Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün384
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta10912
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay108827
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16746802

IP'niz: 3.237.66.86
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182564

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

OBAMA HÜSEYİN’İN DUASI; İSRAİL’İN DAVASI!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

Obama, demokrasi dersi vermek üzere, demokrasinin D’sinin bile bulunmadığı Mısır’daydı!?

  • ABD ile İslam Dünyasının barışması (yani İslam’ın laytlaştırılıp emperyalizmin hizmetine sokulması) için buradayım.
  • Amerika ile İslam’ın temel prensiplerde çatışmayıp uzlaştığını hatırlatmalıyım.

(Tam bir sahtekârlık ve İslam’ı zalim ve saldırgan kapitalizmle bağdaştırma gayretleriyle):

 

  • “İslam Batı’daki Rönesans’ın temellerini oluşturmuştur ve ilham kaynağıdır.”
  • ABD Başkanı olarak, İslam’a yönelik olumsuz örneklere ve hakaretlere karşıyım. Ama Müslümanlardan da aynı saygı ve bağlılığı Amerika’ya karşı göstermelerini de arzulamaktayım.

Şeklindeki rüşveti kelam cinsinden konuşmaları safdirik Müslümanlarca, bir umut ışığı olarak algılanmış ve alkışlanmıştı.

  • Obama’nın: “Müslüman kız çocukların ibadet ve kıyafet özgürlüğünü savunmaktayız..” sözleri de iyi niyetten uzak, Masonik ve sahte sosyalist kesimlere: “Bakın başörtüsünü emperyalist ABD’liler savunup kışkırtıyor!” iddialarına mesnet hazırlamak için yapılmıştı.

Obama:

“Geçmişte hapis kalmamalı, geleceği planlayıp paylaşmalıyız” sözleriyle, ABD, AB ve İsrail’in zulüm ve zorbalık tarihini unutturmaya ve yeni zokalarını Müslümanlara yutturmaya çalışmaktaydı. Bu arada “El Kaide ve Taliban gibi aşırı dincilerin binlerce masum insanı ve özellikle Müslümanları katlettiğini” söylemiş, ama bunların ABD ve CIA güdümünde kurulup kullanıldığını özenle saklamıştı

Kur’an’ın: “Bir insanı haksız yere öldüren kimselerin tüm insanlığı katletmiş gibi günah kazanacağını” ayetini hatırlatan Obama, Irak ve Afganistan’daki vahşi işgal ve cinayetlerini utanmadan meşrulaştırma çabasındaydı. Ve hele gaddar ve barbar İsrail’in mazlum Filistin halkına yönelik soykırım vahşetine mazeret kazandırmak üzere:

“ABD ile İsrail’in ilişkileri asla kopmaz ve sarsılmaz sağlam tarihi bağlara dayanmaktadır. İsrail’i tehdit etmek ve önyargıyla hareket etmek yanlıştır. Bu arada ABD, Filistin Devletine de arka çıkacaktır. Ama Filistinliler ve Hamas şiddeti mutlaka bırakmalıdır” sözleriyle, bölgedeki sorunun sorumlusu olarak, ülkelerini ve özgürlüklerini savunan Filistinli Müslümanları göstermekten sakınmamıştı ve asıl amacını ve Siyonist hizmetkârlığını şöyle açıklamıştı:

“Hamas ve Filistin halkı, İsrail’in varlığını ve bağımsızlığını artık kabule yanaşmalıdır!”

İyi de, onlarca BM kararıyla tespit ve tescil edildiği gibi, şu Siyonist İsrail’in önce işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini niye ağzına almamıştı? Üstelik Nethanyahu, Obama’nın İsrail ziyareti öncesi “ancak askerden arındırılmış ve her yönden kontrol altına alınmış bir Filistin devletine razı oluruz” sözleri ile, hem Siyonist zalimlerin hem de kahyaları Barak Hüseyin’in şeytani amaçlarını ortaya koymaktaydı.

Uşak Obama:

“İslam Devriminden sonra şiddet hareketlerini destekleyen İran’ın şimdi nükleer silah üretme hazırlığı girişimleri oldukça tehlikelidir ve gerginlik sebebi olmaktadır” sözleri karşısında, “peki İsrail ve ABD’nin nükleer yığınakları bir tehdit oluşturmuyor mu?” sorularını da:

“Biz nükleer silahsız bir dünya arzuluyoruz” şeklinde geçiştirme yoluna sapmıştı.

Obama: “Bütün Din ve Mezheplere hoşgörüyle bakmalıyız. Ve Şii-Sünni çatışmalarından sakınmalıyız. Müslüman kadınlara belli bir kıyafet dayatılmasına karşıyız. Başını örten bir kadını daha az eşit görmekten uzaklaşmalıyız” çağrısı yapmış, ama Şii-Sünni çatışmalarını ABD’nin körüklediğini ve başörtüsünü laikliğe aykırı bulan AB ülkelerini sahiplendiklerini ustalıkla saklamıştı!

Ve sözde barış havarisi geçinen Obama, tam bir Haçlı-Siyonist şövalyesi ağzıyla:

“Müslüman ülkeler, terör örgütlerine desteğini çekerse özlenen huzur ve barış ortamı oluşacak, aksi halde bunalım ve çatışmalar eksik olmayacaktır” sözleriyle, terör ve anarşinin kaynağını İslam Dini ve ülkeleri olduğunu imaya kalkışmış ve İslami diriliş ve direniş hareketlerinden vazgeçip, emperyalizme köle olmadıkça; ABD’nin İslam ülkelerine saldıracağı konusunda dolaylı tehditler savurmaktan kaçınmamıştı.

Bu konuşmayı “Tarihi ve talihli bir gelişme” olarak niteleyen zavallılar ise, sadece zırvalamaktaydı.

Sonuç:

Obama’nın Kahire konuşması özetle:

“Ey İslam Dünyası!

Biz, nükleer silah yapıyor bahanesiyle İran’a saldıracağız.. Tüm Müslüman halkları ve iktidarları da böylece büyük bir tehdit ve tehlikeden kurtaracağız!? Bu nedenle herkesi ve özellikle hükümetleri Amerika’nın yanında yer almaya çağırmaktayız…”

Şeklinde okunmalıydı.

USAK Başkanı Laçiner: Obama şov yaptı

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın Mısır'ın başkenti Kahire'deki konuşmasını Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner, "Eleştiriden uzak, cesur olmayan, alkış almaya dönük, şov kısmı yoğunluk kazanmış bir konuşmaydı" şeklinde değerlendirmişti.

Obama'nın mesajları "Türkiye'deki mesajlarına göre daha basitti." "Bir çocuğun bile konuşabileceği şekilde mesajlar verdi. Daha cesur bir konuşma olabilirdi. Konuşmanın cesaret kısmı eksik, çünkü Demokratlar, ABD'de insan haklarına çok büyük önem veren bir parti olarak bilinirler.

Mustafa Özcan’ın dediği gibi:

Obama’nın konuşmasında teşhis bol ama tedavi hiç yoktu. Sözgelimi, İsrail'in ebedi olarak yaşayacağını ve kimsenin onu yok edemeyeceğini söyledi. Yine aynı bağlama İsrail'e barışı dayatamayacaklarını söyledi. Dolayısıyla işin özünde ve püf noktasında herhangi bir gelişme yoktu. Filistinli bazı isimlerin de ifade ettiği gibi, konuşma çelişkilerle doluydu. Gerçekten de öyleydi. Mesela Filistinlileri siyahlara ve kölelere benzetti ve Amerikalı kölelerin haklarına silaha sarılarak değil barışçı yöntemlerle ve sabrederek ulaştıklarını söyledi. Burada teşhiste de hata var. Zira, Filistinliler Afrika'dan getirilen köle ve zencilere değil kökleri kurutulan yerlilere yani Kızılderililere benziyor. Barack Hüseyin Obama konuşması boyunca birçok çelişkiye düştü bu çelişkilerin nedeni olayları hakikat, adalet zaviyesinden değil de uzlaşma zaviyesinden veya herkesi memnun etme zaviyesinden tahlil etmesiydi. Bundan dolayı kurbanla celladı zaman zaman eşitlemiştir. Hatta şu bile söylenebilir, teşhis noktasında gerçekten de Bush'un çok ilerisinde ama tedavi noktasında Bush'un da gerisinde kaldı. Bush zaman zaman inisiyatif alıyor ve tarafları bir araya getirmeye çalışıyordu ve iki devlet formülü noktasında da bazen Obama'yı aşan çıkışlarda bulunuyordu.

Amerikan yönetimleri 60 yıldan beri Filistinlileri oyalıyorlar. Obama'nın da seleflerinden farklı yapabileceği bir şey yok. Çıtayı İsrail belirledikten sonra Obama da tavizi ve geri adımı İsrail'den değil Filistinlilerden bekleyecektir. Bunun sonucunda da zaten Filistin'de Filistinlilere yer kalmayacaktır. 1947'de Filistinlere bırakılan toprak parçası yüzde 43'ü bulurken şimdi İsrail bunun yarısına bile razı olmamaktadır. Obama da Arap Barış Planı'nın son çerçeve olmadığını söyleyerek Netanyahu'nun tezlerine destek vermiştir. Ondan sonra da Obama barış beklemektedir! Bu olmayacak duaya amin demektir. Herkesi memnun etmek isteyen Obama esasında kimseyi memnun edememiştir. Nedenine gelince; ne müstebit ve otokrat Arap rejimlerinden reform isteyebilmiş ne de İsrail'i barışa zorlayabilmektedir. Öyleyse Kahire'de nerden bir konuşma ihtiyacı hissetti? Kesinlikle İslam dünyasının ABD'ye karşı muhalefetini yumuşatmak istiyor. Bunun için de elinde sihirli bir formül yok. Ve güzel sözlerle Müslümanları ikna etmeye çalışıyor. Bu olacak iş değildir. Sözlerinde samimi ise Filistin'den önce Amerikan işgali altında olan bölgelerden Amerikan askeri pençelerini çeker ve söker. Filistinlilere silahtan uzak durmalarını tavsiye ederken İsrail ve ABD her gün Müslüman öldürüyor. Tevrat ve Kur'an'da yazıldığı gibi haksız yere bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmektedir. Bu anlamda, İsrail ve ABD her gün Filistin, Afganistan ve Pakistan'da insanlığı öldürmektedir.

Türkiye'de tarihle yüzleşmemiz gerektiğini söyledi. Kahire'de de Müslümanların şiddet anaforu ve söylemiyle yüzleşmeleri gerektiğini söylemiştir. Burada bu söylemle yüzleşmesi gereken öncelikli olarak ABD ve İsrail'dir.23[1]

Zarfa değil, mazrufa bakın!..

Türkiye'yi ziyarete gelen Obama için, 7 Nisan 2009 tarihli nüshasında, "Bush'un hatalarını tamire çalıştı" üst başlığının altına "Ailemde Müslüman Var" başlığını çekmişti. (Yeni Şafak gazetesi.)

Aradan aylar geçti. ABD eliyle, Afganistan ve Pakistan tekrar karıştı; Irak'ta Müslümanların kanı akmaya devam etti. Obama Mısır'da selam verdi, selavat getirdi. Olanları görmezden gelen bu gazete yine üzerine alınarak "aleykümselam" diyenler safına katıldı.

Tekrar ediyoruz, "Zarfa değil, mazrufa bak" demezler mi adama!?..  Derler demesine de!.. Bizim şovmen ve şakşakçı basına anlatmak zor bunu... Dışları başka söylüyor, içleri başka... Örnek mi?.. Yeni Şafak'ın 1. sayfa manşeti ve iç sayfadan bu duruşu ikinci kez tekzip eden İbrahim Karagül’ün söyledikleri...

Olayın bir tarafı daha var ki, onu da Hürriyet gazetesi üzerinden değerlendirelim. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı veya Başbakanı bir konuşmasına alenî olarak "besmele" veya "esselamünaleyküm" diye başlasa, manşetlerdeki başlıkları herhalde "irtica hortladı" yaygarası olurdu. 28 Şubat sürecini hatırlayın... Hürriyet’in haysiyeti; adalet değil, güç ve güçlünün yanında olmak...

Müslümanlara Obama terapisi!

Bush'un İslâm coğrafyasına başlattığı "Haçlı Seferi"ne yeni başkan Obama "oryantalizm maskesi" takarak devam ediyor. Türkiye çıkartmasında hızını alamayan oryantalist Obama, Mısır'da "ortaya karışık" bir menü yaptı!.. Filistinlilere "şiddetten vazgeçin" çağrısında bulunurken; İsrail'i, son olarak da Afganistan'da ve Pakistan'da çevirdikleri filmleri teğet geçti. "Selamünaleyküm"ün içini doldurmadıktan sonra ne anlamı var bu konuşmaların..."Yerseniz!.." Bakalım Yeni Şafak'tan İbrahim Karagül ne diyor bu hususta, satır aralarına bir bakalım:

Barak Hüseyin Obama. O Bir Müslüman. O bir Hıristiyan. O bir Yahudi. Bazılarına göre kurtarıcı! Bazılarına göre bir Mesih gibi! Hem beyaz-hem siyah, hem zengin-hem ezilen, hem beyaz Amerika'dan-hem en alttakilerden. Amerikalı, Avrupalı, Afrikalı, Endonezyalı, Kenyalı.. Yani tam bir münafık!

Savaş olmasın, işgal olmasın, nükleer silah olmasın, Filistin saldırmasın, İslam dünyasında barış olsun, demokrasi olsun, özgürlük olsun, refah olsun. Yeryüzünde kavga olmasın, ölüm olmasın, acı çekilmesin, kimse kimseye tahakküm etmesin, bütün insanlık kardeş olsun.” Ne çelişkili şeyler duyduk böyle...

Yeryüzündeki tüm mabetleri dolaşacak. İnsanlığı ortak kurtuluşa çağıracak. Bu sefer Kahire'den dinledik. Ezan sesiyle uyanırmış, ABD en büyük Müslüman ülkelerdenmiş, üç kıtada İslam'ı tanımış. Müslümanlarla ABD artık ortakmış. Yeryüzünü birlikte düzeltmeyi başaracaklarmış. Amerika her zaman barıştan yanaymış. Ayetlerden, İslam'ın insanlığa sunduğu hizmetlerden, Müslümanların bilim ve teknolojiye katkılarından, müzikten, mimarlıktan, sanattan ve konuştuğu ülkede sokaktaki insanın havaya sokan her şeyden biriktirilmiş güçlü alıntılarla, iddialı cümlelerle süslenmiş uyuşturucu ve avutucu bir konuşma dinledik.

Aynı zamanda; dünyadaki nükleer silahlara karşıyız derken sadece İran'ı kastetmesine, barış isterken Müslümanların bir bölümünü terörist ilan etmesine, işgal ve acımasızlık devam ederken Hamas İsrail'i tanımalı önerisine, masum kadın ve çocukların öldürülmesine karşıyız derken Pakistan köylerinde füzelerle kadın ve çocukların katledilmesi ne desteği acaba? Böyle yüzlerce cümle kurabilir, yüzlerce örnek verebiliriz ama ne yararı olacaktı?

Hiçbir Müslüman liderin söyleyemeyeceği, göze alamayacağı, cesaret edemeyeceği şeyleri anlattı. Dibe vuran Amerikan imajı zirveye fırladı. Ruhlarımız okşandı, mutlu olduk, alkışladık. İnanmak istedik. Ama inandık mı?

"Obama Müslüman dünyaya hangi masalı anlatacak" başlıklı uyarılara kızanlar, "o konuşmada dört tane ayet vardı onlara da masal demiş oldun" diyen dangalaklara laf anlatmak boşuna.. Bir zamanlar Afganistan'da Alman İmparatoru'nun Müslüman olduğu ve İslam'ı koruduğuna inanılıyordu. Bir zamanlar İngiliz istihbarat mensubu Lawrence'ın peşine düşenler bağımsızlık, özgürlük ve Müslümanlıklarını koruma telaşındaydı. İngiltere Kraliçesi Müslümanların koruyucusuydu.

Sadece gerçekçi olmayı öneriyoruz. Hayallere kapılmamayı, hiç değilse birkaç yıl öncesinden ders almamız gerektiğini, iyi şeyleri desteklemeyi ancak akıllı hareket etmeyi bekliyoruz” diyen yazar ne kadar haklıydı…

Riyad-Kahire hattı

Mısır ile Suudi Arabistan'a haritada bakıp başkentlerini birbirine bağlayacak bir hat çizsek, herhalde Akdeniz-Hint Okyanusu bağı ve dengeleri hakkında yeterince fikir sahibi olabiliriz. Üstelik Somali'den Yunanistan'a kadar uzanabilecek bir coğrafyaya işaret eden bu hattın iki ucundaki iki ülkenin yakın ABD müttefikleri olduğu düşünüldüğünde, stratejik çıkarımlar daha da anlamlı hale geldiğini sezeriz.

 Bu dostça el uzatma stratejisinin iki önemli ayağı bulunuyor. Birincisi, İsrail-Filistin sorunu. Her iki ülkede de geniş toplumsal kesimler İsrail politikalarına sadece ABD'nin set çekebileceğine inanıyor ve bir anlamda bunu görmeyi de bekliyor. Obama göstermelik siyasi risk alarak zahirde Filistin’in ama gerçekte İsrail’in lehine sözler söylüyor, ancak bu adım Hamas'la atılmıyor.

İkinci konu ise, enerji sorunsalı. Petrol fiyatları, arz, dengesi, nükleer enerji gibi alternatif enerji yatırımları ve enerji hatları meseleleri doğrudan Suudi Arabistan ve Mısır'ı ilgilendiren konular. Kısacası bu ziyaretler aynı zamanda ekonomik pazarlıkların da yapıldığını gösteriyor. Buradaki mesele, enerjinin Güney ayağının Rusya-İran eksenindeki Kuzey ayağını ne ölçüde dengeleyeceğiyle ilgili. Rusya ve nükleer İran birer enerji devi haline geldikçe, Güney hattında yeni yatırımlara ihtiyaç duyuluyor.

Obama; kitle ikna silahı!

Obama'nın  "Diyalog" sözcüğüne hoş bir tanımı var: "Kitle ikna silahı". 22 ülkede 22 bin kişiyle yapılan ve sonuçları Kahire konuşmasından hemen önce açıklanan ankete göre, ABD'ye olumlu bakanların oranı Bush dönemine göre neredeyse ikiye katlandı. Anlamı: Obama "Kitle ikna silahı"nı hedeflerine yöneltmekte çok usta...

“Ve aleyküm selam, rüşveti kelam” olmaktaydı

Obama konuşmasına selamün aleyküm diye başlayarak Müslüman dünyaya her zaman olduğu gibi şirinlik yaptı. Ardından Müslüman ismini hatırlattı, ezan sesiyle geçen çocukluğundan söz etti, yani kendisinden beklenebilecek her şeyi yaptı.

Evet, epeyce alkış aldı ama nedense bana bu alkışlar önceden kurgulanmış, hazırlanmış bir coşku gösterisi gibi geldi. Zira benim görebildiğim kadarıyla en çok ses veren dinleyici bölümünde hissedilir bir heyecan dalgası yoktu, ama belli cümlelerden sonra ve bazen zamanlamayı tam da tutturamayan bir alkış tufanı kopuyordu. Benim oturduğum basın bölümünde de amigoluk yapmak üzere olsa gerek, ortalığı velveleye verecek şekilde alkış tutan bir iki kişi vardı ama yabancı basın mensupları bilgisayarlarından kafalarını kaldırıp bu coşkuya cevap veremediler. Hal böyleyken dışarı çıktığımızda, basın mensuplarının bile konuşmayı ayakta alkışladığı efsanesi yayılmıştı bile. Demek bu efsaneler böyle oluşuyormuş, yerinde tespit etmek iyi oldu...

ABD Başkanı elbette sürprizlerle dolu bir konuşma yapamazdı, ama bu kadar bayatlamış lafı art arada dizip tarihi konuşma dizmesine bir anlam veremedim. Tabii ki önceki yönetime mesafe koydu ve bu arada hakkını yemeyelim kolonyalizm ve Soğuk Savaş'a geçmişte kalmış çatışma dönemleri olarak gönderme yaptı. Ama gerisi bildiğimiz 'İslam barış dinidir, ABD'nin savaşı İslam'la değil aşırılıkla, gelin aşırılarla hep birlikte mücadele edelim, sonsuza kadar mutlu yaşayalım' gibi bildik laflardı. Bu arada fazladan direniş hareketleri şiddetle bir yere varamazlar diyerek Hizbullah ve Hamas'a gönderme yaparak tavır koydu. Zaten Hamas'a ayrıca değindi. İsrail'i tanıma konusunda tüm Arap dünyasına çağrı yaptı. Çok beklenen demokrasi çağrısını İran konusunun hemen ardına ekleyerek, yoruma açık bırakması çok mahirceydi. Böylece isteyen istediği yöne çekebilecek. Konuşmasının her bölümü daha uzun uzun tartışılacak. Bunları sonraya bırakalım ve burada en çok konuşulan Kahire'nin Obama'ya hazırlanışından söz ederek bitirelim. Kahire günlerce temizlendi boyandı. Obama'nın geçeceği yollarda fukara evlerin önü panolarla örtülerek görücüye çıktı. Mısırlılar günlerdir bu hazırlıklarla dalga geçiyor, fıkralar üretiyor.

Bu hazırlık bana da 70'li yıllarda İran'da Rıza Şah'ın Pers İmparatorluğu'nun 2 bin 500'üncü yıldönümü kutlamaları için hazırladıkları Persepolis'e davet edilen misafirlerin geçeceği yollardaki fukaralığı duvarla kapatmasını hatırlattı.24[2]

 

 

 

 

 

 

 



[1] 06.06.2009 / Milli Gazete

[2] Nuray Mert / Radikal


Bu yazarin diger makaleleri

Ey AB Heveslisi ve AKP Destekçisi Diyalogcular! EN AZINDAN İSVİÇRE GÂVURU KADAR NET VE MERT OLUN!
İsviçre’de; Minare yasak, İslam tehlike, Müslümanlar tehdit olmaktaydı!? Minarelerin İsviçre'nin kanunlarını...
Devami
İSRAİL’İN VE İŞBİRLİKÇİLERİNİN FELAKET FERMANI!
Kafes davası hâkiminin: “Yargılanan TSK değil” sözleri; bir acı gerçeğin,...
Devami
DAVOS GÖRÜNTÜSÜ VE DAVUL GÜRÜLTÜSÜ
Evet, Peres Teresi, Davos'ta "stratejik süprüntü"ye dönmüştü. Bu tavır Siyonistlerin,...
Devami
YA RESULELLAH
Rahmeten lil Alemin’sin; Habibi Hüda Nur cemalin daim bana; seyran Efendim… Yolun...
Devami
BİR DEVRİM YAKLAŞIYOR!
Batı Medeniyeti: faiz, fuhuş düzeni Siyon Haçlı kardeştir, Darwinciler kuzeni Rezil bir...
Devami
EFENDİM!
Siyonist zulüm saltanatını deviren Deccal'in ordularını dize getiren Kutlu bir mareşalin Emrindeki neferdim......
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 1196

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR