ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün371
mod_vvisit_counterDün1835
mod_vvisit_counterBu Hafta2206
mod_vvisit_counterGeçen hafta16507
mod_vvisit_counterBu Ay14113
mod_vvisit_counterGeçen Ay85276
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18589374

IP'niz: 18.212.120.195
Bugün: 07 Ara 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12866841

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

Korkut Özal'ın Erbakan'a Karşı Liste Çıkardığı, R. Tayyip Erdoğan’ın da destek çıktığı: 1978 MSP KONGRESİNDE AHMET AKGÜL ÜSTADIMIZIN TARİHİ HİZMETLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 58
ZayıfMükemmel 

 

Korkut Özal'ın Erbakan'a Karşı Liste Çıkardığı,

R. Tayyip Erdoğan’ın da destek çıktığı:

1978 MSP KONGRESİNDE AHMET AKGÜL ÜSTADIMIZIN

TARİHİ HİZMETLERİ

      

25 Ekim 2021 tarihli Milli Gazete’de değerli Siyami Akyel, çok önemli ve anlamlı ve bu günleri daha doğru yorumlamamıza yardımcı bir konuyu gündeme taşımışlardı.

MSP’nin 1978 kongresinde yaşananlar

“Milli Görüş Hareketi, lideri Necmettin Erbakan’ın 1969 yılında Konya’dan bağımsız milletvekili seçilerek siyasete girmesi ve 26 Ocak 1970 tarihinde Milli Nizam Partisi’ni kurmasıyla Türkiye’de inançlı kesimin (ve her yönüyle Milli ve Adil bir Düzenin) temsilciliğini üstlenmiştir. Erbakan, mevcut sistem içinde siyaset yapmak yerine, sisteme dini-sosyo-ekonomik olarak da alternatif bir görüş sunmuştur. Buna rağmen hareketin kurduğu partiler kapatılmış, liderine siyaset yasağı getirilmiş, partileri içeriden defalarca bölme girişimine muhatap olmuş, bazen (bu) bölme hareketleri başarıya (da) ulaşmıştır. Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet partileri kapatılmış, lideri Necmettin Erbakan’a defalarca siyaset yasağı getirilmiştir. Milli Görüş Hareketi, Nurcuların muhalefeti, Korkut Özal’ın muhalefeti, Yenilikçilerin ayrışmasıyla AKP’nin kurulması ve Numan Kurtulmuş’un muhalefetiyle defalarca bölme girişimi yaşamıştır. Bu bölme girişimlerinden birisi MSP’nin 4. Olağan Kongresi’nde Korkut Özal’ın muhalefetidir. Nurcuların MSP’nin 2. Olağan Kongresi’nde yaptıkları muhalefetten sonra 15 Ekim 1978 tarihinde yapılan 4. Olağan Kongresi’nde Korkut Özal, Necmettin Erbakan’a muhalefet etmiş, tabanda aradığı desteği bulamayarak Erbakan’a karşı Genel Başkanlığa aday olamamıştır; ancak yönetim kurulu için alternatif liste çıkartmıştır. Erbakan’ın tek Genel Başkan adayı olarak katıldığı kongrede sert tartışmalar yaşanmıştır. Muhalif listede olan Korkut Özal, Kadir Mısıroğlu ve Mustafa Yazgan, Erbakan Hoca’nın listesini delerek yönetime girmiştir.

Kongrede Erbakan Hoca’nın listesi “Oğuzhan Asiltürk, Temel Karamollaoğlu, Süleyman Arif Emre, Yasin Hatipoğlu, Recai Kutan, Şevket Kazan, Fehim Adak, Hasan Aksay, Lütfi Doğan, Tahir Büyükkörükçü, Ali Oğuz, Fehmi Cumalıoğlu, Talip Alp, Remzi Hatip, Abdülkerim Doğru, Ali Güneri, Hüseyin Erdal, Rıza Öztürk, Turhan Akyol, Abdullah Tomba”dan oluşmaktadır. Korkut Özal’ın listesi ise “Kadir Mısıroğlu, İsmail Kahraman, Mustafa Yazgan, Bülent Arınç, Erdem Beyazıd, Lütfi Doğan, Tahir Büyükkörükçü, Abdülkerim Doğru, Abdurrahman Ünsal, Hasan Seyithanoğlu, Muammer Dolmacı, Sabri Özpala, Cevat Ayhan, Kemal Şadoğlu, Hüseyin Coşkun, Necati Gençoğlu, Hasan Kalyoncu, Cumhur Güven”den oluşuyordu.

Bülent Arınç ve İsmail Kahraman ile o günlerde İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Erbakan Hoca’ya muhalefet etmesi dikkat çekicidir. Çünkü bu üç isim, ileride Erbakan Hoca’nın kurduğu Fazilet Partisi’nden ayrılacak ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kuracaktır. Yine Özal’ın listesindeki Kadir Mısıroğlu, Mustafa Yazgan ve Erdem Beyazıd gibi kamuoyunun tanıdığı simaların da Erbakan’a karşı muhalefet blokunda yer aldığı görülmektedir. MSP’nin 4’üncü kongresinde dikkat çeken detaylardan birisi de Recep Tayyip Erdoğan’ın Korkut Özal’ın listesini desteklemesidir. Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınında bulunan ve danışmanlığını yapan AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli, Ömer Özbay ile birlikte yazdığı “R. Tayyip Erdoğan-Bir Liderin Doğuşu” adlı eserde, Tayyip Erdoğan’ın Erbakan’a 1978 kongresinde muhalif olduğunu ve Korkut Özal’ı desteklediğini övünerek anlatmaktadır.

O tarihte MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı olan R. Tayyip Erdoğan’ın Korkut Özal’dan yana tavır aldığı, genç olmasına rağmen aktif olduğu, hatta kongrede fiziki temasa kadar uzanan gerginliklerin yaşandığı bilgisini veren Besli-Özbay ikilisi, bu konunun detayları hakkında şunları söylemektedir:

“Fazilet Partisi’nin 14 Mayıs 2000 tarihinde yapılan kongresinde iyice su yüzüne çıkan ‘Yenilikçi, Gelenekçi’ ayrışmasının kökleri, ilk defa 1978 kongresinde ortaya çıkan bu ‘ikinci liste’ olayına kadar uzanır. 1978’de muhalif listeyi destekleyen delegelerden biri olan Tayyip Erdoğan, 22 yıl sonra gerçekleşen Fazilet Partisi 1. Büyük Kongresi’nde ise ‘Yenilikçi Hareket’in doğal lideri durumundadır” (Bir Liderin Doğuşu Recep Tayyip Erdoğan. Besli-Özbay. İstanbul: 2014, s. 41-42). Besli’nin sitayişle bahsettiği olay, ileride Milli Görüş Hareketi’ndeki başka bir bölünmenin habercisidir aslında. O günlerde siyaseten fazla bir karşılığı olmayan, genç ve yolun başında olan Recep Tayyip Erdoğan’ın; ileride AKP’yi kurarak Milli Görüş’le yolunu ayıracağı, “Milli Görüş gömleğini çıkarttım” diyeceği belki MSP’nin 4’üncü kongresinde tahmin edilemezdi, ancak ileride yapıp edeceklerine dair bir ipucudur aslında.

İsmail Kahraman ve Bülent Arınç’ın da Korkut Özal’ı desteklediği düşünülünce bu iki ismin AKP’nin kuruluşundaki aktif rolü daha iyi anlaşılacaktır. Kaldı ki Korkut Özal, 1978 yılında kendisini destekleyen MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluş aşamasında yönlendirdiğini şöyle anlatmaktadır: “Erdoğan’ın ekibi Özal’ın kadrosundan daha kuvvetli. Ben onlara, ‘Partiyi Fazilet’in üzerine kurmayın’ dedim. O zaman ister istemez İslâmcı diye anılacaklardı” (Milliyet, 21 Nisan 2003).

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulma sürecinde ve sonrasında “AKP’yi Erbakan Hoca gizlice kurdurdu” iddiasını fısıltı halinde yayanlara Erbakan Hoca’nın “Erbakan Hoca Bensem, Ben buradayım, Saadet Partisi Genel Başkanıyım” sözleriyle verdiği net cevaba yani “kişinin beyanı esastır” karinesine rağmen söz konusu iddia fısıltı halinde devam etti. Bu iddia sahiplerine Korkut Özal, Recep Tayyip Erdoğan, İsmail Kahraman ve Bülent Arınç’ın Erbakan Hoca’ya muhalefetinin Fazilet Partisi’nin kapatılma sürecinde ortaya çıkmadığı, tam aksine bidayetten beri (MSP’nin 1978 kongresi) var olduğunu hatırlatmak gerek.”

Burada yeri gelmişken önemli bir soruyu gündeme taşımamız ve doğru yanıtı üzerinde kafa yormamız lazımdı:

Sn. Recep T. Erdoğan’ın, Rahmetli Erbakan Hocamıza ve tabi aslında Milli Görüş’ün genel amaçlarına ve esaslarına yönelik "muhalif tavırları” tam 45 senedir ve özellikle son 20 yıllık iktidar süresince, akıl ve vicdan ehli herkes tarafından bu denli net ve kesin bilinip durmasına… Ve bu fasit zihniyetin Davaya, Dine, Devlete, Millete ve Ümmete yönelik korkunç zararları ve tahribatları, ahmakların bile anlayacağı şekilde açıkça ortaya çıkmasına rağmen... Ahir ömründe kalkıp: “SP yönetiminin AKP’li kardeşlerimizi (ve Tayyip Bey’i) tenkit edip durmaları oldukça yanlıştır; bu nedenle mevcut SP Yönetiminin değiştirilmesi lazımdır!” şeklinde beyanlarda bulunan, hatta bu yönde girişimler başlatan… Yetmez, Sn. Erdoğan’ı evinde ağırlayan ve (1974 Harekâtı’nın gerçek mimarı Erbakan’ın isminin dahi anılmadığı) Kıbrıs kutlamalarına katılıp Erdoğan’a yılışık gülücükler dağıtan... Hatta vefatı üzerine Sn. Erdoğan’ın: "Siyasi hizmet hayatımızın hiçbir döneminde, onunla irtibat ve istişareyi kesmediğimiz bir ağabeyimizdi!?..” anlamındaki itiraf ve iltifatlarına mazhar olan ŞAHIS (ismen ve resmen değil, fikren ve sinsice) kim olmaktaydı?

Erbakan Hocamız: "Akıl; ‘şunlar şunlar doğru ise, bunlar da doğrudur’ şeklinde bir muhakeme ve mukayese kabiliyetidir. Bir temyiz-ayırt etme yeteneğidir...” buyururlardı. Şimdi bu mukayese ve muhakeme yapılmadığına göre, ya AKIL KISIRLIĞI vardı veya vicdanlar kararmıştı!

Gelelim 1978 MSP Kongresi’nde yaşananlara...

Ahmet Akgül Üstadımız aktarmıştı:

"Biz, 1978 MSP Kongresi’ne Elazığ’dan katılmıştık. Henüz 28 yaşında olmamıza rağmen; ilim ve Kur’an ehli sayılmamız ve Milli Görüş delisi tanınmamız nedeniyle Doğu ve Güneydoğu'da, İstanbul, İzmir ve Adana'da özel bir ağırlığımız ve saygınlığımız vardı. Akıncılar Teşkilatı Bölge Başkanlığı ve Et Balık Kurumu Personel Müdürü görevlerini yapmaktaydık.

Ankara’ya vardığımızda, Korkut Özal’ın Erbakan Hoca’ya rağmen ayrı bir liste çıkaracaklarını ve bütün illerden gelen parti delegelerini avlama ve tavlama merkezleri kurduklarını ve belirli otelleri ablukaya aldıklarını anladık. Korkut Özal Ekibi, çok kirli ve etkili bir kulis faaliyeti başlatmışlardı. Erbakan Hocamız ise, kendi listesindeki insanlara özellikle: “Teşkilat içerisinde kulis yapmanın haram olduğunu ve Allah’a tevekkül edip, sabırla kongre sonucunu beklemek lüzumunu” hatırlattığı halde, özellikle Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan, Recai Kutan, Temel Karamollaoğlu ve Yasin Hatipoğlu, "Aman Kongreyi kaybedeceğiz” görüntüsü ve gerekçesiyle, karşı kulis faaliyetlerine başlamışlardı. Ancak bunların "sadakat ve ahde vefa” konularını vurguladıkları, katı, kırıcı ve kışkırtıcı tavır ve uyarıları, tam aksine delegelerin Korkut Özal’a kaymalarına yaramaktaydı. Biz bu ortamda, durumdan vazife çıkarıp, delegelerin toplandıkları mekânları dolaşarak, "Oynanan oyunların perde arkasını, inancımız açısından CİHAT, BİAT ve İTAAT kavramlarının anlamını ve sorumluluklarımızı” anlatmaya başladık... Bu arada Korkut Özal ekibinin asıl hesaplarını ve sinsi planlarını anlamak üzere, onların ağzıyla konuşarak Malatya delegelerinin yanına vardık. "Korkut Bey’in ayrı liste çıkarmasının pek işe yaramayacağını, Erbakan Genel Başkan olduktan sonra Onunla başa çıkılamayacağını” hatırlattık... Bunun üzerine bana: "Senin haberin olmadı mı? Delegeleri ve Parti yetkililerini ürkütmemek için, önce Erbakan’ın Genel Başkan gösterildiği listenin kazandırılacağını, hemen ardından yapılacak bir tüzük değişikliği ile, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin Parti içi darbesiyle Hoca'nın MSP’nin başından uzaklaştırılacağını” hatırlatmışlar, böylece kirli ve sinsi planlarını açığa vurmuşlardı. Biz bu bilgileri tüm delegelere ve yetkililere ulaştırmaya uğraşınca, Genel Merkez’den, nerelerle temas kurmamız hususunda bilgiler akmaya başlamıştı. Korkut Özal ekibiyle görüşmemiz sırasında, her iki listede de bulunan Lütfi Doğan, Tahir Büyükkörükçü ve Cevat Ayhan gibi isimleri sorduğumuzda bize: "Eğer Korkut Bey’in listesi kazanırsa, bunların zaten yerlerinde kalacağını… Yok, eğer Erbakan’ın listesi kazanırsa bu kimselerin "Korkut Bey haberimiz olmadan bizi listesine yazmış!" açıklamasını yapacaklarını da aktarmışlardı...

Ve derken Kongre Başlamıştı!

Ve nihayet kongre başladı. Korkut Özal ve ekibinin hırçınlık ve hırsları göze batmaktaydı. Öyle ki delegeleri sindirmek, kendi saflarına çekmek ve hatta sandıklara müdahale etmek üzere, Irkçılar tarafından Fatih Camii bahçesinde kalleşçe şehit edilen rahmetli Metin Yüksel’i ve bazı gençleri, haki renkli parkaları giyinmiş ve kamuflaj başlıklarını geçirmiş olarak salonda baskı havası oluşturmaya çalışırlarken, Elazığlı olup İstanbul’da yaşayan Yüksek İnşaat Mühendisi, yiğit ve müstakim Kardeşimiz Abdulvahap Demirel gibi akıncıların cesur ve onurlu müdahalesi, bu gözdağı numaralarını boşa çıkarmış ve etkisiz bırakmıştı. Ve işte Recep Tayyip Erdoğan da, Korkut Özal’ın bu kirli operasyonlarında ve sinsi oyunlarında hep onların tarafındaydı.

Kongre Divan Başkanlığına, Konya Milletvekilimiz olan Avukat Şener Battal getirilmiş durumdaydı. Parti tüzüğüne ve yönetmeliklere göre, eski parti yönetiminde olanlar, aleyhte konuşmak ve tenkit yapmak üzere söz alamıyorlardı. Sadece, en sondaki temenni ve talep bölümünde konuşabiliyorlardı. Buna rağmen, önceki parti yönetiminde bulunduğu halde Korkut Özal ısrarla konuşmak için müdahalelerde bulunmaktaydı. Nihayet gerginlik yaşanmasın diye Erbakan Hocamızın da müsaadesiyle Korkut Özal kürsüye çıkmışlardı.

Erbakan Hocamız Kongreyi açış konuşmasında, “77 seçim sonuçlarının bir hezimet olmadığını, cemaat ve teşkilatımızın elinden geleni yaptığını, ama rakiplerin ve dış güçlerin bütün imkânlarıyla MSP’ye saldırdığını ve takdir-i ilahi olarak ortaya çıkan bu neticenin hakkımızda hayırlı olacağını, telaş ve endişeye gerek bulunmadığını” güzel bir dille anlatmışlardı.

Arkasından bir nevi zorla kürsüye çıkan Korkut Özal, Erbakan'ı “edebiyat yapmak ve cemaati oyalamakla” suçlamış, “77 seçim sonuçlarının açık bir hezimet olduğunu” savunarak ve bundan birinci derecede Hoca’yı sorumlu tutarak Erbakan'dan bu hezimetin hesabını sormuşlardı.

Bunun üzerine Erbakan Hocamızın kulağına fısıldadığı notlarla söz alan Ali Oğuz, "Fehim Adak Bey, 1973’te Mardin’den milletvekili seçildi ve Bakan oldu... Bütün ülkeye ve özellikle kendi bölgesine halkı memnun edecek hizmetler götürmüş ki 1977 seçimlerinde MSP, Mardin'de milletvekili sayısını ikiye çıkardı. Buna karşılık biz 73’te Erzurum’dan 3 milletvekili kazandık. Korkut Özal Bey ise özellikle o bölgeye hizmet götürecek Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na getirildi... Ve 77 seçimlerinde kendilerinin aday olduğu Erzurum’dan bu sefer 6 milletvekili çıkarmamız gerekirken, tam tersine bire düştü. Demek ki Korkut Bey, Bakanlığında başarılı olamamış ve yararlı hizmetler yapamamıştır. Bu nedenle önce zat-ı âlileri, kendi seçim bölgesindeki bu hezimetin hesabını versinler, ondan sonra Genel Başkanımızdan hesap istesinler!..” şeklinde çok nefis bir cevap vererek Korkut Özal'ı susturmuşlardı.

Daha önce Korkut Özal’ın listesine “evet” deme kararı alan, oy zarflarına Özal’ın listesini koyup sandığa atmak üzere kapatan pek çok Milli Görüş delegesi bu konuşmalar üzerine... Ve tabi ki Aziz Erbakan Hocamızın vakarı ve sakin tavrına karşı, Korkut Özal’ın ve adamlarının şımarık ve dava ahlâkına aykırı davranışlarını görünce, zarfları söküp Özal’ın listesini çıkararak, Erbakan Hocamızın listesini koymaya başlamışlardı. Erbakan Hocamız, Allah’a tevekkül ve teslimiyet sahibi kararlı bir lider ve sabırlı bir rehber saygınlığı içinde tüm delegelere hitaben şu imani gerçekleri haykırmışlardı:

"Bizler Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinden gelmiş delegeleriz… İstediğimiz listeye oy verip, istediğimiz yönetimi seçeriz. Yani neticeyi biz belirleriz..." diye düşünenler yanılmaktadır ve elbette yanlış yapmaktadır. Çünkü yegâne kuvvet ve Kudret sahibi ancak Cenab-ı Hak’tır; her konuda sonuç O’nun takdirine ve kararına bağlıdır… Ve işte bu kongrede de, ne Siyonist dış merkezlerin, ne de içimizdeki gafil kimselerin değil, ancak ve yalnız O’nun dediği olacaktır!.." buyurmuşlardı ve Onun listesi kazanmıştı.

Ve kongreyi takip eden gün, Hürriyet gazetesinin manşeti çok enteresandı ve hıyanet girişimlerinin perde arkasını açığa vurmaktaydı:

“İçten ve Dıştan Yapılan Bütün Girişimlere Rağmen Yine Erbakan!..”

İşte Erbakan’a karşı, daha önce nice hıyanet ve davaya hakaret girişimini, yüksek feraset ve cesaretiyle ortaya koydukları gibi, Korkut Özal'ın sinsi kompleks ve komplolarını herkesten önce Ahmet Akgül Hocamız teşkilata ve tabana hatırlatmış, bu nedenle başlarına gelmeyen kalmamış, ama sonunda yine kendileri haklı çıkmışlardı.

MSP'li yıllarını tekrar hatırlayalım: Bilenler bilir, Milli Görüş içinde ilk ayrılış MSP döneminde yaşanmıştı. Ayrılık hareketinin başını çekense, tabii ki Korkut Özal'dı. 1978 MSP Kongresi’nde Hoca'ya karşı liste çıkarmışlardı. Şimdi, 10 puanlık uzman sorusu; peki Korkut Özal'ın o sırada en yakın destekçisi arasında kimler vardı? El cevap; Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç’tı... Nereden baksanız, Tayyip Erdoğan - Korkut Özal - Bülent Arınç işbirliğinde, on yıllara dayanan bir derinlik vardı. Yani siyasette hiçbir şey tesadüflere dayanmazdı.

MSP'nin 1978'deki kongresinde Erbakan'a karşı Korkut Özal’ın hazırladığı alternatif listede Kadir Mısıroğlu (ve İsmail Kahraman) da yer almaktan utanmamışlardı. Özal ve Mısıroğlu, Erbakan'ın listesini delmeye çalışmıştı. İşte bu süreçte Erbakan karşıtı alternatif listeden kazanması için çalışan gençlerden biri de Sn. Tayyip Erdoğan’dı. Serkan Yorgancılar “İslamcı Gençliğin Yazılmamış Öyküsü: Akıncılar” adlı kitabında, 1976'daki MSP İstanbul İl Gençlik Kolları Kongresi'nde Erdoğan, Divan Başkanı Kadir Mısıroğlu kurnazlığıyla başkan seçilmiş; Sebil dergisine kapak yapılmıştı...

Siyonist güçlerin ve içimizdeki sağcı-solcu hain işbirlikçilerin asıl korkuları, en başından beri Erbakan olmaktaydı ve Onun onurlu amaçları ve olumlu programları hedef alınmıştı. Bu masonik ve münafık çevreler Erbakan'ın kontrolü dışında; “İslamcı hatta şeriatçı” bir MSP’ye bile hazırdı ve razıydı. O tarihlerde Hürriyet gazetesi, şöyle bir manşet atmıştı: “Ya Erbakan, Ya MSP” Yani bu: “Erbakan'ı dışlayın, MSP'yi kurtarın” mesajıydı! MSP’nin 1978 Genel Kongresi öncesinde Türkiye'nin tirajı yükseltilmiş, bununla orantılı olarak malum sermaye çevrelerinin sözcülüğünü ve dahi gözcülüğünü üzerine yüklenmiş olmakla tanınan gazetesi Hürriyet “Ya Erbakan, ya MSP.” manşetiyle çıkmıştı… İşte Korkut Özal gibi marazlıları bu manşetler ve çok özel ve gizli münasebetler ayaklandırmıştı.

Bu maksatla; “MSP’yi Erbakan’dan kurtarma ve kaleyi içten yıkma” operasyonları da hızlanmıştı. Ve nihayet 15 Ekim 1978'de yapılan MSP Büyük Kongresi’nde çıbanlar deşilmeye başlamış, muhalifler cebindeki taşları ortaya saçmışlardı. Korkut Özal'ın başını çektiği ekip “Önce Hoca’nın çevresini boşaltmak ve Genel İdare Kurulu’na kendi adamlarını doldurmak, arkasından da bir parti içi darbe ile Hoca’yı devre dışı bırakmak” amacına yönelik, iki kademeli bir plan uygulamış, ama başarılı olamamışlardı.

Erbakan’ın En Büyük Kerameti, İşte Böylesi İnsanlarla Bu Davayı, Temelden Başlatıp Bugünlere Taşımasıydı!..

Aziz Erbakan Hocamızın talimatıyla 1995 yılında Libya Trablusgarp’ta toplanan İslam tarihinde ilk ve son defa yapılan ve 600 kadar seçkin ilim, irfan ve Devlet erbabının katıldığı Tasavvuf Kongresi’nin ardından, daha önce programlanan İtalya, İsviçre, Fransa ve Avusturya Konferanslarımızdan sonra uğradığımız Almanya'da, sonradan AKP’ye kayıp milletvekili seçilen bir ilahiyat profesörü bize, şaka yollu: "Yahu, Erbakan’ın ne kerametine rastladınız da, bu denli hararetle Onu savunmakta, ve Ondan örnekler sunmaktasınız?!..” diye takılmışlar ve aslında içindeki marazını kusmuşlardı. Kendilerine "Erbakan’ın kerameti Benim!” deyince "E, senin ne kerametin var?” diye sorunca şu yanıtı almışlardı.

“Ben kendi çapımı da, çabamı da çok iyi biliyorum… Ve düşünüyorum; bu davada en samimi ve gayretli bilinenlerden birisi de biz olduğumuza göre, Aziz Erbakan Hocamızın böylesine çarık-çürüklerle, hem de yedi düvele ve yetmiş yedi Din taciri çevreye rağmen, bu Haklı ve hayırlı davayı, tek başına temelinden başlatıp bugünlere taşımasından... Tüm Siyonist zındıkların ve Müslüman kılıklı münafıkların en ciddi korkuları olmasından daha büyük keramet olur mu?” deyince apışıp kalmışlardı.

          

Şiir:

“Anlayana, sivrisinek saz gelir

Ahmaklara, davul zurna az gelir...

Ahmet Hoca, sen Hak rızasın ara

Sabret bekle, kış bitiyor, yaz gelir!..”

 

 

Makale Paylaşım Sayısı: 348

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR