YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69810f32272c5
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 6
Bugün : 48624
Dün : 57744
Bu ay : 106368
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48809681
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

M. Yahya Coşkun'un Milli Gazetede ilginç bir yazı dizisi yayınlandı. Amerika'nın keşfi ve işgaliyle ilgili çok önemli ve gizemli gerçekleri ortaya koymaktaydı.

İslam alimleri Amerika'yı biliyordu!?

 

Prof. Hitti'ye göre Endülüs'teki müslüman coğrafyacılar, dünyanın bir küre şeklinde olduğunu söylemeseydiler Yeni Dünya (Amerika Kıtası) asla keşfedilemezdi. Zaten Colomb'un, Marko Polo'nun Doğu'dan öğrendiklerini okuduğunu da biliyoruz.

Amerika'nın keşfi hadisesi her zaman için zihinleri meşgul eden sorulardan biri olmuştur. Nitekim bu kıta keşfedildikten sonra tarihin seyri değişmiş birçok önemli olayın müsebbibi bu kıtada yaşayanlar veya kaşifleri bu kıtaya gönderenler olmuştur. Yenidünyanın keşfi ile eski dünyanın güçlüleri önce oradaki insanları sonra da yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını sömürmeye başlamış, ardından tarihin seyri ilginç bir şekilde değişmiştir. Nitekim daha sonra da değineceğimiz üzere Amerika Birleşik Devletleri'nin kuruluşu da bir hayli ilginç olacak, kurucularının ilginç bağlantıları herkesi şaşırtacak ve bugünü doğru tahlil edebilmemiz için gerekli olan alt yapıyı verecektir bizlere.

Yeni Dünyayı Christophe Colomb'dan önce keşfedenlerin olduğu hep söylenegelmiştir. Fakat her ne kadar bu kıtanın keşfi, Colomb tarafından yapıldı denilse de kıtaya adını başka biri vermiştir. Bu konulara girmeden önce Colomb'un bu seyahate çıkış sürecine kısaca bakalım.

Batı Alemi dünyayı düz sanıyordu!

Dünyanın yuvarlak olduğunu söylemenin yasak olduğu 15. yüzyılda İslam dünyası dünyanın yuvarlak olduğunu biliyor, Avrupa'da ise bunu söyleyenler ateşe atılıyordu. Kilisenin söylediklerinin aksini iddia edenler dinsiz oluyorlar ve cehennem ateşinden kurtulmaları için yakılıyorlardı. Prof. Hitti'ye göre Endülüs'teki müslüman coğrafyacılar, dünyanın bir küre şeklinde olduğunu söylemeseydiler Yeni Dünya (Amerika Kıtası) asla keşfedilemezdi. Zaten Colomb'un, Marko Polo'nun Doğu'dan öğrendiklerini okuduğunu da biliyoruz.

Ünlü Arap kadısı-tarihçisi Kalkaşandi değerli eseri Subhü-l Aşa'da, Atlantik Okyanusu'ndan Amerika'ya doğru seyahate çıkıp da genelde dönmeyen müslümanların varlığından söz eder.[1] Peter Matry de İspanyolların bu bölgeye geldiklerinde zencileri gördüklerini ve bunların Kızılderililerle savaş halinde olduklarını yazar. Buna göre eski dünya ile yenidünya arasındaki trafik ilk kez Müslümanlar tarafından oluşturulmuştur.[2]

Hatta Amerika gibi Güney denizlerinin ve orta Pasifik adalarından binlercesinin Müslümanlar tarafından keşfedildiği söylenir. Örneğin Brazil kelimesi etimolojistleri (dil bilginlerini) çok şaşırtmıştır. Çünkü bu kelime ne İngilizce, ne Avrupa, ne de Brezilya kökenlidir. Müslümanların okyanuslardaki aramalar dolayısıyla yapmış oldukları seferlerde Kuzey Afrikalı çok ünlü Birzala Kabilesi (veya Benu Brazil) fertlerinden bir grup buraya yerleşti ve buraya Brazil dediler. Etimolojistler, Kızılderililerin dilinde Arapça asıllı kelimelerin bulunduğunu da ortaya çıkarmışlardır.[3]

Bazı bilim adamları "Arap coğrafyacıların verdiği bilgiler Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinden (1492) önce müslüman denizcilerin Atlas okyanusunu aşarak yenidünyaya ayak basmış olduklarını gösterir" derler.

Amerika'yı önce Osmanlı keşfediyordu!..

Tarih muhtelif rivayetlerle dolu bir bilim. Zaten bu yüzden de hep bir bilim olup olmadığı tartışılmıştır. Resmi tarih bize denizciliğimizin iyi olmadığını yalnızca Barbaroslar döneminde bir şeyler yaptığımızı anlatsa da Amerika'nın doğusunda bugün dahi Büyük Türk Takım adaları diye adlandırılan yerlere ilk çıkanların Türk gemicileri olduğu düşünülmekte ve bu ismin de ondan dolayı verildiği kabul edilmektedir. Osmanlı denizcilerinin bu gün bile (Turks Islands) diye adlandırılan adalara, o dönemde gitmiş olmasına şaşırmamak lazım gelir. Çünkü Piri Reis'in haritası bize haritacılıktaki bilgimizi ve maharetimizi anlatmaya yeter de artar bile. "Kolomb, Türklerin ve müslümanların yaptığı harita ve deniz yolları haritalarından yararlanarak Amerika'ya gitmiştir ama Batı bunu gizlemiştir. Gizlemesinin nedeni de İstanbul'un fethinden sonra Kilisenin Türklere (müslümanlara) karşı topyekün bir saldırıya geçmiş olmasındandır. (A.g.e, sf. 155)" Piri Reis haritasında Amerika'dan "Antilya" diye bahseder. Amerika'nın keşfi Piri Reis'in Kitab-ı Bahriyesine göre 1465 yılında, Fatih döneminde olmuştur.

Kolomb'un keşif macerasına doğru yelken açacağı asırda en güçlü donanma Osmanlı'da bulunuyordu ve bazı tarihçiler Kolomb'un Sultan 2. Bayezid'e başvurup ondan yardım istediğini söylerler. Her ne kadar Kolomb'un tayfalarının içinde üç Müslümanın bulunduğu, neredeyse, herkesçe biliniyorsa da bunların kim olduğu hakkında pek de malumat yoktur ama Bayezid'in Kemal Reis'in arkadaşlarından birkaç kişiyi Kolomb'a yardım için görevlendirdiği de söylenir. Batı'da yazılan eserlerde hiç bahsedilmemişse de Kolomb'un tayfalarının arasında Rodrigo veya Diego de Arana veya Diego de Deza takma isimli müslümanların olduğu hatta bu müslüman denizcilerin Amerika'ya daha önce de gittikleri söylenir.

Kolomb'un yolculuğu neyi hedefliyordu?

Kolomb'un yolculuğunu yapmak için önce Portekizlilere başvurduğu fakat isteğinin kabul edilmediği tarih kitaplarında yazar. Kolomb'un daha sonra İspanya Kurtuba'da bulunan Kral Ferdinand ve Kraliçe İsabella'dan yardım istediği ve isteğinin kabul edildiği de açıktır. Açık olmasına açıktır fakat her şey bu kadar masumane mi yapılmıştır? Kolomb bu seyahate yalnızca yeni toprakları keşfetmek için mi gitmiştir? Osmanlı'ya bulaşmadan Hindistan'a gitmek isteyenlere alet mi olmuştur? Yoksa bu yolculuk, İspanyol Kral ve Kraliçesini adeta esir almış ve onları kuklalar gibi ellerinde oynatan bazı "üstün ırka mensup" kişilerin isteği doğrultusunda mı yapılmıştı?

Kolomb yelkenlerini açmıştı. Sürekli Batı'ya gidersem Doğu'ya varacağım diyordu ve yolculuğu hayli ilginçti…

Müslüman Bilim adamları Amerika'yı ve Avustralya'yı nasıl işaret ediyordu?

Onuncu yüzyılda yaşayan büyük İslam Alimi Biruni eserlerine, Hind ve Atlas Okyanuslarının ötesinde büyük kara parçalarının olması gerektiğini belirtirken Japonya ve Amerika'yı kastediyordu.

Ebul Hasan el- Mesudi, bir eserinde Kurtubalı Haşhaş b. Said b. Esved'in Atlantik Okyanusunu geçtiğini ve geri döndüğünü yazmıştı. Nitekim Mesudi 943 yılında bir Dünya haritası yapmıştı.

Sicilya'da Norman Kralı'nın sarayında bulunmuş olan Şerif el- İdrisi, Lizbon'dan sekiz kişinin Amerika'ya gittiğini ve oradaki adalarda meskun olduğunu yazmıştır. Üç asır boyunca Avrupa'daki boşluğu dolduran haritanın da sahibi olan İdrisi'nin haritasının Kolomb tarafından kullanıldığı düşünülmektedir.

Nitekim birçok bilim adamı ve yazar İdrisi'nin haritasında, Antilla adalarını göstermesinden dolayı Müslümanların Kolomb'dan önce bölgeden haberdar olduklarını kabul eder. (İdrisi'nin vefat tarihi 1165'tir.) Kristof Kolomb 1499 yılında Haiti'den yazdığı bir mektupta, İbn Rüşd'ün Amerika'nın varlığı konusunda kendisine bir fikir vermiş olduğunu belirtiyordu.

Nitekim bu ve bunun gibi daha birçok bilgi aslında Müslümanların Kolomb'dan neredeyse üç yüz yıl önce Amerika'yı bildiğini ve burada İslamı yayma çalışmalarına bile girdiklerini anlatır.

Amerika'nın Keşfinde yani işgalinde Yahudi parmağı bulunuyordu.

Kolomb, yolculuğunun 68. gününde Amerika kıtasına ulaşmıştı. Kolomb'un el yazılarında şöyle yazdığı söylenir: "Bu zat, Rodrigo (müslüman denizci) sıradan bir tayfa değildi. Osmanlı Deniz Kuvvetlerine mensup olup gizli bir din (İslam) taşıyordu. Bu durumu benden başka kimse bilmiyordu. İlk karayı gören kişi de Rodrigo'ydu. Ama mükafatı resmen bir müslümana vermek istemedim…"

Sürekli Batı'ya gittiğinde Doğu'ya varacağını öğrenmiş olarak yola çıkan Kolomb, okyanusa yelken açtığında, aynı zamanda tarihte de bir muammaya doğru yelken açmıştı. Birçok tarihçi Kolomb'un bu seyahate yalnızca Amerika kıtasının varlığını ispat etek için çıktığını söylese de aklımıza takılan bazı soruların cevaplarını bulabilmek için taşları yerine koymaya ve parçaları birleştirmeye çalıştığımızda ilginç şeylerle karşılaşıyoruz. Örneğin Kolomb'un bir İtalyan olduğu halde asla İtalyanca konuşmayıp, yalnızca İspanyolca konuştuğu biliniyor. Asıl ismi Domenico Colombo olan Kolomb, Geneoa'ya yerleşmiş bir İspanya Yahudi'si…

Diğer farklı bilgiler de şöyle: 1485 yılında Yahudiler Hindistan'ı keşfedip Hindistan'dan altın, mücevher ve değerli taşlar getirmeyi hesaplıyorlar. Bu iş için gerekli parayı temin edebilmek için de İspanya Kralına gidip ona; "Bize oraya gidip gelecek gemileri ve o kadar parayı ver, döndüğümüzde sana iki mislini verelim." diyorlar. İspanya Kral ve Kraliçesini kandıran Yahudiler ondan parayı ve gemileri aldıktan sonra, yine bir Yahudi olan Kolomb'u kaptan tayin edip tayfalarıyla berber yolcu ediyorlar. Hindistan'a gitmek umuduyla yola koyulan Kolomb, Amerika'ya çıktığında kıtayı Hindistan zannediyor ve tabii ki altın, elmas, mücevher gibi bir şey görmüyor. Eli boş olarak İspanya'ya döndüğünde Yahudiler ve Kral hayal kırıklığına uğruyor. Bu işe çok kızan ve kendisini kandırılmış hisseden Kral, bu işe sebep olan Yahudileri mahkemeye veriyor. Engizisyon da hepsini kesmeye başlıyor.

Sultan Bayezid'in hekimlerinden birinin Yahudi olduğu ve İspanya'da bu mezalim yaşanırken Yahudi hekimin bunu Bayezid'e söyleyip, Yahudilerin kurtarılmasını istediğini ve Sultanın da bunu kabul ettiği söyleniyor.

Bu anlattıklarımız, tarih kitaplarında anlatılanlardan çok farklı ama mahdut güvenle yazılan tarih, sorgulandıkça bir propaganda aleti olmaktan çıkıp doğru ile yanlışın ayırt edilebilmesi için gerekli olan bir ilim halini alıyor. Bu sebepten dolayı biz her soruyu sormak ve her ihtimali de göz önüne almak zorundayız.

Kolomb'un ilk yolculuğu başlıyordu

Kaptan Kolomb'un ilk yolculuğuna yelken açtığını söyleyip araya "Niçin" sorusunun cevabını bulabilmek ümidiyle bazı bölümler koymuştuk. O yolculukla devam ediyoruz. O günlerde Atlas Okyanusuna Sis Denizi deniliyordu ve bu denizin ardında Cehennem ile korkunç canavarların olduğuna inanılıyordu. Tabii ki bu bir Hıristiyan inancıydı. Kolomb üç de müslüman denizcinin iştirakiyle oluşturduğu 120 mürettebatı ve Santa Maria, Pinta, Nina isimli gemileriyle sulardaydı. Yolda Santa Maria adlı gemi batmıştı. Tayfalar isyandaydı. Cehenneme doğru gittiklerini düşünüyorlar ve bu yüzden de sürekli rahatsızlıklarını dile getirip dönmeyi teklif ediyorlar Kolomb ise "Müslümanların kitaplarından burada bir kara olduğunu öğrendiğini" söylüyor ikna olmayanlara da "Müslümanlar bilirler ve yalan söylemezler" diyordu. Her ne kadar Kolomb tayfaları yatıştırmaya çalışıyorsa da ucu bucağı gözükmeyen su ve korkulu hava insanları tedirgin ediyordu. Bu arada üç müslümandan ikisinin dini ortaya çıkmış ve mutaassıp Hıristiyanlar onları denize atarak şehit etmişti.

Yolculuğun 65. gününde, tayfaların bir daha kara göremeyeceklerini veya cehenneme gideceklerini düşünmesinden dolayı, sinirlerin iyice gerildiği bir anda bir tayfanın ilk adımıyla tayfalar Kaptan Kolomb'u dövmeye başlamıştı. Tayfalar kendilerini ölüme sürüklediğine inandıkları Kolomb'u döverken gemide kalan diğer müslüman denizci (Rodrigo lakaplı) üç gün sonra karaya ayak basacaklarını müjdelemişti. Bunu da güneşten irtifa almak suretiyle yaptığı yer tayini sonrasında bulduğunu söylüyordu.

Kolomb: "Mükafatı Bir Müslümana Vermek İstemedim" diyordu!?

Kolomb, yolculuğunun 68. gününde Amerika kıtasına ulaşmıştı ama tayfaları cehennemde olduklarını zannediyorlardı. Bazı rivayetlere göre Kolomb'un Paris Bibliotheqe Nationale'de bulunan el yazılarında şöyle yazdığı söylenir: "Bu zat, Rodrigo (müslüman denizci) sıradan bir tayfa değildi. Osmanlı Deniz Kuvvetlerine mensup olup gizli bir din (İslam) taşıyordu. Bu durumu benden başka kimse bilmiyordu. İlk karayı gören kişi de Rodrigo'ydu. Ama mükafatı resmen bir müslümana vermek istemedim…"

Rodrigo lakaplı Osmanlı Denizcisi 1498 yılında 3. Amerika seyahatine ait haritayı eski kaptanı ve arkadaşı Kemal Reis'e vermiş dolayısıyla bu bilgiler henüz o dönemde Osmanlı'nın eline geçmiştir. Nitekim Rodrigo'nun 3. Amerika Seyahatine ait bu haritası Piri Reis'in haritasının bulunduğu yerde, Piri Reis'in haritasının içinden çıkmıştır. Her ne kadar Amerika'nın müslüman ilim adamlarınca bilindiği ve bu sebepten dolayı Amerika'yı Müslümanların keşfetmiş olduğunu daha önceden söylemiş olsak da, keşfi; oraya gitmek olarak niteleyenlere eğer onu kabul etmiyorsanız bunu kabul edin diyor ve Osmanlılar Amerika'ya işte bu sebepten dolayı Kolomb'dan önce çıkmıştır diyoruz.

Başka bir iddiada ise Barbaros Hayrettin'in, Kanuni Sultan Süleyman'a Amerika'nın fethedilmesi için müsaade istediği ve Kanuninin de bunu o günlerde Mısır'da bulunan Makbul İbrahim Paşa'dan sorduğu ve Paşa'nın da "Ülkemize çok uzak olduğu için hiç teşebbüs edilmemesi gerektiğini" söylediği yer alır.[4]

Piri Reis'in Haritası bilim adamlarını hayran bırakıyordu

Bütün bunlardan bahsedip de Piri Reis'in haritasını es geçmek olmaz. Deve derisi üzerine sekiz ayrı renk kullanılarak çizilen ve günümüzdeki ölçülerle birebir uyuşan bu haritayı Piri Reis 1513 yılında çizmiştir. Bütün dünyada hayranlık uyandıran harita bugünkü modern ölçümlerle tespit edilen ebatlara birebir uymaktadır. Nitekim, ABD'nin George Town Üniversitesi de 1956 yılında bu haritanın bilimsel olduğunu kabul etmişti. Arapça, Yunanca, İtalyanca ve İspanyolca bilen Piri Reis Dünya Haritasında Amerika'nın doğu kıyılarını da göstermişti.

Bu gün bütün Dünyada harita yapımı en ince ayarların yapıldığı ve yüzlerce insanın üzerinde çalışma yaptığı bir sahadır. Haritalar için birçok uzman farklı yolarla ve yıllarını vererek ve her biri bir haritanın kendi uzmanlık sahasına giren bölümünü yaparken Piri Reis 21 parça deri üzerine yaptığı haritasını tamamen kendisi yapmıştı. Kendisi ölçmüş, kendisi çizmiş, kendisi ayarlamış, kendisi renklendirmiş hatta resimlerini bile kendisi yapmıştı.

Macellan, Amerika'nın güneyine 1519'da gidebilmişti halbuki Piri Reis 1513 yılında yaptığı haritada burayı göstermişti. Harita'da gösterilen Laplata nehri 1515'de keşfedilmiş olduğu halde Piri Reis Laplata nehrini keşfinden iki sene evvel haritasında çizmişti. Hatta Piri Reis buzullarla kaplı Antartika Dağlarını bile en doğru şekli ile göstermişti. İlginç olanı bu dağların, 1952 yılında ses yansıtıcı aletlerle keşfedilmiş olması. Üzerine ciltlerce kitabın yazıldığı bu haritanın bir özelliğini daha yazmadan geçemeyeceğim. O da haritadaki ekvator çizgisinin bugünküyle birebir aynı olması. Ne denilebilir ki; şapka çıkartmaktan, el öpmekten başka ne kalır bizlere? Bize kalan tek şey bu müthiş eseri bütün dünyaya tanıtmak ve Piri Reis'in ruhuna fatihalar göndermek…

Piri Reis'in Amerika'yı şöyle anlatıyordu:

Piri Reis Kitab-ı Bahriya adlı eserinin 77- 85. sayfaları arasında Amerika'yı nazım olarak şöyle tarif eder:

Lodos üstünde bulundu bir diyar/ Septe'den dört bin mil öte uzar

Hangi tarihte bulundu iş bu yer/ Şerhedeyim ehl-i tarih gör ne der

Tarih-i hicret buydu ol zaman/ Ta sekiz yüz dahi yetmişdi ol an

İşbu tarihde bundu ol zemin/ İsmine "Antilya" dediler hemin.

Bu şiirde de söylediği üzre Piri Reis Amerika'nın keşfini hicri 870 yani 1465 olarak gösterir. Yani Amerika'nın keşfinden 29 yıl evvel…


[1] (Fendoğlu Hasan Tahsin, Doç. Dr. Modernleşme Bağlamında Osmanlı- Amerika ilişkileri, sf. 150)

[2] (Muhammed Hamidullah,)

[3] Doç. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, A.g.e. sf, 151

[4] Esat Efendi, Hulasa-i Ahval-i Tunus ve Garp, İst. Üniv. Küt. Nu. 10803, sf. 400, Fendoğlu'dan sf. 159

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Hakan EKMEKÇİ

Hakan EKMEKÇİ

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...