YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69f3cc9f2257c
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 4 1
Bugün : 816
Dün : 60722
Bu ay : 816
Geçen ay : 1737715
Toplam : 53883589
IP'niz : 216.73.217.100

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

TOM BARRACK'IN ALÇAKLIĞI
VE
KOF BAŞKANLARIN ŞAKŞAKÇILIĞI

Antalya Diplomasi Forumu’nda ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack denen yavşak, şu küstahlıklarda bulunmuşlardı:

“Bugünkü dünyada ve yaşanan ortamda, her ülke haddini bilecek, dünyanın patronu (Trump’ın) sözünü dinleyecek… Bu bir denklik meselesidir, parayı veren düdüğü çalıverecek!..” anlamında tehditler savurmuşlardı… Antalya Forumu Sn. Erdoğan’ın himayesinde ve Hakan Fidan’ın organizesinde yapılmıştı. Yüzlerce en yetkili şahsın ve diplomatların karşısında “Ey Türkiye ve ey İslam ülkeleri, sizler bizim (ABD’nin) sömürgesi (Kolonisi) yerindesiniz, bize itaatle mükellefsiniz!..” anlamındaki hakaret ve horlamalarına gocunan ve haddini bildirmeye kalkan bir kişi de çıkmamıştı.

Tom Barrack küstahı: “Parayı veren düdüğü çalar!..” derken “ABD’nin resmiyette 40 trilyon (Devletin kefil olduğu Siyonist Yahudi baronların borçları ile 400 trilyon) dolar borcunu, (Suudi ve Körfez ülkeleri, AB ülkeleri, Çin, Japonya ve benzeri bütün ülkeler) ne kadarını silerler ise, o nispette (himayemiz) korumamız altına gireceklerdir. Bize olan borçlarını silmeyenlerin ve Türkiye gibi, yaklaşık 10 yıl öncesinde 11 milyar dolarlık (bir kısmını) peşin verdikleri F-35 uçaklarını veya karşılığını istemekten vazgeçmeyenlerin ise başlarına yeni belalar sarıverilecektir.” demek istemişti. ABD’nin 400 trilyon dolarlık borcunun: 20 trilyon dolar milli geliri olan Çin’e, 6 trilyon dolar milli geliri olan Almanya’ya, 5 trilyon dolar milli geliri olan Japonya’ya olduğunu da unutmamak gerekir.

Şimdi soruyoruz: Sömürge Genel Valisi ağzıyla konuşan bu soysuzun karşısında sus-pus olunuyorsa?

Eğer bu bağımsızlıksa, kölelik ve uşaklık nedir?

Eğer bu kahramanlıksa, kaypaklık ve korkaklık nedir?

Eğer bu dünya liderliği ve cesur başkanlıksa, pintilik ve pısırıklık nedir?

Eğer bu dik durmak ve omurgalı davranmaksa, boyun eğmek ve kaytarmak nedir?

Ey yandaş ve yalaka medya, hani siz neredesiniz?

Ey muhalefet mostraları, siz hangi derelerdesiniz?

Ey milliyetçilik kabadayıları, siz hangi seferdesiniz?

Ey İslamcı, yani Din istismarcısı münafıklar, siz hangi sohbetlerdesiniz?

17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılan Diplomasi Forumu’na:

– 150 ülkeden 23 Devlet ve Hükümet Başkanı.

– 40 Dışişleri Bakanı.

–  75 Uluslararası kuruluş temsilcisi.

– 350 Üst düzey temsilci.

– Toplam 4000 diplomat katılmıştı…

ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack alçağı, hepsinin yüzüne karşı ve tabi diplomatik bir küstahlık tavrıyla hakaretler yağdırırken, içlerinden onurlu ve cesur birisi çıkıp “Haddini bil, bizler senin memurların değiliz!..” demeyi göze alamamıştı… Çünkü aslında zaten bu hakaretleri duymak ve hizaya sokulmak üzere Antalya’ya toplatılmışlardı!..

ABD Büyükelçisi Barrack’ın, Erdoğan’la Netanyahu’yu Aynı Kefeye Koyması!

Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ilk günündeki panelde konuşan ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, “Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok büyük saygım var. Netanyahu ise kendi ülkesi için iyi olan neyse onu yapmaya çalışıyor. Dünyanın bu bölgesi tek bir şeye saygı duyuyor. O da kuvvet ve güçtür. (Güç ve kuvvet ise ABD’nin elindedir)” sözleriyle hem Sn. Erdoğan’la katil Netanyahu’yu aynı kefeye koymuş, hem de “Güç bizdedir sizler ise emrimizdesiniz!” mesajı vermişti.

ADF’nin sabah oturumunda konuşan Siyonist hizmetçisi ve Epstein müşterisi Thomas J. Barrack, küresel ve bölgesel sorunlar hakkındaki görüşlerini paylaştı. Moderatörün “Savaşın savaşla bitirilemeyeceği, bölgedeki tek ve güçlü ekonominin Türkiye’yi, İsrail’in yeni İran olarak gördüğü ve başka bir çatışma döngüsü mü başlayacağı?” yönündeki sorusunu yanıtsız bırakması dikkatlerden kaçmamıştı.

“Türkiye, bölge hedeflerimizde bize yardımcı olacaktır!..” küstahlığı!

Türkiye’nin katılımcı olması ve Gazze’yi ve Gazze halkının hakkını korumak maksadıyla burada liderlik yapması konusundaki düşünceleri sorulan ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, şöyle yanıtlamıştı:

“ABD’nin Gazze’deki müdahalesindeki en önemli meselesi, Türkiye’nin HAMAS’ı bir terörist organizasyonu olarak görmemesidir.” Bu sözleriyle açıkça Türkiye’yi suçlayan ve saçmalayan Tom Barrack’a hiçbir yanıt verilmemesi kafaları karıştırmıştı.

Antalya Diplomasi Forumu’nda ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Ortadoğu’daki yönetim biçimlerine ilişkin değerlendirmeleri de siyasi tartışmalara yol açmıştı. Barrack, forum kapsamında yaptığı konuşmada; “Bölgede işe yarayan tek modelin güçlü liderlik rejimleri olduğunu” savunarak, “Ya merhametli monarşiler, ya da meşruti monarşi türü yapılar başarılı oldu. Demokrasi pelerini giyen ve insan hakları adına üzerine gidilen ülkeler ise başarısız oldu” ifadelerini kullanmıştı.

Barrack’ın bu sözleri, Türkiye iç siyasetinde hızlı bir şekilde tepki toplamıştı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı açıklamada ABD’li diplomata sert çıkmıştı. Özel, açıklamasında Mustafa Kemal Atatürk vurgusu yaparak, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede gelip de demokrasiyi eleştirip monarşiyi övmek tam bir hadsizliktir. Bu vakitten sonra Tom Barrack’ı Türkiye Cumhuriyeti’nde istenmeyen insan ilan ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Yönetsel kavram olarak;

“Demokrasi, kararları kimin ve nasıl verdiğine (halkın iradesi) odaklanırken; Cumhuriyet ise; devletin kime ait olduğuna ve yönetimin sınırlarına (kamu yararı ve hukuk) odaklanır. İşte temel farklar:

• Egemenliğin Kaynağı: Demokraside sayısal çoğunluğun dediği ön plandadır (çoğunlukçu anlayış). Cumhuriyette ise devlet bir “kişiye” veya “aileye” değil, “halka” (kamuya) aittir ve yönetenler hukukla sınırlanmıştır.

• Azınlık Hakları: Saf bir demokraside çoğunluk her istediğini yapabilir. Ancak bir cumhuriyette (özellikle anayasal cumhuriyetlerde), anayasa ve yasalar çoğunluğun gücünü sınırlayarak birey ve azınlık haklarını koruma altına alır.

• Yönetim Biçimi: Cumhuriyet, “monarşi”nin (krallık) zıddıdır; Devlet Başkanının seçimle gelmesini ifade eder. Demokrasi ise bir yönetim felsefesidir. Örneğin, İngiltere veya Hollanda gibi ülkeler “demokratik”tir ama “cumhuriyet” değildir (meşruti monarşidir).

• Temel Amaç: Demokrasinin amacı halkın yönetime katılımını sağlamaktır. Cumhuriyetin amacı ise devletin şahsi çıkarlar için değil, toplumun ortak iyiliği (res publica) için yönetilmesini sağlamaktır.

Özetle; günümüzde modern devletlerin çoğu, hem halkın seçtiği hem de hukukun üstünlüğüyle korunan “Demokratik Cumhuriyet” modelini benimsemiştir.”

Şimdi sormak lazımdı:

Tom Barrack Ortadoğu Bölgesinin ancak tam yetkili diktatörler eliyle yönetilebileceği vurgusunu 2025 yılının sonlarında açıklamıştı. Daha da önemlisi Tom Barrack’ın açıklamalarına yetkililerin ve Sn. Erdoğan’ın sessiz kalması enteresandı. Eğer resmen ya da fiilen sessiz kalınmışsa; Türkiye’deki sistem olan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”, diğer adıyla “Başkanlık” Milli bir program mıydı, yoksa Siyonist merkezlerin kirli bir planı mıydı? FETÖ hilafeti tutmadıysa yerine, bölgesel BOP Eş Başkanlığı=Genel Eyalet Valiliğine mi taşınmıştı? Ya da Türkiye’de 2. Sevr’in uygulanmasına kadar bir ara rejim mi planlanmıştı?

İşte bir ülkenin yönetenleri, eğer meselelere Milli Şuurla bakamıyorsa; bölgedeki yönetimsel adları Demokrasi-Cumhuriyet de olsa, bu monarşik (krallık) diktatör yapıların Siyonizm’in işine nasıl yaradığının açık kanıtıydı. Yani adı özgür-bağımsız da olsa, tadı Siyonist-Emperyalist Valilik makamıydı?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: “Uluslararası Düzen Çökmeye Başladı!?”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında TRT World sunucusu Maria Ramos’un yaptığı programda önemli açıklamalar yapmıştı. Bakan Fidan, yaptığı açıklamada, “Bizler çok taraflılığın ve uluslararası nizamın çökmeye başladığını görüyoruz ve çok daha fazla diyaloğa ihtiyacımız var, belli kurallara ihtiyacımız var” ifadesini kullanmıştı.

Fidan, Ukrayna meselesinin Avrupa ve ABD’de birçok farklı platformlarda ele alındığını örnek göstererek, “Ancak Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Akdeniz Bölgesi bunların çok fazla platformda ele alındığını görmüyoruz. O yüzden ADF bize eşsiz bir fırsat sunuyor… Bölgemiz için ve bölgemiz içerisinde bölgesel çözümler ve fikirler ortaya çıkartması açısından bizim için çok önemlidir.” buyurmuşlardı.

İyi de Sn. Hakan Fidan, küstah Tom Barrack’ın “Güç Amerika’dadır, sizler de korumamız altında kalırsanız huzur sağlanır!” anlamındaki sözlerine niye hiç karşı çıkmamıştı? Yoksa Hakan Fidan’ın “Yeni Dünya Düzeni lazım” dediği Amerika’ya tam teslimiyet anlayışı mıydı?

İsrailli Analist Shay Gal’ın: “İran Sadece Bir Provaydı, Şimdi Türkiye Dosyasını Açtık!” Küstahlığı?..

İsrailli analist Shay Gal, 15 Nisan 2026 tarihli yazısında Türkiye’yi savaşla tehdit ederek “İsrail’in harekete geçtiğini” hatırlatmıştı.

Türkiye aleyhindeki yazılarıyla sık sık gündeme gelen ve Netanyahu hükümetiyle yakın bağlantıları olduğu bilinen İsrailli analist Shay Gal, “İran sadece bir provaydı, şimdi Türkiye dosyasını açtık bile” sözleriyle savaş tehdidinde bulunmuşlardı. Yazıda Türkiye’nin büyüyen bölgesel ve küresel gücüne yönelik hazımsızlığını dile getiren Gal, İsrail için bu gidişatın artık bir “senaryo” niteliğinden çıkıp “örüntüye=pratik harekete” dönüştüğünü vurgulamıştı.

İsrailli analist Shay Gal, Israel Hayom gazetesinde yayımlanan yazısında Türkiye’yi savaşla tehdit etmişti, Binyamin Netanyahu ve hükümetinin İran’dan sonraki tehdit olarak Türkiye’yi belirlediğini ve bunun için çoktan harekete geçtiğini söylemişti.

Kıbrıs, Karabağ, Libya, Akkuyu Nükleer Santrali, Türk-Yunan ilişkileri, hipersonik füze denemeleri ve uzay çalışmaları üzerinden Türkiye’yi “sıradaki düşman” olarak nitelendiren Gal, “İsrail İran’da istediğini aldı, Katar’da HAMAS yetkililerini infaz etti, şimdi artık Türkiye dosyası da açıldı” ifadelerini kullanmıştı. İsrail’i haklı bulup savunan, Türkiye’yi ise saldırgan tarafta göstererek algı operasyonu yapan bu Siyonist’i kim susturacaktı?

İşte o yazıdan bazı alıntılar: İran Provaydı, Türk Dosyası Açıldı!

“İsrail, Türkiye ile savaşmak istemese de (kutsal hedefler için) buna hazırlanmaktadır. İran’a yönelik operasyonlar bir laboratuvar işlevi gördü: Yoğun saldırı altında katmanlı savunma, kontrollü şekilde tırmanmadan yapılan saldırılar ve baskı altındaki diplomasinin sınırları test edildi ve amacına ulaştı. Şimdi Türkiye dosyası ise artık aktif durumdadır. Bu “adım adım” ilerletilen bir durum değil, bir bütünün son parçasıdır.

Ankara’nın Dışişleri Bakanlığı, Binyamin Netanyahu için “çağımızın Hitler’i” ifadesini kullandı ve yargılanacağını açıkladı. İstanbul savcıları ise 2025’teki “Küresel Sumud” filosu nedeniyle Netanyahu ve 34 İsrailli hakkında iddianame hazırladı. Söylemle hukuki adımlar aynı doğrultuda ilerliyor. Bunlar sıradan açıklamalar değil, verilen mesajlardır. İsrail’in planlaması, uygulamaya dönük bir mantıkla ilerliyor. İran dosyasında nükleer altyapıya ve silahlı ağlara karşı uygulanan yöntemler zaten sahada kullanıldı. 2025 sonbaharında Katar’daki HAMAS unsurlarına yönelik operasyonlar ve farklı bölgelerde yürütülen faaliyetler bunun örneği. Aynı yaklaşım şimdi Türkiye için değerlendiriliyor.” diyen bu Siyonist Shay Gal hâlâ yanıtlanmamıştı.

Siyonizm’in Güdümündeki BM’nin, KKTC toprağını ara bölge ilanı ve Mehmetçiğin Türk bayraklı cevabı

Bu arada, Birleşmiş Milletler Barış Gücü, KKTC’deki güvenlik güçlerinin Gazimağusa’ya bağlı Çayhan Düzü’nde bulunan ‘ara bölgeyi’ ihlal ettiğini söylemişti. Mehmetçik BM’nin iddialarını reddederek Çayhan Düzü’ne Türk bayrağını dikmişti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ara bölgede görev yapan Birleşmiş Milletler Barış Gücü 13 Nisan 2026’da resmi X hesabından KKTC’deki güvenlik güçlerinin Gazimağusa ilçesine bağlı Çayhan Düzü’nde ara bölgenin ihlal edildiğini iddia etmişti. KKTC Dışişleri Bakanlığı ise bu bölgenin KKTC egemenliği altında yer aldığını duyurmuş, Birleşmiş Milletler Barış Gücünün beraberindeki Rum veterinerlerin bölgeye kaçak girmek istemesi üzerine KKTC güvenlik güçleri izin vermemişti. Rum basını ise Türk askerlerinin bölgeye geldiğini iddia ederek bölgede gerilimi tırmandıran iddialar öne sürmüşlerdi.

BM’nin ara bölge hamlesine sahada anında karşılık verilmişti.

Birleşmiş Milletler’in KKTC egemenliğindeki olan Türk toprağını ara bölge statüsüne sokma girişimlerinin ardından Mehmetçik BM’nin girişimlerine izin vermeyerek Çayhan Düzü’ne Türk bayrağını dikmişti. KKTC Dışişleri Bakanlığı BM Barış Gücü’nü sert bir dille kınarken, Türk tarafının mesnetsiz iddialarla hedef gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtmişti.

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhurman ise, yılışık bir dille: “Hiçbir zaman gerginlikten yana olmadık, olmayacağız” derken KKTC Başbakanı Ünal Üstel de, “KKTC’nin güvenliği için tüm tedbirler alınmıştır. KKTC, kendi sınırları, egemenlik hakları ve vatandaşlarının güvenliği söz konusu olduğunda gerekli tüm tedbirleri kararlılıkla almaya devam edecektir. Bununla birlikte, bölgemizde barışın, istikrarın ve sükûnetin korunması temel önceliğimizdir. Süreci yakından takip etmeyi sürdürecek, halkımızın huzur ve güvenliği için gerekli tüm adımları aynı kararlılıkla atmaya devam edeceğiz.” demişti.

Ayrıca bölgede yaşanan gerilimin ardından Adaya konuşlanan 6 adet F-16’dan 2 tanesi ise Çayhan Düzü’ndeki gerilimin ardından bölgede havalanarak alçak uçuş gerçekleştirmişti.

Bütün bunları şunun için hatırlatıyoruz:

Bu AKP iktidarıyla ve Cumhur İttifakı’yla, Türkiye’nin bu badireleri atlatması imkânsızdır. Bu nedenle yeni bir Milli Mutabakat iktidarına ihtiyaç vardır!

4.7 23 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abonelik
Bildir
12 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Yorumu Okuyanlar diyebilirler, Her sözlerinizde Erbakan hocadan örnek veriyorsunuz,bizde severdik fakat rahmetli oldu.
Bizde diyoruzki;Ne zaman Erbakan hocanın projelerine dönüldü işte o an bizi bütün insanlığı tehdit eden güçler karşımızda el pençe duracaklardır.

Türkiye’nin dış politikada daha şahsiyetli, daha bağımsız ve daha net bir duruş sergilemesi gerekir.

Uluslararası platformlarda, Türkiye ve insanlık aleyhine yapılan açıklamalara karşı, yeterli ve onurlu tepki verilmelidir.

Milli egemenlik, diplomatik itibar ve güçlü irade korunmalıdır.

Türkiye gibi köklü bir devletin, hiçbir küresel gücün gölgesinde kalmadan, kendi çıkarlarını kararlılıkla savunması gerekir.

Milli birlik, bilinç ve güçlü bir milli duruş, her zamankinden daha elzem hale gelmiştir. Ülkemiz, var olma veya yok olma arasında bir seçimle karşı karşıyadır.

Ancak bu sayılanların ikamesi, işbirlikçi yönetimlerle elbette mümkün değildir.

Milli Mutabakata dayanan, duyarlı ve tutarlı bir iktidara acilen ihtiyaç vardır.

İnsanlığın bağrındaki ur olan İsrail’in tüm Dünyada ipliği pazara çıkmışken, Tüm Dünya etkisiz yetkisiz ve sistemlerini çökertecek bir babayiğit beklerken Siyonistlerle iş tutanlar onlara karşı tavır koyamazlar ve böylesine aşağılanmaya dahi ses çıkaramazlardı. Zaten yıllardır siyonist’lere
figüranlık yapmaktalardı. Kanıt isteyenler 23 yıldır bu tehlikelere karşı hem Milletimizi ve tüm İnsanları uyaran Milli Çözüme bakmaları yeterli olurdu.

Köle ruhlu insanlar uşaklığı marifet görür. İpini emperyalist patronlara bağlamış insanlardan milletinin haysiyetini, onurunu koruması da bekelenemez. Sadece uşaklıklarını çeşitli kılıflar içinde gizleyebilecek beceriye sahiptirler. Milleti de böyle kandırırlar. Bağımsızlığın lafını etmek kolaydır amma bağımsız bir ruha sahip olmak o kadar kolay değildir. Bir ömür boyu emek ve çile gerektirir.Bu emek ve çileyi bıraktığın an ruhunu köle severlere teslim edersin.

Ahlak, iman ve güçle desteklenmeyen diplomasi, etkisiz ve kifayetsiz kalmaya mahkumdur..

Devleti yönetmeye talip olanda izzet ve ahlak yoksa, devletdeki hazırdaki güç de kaybolacak ve yıkım kaçınılmaz olacaktır..

Devletin çıkmaza sürüklendiği bir ortamda, devletin olumsuz gidişata müdahale etme imkanı doğacak ve kaybolan devlet iradesini Adil ve Bağımsız temeller üzerine yeniden inşa etme süreci başlayacaktır.

Hangi Taraftayız !!!
Kişi ve Devlet ler taraf oldukları veya uluslararası mecrada durdukları konumlara göre değerlendirilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti banisi Osmanlı İmparatorluğu bin yıldır, hakkı tesis etmiş veya hakdan haklıdan taraf olmuştur. Maalesef ne acıdır ki yaşamış olduğumuz son çeyrek asırda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yönetimine getirtilen işbirlikçi idareciler eliyle özellikle Ortadoğu da sürdürülen yahudi emellerine hizmet ettirilmekte ve her konuda Siyonist ve Emperyalistlerin tarafında yer aldırılmaktadır. Irak, Suriye son olarak da Gazze ve İran a yapılan zalimlikler karşısında Türkiye yi yönetenlerin tutumu bir kez daha bunu göstermiştir. Bundan dolayı ülkemiz ekonomik,ahlaki ve sosyol bunalımdadır.

Mevcut AKP iktidarıyla ve Cumhur İttifakı’yla, Türkiye’nin bu badireleri atlatması imkânsızdır. Bu nedenle yeni bir Milli Mutabakat iktidarına ihtiyaç vardır!

Yine “çapsızların beynini zonklatan” bu müthiş yazı için Milli Çözüm’e teşekkür ederiz.

 

Yıllar önce (ilk 2012’de yazılmış, 2016’da güncellenmişti) Milli Çözüm’de yazmıştık:

 

Siyonistler için “İRAN TAKTİK, TÜRKİYE STRATEJİK DÜŞMANDIR” demiştik…

https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/george-friedmana-gore-abd-ve-israil-icin-iran-taktik-turkiye-stratejik-dusmandir_/

 

Şu aşağıdaki paragraf işte o yazımızı doğrular niteliktedir.

İran Provaydı, Türk Dosyası Açıldı!

“İsrail, Türkiye ile savaşmak istemese de (kutsal hedefler için) buna hazırlanmaktadır. İran’a yönelik operasyonlar bir laboratuvar işlevi gördü: Yoğun saldırı altında katmanlı savunma, kontrollü şekilde tırmanmadan yapılan saldırılar ve baskı altındaki diplomasinin sınırları test edildi ve amacına ulaştı…”

Bizler, İran halkı için elbette üzülüyoruz, ama umarız ki onlar da işbirlikçi hain yöneticilerinden kurtulurlar. Zaten tüm çabamız, yeryüzünde herkesin huzur bulacağı Hak bir Adil Düzen kurmak içindir.

 

Kıbrıs’a gelince… Siyonistler, sıra Türkiye’ye geldi diyorlarsa, anlaşılan dananın kuyruğu Kıbrıs’ta kopacaktır.

Erbakan Hocamızın ifadesiyle; “Kıbrıs; bizim ve birçok İslam ülkesinin güvencesidir. İsrail ancak Kıbrıs’tan korunabilir ve yine ancak Kıbrıs’tan vurulabilir. Biz bunu çok iyi bildiğimiz için Kıbrıs’ı aldık. Onlar da bunu bildikleri için geri almaya çalışıyorlar.”

 

Evet; bizim, Kıbrıs’ın tamamını alma vaktimiz gelmiş görünüyor.

E, AKP iktidarı ve Cumhur İttifakı’yla bu işlerin kotarılamayacağı artık herkes tarafından anlaşıldığına göre; evet; acilen bir Milli Mutabakat iktidarına ihtiyaç vardır!

MİLLİ ÇÖZÜM DE OLMASA BU HAKİKATLERİ KİMSENİN DİLE GETİRDİĞİ YOK. TÜRKİYE VE İNSANLIĞIN KURUTULUŞUNUN TEK ÇARESİ MİLLİ ÇÖZÜM ÖNCÜLÜĞÜNDE BİR MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİNİN KURULMASI ELZEMDİR. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZDA 1980 YILINDA TÜRKİYE VE İNSANLIĞIN KURTULUŞUNU ŞU SÖZLERLE İFADE ETMİŞERDİ;
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: 
 TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; 
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, 
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
 
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)

YENİ BİR DEVRİN BAŞLAMASI İLE İNŞALLAH DECCAL NETANYAHU GEBERTİLECEK, İSRAİL YERLEBİR EDİLİP HARİTADA SİLİNECEK SİYONİZMİN TÜM SİSTEMLERİ ETKİSİZ HALE GETİRİLEREK ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULACAKTIR İNŞALLAH. İSRAİLLİ GAL HEDEF OLARAK TÜRKİYE Yİ GÖRMESİ ANCAK KENDİ SONLARININ BİR ADIMI OLMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. BUGÜN İSLAM ÜLKELRİNİN BAŞINDAKİ İŞBİRLİKÇİ LİDERLERE GÜVENEREK KONUŞUYOR AMMA YARIN O GÜVENDİĞİ İŞBİRLİKÇİLER OLMAYINCA NE HALE GELECEK GÖRECEĞİZ..

• Bu, acı gerçekleri özetleyici yazıdaki: “Çünkü aslında (Antalya Diplomasi Forumu’na katılan ve Tom Barrack’ın hakaretlerine katlanan Devlet ve Hükümet Başkanları ve diplomasi misyonları) zaten bu hakaretleri duymak ve hizaya sokulmak üzere, buraya toplatılmışlardı!..” cümlesi bir kitap kadar yararlı mesajlar taşımaktadır. Orhan Atay Bey’i tebrik ediyorum.

Nail Kızılkan

Barrack’ın milletimize ve islam ümmetine hakaret dolu sözler sarf etmesi onun alameti farikasıydı. Bunların bu adamı foruma çağırması dahi diplomatik bir onursuzluk örneğiydi. Ya da zaten istedikleri akibete bunlar aracılığıyla ulaşmayı planlıyorlardı.

Örneğin barrack’ın monarşi ve demokrasiye ilişkin sözlerine en ufak bir tepki verilmemesi Cumhur ittifakının padişah olma isteklerinin bir tezahürü müydü ? Acaba kendi takipçilerini trolleri vasıtasıyla bu kavramlara aşina hale getirip barrackın söylemlerini müspet zeminlere mi oturtacaklardı ? Bunların bu idealleri ve İsrail’in BOP hedefleri yüzde kaç aynı doğrultuda ilerlemekteydi ?

Evet Milli Çözüm’ün dediği gibi Bu AKP iktidarıyla ve Cumhur İttifakı’yla, Türkiye’nin bu badireleri atlatması imkânsızdı ve acilen Milli Mutabakat Hükümetine ihtiyaç vardı !!

İşbirlikçilerin ve yandaşlarının illeti ve zilleti!
Siyonist ve emperyalistlerin temsilcisi Tom Barrack işbirlikçileri karşısına alıp alçakça ve küstahça “haddinizi bileceksiniz…” diye nutuklar atmış “bu bir denklik meselesidir…” diyerek, kendilerinin efendi, işbirlikçilerin kendilerine itaat etmesi gereken uşaklar olduğunu hatırlatmıştır. İşbirlikçiler ise bu hakaret ve horlamalar karşısında sus-pus olarak hadlerini bildiklerini gösterir bir tavır takınmışlardır.
 
Davul işbirlikçilerin boynunda, tokmak ise Siyonist ve emperyalistlerin elinde bulunmaktaydı.
Siyonist ve emperyalistler ellerinde bulunan tokmakla işbirlikçilerin boyunlarında bulunan davula her vurduklarında, yandaşlar hemen davulun önünde hizalanıp tey tey tey diye “kahramanlık” oyunu oynamaya başlıyorlar!

Şimdi soruyoruz: Sömürge Genel Valisi ağzıyla konuşan bu soysuzun karşısında sus-pus olunuyorsa?
Eğer bu bağımsızlıksa, kölelik ve uşaklık nedir?
Eğer bu kahramanlıksa, kaypaklık ve korkaklık nedir?
Eğer bu dünya liderliği ve cesur başkanlıksa, pintilik ve pısırıklık nedir?
Eğer bu dik durmak ve omurgalı davranmaksa, boyun eğmek ve kaytarmak nedir?
Ey yandaş ve yalaka medya, hani siz neredesiniz?
Ey muhalefet mostraları, siz hangi derelerdesiniz?
Ey milliyetçilik kabadayıları, siz hangi seferdesiniz?
Ey İslamcı, yani Din istismarcısı münafıklar, siz hangi sohbetlerdesiniz?

Haksızlıklarını hak olarak iddia eden Siyonist ve emperyalistlerden hak dilenmek; zalimlerin karşısında zillete düşmek, alçakların karşısında alçalmaktır.

İşbirlikçilerle Türkiye’nin bu badireleri atlatması imkânsızdır.
Bu nedenle yeni bir Milli Mutabakat iktidarına ihtiyaç vardır!

Böylesi Küstahların Karşısında, Bunların İşbirlikçileri Olduğu Müddetçe hayırlı ve yararlı işlere imza atılması mümkün değildir. İlk önceliğimiz bu işbirlikçi siyasi ve yöneticilerimizden kurtulmak yerine Milli Çözüm’e inanmış bir Cumhurbaşkanı’nın ve Milli Çözüm’e inanmış bir Hükümetin kurulması en birincil gereksinimimizdir.

Tom Barrack küstahı gibilerin karşısında bile haddini bildirecek cevaplar veremeyen siyasilerimiz yöneticilerimiz onu susturmaya gayret edemeyip sus pus olanlar, acaba kendi ülkesinin toprağından tutun yaşayan vatandaşlarının hakkı yenen faizden haksız vergiden karşılıksız basılan paradan, emeğin ve alınterini hiçe sayan kambiyo ve bozuk bankacılık düzeninden koruyucu tedbirler alabilecek kafaya ve düşünceye sahip olabilirler mi becerebilirler mi kendi vatandaşlarının maddi ve manevi huzurunu sağlayabilirler mi? eh 24 yıldır anlamış olmalıydı halkımız ama malesef halkımızı özünden uzaklaştırma politikalarıyla düşünme melekesini aldıkları için 24 yıldır modern köleliğe evet deyip halkıda kendilerine benzetti bizim siyasilerimiz yöneticilerimiz.. Bu siyasilerin yöneticilerin karşısında da adam akıllı bağımsız iradeye sahip bir muhalefet olmaması da en büyük kaybı bu ülke insanlığının… Ancak elbette bu ülkenin gerçek sahipleri vatanseverleri Milli şuura sahip Milli Çözümlü Milli bir Mutabakat hükümetinin kurulması en öncelikli gereksinimlerimizdendir. Ve inşaallah bu yapının oluşması da Allah’ın dilemesiyle mümkün gözükmektedir. Rabbim bunu hızlandırsın ve insanlık zalimlerden ve işbirlikçilerden kurtulsun inşaallah.

Picture of Orhan ATAY - E. Türk Harb-İş Sendikası Gn.Bşk.

Orhan ATAY - E. Türk Harb-İş Sendikası Gn.Bşk.

YORUMLAR

Son Yorumlar
12
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...