, aynı Siyonist NED Vakfı’nın, Kazakistan’ı karıştıran karanlık odaklara milyonlarca dolar aktardığı da ortaya çıkmıştı.

Kazakistan hükümetinin talebiyle ülkeye gelen birliklerin müdahaleleri kanlı sonuçlara yol açmıştı!

Fakat tam bu müdahaleler konuşulurken, ABD Kongresi tarafından fonlanan ve CIA'nın yan kuruluşlarından biri olarak hareket etmekle suçlanan Yahudi kaynaklı Ulusal Demokrasi Vakfı’nın (National Endowment for Democracy – NED), Kazakistan'daki vakıflara eylemlerden önceki 4 yılda 2.5 milyon dolar aktardığı ortaya çıkmıştı. Aynı vakfın Türkiye için harcanmak üzere çeşitli vakıflara da 2018’de 2 milyon 41 bin dolar, 2020’de de 2 milyon 567 bin dolar aktardığı da anlaşılmıştı. Vakfın kayıtlarında 2019’a dair herhangi bir bilgiye yer verilmemesi de enteresandı.

Aktarılan rakamlara göre Türkiye’deki çeşitli "demokrasi projelerini" desteklemek adına 2020’de harcanan para şöyle sıralanmıştı:

“STK’ları güçlendirmek” amacıyla Sivil Toplum Geliştirme Derneği’ne 56 bin dolar.

“Demokratik Boşluğu Kapatmak İçin Bağımsız Sesleri Güçlendirmek” amacıyla Uluslararası Özel Girişim Merkezi’ne (CIPE) 238 bin 732 dolar.

Türkiye özelinde, “Demokratik Bir Geleceğe Yatırım” gerekçesiyle ABD’li Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü’ne (IRI) 700 bin dolar.

“Yolsuzlukla Mücadele ve Demokratik Yönetimde Özel Sektör Liderliği” başlığıyla CIPE’ye 484 bin 227 dolar.

“Dijital Medya Yoluyla Demokratik Fikir ve Değerleri Teşvik Etmek” ve “örgütlenme özgürlüğü” amacıyla toplamda 78 bin dolar.

“Sivil Toplum ve Yerel Yönetim Arasındaki Ortaklığın Teşvik Edilmesi” başlığı altında Ulusal Demokrasi Enstitüsü’ne (NDI) 750 bin dolar.

“Hesap Verebilirlik ve Yönetişim” amacıyla toplamda iki ayrı kalemde 138 bin dolar.

“Bağımsız Gazetecilere Hukuki Destek Sağlamak” başlığı altında 50 bin dolar.

“Medya Özgürlüğünün ve Akademik Hakların Desteklenmesi” için ise 70 bin dolar.[1] Bütün bu derneklerin ve teşekküllerin hangi maksatlarla kuruldukları ve hangi karanlık odaklara hizmet sundukları da böylece ortaya çıkmıştı.

Acaba, Kazakistan’daki iç karışıklıkları kızıştıran bu Yahudi Vakfı NED’in, Erdoğan’a dualar edip övgüler dizen “Türk ve İslam Ülkeleri Yahudi Başhahamlarıyla” irtibatlarını hangi kılıfla meşrulaştırmaktaydı?

Hatırlayacaksınız, 2022’nin Ocak ayında dünya kamuoyu; Rusya'nın bir Avrasya askeri ittifakı olan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (CSTO) kapsamında Rus askerlerinin eski Sovyet Cumhuriyetinden ayrılan Kazakistan’a konuşlandırılmasını tartışmıştı. Orta Asya'daki eski Sovyet Cumhuriyetlerinin en istikrarlısı olarak görülen enerji zengini Kazakistan, haftalarca süren, artan akaryakıt fiyatlarına yönelik protestoların ayaklanmaya dönüşmesinin ardından, on yılların en büyük krizini yaşamıştı. Tüm dünyada olduğu gibi Türk kamuoyu da, olup biteni anlamaya çalışmaktaydı. Pek çok insan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın aktif paydaşı Kazakistan’ın, Rusya yörüngesinde yeniden konuşlandırılması için Moskova yönetimi tarafından cezalandırıldığını sanmıştı. Onlara göre Kazakistan'ın çeşitlendirilmiş sürdürülebilir uluslararası ilişkiler networkuna dahil olma çabaları Putin'i rahatsız edip kızdırmıştı.

Bu sırada, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Kazakistan'daki olayları soğukkanlılıkla karşılaması, sanki Turan Ordusu ile Türk Devletleri Teşkilatına önayak olan Ankara değilmiş gibi davranması, bazı kesimlerde hayal kırıklığı yaratmıştı. Hatta, bu hayal kırıklığını yaşayanlardan bir kısmı dayanamamış "Sahi Türk Devletleri Teşkilatı, Turan Ordusu neden sırra kadem bastı? Bizim titrek Aksakalımız Türk Dünyasındaki özgül ağırlığını neden hissettirmiyor?" diye sormuşlardı.

“Ama ne hikmetse kimsenin aklına Hazar Hanlığı’nın çağdaş muhafızları hiç takılmamıştı! Oysa Kazakistan olayları patlak vermeden iki hafta önce İstanbul’da toplanan Hahamlar Kurultayı, Türk Dünyasının Baş Kağanını ve İslam Âleminin liderini (imamını!) çoktan ilan etmiş, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘Menora’ (başarı ve bağlılık duaları ve sekiz kollu şamdan nişanları) sunmuşlardı.” (Bu buluşmanın fotoğrafı ve yorumları Milli Çözüm sitesinde de yayınlanmıştı.)

Şimdi Sn. yazara sormak lazımdı: “Bu sunumun ikonografik anlamı, Türkler ve Müslümanlar dışında Yahudilerin de yeryüzünde Türkiye’nin liderliğini kabul etmeleri demek miydi”, yoksa Türkiye’yi ve Erdoğan yönetimini, Siyonizm’in hizmetçileri görme merasimleri miydi?

Bu toplantıya tanıklık eden Türk ve İslam Ülkeleri Yahudi Cemaati Hahamları: Dünya Dağ Yahudileri Kongresi Başkanı Akif Gilalov, Rusya Hahambaşı Berel Lazar, Rusya hahamları İtschak Deutsch, Dani Krichevsky, Bakü Hahamı Shneur Elimelech, Buhara Özbekistan Yahudi Kongresi Başkan Yardımcısı Edi Mordechayev, Kırgızistan Hahambaşı Arie Reichman, Kazakistan Hahambaşı Yeshaya Cohen, Almatı hahamları Saadya Liberov, Elchanan Cohen, Nursultan Hahamı Shmuel Karnauh… İşte “Kazakistan’da gerçekleşen operasyon, bu Haham heyetinin tasarrufudur” ifadesi, inanın havada kalmayacak (çarpıcı bir iddiaydı!..)

Menora’nın birçok simgesel anlamının başında “Devamlı Işık” gelmektedir. Tanrı, yeri ve göğü yarattıktan sonra “Işık olsun” demiştir. Bu ışık, evrenin, ruhların ve bilimin aydınlığını da simgelemekteydi. İsterseniz konuyu biraz detaylandırayım. 

Kazakistan Olaylarını Anlama Kılavuzu (olarak); İslam Ülkeleri Hahamlar İttifakı İstanbul Buluşması’nı (iyi okumak lazımdı!..)

2019 yılında kurulan İslam Ülkeleri Hahamlar İttifakına üyelikleri bulunan ve ARIS çatısı altında yer alan, Arnavutluk, Azerbaycan, Fas, Türkiye, Tunus, İran, Kazakistan, Kosova, Kırgızistan, BAE, Uganda, Özbekistan, Nijerya Hahamları ile Kuzey Kıbrıs, Tataristan ve Başkurdistan gibi özerk ülkelerin hahamları da 22 Aralık´ta İslam Ülkeleri Hahamlar İttifakının ilk toplantısını yapmışlardı. Türk Yahudi Toplumu yönetimi ve Türkiye Hahambaşılığı himaye ve davetinde İslam Ülkeleri Hahamları İttifakının (Alliance of Rabbis in Islamic States – ARIS) hahamları İstanbul’da buluştuklarında, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceklerini bilmiyorlar(mış!?..) Cumhurbaşkanı Erdoğan'la sürpriz görüşme, İstanbul'daki Yahudi müzesine yapılan ziyaretin ve Türk hahamlarının merkez sinagogu Neve Şalom'da verilen gala yemeğinin yerini almış(mış…)

Toplantı için İstanbul’a gelen hahamlar, sürpriz davet üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gönderdiği özel uçakla Ankara’ya taşınmışlardı.

Heyette şu Hahamlar yer almıştı; "Türkiye Hahambaşı İshak Haleva, Türkiye Hahambaşısı Genel Sekreteri Yusuf Altıntaş, Türk Yahudi Toplumu Başkan Vekili Moris Levi, Türk Yahudi Toplumu Başkan Asistanı Yusuf Desaban, Türk Yahudi Toplumu Delegasyon Başkanları İshak İbrahimzadeh ve Erol Kohen, ARIS Başkanı ve İstanbul Aşkenaz Cemaati Hahamı Mendy Chitrik, ARIS Kurul Koordinatörü Reuben Eli Ovits, Dünya Dağ Yahudileri Kongresi Başkanı Akif Gilalov, Buhara Özbekistan Yahudi Kongresi Başkan Yardımcısı Edi Mordechayev, Arnavutluk ve Kosova Hahambaşı Yoel Kaplan, Azerbaycan Hahambaşı Shneur Segal, İran Hahambaşı Yehuda Gerami, Kırgızistan Hahambaşı Arie Reichman, Kazakistan Hahambaşı Yeshaya Cohen, Rusya Hahambaşı Berel Lazar, Uganda Hahambaşı Moshe Raskin, eski Mısır Hahambaşı Avraham Dayan, İstanbul hahamları Menachem Porush, David Sevi, Naftali Haleva, İshak Alaluf, Avraam Gerson, Izak Peres, Birleşik Arap Emirlikleri Hahamı Levi Duchman, KKTC Hahamı Chaim Hillel Azimov, Rusya hahamları İtschak Deutsch, Dani Krichevsky, İran Cemaati New York temsilcisi Zelman Lowenthal, Almati hahamları Saadya Liberov, Elchanan Cohen, Bakü Hahamı Shneur Elimelech, İsfahan Hahamı Eliyahu Saidian, Nursultan Hahamı Shmuel Karnauh." 

Hahamlar, günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Sekiz Kollu Şamdan sunmuşlardı. Menora denilen Yedi Kollu Şamdan'ın ise her biri İnanç, Umut, Şefkat, İrade, Namus, İhtiyat ve Adalet anlamlarını taşımaktaymış... Sembolik dilde dünyanın 7 günde yaratılması ve aydınlanma düşüncesini sembolize ettiği de konuşulmaktaymış... Bu 7 Kollu Şamdan aynı zamanda İsrail Gizli Servisi MOSSAD'ın da sembollerinden biri olmaktaydı. Modern İsrail Devleti'nin resmi armasında da kullanılan “Menora” ya da diğer adıyla Yedi Kollu Şamdan vardı. 

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, ülkesinde misafir bulunan Yahudi din adamlarını kabul eden Erdoğan’ı, Hahamlar özenle ve içtenlikle kutsamışlar! Sefarad Yahudileri'nin Osmanlı'ya okuduğu kutsama duası Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı için Yahudilerin “Anoten Kutsama Duasını” okumuşlardı. Bu duada, “Tanrı, yüce Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Ulu Efendimiz Erdoğan’ı korusun, boy verdirsin, yardım etsin, şanını yüceltsin” temennisi yer almıştı. Bu duayı sadece Türk Musevi Cemaatinin Sefarad veya Eşkenazi Hahamları değil, yukarıda ismi sayılan ülkelerden katılan Hahamlar okumuş ve ‘amin’ diyerek katılmışlardı. Bunun anlamı (Erdoğan’a) bağlılıktır. Şimdilik bu kadarını bilelim. Fazlası devreleri yakar(mış!..)

“Bu toplantı, sadece tanışma veya nezaket gösterisi sanılmasındı. Bu tarihi buluşma, Avrasya coğrafyasında yeni dönemin gerçek lider ülkesini dünya kamuoyunun adeta gözüne sokma operasyonu olmaktaydı. Sonuçta bu ritüel, kim ne derse desin Cihanşümul Kadim Türk Devletine bağlılık ve itaat merasimi yapılmıştı. İşte bu nedenle Kazakistan olayı, bu toplantıdan bağımsız sayılmazdı.” diyen Ömür Çelikdönmez, “Türkiye’yi Siyonizm’in ve Büyük İsrail Projesi’nin karakolu, Erdoğan’ı ise bu Şeytani hedeflerin taşeronu” gibi kullanmak isteyen HAHAMLAR BİRLİĞİ’nin mel’anet ve hıyanetlerine, bakın ne kerametler uydurmaktaydı!?. Sahi Kazakistan’ı ve Türk dünyasını kurtuluşa ve huzura kavuşturacak olan KGAÖ (Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) üyesi olan ERMENİSTAN’ın bu ülkeye gönderdiği 70 tombul fırın bekçisi mücahit asker olmasındı?!.

Acaba, İsrail’in Aşdod kentinden Levan Kogeashvili’nin, 7 Ocak'ta Orta Asya ülkesi Kazakistan'da öldürülmesi mi, bu ayaklanmayı kızıştırmıştı?

Kazakistan Yahudileri ve Etkinlik Alanları!

Toprak alanları bakımından Dünyanın en büyük 9’uncu ülkesi olan, çok zengin maden, petrol ve doğal gaz yataklarına sahip bulunan Kazakistan'da uzun geçmişi olan Kazak Yahudileri'nin nüfusu 12.000 ile 30.000 arası olup toplam nüfusun yüzde 1'inden azını oluşturmaktaydı. Kazak Yahudilerinin çoğu Aşkenaz’dı ve Rusça konuşuyorlardı. İsrail, petrol ithalatının yaklaşık yüzde 25'ini Kazakistan'dan satın almaktaydı. 1989'dan beri yaklaşık 10.000 Kazak Yahudisi İsrail'e taşınmıştı. Bugün Kazakistan'da yaklaşık 3.300 Yahudi yaşamaktaydı. Yaklaşık 2.000'i Buhari ve Tat/Kafkas Dağı Yahudilerinden oluşmaktaydı. Almatı (Alma Ata) şehri ülkenin ana Yahudi merkezi konumundaydı. Daha küçük Yahudi toplulukları bu büyük ülkede Karaganda, Çimkent, Astana, Semiplatinsk, Kokchetav, Dzhambul, Uralsk, Aktyubinsk, Petropavlovsk Nur-Sultan, Kostanay, Pavlodar, Öskemen ve birkaç köy gibi yerlerde yayılmıştı. Kazak Yahudi topluluğu oldukça istikrarlı ve organize durumdaydı. Hem laik hem de dinî olan 20'den fazla Yahudi kuruluşu şu anda Yahudilerin dini ve kültürel yaşamını iyileştirmek için çalışmaktaydı. Mitzvah Derneği (bir şemsiye organizasyon), Chabad Lubavitch, Ortak Dağıtım Komitesi ve Musevi Ajansı görünür olanlardır. Aralık 1999'da Kazakistan'daki Yahudi topluluklarını birleştirmek için Tüm Kazakistan Yahudi Kongresi / Kazakistan Cumhuriyeti Yahudi Ulusal Kuruluşları Birliğini kurmuşlardı.

Ülkedeki tüm hahamlar göçmen ve hepsi de Brooklyn, New York merkezli bir Hasidik mezhebi olan Chabad-Lubavitch Hareketi’nin üyeleri olmaktaydı.

Kazakistan’ın Hahambaşısı Yeshaya Cohen, Siyonist Emeller Taşımaktaydı!

İstanbul’da gerçekleşen Haham zirvesine Kazakistan'dan Kazakistan Hahambaşı Yeshaya Cohen, Almatı hahamları Saadya Liberov, Elchanan Cohen, Nursultan Hahamı Shmuel Karnauh katılmışlardı. Kazakistan, bir sürgün yeri olmasının yanı sıra, Holokost sırasında kaçan Doğu Avrupa'dan birçok Yahudi'ye güvenli bir liman sayılmıştı. 

Kazakistan’ı yöneten Sovyet idarecilerin, Yahudi dini icraatının çoğunu yasaklamış olmasına karşın, Kazakistan’daki Yahudi yaşamı, Brooklyn’den gelen cesur Habad din adamı Rabi Hillel Liberov’un uğraşıları sayesinde kesintiye uğramamıştı. 1944’te Rabi Schneerson’un ölümünden sonra Rabi Liberov, Kazakistan’daki Yahudilerin bir lidere ihtiyaçları olduğunu idrak ederek Almatı’ya taşınmıştı.

Astana’daki Beit Rachel Sinagogu ve Siyonist Çabaları!

1944’ten 1982’deki ölümüne dek Rabi Liberov, Alma Ata’nın gayri resmi Baş Hahamı olarak görev yapmıştı. İbadetleri gizli olarak yönetmiş ve Kaşerut yasalarına göre hayvan kesimi sağlamıştı; böylece Kazak Yahudileri, Şabat ve bayramlarda olsun biraz koşer et yiyebilme imkânı bulmuşlardı. Liberov, Kazakistan’daki Yahudi yaşamının idamesini sağladı. Sovyetler döneminde birçok Yahudi, Kazakistan’a madencilik alanında ve Cumhuriyet’teki nükleer test projelerinde çalışmak için yollanmıştı. Her ne kadar Yahudi yaşamının üzerinde ciddi bir baskı uygulanıyor idiyse de, bazı Yahudiler geleneklerini gizli bir şekilde sürdürmeyi başarmıştı. Günümüzde nüfusu 20 bin olarak kabul edilebilen bir Yahudi cemaati Kazakistan’ı yurtları olarak kabul ediyorlardı.

Almatı, ülkenin en geniş Yahudi cemaatine sahip bulunmaktaydı. Daha küçük Yahudi topluluklarına ise Astana, Semiplatinsk, Dahambul, Uralsk ve Karaganda’da rastlanırdı. Genellikle dünyadaki daha büyük Yahudi cemaatlerinden de aldıkları yardımlarla, yirmiden fazla yerel Yahudi kurumu, Kazakistan’daki Yahudi yaşamına kolaylık sağlamaktaydı. Örneğin Karaganda’da bin kişi olduğundan emin olunan Yahudi cemaatine American Jewish Joint Committee (JDC) yardım ederek, burada bir Yahudi cemaati merkezi oluşturmuşlardı. 

Son yıllarda Kazakistan’da bazı başarılı Yahudi iş adamları çıkmıştı. Ve hepsi de İsrail ve ABD ile irtibatlıydı. Kazakistan Yahudileri şimdi yeni bir süreci başlatmışlardı. Nitekim dönemin Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Alma Ata’daki yeni sinagogun temel atma törenine katılmıştı. 1998’de tamamlanan bu projede; ülkenin merkez sinagogu, mikve ve cemaat büroları yer almaktaydı.

Tokayev - Nazarbayev çekişmesi ve Brezilya dizilerini aratmayan skandal özel hayat kirliliği kafaları karıştırmıştı.

Bazı iddialara göre; Kazakistan olaylarında da GRU (Generalnogo Shtaba - Rus Baş İstihbarat İdaresi) parmağı vardı ve halen kriz sürecini onlar yönetiyorlardı. İhale, Rus devlet aygıtındaydı. Maalesef önce federasyon sonra bölünme Kazakistan’ı bekleyen kader olarak sunulmaktaydı. Göreceli istikrar ve otokrasisiyle ünlü Orta Asya Cumhuriyetinde yaşanan en büyük siyasi krizin, diğer ülkelere sıçraması da bir ihtimal olarak dikkate alınmalıydı. 

Burada asıl üzerinde durulması gereken husus Cumhurbaşkanı Kasım Comert Tokayev’in halka yaptığı açıklamalardır. Tokayev, bu açıklamalarında “Kazakistan eski Cumhurbaşkanı Nazarbayev’i Güvenlik Konseyi Başkanlığı görevinden aldığını” vurgulamıştı ve böylece Kazakistan’da 30 yıl süren Nazarbayev hâkimiyetinin son bulduğunu açıklamıştı. 

Nursultan Nazarbayev'in üvey kızından çocuğu mu vardı?

Bunun ardından sokaktaki halk, Kazak ülkesinin birçok bölgesindeki Nazarbayev’e ait heykelleri yıkmışlardı. Batılı gizli servislerin kışkırttığı protestocular Nazarbayev'in memleketi olan Taldıkurgan'da heykelini ortadan kaldırmışlardı. Halkın gözünde Nazarbayev rüşvetçi, diktatör ve konjonktüre göre davranan bir lider olarak tanınmaktaydı. Ülkedeki yerel kaynaklar ise eski diktatörün kirli çamaşırlarından daha yeni söz ediyorlardı. 

Nursultan Nazarbayev 12 Şubat 1941’de Yahudi nüfusun yoğun olduğu Karaganda bölgesinin Kızılçar/Kızılyar köyünde doğan Sara Nazarbayeva ile 1962 yılında evlenmiş ve Yahudilere damat olmuşlardı!

Söylentiye göre Kazak Yahudisi Sara Hanım, Nursultan ile evlenmeden önce bir başkasından hamile kalmıştı. İlk kızları Dariga, Sara Nazarbayeva'nın evlilik dışı ilişkisinden ama Nursultan ile evlendikten sonra doğmuşlardı. Yani Kazakistan'ın devrik ve sabık lideri Nursultan, Dariga'nın üvey babasıydı. Nazarbayeva Dariga Nursultanovna 1963’te doğmuşlardı. Dariga, Kazakistan eski Futbol Federasyonu Başkanı, gazeteci ve siyasetçi, Rakhat Aliyev ile evlenmişti. Bu evlilikten doğduğu söylenen oğlu Aysultan Nazarbayev'in biyolojik babasının ne yazık ki annesi Dariga'nın üvey babası Nursultan Nazarbayev olduğu iddia edilmişti!

Tıpkı Avusturya gibi İngiltere de, hıyanet ve hırsızlıkları nedeniyle Kazakistan’dan kaçan Nursultan Nazarbayev’in muhalif yakınlarına hayat hakkı tanımamıştı. Şubat 2020’de Kazakistan’ın eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in oğlu / torunu, İngiltere’ye siyasi iltica başvurusu yapmışlardı. Aysultan Nazarbayev, ailesi tarafından baskı altında tutulduğu iddiasında bulunmuşlardı. Peki neden acaba? Bu neyin baskısıydı? 

Nursultan Nazarbayev’in torunu 30 yaşındaki Aysultan Nazarbayev, 16 Ağustos 2020'de İngiltere’nin başkenti Londra’daki evinde ölü bulunmuşlardı. Ancak ailenin çarpık ilişkilerine isyan eden Dariga'nın bilinen eşi Rakhat, 2007 yılında dahil olduğu bir “rüşvet skandalı” bahane gösterilerek yargılanmıştı. 2007'de ülkesinden kaçan Rakhat Aliyev, “cinayet ve darbeye teşebbüs" suçlarından gıyabında yargılanıp 40 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Rakhat Aliyev, Malta’dan uçakla geldiği Viyana Havalimanı’nda gözaltına alınmış bir süre Avusturya'da yaşamış, "Baba / Godfather -in-law" adlı kitabını yazmıştı. Kitap kendi ülkesinde yasaklanmıştı, çünkü kitapta, Nazarbayev'in aile sırları vardı!?

Nazarbayev'in en büyük kızı Dariga, Kazakistan'ı terk etmesinden kısa süre sonra Aliyev'den boşanmıştı. Nursultan Nazarbayev'in eski damadı ve Kazakistan'ın eski Viyana Büyükelçisi Rakhat Aliyev’in, başkent Viyana'da tutuklu bulunduğu Josefstadt Hapishanesi’nde, tuvalette gazlı bezleri kullanarak kendini astığı açıklanmış, ancak Kazakistan halkı bunlara inanmamıştı. 

Kazakistan iç istihbarat teşkilatının eski başkanı Karim Masimov neden tutuklanmıştı?

Taşlar bir yerinden oynamaya görsün, işte bunlar yaşanırdı… Nitekim Kazakistan halkı ayaklanmıştı. Çünkü halk sadece Kazaklardan oluşmuyordu, Ruslar da vardı. 2019 yılından itibaren göreve gelen Kasım Comert Tokayev, isyancıları bahane ederek Nursultan Nazarbayev diktatörlüğünün dibine kibrit suyu dökmekten sakınmamıştı. Güvenlik Konseyi Başkanlığı üzerinden borusunu öttürmeye, sömürü düzenini sürdürmeye çalışan Nazarbayev’in saltanatını bitiren mevcut Cumhurbaşkanı Kasım Comert Tokayev oldu. Halk ayaklanmasına sebep olduğu gerekçesi ile Nursultan Nazarbayev’i, Güvenlik Konseyi Başkanlığı görevinden aldığını açıklamış ve böylece Kazakistan’da 30 yıl süren Nazarbayev hâkimiyetini yıkmıştı.

Ardından Kazakistan eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in yeğeni Samat Abiş de Ulusal Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcılığı görevinden uzaklaştırılmıştı. GRU personeli eğitimi alan bu şahsın, Rus ordusunu yardıma çağıran Tokayev tarafından tasfiye edilmesi, hakikaten ilginç bir durum sayılmalıydı!

Olaylar başlamadan önce Afganistan’dan kiralık paralı asker getirerek, Nursultan Nazarbayev’in etrafında adeta etten kemikten koruma duvarı ören, Kazakistan İç İstihbarat Teşkilatının eski Başkanı Karim Masimov ise, şiddetli protestolar sırasında görevden uzaklaştırılmıştı. Ardından vatana ihanet şüphesiyle gözaltına alınmıştı. Karim Masimov'un başka suçları da ortaya çıkmıştı. Hem de ne suçları vardı?.. Nursultan Nazarbayev’in damadını Avusturya'da, torununu da İngiltere’de öldürtmekten suçlanmıştı. 

Tokayev hakkında deli saçması iddialar başlatılmıştı!

Tokayev, profesyonelliği ve uluslararası otoritesi açısından Yevgeni Primakov ile karşılaştırılmıştı. Acaba bu benzetme durup dururken neden yapılmıştı? Oysa bu politikacının, Kazakistan seçkinlerinin üst tabakasına ait olduğundan kimse şüphe duymamaktaydı. Ama her nedense Nursultan Nazarbayev hakkında iddia ötesi haberlerin bir benzeri de, Kasım Comert Tokayev için gündeme taşınmıştı. Lakin Tokayev'e yakın kaynaklar, aşağıda paylaşacağım söylentinin dezenformasyon olduğunu, bu şayianın devrik sabık diktatör Nursultan Nazarbayev’in taraftarlarınca servis edildiğini yaymışlardı. Yoksa, uzun yıllar Nursultan’ı kullanan, ama iyice yıpranınca bir paçavra gibi çöpe atan Siyonist Yahudi ekipler, şimdi de Tokayev’i kullanmaya mı başlamışlardı?

Her ne olursa olsun, Ruslar “Mecelle” bilmez ama biz hatırlatalım. "Şüyuu, vukuundan beter!" Açıklayalım efendim; bir şeyin meydana gelmeden önce, herkes tarafından duyulması, onun olmasından daha zararlıdır! Ya da, bir şeyin dedikodusunun yapılması ve lafının çıkması, onun gerçekleşmesinden daha kötü sonuçlar doğuracaktır... 

Bu iddialar; Kiev doğumlu Yahudi asıllı Yevgeni Maksimoviç Primakov ve Kasım Comert Tokayev’le alâkalıydı!.. Almatı Pedagoji Yabancı Diller Enstitüsü'nde çalışan annesi Turar Shabarbaeva'nın…!? (Gerisini söylemeye dilim, yazmaya kalem varmıyor!) diyen Sn. yazarın dili niye dolanmaktaydı? Bu ithamlar, Kasım Tokayev’in, Rus Yahudisi Primakov’un gayri meşru oğlu olduğu iması mıydı?

Tokayev, 1999'dan 2002'ye kadar Kazakistan Başbakanı olarak görev yapmıştı. 28 Ocak 2002'de Başbakanlıktan istifa etmiş ve Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanı pozisyonuna atanmıştı. 11 Şubat 2007'de ülkedeki ikinci kişi olan Kazakistan Parlamentosu Senatosu Başkanı yapılmıştı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, 11 Mart 2011'de Kazakistan'dan Kassym-Jomart Tokayev'in Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nin (UNOG) yeni Genel Direktörü olarak atandığını duyurmuşlardı. Tokayev, bu pozisyona hükümetin üst düzeylerinde zengin bir deneyim kazandırmıştı. Ayrıca Silahsızlanma Konferansı ve Konferansın müzakerelerini çevreleyen konular hakkında kapsamlı bilgi birikimi ve derin uygulamalı yönetim deneyimi vardı. 

Ayrıca (Siyonizm’in güdümündeki) Birleşmiş Milletler kurumları, Kasım Tokayev’e; kamu ve özel sektördeki ortakları, akademi ve sivil toplum arasında Örgütün hedefleri doğrultusunda fikir birliği oluşturma becerisini kazandırmıştı!?

Tokayev Kazakça, Rusça, İngilizce, Çince ve Fransızca konuşmaktaydı. Kazakistan Cumhuriyeti ve diğer ülkelerden birçok devlet ödülü almıştı. 13 yıl boyunca Kazakistan Masa Tenisi Federasyonu Başkanıydı. Eşinden boşanmış olan Tokayev'in Timur adında 1 oğlu vardı. Tokayev, biçimlendirici yıllarını Sovyet Dışişleri Bakanlığının hizmetinde geçirmiş bir insandı. Kazakistan’da çok kötü kargaşaların yaşandığı Almatı'daki okuldan mezun olduktan sonra, bir Moskova devlet enstitüsünde dış ilişkiler okuyup Rus diploması almışlardı. Yahudi asıllı olduğu konuşulup yazılan Ukrayna Kiev doğumlu (1929-2015) Rus Politikacı ve eski Başbakanlardan Yevgeni Primakov, bu Kasım Tokayev’i nedense hep koruyup kollamış ve tabi kullanmıştı!?

“(Artık) Aksakallı masalları ile avunmayı bir kenara bırakalım. Şimdi anladınız mı, Cihanşümul Kadim Türk Devleti neden sessiz (kalmaktaydı)? Akar su uyur, Türk İstihbaratı uyumazdı!..”[2] buyuran yazar, acaba Türkiye’nin ve Türki Cumhuriyetlerin kurtuluşunu, Siyonist Yahudi Hahamların himayesine mi bağlanmıştı? Yoksa, Erdoğan iktidarı eliyle ülkemizin ve geleceğimizin, karanlık merkezler ve kiralık işbirlikçiler marifetiyle karartıldığına dikkat çekmeye mi çalışmıştı?

Selçuk Özdağ’dan Erdoğan’a gözdağı!

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, AKP'den yaklaşık 40 milletvekili ile görüştüklerini aktarmıştı. Eskiler de dahil edildiği zaman bu sayı 60'ları buluyor diyen Özdağ, eski ve yeni tüm vekiller Cumhur İttifakı'ndan da ucube rejimden de şikâyet ediyorlardı. "AKP'nin kötü yönettiğinin ve seçimi kazanamayacağının farkındalar" diyen Selçuk Özdağ, AKP'den ve MHP'den çok sayıda milletvekili ile temasta olduklarını niye açıklamıştı?

Yeniçağ yazarı Orhan Uğuroğlu'nun sorularını yanıtlayan Özdağ:

“Yaptırdığımız anketlere göre yüzde 10 barajını aştık. AKP ve MHP'den bıkan, ezilen, ekonomik buhran altında çaresiz kalan yüzbinlerce seçmen Gelecek Partisi'ni tercih ediyor. Çok sayıda milletvekili ile görüşüyoruz. Eski ve yeni tüm vekiller Cumhur İttifakı'ndan da ucube rejimden de şikâyet ediyorlar. AKP'nin kötü yönettiğinin ve seçimi kazanamayacağının farkındalar… AKP'den yaklaşık 40 milletvekili ile görüşüyoruz. Eskiler de dahil edildiği zaman bu sayı 60'ları buluyor. Genel Başkanımız Ahmet Davutoğlu görüşüyor, ben görüşüyorum, diğer parti yetkililerimiz görüşüyor. Aynı şekilde MHP'li vekiller ile de görüşüyoruz. Anavatan Partisi'nde, Doğru Yol Partisi'nde siyaset yapmış eski vekiller ile de görüşüyoruz. Partimize büyük katılım oluyor ve olacak…”

Özdağ, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), zamanında seçim için Erdoğan'ın başvurusunu kabul eder mi sorusunu ise şu şekilde yanıtlamıştı:

“Hayır asla edemez. YSK'nın 11 üyesi de yüksek hâkimdir. Anayasanın 101. Maddesi çok açık ve nettir. 'Bir kişi en fazla iki kez Cumhurbaşkanı seçilebilir' hükmünü AKP iktidarı 2007 yılı referandumu ile anayasaya koydu. 2010 ve 2017 anayasa değişikliklerinde bu hüküm aynen kaldı. Erdoğan ise 2014 ve 2017'de iki kez seçilerek bu görevi tamamladı. Bu anayasal hüküm karşısında tek bir hâkim bile Erdoğan'ın başvurusuna olumlu yanıt veremez!”

YSK’nin başvuruyu kabul etmesi ihtimalini de değerlendiren Özdağ: “Gelecek Partisi olarak bu anayasa hükmünü çiğneyen YSK'nın 11 üyesini kamuoyuna afişe ederiz. 81 ile üzerlerinde resimleri ve isimleri bulunan YSK üyelerinin afişlerini üzerlerine, 'İşte Anayasayı çiğneyenler' diye kocaman yazı koyar onları milletimize gösteririz. Gazetelere ve televizyonlara ilanlar veririz. Sokağa çıkamazlar, milletin yüzüne bakamazlar. Dünyayı başlarına dar ederiz, Anayasayı çiğnetmeyiz…” ifadelerini kullanmıştı. Acaba Siyonist merkezler, aynen Kazakistan’daki gibi, bir at değiştirme operasyonu için, Türkiye’yi karıştırma hazırlığında mıydı?

AKP’nin Uyuşturucu Taciri Bakanları ve Bürokratları Var mıydı?

Sedat Peker, Mehmet Ağar'ı işaret etmişti: 4,9 tonluk kokainin alıcılarına operasyon yapılmıştı!

Kolombiya'da ele geçirilen ve Türkiye'ye gönderileceği iddia edilen 4,9 ton kokainin bulunduğu konteynerin alıcısı olduğu belirlenen M.K.'nin de aralarında yer aldığı 14 kişi yakalanmıştı. Suç örgütü elebaşı Sedat Peker, kokainin alıcısı olarak eski bakan Mehmet Ağar'ı gündeme taşımıştı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, 9 Haziran 2020'de Kolombiya yetkililerinin Twitter hesabından yapılan "Buenaventure Limanı'nda gerçekleştirilen operasyonda, 4,9 ton kokain maddesinin ele geçirildiği ve uyuşturucu maddenin Türkiye'ye gideceği" şeklinde iddiaların bulunduğu paylaşım üzerine Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce çalışma başlatıldığı hatırlatılmıştı.

Açıklamada, söz konusu operasyonda ele geçirilen uyuşturucu maddenin iki farklı konteynerde toplam 51,9 ton ağırlığındaki granül kauçuk maddesine emdirilmiş şekilde olduğu belirtilerek, Ambarlı Limanı'na gelecek konteynerlerin İstanbul'da faaliyet gösteren şirket sahibi M.K. tarafından alınacağının tespit edildiği aktarılmıştı.

Söz konusu yakalamayla ilgili adli makamlarca adli yardımlaşma talebi yapıldığı belirtilen açıklamada, şu bilgiler aktarılmıştı:

"İlgili ülke tarafından bu talebe henüz bir cevap verilmemiştir. Adli yardımlaşma talebine cevap alınamamasına rağmen, yaklaşık 16 ay boyunca yürütülen çaba ve gayret neticesinde M.K. ile hareket eden kişilere yönelik teknik ve fiziki olarak çalışılmıştır. Polisiye yardımlaşma kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda, soruşturma dosyasıyla ilgili eş zamanlı gerçekleştirilen operasyon neticesinde, M.K., K.U., S.G., E.O., M.B., H.G., T.Y., A.D., A.P., A.K., A.S., Ü.Y., F.C.G. ve A.B. olmak üzere toplamda 14 şüpheli yakalanmış, şahısların ikametlerinde yapılan aramalarda 3 ruhsatsız tabanca, 2 ruhsatlı tabanca, ruhsatlı av tüfeği ve 9 mm çapında 91 tabanca fişeği ele geçirilerek el konulmuştur."

Sedat Peker’in, Mehmet Ağar'ı işaret etmesi üzerinde niye durulmamıştı?

Kırmızı bültenle aranan organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker, 2021'in Mayıs ayında YouTube'daki videosunda, Kolombiya'nın güneybatısındaki Buenaventura Limanı'nda ele geçirilen 4,9 tonluk kokainin alıcısı olarak Mehmet Ağar'ı suçlamıştı.

Peker, açıklamasında şu iddialarda bulunmuşlardı: "Lütfen, internete gidin bakın. Kolombiya Limanı'nda 4 ton 900 kilo kokain yakaladılar. Açıklama yaptılar, 'Bunlar Türkiye'ye gidecekti' diye. İzmir Limanı'na bir kimya firmasına. Türkiye'de bu kokainleri teslim alacak yerle ilgili hiçbir operasyon yok. Hiç kimseye. Biz 4 ton bulgur eksek bizi alır faturayı eksik yazdık diye gelir nezarete atarsınız. Niye operasyon yok?.. Bu nasıl bir şey ya?! Devlet böyle olmaz!.. Uyuşturucunun geldiği adres belli. Sahibi Mehmet Ağar. Eski bir milletvekili daha... Eski yardımcısı bunun. İki üç tane de mafyatik tip."

Şimdi, yüksek etiketli Sn. yetkililere ve ilgililere sormak lazımdı:

Mevcut iktidarın, Bakanlarının, Bürokratlarının ve çok etkin Yakınlarının ve Kurmaylarının bulaştıkları ve milyarlarca dolarlık kara kazançlar sağladıkları… Ve bu kirli işlerde ve ilişkilerde hep İsrail, MOSSAD ve CIA ile irtibatlı çalıştıkları yolundaki iddia ve ithamlar, yıllardır konuşulup yazılırken… TIR’lar ve gemiler dolusu yüzlerce tonluk uyuşturucuyu dikkatlerden kaçırıp saklamak ve aklamak için; ara sıra birkaç torbalık yakalama olaylarını yandaş TV kanallarında defalarca gösterip gözleri boyamakla, günü kotarsalar bile, acı ve alçaltıcı yakın geleceklerini kurtaracaklar mıydı?

İktidar ve muhalefetin ortak kaygısı mıydı, yoksa aldıkları ortak talimat mıydı?

AKP, CHP, MHP ve İYİ Parti Grup Başkanvekillerinin ortak imzasını taşıyan: Kazakistan’daki olaylara ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda şu açıklama yapılmıştı:

“Kardeş Kazakistan’da son günlerde meydana gelen gelişmeleri endişeyle takip etmekteyiz. Kazakistan’ın istikrarı ve huzuru bizler için ülkemizin barış ve huzuru kadar önemlidir!.. Kazakistan halkının sağduyusu ve Yönetimin Dirayetli Tutumu sayesinde olayların yatışmaya ve ülkede durumun normale dönmeye başlamasından memnuniyet duymaktayız…”

Milli istikrarımız ve çıkarlarımız için, en gerekli ve en kritik konularda bile, beklenen birlik ve dirliği sağlayamayan AKP+MHP iktidarının ve CHP+İYİ Parti muhalefet kanadının, Kazakistan’la ilgili bu tutarlı(!) tavırları, acaba ortak duyarlılıktan mı, yoksa ortak kaygılar ve talimatlardan mı kaynaklanmıştı?

 


[1] Odatv – 09 Ocak 2022

[2] Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com – Türk İstihbaratı Uyumaz!.. Kazakistan Krizinde Hazar Musevilerin Rolü – 11.01.2022

 

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocak ayında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meal-i Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının İngilizce, Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Parti'ye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meal-i Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

● Dış Politika Yazıları (I) BOP’un Temel Taşları (1988-1998)

● Dış Politika Yazıları (II) Tarihin En Talihsiz Yılları (2002-2015)

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

(Kadiri - Haydari Tarikatı) Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

● Teşkilatçılık (İletişim ve İşbirliği Sanatı) Mesaj ve Metod 

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armageddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yüz Kur'ani Kavram ve Yorumları

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar - Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar - Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 383

SON YORUMLAR