Get Adobe Flash player
Reklam

ABD, MÜSLÜMANLARA TAHRİF EDİLMİŞ BİR DİN DAYATIYOR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

AHKAM AYETLERİ'ne taalluk eden İslâmî ve Kur'âni kavramları hükümetler eliyle yasaklama şeneatını da işler duruma geldiler.

ABD, kurduğu şer ittifakıyla İslâm'ı tahrif etmek için akla hayale gelmedik çirkinliklere başvuruyor. Şer ittifakı dünyayı tehdit edip İslâm coğrafyasını işgal edip akıl almaz vahşetler sergilerken; Kur'ân-ı Kerim'e, İslâmi kavramlara, İslâm'daki ibadetlere çirkin saldırılarının ardı arkası kesilmiyor. "Ilımlı İslâm" diye başlayan saldırının ardından, "Gerçek Furkan" adıyla Kur'ân'ı tahrif etme şenaetine girişen ABD, ardından AHKÂM AYETLERİ'nin içerdiği kavramları Müslüman ülkelerin yöneticilerine yasaklattırma girişimini de gerçekleştiriyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi New York'ta bir kilisede kadın erkek karışık bir cemaate bir kadın sözde imamlık yaparak cuma kıldırıyor. ABD tevhid inancını tahrif etme teşebbüsüyle yetinmeyip, ibadetleri de tahrife kalkışıyor. Tarihte yaşadığımız Haçlı Seferleri'ni çok çok aşan bir haçlı saldırısıyla karşı karşıyayız.

 

Afganistan ve Irak (20 Mart 2003) işgaliyle başlayan haçlı saldırıları akıl almaz boyutlara ulaştı. İşgalci çete ABD-İngiltere-İsrail dünyaya karşı kurduğu tuzak ve İslâm Alemine karşı başlattığı işgal haçlı seferlerinin boyutlarını aştı. Devletleri yıkmayı ve İslâm'ı tahrif etmeyi hedefleyen şer çetesi, İslâm'ın temel kavramlarıyla oynamaya başladı. Önce Arabistan olmak üzere şimdi de Türkiye'de AHKAM AYETLERİ'ne taalluk eden İslâmî ve Kur'âni kavramları hükümetler eliyle yasaklama şeneatını da işler duruma geldiler. 18 Mart 2005 tarihinde New York'un Harlem'e yakın bir noktasında St. John The Divine Katedralı'nda Amina Wadud adında bir kadın; kadın-erkek karışık bir cemaatın önüne geçerek "Cuma namazı" kıldırıp "hutbe" okuyarak ibadet yaptığı iddiasıyla bir başka şeneatı sergiledi. Haçlılar tarihin hiçbir döneminde İslâm'a ve Müslümanlara bu biçimde saldırmayı akıl edememişti.

Haçlılar Kur'ân'ı tahrif edemeyeceklerini anlayınca Kur'âni Kavramları, üstü kapalı olarak AHKAM AYETLERİ'ni ve ibadetleri tahrif etmeye yeltendiler.

2003 yılının yazında Suudi Arabistan'ı ziyaret eden ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in eğitim kitaplarından çıkarmasını istediği Kur'âni Kavramlar; 2005 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nde Başbakanlığın emri ile İçişleri Bakanlığı'nın da valilikler kanalıyla okul müdürlüklerine gönderdiği bir uyarı yazısıyla tebliğ edildi. ABD'nin Arabistan'da yasaklamayı emir edip tedricen uyguladığı, Türkiye Cumhuriyeti'nde bir tebliğle yasaklanan Kur'âni kavramlar şunlar: "Bel'am, beyt'ül mal, biat, cemaat, cihad, dar'ül erkam, dar'ül harp, dar'ül İslâm, emir (lider anlamında), emir'ül müminin, fetva, firavun, halife, hicret, hilafet'ül müminin, Hizbullah, hizbuşşeytan, imam, imamet, infak, kâfir, Karun, kışla, laikler, laikçiler, Medine dönemi, medrese, Mekke dönemi, mele (molla anlamında), mücahid, mümin, münafık, müstaz'af, müstekbir, seyda, şehadet, şehit, şeriat, şeyh, şeyh'ül İslâm, şirk, şûra, tağut, tebliğ, tekke ve tevhid' 11 Eylül'ün ön hazırlığı olarak Türkiye'ye dışardan dayatılan 28 Şubat Kalkışmasında toplum mühendisliği adına BÇG akla hayale gelmedik planlara başvurmasına rağmen bu kadarını akıl edememişti. Ama ne hazindir ki Millî Görüş'e karşı 28 Şubat Kalkışmasına bir tepki olarak halk bir yanılsama ile AKP'yi iktidar yaptı. AKP ise 28 Şubat'çıları geride bırakarak AHKAM AYETLERİ'ne tekabül eden Kur'âni ve İslâmî Kavramları Başbakanlık emri ve valilik talimatıyla yasakladı.[1]

 Dini hayatın giderek zayıfladığı bir ülkede temel dini kavramlara da yasak koymak, insanları sadece dini evrenlerinde değil, genel olarak gündelik hayatlarında da dilsiz, hafızasız, köksüz hale getirmenin başka yoludur.

Başbakanlık, "Dini Motifli Terör Örgütleri ve Radikal Gruplara Yönelik Mücadele Stratejisi" adı altında hazırladığı eylem planının amacının "terör örgütlerinin amaçlarına hizmet edilmemesi ve dindar vatandaşların rencide edilmemesi olarak" açıklayıp, planın uygulaması için İçişleri Bakanlığı'nı görevlendirdi. İçişleri Bakanlığı'nın valiliklere, valiliklerin okul müdürlüklerine yazdığı uyarı yazısında, 45 sözcüğün kullanılmaması istendi. Yukarıda zikrettiğimiz 45 sözcük Kur'ân-ı Kerim'deki AHKÂM AYETLERİ'ni kaldırma teşebbüsünün biraz daha sinsi bir şeklidir. Bu haber "Okullarda 45 kelime yasak" başlığıyla 13 Ocak 2005'te Sabah gazetesi'nin 24. sayfasında yayınlandı. 15 Ocak 2005 tarihli Yeni Şafak'ta Resul Tosun "Dindarları İncitmemek" başlığıyla yazdığı yazıda; "Bu genelge akla ve mantığa aykırıdır, hukuka aykırıdır. Bu genelge insan haklarına aykırıdır. Dini Motifli Terör Örgütleri ve Radikal Gruplara Yönelik Mücadele çocuklarımızı ilköğretim çağında yeterli dini bilgiler ile donatmaktan geçer, çocuklar hakkında kimi kelimeleri kullanmayı yasaklamaktan geçmez" diyordu.

Sabah'ın haberini özetleyerek alıntılayan, Resul Tosun'un yazısına da değinen Ali Bulaç, "Dinin dilini zayıflatmak" başlıklı 7 Mart 2005 tarihli Zaman gazetesinin 17. sayfasındaki yazısını şu paragrafla noktalıyordu: "Genelge kapsamında yasaklanan kelimeler, İslâmî literatürün belli başlı terimleri, yani anahtar kavramlar. Büyük bir kısmı Kur'ân'da geçiyor. Dini hayatın giderek zayıfladığı bir ülkede temel dini kavramlara da yasak koymak, insanları sadece dini evrenlerinde değil, genel olarak gündelik hayatlarında da lal (dilsiz), hafızasız, köksüz hale getirmenin başka yoludur." Millî Gazete 8 Mart 2005'te konuyu haber yaptı. Vakit'te 9 Mart 2005'te haber oldu. Dünden Bugüne Tercüman ise 13 Mart 2005'te haberi manşetine taşıyarak "Böyle yasak olmaz" dedi. Haberin devamında görüşü alınan AKP Tokat Milletvekili Resul Tosun "Genelgeyi ben istediğimde bana ‘Bu genelge gizli, veremeyiz" deniliyor." Aynı haberde görüşü alınan AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Atilla Maraş ise; "Kelimelere ambargo koymak çok indi, çok suflî bir tavırdır" diyor. 14 Mart 2005 tarihli Millî Gazete'de konu yine haber oldu. Ama ne Başbakanlık'tan, ne İçişleri Bakanlığı'ndan, ne Valiliklerden, ne Millî Eğitim Bakanlığı'ndan, ne Milli Eğitim Genel Müdürlüğü'nden, ne Milli Eğitim İl Müdürlükleri'nden, ne de okul müdürlüklerinden çıt yok.

Ne oluyoruz beyler?

Bu ülkede neler oluyor?

Şehadet, şehit ve cihad kavramlarını yasakladığınızda Anadolu'yu Müslüman Türklere açan 1071 Malazgirt Zaferi'ni, Alparslan'ı ve Haçlıları durduran Kılıç Arslan'ı nereye koyacaksınız? Devlet erkanının ve tüm Türkiye'nin geçtiğimiz günlerde coşkuyla 90. yıldönümünü kutladığı 18 Mart Çanakkale Zaferi'ni, oradaki şehitleri, gazileri, şehitliği, şehit, şehadet ve cihad'ı nasıl izah edeceksiniz? Halife'nin Cihad çağrısı ile ayrı ayrı diyarlardan Müslümanlar gelip şehit oldular. Çanakkale'de, Halife'ye, Hilafet'e, Halife'nin çağrısına ne diyeceksiniz? 1517'de Hilafeti devralan Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'e ne diyeceksiniz? Şehit ve şehadeti yasaklayınca Kurtuluş Savaşı'nı nasıl anlatacaksınız? Yurdun dört bir yanındaki şehitliklere ne ad vereceksiniz? İstiklal Marşı'nda geçen "Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!" "Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli" mısralarını nasıl okuyacaksınız?

"Tebliğ"i yasak kelimeler arasına koyup, % 99'u Müslüman olan bu ülke insanlarının çocuklukta ezberlediği ilmihal bilgisi: Otuz iki farzın ikisi; Emribilmaruf ve nehyi anilmünkerdir. Yani Hakk'a tabi olup şerden kaçınmayı tebliğ etmek. Îlayı Kelimetullah uğruna hayatını bezl eden ceddimizi ne yapacaksınız?

Çanakkale Zaferi'nin 90. yıldönümü ve 18 Mart Şehitler Günü dolayısıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök yayınladığı mesajda: "Bugün, özgüvenimizi bizlere yeniden kazandıran Çanakkale Zaferi'nin 90. yıldönümünü kutlamanın ve aziz şehitlerimize karşı kutsal görevimizi yerine getirmenin gurur ve heyecanını yaşıyoruz." "Alınması gereken çok önemli derslerle dolu olan bu süreç, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sahip olduğu tarihsel niteliklerin de esasını oluşturan; namus, şeref, vicdan, seciye, ahlâk, şehadet, diğergamlık, dürüstlük ve sorumluluk gibi kavramlar sayesinde kazanılabilmiştir. Ancak, modern çağın da etkisiyle bu tarihsel süreçte yaşadıklarımızı, saydığım bu tarihsel nitelikleri ve ülkemizi gelecekte bekleyen tehlikeleri genç belleklere onların özümseyebilecekleri bir şekilde anlatmakta ve algılatmakta zorlanıyoruz. Bu sebeple; bir ulusun var oluşunun, birlik ve beraberliğinin ve vatan sevgisinin ölümsüz sembolleri olan şehitlerimizin manevi varlıkları, tarih ve ulus bilincinin oluşturulmasında ve bir toplumun sahip olması gereken yüce değerlerin genç nesillere aktarılmasında kullanılabilecek en kıymetli hazinedir." (a.a. 17.03.2005, 15.30) Şehid ve şehadet kelimesi yasaklandığında askerimizi, savaşlarımızı, ordumuzun dününü ve bugününü ifade etmenin mümkün olmayacağının en güzel belgesidir bu kutlama mesajı.

Bu ne cürettir

Tevhid" kelimesini yasaklayıp Tevhid Sancağı'na, Tevhid dini, İslâm'a ne diyeceksiniz? Tevhidi yasaklamanın adı teslisin önünü açmak mıdır? Kelime-i Tevhid'i nereye koyacaksınız? Tevhid'i anlatan onlarca ayetin yanında halk dilinde "Kulhuvaellahu Ehad" diye bilinen İhlas sûresini nasıl okuyacaksınız?

"Mekke Dönemi" "Medine Dönemi" kavramlarını yasakladığınızda, Kelime-i Şehadet'i, Peygamber Efendimiz ve Kur'ân-ı Kerim'i nasıl tarif edeceksiniz?

"Medrese" kelimesini yasakladığınızda o güzide Ashab-ı Suffe'ye, İslâm Tarihi'ne, Nizamül Mülke, Ebussuud Efendi, Zenbilli Ali Efendilere, Mecelle'nin hazırlayıcısı Cevdet Paşalara, Elmalılı Hamdi Yazırlara ne diyeceksiniz? 11 Eylül'den sonra "Medrese"yi yasaklayan zihniyettir ki, Yemen'de ve Pakistan'da medreseleri bombaladı. "Cemaat"ı yasakladığınızda; cami ve mescidlere, namaz'a, cuma'ya ve Müslümanlara ne ad vereceksiniz?

"İmam, İmamet," kavramlarını yasakladığınızda, Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem'in imamlığını ve imametini nereye koyacaksınız? Bakara Sûresi, Tevbe Sûresi, Hûd Sûresi, Hicr Sûresi, İsra Sûresi, Enbiya Sûresi, Furkan Sûresi, Kasas Sûresi, Secde Sûresi, Yâsîn Sûresi, ve Ahkaf Sûresi'nde geçen İmam kelimelerini nasıl okuyacaksınız?

"Şirk-Müşrik" kelimesini yasakladığınızda, Bakara Sûresi, Mâide Sûresi, En'âm Sûresi, A'raf Sûresi, Tevbe Sûresi, Yunus Sûresi, Yusuf Sûresi, İbrahim Sûresi, İsrâ Sûresi, Kehf Sûresi, Meryem Sûresi, Hac Sûresi, Furkan Sûresi, Ankebût Sûresi, Sebe Sûresi, Fatır Sûresi, Yâsin Sûresi ve Necm Suresi'nde geçen müşriklere ne diyeceksiniz?

"Kâfir" kelimesini yasakladığınızda; Bakara, Âl-i İmran, Nisa, Mâide, En'âm, A'raf, Enfal, Ra'd, Hicr, Müminun, Câsiye, Ankebût, Muhammed, Tûr, Necm, Tahrîm, Mûzzemmil, Burûc, Kâfirûn, Meâric, Hûd, Nahl, Kehf, Tâ Hâ, Hac, Nûr, Furkan ve Sâd Sûrelerinde geçen kâfirlere ne diyeceksiniz? "Kul ya eyyuhel kâfırûn"u nasıl okuyacaksınız?

"Münafık" kelimesini yasakladığınızda; Kur'ân-ı Kerim'de müstakil bir sûre olan 63. Münafıkun Sûresi'ni ne yapacaksınız? Bakara, Âl-i İmran, Nisâ, Mâide, A'raf, Enfal, Tevbe, Nûr, Ahzab, Münafıkun, Muhammed, Fetih, Hadîd, Mücadele, Haşr ve Müddesir sûrelerinde geçen münafıklara ne diyeceksiniz?

"Şûra"yı yasak edeceksiniz. Kur'an-ı Kerim'in 42. Şûra Suresi'ne ne diyeceksiniz? "Rablerinin davetine uyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, aralarındaki işleri Şûra iledir, kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler." (Şûra/38)

Birkaç örnek vermek istedik. Yasaklanan kelimelerin bir kaçı müstesna, kalanı Kur'an-ı Kerim'de yer alan bir kısmı bir çok surede tekrar edilen, Peygamber Efendimizin hadislerinde sıkça rastladığımız kavramlardır.

IMF infaka karşı

"İnfak"ı nasıl yasaklarsınız! Milleti IMF ve onun hempalarına esir etmek için mi? ABD'nin yasakladığı "infak" yüzünden Umre ve Hac zamanı fakir Müslümanlar için toplanan yardım paraları 2003'ten beri toplanmıyor, infak sofraları kurulmuyor. "Tebliğ" yasaklandığı için tebliğle görevli seçkin bir grup aleyhinde timler kurulup çatışmalar çıkartılarak Müslüman ülkelerin dirlik düzenliği tümden bozulmak isteniyor.

"Kışla" kelimesini nasıl yasaklarsınız? Destanlarla dolu bir tarihi silersiniz. "Kışlalar doldu bugün / doldu boşaldı bugün" bir milletin folklorunu yok edersiniz.

Hedef alınan; İslâm'dır, Kur'an'dır, Peygamber Efendimizdir, tarihimizdir, istiklalimizdir, vatanımızdır. Buna kim nasıl cüret eder? Bu yasakçılar ve AKP Hükümeti aklını peynir ekmekle mi yedi?

Gazetemizin yazarlarından Mehmed Şevket Eygi Bey'in sürekli dile getirdiği ve sert bir dille eleştirdiği tepkisizliğe biz de tepki gösteriyoruz. Ve İstiklal Şairi, İstiklal Marşı Şairi, Mümin, Mücahid, Hikmet ve İrfan ehli, Ehli Salibe karşı bir volkan, milletinin önünde bir meşale olan Mehmed Akif'in diliyle sesleniyoruz: "İki el bir baş içindir / Davransana el de senin baş da senindir" diyoruz.

Bugüne kadar yazılanlar ve bu yazı küçük bir değinidir. Bu ve benzeri şenaatlere dur demek gerekiyor. Sadece kalem erbabına değil herkese görev düşüyor.

Amina Wadud'un New York'ta bir kilisede, İslâm'la bağdaşmayan hutbe iradı ve erkeklere namaz kıldırmasına ilk tepkiyi, Kuzey Amerika Müslüman Toplulukları (ISNA) ve Kuzey Amerika Alimleri Birliği gösterdi: "Wadud bu uygulamaları ile kime hizmet ediyor?" Amina Wadud da; "Amerikan İslâmı" diyor.

Gazetemizin yazarlarından Ebubekir Sifil "Kadının imamlığı" başlıklı birinci yazısını (22 Mart 2005) şu paragrafla noktalıyor: "Ülkemizde ve dünyada, Dinî alanın daraltılmasına dönük ‘tepeden inmeci' uygulamalar karşısında ‘insan hakları' vurgusuyla ‘hak arama' tavrının, Amina Wadud'a ‘kadın hakları'nı savunma adına cuma imamlığına soyunma hakkı tanımak anlamına geldiğini acilen fark etmek durumundayız..."

Sifil, "kadının imamlığı" başlıklı yazısının girişinde Amina Wadud'un garabetini anlatmadan "Fetva" ile "kanaat" arasındaki farkı anlatıyor. Ben konunun sadece Amina Wadud'la sınırlı kalmaması için, okullarda yasaklanan 45 kelimeden birisinin de "fetva" kelimesi olduğunu hatırlatmak istiyorum. Ebubekir Sifil, yazısının girişinde "fetva"yı açıklıyor: "Kestirmeden söyleyelim: Fetva, herhangi bir konudaki ‘dini" hükmün, Allah Teala ve O'nun Resulû'nün (s.a.v.) hükmünün tebliğ, beyan veya istinbat edilmesidir. Bu bakımdan ‘Resmu'l-Mûfti' / ‘Âdâbu'l Mûfti ve'l-Müsteftî' türü kitaplarda müftü (fetva vermeye ehil kişi), ‘Allah ve Resulü'nün hükmünü nakleden kişi' olarak tarif edilir."

Museylemetul Kezzap ve benzerlerinin cesaret edemediklerine şimdi başta ABD olmak üzere Batı ve avaneleri cüret eder oldu. İslâm ülkelerine dayatılan ve Türkiye'de Başbakanlığın emri, İçişleri Bakanlığı'nın valilikler kanalıyle okul müdürlüklerine bir uyarı yazısıyla tebliğ edilen yasak 45 kelime: "Bel'am, Beyt'ül mal, biat, cemaat, cihad, dar'ül erkam, dar'ül harp, dar'ül İslâm, emir, emir'ül müminin, fetva, firavun, halife, hicret, hilafet'ül müminin, Hizbullah, hızbuşşeytan, imam, imamet, infak, kâfir, Karun, kışla, laikler, laikçiler, Medine dönemi, medrese, Mekke dönemi, mücahid, mümin, münafık, müstaz'af, müstekbir, seyda, şehadet, şehit, şeriat, şeyh, şeyh'ül İslâm, şirk, şûra, tağut, tebliğ, tekke ve tevhid" Bir çoğu Ahkam ayetlerine taalluk eden bu kavramların yasaklanması için söylenecek şey: "Allah nurunu tamamlayacaktır."

İslâm'a, Müslümanlara ve İslâm ülkelerine karşı saldırganlıkta, ABD ve AB'nin felsefelerinin aynı olduğu, sadece bazı teknik farklılıkları olduğu her gün biraz daha tebarüz ederken "Stratejik müttefik" ve "birlik" safsatalarıyla artık Türkiye'nin gün geçirecek vakti yoktur.

Komplolar serisi bir süreç halinde gün gün tezahür ediyor. "19. yüzyıl oryantalizminin yeniden doğuşuna tanıklık ediyoruz" diyen İbrahim Karagül, 11 Eylül sonrasındaki proje ve saldırıları özetliyor: "Önce 18 Mart 2004'te RAND Carporation'a ‘Sivil Demokratik İslâm: Ortaklar, kaynaklar ve stratejiler' başlıklı bir rapor hazırlattılar. Bu köşede ‘Sivil demokratik İslâm ve ABD'nin din inşası' başlığı ile tartışılan rapor, aslında İslâm dünyasına yönelik derin bir medeniyet savaşının izlerini taşıyordu." "Müslüman elitlerin yardımıyla gerçekleştirilmesi planlanan proje 15 Aralık 2004'te duyuruldu. (...) "567 sayfalık rapor, İslâm dünyası için tam bir kaos senaryosu öngörüyor" "Aynı proje çerçevesinde Müslüman ülkelerden 500 civarında din adamı yakında Washington'a götürülüp eğitilecek ve Amerikan İslâmı için seferber edilecekler"

Bunlar farklı misyoner

Mısırlı Feminist Yazar Nevval es-Saadavi'nin 20 Mart 2005'te Amsterdam'da açılışını yaptığı, imamlığını ve müezzinliğini de kadınların yaptığı, Hollanda hükümetinin finanse ettiği kadınlar mescidinin "Euro İslâm" diye tarif edildiği, İncil, Tevrat ve Kur'ân'ın karışımından "Gerçek Furkan" adlı "kutsal kitap" hazırlama cüreti, Amina Wadud'un New York'ta bir kilisede erkek ve kadınlara cuma kıldırmaya kalkışıp adına "Amerika İslâmı" denmesi ve diğer faaliyetlerle ilgili olarak İbrahim Karagül; "Fas'tan Endonezya'ya uzanan her ülkede İslâm-demokrasi, sempozyumlarının yine ABD ve Batılı İstihbarat kuruluşları tarafından organize edilmesine kadar, yüzlerce örnek, yukarıda aktarılan genel stratejinin birer göstergesi oldu" diyor.

Haçlılar, işgalci teröristler artık oryantalistlerle, misyonerlerle, işgal, vahşet, soygun, sömürü, cinayet ve katliamla yetinmiyorlar. Şeytana pabucunu ters giydirmek için akla hayale gelmedik yollara başvuruyorlar. Önceki yüzyıllarda kendi içlerindan seçip yetiştirdikleri misyonerler yerine, şimdi misyonerlerin bizden olmasına hususi bir özen gösteriyorlar. Amina Wadud, Nevval es-Saadavi'den sonra Esra Numani sahnede. Esra Numani 23 Mart 2005 Çarşamba günü Boston'da kimlerden olduğu belli olmayan kadın erkek topluluğuna Amina Wadud gibi namaz kıldırma cüretinde bulundu. Cuma günü ve diğer cumalarda Amerika'nın diğer şehirlerinde faaliyetlerine devam edeceğini açıkladı.

Çehreler vahşetlere denk

Bir başka ürpertici gelişme: 23 Mart 2005'te Brüksel'deki hükümet ve devlet başkanları zirvesinde; 11 Mart 2005'te Türkiye'de okunan "Haçlılar ve Misyonerler" konulu hutbeden rahatsızlığın dile getirilmesidir. İslâm'a, Müslümanlara ve İslâm ülkelerine karşı saldırganlıkta, ABD ve AB'nin felsefelerinin aynı olduğu, sadece bazı teknik farklılıkları olduğu her gün biraz daha tebarüz ederken "Stratejik müttefik" ve "birlik" safsatalarıyla artık Türkiye'nin gün geçirecek vakti yoktur. Akif'in diliyle: "Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk./Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk."

İslâm'a ve Müslümanlara, İslâm coğrafyasına, tüm dünyaya yönelik bu şeni saldırıları durdurmak gerekir. Her türlü medyatik programla harimi ismetimize, ailemize, örfümüze adetimize, tarihimize saldırılıyor. Ve işgalci Anzaklar Çanakkale şehitlerimiz gibi övgüyle anılıyor. IMF para politikalarıyla çifçimizi, hayvancılıkla uğraşan köylümüzü, işçimizi, memurumuzu perişan ediyor. Bankalar ve borsa aracılığıyla ülke her gün soyuluyor, biraz daha faize ve batağa sürükleniyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, AB'ye girme uğruna AKP'nin önlerini açtıkları misyonerler yurdu ahtapot gibi sardı. İnsanımızı Hıristiyan yapamıyorlar ama zihnini karıştırıp sersemleştiriyorlar. Ermeniler bir yandan Rumlar bir yandan, Patrik bir yandan. 36 ülkenin Büyükelçisi Kars'ı geziyor. Diyarbakır diplomatik ziyaretlerin başında. Hıristiyan olmayan yerlere ev kiliseleri açılıyor, izi kalmamış kiliseler inşa ediliyor. Bin yıldır yurt ettiğimiz ülkenin her yanı Bizans'la anılıyor. ABD Büyükelçisi, İsrail büyükelçisi vilayetlerimizi teftiş ediyor. Başta Avusturya olmak üzere AB ülkeleri AB üyelerine bir karış toprak satmazken, yurdumuz bir baştan bir başa satılıyor, tapu kayıtları da gizli tutuluyor. AB, Dicle-Fırat havzasının su idaresini uluslararası bir konsorsiyuma devrini istiyor. Hangi birini sayalım?

Bulunduğumuz bu ahir zamanda büyük günahları anlatan ilmihal kitaplarının başına, büyük günah olarak: Şöhreti, mevki, makam ve koltuk hırsını yazmak gerekiyor. Müslüman ülkelerde, artık şöhret uğruna, insanlar kendilerini, ülkelerini vatandaşlarını, dinlerini, dindaşlarını mahvediyorlar.

Şöhret ne büyük afettir

Bu AKP'nin yaptığı nedir? Bütün bu sıraladıklarımıza karşılık, çok partili hayata geçtiğimiz 56 yıl içinde halktan en büyük desteği alarak iktidara gelen AKP'den halkımız ne bekliyordu, onlar neler yapıyor. Başörtüsü yasağı sürüyor, İmam Hatip'e, Kur'an Kurslarına engel sürüyor, mesleki eğitime konulan engellerle iş hayatında kalifiye eleman sıkıntısı sürüyor, çocuklarımıza Kur'an öğrenme engeli sürüyor, ilaveten Kur'an öğretmeye kalkışan nineler de tutuklanacak.

İşsizlik had safhada sürüyor, yatırım yok, iç borç dış borç akılalmaz biçimde katlanıyor. Cari açık her geçen gün artıyor, bütçe açıkları büyüyor.

Eee...

Millet, bu beylere kırmızı plakalı arabalara binip caka satsınlar diye mi oy verdi?

"Şöhret afettir." Hem de en büyük afet.

Pakistan'ın Mehmed Âkif'i Muhammed İkbal'in diliyle milletimize sesleniyoruz:

"Uyan derin uykudan, uyan derin uykudan

Derin uykudan uyan."[2]

 



[1] Milli Gazete / 26.03.2005 / İbrahim Balcı

[2]   Milli Gazete / 28.03.2005 / İbrahim Balcı


Bu yazarin diger makaleleri

EDEPSİZ GAFİL
  Dünyalar dar gelir, uzaya sapar Vücut aleminden, habersiz gafil! Atomu parçalar,...
Devami
DUA
  Al gafleti benden ya Rab Erdir huzur-u Hazrete! Lütfetmezsen,...
Devami
RAHİMÜ RAHMAN BENİM!
  RAHİMÜ RAHMAN BENİM!    “Ben gizli bir hazineydim, bilinmek murat ettim Âlemleri...
Devami
DİLEĞİM
  Allahımdan benim, budur dileğim Yurdum ve onurum, taciz olmasın!...
Devami
KERBELA'DA
Ehli Beyt, gözü oyulur Seyyit toprağa koyulur Hala...
Devami
ALLAH'IM
  Can kulağma geldi bir ses: "Halkı bırak, Rahmana koş!" Fanidir acizdir...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4559

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR