YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69ce134759b08
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 1 7
Bugün : 10844
Dün : 56643
Bu ay : 67487
Geçen ay : 1803365
Toplam : 52212545
IP'niz : 216.73.216.113

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

BUSH, İSRAİL'İ KIŞKIRTARAK,

SİYONİZMİN SONUNU MU HAZIRLIYOR?

 

Acaba Bush, iddia edildiği gibi, "Allah tarafından Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden inişine hazırlık yapmakla görevlendirilmiş" birisi olarak, bir Haçlı Şövalyesi kafasıyla ihtiras peşinde koşan bir çılgın mıdır?

Yoksa; George Soros, Kıssinger, Richard Perle gibi sinsi ve Siyonist Yahudilerin dikkat çektiği gibi; "Yahudilerin başını belaya sokacak, bütün dünyayı siyonizmin aleyhine kışkırtacak ve İsrail'in sonun hazırlayacak" kaos ve kavga ortamını kızıştıran ve bunu Amerikan halkının Siyonist sömürü kıskacından kurtulması için bilinçli olarak yapan stratejik hesaplı bir başkan mıdır?

 

Bush'un yeni stratejisi savaş habercisi sayılıyor!

Siyasi bir çözüm önermeyen yeni Irak stratejisi, ABD'nin ya İran'la Suriye'ye saldırmasına, ya da Irak'tan 'kaçarak' çekilmesine yol açacak.

Irak'a 21 bin 500 asker daha yollanması, taktik anlamda fazla önemi olmayan bir siyasi hile ve hiçbir stratejik çıkar da getirmeyecek. Bu savaşı askeri olarak kazanmak yetersiz. Bu karar ABD askerlerini, Amerikan karşıtı direnişle süregelen kargaşa, etnik ve mezhepçi kavgayı nihai olarak çözme ihtimali bulunmayan kanlı çatışmalara sürükleyecek…

ABD'nin İran ve Suriye'yle görüşme ihtimalini değerlendirmeyi reddetmesi, bu yönetimin strateji geliştirmek yerine slogan atmaya dayanan 'kendi kendini dışlama' politikasının bir parçası.

Son olarak, Bush'un konuşması günümüzü yanlış anladığını gösteriyor. Amerika Irak'ta sömürgeci bir güç gibi davranıyor. Ama sömürgecilik dönemi biteli çok oldu ve sömürgecilik sonrası dönemde, sömürgeci bir savaşa girişmek kendi kendinizi yenilgiye uğratmak anlamına geliyor. Bush'un siyasetindeki ölümcül kusur da bu. (14.01.2007 / Zbigniew Brzezinski / The Washington Post / Radikal)

Bush: "İran'la barış yok" diyor!

ABD Başkanı George Bush, ''Nükleer silah geliştiren (!) İran ile barış yok'' dedi. Bush, Beyaz Saray'da bir araya geldiği Almanya Başbakanı Angela Merkel'i, İran'a yönelik BM Güvenlik Konseyi yaptırımlarına destek vermesinden dolayı kutladı ve nükleer silah geliştirdiğini iddia ettiği İran ile barış olasılığı görmediğini söyledi. Güvenlik Konseyi kararının, ''özgür dünyanın barış dolu bir gelecek istediği'' mesajını vermesi açısından önemi bulunduğunu belirten Bush, ancak nükleer niyetlerinden vazgeçmeyen İran için aynı geleceği göremediğini kaydetti. Irak konusuna da değinen Bush, yeni Irak politikasının ana hatlarının gelecek hafta şekilleneceğini ve bu konudaki görüşmelere kendisinin de dahil olduğunu söyledi. Bush, yeni çizgilerinin açık, belirgin ve yerine getirilebilir olmasını istediğini kaydetti.

Bush'un çabası ne ifade ediyor?

ABD Başkanı Bush son açıklamalarının birinde "Ortadoğu için yeni bir diplomatik çaba başlattık" diyor.

Bush herhalde durup dururken yeni bir diplomatik çaba başlatma ihtiyacı duymamıştır.

Bunun bir sebeb-i hikmeti olmalıdır.

Bu sebeb-i hikmeti anlayabilmek için de Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin yaptığı bir açıklamayı hatırlamakta yarar var.

BM Genel Sekreteri Annan, Amerika'nın Ortadoğu'daki durumunu açıklarken bakın ne diyor:

"Amerika Irak'ta hem kalamayacak hem de terk edemeyecek bir durumda!"

Sanırız, ABD Başkanı Bush'un içinde bulunduğu durumu bundan güzel tanımlamak mümkün değildir.

Hem kalamamak hem de terk edememek!

Bundan daha zor bir şart tahayyül edebiliyor musunuz?

İki ucu pis değnek gibi bir şey!

Ya da aşağısı sakal yukarısı bıyık gibi bir şey!

Hani çocuk bir hırsız yakalamış ve sevinç içinde babasına seslenmiş ya:

Baba bir hırsız yakaladım!

Babası da oğlunun bu başarısı ile övünmüş ve "Getir oğlum" demiş.

Oğlan hırsızı getirmeye çalışmış ama hırsız yerinden kıpırdama yanlısı değil.

Baba gelmiyor diye seslenmiş!

Baba oğlunun haline acımış, daha fazla uğraşmasın diye bırak gitsin demiş.

Oğlan hırsızı bırakmış ama hırsız gitme yanlısı da olmamış.

Gözü hâlâ çalmaya niyetlendiği maldaymış.

Bırakıyorsun gitmiyor, getirmeye çalışıyorsun gelmiyor!

ABD ve Bush şimdi aynen bu durumda!

Yani durduk yerde Ortadoğu için yeni bir diplomatik çaba başlatıyorlar!

Savaş yoluyla içinden çıkamadıkları sorunu bu defa yeni diplomatik çabalar ile halletmeye çalışıyorlar.

ABD'nin açmazı sadece Ortadoğu'da da değil!

Afganistan'da da benzer sorunlar içinde debelenip duruyorlar.

Taze kuvvet gelmezse buradan batıp gideceğiz çığlıkları hep bu yüzden değil mi?

Hal böyle iken Amerika savaştığı cephelere yenisini ekler mi?

Mesela İran'a bulaşır mı?

Akl-ı selim böyle bir şey yapmalarının çılgınlık olduğunu söylüyor bize ama netice itibarıyla karşımızda Bush var!

Her şeyi yapabilir![1]

Ariel Şaron, niye Bush'a "Irak'tan uzak dur" diyor?

İsrail'de halen komada bulunan eski Başbakan Ariel Şaron'un, 2003 yılında ABD Cumhurbaşkanı George Bush'a "Irak'ı işgal etmemesi" tavsiyesinde bulunduğu bildiriliyor. Bazı İsrail gazetelerinin "Forward" adlı bir Yahudi yayın organından aktardığı haberde, Katil Şaron'un Bush'u, "Orta Doğu'ya demokrasi getirme" planlarını da terk etmeye çağırdığı belirtiliyor. Eski başbakanlardan Ehud Barak'ın danışmanlarından Yosi Alfer, "Forward"daki yazısında, yakın çevresindeki isimlere dayanarak, Şaron'un Mart 2003 öncesinde Bush'a özel olarak Irak planı hakkında ne düşündüğünü açıkça söylediğini ve Saddam Hüseyin'in Orta Doğu için "ağır bir tehdit" oluşturduğunu kabul ettiğini ve Saddam'ın kitle imha silahlarına sahip olduğuna inandığını Bush'a söylüyor.

Şaron'un Bush'a, "işlerliği olan bir çıkış stratejisi olmadan Irak'a girmemesi ve eğer sonunda parçalanması kaçınılmaz olan Irak'ı yönetmek istiyorsa ayaklanmayla etkili mücadele için de strateji geliştirmesi" tavsiyesinde de bulunduğu bildiriliyor. Aynı kaynaklara dayanarak Alfer, "Şaron'un Bush'a 'Lütfen şunu hatırla ki, sen gelecek, Saddam'ı yenip Irak'ı işgal edecek ve sonra çıkıp gideceksin. Ama biz dünyanın bu bölgesinde kalmaya devam edeceğiz" dediğini aktarıyor.

Siyonistler, Gazze'de niye NATO askeri istemiyor?

İsrail Savunma Bakanı Yardımcısı Ephraim Sneh, NATO barış gücü askerlerinin Gazze Şeridi'ne gönderilmesi önerisine karşı çıktı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile biraraya gelen Stratejik İşler Bakanı Avigdor Lieberman, düzeni sağlamak amacıyla Gazze Şeridi'ne 30 binden fazla asker gönderilmesini teklif etmişti. Öneriyle ilgili olarak halk radyosuna açıklama yapan Sneh, "Şimdiye kadar, Türkiye dışında bir NATO ülkesinden Gazze Şeridi'ndeki (Filistin mülteci) kamplara asker gönderilmesi için özel bir isteklilik fark etmedim. İslami aşırıcılar için mavi gözlü askerler de düşman olacaktır ve bir çözüm oluşturmayacak, sorunun bir parçası olacaktır" diye konuştu. İşgalci İsrail, 38 yıl süren işgalin ardından Gazze'den Eylül 2005'te çekilmişti. Ancak sınırları ve günlük hayatı kontrol eden ülke, uluslararası kanunlar altında halen bir işgalci güç olmaya devam ediyor.

Siyonist Zbigniew Brezezinski Feryat Ediyor!

Irak'tan çıkış için yol haritası:

Irak'taki savaş yanlış varsayımlarla girişilen tarihi stratejik ve ahlaki bir felakettir. Bu savaş, Amerika'nın küresel meşruiyetinin altını oyuyor. Sivil kayıplar, insan hakları ihlalleri Amerika'nın ahlaki güvenirliğini lekeliyor.

Manichean dürtüler ve emperyal gururla yönlendirilen bu politikalar bölgesel istikrarsızlığı yoğunlaştırıyor. Buna rağmen, Bush yönetimindeki stratejik kararlar çok dar bireysel halka içinde alınmaya devam ediliyor -belki de bu sayı bir elin parmağını geçmez. Yeni Savunma Bakanı Robert M. Gates hariç, başından beri bu yanlış maceraya katılan, Irak Savaşı'na girilmesinin kararını alan ve bu savaşa girilmesinde sahte sebepler kullanan bireyler hiç değişmedi. Birleşik Devletler, Irak'ta kanlı mevcudiyetini ve girdiği çıkmazı uzatmaya devam ediyor. Bu kafa aşağı gidişin kaderi, muhtemelen İran ve İslam dünyasının büyük bir bölümü ile bir çatışmaya dönüşecek. Örneğin, ortada İran ile askeri bir çarpışma senaryosu var: Irak, Bush yönetimi tarafından öngörülen istikrara yönelik ilerleme testini geçmede başarısız oldu. Söz konusu durumun ardından, ABD'nin başarısızlığından İran'ın sorumlu tutulması geldi, o zamandan bugüne Irak'taki bazı provokasyonlar ya da Birleşik Devletler'deki terörist bir eylemden İran sorumlu tutuldu ki, ABD'nin İran'a karşı "savunma amaçlı" askeri harekat tutumunu doruğa çıkardı. Ancak, tek başına bu savaş Birleşik Devletler'i, Irak, İran, Afganistan ve Pakistan'ı içeren 20 yıl ya da daha fazla süreyle derinleşecek ve genişleyecek bir bataklığın içine saplayacaktır. Irak işgalini sona erdirecek ve bölgesel güvenlik diyaloğunu şekillendirecek bir stratejiye ihtiyacımız bulunmakta. Her iki hedef de zaman alacaktır ve ABD'nin ciddi bir katılımını gerektirmektedir. Bu hedefleri başarmak için dört adım gerekli görünüyor.

 Birincisi, Birleşik Devletler açık ve kesin bir biçimde, makul olan en kısa zamanda Irak'tan ayrılma kararlılığını göstermeli. Irak hükümeti içindeki ya da dışındaki hiç kimse, ABD hükümetinin durumu havada tuttuğu bir ortamda uzlaşmak için gerçek bir çaba göstermiyor. ABD'nin, Ortadoğu'daki korkuları gidermek için Irak'tan ayrılmaya niyetli olduğu yönünde bir açıklamaya ihtiyaç bulunmaktadır.

İkincisi, Birleşik Devletler, Iraklılarla ABD'nin askeri çekilmesinin hangi tarihe kadar tamamlanması gerektiği konusuna karar vermek için ortak müzakereler yürütmeli. Aşağı yukarı bir yıl iyi bir hedef olabilir -ancak bu tarih konusunda Iraklılar da hemfikir olmalı ve ortak bir karar olarak açıklanmalı. Bu arada, ABD askeri gerilimden kaçınmalı ve en fazla geçici taktik yararı olabilecek asker sayısı yükseltme girişimi de buna dahildir.

Üçüncüsü, Birleşik Devletler, Irak liderlerini bu ülkenin tüm komşularına ve belki Mısır, Fas, Cezayir, Pakistan gibi Müslüman ülkelere bir davet göndererek ABD'nin askeri tahliyesiyle bir arada Irak'ta istikrarın en iyi nasıl geliştirileceğinin konuşulacağı bölgesel istikrara dair bir konferansa davet etmesi için cesaretlendirmeli. Ancak, bir çekilme tarihinin belirlenmesi Irak'ın etrafındaki hükümetlerin kendi kendilerine şu soruyu sormalarında etkili olacaktır: Irak'taki istikrarsızlık sorunuyla nasıl baş edebiliriz? Kendi aramızda gerçekten bölgesel bir savaş istiyor muyuz?

Dördüncüsü, ABD, İsrail-Filistin barışına ulaşılması için güvenilir bir çabayı aktif hale getirmeli. Böylesi bir anlaşma olmaksızın, bölgedeki milliyetçi ve aşırıcı tutkular uzun vadede, ABD'nin hegemonyasının destekçisi olarak algılanan Arap rejimlerinin sonunu getirecektir.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD, Avrupa'da demokrasinin savunuculuğunda etkili oldu; çünkü başarılı bir biçimde uzun süre dostlarını birleştirme ve düşmanlarını bölme stratejisinin peşinden gitti. Düşmanlık yaratmadan saldırganlıkları caydırdı ve düzenlemelerin müzakere edilme ihtimali için yollar aradı. Bugün Amerikan küresel liderliği Ortadoğu'da testten geçiyor. Benzer bir aklı başında yapıcı politik girişime acilen ihtiyaç var. (Los Angeles Times, 11 Şubat 2007)[2]

Bush'un yeni Irak stratejisine ABD'de bile karşı çıkılıyor

Bush ateşle niye oynuyor?

"Bölgedeki ölümcül saldırılar devam edecektir ve bu durumda kayıp verilmesi kaçınılmazdır," diyerek Irak'ta katliamın artarak devam edeceğini belirten ABD Başkanı George Bush'un ilave asker gönderme kararına tepkiler büyüyor.

ABD Başkanı George W. Bush'un Irak'taki işgalci Amerikan askeri sayısının yaklaşık 21 bin 500 artırılması yönündeki yeni stratejisi, Demokrat Partililer tarafından ağır dille eleştirirken, bazı önde gelen Cumhuriyetçi Partili isimler bile plana destek vermedi. Bush'un konuşmasının ardından ortak bir yazılı açıklama yayımlayan Temsilciler Meclisinin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi ve Senatodaki Demokrat çoğunluk grubu lideri Harry Reid, "Irak'taki askeri varlığımızı artırmak yanlış ve bu adıma karşıyız" dediler.

Demokrat Partinin Senatodaki iki numaralı lideri Dick Durbin ise daha ileriye giderek "Bush'un da konuşmasında itiraf ettiği gibi Irak'ta kazanmıyoruz. Biz askerlerimizi çekelim, Irak da kendisini kurtarsın" dedi. Demokrat Partinin, adaylığını henüz resmen ilan etmemesine karşın 2008 başkanlık seçimlerindeki en güçlü adayı senator Hillary Clinton da "Başkan, hiçbir yeni yön göstermedi, tam tersine, bizi yanlış yönde götürmeye devam edecek hem de daha hızlı şekilde" diye konuştu.

Başkanlık yarışının bir başka iddialı Demokrat adayı olması beklenen senatör Barack Obama da Bush'un planını "yanlış strateji" olarak nitelendirdi. Bush'un Cumhuriyetçi Partisinin başkan adaylığında iddialı isimleri bile ya Başkan'a karşı çıktı ya da destekleri sınırlı kaldı. Bu isimlerden senatör Sam Brownback, "Irak'a daha fazla asker göndermenin doğru çözüm olduğunu sanmıyorum" dedi.

İngiliz basını: Bush, son zarlarını atıyor

İngiliz gazeteleri söz birliği etmişcesine Bush'un yeni Irak stratejisini "Bush'un son Irak kumarı" olarak niteledi. Independent'ın deneyimli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk'in yorumu şöyle: "Başkomutan George Bush, Irak mezarlığına 20 bin asker daha gönderiyor. Aptalca akın devam edecek. Her çaresiz adam kumar oynamaya devam eder, tercihen de başkalarının hayatıyla. Bush da Blair de, savaşı sadece televizyondan ve Hollywood filmlerinden gördüler. Hayal dünyasında olmaları buradan kaynaklanıyor."

Guardian da başyazısında Bush'un Ortadoğu'da yeni bir maceraya girdiğini savundu. Yazıda, "Bush, ülkesine ve Ortadoğu'ya kabus yaşatan, kötü planlanmış ve başarısızlığa mahkum Irak macerasında son zarlarını atıyor. Blair'in Basra'ya huzurun gelmekte olduğu iddiası nasıl gerçek dışıysa, Bush'un Bağdat'ta düzenin yeniden tesis edilebileceği tezi de o kadar gerçek dışıdır. Felaketin enkazıyla kuşatılan iki lider de hâlâ parçaların yeniden birleştirilebileceği inancında. Ama bu ölü bir proje. Biraz daha asker ya da bir kaç ay daha, bunu başaramayacak. Yenilgi kabullenilmeden savaş devam ettirildiği sürece, bunu bitirmek başka bir Amerikan Başkanı ve İngiltere Başbakanı'na düşecek" denildi.

"Bu artık yalnızca Bush'un savaşı"

Independent yazarı Rupert Cornwell ise yazısında, "Bu, seçmenlere, siyasetçilere ve hatta generallere saygısızlık anlamına gelen büyük bir kumar. Bush'un hatalarını kabul edip kayıpları durdurması gerekiyor. Ancak siyasetçilerin ve özellikle de bu Amerikan Başkanı'nın yanlışı kabul etme alışkanlığı yok. Bu da Irak'ta trajedinin devam edeceği ve bölgenin Amerika'nın kontrol edemeyeceği bir mecraya sürükleneceği anlamına geliyor. Kesin olan bir şey var: Bu savaş artık sadece Başkan Bush'un savaşıdır" ifadelerine yer verdi.

Gizli servislerin açık faaliyetleri neyi amaçlıyor?

Yönlendirme faaliyetlerinde gizli servisler hiçbir biçimde ön planda görünmezler. Tüm ilişkiler doğal sayılan kanallardan yürütülür. Bilimsel işbirliği, fikir alışverişi, bir düşüncenin savunulması faaliyetin örtüsü olarak kullanılır.

Mesela Irak'ta, kitle imha silahları yokken var olduğunu söylemek, bir terörist gruba gücünün üstünde ve olağanüstü eylemler atfetmek böyle bir faaliyetin göstergeleridir. Bir toplumda mevcut olmayan ya da körelmiş düşmanlıkların canlandırılması ve bu amaca hizmet eden provokasyonların yapılması da aynı kategoriye dahildir.

Ülkemizde yönlendirme faaliyetlerini tesbit eden ve bununla mücadele eden bir kurum yoktur. Bu nedenle ülkemizde halk hatta devlet en liberal biçimde bilgi bombardımanı altındadır ve değerlendirmelerinin büyük bölümü yanlış bilgilere dayanır. (14.01.2007 / Mahir Kaynak / Star)

Gidişat ürkütüyor!

Türkiye'de gerçek anlamda bir "zenci" topluluğu oluşuyor. Geleceğe yönelik umudu sıfır noktasına yakın, yokluk ve sefalet içinde yaşayan bir kesim var. Medya bu insanlara sağır. Çünkü elindeki gücünü kendi amacına kullanıyor, geniş kesimleri yok sayıyor.

Bu küçümsenmeyecek bir güç. O yüzden tek bir elde yoğunlaşması tehlikeli. Bu elin sahibinin kim olduğu önemli değil.  Sahibi kim olursa olsun, yakın geçmişin ve tarihin bize öğrettiği bir gerçek var, aşırı güç bozar. O nedenle, medyanın da denetlenmesi gerekiyor.

Bunu yapacak olan da rekabettir. O yüzden medyada çok sesliliğe ihtiyaç var. Özetle kavgamızın, mücadelemizin altında bu gerçek yatıyor.[3]


[1] 02.11.2006 / Zeki Ceyhan / Milli Gazete

[2] Zbigniew Brzezinski / 19.02.2007

[3] 14.01.2007 / Ergun Babahan / Sabah

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Kazım GÜLFİDAN

Kazım GÜLFİDAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...