Önümüzdeki seçimler tarihi bir fırsattır. Çünkü insanlar seçimlerde, partileri değil, kendi geleceğini seçmektedir. Kişi sevdiği ve seçtiği ile beraberdir. Herkesin geleceği ve güvencesi, oy verip desteklediği zihniyetlerle belirlenecektir. Özetle; geleceğimiz, kendi elimiz ve amelimizle şekillenecektir. Oylarımızda sadece kendimizin ve yakın çevremizin değil, 75 milyon milletimizin ve hatta milyarlarca ezilenin hakkı vardır. Oy verdiğimiz partilerin bütün iyilik ve kötülüklerine ve bunların yan etkilerine ortak olunmaktadır.
Unutmayın, bu seçimler, sekiz parti arasında değil, iki zihniyet arasında yapılacaktır. Sonunda, 1-Ya Milli Görüşçüler 2- Ya işbirlikçiler kazanacaktır.
Haçlı Avrupa Birliği, faiz ve sömürü demektir… Faiz ise, haksızlık ve ahlaksızlığın temel sebebidir. AB’ciler, yani faizciler ve rantiyeci işbirlikçiler, Hak’la ve halkla savaşan kimselerdir. Gâvurların reçeteleri, girdiği her ülkeye mutlaka zulüm ve zillet getirmiştir.
Milli Görüş dışındaki partiler, AB ve ABD reçetelerini uygulayacaklarını açıkça dile getirmekte, faizci ve rantiyeci olduklarını ilan etmektedir. Hepsi de, aynı yanlış görüşün farklı görüntüleridir.
CHP: IMF’nin haciz komiseri Kemal Dervişlerin devamı olarak, zulüm ve sömürüye taşeronluk yapacağını belli etmiştir. Yeni CHP, Süleyman Demirel gibi Mason kafalardan ve eski kapitalist artıklarından medet umar hale gelmiştir. Yani sağcı ve solcu taklitçiler, Batı’nın bozuk projelerinin kıdemli hizmetçileridir.
MHP: AB reçetelerini “tartışmalı biçimde uygulayacaklarını” iddia etmektedir. Yani sözde AB reçetelerine karşı çıkıyormuş edebiyatı yaparak, bütün emirlerini yerine getirecektir ve zaten hükümet olduklarında AB’ye boyun eğmişlerdir.
AKP ise, uluslararası Siyonist sermaye ile “düzenli ve düzeyli ilişkilerini sürdüreceklerini” söylemekte ve kapitalizm zehirine yerli çikolata sürerek milletimize yedirmektedir. Bütün fabrikalarımız satılıp yabancılara ve yandaşlara peşkeş çekilmiş, tarım ve hayvancılık bitirilmiştir. AKP, faizci partilerin en tehlikelisidir, kuzu postuna bürünmüş kurt yerindedir. Bunların ahlaki, ailevi ve manevi tahribatları ise çok daha vahimdir; Türkiye’miz bölünmek üzeredir.
Oysa mikroptan ilaç yapıldığı, faizden fayda sağlandığı, AB reçeteleriyle ülke kalkındığı hiç görülmemiştir. Bu nedenle Batı’cı partilere oy vermek, Amerikan dehşetini ve İsrail vahşetini desteklemekle aynı şeydir. Ve böyle bir vebale girenlerin vicdanları nasıl rahat edecektir?! Daha da beteri, ülkemiz AB hayali ve demokratikleşme jelatiniyle kasıtlı ve planlı bir yıkılışa sürüklenmekte, işbirlikçi hükümetler ve partiler de buna alet edilmektedir. Ve hele 11 yıllık yamukluk ve yanlışlıklarından sonra, hala AKP’ye oy vermek, felakete davetiye göndermektir. Dershane rantları nedeniyle Cemaatle Hükümet arasındaki seviyesiz saldırılar da; bunların hizmet ortaklığı değil, menfaat ittifakı yaptıklarının göstergesidir.
Unutma, senin “oy”unda, çöplükten ekmek toplayanların ve çaresizlikten vücudunu satılığa çıkaranların hakkı vardır!.. Senin “oy”unda, bu ülkeyi bize vatan bırakan şehitlerimizin ve gelecek nesillerimizin hakkı vardır. Doğu Türkistanlı sahipsizlerin, Filistinli gelinlerin, Suriyeli gariplerin, Iraklı yetimlerin senin “oy”unda hakkı vardır!
Öyle ise, ne halktan kopuk Halk partisine… Ne erkeklik satan ürkeklere… Ne de aslını inkâr eden döneklere ve Milli Görüş’ü bölmekle böbürlenenlere sakın oy atma!.. Bu ülkeyi 40 yılda 4 kere felaketten ve iflas etmekten kurtaran Erbakan’ı unutma!.. Yapanlarla yıkanları, sadıklarla sahtekârları bir tutma! Refah-Yol hükümetinde ekonominin düze çıkarıldığını, işçiye, memura, köylüye ve emekliye en iyi imkânların sağlandığını, Milli Görüş Belediyelerinde destanlar yazıldığını, fakir fukaraya nasıl sahip çıkıldığını hatırla!.. Kendini bağrı yanıkların ve sistemin pençesinde kıvrananların bedduasına uğratma!.. Dünyanı ve ahiretini karartma!..” Düşün:
1- Saadet’ten başka; ahlaki ve manevi tahribatı dert edinen ve çare gösteren var mı?
2- Saadet’ten başka, faizsiz, rantiyesiz, Milli ve yerli kalkınma projeleri üreten var mı?
3- Saadet’ten başka, ABD ve AB emperyalizmine ve İsrail Siyonizm’ine karşı D-8’ler, İslam Birliği ve ezilenlerin dirliği diyebilen var mı?
Öyle ise; “oy”larınla ya saadetini seçeceksin veya sefaletini… Ya Milli Görüşü seçeceksin veya kirli bir zihniyeti… Ya Refahını ve menfaatini seçeceksin veya felaketini… Evet, “oy”unla, ya ülkemiz üzerindeki oyunları bozacaksın veya oyuna gelip, Batılın ve Batılıların vebaline ortak olacaksın!
Ve sakın unutma! “İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.” En sevaplı ve en kapsamlı hizmet ise, haklı ve hayırlı bir zihniyetin iktidar olmasına katkıda bulunmaktır. Çünkü “bir saat adaletle hükmetmek, yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlı” sayılmıştır.
Ve kesinlikle ümit var olmalıdır. Hele görelim, yarınlar neler doğuracaktır. Çünkü karanlığın en koyu olduğu an, sabaha en yakın olduğu zamandır. Saygılarımızla.
Bugün : 47874
Dün : 61003
Son 30 gün : 1732970
Toplam : 64092732
IP Adresiniz : 216.73.216.239
CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
AKGÜLÜMÜZ!.. (ŞİİR)
Dünya, güç ve çıkar hesaplarıyla hareket eden liderlerden ziyade, adaleti, ahlakı ve insanlığın ortak menfaatlerini…
Günümüzde büyük bir çoğunluğun; "herkes ve her şey benim içindir ve bana yaradığı kadar kıymetlidir"…
Milli Çözüm; Türkiye’nin potansiyel şansıdır! Milli Çözüm; “Küresel Lider" potansiyelidir! Özetle, lider ülke olmak, öncü…
İşte, anlayana memleketin hali! İmralı’da Abdullah Öcalan için özel bir konut hazırlanıyor ve “statü” verilmeye…
Bebekleri, çocukları, öğretmenleri, askerleri, polisleri katleden ve vatan için evlatlarını feda etmiş anne-babaların kahır dolu…
ADİL, ASİL, BİR YÖNETİCİYE TABİRİ CAİZSE HAS BİR HÜNKAR'A ACİLEN İHTİYACIMIZ, HERZAMANKİNDEN ÇOK DAHA FAZLAYDI,…
Öncelikle bu sosyo ekonomik analizleriniz ve dolayısıyla bizleri bilgilendirdiğiniz için tebrik ediyorum. Bunun yanında şunu…
ELBETTE VARDI!.. SELAM OLSUN... 15 Temmuzdan bir kaç ay öncesinde kamuoyunda bir telaş vardı "Bişeyler…
Kibir sendromuna yakalanmış, kendi gücünü mutlak gören ve çevresindeki yapıcı eleştirileri yok sayarak kendi hatalarını…
İşte ülkemizin potansiyel imkânlarını harekete geçirecek; hidayet, feraset ve dirayet ehli bir dehanın varlığı, sadece…