Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2386
mod_vvisit_counterDün6449
mod_vvisit_counterBu Hafta15284
mod_vvisit_counterGeçen hafta39454
mod_vvisit_counterBu Ay178150
mod_vvisit_counterGeçen Ay136049
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15358483

IP'niz: 18.232.38.214
Bugün: 27 May 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11645260

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

İsrail Gen. Kur. Bşk. GLADIO Bölge Komutanıdır! MEDYANIN TEKELLEŞMESİ VE MASONLARIN TETİKÇİSİ: “GLADIO”

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Hatırlanacağı üzere 15 Mart 2010 tarihinde İsral Gen. Kur. Bşk. ani bir ziyaretle ve gizli gündemlerle Türkiye’ye gelmiş ve karanlık görüşmeler gerçekleştirip gitmiştir. Bu Siyonist Yahudinin ayrıca GLADIO Orta Doğu bölge başkanı olduğu söylenmektedir. Öyleyse GLADIO’nun kuruluş amacını ve İsrail bağlantılarını yeniden ele almamız gerekmişti.

NATO ve GLADIO

Hemen bütün Avrupa ülkelerinde örgütlenen Gladio'nun Nazilerce kurulan "Kurt Adam" adlı gizli örgütten esinlendiği söylenmektedir. Gladio'nun oluşumunda başrolü oynayan kişi bir Nazi olan: General Reinhard Gehlen'dir. Gehlen bu önemli projenin üreticisi ve belirli ölçüde başarılı da olan bir uygulayıcısı olarak, Hitler'in yakın çevresinde bulunmuş bir kişidir. Gladio'nun oluşum hikâyesi, Gehlen tasarımının NATO ve CIA stratejileri çerçevesindeki uygulamasına benzemektedir.

Nazi Generali Reinhard Gehlen'in Mossad'la bağlantısı da işin ilginç yönlerinden biridir:

"Gladio'nun tohumları II. Dünya Savaşı sırasında bir Nazi generali tarafından atıldı. Savaş bitince, CIA, 'vatansever' aşırı sağcıları, komünistlere, sosyalistlere ve liberallere karşı örgütleyerek Gladio'ya son şeklini vermiştir.

1990 sonlarında Avrupa kamuoyu 'Gladio' skandalı ile çalkalanmıştı. Gladio, İtalya'da devlete bağlı, ama büyük ölçüde özerk hareket eden bir silahlı yer altı şebekesi olarak ortaya çıkmıştı. Bu şebeke, gizli servislere tanınan gizlilik ölçülerini kat kat aşan, neredeyse denetim dışı bir 'resmi illegalite' içinde çalışmaktaydı. İtalya Başbakanı Andreotti'nin 'bütün NATO ülkelerinde benzeri örgütlenmelerin var olduğunu' açıklaması, skandalın çapını uluslararasılaştırdı. Çok geçmeden anlaşıldı ki, bu resmi illegal örgütler hemen bütün Avrupa ülkelerinde vardı.

Bu örgütlerin kuruluş gerekçesi, İtalya'da ve her yerde aşağı yukarı şöyle açıklanıyordu: 'Sivillerden, düşman işgali halinde cephe gerisinde kontrgerilla faaliyeti yürütecek bir direniş ağı oluşturmak.' Ancak 'Gladio'lar, İtalya'da ve her yerde, Siyonist fesatlıklara hizmet veriyordu. 'Muhtemel bir işgale karşı hazırlık' gibi 'vatanseverce' bir gerekçeyle meşrulaştırılan bu örgütler, yıllarca ülkelerinin siyasi hayatını, kontrol altına almak için kamuoyunu terörize eden bir 'işgal gücü' gibi işlev görüyordu.

Gizli Örgüt Gladio, Mason Localarının Telkinleriyle Kuruluyor!

"L'Espresso, NATO ve CIA ile ilişkili olan Gladio örgütünü bir tür devlet çetesi olarak tanımladı." (Milliyet, 13 Kasım 1990)

"NATO kaynakları: 'Gladio' yararlı bir örgüttür" açıklamasını yaptı. (Milliyet, 16 Kasım 1990)

"CIA eski Başkanı William Colby: 'Gladio vardır ve yararlıdır.' (Milliyet, 13 Kasım 1990)

5 Kasım 1990 Sabah gazetesinde "Terörün faili NATO mu?" başlıklı haberinde NATO'ya bağlı gizli terör örgütü Gladio'nun büyük çaplı pek çok terör ve darbecilik faaliyetlerinde parmağının olduğu” vurgulanmıştı.

Diğer bir gazete haberinde ise şu bilgiler aktarılmaktaydı:

"NATO çerçevesinde, ABD'nin desteğiyle kurulan gizli Gladio örgütünün şimdiye kadar sanıldığı gibi sadece İtalya, Belçika ve Yunanistan'da değil, NATO üyesi bütün ülkelerde faaliyet gösterdiği ortaya çıkmıştı." (Milliyet, 12 Kasım 1990)

Mehmet Ali Birand'ın 16 Kasım 1992 tarihli 32. Gün ve Neşe Düzel'in 29 Kasım 1992 tarihli Bizim Koltuk programlarında da NATO-Gladio bağlantısı tartışılmıştı. 24 Temmuz 1992 tarihli yazısında gazeteci-yazar Mehmet Yale de NATO-Gladio bağlantısına vurgu yapmıştı.

Gladio, Latince "gladius" (kılıç) kelimesinden kaynaklanmıştı. Örgütün NATO nezdindeki gizli adı ise "The Allied Coordination Commitee" (İttifak Koordinasyon Komitesi) olmaktaydı.

Gladio'nun üstünde NATO'nun yanı sıra mason localarının da olduğu ortaya çıkmıştır:

"Gladio Skandalı ile birçok ülkeyi kasıp kavuran, sağ ve sol eylemcilere mal edilen terör olaylarının arkasında, ideolojik grupların değil, görevi 'rejimi korumak ve kollamak' olan NATO çerçevesinde kurulmuş gladyatörlerin olduğu ortaya çıktı. Bunlar aynı zamanda CIA ile irtibatlı, büyük çoğunluğu P2 Mason Locası gibi mason localarına üyeydiler. İtalya'daki mason locası P2'nin lideri Licio Gelli idi. Gladio terör örgütünün içinde ast ve üst rütbeli askerler, bakan, başbakan ve devlet başkanları, yazarlar, gazeteciler, istihbaratçılar, Adli Tıp görevlileri, turizmciler, hukukçular, politikacılar da vardı.

Zaten 24 Kasım 1990 tarihli Der Sipegel dergisi de, 'Kuzu Postundaki Kurt' başlıklı haberinde, askeri darbelerde Gladio'nun da büyük bir rol üstlendiğini yazıyordu.

Bütün güvenirliğini yitirmekte olan NATO, artık barış ittifakı olmaktan çıkıp 'terör ve kan' makinesi haline dönüşmek üzere. İşte CIA ve mason locaları iç içe 'Gladio'!" (Mehmet Yale, Zaman, 24 Temmuz 1992)

11 Kasım 1991 tarihli Yüzyıl dergisi ise bu gizli bağlantıları şöyle açıklamaktaydı:

"İtalyan polisi yerini tespit edebildiği halde, hatta Aldo Moro'yu kaçıran Kızıl Tugaylar'a mensup üyeler ellerindeki tutukluyu geri verebilmek için özel çaba harcayıp, isteklerinden taviz verdikleri halde, başarısız kalıyorlardı. Yıllardır ortak yolda yürüdükleri arkadaşları ve hizmetine koştuğu devlet Moro'yu ortada mı bırakmıştı? Perdenin arkasında her şeyi kontrolü altında tutan bir el mi vardı? Aldo Moro'nun yargılandığı Kızıl Tugaylar'a ait Halk Hapishanesi'nden çıkan belgeler, İtalya'da NATO'ya bağlı gizli bir örgütün varlığını ortaya çıkardı. Bulunan belgelere ek olarak Moro'nun el yazısıyla yazdığı mektuplar da İtalya'da NATO'ya bağlı gizli bir örgütün varlığını ortaya çıkardı. Gladio, Latince kısa kılıç, pala adında silahlı bir birlik, gizli bir askeri komando örgütü olarak faaliyet yürütüyordu. Görevi; terör sahnesinde tayin edici rol oynamak.

"İlk aşama NATO ülkelerinde 'Gladio' yapılarının kurulmasıydı (Ellili ve altmışlı yıllarda) İkinci aşama 'Gladio' yapılarının saklanması ve biçimlenmesinin yanında; etkin politikacıların rüşvetle susturulması ve elde edilmesiydi. Panorama'nın haberine göre yetmişli yılların sonunda CIA bunun için sadece İtalya'ya 60 milyon dolar aktarmıştı. Tüm Avrupa'ya dağıtılan ise 200 milyon doların üstündeydi. Üçüncü aşama 'etkin ajanların' eğitilmesi ve yerleştirilmesi, ekonomide ve siyasette, ama özellikle medyada ve iş dünyasında düşünce liderlerini, yoldan çıkmış politikacı ve hükümetleri sıkıştırmak, bazen ABD dostu politikaya yönelmek ve bunu talep etmekti." (Gladio, Leo A. Müller, sf. 39)

"Fransız Gladio temsilcisi, İtalyan enformasyonlarına göre, NATO gizli servislerinin Brüksel'deki oturumlarına katılmıştı. Mitterand'ın sıkı dostlarından biri olan François de Graussoure, Fransız 'Gladio' örgütünün kuruluşunda bulunmuştu." (Gladio, Leo A. Müller, sf.44)

"İngilizlerin yardımlarıyla oluşturulan 'Glaive' adındaki Belçika Gladiosu 1949 yılı başından beri SGR askeri gizli servisinin alt bölümü olan SDRAB'nin koruması altında kurulmuş bulunuyordu. Sivil 'Glaive' nüvesi sekiz aktif ve on emekli subaydan oluşuyordu. SGR Şefi Tümgeneral Raymond Van Calster tüm Avrupa Gladiosu'nun iş başındaki yöneticisiydi. Raymond Brüksel'deki ACC kurmaylar konferansını da yönetmişti.

Belçika'daki 'Glavie'nin ortaya çıkışı, Belçika'da seksenli yıllarda sorumlusu belli olmayan terörist darbelere askerlerin katıldığını düşündürmeye başlamıştı. 'Brabant katliamcısı' olarak ün salan terör örgütü 'Savaşan Komünist Hücreler' ilk başlardaki gibi Brüksel Gladio yönetici çevresinin 'Clandestine Coordination Commitee' (Gizli Koordinasyon Komitesi)’nin benzeri 'CCC' kısaltmasıyla aynı olduğunu göstermişti." (Gladio, Leo A. Müller, sf.45)

Gladio Nasıl Ortaya Çıkıyor?

"Kontrgerilla örgütünün İtalya'daki karşıtı Gladio'dur. Gladio kılıç anlamına gelen gladyatörden türetilmiştir. Bu örgütün hünerleri İtalya'da ortaya çıktığı zaman istihbaratçılar 'süper NATO', 'paralel NATO' ve benzeri tanımlamalarla CIA'i maskelemek istemiştir.

Ama daha sonra yapılan açıklamalardan örgütün CIA'in destek ve denetiminde olduğu belirlenmiştir." (Milliyet, 18 Kasım 1990), (Cumhuriyet, 11 Kasım 1990)

"3 Mayıs 1988 günü üç İtalyan Jandarması, Kuzey Sagrola yakınlarında Peteano köyünde, kuşkulandıkları bir araçta arama yapmak için bagajı açtıklarında, arabada meydana gelen patlama sonucu ölmüşlerdi. Bu olaydan sonra, Kuzey İtalya'da bir dizi operasyon sonunda, kırsal alanlarda toprağa gömülü 127 silah, tahrip kalıbı ve patlayıcı madde deposu tespit edilmişti.

Gladio: “Masonluğun Yasa Dışı Sokak Gücü” oluyor!

P2 Mason Locası açıklanan tek masonik kontrgerilla şebekesiydi. Fakat masonluğun sırlarını korumaktaki ustalığı düşünülürse, P2'nin bir istisna değil, diğer ülkelerdeki localara bir örnek olduğu kesindir. Dolayısıyla kontrgerilla, masonluğun yasa dışı sokak gücü olarak karşımızda şekillenmektedir.

Masonluk kontrgerilla ile alt örgütlere kadar inebilmektedir. Bu örgütlenmeler arasında Adli Tıp, savcılık ve emniyet gibi önemli birimler görülmektedir. Dünyanın pek çok yerinde Mossad-masonluk-kontrgerilla zincirinin bu kademelerde ezici güçleri bilinmektedir. Kontrgerillanın temel özelliği ise aynen masonluk gibi “halka kapalı” bir şebekeleşmedir. Bu gizlilik, zaman zaman masonlar tarafından ancak "gerektiği kadar" deşifre edilmektedir. Masonluk kontrolü dışında kontrgerillanın kendi kendini deşifre etmesi ise asla söz konusu değildir. Devletlerin kontrgerillayı açıklaması da mümkün değildir. Zaten genelde, kontrgerilla hakkında soru sorulan kişiler de bu zincirin içinde yer alan kişiler olmakta, dolayısıyla doğru bilgiye ulaşmak imkânsız hale gelmektedir. Bunun en iyi örneklerinden biri, "Kontrgerilla açıklansın" diyen P2 Locasının önde gelen isimlerinden İtalya Başbakanı Andreotti ve yine "Kontrgerilla vardır" diyen P2 Locası üstad-ı azamı Gelli'dir. Aldo Moro, savcı katliamları ve benzeri cinayetlerin faili P2 Locası, yalnızca kontrgerillayı inkâr etmek değil, aynı zamanda “masonlukla bağlantısız göstermek” peşindeydi. Bu da masonların "gerektiği kadar deşifre etme" yöntemlerinin bir gereği idi.

Çeşitli kaynaklarda bu yasa dışı örgüt şu şekilde tanımlanmaktadır:

"Dolaylı saldırıları önlemek için politik, ekonomik ve askeri bir sırla yardımlar yapılmalıdır. Askeri yardımların ilk hedefi, mahalli silahlı kuvvetlerin eğitimi ve silah donatımı olmalıdır. Mahalli kuvvetlerin eğitimi, partizan savaş ve taktikleri ile karşıt savaş taktiklerinin öğretilmesi esasına oturtulmalıdır. Bununla beraber pratikte görüldüğü gibi, sadece mahalli kuvvetlere bel bağlanmamalıdır. Amerikan silahlı kuvvetlerinin de bu harplere katılması lazımdır. Başka ülkelerdeki kuvvetlerin bütün komuta ve idari organları Amerikan uzmanları tarafından kontrol altına alınmalıdır. Fakat bu kontrol işleri o ülke kamuoyundan gizli tutulmalıdır." (Deterence and Defense, Indirect Agression bölümü, G. Soyder, sf.231-238) ve (Amerikan Harp Doktrinleri, sf.311) İşte Türkiye’deki Gladyo uzantılı Seferberlik kurulu, CIA güdümünden çıkarılıp, Özel Kuvvetler Komutanlığına çevrilince, bilindiği şekilde hedef yapılmaya başlanmıştır.

Gladio-Terör Örgütleri İlişkileri nasıl sağlanıyor?

"FM 30-31B adlı dosyada Amerikan İstihbarat Örgütleri'nin birçok ülkede aşırı solun içine özel eylem grupları sızdırarak terör hareketleri düzenlediği bildiriliyor. Anarşi, terör örgütlerine sızan bu özel ajanlarla şiddetlendiriliyor." (Günaydın, 1 Ekim 1979)

Dünyanın hemen her yerinde sayısız terör örgütü faaliyet içinde bulunuyor. Ama bunlar nedense çeşitli istihbarat servislerinin bütün çabalarına rağmen(!) bir türlü tam anlamı ile engellenemiyor. Zaman zaman bu terör örgütlerinin birbiriyle bağlantılı olduğu ortaya çıkıyor, "uluslararası terörizm"den bahsediliyor. Kimi zaman da bu örgütlerin Mossad'ın hesabına çalıştığı bilgisi gündeme geliyor, ama nedense hemen bu "zararlı bilgiler" hasıraltı ediliyor ve kamuoyuna unutturuluyor.

Aslında bunlar bir gerçeği ortaya koymaktadır: Anarşist örgütlerin bazılarını, bir kısım istihbarat servisleri ve bunların uzantısı olan kontrgerilla kurmaktadır. Bu örgütlerin ihtiyaç duyduğu istihbaratı da, parayı da sağlayan bu siyonist odaklardır. Kontrgerilla himayesi dışında söz konusu anarşist örgütlerin yaşaması ise imkânsızdır. Bu örgütleri, ihtiyacı kalmadığında ortadan kaldırmayı da üstlenmiş olan kontrgerilla, dünyadaki sağ-sol pek çok önemli terör örgütünü kontrolü altında tutmaktadır, PKK da bunların maşasıdır. Zaten yüzlerce kişiden oluşan bir gizli örgütün böyle bir koruma kalkanı olmadan, halkın ve güvenlik güçlerinin gözünden kaçmasını düşünmek saçmalıktır. Kontrgerilla, himayesinde olan terör örgütlerinin istihbarat ve koruma görevini de yürütür. Haklarında yapılan ihbarları gizler (izleme, takip, vs. gibi bahanelerle), zaman zaman uygun gördüğü tarihlerde uygun aralar ve uygun şartlarda bu örgütlerin içinden katledilenler de olabilir. Öldürülenler arasında en alt militan kesimden olabileceği gibi en üst kademelerden de isimler yer alabilmektedir.

Masonluğun yasa dışı sokak gücü konumundaki kontrgerilla, komünizm ve faşizmi de kullanmaktadır. Komünist ya da faşist ideolojiye bağlı militanlar, kendilerini kısa sürede kontrgerilla alanında bulmaktadırlar. Çünkü her militanın, genişçe örgütlenmeye her terör örgütünün gelişmiş bir istihbarata gereksinimi vardır. Özellikle devlet teşekküllerinde kendileri hakkında yer alan bilgiyi öğrenmeleri lazımdır. Aynı şekilde örgütün de, işlediği cinayetlere göz yumulmasına, cephanesinin saklanmasına, adamları yakalandığında hapishaneden kaçırılmalarının sağlanmasına ihtiyacı vardır. İşte kontrgerilla bu imkânları sağlamaktadır.

İtalyan kontrgerillası Gladio, sözde milliyetçi ve vatansever olduklarını iddia eden sokak kabadayılarına, mafya takımına, para ve sadist zevklerini tatmin edecek ortamı fazlasıyla sunmaktadır.

Gladio Örgütlenmesinde Kimler Görev Alıyor?

Mason locaları, faşist örgütler ve Mossad ile iç içe faaliyet gösteren Gladio örgütlenmesi, güçlü bir istihbarat bağlantısını gerçekleştirmek için aşağıdaki kişileri bünyesinde barındırır:

"FM 31-16 simgeli Counter Guerilla Operations (Kontrgerilla Harekâtları) adlı Amerikan Talimnamesi'nin 34. sayfasında, az gelişmiş ülkelerdeki 'Temizlik Harekâtı’nın gerçekleştirilmesi için, kontrgerilla örgütlenmesinin içinde, ACC (Bölge Koordinasyon Merkezi) emrinde de görevlendirilecek şekilde kimlerin birlikte sunulacağı belirtilmekte ve ek olarak CMAC (Civil Military Advisory Committee), Sivil- Asker İstişare Komite'sinin kurulması da önerilmektedir. Böyle bir örgütlenme içinde bulunması gereken kişiler anılan talimnameye göre:

1) Yerel polis amirleri

2) Okul idaresi ve müdürleri

3) Önde gelen din görevlileri ve kanaat önderleri

4) Yargıçlar ve hukuk yetkilileri

5) Parti, Sendika ve dernek liderleri

6) Etkili basın yayın organlarının yöneticileri

7) Büyük iş ve ticaret kuruluşlarının temsilcileri

8) Diğer etkili kişilerden oluşmaktadır.

Kontrgerilla örgütlenmesinin boyutu bu denli geniş kapsamlıdır. İtalya'da Gladio adlı kontrgerilla örgütlenmesinin P2 Mason Locası ile ilgisini gösteren haberi, bu konuda iyi bir örnek oluşturmaktadır." (Kontrgerilla Cumhuriyeti, Talat Turhan, sf.34)

Basın-MOSSAD-Gladio İş Birliğini kimler sağlıyor?

Bazı basın organları ve kontrgerilla, dünya çapındaki önemli eylemlerin, flaş haber şeklinde yayılması veya örtbas edilmesi, suçluların deşifre edilmeden gizlenmesi ve yalan haber yayılmasında iş birliği yapmaktadır. Kontrgerilla eylemi gerçekleştirmekte, etkisini yaymayı ve yaygara koparmayı kontra-basın üstüne almaktadır. Kontrgerilla bombayı patlatmakta, kontra basın sansasyonunu ayarlamaktadır. Suçluyu suçsuz, ahlaklıyı ahlaksız göstermekte, uyuşturucu kaçakçısını gizlemekte, bu suçlamaları masum kişilerin üzerine yıkmaktadır. Kontrgerillanın gerçek hedefi, kendilerini engelleyecek güç olarak gördükleri samimi dindarlar ve gerçek vatansever insanlardır. Basın da en önemli silahlarıdır. Gerçek milliyetçiler ve dindarlar pek çok iftiraya maruz kalırken, kontrgerilla ve yandaşları, en önemlisi hepsini idare eden mason çevre; “entelektüel, aydın, vatansever tabaka” olarak adlandırılır. Bu telkin dünyanın önde gelen basın-yayın kuruluşlarında bu şekilde verilerek, kitle propagandası yapılmakta, halk bu şekilde belli bir düşünceye mahkûm bırakılmaktadır. Kontra-basın çok saldırgandır, kolaylıkla iftira atmakta, kendilerinin her zaman haklı ve doğru oldukları imajını yaymaktadır. Yalan haber yayma aracı olan bu kuruluşların sahiplerine göz attığımızda, her şey daha da iyi anlaşılmaktadır.

Basın kralı Mossad ajanı Maxwell, diğer basın kralı Rupert Murdoch, İtalyan basın kralı Benedetti, NBC, ABC televizyonları, New York Times'dan Arthur Sulzberger gibi basın ve televizyon kuruluşlarının önemli isimleri ile gizli servisler arasındaki ilişkileri dikkate alındığında tamamının Yahudi ve Mason oldukları ortaya çıkmaktadır.

ABD'deki İsrail Medyası en etkin konumda bulunuyor!

İsrail o ülkelerdeki lobileri sayesinde, dünyanın pek çok ülkesinde medya üzerinde oldukça etkili olmaktadır. Bu etki sayesinde, dünya kamuoyu genellikle Ortadoğu'daki gelişmelerden İsrail kaynaklı haberdar olmaktadır. Dünya kamuoyu gündemini etkileyen pek çok gelişmelerden, Siyonist ajanların yansıttığı ölçü ve şekilde bilgi sahibi kılınmaktadır. İsrail'in, medyası üzerinde en çok etkili olduğu ülkelerden birisi de Amerika'dır. ABD medyası üzerindeki bu etki, Mother Jones dergisinde şöyle anlatılmaktadır:

"İsrail'in imajını daha iyi duruma getirmek için uygulanan bir yöntem de Hasbara Projesi'dir. Bunun taraftarları arasında önde gelen ABD medya yöneticileri de vardır. Bunlar yabancı bir hükümete halkla ilişkiler ve bilgi edinme konusunda para ve taviz karşılığı yardım bile yapmaktadır.”

İsrail hükümet görevlilerinden birinin söylediğine göre, basın alanında bulunan Amerikan Yahudileri, kendi ülkelerinden daha fazla İsrail'e 'sadakat' ve hizmet yarışındadır.

Bir üst düzey İsrail hükümet görevlisi ABD'ye geldiğinde geçirdiği zamanın % 40'ını basınla görüşmeye ayırmaktadır. New York'ta 1985-86 arası İsrail Konsolosluğu'nda basın yöneticiliği yapan Menachem Shalev, 'İyi arkadaşlar televizyonculuğun ve her önemli gazetenin içinde bulunabilir. Bunların isimleri bir ataşeden diğerine aktarılmaktadır. İsrail'in ABD'de etkin basın desteği alması çok önemlidir' açıklamasını yapmıştır. Bunun için Shalev'e göre basın ilişkileri İsrail hükümeti için 'en öncelikli' şeydir, çünkü medya en etkili beyin yıkama aracıdır.

İsrail'in ABD'deki on konsolosu, bölgesel medyayı kontrol etmek ve yazarlarla bağlantı kurmakla görevli kılınmıştır. Shalev 'İsrail'in Amerika'daki varlığı her yere yayılmıştır' diyor ve ekliyor. 'Gazetelere baskı uygulamak televizyonlardan daha kolay. Gazete idarecileri daha kolay elde edilebilir. Ve pek çok yayıncıyla da çok yakın ilişkilerimiz var.'

ABD'nin İsrail'le olan özel ilişkisi akıl karıştırıyor. İşte 23 yıl önceki bir haber: 'Geçen sene İsrail 3 milyar dolardan fazla ABD yardımı aldı ve bu dünyanın herhangi bir yerinden daha fazla ve ABD'nin toplam yardım paketinin beşte birini oluşturuyor. Buna karşın 45 Afrika ülkesi 979 milyon dolar alıyor, bu da yardım paketinin on beşte biri." (Mother Jones, Şubat-Mart 1987)

Garip Bir İlişki Daha: Gladio-KGB İç İçe çalışıyor!

Anti-komünist bir pakt olarak kurulduğu ileri sürülen NATO, son gelişmelerden de anlaşılacağı gibi bambaşka amaçlar içermektedir. İtalya'da saptanan aşağıdaki olay da bunun çarpıcı bir örneğidir.

"Trieste'yle Udine arasında içinde nükleer bomba fabrikasyonu için gerekli olan maddelerin de olduğu, yasa dışı silah trafiğinin sınırı geçiyor. Talep Katar'dan Libya'ya kadar çok çeşitli. Savcılık olayın içinde uyuşturucu mafyası, KGB ve Gladio'nun bulunduğunu belirtiyor. Gladio'nun KGB'yle ne alakası var? Bu bir sır olarak kalıyor." (Avvenimenti, 18 Kasım 1992)

NATO bünyesinde kurulmuş gizli örgüt Gladio'nun nasıl Komünist Rusya KGB ile beraber hareket ettiği tabii ki uzun zaman merak konusu olmaya devam edecektir. Ancak Putin döneminde bu sinsi ve Siyonist ilişkilere büyük darbe vurulduğu gözlenmektedir.

Gladio, “İsrail'in Gizli Ordusu” gibi faaliyet yürütüyor!

Mossad'ın kuruluş amacı Siyonist hedeflerin gerçekleşmesine katkıda bulunmaktır. Bu noktada Mossad'ın işlevi, Siyonizmin hegemonyasına bağlı bir dünya oluşturmak, diğer milletlerin ve inançların ise sömürü sistemi içinde kullanılmasını, güçlenmemesini sağlamaktır. Bunun için kullandığı temel yöntem ise, diğer milletleri kaos ve istikrarsızlık içine sürükleyecek olan savaş, karışıklık, terör ortamları hazırlamak, bu ortamları kışkırtmak, "düzensizliğin düzeni"ni kurmaktır. Kontrgerilla ise, bu hedefi gerçekleştirmek için kurulmuş bir alt örgüt konumundadır. Yaptığı iş, hedef ülkelerde, temel Mossad yöntemi olan şiddeti hayat şekli haline getirmiş, sadist ve saldırgan ruhlu kişileri beslemek, örgütlemek ve yapay ideolojileri de kullanarak eylemlere kışkırtmaktır.

"İsrail'in dünyadaki tüm kontrgerilla hareketlerinin eğitimi için kurduğu merkez olan “Mossad Aman Kfar Sirkin”, “Tel Aviv” ve “Mossad Aman Beersheba”, İsrail'de bulunmaktadır. Ayrıca ikinci merkez de “Jonathan Institute Jerusalem”, İsrail'de faaliyet yapmaktadır. Buradan yollanan subaylar dünyadaki kontrgerilla hareketlerinin eğitimini ve idaresini üzerine almaktadır. Ayrıca bu merkezde bazı kontrgerilla grupları bizzat eğitim görür. Mossad'ın Inkata şubesi Güney Afrika'daki kontrgerilla hareketlerini, Hindistan'da Sihler, Sri Lanka'da Tamiller, Peru'da Aydınlık Yol, İtalya'da Kızıl Tugaylar, Sırbistan'da Çetnik ve Sırbistan Yenileme Harekâtı, Hırvatistan'da Ustaşa, İspanya'da ETA, Ermenistan'da ASALA, Türkiye’de PKK gibi birçok kontrgerilla hareketinin yetiştirilmesi ve yöneltilmesiyle uğraşmaktadır." (Yeni Dünya Düzeni, Halid Özkul)

ABD'nin büyük tekellerinden Yahudi Rockefeller grubu 1956 yılında şu öneriyi yapmıştır:

"ABD'nin çıkarlarına uygun düşmeyen herhangi bir durumu düzeltmek için dünyanın neresinde olursa olsun, derhal müdahale edebilecek yeteneklere sahip özel askeri birlikler kurulmalıdır. Bu özel askeri birliklerin çok hareketli olması ve çeşitli lokal harpleri başarıyla sona erdirecek yetenekte olması lazımdır.”

Rockefeller grubunun önerdiği özel askeri birlikler Amerikan kontrgerillalarının ilk nüvesini oluşturmuşlardır. Rockefeller grubunun önerisi doğrultusunda “Stratejik Müdahale Birlikleri” kurulup faaliyete başlamıştır." (Rockefeller Vakfı'nın Raporu, Prospects of America, Amerikan Harp Doktrinleri, sf.271)

Kontrgerillaların fikir babalarından bir diğer isim de, uluslararası Yahudi lobileri Bilderberg, Trilateral ve CFR üyesi Mc Namara’dır:

"Amerika Eski Savunma Bakanı olan ve Dünya Bankası'nın yıllarca Başkanlığını yapan Mc Namara; 'Gerilla ve anti-gerilla savaş taktik ve biçimlerini iyice öğrenmiş ve dış müdahalelerde özel silahlarla donatılmış küçük birlikler kullanmak gerekir'." (Rockefeller Vakfı'nın Raporu, Prospects of America, Amerikan Harp Doktrinleri, sf.356-357) diyen insandır.

"Bu yeni kuvvetler Mc Namara'nın belirttiği gibi kontralardı. Bu örgütlenme tüm dünyada yapıldı." (Peter Parret, John W. Shy, Guerillas in the 1960, sf.42)

Rockefeller grubunun bir raporunda ise kontraların amacı şu şekilde açıklanmaktaydı:

"Gerek bizim gerek dünya devletlerinin güvenliğini sağlamak için mahalli kuvvetler ve akımlar tarafından sıkışık durumda bırakılmış olan dost hükümet ve rejimlere silahlı yardımlar yapmak zorunluluğunu duymalıyız. Bu zorunlulukla yapılacak askeri müdahale, hem klasik askeri stratejilerden hem de geleneksel diplomatik müdahalelerden farklı olmalıdır. Bu askeri müdahalenin kendine özgün bir niteliği ve biçimi vardır." (Rockefeller Vakfı'nın Raporu, Prospects of America, Amerikan Harp Doktrinleri, sf.298)

Ünlü stratejist Kissinger'ın da bu konudaki görüşleri oldukça ilginçtir:

'Eğer hür dünya, yavaş fakat sürekli bir erozyondan kurtulmak istiyorsa, lokal savunma savaşlarına hazırlanmalı ve bu savaşlar için gerekli önlemleri alıp, gerekli ordular kurulmalıdır. Sömürgeciliğe karşı Ayaklanma Hareketi'nin hemen her tarafı sardığı bir dönemde, Pentagon'daki bazı otoritelerin hala klasik bastırma stratejisinde direnmesi yanlıştır. Bir yandan hür dünyanın sosyalist devletlere karşı konvansiyonel bir denge kuramayacağını söylerken, diğer yandan yıldırma stratejisinde ayak diretmek, anlaşılmaz bir tavırdır.”

Kissinger, "Nuclear Weapons And Foreign Policy" adlı kitabında, total savaş ile lokal savaşın uygulama ve sonuçlarını incelemiştir. Kissinger'a göre, 'total (genel) savaş, ABD için, dolayısıyla kapitalizm için intihardır. Asya, Afrika ve Güney Amerika'daki Ulusal Kurtuluş Savaşları ancak lokal-sınırlı savaşlarla önlenebilir. Bu bölgenin sınırı ABD’ye stratejik ortak olmayan ülkelerin sınırlarından başlar." (CIA, Kontrgerilla ve Türkiye, Emin Değer, sf.125)

'Devlet içinde devlet' halinde örgütlenmiş olan Gladio, NATO çerçevesinde yapılanmıştı. CIA, bu örgütün kuruluşunda rol oynamıştı. İtalya'daki Gladio ve diğer NATO ülkelerindeki benzer kuruluşlar, sivil ve askeri 'yerli' istihbarat örgütleri yanında 'gizlilik' esası ile çalışan bazı derneklerin üyelerini de içine almışlardı. Gladio skandalı, İtalyan P2 Mason Locası ve İtalyan İstihbarat Teşkilatı ile ordunun bazı kesimlerinin yakın iş birliği içerisinde olduğunu ortaya çıkardı.

Skandalın ortaya çıkardığı bir diğer gerçek de, İtalya'yı bir ara kasıp kavuran terör olaylarının büyük bir bölümünün, NATO çerçevesinde kurulmuş Gladio örgütünün eseri olmasıydı. Suikastlar, siyasi cinayetler, bombalama ve tedhiş olayları, kökleri devlet içinde olan bu örgüt elamanlarınca yapılmıştı.

Kontrgerilla örgütlenmesinin mimarlarından en önemlisi hiç kuşkusuz Henry Kissinger'dı:

"1968 yılından günümüze değin, ABD'nin yürüttüğü sınırlı savaşların, teorik ve pratik planda geliştirilmesinde zaman, emek harcayan uzmanlardan en önemlisi Henry Kissinger'dir." (Bıçağın Sırtındaki Türkiye, Süleyman Genç, sf.20)

"Kissinger'in NATO içindeki gizli örgütlenmenin ABD'deki sinir uçlarından olduğu sonradan öğrenildi." (Türkiye'de Laiklik ve Fikir Özgürlüğü, Fehmi Koru, sf.178)

ABD'nin eski Dış İşleri Bakanlarından Henry Kissinger'in, ABD'nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da Nazi artıklarının toparlanarak yeniden örgütlendirilmesi faaliyetinde oynadığı rol belgelenmiştir." (Kontrgerilla Cumhuriyeti, Talat Turhan, sf.24)

Gladio Kimlerin Emrinde hizmet veriyor?

Kontrgerillanın kimlerin emrinde olduğunu New York Times muhabiri James Lemoyne ve eski CIA ajanı Philip Agee şöyle açıklıyorlar:

"ABD'nin dış ülkelere ekonomik yardımından daha çok zenginler yararlanmaktadır. Bunlar vergi vermedikleri gibi sürekli olarak ülke dışına para çıkarmaktadırlar. Oğulları askerlik yapmaz. Vergi vermek fakir halkın işidir. Yaşamak zenginlere, ölmek fakirlere düşmüştür. Ne var ki bu iş bölümünden yoksullar hiç de memnun gözükmemektedirler. Dış yatırımların ancak küçük bir kısmı yoksullara ulaşabilmektedir. Siyasi güç sosyetenin elindedir. Fakirlere siyaset vasıtasıyla da durumlarını düzeltme yolu tıkanmıştır. Halk polisten ve askerden korkmaktadır. Yasal yollardan haklarını aramak bu insanlar için olacak işlerden değildir. Fakir halk ile zenginler arasında fakirlerin hakkını temsil edecek hâkimlerin varlığı hayal bile edilememektedir." (James Lemoyne, New York Times, 5-7 Nisan 1987, 16 Şubat 1987)

"Eski CIA ajanı Agee ise şöyle diyor: 'Ben Kapitalizmin gizli polislerinden biriydim. Yoksul ülkelerdeki Amerikan şirketlerinin hisse senedi sahiplerinin kaymağını yemelerini sürdürmelerini sağlamak için politik barajın sıkıntılarını Amerikan kapitalizminin gizli polisinden başka bir şey değildir ki. Yoksul ülkelerde CIA başarısının anahtarı, nüfusun kaymağının çoğunu yiyen % 2 ya da  % 3'lük kısmının bulunmasıdır. Şimdi çoğu ülkelerde bu sınıfın geliri 1960'dan bu yana daha da artmış ancak bir kenarda bırakılan ve nüfusun % 50 ya da % 70'ini teşkil eden sınıfların gelirleri ise daha da azalmıştır." (CIA Günlüğü, Philip Agee, sf.760 -766)

Kontrgerilla'nın kullandığı sokak serserilerinin ikiyüzlülüğü her yönden ortadadır. Uyuşturucu kaçakçılığını yapanlar da, çıkar çatışması olduğunda yakalatanlar da onlardır. Fail-i meçhul cinayetlerin faili bu gruplardır, fakat sahte failler üretmekte de üstlerine yoktur.

Hepsi AKP Şakşakçısı: Holding medyası ve Perde Arkası nasıl oluşturuluyor?

Yandaş olmayan büyük holdingler bir yandan "vergi borcu" ve TMSF sopasıyla, diğer yandan yandaş olmaları halinde ceplerine koyulacak petrol ruhsatlarıyla "terbiye" ediliyordu. Bizzat ABD yetkilileri tarafından önlerine koyulan "Irak Petrolleri" ve "Hazar Petrolleri" havucu, zaten köşeye sıkışmış olan büyük holdingleri, AKP'nin "Kürt Açılımı"na ve "Ermeni Açılımı"na teslim almaya yetiyordu. Son aylarda hükümet ve ABD yağcısı o manşetler bu yüzden atılıyordu.

Atv, Sabah gazetesi, Kanal 24, Star gazetesi, Kanal 7, Kanaltürk, Bugün gazetesi, Yeni Şafak, Zaman, STV, TGRT vb.

Arkalarındaki holdingler; Çalık Holding, Hedef Holding, Rixos, Yimpaş, Kombassan, Koza-İpek, Albayraklar, İhlas Holding vb.

Hepsi de, iflas etmiş holding sisteminin beyaz bayrak çekmesi gibi kuruluyordu. Teşviklerle besleniyor, uzun vadeli, düşük faizli kredilerle destekleniyordu. 2001 kriziyle çökertilen Türk bankalarını ele geçiren yabancı bankaların kredileriyle ve yabancı sermaye ortaklıklarıyla güçleniyordu.

Ballı ihalelerle, rüşvet, kayırma ve peşkeş çekmelerle büyüyordu. O kadar teşviklerin, devlet bankalarından aktarılan sıcak paraların tek hedefi: Tayyip Erdoğan'ların yandaş, tetikçi medyasını ve BOP reklamlarını oluşturmaktı.

“Çalık gibi olursan petrolden pay alırsın!” propagandası pompalanıyor.

Şayet Recep Başbakan'ın damadını holdinginize genel müdür yaptınız mı önünüzde bütün yollar açılıyordu. İşte Çalık Holding! Tayyip Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ı 2007'nin 31 Martı'nda genel müdür yaptıktan sonra yarım yüzyıllık holdingin kaderi değiyordu:

-Temmuz 2007'de ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza ile Ahmet Çalık, Holding'in kuzey Irak'ta yapacağı yatırımları planlayan stratejik bir toplantı yapıyordu.

-Yine bu dönemde Çalık Enerji şirketi, Shell şirketi ile Kerkük-Yumurtalık boru hattının ortak yapımı anlaşmasını imzalıyordu.

-Aralık 2007'de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) elindeki Atv ve Sabah gazetesi en ballı ihaleyle Çalık'ın medya kuruluşu Turkuvaz A.Ş.'ne peşkeş çekiliyordu. 1,1 milyar dolarlık ihale için, Halk Bankası ve Vakıfbank gibi devlet bankalarının seferber edildiklerini, bu bankalardan sağlanan üç yılı ödemesiz, on yıl vadeli 700 milyon dolara, Katar Şeyhi'nden sağlanan 350 milyon doların da eklendiği biliniyordu.

-Çalık'ın 2008, 2009'daki bazı işleri şunlardı: Alman Ewe şirketi ile doğalgaz tüketim ortaklığının, Rusya'da Rosneft ve Gazprom'la ortak gaz ve petrol araştırmalarının, Suriye sınırındaki mayınlı arazi için cebine koyulan petrol arama ruhsatının, İspanyol Initec Energia ile Özbekistan'da elektrik santrali kurma anlaşmasının, İtalyan Eni ile ortak Samsun-Ceyhan petrol boru hattının inşası anlaşmasının, Kanadalı Anatolia Minerals Development ile Türkiye'de altın madeni işletmesi anlaşmasının hepsi Çalık Grubuna nasip oluyordu.

Birileri "Yürü ya kulum" deyince Türkiye'de holdingler böyle büyüyor, yandaş medya böyle güçleniyordu. Deniz Feneri'yle, Başbakan'ın kasası Remzi Gür'le uğraşanlar ise devlet nimetlerinden mahrum ve mahkûm ediliyordu.

Çalık Holding, bugün yandaş olmayıp da teslim alınmaya çalışılan medyanın önüne koyulan tipik bir model oluşturuyordu.

 

holding_medyasi

 


Bu yazarin diger makaleleri

Erdoğan, Fetullah Gülen Kavgasında; KARANLIK ODAKLAR VE FİGÜRANLAR!
Dikkat! Bu yazı tam 4,5 yıl önce yazılmış ve Milli...
Devami
AHMET AKGÜL’ÜN HAYATI VE KİTAPLARI
  AHMET AKGÜL’ÜN HAYATI VE KİTAPLARI        Daha yakından tanımak ve meraklarının yanıtlarını...
Devami
Kuşkumuz; “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin” POSTMODERN GENEL VALİLİĞE DÖNÜŞMESİYDİ!
  Kuşkumuz; “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin” POSTMODERN GENEL VALİLİĞE DÖNÜŞMESİYDİ!          Önce bir gerçeği...
Devami
BATININ ÇİFTE STANDARDI VE İNSAN HAKLARI İSTİSMARI
Amerikan Siyonizmi ve Batlı Emperyalizmi; "bir ülkeye demokrasi, özgürlük ve...
Devami
TÜRKİYE İÇİN YOL AYRIMI VE "367"NİN DAYANAĞI
  Cumhurbaşkanı Seçiminin ilk oturumunda 367 şarttır! Erbakan Hoca'nın: "367'yi ciddiye alın!"...
Devami
28 ŞUBAT, DIŞ GÜÇLER VE DERİN TÜRKİYE
  28 Şubat tezgâhını, Erbakan’ı ve Adil Düzen programlarını devre dışı...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2693

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR