Dikkat Dikkat!
- Ne hukuken, ne ahlaken ve ne de siyaseten hiçbir sakıncası olmayan
- Tam aksine davamıza samimi taraftar ve oy kazandıran
- İnsanımıza siyasi şuur ve sorumluluklarını hatırlatıp vicdanen rahatlatan ve çok olumlu tepkiler alan bu gerçeklerin;
a- El ilanı şeklinde dağıtılmasını yasaklayan
b- Bu vicdani ve milli gayret sahiplerini suçlayıp dışlayan:
1- Yetkili ve etkili kişiler kimlerdir?
2- Bunlar Milli Görüşü bitirmek ve AKP’yi dolaylı desteklemek peşinde midir?
3- Bunlar “iyi niyetli, dini gayretli ve dava dertlisi” sayılabilir mi?
Seçim sonrası sayımızda bekleyin!…
Önümüzdeki seçimler tarihi bir fırsattır. Çünkü insanlar seçimlerde, partileri değil, kendi geleceğini seçmektedir. Kişi sevdiği ve seçtiği ile beraberdir. Herkesin geleceği ve güvencesi, oy verip desteklediği zihniyetlerle belirlenecektir. Özetle; geleceğimiz, kendi elimiz ve amelimizle şekillenecektir. Oylarımızda sadece kendimizin ve yakın çevremizin değil, 70 milyon milletimizin ve hatta milyarlarca ezilenin hakkı vardır. Oy verdiğimiz partilerin bütün iyilik ve kötülüklerine ve bunların yan etkilerine ortak olunmaktadır.
Bu seçimler, yirmi parti arasında değil, iki zihniyet arasında yapılacaktır. Sonunda, 1-Ya Milli Görüşçüler 2- Ya işbirlikçiler kazanacaktır.
IMF, faiz ve sömürü demektir… Faiz ise, haksızlık ve ahlaksızlığın temel sebebidir. IMF’ciler, yani faizciler ve rantiyeci işbirlikçiler, Hak’la ve halkla savaşan kimselerdir. IMF girdiği her ülkeye mutlaka zulüm ve zillet getirmiştir. Milli Görüş dışındaki partiler, IMF reçetelerini uygulayacaklarını açıkça dile getirmekte, faizci ve rantiyeci olduklarını ilan etmektedir. Hepsi de, aynı yanlış görüşün farklı görüntüleridir. HAS PARTİ ise, hala Milli Görüş’ü parçalama ve halkımızı Saadet’ten mahrum bırakma peşindedir.
MHP: IMF reçetelerini “tartışmalı biçimde uygulayacaklarını” iddia etmektedir. Yani sözde IMF reçetelerine karşı çıkıyormuş edebiyatı yaparak, bütün emirlerini yerine getirecektir ve zaten hükümet olduklarında IMF’ye boyun eğmişlerdir.
CHP: IMF’nin haciz komiseri Kemal Dervişlerin devamı olarak, zulüm ve sömürüye taşeronluk yapacağını belli etmiştir. Yeni CHP Süleyman Demirel gibi IMF’ci Mason kafalardan ve eski kapitalist artıklarından medet umar hale gelmiştir. Yani sağcı ve solcu işbirlikçiler IMF’nin kıdemli hizmetçileridir.
AKP ise, IMF ve uluslararası Siyonist sermaye ile “düzenli ve düzeyli ilişkilerini sürdüreceklerini” ve de -nasıl olacaksa- Milli çıkarları gözeteceklerini söylemektedir. Yani IMF zehirine yerli çikolata sürerek milletimize yedirmektedir. AKP, IMF’ci partilerin en tehlikelisidir, kuzu postuna bürünmüş kurt yerindedir. Bunların ahlaki, ailevi ve manevi tahribatları ise çok daha vahimdir. Oysa, mikroptan ilaç yapıldığı, faizden fayda sağlandığı, IMF reçeteleriyle ülke kalkındığı hiç görülmemiştir. Bu nedenle IMF’ci partilere oy vermek, Amerikan dehşetini ve İsrail vahşetini desteklemekle aynı şeydir. Ve böyle bir vebale girenlerin vicdanları nasıl rahat edecektir?! Daha da beteri, ülkemiz AB hayali ve demokratikleşme jelatiniyle kasıtlı ve planlı bir yıkılışa sürüklenmekte, işbirlikçi hükümetler ve partiler de buna alet edilmektedir. Ve hele sekiz yıllık yamukluk ve yanlışlıklarından sonra, hala AKP’ye oy vermek, felakete davetiye göndermektir.
Unutma, senin “oy”unda, çöplükten ekmek toplayanların ve çaresizlikten vücudunu satılığa çıkaranların hakkı vardır!.. Senin “oy”unda, bu ülkeyi bize vatan bırakan şehitlerimizin ve gelecek nesillerimizin hakkı vardır. Doğu Türkistanlı sahipsizlerin, Filistinli gelinlerin, Afganlı gariplerin, Irak’lı yetimlerin senin “oy”unda hakkı vardır!
Öyle ise, ne halktan kopuk halk partisine.. Ne erkeklik satan ürkeklere… Ne de aslını inkâr eden döneklere ve Milli Görüş’ü bölmekle böbürlenenlere sakın oy atma!.. Bu ülkeyi 40 yılda 4 kere felaketten ve iflas etmekten kurtaran Erbakan’ı unutma!.. Yapanlarla yıkanları, sadıklarla sahtekârları bir tutma! Refah-Yol hükümetinde ekonominin düze çıkarıldığını, işçiye, memura, köylüye ve emekliye en iyi imkânların sağlandığını, fakir fukaraya nasıl sahip çıkıldığını hatırla!.. Kendini bağrı yanıkların ve sistemin pençesinde kıvrananların bedduasına uğratma!.. Dünyanı ve ahiretini karartma!..”
Düşün:
1- Saadet’ten başka; ahlaki ve manevi tahribatı dert edinen ve çare gösteren var mı?
2- Saadet’ten başka, faizsiz, rantiyesiz, IMF’siz Milli ve yerli kalkınma projeleri üreten var mı?
3- Saadet’ten başka, ABD ve AB emperyalizmine ve İsrail Siyonizmine karşı D-8’ler, İslam Birliği ve ezilenlerin dirliği diyebilen var mı?
Öyle ise; “oy”larınla ya saadetini seçeceksin, veya sefaletini… Ya Milli Görüşü seçeceksin veya kirli bir zihniyeti… Ya Refahını ve menfaatini seçeceksin, veya felaketini… Evet, “oy”unla, ya ülkemiz üzerindeki oyunları bozacaksın veya oyuna geleceksin…
Ve sakın unutma! “İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.” En sevaplı ve en kapsamlı hizmet ise, haklı ve hayırlı bir zihniyetin iktidar olmasına katkıda bulunmaktır. Çünkü “bir saat adaletle hükmetmek, yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlı” sayılmıştır.
Ve kesinlikle ümit var olmalıdır. Hele görelim, yarınlar neler doğuracaktır. Çünkü karanlığın en koyu olduğu an, sabaha en yakın olduğu zamandır.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Bazılarımızın durumu şuna benzemektedir: “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.” Hakke’l-Yakin iman; şartsız sadakati…
ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ..
HÜNER; HAKK’A KUL OLMAKMIŞ!.. Bu hayat ki, imtihandır Dünya fani, bir cihandır İki kapılı…
Bazılarımızın durumu şuna benzemektedir: “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.” Hakke’l-Yakin iman; şartsız sadakati…
ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ..
Batılı ülkeler dahi ABD’nin hukuksuz savaşlarına mesafe koyarken, Türkiye’nin NATO karargâhlarıyla "koçbaşı" yapılmak istenmesi ve…
Mustafa Kemal'in “Ey Türk Gençliği! İstiklal (her bakımdan tam bağımsızlık) ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali…
Makale; olaylar ve kavramlar arasında örüntü kurarak tam bir bilimsel yöntemle ve yenikikçi bir bakış…
1) Baltık’tan Akdeniz’e uzanan ve esas olarak Rusya’yı hedef alan ama daha geniş çerçevede Asya’ya…
Şüphesiz her insana sa’yü gayretinden ve kendi emeğinden başkası verilecek değildir. (Herkes ancak hak ettiğine…