BEKLE GÖNÜL SABRET; VAKTİ GELECEK…
Gayene kilitlen, gayret içinde
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Hayranlıkla seyret, hayret içinde
Elbette Rabbimiz, hayır dilyecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Yorulsan da yılma, azmet sefere
Sadıklar sabırla, erer zafere
Şeytanın askeri, türlü kefere
Bâtıl yolda koşan, murdar ölecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Takdir Hüda’nındır, sen kulluğun yap
Lütfuyla olursun, has baltaya sap
Herkesten her şeyden, ibret hisse kap
Unutma son gülen, iyi gülecek
Bekle gönül bekle, zafer gelecek…
Abdest al seherde, tenbellik kaçsın
Zikreyle gönlünde, güllerin açsın
Yalvar ki Yaradan, nurların saçsın
İlham melekleri, uykun bölecek
Bekle kardeş bekle, vuslat gelecek…
Allah şah damardan, daha yakın ha
Her halde hürmetle, edep takın ha
Rabbine suizan, etme sakın ha
Fırsat bulan şeytan, aklın çelecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Kimi haset eder, boşver aldırma
Kimi kötü söyler, hemen saldırma
Esrar perdesini, ele kaldırma
Cahil gafil hikmet, nerden bilecek
Bekle gönül sabret, vakti gelecek…
Sebat kuşun; ilim-amel kanatın
Umut gıdan olsun, cihat san’atın
Sonunda Yâr varsa, dağlar Ferhat’ın
Belki bu hasretlik, bağrın delecek
Bekle gönül bekle, vuslat gelecek…
En hafif rüzgârda, kopup savrulun
Neye yarar boş laf, tok ses davulun
“Lime tegûlûne, mâ lâ tef’alûn”1
İmtihan eleği, çok sık elyecek
Bekle dostum bekle, zafer gelecek…
Erbakan çırağı, önderin varsa
Şefkatli manevi, pederin varsa
Hâlâ şüphelerin, kederin varsa
Yazık emeklerin, hep dökülecek
Sabret be kardeşim, vakti gelecek…
Ahmet muhabbetsiz, Muhammet olmaz
Şefkat etmeyene, merhamet olmaz
Bil himmet ehline, mahrumyet olmaz
Rahman Rahim gözün, yaşın silecek
Bekle gönül bekle, fırsat gelecek…
1- “Ey iman edenler! (Kendiniz yapmadığınız ve) Yapamayacağınız şeyi niçin (boşuna hava atmak kastiyle başkasına) söylersiniz?” (Saff Suresi: 2. Ayet)

VAKTİ GELECEK…
İnsanın kıymeti, himmet ve gayreti kadar
Olmazsa gayret, nefis köpürür azar
Gayret çok ise, gaye kapısın açar
Bekle gönül bekle, vakti gelecek …
Adil Düzen kurulup, zulüm dinecek…
Nusret gayrete aşık, sakın yılma sabret
Ölçü mizan sıkı tut, çün üç gaflet bir ihanet
İlimle taçlandır, istersen manevi apolet
Bekle gönül bekle, vakti gelecek …
Gizli sırlar, ufkunu genişletecek…
Hafıza-i beşer, nisyan ile mağlul
Kafanı melayaniyle, eyleme meşgul
Nasuh et tövbeni, olsun makbul
Bekle gönül bekle, vakti gelecek …
Rahmet rüzgarları, ruhun serinletecek…
Feraset ve basiretle, sırlar aşikar
Esrar perdesini ört, o ki ağyar
Bazı sırlar mikrofona, söylersen zarar
Bekle gönül bekle, vakti gelecek …
Çığlık attığın kuyudan, bir ney üflenecek…
Ömer (ra) gibi, toprağa göm dizlerin
Daim dua et, gelmesin dünya şirin
Çelik gibi sağlam, olmalı ilimde derin
Bekle gönül bekle, vakti gelecek …
Dünyada ektiklerin, ukbada bitecek…
Artık şeklerin, şüphelerin olmasın
Usul olmayan, vusul bulmasın
Düşman sende, acziyet duymasın
Aziz Sultanım vaadin, vakti gelecek …
Deccalin başını, Ahmedin kesecek…
Biiznillah…
Hak gelip batıl zail olacak inşallah!
Bu hak ve hayırlı davada gayret et bu gayretinden dolayı senin yardım edecek hiç kimsen olmasa bile Allah yardım edecektir.
Sonra gayretinin ve sabrının karşılığını hayranlık içinde seyredip kalırsın. Elbette ki Rabbim bu haklı ve hayırlı davanda yardımcısız ve yalnız bırakmayacaktır. Ve hayırların en güzeliyle nasiplendirecektir.
Bu süreçte sabırla ve gönülden beklemek gerekir. Sen Allah’ın yolunda ol ki Allah da senin yanında olsun.
Sadıklar topluluğuyla yoğrulmak sabır ve sadakat ister, yılmadan yorulmadan azmetmek, bu seferde her türlü zorluklara göğüs germek lazımdır ki zaferimiz kolay olsun.
Herkes her türlü fitne fücuru ederek bu hak dava da olan insanlara çamur atacak, yoluna türlü taşlar koyacaktır.
Anla ki yolunda engeller varsa bu dava bizim hak davamızdır.
Biz umut ediyoruz ki canı gönülden Rabbim bize muhakkak apaçık fetih nasip edecek. Her koşulda kulluğun yapıp hocamın projelerine sahip çıkıp tek başına kalemiyle canı pahasına zorluklara göğüs germesi, dünya işlerinden alakasını keserek kendini cihada adaması, Allah’ın ayetlerini yaşayıp yaşatmaya çalışması bize bir hisse ve örnektir.
Rabbim muhakkak apaçık fetih nasip edecek inşallah.
Allah’ın nuruyla nurlanırsan kalbin zikrini artırırsın. Allah nurunu seninle tamamlayacaktır. Kalbimin tek sahibine bağışlasın, Allah şahdamarımızdan daha yakın edep haya takın sakın şımarma. Bakalım bu imtihanda ne kadar sabırlı olacağız.
Ey nefis bizi fitne fücur dan fesatlıktan her türlü kötülükten uzak tut. Bilgi birikimini özel – güzel – gizli ilimlerini cahiller in yanında açığa vurma.
Hikmet bilmeyenler ne bilir ilimden. Ey Rabbim kutlu fetihte de bizlerden yardımını esirgeme.
Bizi ayakta tutan, içimize bilgi birikimini aşılayan Erbakan hocamızın iman tohumları ile filizlenerek buralara kadar geldikten sonra; Ey Allah’ım yardımını bizden esirgeme.
Bir efsaneydi!
Yenilmeyen, dilden dile destan yazan kahraman ordumuza umut tohumları atıp, filizlenmesi için bu günleri işaret eden Allah, muhakkak apaçık fetih nasip edecek inşallah.. Hak davada olmayan suların köpüğü gibidir; köpük uçar gider bir işe yaramaz. Allah’ın yanında hak davada ol ki, Allah da senin gibi birini bu davayla onurlandırsın. Erbakan temsili önderim Ahmet’im şefkatli manevi liderim.
Rahman Rahim gözün yaşın silecek.
Hak gelip batıl zail olacak inşallah.
KENDİME DUA VE NASİHAT
KENDİME DUA VE NASİHAT
En şerefli yarattın insanı
Dileğimiz; şerefimizle al bu canı
Kardeşlik ve zafer, inananın
Vuslat; inanıp, arzulayıp dik duranın…
Sen Allah yolunda, “O” da senin yanında
Sen batıl peşinde, şeytan ensende
Din kolay, amma rızası-cenneti değil
Din kolay, amma nasib-i rü’yet değil..
Vakti geldi, kardan aydınlık yakın sabahın
Ama hala düzeltmedin ise, vicdan ayarın
Önce seni üzer taklaların ve vahların
Nasibin kalmazsa, asıl budur kayıpların
Meşrebine göre yordun canın
Çorba mıydı yoksa derdin, koşturmaların
Elbette tam alacaksın karşılığın
Yaptığın ve yapabilecekken yapmadığın…
Kolayı aldın, zordan kaçtınsa
Ucuza derdin, davan sattınsa
Bu dönemde de mi, hadi be ettinse
Eylemin ve söylemin senin ayarın..
SABRETMEYİ BİLİRSEK
Davasına şüphesiz inanıp, inandığı değerlerin sorumluluklarını yerine getirmekte ısrarcı olan ve bu yolda fedakarlık yapanlar kutlu zafere erecektir. Rabbim bizleri sabırla bu yolda mücadele eden sadıklardan kılsın.
Biz kulluk görevlerimizi layıkıyla yerine getirmeye çalışmalıyız. Kibre kapılıp büyüklük gösterenlerden olmamakla beraber kendimizi umutsuzluğa sürükleyecek şeytani vesveselere gelmemeliyiz. Rabbimize bizlere bu davayı lütfettiği için şükretmeliyiz.
Elbette çevremizde, arkadaş ortamımızda, akrabalarımızda bile bizlere karşı kötü düşünen aleyhimize konuşanlar ve önümüzü kesmeye çalışanlar olacaktır. Bizler bunlara karşı tavırlarımıza dikkat etmeli bilinçsizce davranmamalıyız.
Hata yaptığımız, zorlandığımız, yorulduğumuz zamanlarda umutsuzluğa kapılmamalı üzerimizdeki tembelliği atıp devam etmeliyiz. Allah(cc)’ın her an bizimle beraber olduğunu unutmamalıyız. Rabbim en hayırlı ve en yakın zamanda sabredenleri zafere ulaştıracaktır. Bizler de inşallah sabredenlerden oluruz.
Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden (kapasitesinden) başkasını yüklemez. (Herkesin) Kazandığı (iyilikler) lehine, kazandırdıkları (veya sebep oldukları kötülükler ise) kendi aleyhinedir. “Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma! Rabbimiz; bize, (haddini aştıkları ve azıp şımardıkları için) bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır (sorumluluklar) yükleyip (bizi bunaltma!) Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma! Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirgeyip acı! Sen bizim Mevlâ’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. (Nusret ve muvaffakiyet verip zafere eriştir. Amin.)
(Bakara-286)
BİZE SABIR DÜŞTÜ…
** HZ.ADEM ve şeyhan ile başlayan HAK-batıl mücadelesi her asırda devam etmektedir.Artık inşaALLAH BU ASIR batılın son bulduğu bir asır olacaktır.HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU (İSRA 81) Ayeti Celilesi yine ve yeniden mucizesini gösterecek ve insanlık huzur ve saadet bulacaktır inşaALLAH.
İNNA FETEHNA LEKE FETHAM MÜBİYLA …
BUYRUĞUYLA FETİH NASİP EYLE YA RAB!
PLANLARINI BAŞLARINA GEÇİR YA KAHHAR;
BÜYÜK İSRAİL HAYELLERİ , KABUSA
DÖNÜŞSÜN..
**Bizlere düşen ise Hüda’mıza en güzel şekilde kulluk yapıp huzurunda mahcup olmadan Rıza-ı ilahiye ulaşmaktır.Şeytanın ve batılın askerleri zelil bi şekile ölecek ve düştükleri bu aciz durumdan kendileri bile utanacaktır.
Hak gelecek batıl zail olacak,
İnşaALLAH aydınlık günler gelecek,
Siyonizm yıkılacak ,şeytan yanacak…
Bu kutlu devrim yüzler güldürür .
Mazluma bu dünya Cennettir artık !
**Müslüman çalışkan ,güzel ahlakı ve edebiyle örnek bir insandır.Güzel gelişme ve yenilikleri takip eder ve hayatına tatbik ettiği gibi insanların hizmetine sunarak hayatımıza kolaylıklar da getirir..Ve hizmet ve gayret asla karşılıksız kalmazve mükafatı iki cihanda da veilir..
Bu yolda olmak büyük şereftir,
Sonsuz kere sonsuz secde gerekir,
Tüm güzelikler senderdir Ya Rab;
Kötülükler ise nefsimizdendir..
**Rabbimizin bizlere verdiği ömür sermayesi hızlı bir şekilde bitiyorken biz vaktimizi tövbe ile geçirmeliyiz ve Rabbimizin güzel nimetlerine kavuşmalıyız..
Kalk Ey Gönül zikret ,
Seher vakti berekettir…
Güne erken başla lakin ,
Ömür çok çabuk tükenir…
**İnsanların kendi yapamadığı şeyleri başkalarına dikte etmesi yapamayınca kınaması ve haddini aşması kötü bir huydur..Genelde insanlar çocuklarına bazen ağır yükler verirler ve yapamadıkları zaman da onların pskolojilerini bozacak kadar ileri giderler..
Dahada ileri giden nefis Rabbine karşı bile şirk koşar ve kınanalardan olur …Peygamberimizin bir savaştan dönerken “Küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz”..buyurarak bizlere nefsimizin ne kadar asi olduğunu vurgulamıştır.
Kün feyekun buyurdun,
Herşey oldu emrin Hak!
İnanmayan şirke girdi,
Rabbim inandık vaadin Hak !
**Rasululah Efendimiz gibi bizler de doğruları söyledikçe ve haykırdıkça küçük görülücez ve türlü sıkıntılara dücar olucaz..Bu imtihan süreci bütün insanlık için aynı süreçte takip etmektedir…Cahil de yol yordam bilmediği için hikmetten uzak kalacaktır…
**Müslümanlar günü kurtarmak için değil, zalimin karşısında durup insanlığı kurtarmak için yaşarlar…Duası ve canıyla her daim bu davanın peşinde olacaktır…
HİKMET VE HAKİKATE ERDİN İSE,
DOSTA GÖNÜL VERDİN İSE,
HAK -BATIL AYIRDIN İSE
ŞEFAAT YOLDAŞIN OLUR…
**İnsan aslında samimiyeti ile yol kateder ve mükafata nail olur…Riya için sabaha kadar ibadet eden mi kardadır ,yoksa salih bir kalp ile farzları yerine getiren mi…Elbette salih bir niyetle samimi bir ibadet insana mükafat getirir…
Samimiyet aslında en yüce değer,
Yoksa kıymeti olmaz ibadetlerin.
Kendini aldatma riyadan sakın…
Çün orada herşey aşikar olur!
**Bizler Aziz Hocamızın öğrencileri olmaya niyelendik ve O’nun yolunu bırakmayı asla düşünmedik ..Rabbim nefsimize uydurmasın inşaALLAH..
ONLAR BİZE ASİL ÖĞRETMEN!
YOLUNDA HEP İZİNDEYİZ..
ZALİME UYUP, ONLARA MAŞA OLMADIK…
MÜNAFIK YAŞAYANLARDAN EYLEME BİZİ!
SONU GÜZEL OLANLARDAN EYLE
TEVVABIMIZ…
**HER KARANLIĞIN BİR SABAHI OLDUĞU GİBİ BU ACI GÜNLERİN ARDINDAN İNŞAALLAH AYDINLIK GÜNLER GELECEKTİR…
Zalime karşı dimdik durmayı,
Erbakan Hocamız dünyaya gösterdiler…
Hocamız Hakka yürüyünce ,
Ahmet Hocamıza görevi devrettiler…
Hamdolsun hakikatleri duyduk ,öğrendik…
Hep izlerinde olduk , himmet diledik.
Rabbim RAHMAN RAHİMSİN…
Setreyle günahım yüzüm kalmadı..
**
Sabreden Azim ile Kavuşur Rabbin Vadine…
Herkes plan kurar kendi keyfince
Lakin düşünmezler Allah in vadi ne diye
Öyle ki insan daim Kelamullah takip edip
Gayri seyretmeli Mevla neyleye
Neylerse elbette güzel eyleye
Tedbir aldın ise, vakit tevekküldür
İnsani kamil eden, Rabbe teşekkürdür
Akıl kabın daim, hakla dolduran
Elbet Vuslat günü, nurlanacak yüzdür
Gayretle yılmadan, ilerleyen zafere
Zalim barbar hain, düşmez isen ipine
Ya Rab ayağımız kaydırma, gayrı senden öteye
Duamdır vuslat günü, bizi dost yanına haşreyle
Gönlü namaz ile, kulağı ezanda
Vaktin kıymeti bilip, perdeyi kaldıranda
Kalp kabın Allah, adıyla dolduranda
Yolcu Yâr Yârene , varacaktır o anda
Beden fanidir elbet, ruhtur bâki tecelli
İnsan farkına varıp, her an haya etmeli
Şüphe şeytandandır, kalbi sakındırıp
Daim hakkin vadi, yolunda ilerlemeli
Allah derki ayrıl, oradan “Selametle”
Kalbi kararmış ise, Kelamullah neyleye
Gururlanıp gelse de, senin üzerine
Bil ki vuslat günü, sabreden “Selamette”
Azim ile çıktın yola, Kuran ise pusulan
İnsanlığın kurtuluşudur, gönlünü ferah tutan
Ezeli ebedi, her anın senle dolduran
Izdırap çeksen de elbet, yol bulacak kavuşman
Dirayet göstermezsen, ne ola sonun
Doğru alameti nedir, biraz düşünedurun
Rabbin yolunda, kararınca kavrulun
Sabreyleyen derviş misal, murada erenler olun
Rabbin lideri, tecelli etti
Ona inanan, yolun kateddi
Kalbe elem düşüren, her şeyin heba etti
Ancak saftan ayrılmayan, karşılığın görecekti
Allah yolu gösterene, elbet hürmet eyleye
Yol yordamın bilip, himmetini isteye
Dünyada ahirette, kula yardım edene
Kudret şanı bilip, fırsat günü bekleye …
Sabır Dua ve Gayretle Allah’tan Yardım Dilemeliyiz
Hiç şüphe yok ki Allah (cc) nurunu tamamlayacak. Biz zaferden değil seferden mesulüz. Bu sebepten dolayı; elimizden gelenin en iyisini yapıp son nefesimize kadar canla başla, sabırla bu Hak davaya hizmet etmeliyiz. Fethi mübinin bir an evvel gerçekleşmesi, bizimde fetih ordusunun içinde sadık kalabilmemiz için; sabır, dua ve namazla Allah’tan yardım dilemeliyiz.
“Bizim uğrumuzda cihad edenlere (ve Hakk davada sabır ve gayret gösterenlere gelince), şüphesiz (onlara hidayet ve zafer) yollarımızı açarız. (Fikri ve fiili yöntem ve teknolojiler öğretip bunları başarılı kılarız.) Gerçekten Allah, Muhsinlerle (iyilik ve istikamet sahibi kimselerle, cihad görevinde titizlik ve ciddiyet gösterenlerle) beraberdir. (Bu İlahi destek sayesinde mücahit mü’minler muvaffak ve muzaffer olacaktır.)” Ankebut 69
O kutlu günü özlemle ve sabırla bekliyoruz.
Kalu Bela’dan Beri
Bir gayeye sahip olmak, adanmak, bağlanmak, sevmek insanın fıtratında vardır.
Her bakımdan sınırlı bir bedende her bakımdan sınırsız arzularla doluyuz.
Elimiz kolumuzun yettiği yere kadar uzanabilirken hayallerimiz sınır tanımaz.
Kalbimiz her güzel varlığı sınırsızca sevmek isterken çeşitli musibetlerle elemsiz bir muhabbet bu dünyada yaşanmaz.
Akılca en üstün varlıkken ömür sadece bir çeşit ilimde bile yetkinleşmeye yetmez.
İman nuruyla bakılmasa dünya adeta elimize oyuncaklar verir, tam sevinecekken elimizden çeker alır ve bizi eskisinden de mutsuz ve huzursuz halde bırakır.
Oysa bizler sonsuz ilim ve hikmet sahibi bir Allah’a iman ettik.
Üzerinde yaşadığımız evreni ve bedenimizi hassas dengelerle yaratabilen Allah elbette ruhumuzu da dengeli, dünyada yaşamaya elverişli ve hikmete yaraşır yaratmış olmalıydı.
Keza öyleydi de.
Sonsuz ilim ve hikmetin yanında sonsuz rahmet ve merhamete sahip olan Rabbimiz aklın yanında bizi başıboş bırakmamış ruhun kullanma kılavuzunu da bizlere vermiş.
Binlerce elçi, binlerce ayetle, her asırda bir mücedditle, nihayetinde Hz Mehdi (as) ve en nihayetinde Hz İsa (as)’ın zuhuruyla bizdeki bu tatminsizlik haletinin nedenini ve yegane çaresini bize öğretmiş.
O elçiler ve ilahi fermanlar bizlere der ki;
Sonlu bir dünyada sonsuz bir ruhla hakiki mutluluğu elde edemeyeceğin tecrübelerinle sabit. Fakat içinde imar etme, düzen kurma, huzuru güveni temin etme, bağlanma, adanma arzularıyla dolusun.
O halde tam da ruhunu tatmin edecek bir gaye sana verildi.
Ömrünün sonuna kadar bitmeyecek, eskimeyecek, sen bırakmadıkça seni bırakmayacak, asla sonuçsuz ve mükafatsız kalmayacak bir dava sana verildi.
Geri kalan her nimet davana hizmet edip seni davana bağlayabildiği kadar kıymetli.
Fazlası değil.
Ailen, eşin, çocukların, mülkün, ilmin, güzelliğin…
Seni davanda destekliyorsa, seni davana motive ediyorsa kıymetli.
Yoksa her biri seni kabir kapısında yalnız bırakıp gidecek. Kabrinde yalnızca sen ve davan.
Sen ve yaptıkların.
Senin davan, hakkın hükmetmesi için yaşamak, senin dininden, ırkından olmasa bile zalimlerce hakları gasp edilmiş bir insanın acısını duyabilmek ve ona güveni ve huzuru temin etmek.
Erbakan hocamızın deyimiyle ” şehirlerin kenarlarındaki çöplüklerden, evine yiyecek toplayan çocukları kurtarmak”.
Allah’ın mülkünde Allah’a savaş açanlara; Allah’ın hür yarattığı kulları zaruretle, korkutmayla, zulümle, faizle, biyolojik silahlarla, fıtratı ifsad etmekle esir koyanlara; insanları yurtlarından kovanlara; kutsalımızı, Kudüs’ümüzü gasp edenlere ve tüm bunlara gizliden açıktan destek verenlere karşı savaşmak, savaşmak, savaşmak…
Kazananı belli bir dava üstelik.
Sayısız ayetle sabit ki hakk kazanacak ve batıl kaybedecek.
Bu yolda yalnız da kalmayacaksın.
Dostların, davadaşların, önderin, liderin , belki kalbine mukabil bir kalp, göz aydınlığı evlatlar verilecek.
Heyecanını inancını taze tutmak için, her gün ”ben burdayım Rabbim” demek için korunmak için takva ve ibadetler öğretildi.
Elçilerin yaşamlarını anlatan kıssalarla somut örnekler verildi.
Davana gereken her türlü azık, metod verildi, öğretildi. Ve sen buna elverişli yaratıldın.
Şimdi tüm bunlara rağmen ümitsizliğe, inançsızlığa, bu kocaman davadan habersiz ve ilgisiz yaşamaya, dosttan gelecek imtihanlara, musibetlere düşersen, takılıp kalırsan, oyalanırsan ahirette verecek hesabı geç edecek tek harfe dahi izin verilmez.
Zaten dinlenilmeye layık da olmazsın.
Allah’a iman ediyorum derken Allah düşmanlarına yoldaş ve şaklaban olursun.
Bu dünyada değmeyecek kişilere, arzulara köle; ahirette ateşe yakıt olursun.
Bizlere Peygamber emaneti bu davayı, asrımızın gerekleriyle ve dinamiklerine uygun olarak milletimize ilk defa anlatan; bizlere rehberlik eden; düşmanımızı, siyonizmi ve onların mümin kılıklı yardımcılarını, yüzyıllık planlarını bir bir deşifre eden, korkusuzca ve tam bir adanmışlıkla bizlere örnek olan; dağılıp güçsüz kalmamamız için bizleri birleyen, bilinçlendiren merhum Necmettin Erbakan hocamızdan ve onun davasını bugün hakkıyla devralan Ahmet Akgül hocamızdan Rabbimiz ebediyen razı olsun.
Rabbimiz!
Bizleri vesveseden, şüpheden, yeisten, tembellikten, gurur ve kibirden, riyadan, davamıza hocalarımıza dava kardeşlerimize ve hakkını almayı bekleyen tüm mazlumlara ihanet etmekten muhafaza eyle.
Rabbimiz!
Adil düzeni kurmadan, kardeşliğimizi pekiştirmeden, büyük fethi görmeden, cennetine cemalini seyre layık olmadan canımızı alma. Bizi salihçe yaşat ve salihlerle haşret.
BEKLE GÖNÜL SABRET; VAKTİ GELECEK ŞİİR YORUM
Rahman Rahim olan Allahın adıyla
BEKLE GÖNÜL SABRET; VAKTİ GELECEK…
Gayene kilitlen, gayret içinde
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Hayranlıkla seyret, hayret içinde
Elbette Rabbimiz, hayır dilyecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Her insanın hayalleri, onun hedefleri ve idealleri oranındadır. İdealleri ise, kişinin imanı ve ümitleri kadar olacaktır. Çünkü olumlu ve onurlu hayaller kurmak; inancımızı hayatımıza hâkim kılmak ve kutlu amaçlarımıza ulaşmak için, zihnimizde ve kalbimizde kurguladığımız tasarımlardır. Mutlu ve umutlu hedefleri olmayanların, haliyle hayalleri de kuruyacaktır. Hayalleri ve hedefleri olmayanların projeleri, projeleri olmayanların da ciddi, sistemli ve sürekli girişim ve gayretleri olmayacaktır.(M illi Çözümden alıntı.) Gayesiz ve gayretsiz insan seviyesiz ve nasipsiz kimsedir. Büyük işler büyük fedakarlıklar ister. Büyük amaçlar büyük sabırlar neticesinde Allah’ın vaadine olan sağlam imanla gerçekleşecekti r…
Yorulsan da yılma, azmet sefere
Sadıklar sabırla, erer zafere
Şeytanın askeri, türlü kefere
Bâtıl yolda koşan, murdar ölecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Olan olayları değil olayların neticesine bakmak gerekir Rabbimiz nasıl bir hayr çıkaracak sabırla beklenmeli ve büyük gücün farkına varıp şükretmemiz gerekir. Sabır, olgunlaşma sürecinde bir anahtar gibidir. İnsan karşısına çıkan zorluk ve sıkıntılara direnci ölçüsünde olgunlaşacaktır . Bu süreçte ise şeytan insana türlü yollarla yaklaşmaya çalışacak insanı amacından uzaklaştırmaya çalışacaktır. Allah’ın va’adine olan güvenini azaltıp imanını elinden almaya çalışacaktır. İnsan elinden gelen cihat gayretini takatinin sonuna kadar yaparsa sonucu taktir edecek Allah (c.c) hazretleridir
Takdir Hüda’nındır, sen kulluğun yap
Lütfuyla olursun, has baltaya sap
Herkesten her şeyden, ibret hisse kap
Unutma son gülen, iyi gülecek
Bekle gönül bekle, zafer gelecek…
Kul olarak bizler hakkıyla kulluğumuzu yani yaratılış amacımızın farkında olup Onun davası üzere yaşarsak hakkımızda hayırlı olacak neticede takdir edilmiş sonuca boyun bükülmelidir. Yaşanılan olaylardan kendimize ders çıkarmalıyız yaptğımız hataları tekrar etmemeliyiz.
Abdest al seherde, tenbellik kaçsın
Zikreyle gönlünde, güllerin açsın
Yalvar ki Yaradan, nurların saçsın
İlham melekleri, uykun bölecek
Bekle kardeş bekle, vuslat gelecek…
İlim de ibadet de gayrete bağlıdır. Tenbellik hastalığı bu gayret neticesinde insandan uzaklaşacak ve insana Allah (c.c) olan manevi münasebeti artacaktır. Allah (c.c) insanı uykusundan uyandıracak gayreti kalbine ilham edecektir. Kutlu hedefleri için hikmet goncaları olarak dökülecektir.
Allah şah damardan, daha yakın ha
Her halde hürmetle, edep takın ha
Rabbine suizan, etme sakın ha
Fırsat bulan şeytan, aklın çelecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Kaf suresi 16-17-18. Ayetlerde Rabbimiz mealen şöyle buyurmaktadır:
Kaf 16
Şu kesin bir gerçektir ki, insanı elbette Biz yarattık ve (her an) nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu (ve içinden neler geçirip durduğunu dahi) biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Bütün organlarını, organizmalarını , hücre yapılarını ve hayat sırrını her an Biz yaratıp yararlandırmakt ayız.)
Kaf 17
Onun (insanın) sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, bütün yaptıklarını) anında ve sürekli (olarak) yazmaktadır. (Memur melekler onun her söz ve davranışını manevi kamerayla kayıt yapmaktadır.)
Kaf 18
(İnsanın ağzından veya kaleminden) Hiçbir söz çıkmasın (ve yazmasın) ki, yanında gözetleyen ve söylediklerini zapta geçiren (bir melek mutlaka) hazır bulunmasın.
Rabbimizin bizi her anımızı gözetleyip kontrol ettiğinin farkında olarak yaşamalıyız. Şeytanın vesveselerinden uzak durmalıyız çünkü şeytan, bizim ona fırsat verdiğimiz kadar bize yaklaşacaktır…
Kimi haset eder, boşver aldırma
Kimi kötü söyler, hemen saldırma
Esrar perdesini, ele kaldırma
Cahil gafil hikmet, nerden bilecek
Bekle gönül sabret, vakti gelecek…
İnsan kendine verilen nimetlerin ve hikmetlerin farkında olup şahsına yapılan haset ve kötülükleri sabredip sineye çekmelidir. Cahil ve gafil olan insanlar ise bu hikmetlerin farkında olamayacağını unutmamalıyız
Sebat kuşun; ilim-amel kanatın
Umut gıdan olsun, cihat san’atın
Sonunda Yâr varsa, dağlar Ferhat’ın
Belki bu hasretlik, bağrın delecek
Bekle gönül bekle, vuslat gelecek…
Secde suresi 12. Ayette Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:
Şayet (o mücrim kulları) suçlu-günahkârl arı, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz (dünyada inkâr ettiğimiz her hakikati artık bizzat) gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir ki salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız” (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen (onlar nasıl da pişman ve perişan bir durumdalardır). İnsan ömrünü korku ve ümit arasında geçirirmekle, devam ettirmek ile emr olunmuştur korku insanları insanlardan uzak tutar ümit ise va’ad edilen Allah (c.c) rızasına cennetine ulaşmak duygusu ile yaşamaktır.
En hafif rüzgârda, kopup savrulun
Neye yarar boş laf, tok ses davulun
“Lime tegulune, mala tef’alun”1
İmtihan eleği, çok sık elyecek
Bekle dostum bekle, zafer gelecek…
Saf suresi 2. Ayet
Ey iman edenler! (Kendiniz yapmadığınız ve) Yapamayacağınız şeyi niçin (boşuna hava atmak kastiyle başkasına) söylersiniz?
Yani cihat ibadetinin kolay oluğu zamanlar yapıp sorumluluk ve sıkıntılı olduğu düşüncelerde ise cihat ibadetinden kaytarıp en küçük sıkıntıda verdiğimiz sözden cayıp Allah (c.c) korusun ayaklarımızın kaymasına neden olacaktır.
Saf sursi 3. ayet
(Böyle) Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba (sebebiyet verecek ve aleyhinize bir suç teşkil edecektir). [Not: Bazı Müslümanlar; “Eğer Allah katındaki en makbul ameli bilseydik, o yolda canımızı ve malımızı feda ederdik” demelerine rağmen, bu amelin CİHAD olduğunu bildiren ayetler gelince, bu sözlerinden yan çizmeleri üzerine bu İlahi tehditler indirilmiştir.]
Bakara 218
Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. (Hakk hâkim olsun diye cihad etmeden cennet özleyenler, boş bir aldanış içindedirler.) Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.
Bakara 246
(Ey Nebim!) Görmedin mi; (Hz.) Musa’dan sonra (Mısır’dan çıkarılan ve ıssız, verimsiz çöllerde esir hayatı yaşamaya mecbur bırakılan) İsrailoğulların ın ileri gelenleri peygamberlerine gidip: “Bize bir komutan-melik tayin et ki (onun emrinde) Allah yolunda (cihad edip) çarpışalım” demişlerdi. (O zat kendilerine şunu) Söyledi: “Ya size kıtal=cihad farz kılınır da, sonra sözünüzden döner ve çarpışmaktan=ci haddan kaçarsanız (büyük bir günah yüklenmiş olursunuz. Gerçekten hürriyet ve selamete kavuşmak için cihad etmek mi istiyorsunuz, yoksa kuru kahramanlık mı taslıyorsunuz?” Onlar ise cevaben:) “Bizler niçin Allah yolunda çarpışmayalım (ve niçin cihaddan kaçalım) ki; yurtlarımızdan, (yuvalarımızdan zorla) çıkarılmış ve çoluk çocuğumuzdan ayrılıp (buralara sürülmüşken… Böyle esir ve zelil yaşamaktansa ölmeyi tercih ederiz)” dediler… Fakat (ne yazık ki) kendilerine (zulümle ve zalimlerle) çarpışma (ve cihad izni) yazılıverilince içlerinden pek azı hariç, çoğu (cihaddan ve sorumluluktan) yüz çevirip (ayrıldılar.) [Tefsirlerin ve tarihçilerin rakamına göre yirmi bin kişiden on beş bini caydı, ancak beş bini kaldı.] Allah (zaten) zalimleri bilir. (Ve böyle imtihanlarla herkese de gösterir.)
Erbakan çırağı, önderin varsa
Şefkatli manevi, pederin varsa
Hâlâ şüphelerin, kederin varsa
Yazık emeklerin, hep dökülecek
Sabret be kardeşim, vakti gelecek…
Tüm dünyadaki zalim siyonist düzeni yıkacak Aziz Erbakan Hocamızı Adil düzen projelerini geliştiren ve uygulayıcı olacak muhterem üstadımız Ahmet Akgül Hocamız gibi bir önderin, liderin sancağı altında toplanacak fırsatı Rabbimiz şükürler olsun ki nasip etmiştir. Ancak insanın hala kafasında acaba gibi sorular dolaşıyorsa yapıp ettiklerimizin Allah (c.c) muhafaza buyursun boşa gitmesine neden olacaktır. Ameller niyetlere göredir. Samimiyet şarttır.
Ahmet muhabbetsiz, Muhammet olmaz
Şefkat etmeyene, merhamet olmaz
Bil himmet ehline, mahrumiyet olmaz
Rahman Rahim gözün, yaşın silecek
Bekle gönül bekle, fırsat gelecek…
Hak dava önderlerine hakkıyla biat etmeyen sevgisi samimiyeti gerçek değildir. Bu tip insanlara merhametli olunmayacaktır. Samimiyetin göstergesi dava kardeşlerine olan tahamülü ve bu manevi şirketteki gayretidir. Bizim Üstadımıza olan sevgimiz aynı zamanda onun bize karşı sevgi beslemesinin neticesidir. Ulül emre itaat Allah (c.c) itaattir. Allah bizleri onlara muhabbeti olanlardan eylesin.Amin
Saygılarımla
Umut gıdamız kutlu sevdamız yolumuz dostadır haktır davamız derdimiz mevladır ortak duamız
Müminlerden öyle (mert ve metin)
erler vardır ki, Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirip (hak uğurun da canını vermiştir),
kimi de (gönülden cenneti ve şehadeti umup) beklemektedir. onlar hiçbir vazgeçme ve yan çizme (bedel ve bahane) ile (Allah adını verdikleri sözlerini) değiştirmemiştir.Ahzap suresi 23.ayet..
İnsanın bir güzelliği ya da uğurun da pek çok şeyi göze aldığı hedefine ulaşabilmesi için; kimi zaman yıllarca süren bir çaba, kararlılık ve dirayet göstermesi, karşılaştığı zorlukları sabırla karşılaması gerekebilir.
En büyük gaye ve gayretini bu imtihanı kazanmaya yöneltmesi gerektiğini bilen insan, mutlaka sorumlu, şuurlu ve huzurlu bir hayat sürecektir. kendisine zarar vermeye, haktan ve hayırdan çevirmeye çalışan şeytanları ve şerli insanları bile, bu imtihanda ki kötü niyetli antrenörleri gibi görecek, her an, her ortamda ve her olayda Allah tarafından imtihan edildiğinin bilinciyle hareket edecek, niyet ve istikametini Allah’ın rızasını ve kullarının hayrına ve hatırına kilitleyecek; varlık, sağlık ve rahatlık ortamında şımarıp şaşırmakdan, darlık, hastalık, sıkıntı ve saldırı durumundan şapşallaşıp itiraza kalkışmaktan Vazgeçecektir
Sözün özü , yanacak yanacakki pişecek, pişecekki aş olacak, davasına sağdık saglam er olacak!
Allahta gözyaşın silip seferden sonra, zafer verecek !
Aziz Erbakan hocamızla şereflenmek
Ahmedine talebe olmak
Muhammede muhabbet
İşte fetih işte zafer !!elhamdülillah !
Ry resul yolumuz senin izindir
Erbakan hocamız ki varisindir
hak hakim olunca şeref sizindir
aziz kardeşlerim Onurum dostlar!!
SABRETMEK
SABREDENLERİ MÜJDELE!
“…Sabır (sükûnet ve teslimiyet) gösterenleri müjdele (ki, sadece onlar sevaba ve başarıya erişeceklerdir)
Bakara -155
Rabbim Cümlemize Sabredebilme Gücü Versin!.
Milli Çözüm Hürmetine
Kur’an aynasını yüzüme tutan
İçimin sırları aşikar eden
Kirleri pasları ortaya seren
Milli Çözüm hürmetine bağışla Ya Rab!
Ramazan bereketin dağıt bizlere
Yolunda sabrı cemil yağdır bizlere
Haddimi aşmayan güzel sözlere
Lütfunla ikram et, erelim Ya Rab!
Zafer
ZAFER İNANANLARINDİR VE ZAFER ÇOK YAKINDIR
ÖĞÜTLER
Asr Suresinin Meali Kerimi
Bismillahirrahmanirrahim
“Asra (mübarek dönemlere ve zaman dilimlerine ve özellikle sayılı ömür sermayesine) yemin olsun ki;
Gerçekten insan hüsrandadır (zarar ve ziyandadır. Bu gaflet ve tembellik sonunda pişman ve perişan olacaktır).
Ancak (samimiyetle) iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine Hakkı (doğru ve hayırlı olanı) tavsiye (yani Kur’an nizamının kurulmasını temenni, teşvik ve tebliğ) edenler, (bu yolda uğradıkları sıkıntı ve saldırılara kendileri katlandığı gibi) çevresine de sabrı (Allah için dayanmayı) telkin ve tavsiye edenler bunun dışındadır. (Bu dört vasfı üzerinde taşıyan mü’min, müstakim ve mücahit kimseler, dünya ve ahirette kurtulacak ve sonsuz mutluluğa ulaşacaklardır.)” ( Asr suresi)
Gayesine, gayretle kilitlenenler hedefine varacaktır. Bu da gayesine hakiki imanla mümkündür. Gayeye iman var fakat gayret yoksa bu da beklenen başarıyı getirmeyecektir. Gayretle gaye, birbirinin tamamlayıcısıdır. Allah (cc) yarattığı, her işin sonundaki mükemmelliği göreceksin. Her işin takdir edildiği bir zaman vardır, muhakkak o vakit gelecektir.
Sonucu elde olmayan mücadelelerde yorgunluk olabilir. Fakat insan seferle mükellef olduğunu bilecek gayesine hizmet ettiği sürenin zaten zafer olduğunun sırrına da erecektir. Su testisi su yolunda kırılacaktır; müminler her halükarda izzet, devlet ve cennete, şeytanın askerleri cehennemde yerini alacaktır. Sadakatle cihadında sabredersen kutlu neticeye ulaşacaktır. Ve zalim şeytanileri aşağılatıcı dünyevi ve uhrevi azaba da şahit olunacaktır.
Seferle mükellef olan müminin vazifesi; emredileni emredilen zamanda, emredilen kadar, emredildiği şekilde yapmaktır. Hakikatte kullukta budur. Takdir ne getirecek bu sorumluluk kula ait değildir. Ve bileceğiz ki takdir edilen kul ile ilgili en uygun olanıdır. Sabır samimiyetle kulluğunu yapan, mutlaka hayırlı işlerde kullanılıp muradına erecektir. Bazı geçici zevkler avamı meşgul etse de; sadıklar hakiki son lezzete ereceklerdir. Kainat kitabını hakkıyla okuyup dünyevi uhrevi hikmetleri keşfetmek ve gayeye hazırlanmak gerekir. Vaat edilen zafere ancak inananlar ve sabredenler erişecektir.
Gece ibadeti seçilmiş kulların ibadeti olarak bilinir. Abdestle kendini arındırıp dinçleşmeli. Zikir ve duaya sarılmalı ki gönül evi temizlenip arınsın. İlahi hikmet kapıları açılıp melekler muştular saçsın. Bu temizlik olmadan “padişah konmazmış saraya.” sabırla temizlen yoğrul. Vuslat ancak bununla mümkün. Hey nefsim tembellik etme kalkıp yorul!
Cenabı Hak buyuruyor “Ben kuluma şah damarından daha yakınım.” her hal ve hareketinde padişahın karşısında olduğunu bilerek yap, edepli ve erdemli ol. Hakkın vadine suizan etme! Ne zaman..Bana mı şeytan gelir vesvese verir deme..Her halinde dikkatli ol nasılsa geliyor ve her halde sınanıyorsun zaten. Bu düşüncenin sahibi şeytan. Çünkü her peygamberin bile bir şeytanı olduğunu Efendimiz (ASV) haber vermektedir. “Allah vadinden dömez.” Hakkın hakimiyeti mutlaktır ayetle sabittir. Karar verilmiştir. Ve takdir edilen olup bitmiştir. Aziz Erbakan Hocamızın kürsülerden haykırdığı Ayeti kerimeyi hatırlarsak; “Allah nurunu tamamlayacaktır!”
Davan da yürürken gaflet ve cehalete düşebilirsin dikkatli olmalı. Bu yolda haset edende de olabilir haset ettiğinde! Davana, sadakat ve samimiyet sarıldığında kötü söz ithamla karşılaşabilirsin sabırlı olmak gerek. Gafiller bu davranışını delilik diye yaftalayabilirler. Sabret! Ayeti kerimede mü’minlerin özelliklerinden bahsedilirken, Mü’minlerin cahillerin sözlerinin işitildiğinde, “Selam der, geçerler.” öğüdünü unutmamalı! Maddi ve manevi sırlarını saklamasını bil! Her halükarda “Mü’minlere merhametli, kâfir ve münafıklara karşı sert ve çetin ol.” mealindeki ayetin ikazını hiç unutmamalı! Hainlerin ve zalimlerin yaptıklarının hesabının sorulacağı ve seninde haklılığının teyit edileceği gün mutlaka gelecektir!
Davanın delisi olmak gerekir. İstikamette kalabilmek için net biraz da sert. Ve Lut (AS) mın kurtuluş tavrı olan ve ayetleşen “Onların yaptıklarına ÖFKEYLE karşıyım” dua ve yalvarışını unutmamalı. Bunlar davada sebat etmenin anahtarlarıdır. Hedefe varmanın unsuru sebat ve gaytettir. Biri istikamette tutacak diğeri madi ve manevi yüksek derecelere erişrirecektir. “Umut imanın canıdır” buyrulur. Öyleyse önce kendimize, sonra dava kardeşlerimize sonrada herkese umut verip umut aşılamak gerekir. Tüm bu yazılanlar cihat çatısı altındadır. Zaten yazılanlar da her halükarda cihat ehlinedir. Umut kuşunu semaya yükseltmek cihadın şartlarını bilip sanatlı bir şekilde gayret etmekle mümkündür. Cihadın şartlarını, Cihat ilmihalinden yani; Üstadımız Muhterem Ahmet Akgül Hocamızın külliyatından öğrenmekle mümkündür. Allah (cc), Hz. Nuh (as) a gemiyi yaparken “san’atlı” yapılmasını emir buyurmuşlardır. Öyleyse her ibadetin ve ilmin kuralı olduğu gibi, cihadın kuralları vardır, ve uyulması esastır. Allah (cc) işi ehline verir. Bilgi ve berikim yani ibadetleri özen ve ihlasla gayret edilmeli, sabrı artırmak için zaferi, Allahın rızasını, cenneti ve Rüyeti düşünerek yol almalıdır.
Davasına, Hocasına, dava kardeşine sadakat ve ülfet göstermeyen, en ufak sıkıntı ve çıkarda menfaatini gözetip ihanet edenin hali, Allah korusun münafıklıktır. Konuşurken esip savurmak, gerçek ayarı ortaya koymaz.. Belli ki imtihan eleği “göz” küçültecek. O vakit Rabbim özü sözünden daha düzgün olandan etsin… Özü-sözü bir olan etsin… “Erkek adamlar” Kur’an övgüsüdür onlara katsın… Yapmayacağı şeyleri konuşup hava atan ve gazabı hak edenlerden etmesin… Bildiğimiz ve bilmediğimiz tavırlarımızı lütfuya düzeltsin. İşte zaferde o sağlam kullara nasip olacaktır inşallah.
Hala davadan, Lideri ve önderinden şüphesi ve ne kazandım ki hesabı yapan er ya da geç elenecek ve kazandıklarını da kaybedecektir. Aziz Erbakan Hocamız gibi bir lider ve onun tanıyıp tanıtan Muhterem Ahmet Hocamız gibi bir zata talebe olmak ancak bir nasiptir. Allah (cc) şükrünün edası mümkün olmayan bu nimete nankörlük ettirmesin..
Lidere biat muhabbet olmadan, Hz. Muhammet mehdiye ümmet olunmaz. Koruyup kollamayana, fırsat ele geçip gaddar davrananın hatası hoş görülüp bağışlanmaz. Sağlam kulpa sarılıp gayret eden ilahi yardıma mazhar olacaktır. Sabrının karşılığında Allah (cc) müminlere biri dünyada, biri ahrette olmak üzere sevap kapıları ve cennetini açacaktır inşallah.
Kendime Mesaj:
İnandığın ve yolunda uğraştığın amacın için sabırla çalışmaya devam et. Her şey beklediğin anda gerçekleşmez. Ama hakk olan elbet gerçekleşecektir ve bunun en hayırlı zamanını elbette sadece Yaradan bilir. Allah Sabredenlerin karşılığını “kurtuluş ve mutluluk” ile verecektir.
İnsan sonunda zafere ulaşacağına inandığı yolda yorgunluğunu unutmalıdır. Çünkü yolun sonunda o yorgunluğu hiçbir şekilde hatırlatmayacak bir akıbet vardır. Eğer ömrün yetmez de nasip olmazsa bu sonu görmek, hakk dava yolunda ölmekten büyük şeref mi vardır? Asıl ölümden korkanlar batıl yolda koşanlar olmalıdır ki Allah (c.c) onları azapla yakalayıverecektir. Allah Sabredenlerin karşılığını “kurtuluş ve mutluluk” ile verecektir.
Şüphesiz takdir Allah’ındır. Sen fiillerinle, sözlerinle, tutum ve davranışlarınla, hatta varlığının bütün zerreleriyle Allah’a övgülerini, şükranlarını sun. Bunlar kuru kuruya yapılabilecek şeyler değil; O’na Allah’a onun yolunda olduğunu göstermekle mümkün olan şeylerdir. Onun lütfunu kazanmaya çalış ki doğru yolun yolcusu olmaktan mahrum kalma. Doğru yoldan kopanların haline bakarak olanlardan ibret al ve içerisinde bulunduğun nimetin farkına var. Allah Sabredenlerin karşılığını “kurtuluş ve mutluluk” ile verecektir.
Hakk yoldaki mücadelen şeytanın hoşuna gitmeyecek ve tembellikle sana yanaşmaya çalışacaktır. Buna karşılık seher vakti abdestini al ve nefsine karşı gel. Allah’ı anarak maddi ve manevi huzura kavuş, ferahlan.
Rabbimiz bize bizden daha yakındır. Her zaman Allah’ın huzurunda olduğunu idrak et ve ona göre bir duruş sergile. Şeytanın oyununa gelme!.
Hakk dava kardeşliği ve hizmet aşkı elbette ki bazı insanları kıskandıracaktır. Bunlar azıp üstüne gelecektir. Sen de bir anlık sinirinle davranma, sabret en doğru kararı vermeye çalış. Yanlış hareketlerden kaçın çünkü o an yapılan yanlış belki senin aracılığınla dava’ya zarar getirecektir. Senin Kur’ani kaynaklı açıklamalarına, vicdani söylemlerine karşı cahil cevaplar aldığın kişiyle de vakit kaybetme, çünkü onlar akıllarını kullanmaktan yoksundur. Laftan anlamayacaklardır. Sen bunlara rağmen sabret. Çünkü Allah Sabredenlerin karşılığını “kurtuluş ve mutluluk” ile verecektir.
Davandaki kararlılığın, bilgi birikimin, bunların getirdiği fiiliyatların ile yola koyul. Bu yolda imanın umudunu, umudun seni besleyecektir. Böylece dinin zirvesi olan cihat ibadetini eda ediyor olacaksın. Elbette sonu ferah olan bu yolda bir an önce sona ferah’a ulaşmak isteyeceksin fakat her şeyin zamanı bellidir. Sen elinden geleni yapmaya devam et sonunda Allah Sabredenlerin karşılığını “kurtuluş ve mutluluk” ile verecektir.
İmtihan gereği bu yolda engellerle karşılaşacaksın. Ayaklarını sağlam basmayanlar bu yola tutunamaz. Tavsiye verip yapmayanların verdiği güzel tavsiyeler ucuz görülür, umursanmaz. Lafta söylediklerinin altını doldur. Hakk düzeni için adil düzen için yaşa. Allah tüm olan bitenden haberdardır. Her şeyi bilendir. Hesabını veremeyeceğin hatalardan kaçın. Sabret, Allah Sabredenlerin karşılığını “kurtuluş ve mutluluk” ile verecektir.
Erbakan Hocamla çıkılan bu yolda Ahmet Hocam’ın rehberliğinde emin adımlarla ilerle. Onlar’ın rehberliğinde şüphe duyulacak bir şey bulunmaz. Aklıselim ol, şüphelerini ve kederini ortadan kaldırmaya bu yetecektir. Umutla ve sabırla Hakk yolda emek göstermeye devam et, Allah Sabredenlerin karşılığını “kurtuluş ve mutluluk” ile verecektir.
Allah’ım bu kutlu yolda ayaklarımızı sabit kıl, ayaklarımızı kaydırıp hüsrana uğrayanların arasına katma.
Ya Rabbi, Bizleri Samimiyet ve Sadakatle, İmana ve Hayra Ulaştır!.. Aminnn!..
Bizler her daim kulluk şuurumuzun bilincinde ve kulluk görevimizi eda edebilmek için; Cenab-ı Hakk’ın rızasına kavuşabilme arzusu ve gayreti içinde ve her an Cenab-ı Hakk’ın bizlere lütfeylediği sonsuz nimetinin ve faziletinin şükrünü eda edebilme şuuruyla; Rabbimizin va’ad ettiği, Hz. Peygamber Efendimiz (SAV)’nin müjdelediği, Rahmetli Erbakan Hocamızın projelerini ve alt yapısını hazırladığı ve inşallah çok yakın bir zamanda yaşanacak olan ”Mehdiyet ve Mesihiyet Devriminin” ve inşallah muzafferiyet mührünü vurma şerefine nail olacak Üstad Ahmet Akgül Hocamızın himayelerinde, önderliğinde ve öğretileriyle, programlarıyla, projeleriyle ve Milli Çözüm sadıkları ile birlikte; nefsimizi sürekli hesaba çekerek ve terbiye etmek için ciddi çaba göstererek ve Rabbimizden bizleri samimiyetle ve sadakatle, imana ve hayra ulaştırması için dua ederek, sinelerdeki en gizli olanı bile bilen Yüce Mevlamızın her daim huzurunda olduğumuzun farkında olarak ve ancak Rabbimiz dilerse gerçek hidayete ulaşacaklardan olacağımızı bilerek her düşüncemizde, niyetlerimizde, amellerimizde ve bütün hal ve hareketlerimizde bu şuur ile hareket ederek ve Rabbimizin bizleri Salih kullarından eylemesi ve İlah-i Rızasına ulaştırması için sürekli Rabbimizi zikrederek, tefekkür ederek, Rabbimizin razı olacağı usulde ibadet ve teslimiyet göstererek, ölçümüz ve rehberimiz Hz. Kuran-ı Kerim’i ve en güzel tatbiki ve uygulaması olan Hz. Peygamber Efendimiz (SAV)’in sünnetulahını ve sistemini bizlere çağımızda hakkıyla anlayabilmeyi ve yaşayabilmeyi öğreten ve bizatihi kendi yaşamlarında ve mücadelelerinde bizlere canlı olarak gösteren Rahmetli Aziz Erbakan Hocamız ve en sadık talebesi Üstad Ahmet Akgül Hocamızın himmet ve himayelerinde ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayarak ve imanımıza şüphe düşürmelerine müsade etmeyerek, Rabbimizin yaratmış olduğu tüm mahlukatının şerrinden yine Rabbimize sığınarak kulluk görevimizi yerine getirmek için her türlü zorluğa ve musibete göğüs gererek mücadele etmeliyiz. Her daim Rabbimizin takdir ettiğinin ve dilediğinin muhakkak bizler için hayır olduğunu bilerek, yaşanan ve gelişen tüm olaylara hikmet ile bakmayı, tefekkür etmeyi, ders çıkarmayı ve sabır ile, Yüce Rabbimizin inayetine kavuşmayı bekleyerek kutlu hedefimize doğru ilerlemiz gerekmektedir.
Maide Suresi 54. Ayet
Ey iman edenler! İçinizden kim dininden (haklı ve hayırlı çizgiden) geri döner (irtidat eder) se, Allah (yerine) Kendisinin onları sevdiği, onların da Kendisini sevdiği; mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı ise ‘güçlü ve onurlu,’ Allah yolunda cihad edip (çaba harcayan) ve (gerçekleri savunmak hususunda hiçbir) kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu Allah’ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle Vâsi) geniş ve kuşatıcıdır, Alîm’dir.
Ankebut Suresi 69. Ayet
Bizim uğrumuzda cihad edenlere (ve Hakk davada sabır ve gayret gösterenlere gelince), şüphesiz (onlara hidayet ve zafer) yollarımızı açarız. (Fikri ve fiili yöntem ve teknolojiler öğretip bunları başarılı kılarız.) Gerçekten Allah, Muhsinlerle (iyilik ve istikamet sahibi kimselerle, cihad görevinde titizlik ve ciddiyet gösterenlerle) beraberdir. (Bu İlahi destek sayesinde mücahit mü’minler muvaffak ve muzaffer olacaktır.)
Nahl Suresi 42. Ayet
(Bu kutlu sona ulaşanlar) Onlar (her türlü zahmet ve ibadete ve nefislerin kötü dürtülerine) sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.
Milli Çözüm Gemisi
.
Sular yükseliyorken, Milli Görüş-Milli Çözüm Gemisi de yükselmeye devam etmektedir.
Aşağılara bakıldığında, nefislerine uyup da Haktan uzaklaşan nicelerinin derinlerde gark oldukları görülmektedir.
Allah Nurunu tamamlayacak ve gemimizi sağlam bir zemine oturtacaktır.
“Ve (ardından) “Ey yer (artık) suyunu yut ve ey gök sen de (suyunu) tut!” denildi… (Bu İlahi emir üzerine) Su(lar) çekildi, (zalimlerin) iş(leri) bitirildi… Gemi de Cudi (Dağı) üzerine oturup yerleşti… Ve zalimler topluluğu için de: “(Hayırdan ve huzurdan) Uzak kalsınlar, kahrolsunlar!” denildi…” (Hud Suresi: 44)
Her sözünde ve eyleminde Kur’ani hakikatlere tercüman olan ve Adil Düzen medeniyetine ışık tutan Ahmet Akgül Hocamızdan Allah razı olsun.
“Küllü Âtin Garîb”
Bazen yazıp yazıp silersin; çünkü: “Yazınca “yapamayacağım şeyler de söylersem ya!”… diye korkarsın…
Bazen de yazıp söylemek istersin gönülden geçeni; lâkin gönüle sığmayan kelimeye de sığmaz bilir susarsın…
Zaten yutkunarak sustukların, kelimelerinden daha fazla konuşur… O zaman da; “Gönülden gönüle giden yolda, susarak söylenenler de gitmez mi ya!…” der susarsın.
“Sustuklarından da anladı seni” der susarsın…
[i][b]Rahman Rahim gözün, yaşın silecek
Bekle kardeş bekle, vuslat gelecek…[/b][/i]
Ve “her gelecek yakındır” der susarsın…
Bizleri zehirleyecek, şuurumuzu ve onca emekleri yok edecek, boşa çıkaracak hadiselerden korunmanın iki yolu var: 1) Olaylara Kur’an ve Sünnet eksenli bakmak 2) Erbakan Hocamızın ve Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın öğretilerine göre baktığımız takdirde HİÇBİR
[b]Bizleri zehirleyecek, şuurumuzu ve onca emekleri yok edecek, boşa çıkaracak hadiselerden korunmanın iki yolu var: 1) Olaylara Kur’an ve Sünnet eksenli bakmak 2) Erbakan Hocamızın ve Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın öğretilerine göre baktığımız takdirde HİÇBİR ZEHİR BİZLERE İŞLEYEMEZ ALLAH’IN İZNİYLE!.. [/b]
[b]BEKLE GÖNÜL SABRET; VAKTİ GELECEK…[/b]
Şiirinden Anlayabildiklerim,
[u][b]1. KITA[/b][/u]
[b]Gayene kilitlen, gayret içinde
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…
Hayranlıkla seyret, hayret içinde
Elbette Rabbimiz, hayır dilyecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…[/b]
Amacımız var oluş sebebimiz olan dünya imtihanını kazanmaya gayret göstermeli olduğumuz bu hedefe kilitlenmemiz gerektiği hadiseleri hikmet perdesinden okumaya çalışmak ve ne muazzam devrimlerin dönüşümlerin gerçekleşiyor olduğunu anlamaya kavramaya çalışmamız gerektiği.
[u][b]2. KITA[/b][/u]
[b]Yorulsan da yılma, azmet sefere
Sadıklar sabırla, erer zafere
Şeytanın askeri, türlü kefere
Bâtıl yolda koşan, murdar ölecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…[/b]
Melek değiliz, robot değiliz, İNSANIZ. Elbette yorulabiliriz. Ama bu yorgunluk gayemizden, hedefimizden, ümidimizden, heyecanımızdan bütün insanlığın saadete ereceği Adil Düzen inkılabının mutlaka gerçekleşeceği inancını yitirilmesiyle oluşacak bir yılgınlık yorgunluk olmaması gerektiği ALLAH mutlaka nurunu tamamlayacağı inancını aşkını azmini büyük bir sabırla devam ettirmemiz gerektiği, şeytanı hiçbir vesilelerle memnun etmemek için her an her dem uyanık olmamız lüzumuna işaret etmekte.
“Ey oğulcuğum! (Allah’a teslimiyet ve vicdani hürriyet alâmeti olan) Namazı dosdoğru kıl, ma’rufu (iyi ve güzel olanı) emret, (insanları) münkerden (kötü ve çirkin işlerden) men et (bunları uygulayacak adil bir düzen kurmaya çalış) ve bunları yaparken sana dokunacak zarar ve saldırılara karşı da sabret. Çünkü bunlar azim gösterilmesi gereken (ve özgüven isteyen) işlerin (başındadır).”
LOKMAN SURESİ 17. AYET
http://www.mealikerim.com
[u][b]3. KITA[/b][/u]
[b]Takdir Hüda’nındır, sen kulluğun yap
Lütfuyla olursun, has baltaya sap
Herkesten her şeyden, ibret hisse kap
Unutma son gülen, iyi gülecek
Bekle gönül bekle, zafer gelecek…[/b]
Bizlerin asıl görevi ona c.c kul olma yolunda gayret ve çabamızı göstermek gerektiği her türlü maddi manevi başarının ALLAH’ ın dilemesiyle olduğunu olacağını unutmamak gerektiği, her hayır ve şer görünümlü hadiselere hikmet penceresinden bakarak Cnabı Hakkın o muhteşem tiyatrosunu kavramaya çalışmamız gerektiğini , böylesi bir dirayeti gösterenlerin hem dünyada hem ukbada rabbimizim rızasına ereceği …
[u][b]4. KITA
[/b][/u]
[b]Abdest al seherde, tenbellik kaçsın
Zikreyle gönlünde, güllerin açsın
Yalvar ki Yaradan, nurların saçsın
İlham melekleri, uykun bölecek
Bekle kardeş bekle, vuslat gelecek…[/b]
‘’Şüphesiz gece neş’esi (insanın biraz uyuyup dinlendikten sonra kalkıp ibadete yönelmesi, gönül lezzeti bakımından beyin, beden ve ruh arasında tam bir uyum ve huzur sağlamak ve ) etkili olmak açısından daha sağlamdır, (şuurlu bir) okuyuşa ve kavrayışa daha elverişli bulunmaktadır.’’ (Müzzemmil Suresi 6. Ayet – http://www.mealikerim.com)
Müzzemmil Suresi 6. ayette ve şiirin bu kıtasında da ifade buyrulduğu üzere , gece ibadeti ve okumasının önemine parmak basıldığı gibi, aynı zamanda zor olan şeylerin nefsimize ağır gelen şeylerin bizlere kazandırdığının daha fazla olduğuve zor olanın ibadet olması ve derecesinin yüksek olduğu ve manevi olarak büyük makamlara erişmenin ve hikmetle bakabilmeyi – ilhamata bu yollarla kazanılabileceğini anlamaktayız. Gece ibadeti ve okumasına samimiyetle devam edildiği takdirde ilmimizin, anlayış ve kavrayışımızın artacağını ve hikmetle bakabilme kabiliyetine ulaşacağımızın hatırlatılmasına dikkat çekilmekte olduğunu anlıyoruz.
[u][b]5. KITA[/b][/u]
[b]Allah şah damardan, daha yakın ha
Her halde hürmetle, edep takın ha
Rabbine suizan, etme sakın ha
Fırsat bulan şeytan, aklın çelecek
Bekle gönül bekle, vakti gelecek…[/b]
Her nefes alışverişimizde bir an olsun gaflet üzere olmamak gerektiği, her an rabbimizin bizimle olduğu takipte olunduğumuz gerçeğini unutmamak, O’nu anmamız zikretmemiz gerektiği, sevgimizi ve saygımızı her an düşüncelerimizle , eylemlerimizle hissettirmek gerektiği, böylelikle şeytanı memnun edecek düşünce ve eylemlere fırsat tanımamış olabileceğimizi…..
[b]6. KITA
Kimi haset eder, boşver aldırma
Kimi kötü söyler, hemen saldırma
Esrar perdesini, ele kaldırma
Cahil gafil hikmet, nerden bilecek
Bekle gönül sabret, vakti gelecek…[/b]
Bizim için, övenle – söven bir olmadığı müddetçe kamil imanı elde edemeyeceğimiz hakikatinin şuurunda olmamız gerektiği!..
[b]7. KITA
Sebat kuşun; ilim-amel kanatın
Umut gıdan olsun, cihat san’atın
Sonunda Yâr varsa, dağlar Ferhat’ın
Belki bu hasretlik, bağrın delecek
Bekle gönül bekle, vuslat gelecek…[/b]
Her türlü çileye sıkıntıya katlanmanın yolunun, Kur’an’la meşgul olmak ve Kur’an’ca bir yaşam sürmenin gerekliliği , kainattaki her hadise Allah’ın dilemesiyle gerçekleştiği, inancımızın (heyecanımızın amacımızın hedefimizin ) sağlam kalabilmesi ümidimizi her daim korumamıza çünkü ÜMİT İMANIN CANIDIR (Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın Hikmetli Sözüdür) , hakkın hakim olması uğrunda malımızla canımızla cehd etmemize bağlı olduğu, böylesi bir yaşamın sonunda Allah’ın rızasını – cennetini – rü’yetini kazanmak olduğu, dolayısıyla bunun için her türlü belaya musibete uğrayabileceğimiz, ALLAH bu çilelerin sıkıntıların tatlı bir bela ve musibet olarak haz almamızı sağlayacağı gerçeğini anlıyoruz.
[b]8. KITA
En hafif rüzgârda, kopup savrulun
Neye yarar boş laf, tok ses davulun
“Lime tegulune, mala tef’alun”1
İmtihan eleği, çok sık elyecek
Bekle dostum bekle, zafer gelecek…[/b]
Beklediğimiz saadet dünyasına ulaşmak, Allah’ın rızasına ve rü’ye’tine kavuşmak için elbette bir kısım sıkıntılara mahkemelere karakollara düşebileceğimiz….. Nasıl ki güzel bir üniversiteye girebilmek için veya yüksek paralar kazanmak için belli bir çaba ve gayretin içine giriyor bir kısım sıkıntılara zorluklara gark olunuyorsa , Cenabı Hakkın rızasına cennetine rü’ye’tine kavuşabilmek içinde bir kısım zorluklarla karşılaşmak , o zorluklara karşı imanımızın inancımızın gerektirdiği ölçüde hakkı haykırmak yazmak tebliğ ve davette bulunmak , en ufak bir zorluk karşısında pes etmemek gerektiği bedelinin ödenmesinin gerektiği, kazanmak istediğimiz eylemin derecesine göre öylesi çetin ve çetrefilli imtihanlardan geçmeden sonsuz ebedi cennete rızai bariye ve rabbimizin rü’yetine ulaşmanın mümkün olamayacağı, hakkı konuşmak anlatmak yetmeyeceği , canımızı yakacak şekilde gayret ve çabanın içinde olmamız gerektiği, HAYAT İMAN VE CİHATTIR hakikatini kalbimize ruhumuza nakşetmemiz gerektiğini anlıyoruz. Çünkü sabreden derviş muradına erermiş
[b]9. KITA
Erbakan çırağı, önderin varsa
Şefkatli manevi, pederin varsa
Hâlâ şüphelerin, kederin varsa
Yazık emeklerin, hep dökülecek
Sabret be kardeşim, vakti gelecek…[/b]
AZİZ ERBAKAN HOCAMIZ gibi; önümüze – arkamıza – sağımıza – solumuza – aşağımıza – yukarımıza , hayatımızın her safhasına ışık tutan , şefkatin merhametin ve adaletin lideri olan, her tavrının ibret olduğu, her sözünün ciltler dolusu kitap ve o güne ve yıllar sonrasına yol gösterdiği, yorulmayan bıkmayan, Hakkın sesi olan, gölgesinin bile rahmet bereket ile dolu olduğu, Canlı Kur’an olan, Siyonist şeytanı çaresiz etkisiz kılan, anlattıklarıyla yaşadıkları farklı olmayan, hayatı boyunca ‘’ŞUNU DA YAPMASAYDIM veya ŞUNU DA YAPSAYDIM DİYECEĞİM BİR YAŞANTIM OLMADI ‘’diyebilecek kişi olan ERBAKAN gibi bir REHBERİMİZ olduğu bununla beraber böylesi bir Liderin en sadık talebesi ve takipçisi olan BİLGE ŞAHSİYET Üstad Ahmet AKGÜL Hocamıza bende olmuş iken , kainatın en büyük nimetine sahip olmuş bizler daha ne isteyelim ki!…Bunca nimete ve üstadlarımızın emeklerine sahip olduktan sonra ümitsizliğe düşmek, şeytanın ve nefsin bir kısım vesveselerine fücuruna karşı uyanık olmaya gayret etmemek kısacası nimetlerin gereğini yerine getirmemek gayret göstermemek ne büyük NASİPSİZLİK VE NANKÖRLÜK değil de ya nedir?! Rabbim Üstadımıza ve davamıza bizleri HAİN ETMESİN. Amin.
Yani ezcümle şöyle diyebiliriz: Şeytan bizlere ERBAKAN HOCAMIZI VE ONUN SADIK TALEBESİ VE TAKİPÇİSİ AHMET HOCAMIZI yetersiz – normal –sıradan biri olarak göstereceği vesveseler verdirecektir.. Bu vesveselere kanıverirsek pilimiz biter işte o zaman. Bizleri zehirleyecek şuurumuzu ve onca emekleri yok edecek boşa çıkaracak hadiselerden korunmanın iki yolu var: 1) Olaylara Kur’an eksenli bakmalıyız 2) Erbakan Hocamızın ve Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın öğretilerine göre baktığımız takdirde HİÇBİR ZEHİR BİZLERE İŞLEYEMEZ ALLAH’IN İZNİYLE!..
[b]10 . KITA
Ahmet muhabbetsiz, Muhammet olmaz
Şefkat etmeyene, merhamet olmaz
Bil himmet ehline, mahrumyet olmaz
Rahman Rahim gözün, yaşın silecek
Bekle gönül bekle, fırsat gelecek…[/b]
Asrımızın Muhammedine , her yüzyılda bir gönderilen elçilere bende olmaz, biat etmez isek bu dünya imtihanını kazanmamız sadece hayalden ibaret olur. Zamanın emirini bulup tanıdıktan sonra O’na bende olmak için önce dilimizle ikrar eder kalbimizle tastik eder amelimizle tatbik eder isek hem dünyada hem de ahiret de ebedi cennete rızaya ve rü’yete ulaşmamızın mümkün olacağı gerçeğini anlıyoruz.
[b]Saygılarımla.[/b]