YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e3dcfb8c809
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 8 7
Bugün : 56997
Dün : 64668
Bu ay : 1036270
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53181328
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

İSLAM İLERİCİLİKTİR;
BİZE GERİCİ DİYENLER EDEPSİZ TAKIMIDIR!

  1. Münâfikun: 4
  2. Tercüman-ül Eşvak. s.67
  3. Rotary Dergisi – Sayı 8, s.2
  4. Maide: 51
5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ufuk EFE

Ufuk EFE

Subscribe
Bildir
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

HUZUR İSLAM DA DIR
İslam; Allah yapısıdır. Dünya ve ahiretin yegâne saadet programıdır. İslam’ın -hâşâ- gereksiz bir fazlalığı da, yetersiz bir noksanlığı da bulunmamaktadır. İslam dini bir bütündür ve tastamamdır. Ona dışarıdan bir şey katmaya veya bir şey çıkarmaya kalkışmak sapkınlıktır, fıtrat dinini bozmaktır. İslam, baştan sona Hak’tır, hayırdır… Bütün kurallarının ve kurumlarının hepsi; herkes için ve her zaman lazımdır.

Kur’an; değişen ve gelişen bütün şartlara ve ihtiyaçlara uygun çözüm ve çareler üretmek üzere başvurulacak temel ve genel kaynak ve dayanak anlamında “Mutlak deliller” içermektedir. Hz. Peygamberin (S.A.V) sünneti ise; bu “emir”lerin nasıl ve ne maksatla uygulanmasının şeklini ve taktiğini öğretmektedir. İslam’ın, maalesef dikkatlerden kaçan en önemli iki özelliği: 1- Hükümette CUMHURİYET dönemini, 2- Hukukta ise İÇTİHAT dönemini getirmesidir.

Son zamanlarda gündeme getirilen ve sık sık dillendirilen “Sert İslam, Layt İslam” gibi yakıştırmalar da tamamen yanlıştır ve yanıltıcıdır. Allah’ın her hususta koyduğu en uygun ve en uygar kuralları “yumuşak, yetersiz ve etkisiz” bularak, kendi kafasından daha kesin ve daha keskin yöntem ve sistemler uydurarak; “Radikal İslam, aşırı İslam” diye tanıtılan anlayış, İslam’ı yansıtmadığı gibi… Hak Dinin bazı emir ve yasaklarını “gereksiz ve önemsiz” görüp bunları resmen olmasa da, fikren ve fiilen çıkarmaya… Veya bazı İlahi hüküm ve hakikatleri “Çok sert, ağır külfet, aşırı zahmet” diyerek yumuşatmaya kalkışanların ortaya attığı “ılımlı İslam, layt İslam” gibi uyduruk kavramlar da, tam bir şaşkınlıktır. Nasıl ki, Ay’a gitmek üzere programlanmış bir füzenin, fırlatma sisteminde yarım milimlik dahi bir bozma ve sapma yapılsa, bu açı giderek büyüyecek ve neticede Ay’a değil, belki başka bir gezegene çarpıp parçalanacaktır. Bunun gibi, İslam’ı sertleştirme veya laytlaştırma girişimleri de sapkınlıktır ve hüsranla sonuçlanacaktır.

Şurası kesinlikle bilinmelidir ki: İFRAT’ı da, TEFRİT’i de; AŞIRISI da, ILIMLISI da; RADİKALİ de, LİBERALİ de; KATISI da, LAYTI da; bunların hiçbiri İslam değildir. Çünkü İSLAM; Allah’ın gönderdiği, Hz. Peygamber Efendimizin (S.A.V) ise, bunları nasıl anlamak ve uygulamak gerektiğini fiilen öğrettiği HAK DİN’dir.

– – Millî Çözüm – –

Yahudi’nin bak dediği yerden bakan İSLAM aynasında kendini görür.
İslam’ı, Yahudi üfürüklü 72 tarikat üzerinden eleştirmeye çalışanlara baktığımızda arkalarında Yahudi’nin tesirini görmemek mümkün mü?
Siz İslam’ı, Aziz Erbakan hocamıza, Milli Çözüm’ün hazırlamış olduğu Meali Kerime ve Milli Çözüm fikirlerine bakarak değerlendirdiğinizde şapka çıkartacaksınız. Akla, vicdana, ilme, tarihe uygun olduğu halde yine de gevur damarıyla konuları çarpıtmak ve karalama yapmak istediğinizde ise, Milli Çözümden gereken cevabı alacak içi boş kütük-mertek gibi devrilecek siniz.

Tarihi Sorumluluk…
Toplumda bir konsensüs oluşturulmasına yönelik, daha önce Siyonizmin toplumu kamplara ayırmak üzere kullandığı layt İslam, radikal İslam, çağdaşlık, gericilik, laiklik, demokrasi, cumhuriyet vb. gibi önemli kavramlara fıtri ve gerçekçi izahatlar yapılan muazzam bir makale.

Bu tarihi sorumluluğu sayın yazar dile getirdikten sonra, ülkemiz dört bir taraftan kuşatılmışken ve içerde işbirlikçiler eliyle anahtar siyonizme teslim edilmeye çalışılırken; sorumluluk, toplumun her kesiminden kanaat önderlerinin vicdanlarına kalmıştır. Ve tarih bu sorumluluğu yerine getirmeyenleri hain olarak yazacaktır…

Milli Çözüme Karşı Olmalarının Nedeni Bu Hakikatlerin Milli Çözümle Ortaya Çıkmasıdır
Doğruyu yazma konuşma
Haklıya haksıza karışma
Mert ve dürüst olana yanaşma
Devam et koyun gibi yaşamaya

Yaşadığın gibi inan ve öyle yaşa
Tapmaya devam et makama paraya
Nefsinin kölesi ol, fani dünyada
Ozaman, İmanla çıkarmısın sabaha

Yazar Milli Çözüm hakikati
Karşı çıkar şeytan sürüleri
Azdır inanan dava erleri
Onun için yakındır, zafer günleri

Tebliğ
Bildirme-bildiri anlamlarına gelen tebliğ İslam toplumlarında kurumsal yapıya sahip bir kavram olarak, dinimizin “Ayetler ve hadisleri esas alarak doğru ve anlaşılır bir biçimde insanlara” ulaştırılması olarak ifade edilebilir. Bir konuda eksikliği olan herkesin bilgilendirilmesi, eksikliğinin giderilmesi bu manada önemli bir husustur. Bilgiye erişimin hayal edilenin çok ötesine geçtiği çağımızda hala mağarada yaşıyormuş gibi davranan, içinde bulunduğu toplumunun değerlerine, inancına sanki ilk kez görüyor ve duyuyor tavrıyla yaklaşan ve her seferinde düşmanca tavır takınanlara da anlama fırsatı verilebilmesi adına “tebliğ” yapılmalı ve gerçekler olduğu gibi anlatılmalıdır. Sayın yazarımız ısrarla ve inatla taktığı at gözlüğünü bir türlü bırakamayan bu güruha gerçekleri hatırlatmış ve hiçbir bahaneleri kalmayacak şekilde detaylı olarak açıklamıştır. Artık bugünden sonra “biz öyle bilmiyorduk” tarzı herhangi bir kaçış noktası bulunmamaktadır. İnatla ve ısrarla ve de hakaret maksadıyla takınılan tavırlar ve söylenen sözlerin ardından “bilmiyorduk” yalanı ve bahanesine sığınacakları fırsatları elden gitmiştir. Eğer ki bir düşünce yapısından dolayı aşağılanmayı ve dışlanmayı gerektirecek argümanlar gerekiyorsa da; aklen, ilmen, dinen, vicdanen ve tecrübe ile sabit pek çok sapık fikri savundukları ne yalandır ne de iftiradır. Ulemanın ifadesiyle ahir ve akıbetlerinin hayır olması için en azından insan onuruna yakışır bir hayat standardı için ifade edilen gerçeklere kafa yormalı ve dışa bağımlı-düşünmeyi zül gören sabit anlayış terk edilmelidir. İnşallah tebellüğ etmişlerdir.

AHLAKSIZ ŞEYTANLARIN CİNLERİ, İSTİSMARCI HAİNLERİN DİNLERİ VE MERTEKÇİLERİN İSLAM’A KİNLERİ!
İnsanlığın düşmanı ahlaksız Şeytanlar, şeytanlıklarının gereği olarak bütün güçleriyle ve sinsi bir şekilde ahlâksızlığın ve hayâsızlığın yaygınlaşmasını istemektedirler.
Din istismarcısı hainler, siyonist şeytanlarla işbirliği halinde her türlü ahlaksızlığı ve hayasızlığı gizlice ve kılıfına uydurarak işlemeyi gözü açıklık ve akıllılık sayarlar ve kötülüklerini insanlardan utanıp sakladıkları halde, Allah ve ahiret korkusu taşımayarak ve hiç umursamadan ve uslanmadan tekrarlayarak yaparlar.
“Elif’i mertek sanan” mertekçiler ise, hayatlarında bir kere olsun Kur’an’ı anlamaya ilgi ve ihtiyaç duymamış, ciddi bir tek İslami eser okumamış, kulaktan dolma ve birçoğu uydurma olan yarım yanlış bilgi kırıntıları dışında, dinle-imanla alakası olmamış, ama hasbelkader yetkili ve etiketli konumlara ulaşmış, akıl cücesi ve ilim cahili oldukları halde, din istismarcısı hainlerin ahlaksızlıklarını ve hayasızlıklarını bahane ederek , İslam’a ve Müslümanlara gerici diyen edepsiz takımıdır.
Milli Çözüm; İslam’ın sadece Müslümanların değil, herkesin hayrına ve yararına olacak ilmi, insani, ahlaki ve hayati prensipler içerdiğini insanlara duyurmaktadır! Tabi duyabilecek kulağı olanlara!

Doğru laiklik
Kasas suresi 55. Ayeti kerime

وَاِذَا سَمِعُوا اللَّغْوَ اَعْرَضُوا عَنْهُ وَقَالُوا لَنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۘ سَلَامٌ عَلَيْكُمْۘ لَا نَبْتَغِي الْجَاهِل۪ينَ
(Olgun ve onurlu Müslümanlar) ‘Boş ve yararsız olan sözü’ işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, (sizinle barışık olduğumuzu bilin, sadece bâtıl’ı reddederiz) biz cahilleri benimsemeyiz (onların yanlışına düşmek istemeyiz) ” derler. [Not: Bu ayet DOĞRU LAİKLİK (inanç, fikir ve düşünce hürriyeti ve serbeslik) anlayışının dinimizin özünde mevcut olduğunun deliliydi. Dinimizin ve diğer inanç sistemlerinin ve devlet kurumlarının birlikte ve barış içinde yaşamaları gerektiğine de işaretti. Doğru laiklik anlayışı devlet dinin faydalı ve yararlı bilgilerinden faydalanacakti. Ne devlet dini istismar edecekti (siyasi çıkar ve menfaatleri için kullanmayacakti) ne din devleti istismar edecekti (dünyevi çıkarları ve menfaatleri için kullanmayacakti). Bu iki kavram ve kurum birbirini istismar etmemesi için din hizmetleri ayrı ve bağımsız devlet hizmetleri ayrı ve bağımsız olacaktı, fakat birbirlerini denetleyeceklerdi. Din kurumu ile devlet kurumu barışip birbirlerinden ülke menfaati için faydalanacakti. Laikliği ecdadımız Osmanlı 600 sene en güzel şekilde uygulamıştı. Şeyhülislam, kazasker ve kadılık teşkilatları ile padişah ve devletin diğer teşkilatları uyum içerisinde çalışmış ve dünyada söz sahibi olmuştu. Fakat ülkemizde son 80 senedir laiklik maalesef özünden uzaklaşmış dinsizlik ve dindarlara baskı şeklinde uygulanmıştı. Çözüm Rahmetli Erbakan hocamızın dediği gibi 1-) T.C. Anayasamızın 24. Maddesinin son fıkrasında, yukarıda anlatılan şartlara uygun değişikliğin yapılmasıydı. 2-) Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Medine-i Münevvere’de uyguladığı çok hukuklu sistem modelinin T.C. anayasamiza eklenmesiydi.]

Metin Işık

HAKKI “GAVUR” GİBİ TANIYOR VE DE KORKUYORSUNUZ
İslam “Hak” tır ve de orta yoldur. Bunun; altı-üstü, sağı- solu, serti yumuşağı yoktur. İslam her türlü iyinin, faydalını, güzelin kaynağı, her türlü kötü, çirkin ve yanlışın karşıtıdır. Hülasa islam Hak ölçüsüdür. Onda eksiktir diye eklenen ve çıkarılan onun zıddıdır ve kötü niyet ehlinin gayreti olmaktadır. Hükümette Cumhuriyeti, Hukukta içtihadı esas alan İlahi mükemmel sistemin adıdır.
Bu gerçek her türlü deneyim ve tarihi gerçeklerle ispatlanmışken hala bilerek kasıtla eksik, fazla isnatlarla ona müdahale edenlerin karşısında olmak, ona sahip çıkmak Müslümanın imtihanı gereğidir. İşte Milli Çözüm bu gayretin şerefinin peşindedir. Üstadımız Ahmet Akgül Hocamızın Tarikat Terbiyesi kitabında “Hak gelince, batıl zail olur” ayetinin işaretiyle “Batıl gidince Hak gelmeyecektir” Yani önce Hak gelecek sora batıl yok edilip Adil Sistem kurulacaktır.
İşte şuurlu mü’minin bu gayesi , kafir ve münafıkları endişeye sürüklemektedir.
Bir Gün Gazetesinin kasıtlı ithamları ve bunlara ses çıkarmayan sözde aydın ve islamcılara bunların sorulacağı günler yakındır.

Müslümanlara gerici diyen ahmaktır…
Müslümanlara gerici diyen ahmaklara ve inkarcılara, bırakın dünyevi istikbali aydınlatmayı, daha insanın mahiyet ve tanımını bile yapmaktan acizsiniz.
İnsana ancak ” konuşan bir hayvan” diyebilliyorsunuz.
Bu vatanı İslam’ı ve müslümanları aşağılayan aşağılıklar sayesinde değil, İslam ve namus için savaşan, ölümü sadece ölmek olarak değil, şehadet olarak görenler sayesinde kazanıldı. O gerici diye tanımladıklarınızın sayesinde konuşabildiğinizi unutmayınız..

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...