ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3072
mod_vvisit_counterDün4837
mod_vvisit_counterBu Hafta3072
mod_vvisit_counterGeçen hafta39169
mod_vvisit_counterBu Ay120386
mod_vvisit_counterGeçen Ay122941
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17571325

IP'niz: 3.235.25.169
Bugün: 19 Nis 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12492836

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

BALGAT’TAKİ BULUT SEFASI VE HAYRETTİN KARAMAN’IN SAFSATASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 13
ZayıfMükemmel 

Aziz Hocamızın haklı tespitiyle:

(Malum sabataist ve masonik) çetelerce yönlendirilen…

Hak davayı hedefinden ve temelinden saptırıp sütü bozukluk eden…

Kur’anın ve Resulüllahın emrettiği itaat, sadakat, istişare ve irtibatı, “vesayet” olarak gören…

İki yıl boyunca teşkilatları tahribe yönelip genel esasları, söylem tarzını ve tabanı değiştiren…

Ve işte bütün bunlardan dolayı meşruiyetini ve makbuliyetini tamamen yitiren

Arsız ve ayarsız kimselerin inadına, Davamıza ve Hocamıza karşı bir bağlılık gösterisinde bulunma çağrısı yapılmıştı.

Şevket Kazan ve güdümündeki MGV Başkanının, katılım olmasın diye yürüttükleri çabalara rağmen.

8 Ağustos 2010 Pazar günü, Türkiye’deki Milli Görüşçülere nazaran “çok az bir topluluk” Ankara Balgat’taki konutun bahçesine toplanmıştı. Hürmet, muhabbet ve hasretle Erbakan’larının balkona çıkmasını beklerken, Ağustos sıcağı iyice bastırmış ve sadıkları bunaltmaya başlamıştı ki, Hoca’nın teşrifiyle beraber, aniden bir bulut ortaya çıkmıştı.  Herkesçe hissedilen tatlı bir serinlik ve okşayıcı bir esenlik meltemleri üzerimizi kaplamıştı. Bu rahmet bulutu, sadece o bölgeye hastı ve sohbet bitince cemaatle birlikte o da dağılmıştı.

Bu bulut, Hz. Musa’nın peşine takılarak, Firavun’un zulmünden kaçanların “üzerlerine gölge çekilen bulutları” (Araf: 160) “ve zallelna aleyhimül ğemame” hakikatini hatırlatmıştı. “Şüphesiz muttakiler gölgelik (altında)dır” (Mürselat: 41) ayetinin bir tecellisi yaşanmıştı. Elbette bu gayet açık bereket ve keramet, sadıkların imanlarını artırmış (Enfal: 2) ve gönüllerini ferahlandırmıştı.

O rahmet ve inayet bulutu, sadece gölge yapıp, gelenleri rahatlandırmamış; aynı zamanda imanları ve umutları da artırmıştı. Bir hadisi şerifte belirtildiği gibi; “Bir ömür boyu bütün gecelerini namaz kılmakla ve gündüzlerini oruç tutmakla geçirmeye denk bir sevap ve şeref müjdesine erişen” mücahit ve müstakim mü’minler, yani ABD, AB ve İsrail’e kulluğu reddedenler bu büyük davanın yeni bir ayet ve alametiyle tanışmıştı.

Evet, ümitsiz iman, imansız ümit yaşayamazdı.. Ümit imandı.. Ümit imanın canı, Müslümanın heyecanıydı… Ümit, Allah’ın kudretine, Kur’an’ın vadine, Hz. Peygamberin (SAV) müjdesine gerçekten inanıp, itimat etmenin şartıydı. Çünkü ümit çürüyünce, imanın sadece kalıbı kalırdı.

Bu Ümit ve iman özünü yitirenler aynen Recep Erdoğanlar, Numan Kurtulmuşlar, Fetullah Hocalar ve Hayrettin Karamanlar gibi Deccalizm-Siyonizm şebekesinin dindar kılıklı figüranları olmaktan kurtulamayacaktı.

Hayrettin Karaman’ın ucuz kahramanlığı!

Fetullahcı Zaman Gazetesinden Nuriye Akman’a röportaj veren ilahiyatcı Hayrettin Karaman, aynen Siyonist Yahudi lobilerinden madalyalı-tasmalı Recep Erdoğan ve pansilvanya kapatması Fetullah Gülen gibi “Küresel sömürü sermayesinin bir hizmetkarı” olduğunu:

“Tayyip Erdoğan ve Sabahattin Zalim gibilerle Milli Görüşe ve Adil Düzen projelerine muhalefet bayrağını açtığını” söylemekle itiraf ediyordu.

Erbakan Hoca’nın Siyonist ve emperyalist çetelere karşı takındığı onurlu ve şurlu tavrı “Onun egosu ve karizması” şeklinde yorumlayıp yamuklaşan Hayrettin Karaman, aynı şebekenin kışkırtıp kullandığı Numan Kurtulmuş’u ise yere göğe sığdıramıyordu.

İlim adamı geçinip, zalim dünya düzenine karşı “Ekonomi, Siyaset, Ahlak ve Eğitim”  sahasında değişmeyen doğrulara dayalı, ama değişen şartlara ve ihtiyaçlara uyarlı, ilmi ve İslami bir proje ortaya koyamayan ve hele Siyonist sisteme alternatif bir programı savunma cesaretinden mahrum bulunan hayrettin Karaman, sadece “vade farkı faiz değildir” gibi, geçici süreçlerde caiz olan ama bugünkü sömürü ve zulüm sisteminde, faizi meşrulaştırma kılıfı olarak kullanılan fetvalarla Müslümanları aldatıp, Siyonist patronlara piyonluk yapıyordu.[1]

Hak Davadan umudunu yitirenler, Dış Güçlere yaslanmaktaydı!

 “Nice küçük (azıcık ve güçsüz) bir topluluğun, çok daha kalabalık (ve güçlü) bir topluluğa galip gelmesi” (Bakara: 249) ancak bu ümit ve iman sayesinde olmaktaydı.

“Onlar, kendilerine: 'Size karşı (bütün) insanlar (düşmanlık amacıyla) topla(n)dılar, artık onlardan korkun' dedikleri halde imanları artanlar ve: 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir' diyenlerdir.” (Âl-i İmrân: 173) ayetinin muhataplarıydı. Yani zahiri bütün sebepler ve gelişmeler aleyhlerine bile olsa, asla ümitsizliğe kapılmayanlardı.

AKP dönekleri gibi;

 “Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahitlik ettikleri halde, imanlarından sonra küfüre (işbirliğine) ve nankörlüğe sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez.” “Bunların cezası ise, Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lanetlerinin üzerine olmasıdır.” (Âl-i İmrân: 86-87 ) ayetleri işte bu tiynetsiz tipleri anlatmaktaydı.

“Onlar, imana karşılık küfrü (ve dünya mülkünü) satın alanlardır. Onlar, Allah'a hiç bir şeyle zarar veremezler. Onlar için acıklı bir azab vardır.”

“O küfre ve nankörlüğe sapanlar, böylelerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.” (Âl-i İmrân: 177-178)

“(Çıkarcı ve kolaycı) Bir grup da, canları (şahsi hayatları ve rahatları)  derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: 'Bu işten bize ne var ki?' (emeklerimizin karşılığı olan ganimet ve mevkiler verilecekti) diyorlardı. De ki: 'Şüphesiz işin tümü Allah'ındır.' Onlar, sana açıklamadıkları şeyi (dünya hırslarını ve dava istismarlarını) içlerinde gizli tutuyorlar, 'Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik' diyorlar. De ki: 'Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” (Âl-i İmrân: 154) ayeti ise, Hak davayı Allah rızası için değil, dünyalık makam ve menfaat aracı görenlerin, umduklarını bulamayınca, Allah Hakkında kötü zanlara başladıklarını ve artık zafer umudu taşımadıklarını vurgulamaktaydı.

“Musa kavmine: 'Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir.' dedi.”

“Dediler ki: 'Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık.' (Musa:) 'Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek' dedi.” (A’râf: 128-129) ayetleri de, sabır ve tevekkülle, iman ve ümitle direnenlerin zafere ulaşacağını hatırlatmaktaydı.

“Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusu yüzünden, iman eden olmamıştı.” Bugün de Hak davadan uzak kaçanların korkuları ve zaafları da aynı kaynaklıydı.

“Musa da: 'Ey kavmim, eğer siz Allah'a iman edip Müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin.'” (Yunus: 83-84) buyurmuşlardı.

“Biz (Musa ile birlikte) İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): 'İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım'.” (Yûnus: 90) demeye başlamıştı. Yani Hz. Musa’ya katılıp Mısır’dan kaçan mü’minlerin önlerini derin sular, arkalarını Firavun orduları kesmişti. Helak olmaları kesindi. Ama kuvvet ve kudret sahibi Rabbimizin inayetiyle, engin sular onlara geçit tüneli, Firavun ve ordularına ise mezar oluvermişti.

“Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez.” (Yusuf: 87) ayeti asla unutulmamalıydı.

“Münafıklar ve marazlılar: 'Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış?'” diye sorup durmaktadır.

“De ki: 'Fetih günü (kesindir ve gelecektir, ama) inkâr edenlere (o gün) inanmaları bir yarar sağlamayacak ve onlara bir süre tanınmayacaktır.”

“Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve (umutla) bekleyedur; gerçekten onlar da (kuşku ve şaşkınlıkla) gözleyip durmaktadır.” (Secde: 28-29-30)

Mü’minlerin en büyük kuvvet ve metanet kaynağı, Allah’a umutlarıdır.

“(İslam’ın ve insanlığın düşmanı olan) kavmi (Müşrik zalimleri, Siyonist Yahudi ve işbirlikçilerini) aramak (ve zulümlerine engel olmak) hususunda gevşeklik göstermeyin. Siz (bu yolda) acı (ve sıkıntı) çekiyorsanız (dayanın, çünkü) onlar da sizin gibi elem ve endişe çekip kıvranıyorlar. Oysa siz, onların umut etmediklerini Allah’tan umuyor(manevi destek ve kuvvetle dayanıyor)sunuz” (Nisa: 104)

“Onlara ise (sadece şeytan) birtakım vaatler ediyor ve en olmadık kuruntulara düşürüp (aldatıyor)” (Nisa: 120

İmanın derecesi en zor günde ve en dar yerdeki tavrınızla ortaya çıkacaktır.

“(Kâfir güçler ve münafık işbirlikçiler) Hani hem üst tarafınızdan, hem altınızdan (üzerinize) gelmeye başladıkları, (çaresizlik ve acizlik içinde) gözlerinizin kaydığı ve (korkudan) canlarınızın boğazlarınıza dayandığı bir ortamda; (“Allah yegâne kuvvet ve kudret sahibidir, O’nun yardımı bizimledir ve zafer Allah’ın elindedir” deyip bu iman ve umutla ferahlanacağınıza, maalesef) Siz Allah hakkında (hiç de yakışık ve muvafık olmayan) zanlarda bulunuyordunuz”

“Hani (içinizdeki) münafıklar ve kalbinde hastalık bulunanlar: “Allah ve Resulü bize, boş bir aldanıştan başka bir şey vaat etmiyor” diye (size umutsuzluk aşılıyordu.)

“Hatta onlardan bir grup:

Ey Yesrib ehli, (ey Hak olduğunu iddia ettiğiniz Dinin ve Davanın gönüllüleri) artık sizin için burada (makam, menfaat ve rahat imkânı) yoktur. (yıllarca boş bir hayal ve heves peşinde boşuna koştunuz. Daha önce akılılık edip ayrılanlar ve dünyalık amaçlarına ulaşanlar gibi, haydi sizde) vazgeçip dönün!” diyordu” (Ahzab: 10-12-13)

İşte bugün medyasından Mason Localarına, münafık İslamcılardan marazlı dava kurmaylarına, bütün hıyanet cephesinin zehirli tavsiyelerine ve şeytanın sinsi vesveselerine rağmen, HAK DAVAMIZDA VE HAYIRLI YOLUMUZDA SABİT VE SADIK KALMANIN TEK ÇARESİ, SAĞLAM BİR İMAN VE SARSILMAZ BİR UMUTTUR!

 

ŞİİR:

KADER VE HİKMET DÜRBÜNÜYLE KONGRE YORUMU

Tıpta; kabuk bağlamış yaraların

Ve iltihabı olgunlaşmış çıbanların

Asitli su, tuzruhu, tentürdiyot ve alkol ile

Yıkanıp mikropların eritilmesi gerekir…

Yani sıvı zehirle katı cerahat giderilir.

Fıkıhta da; temiz suyun çok kıt olduğu yerde,

“Kirli sıvı(Mai Müsta’mel) ile katı habasetin temizlenmesi caizdir”

Elbette ikisi de zehirlidir, ikisi de zararlıdır.

Amma biri birine karşı kullanmak lazımdır.

Evet, beş baş, kırk yıllık marazlı münafığın;

Kendi elleriyle yerleştirdiği, elli cılk ve kancık eliyle

Saf dışı edilmesi de, kaderin hikmetli bir cilvesidir.

Görünürde “adilerin hilesi”,

Gerçekte ise, “Adaleti İlahinin tecellisidir…”

Eh, işler bu noktaya geldikten

Ve nasipsiz nankörler açıkça isyan ettikten sonra

Artık dünyada dengelerin değişmesi

Ve dinsiz düzenlerin çökmesi yakın demektir!...

 

Şimdi Kur’ana kulak verilmelidir: “(Ey münafıklar) Allah Mü’minleri sizin bulunduğunuz (ikili oynamak, fesatçılık ve fırsatçılık yapmak, Dini ve davayı kullanmak gibi) durumda (ve bir arada) bırakacak değildir.

Hatta (pis tiynetli ve çirkef niyetli) HABİSLERİ; temiz (ve halis mü’min)lerden ayırıncaya kadar (bu imtihan sürecektir)”[2]



[1] 16 Ağustos 2010, Zaman

[2] Ali İmran:179


Bu yazarin diger makaleleri

SOMA FACİASI VE İSTİSMAR FIRSATÇILARI
  AKP’liler “Millî Görüş ve Adil Düzen geçmişlerini” unutup inkâr edercesine...
Devami
FETULLAHÇILARIN MARAZI VE KUR'ANIN MESAJI
  Gülen'den misyoner okuluna bağış! Ve bu gerçek ışığında Fetullahçılığa...
Devami
Musul, Kerkük ve Rakka'yı Kurtarmamızı ABD VE AB NİYE BU DENLİ ARZULAMAKTAYDI?
  Musul da Kerkük gibi Barzani Kürdistan’ının bir parçası yapılmaya çalışılmaktaydı....
Devami
DOĞU - BATI MUKAYESESİ VE MERHAMET MEDENİYETİ
    DOĞU - BATI MUKAYESESİ VE MERHAMET MEDENİYETİ              Siyonist...
Devami
KALEM SURESİ VE HAK DAVA SÖMÜRÜCÜLERİ
  Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla   1- Nun. Kaleme ve satır satır...
Devami
DARWINİZMİN YIKILIŞI, HAK DİNİN YÜKSELİŞİ!
  DARWİN'İN DÜDÜKLERİ: Radikal Gazetesi, Harun Yahya eserlerinin bir tanıtım ilanını...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 1993

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR