Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1323
mod_vvisit_counterDün9526
mod_vvisit_counterBu Hafta20726
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay10849
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16785204

IP'niz: 3.219.31.204
Bugün: 02 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12194176

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

FETULLAHÇILARIN TELAŞI!?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Hilmi Özkök suçlu durma düşmez miydi?

Hilmi Özkök, Ergenekon savcılarına ifade verdikten birkaç gün sonra Ankara’ya gitmişti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile görüşmüşlerdi. Hatta birlikte resim de çektirmişlerdi.

Peki, İlker Paşa ve Özkök neler görüşmüşlerdi?

 

İlker Paşa’nın, Hilmi Özkök’ün savcılara ifade verdikten sonra Ankara’ya çağırması ve Genelkurmay Başkanlığı’nda baş başa konuşmaları şu anlama gelirdi: Hilmi Özkök, İlker Paşa’ya Ergenekon savcılarına anlattıklarını birer birer söylemişti. Buna göre İlker Paşa, savcılıktaki ifadeyi ana hatlarıyla da olsa bilmekteydi.

Acaba, Hilmi Özkök, savcılara ne demişti? “Yok böyle bir şey mi” dedi. Yoksa, “Efendim bunlar darbeye soyunmuşlardı, ben engelledim” mi demişti? Peki, bu durumda Hilmi Özkök böyle bir şeyi bilip de ihbar etmediği için suçlu duruma düşmez miydi?

Peki, Özden Örnek’in tanık ya da sanık olarak neden ifadesi hala alınabilmiş değildi? Ama şu anda özellikle AKP iktidarının ve Fetullahçı takımının bir numaralı merak konusu şuydu: Hilmi Özkök, savcılara neler söylemişti?

Bülent Arınç Askeri Mahkemenin yayın yasağına tepki göstermişti!

“Silivri’de görülen örgüt davasıyla ilgili, bir sanık’ın dosyaları arasında bulunan belgeyle ilgili sadece sivil mahkemeler karar verebilir. Askeri mahkemenin buna müdahale edip yayın yasağı getirmesini ilginç buluyorum” diyen Arınç TSK’yı töhmet altına sokan ve açıkça savaş açan TARAF Gazetesinin tarafını çekmişti.

Şu Bülent Arınç, Orduyu karalayan ve yaralayan her girişimin yanında yer almakla acaba hangi merkezlere ve hangi mesajları vermek istemişti?

 

Fetullah cephesindeki paniğin sebebi neydi?

Fetullah cephesinde gözle görülür bir telaş başlamıştı. Fetullah Gülen'in “herkul.org” internet sitesine yaptığı açıklamalarda kullandığı şu ifadeler bunun kanıtıydı:

"Dün olduğu gibi bundan sonra da, -dışarıdan da beslenen- bazı şer şebekeleri en samimi mü'minleri ve hakiki Müslümanları terörist gibi göstererek yeni bir irtica yaygarası koparabilirler."

(Düşmana ve Siyonist odaklara) Taraf Gazetesinin “AKP ve Fetullah Gülen’i Bitirme Planı” başlığıyla gündeme taşıdığı, ama GKB’nin 12 Şubat 2009 basın açıklamasıyla kesinlikle yalanladığı gibi, böylesi gizli ve sahte belge ve bilgileri bu yandaş medyaya kimler servis ediyordu?

Ve en dikkat çekeni: CIA’nın tahsis ettiği çiftlik villasında Amerika’da yaşayan fetullah Gülen, ta iki ay önceden bütün bunların tezgâhlanacağını nereden biliyordu? Kerametle gaipten haber mi veriyordu, yoksa bu senaryoları hazırlayanlar mı ona duyurmuştu?

Öyle ya, uluslar arası istihbarat örgütleri ve uzaydan dinleme teknolojileri bulunmayan ve ne ABD ne de Türkiye’de emrinde yüksek devlet görevlileri çalışmayan Fetullah Gülen’e bu bilgiler nereden geliyordu?

Madem bu kadar kerameti ve özel marifeti var idiyse, ABD ve İsrail’in ülkemiz ve İslam alemiyle ilgili sinsi ve şeytani planlarını niye mazlum ve Müslüman yetkililere duyurup, bu zulüm ve zilletin önüne geçmiyordu?

"Fetullahçı denilen kesimler sindirilecek"miş….

Bunun bir benzerini Önder Aytaç ve Emre Uslu isimli Fetullahçılar Taraf’taki köşelerinde yazmışlardı. Aytaç ve Uslu, 30 Mart tarihli köşe yazısında şöyle diyorlardı:

“Taraf gibi demokrat gazeteleri, Başbakan Erdoğan merkezli AKP'yi, kısmen MİT'i, bütünüyle emniyeti ve Fetullahçı denilen kesimleri sindirecek, yıldıracak ve intikam almaya çalışacaklar."

Aytaç ve Uslu'nun köşe yazısında bu durumun AKP için yeniden bir kapatma davası açılmasına kadar gidebileceği de söyleniyordu: "Hukuk dışı yöntemleri sürekli kullanmayı alışkanlık haline getirenler, bu süreçte AKP'nin kapatılması için malzemeleri yeniden toplamaktalar. Dosyanın hazırlanmasından hemen sonra da, dava açtırtabilecekleri bir 'ulusalcı' savcıyı kolaylıkla bulacaklar."

“Fetullahçılık olgusu linç edilmek istenmekteymiş…”

Aynı yazıdaki bir başka önemli vurgu da Ergenekon davasında, bu tezgahı tertipleyenlerin sorgulanması ve yargılanması olasılığıydı: "Seçimlerden sonra, Başbakan Erdoğan merkezli AKP ve Fetullahçılık olgusu linç edilmeye çalışılacak. Sivil mahkemelerin inisiyatifinde yürüyen E-TÖ davasının misillemesi yalnızca kaos projeleriyle değil, yüzlerce örneğini yaşadığımız -bağımsızlığı çokça tartışılan-, askerî yargı içindeki davalarla alınmaya mı çalışılacak?” deniyordu. Yazının devamındaki şu bölüm oldukça dikkat çekiyordu. Aynı çevreler, E-TÖ davasını elden geldiğince püskürtmek, önemsizleştirmek, aşağılamak ve alay etmek için çalışacaklar. Sonrasında da, bu davanın arkasında gördükleri Taraf gibi demokratları, Başbakan Erdoğan merkezli AKP'yi, kısmen MİT'i, bütünüyle emniyeti ve Fetullahçı denilen kesimleri sindirecek, yıldıracak ve intikam almaya çalışacaklar."

“Türkiye'ye gelmek için henüz dengeler değişmemiş”miş…

Fetullah Gülen, Sabah Gazetesi'nden Mahmut Övür'le yaptığı röportajda bu süreci yorumlarken, kendi cephesinden "Türkiye'ye gelmek için henüz dengeler değişmedi" demişti. Bu açıklamayla Türkiye'deki durumun aleyhine olduğu mesajını vermişti. Devamında ise kaygılarını anlatmak için şu ifadeleri dile getirmişti: "(Ergenekon soruşturması için) bu işlerin sulandırıldığı gibi bir kaygı var. Bana da öyle geliyor. Baksanıza sürekli Silivri Cezaevi'yle GATA arasında, bir ara Cengiz Çandar söyledi, yatay geçiş, yani yatış geçişi var. Bizim Erzurumlular bunu şöyle yorumluyor; 'Bu işin içinde bir 'GATA'kulli var.' Hükümete karşı da bazı hesaplar seziliyor. Bunlar iyi şeyler değil."

Taraf’ın iki polis şefi, tertibi açık etti:

Fetullah Gülen niye “Alperenler sokağa dökülürse müsaade edin” demişti?

"Yazıcıoğlu kazasından şüphelenin!” diyen Fetullah Gülen, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin suikast sonucu düşürüldüğünü bu sözlerle ima etmiş ve açıkça TSK’yı hedef göstermişti. Çünkü aynı minvalde bir açıklama da CIA’dan gelmişti. Gülen, Alperenler'in sokağa döküleceğini ve buna müsaade edilmesini söylemişti.

"O insanı sevenler, böyle yaralı oldukları bir dönemde ağızlarını dillerini kontrol altına almakta zorlanabilirler. Sokaktaki insanlar kaba kuvvetle telkin etmemeli. Yürüyorlar bağırıyorlarsa örneğin, 'Alperenler ölmezler' diye haykırıp boşalıyorlarsa, onların hakkıdır, buna müsaade edilmelidir."

"www.herkul.org" adlı internet sitesinde yayınlanan görüntülerinde, Yazıcıoğlu'nun 4-5 defa trafik kazası geçirdiğini belirten Fetullah Gülen: Bu defa farklı bir şekilde gitmiş. Bir yönüyle şüphelenmek lazım. Her şeyi kurcalamak lazım. Bu helikopter nasıldır? Neden böyle bir şeye itildim, neden ille de bununla götürülmek istendim?" diyerek Muhsin Yazıcıoğlu adına tahrif ve tahrik edici sorular yöneltmişti.

Şifre Aytaç-Uslu ikilisince çözümlenmişti!

Fetullah Gülen'in 'Alperenler sokağa dökülürse, müsaade edin' sözlerinin şifresi, 30 Mart günlü Taraf gazetesinin polis yazarları Önder Aytaç ve Emre Uslu'nun köşesinde şöyle çözümlenmişti: Önümüzdeki aylarda Türkiye'de siyasi cinayetler işleneceğini belirten Aytaç-Uslu ikilisi, milliyetçi-muhafazakâr tabanın tahrik edileceğini iddia etmişti. Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin bu çerçevede düşürüldüğünü söyleyen Tarafın "F tipi" yazarları, helikopterin düşmesini ve önümüzdeki dönem yapılacağını öne sürdükleri suikastları da Ergenekon'a bağlama safsatasını dile getirmişlerdi.

Gladyo tertiplerini artıracak, ardından; “Ergenekon yaptı” diyeceklerdi!

Aytaç ve Uslu, önümüzdeki dönem olacak tertipleri şöyle sıralamışlardı:

1- İlk operasyon kabinedeki Ergenekoncu bakanlara yapılacak. Tayyip Erdoğan kabineden Ergenekon uzantısı "efendileri" uzaklaştıracak. Aksi taktirde AKP bölünüp parçalanacak.

2- AKP’ye kapatma davası açılacak.

3-  Sadece AKP kapatılıp hükümet düşmeyecek. "Bir oradan, bir buradan" denilerek DTP de kapatılacak. DTP tabanı sokağa dökülecek, kaos/kargaşa ortamı oluşturulacak.

4- Kitlesel eylemeler ve sarsıcı cinayetlerle tansiyon yükseltilecek. Irak'ın kuzeyine sınır ötesi harekât gerçekleştirilmesi, bir kısım sıcak olayların gelişmesine neden olacak.

5-  Sarsıcı eylemler, milliyetçi-muhafazakâr tabanı tahrik edecek, galeyana getirecek cinayetler ve olaylar tasarlanacak.

6- Başbakan Erdoğan merkezli AKP, kısmen MİT, bütünüyle emniyet ve Fetullahçı denilen kesimler sindirilip susturulacak.

7- Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteri bu maksatla düşürülmüştür. Yazıcıoğlu sonrasında Alperen Ocakları'na çok ama çok dikkat etmeli, çünkü ortalık karışacak demişlerdi. Ama bu kehanetlerinin hiçbirisi gerçekleşmemiş, komplocu konumuna düşmüşlerdi.

Amerika'dan işaret gelince komplo teorileri geliştirilmişti..

Amerika'dan fetva gelince, helikopter kazasının sabotaj olabileceği tartışması başlatılmıştı. Fetullahçılar başta olmak üzere, birçok medya kuruluşu "suikast ihtimali" üzerine yoğunlaşmıştı.

Haber Türk, Star ve Sabah gazeteleri 3 Nisan günü birinci sayfalarını Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasındaki şüphelere ayırmışlardı. Haber Türk "Suikast mı?", Star "Esas Skandal", Sabah da "Vahim Kuşku" başlığını kullanmıştı… Ama hepsi de fos çıkmıştı.

Ardından Yalçın Topçu: "Ergenekon'da gizli tanık" ve "bilgisayar çalındı" iddialarına yalanlama getirmişti!

Ardından Yalçın Topçu, BBP Ankara İl Başkanı Hasan Hüseyin Bozok'un "helikopterin düşmesi kaza değil, suikasttır" açıklamalarını da yalanlamıştı. Yazıcıoğlu'nun tehdit aldığı ve kazadan önce diz üstü bilgisayarının çalındığı iddialarını yalanlayan Topçu, otopsinin de partinin kontrolünde yapıldığını vurgulamıştı.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Şanverdi de Muhsin Yazıcıoğlu'nun, "Ergenekon davasına bakan savcılara bilgi ve belge verdiği şeklindeki yayınların gerçeği yansıtmadığını" açıklamıştı.

Eski ajan Madsen: 'CIA, Fetullah'ı kullanıyor' demişti

"CIA Fethullah Gülen'i kullanıyor. Fetullah'ın, İslamcı görüşlü birçok terör örgütüyle de bağlantısı bulunuyor."

Bu bilgileri, ABD'nin en yüksek istihbarat kuruluşu Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (National Security Agency-NSA) eski ajanı Wayne Madsen, kendisine ait internet sayfasından aktarmıştı. "Haber-gazete" adlı internet gazetesi de Madsen'in anlatımlarına sayfalarında yer ayırmıştı.

Wayne Madsen'in verdiği bilgiye göre, Gülen CIA tarafından kullanılıyordu. Madsen, Gülen'in Amerika'da kalabilmek için yaptığı yeşil kart başvurusuna, CIA'nın müdahalesiyle izin verildiğini bildiriyordu. Madsen, CIA'nın Gülen'e verdiği desteği, Amerika'nın AKP'yle yakın ilişkilerini korumak açısından bir güvenlik politikası olarak değerlendiriyordu.

Eski NSA ajanı Wayne Madsen, Fetullah'ın, Kosova'nın Yugoslavya'dan ayrılması için Amerika tarafından kurulan UÇK adlı örgütle de bağlantısı olduğunu belirtiyordu.

Venezüella lideri Chavez CIA'nın kullandığı misyonerleri sınır dışı etmişti

Eski NSA ajanı, CIA'nın çeşitli dini hareketleri nasıl kullandığını da açıklıyordu. Buna göre, CIA 1950'li ve 60'lı yıllarda Vietnam ve Laos'ta Katolik misyonerleri kullanıyordu. Madsen ayrıca CIA'nın 1980'lerden başlayarak Latin Amerika ülkelerinde, misyonerlik faaliyetleri adı altında istihbarat çalışmaları yaptığını belirtiyordu. Bu misyonerlik faaliyetlerinin başında "Yeni Misyon Cemaati" (New Tribes Mission) adlı bir Hıristiyan tarikatının bulunduğunu belirten Madsen, söz konusu tarikatın faaliyetlerine, CIA'yla olan bağlantıları nedeniyle Venezüela lideri Hugo Chavez tarafından son verildiğini bildiriyordu. Chavez, Venezüela'daki Amerikalı misyonerleri ülkesinden kovmuştu.     

 O Hugo Chavez ki, siyonist ve emperyalist güçlerin saldırıya hazırlandığı ve tüm dünyanın yalnız bıraktığı İran’a, psikolojik destek için defalarca koşmuştu. O Hugo Chavez ki, ülkesinde yapılan mazlum ve Müslüman ülkeler konferansının tanıtım panosuna, Saadet Partisinin amblemini koymuştu.

Ama bizdeki nice sahte solcular ve Hugo Chavez’i öven ve örnek gösteren Aydınlıkçılar, Erbakan Hoca’nın Siyonist güçleri gücendiren tarihi İran ziyaretine sahip çıkmak değil, haber yapmaktan bile korkmuştu!...  

 


Bu yazarin diger makaleleri

İSLAM’DA ÇEVRE BİLİNCİ
        İslam dininde kurban ibadeti: Allah yolunda, canın yongası olan malını...
Devami
EDEP YA HU!
  Kocaeli’ndeki, inşallah her biri: “Allah yolunda tozlanan (yorulan ve yol...
Devami
NE FAYDA! (ŞİİR)
  NE FAYDA!        Her an bu tahribat, gider derine Basiret gözümüz, oyduk...
Devami
KRİZ Mİ AKP'DEN; AKP Mİ KRİZDEN ÇIKAR?
  Tayyip Bey'in "Veresiye" Ekonomisi... SOS veriyor! Türkiye Nisan'da 5.2 milyar...
Devami
RAHMETLİ ERBAKAN VE TÜRKEŞ’LE İLGİLİ İBRETLİK RÜYALAR
  Nevzat TEMELTAŞ / Eskişehir / 27.07.2015 Rüyamda: Aziz Erbakan Hocam ve Alparslan...
Devami
KOCAELİ SAADET, SELAMET DEVRİMİNE HAZIR!
16 Ocak 2011, “Kocaeli Temsilciler Şura Toplantısı” büyük bir coşku,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2059

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR