YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69f3daefcbcbe
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 4 1
Bugün : 2111
Dün : 60722
Bu ay : 2111
Geçen ay : 1737715
Toplam : 53884884
IP'niz : 216.73.217.100

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Türkiye'nin En Acil İhtiyacı;
BİR MİLLİ MUTABAKAT İKTİDARIDIR!

  1. https://www.youtube.com/watch?v=Ee4Hk0OiMSc
  2. melisaay@birgun.net – 29.03.2026
 
5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abonelik
Bildir
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuşatan tehdit unsurlarından ;

İran’a saldırı!

Körfezin Sünni devletçiklerine, Abd üstlerinin kurulması!

Suriye ve Irak’ın bütünüyle Abd ve İsraile, askeri üst rolü oynaması..

Nato’nun müttefiklik bahanesiyle Türkiyeyi bir ateş hattına sürüklemesi..

Siyonist Sermaye gücünün Türkiye Cumhurbaşkanını, Merkez Bankası Başkanını, Dış Bakanı, Enerji bakanını, Tmsf bakanını da karşısına dizerek üstü örtülü, “varlığınız varlığımıza borçlu” edasıyla Türkiyeyi adeta esir almaya yönelmesi..!

Abd başkanının Türkiye Cumhurbaşkanını, başta İran olmak üzere, bölgesel problemlerin tamamında övgülere boğması…

Ve yine Türkiyenin dış eksene dayalı fırsat unsurlarından olan ;

D-8 lerin her türlü etki ve yetkiden mahrum bırakılması!

İslam Birleşmiş Milletlerinin,
İslam Ortak Parası ve Pazarının
İslam Barış Gücünün
İslam Ortak proğram ve projelerinin, tamamen rafa kaldırılması…

Türkiyenin, İran konusunda İspanya ve Pakistan kadar bile, bölgesel huzurun tesisi noktasında zerre miskal bir yaptırım ve aksiyonda bulunmaması…

İşte bütün bunlar lisan-ı hal ile ve bütün avazı ile bağırıyor ki;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti acilen Millî Çözüme dayanan bir Millî Mutabakat sürecini, devletin en zirvesinden toplumun en alt birimine kadar başlatıp işi tamamına erdirmelidir.

İKTİDARI VE MUHALEFETİ İLE TÜKENMİŞLİĞİN RESMİ!.

Toplumda özellikle son dönemlerde insanların ağzında tek ve doğru bir cümle çıkıyor. O da, “İşimiz Allah’a kalmış” söylemi. İktidar yanlısı da, muhalefet kanadı da çaresizce bakadururken, yaşananlar karşısında, halâ daha insanlığın şu çıkmazdan çıkarak kurtuluşu için umut olacak bir siyasi yapının ortaya çıkmamasıda daha büyük bir sorunun işareti olmuştur. Toplumda büyük bir huzursuzluk, haram helal konusunun gündemden çıktığı, yeryüzünde kan ve gözyaşlarının arttığı, ekonomik çöküntünün derinleştiği, ahlak ve manevi çürümenin zirveye ulaştığı şu dönemde, ne partimizin geleceği, nede şahsımızın ne olacağı hiçbir önem arz etmiyor. Particilik oynama zamanı değil..

Siyonist dünya düzeninde;
Adil Kanunlar ve insani kurallar yoktur…
İnsan hakları ve uluslararası hukuk sadece laftan ibarettir…

Dünya bugün, nükleer bir savaşın eşiğinde bulunmaktadır ve böyle bir savaş gerçekleşirse tüm insanlık için bir felaket olacaktır.
Dünya düzeni, dünyanın her yerinden herkesin temsil edilmesini garanti edecek adil temeller üzerine yeniden kurulmalı ve aynı zamanda bu gibi kötüye kullanımları engelleyen düzenleyici yasalar oluşturulmalıdır.

Türkiye büyük bir tehdit ve tehlike altındadır!
Mesele, var olmak, yok olmak meselesidir!
İşbirlikçiler, ülkeyi Siyonist merkezlere teslim etmişlerdir.
İşbirlikçi iktidar, dış güçlerin maddi ve manevi tahribatlarına taşeronluk yapmaktadır!
İşbirlikçi iktidarda, ekonomik yıkım, dış politika faciası ve de manevi tahribatlar devam etmektedir.
İşbirlikçiler, Türkiye’yi Siyonist güdümlü haçlı askeri ittifakı olan NATO’nun Savaş Karargâhı yapmaya çalışmaktadırlar.

İşbirlikçi kafalarla başımızdaki büyük bela atlatılamayacaktır…
İşbirlikçi iktidarın palavra politikalarıyla vakit kaybedilmektedir…
 
Mutlaka ve acilen bir MİLLİ MUTABAKAT iktidarına ihtiyaç vardır…
Günlük siyasi rekabeti bir kenara bırakıp milletimizin ve memleketimizin ortak menfaatlerini ön plana çıkarma zamandır…
Artık milli menfaatlerimizi her şeyin üzerinde tutma zamanıdır…
Milli Çözüm iktidarı kaçınılmazdır!

Milli Çözüm’ün söylediklerini Siyonizm’den önce anlamak!
Aziz Erbakan Hocamızın buyurdukları gibi; “Allah aşkına, ne olursunuz bir defa benim ne demek istediğimi şu Siyonizm’den önce siz anlayın yahu, siz anlayın!”

Milli Çözüm’ün Aziz Erbakan Hocamızın harika teknolojilerini ve savunma stratejilerini gündeme taşıması, Siyonist merkezleri telaşlandırmıştır!

Bölgemiz ve bütün dünya savaşa sürüklenirken ve bunun tek çıkış noktası olacak Milli Mutabakat Hükümetine odaklanılması gerekirken, ne yazık ki yöneticelerimiz denge siyaseti adı altında siyonist emeller rüzgarında yaprak gibi süzülür hale gelmişlerdir. Bir yandan ABD’nin bölgedeki hamisi gibi davranmakta öbür yandan NATO’nun taleplerine cevap vermektedir. Fakat İran’a karşı yapılan onca zalim saldırıda çıkıpta Trump’a tek cümle sarf edememişlerdir.

Antalya diplomasi forumunda ABD’nin Donroe Doktrini’ne ilişkin konuşan Tom Barrack resmen Türkiye’ye hakaretler savurmakta, bize açık açık parayı veren düdüğü çalar, bu bir denklik meselesidir diyerek “siz burada bizim vekil gücümüzsünüz” ” “dediğimizi yapacaksanız” anlamına gelen cümleler kurmakta, bizim bakanlardan bürokratlardan ise çıt bile çıkmamaktadır. Zaten bu pedofil Tom’un defalarca İslam toplumlarına da hakaretler ettiğini gösteren videolar ise platformlarda dolanmaktadır.

Makalede belirtildiği Netanyahu’nun Sünni eksene de vuracağız cümlesinin ortakları kimler olacaktı ? Türkiye’yi enerji merkezi yapacağız yalanlarına kanan iktidar sahipleri acaba ne gibi kirli anlaşmalara imza atmıştı ? Yoksa Türkiye için yeni Dubai hayalleri mi kurulmaktaydı ? Dubai hayalleri kurulurken sonumuz Bağdat gibi olmasındı ? Bu korkunç senaryoların olmaması için Milli Mutabakat Hükümeti en acil ihtiyacımız olmaktaydı..

Şu an Siyonizm o kadar pervasız hale geldi ki; yine kendi kurduğu kurllara dayalı sistemi terk edip tamamen gücü ve zorbalığı ön plana çıkardı. Bu durum dünya milletlerini yeni bir düzen arayışına sevk etmeye başladır. Brada Erbakan hocamızın “bu kapıya geleceksiniz, başka çareniz yok” sözünün ne kadar anlamlı olduğunu göstermektedir. Adil Düzen’den başka, İslam Birliği temelinde yeni bir dünyanın kurulmasından başka insanlığa adalet getirecek bir sistem yoktur. Siyonizm bunu çok iyi bildiği için Adil Düzeni ve yeni bir dünyayı kurabilecek potansiyele sahip ülkemizi sürekli kontrolü altında tutmak için her türlü fitne ve fesadı çıkaracaktır. Asılolan yöneticilerin uyanık olmalarıdır. Tabii uyanık olup tedbir almak için bağımsız bir ruha sahip olmak, siyonizmden icazetli çeşitli makamlara gelmemiş olmak gerekir.
Ayrıca yöneticilerin çeşitli tavizler vermesinin kendilerini siyonist ve emperyalistlerin güdümüne girebileceğine dair Kur’an’ın uyarısını bilmesi gerekir:
Yâsîn 74-75
(Güya onlardan) Yardım görürler diye Allah’tan gayrı ilahlar edinip (süper güç sanılan tanrılara, zalim tağutlara ve işbirlikçi iktidarlara) tutunuverdiler.
Ne var ki onların (o sahte ilahların), kendilerine (gerçek anlamda) yardım etmeye güçleri yetmez; (tam aksine) kendileri onlar için hazır bulundurulmuş (zalim odaklarca basit görülüp hor tutulmuş hizmetçi) askerlerdir. [Not: Olur ki yardım görürler, makam ve menfaate erişirler umuduyla, zalim ve kâfir merkezlerin; AB, ABD ve NATO gibi hain güçlerin güdümüne girenlerin, bunların açık ve yaygın zulümlerine alet ve ortak olmamaları için dikkat edilmelidir.]

https://www.mealikerim.com/36/yasin/75

https://www.mealikerim.com/36/yasin/74

Bir de siyonist ve emperyalistlerin icazeti ile iktidara gelip onların adına iş tutanlar millete ve devlete olmadık zararlar açacağı için bu tiplerden kurtulmak ve zararlarını bertaraf etmek elzemdir.

Erbakan hocamız hakkında yapılan tespitler; öncelikle siyonist ve emperyalistlerin O’nu ne kadar iyi incelediklerini ve anladıklarını göstermektedir. hatta hocamız ne derdi; “Bir kere olsun beni onlardan önce anlayın”. Ayni zamanda Milli Çözümün, Erbakan Hocamızın anlaşılması için verdiği çabanın ne kadar önemli bir görev ve sorumluluk olduğu da açığa çıkmaktadır. Siyonist ve emperyalistlerin bu tür yayınlar yapması, makaleler yazması kendilerine yönelik uyarıdır. “Bakın böyle stratejik bir dehanın kurduğumuz düzeni alt edecek sistemleri, planları, projeleri hazırlamamış olması düşünülemez, önce bunları tespit edip betaraf edelim, sosyal medyada yayılan sözler ve görüntüler O’nun yapacaklarının binde biri bile değildir, dikkatli olalım” uyarılarıdır diye kanaatindeyiz.

1) Baltık’tan Akdeniz’e uzanan ve esas olarak Rusya’yı hedef alan ama daha geniş çerçevede Asya’ya karşı oluşturulan bir NATO savaş cephesi oluşturulmakta ve Türkiye ateşe atılmaktaydı!..

2) NATO’nun “beyin ölümü”, “kâğıttan kaplanlığı”, “çözülme aşaması” tartışılırken Cumhur İttifakı’nın daha da NATO’culaşan işlere imza atmaya başlaması nasıl okunmalıydı? Milli Savunma Bakanlığı, Adana’da NATO Kolordu Karargâhı kurulduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı. Ardından Milli Savunma Bakanlığı bir ziyaret nedeniyle ikinci bir yapıyı daha açıklamıştı: İstanbul Boğazı’nda, Beykoz’da, NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacaktı!

3) NATO’nun bu adımları, elbette Siyonizm’in ve ABD’nin geniş planlamasının bir parçasıdır. ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Savunma Stratejisi belgeleri, emperyalist ABD’nin petro-dolar sistemini kurtarabilmek için Asya’ya karşı başlattığı “uzun mücadelede” Türkiye kullanılmaya çalışılmaktadır. ABD, Türkiye’yi bu mücadelede, Asya’nın girişinde koçbaşı yapmak arzusundadır.

4) Sn. Recep T. Erdoğan 1 Nisan 2026’da Partisinin grup toplantısında: Yalama bir yaklaşımla Netanyahu’ya sataşmış, ama tek bir cümle olsun, saldırgan ABD ve Trump’ı suçlayıcı bir çıkış yapmamışlardı… 

5) Ukrayna’nın Türk tankerine yönelik saldırısı ile Azerbaycan ve Ankara hava sahasında düşürülen uçaklar gibi olayların arkasında ABD ve İsrail’in bulunduğunu örtmeye çalışan AKP Türkiyesi’nin yürüttüğü denge politikası iflas etmiş durumdadır ve NATO dağılma aşamasındadır. Yeni NATO karargâhları girişimi, Türkiye’nin egemenliğini hedef alan bir adımdır.

EVET, SADECE MAKALEDE BELİRTİLEN ŞU DIŞ POLİTİKADAKİ BU YANLIŞLIKLAR BİLE ” TÜRKİYE’NİN EN ACİL İHTİYACI BİR MİLLİ MUTABAKAT İKTİDARI” ‘na bir an evvel geçilmesini gerektiren durumlardır.

Ve şu makalede belirtilen şu özetide tekrarında fayda var:

Özetle; Erbakan’ın analizi, askeri tarih bilgisi, mühendislik disiplini ve jeopolitik gerçekliğin birleşimi olduğu için Wilson tarafından “entelektüel olarak ciddi” ve “sistematik bir çerçeve” olarak yorumlanmıştır. Anlaşılan Milli Çözüm’ün Erbakan’ın harika teknolojilerini ve savunma stratejilerini gündeme taşıması, Siyonist merkezleri telaşlandırmıştır!
Milli Görüşçü ve Erbakancı olduğunu savunan SAADET PARTİSİ’nden bu ERBAKAN’IN TEKNOLOJİ HARİKALARINI hiç dinleyeniniz oldu mu?!!! Nerdeeeee sadece Teknoloji Harikaları mı anlatmadıkları ; ADİL DÜZEN PROJELERİNE bile geçen Berlin’de SP Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan konjoktürel ve sloganik bir şeydir diye cevapladı bir katılımcının sorusunu… Yaaaa Erbakan – Adil Düzen Projeleri – Teknoloji Harikaları artık ağızlarına bile almaktan kaçınan bir SAADET PARTİSİ var…. İşte bu yüzden diyoruz Erbakan’ın ve Milli Görüş’ün tek temsilcisi Milli Çözüm’dür diye…

İyi ki Milli Çözüm var da ya değilse bunlara kalsak Bilderbergci Babacanların – CFR’ci Davutoğluların güdümündeki YENİYOL adı altında Milli Görüş’ü bu tıynetsiz tiplerin peşine takmakla Erbakan’ın üzerine ve kutlu projelerine beton dökenlerin safında ve bunların tâbisi olup çıkacaktık…

Artık Milli Mutabakat zamanıdır, Milli Çözümlere ihtiyaç vardır.
Sahipsiz vatanın batması haktır, Milli Mutabakat kurtaracaktır. İnşaallah.

Mustafa Kemal’in “Ey Türk Gençliği!

İstiklal (her bakımdan tam bağımsızlık) ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin (sermaye ve silah yönünden çok üstün bir kuvvetin) temsilcisi olabilirler. Cebren ve hile ile, (saldırı veya zorla veya hain iktidarların yaptığı ve milletten sakladığı hileli kanun ve anlaşmalar yoluyla) aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş (ekonomik ve stratejik kurumları ele geçirilmiş), bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış, (etkisiz, yetkisiz ve çaresiz konuma getirilmiş) ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu ortam ve durumdan daha elim (üzücü) ve daha vahim (ürkütücü) olmak üzere, memleketin içerisinde iktidar sahibi olanlar (hükümet ve muhalefet partileri, sivil ve asker yüksek bürokrasi, yargı ve diğer yönetim yetkilileri) gaflet (vurdumduymazlık) ve dalâlet (azgınlık ve dış güçlere yaslanmak) ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Daha da beteri, bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini; müstevlilerin (işgalci güçlerin, küresel sömürü çevrelerinin ve Siyonist-emperyalist merkezlerin) siyasi emelleriyle (sinsi ve şeytani hâkimiyet projeleriyle) tevhit edebilir (düşmanlarla iş birliğine girişebilir)ler.

Millet, fakr-u zaruret (işsizlik, fakirlik ve çaresizlik) içinde harap ve bitap düşmüş (yıkılmış ve yılgınlaşmış) olabilir.

Ey Türk istikbalinin (geleceğinin) evladı! İşte, bu ahval ve şerait (en kötü şartlar ve durumlar) içinde bile vazifen; Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmak (milli bağımsızlık ve bekamızı ve halkımızın ülke yönetimine hâkim olmasını sağlamak)tır.

Muhtaç olduğun kudret (sana gerekli ve yeterli olacak kuvvet ve cesaret, dış güçlerin himayesinde değil) damarlarındaki asil kanda mevcuttur. (Bizi asil ve şerefli kılan milli ve manevi değerlerimize; tarihi ve talihli dinamiklerimize, yani öz benliğimize ve bağımsızlık bilincimize sahip çıkmak suretiyle bütün bu tehdit ve tehlikeler aşılacaktır).” uyarıları ve Merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın neredeyse 50 yıldan fazla Milletimize yaptıkları uyarılarının ne kadarda haklı olduğunu görüyoruz. Necmettin Erbakan mevcut iktidar için, Milli ne kadar proje varsa askıya almak ( Erbakan Hocanın Evrensel Tüm İnsanlığı Selamete erdirecek Adil Düzen Projelerini bertaraf etmek) ve Haim Nahum doktrinini uygulamak için siyonistler tarafından iktidara taşınmış bir proje partisi olduğunu hatırlatmıştı.

”İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, CB Erdoğan için “Erdoğan bizim için düşman görünümlü dosttur. O bize bağırır, biz ona cevap veririz.” diyerek aziz milletimizi kandırmak için danışıklı dövüş yaptıkları ortaya çıkmıştı. Zaten 2004 yılından bu tarafa Milli Çözüm Dergisi ise bu siyonist planları bozmakta ve çıkış yollarını ortaya koymaktaydı.
Evet acilen bir Milli Mutabakat İktidarına ihtiyaç vardı. Bu yeni kurulacak iktidarın başına ise çürümeye başlayan Devlet yapısını revizyonla tekrar bir nevi fabrika ayarlarına döndürecek Hidayet, Feraset ve Dirayet ehli Bir Lidere ihtiyacı vardı. Kısa zamanda Cenab-ı Hakkın Milletimize verdiği bir lütuf ve önemli bir nimet olan, her şey bitti tükendi dendiği anda küllerinden yeniden doğma özelliği sayesinde siyonist düzen yıkılacaktır.

Batılı ülkeler dahi ABD’nin hukuksuz savaşlarına mesafe koyarken, Türkiye’nin NATO karargâhlarıyla “koçbaşı” yapılmak istenmesi ve BlackRock gibi Siyonist sermaye devlerinin Dolmabahçe’de ağırlanması, tam bir basiret tutulmasıdır. Erbakan Hocamızın “Siyonizm öyle bir ustadır ki, kimseye fark ettirmeden kendi ordusunda askere alır” sözü, bugün yaşanan “denge politikası” adı altındaki savrulmaların en net özetidir.
Gerçek kurtuluş, NATO’nun ve küresel tefecilerin kapısında beklemek değil;
Adil Düzen temelinde sömürüsüz bir ekonomi, İran’ın da içerisinde bulunduğu D-8’leri tekrar aktif etmek ve Tüm paydaşlarla bir araya gelerek gerçek bir Milli Mutabakat hükümeti kurmak, Erbakan Hocamızın üstün teknolojiye dayalı Savunma Sanayii projelerini tam bağımsızlık ruhuyla hayata geçirmekten geçmektedir.
Küresel sermayenin İstanbul’u finans merkezi yapma vaadi, Türkiye’yi Siyonizm’in açık pazarını haline getirme tuzağıdır. İran-Türkiye sınırında biriken terör örgütleri, Akdeniz’de yapılan askeri yığınak siyonizmin esas hedefini net şekilde ortaya koymaktadır. Bugün bölgede yaşanacak bir mezhep savaşı veya İran-Türkiye gerginliği, sadece İsrail’in “Arz-ı Mev’ud” hayaline hizmet edecektir. Bu karanlık kuşatmayı dağıtacak tek güç; işbirlikçi yaklaşımları terk edip, Erbakan hocanın D-8 vizyonu ve İslam Birliği merkezli milli bir şahlanışa geri dönmektir.

Türkiye dört bir koldan kuşatılmıştır. Ortadoğu bölgesi, on yıllardır büyük bir katliam ve kaos ortamı yaşamaktadır.

Siyonizmin nihai hedefi, Fırat ve Nil arasını özgürleştirip (!) (işgal edip), Mescid-i Aksayı yıkıp Süleyman mabedini yeniden inşa ederek, Mesihin (Deccalin) gelişini hızlandırıp, Dünya krallığını ilan etmektir. Bu, sıradan bir istek ve arzunun çok üstünde, vazgeçilmez bir İnaç olarak karşımızda durmaktadır.

Siyonizmin bu inancına (hayaline) en büyük engel ise, bağımsız, güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığıdır.

Onun içindir ki, uzun yıllardır ülkemiz, işbirlikçi yönetimler eliyle; borca esir edilmiş, ekonomisi berbat edilmiş, milli ve ahlaki değerlerinden büyük ödünler verdirilmiştir.

Ama unuttukları birşey var ki, Türkiye Cumhuriyeti, bin yıllık bir tarihi geçmişe ve kadim bir devlet geleneğine sahiptir.

Rahmetli Erbakan Hocanın temellerini attığı, devletimizin tüm kademelerine sirayet eden milli hamleleri ve bu plan ve programları her platformda cesurca ve ilmi metotlarla savunup projelerini insanlığa tanıtan ve ümit aşılayan Milli Çözümün varlığı, siyonizm için en büyük korku kaynağıdır.

Korkunun ecele faydası olmadığı gibi, siyonizmin yıkılışı da yakındır inşallah. Onların dağları yerinden oynatacak planları ve hileli düzenleri şimdilik revaçta olsa da, Milli Mutabakata dayanan şuurlu bir yönetimle, Türkiye merkezli yeni bir dünya Allah’ın izniyle mutlaka kurulacak ve insanlık huzur bulacaktır.

Zulümlerin, haksızlık ve ahlaksızlıkların son bulduğu o mutlu ve kutlu günleri özlemle bekliyoruz…

Picture of Yakup GÖZÜBÜYÜK

Yakup GÖZÜBÜYÜK

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...