ÇEKİL ARADAN, KALSIN YARADAN
“Kenz-i mahfi” iken, aşikâr olup
Varlığın vahdetin, zahir eden kim…
İmanla hayatım, huzurla dolup
Tutup imtihanla, zehir eden kim…
Yaratılan şekil, tüm gördüklerim
Hepsi gölge hayal, ardım ilerim
Resimleri ben mi, yapar silerim
O dilemedikçe, nasıl dilerim
En ilk Muhammed’i, ahir eden kim…
Hak’tan bihaberdim, şaşkın cahildim
Sahipsiz kıymetsiz, bencil bahildim
Hem ilmü irfana, çok naehildim
Beni hikmetine, mahir eden kim…
Kendim bir şey sanıp, boş kibirlendim
Bin bir parça iken, şükür birlendim
Defalarca kayıp, çokça kirlendim
Çirkeften çıkarıp, tahir eden kim…
Arz-ı cemal etti, oldum pervane
Hasretiyle saldı, beni giryane
Bazen bu gönlümü, kılup virane
Bazen de mamur bir, şehir eden kim
Bir an bülbül edip, şevkle şakıtıp
İbretle hayretle, çevre bakıtıp
Bazen üzüp derdim, içe akıtıp
Mahzun gözyaşımı, nehir eden kim…
Bir an terü taze, bir bak bayatım
“Bast” iken “Kabz” olur, kaçar rahatım
Vuslat karşılığı, bütün hayatım
Yüz görümlük için, mehir eden kim…
Sevdasıyla aklım, başımdan alup
Sonra kurbiyetten, gurbete salup
Zikrü tefekkürden, gaflete dalup
Kusurumla kalbim, kahir eden kim…
Bazen Tur dağında, nurdan zirveyim
Bazen Bel’am ile ahbap kirveyim
Lat Menat’ken bir dem, Sefa Merve’yim
Tevbe edem diye, tehir eden kim…
Hidayet kemendin, taktı boynuma
Hile ve hıyanet, girmez oynuma
Hakikat aşkını, soktu koynuma
Ahmedini dobra, şair eden kim…

Milli Şuur ve Manevi Huzur Kaynağı MİLLİ ÇÖZÜM
“Ben bir gizli hazine (kenz-i mahfi) idim. Görünmek için bu alemleri yarattım.”
Bu hazla ve zevkle ele geçen “varlığın birliği” idraki: Mutlak Varlık’ı Allah’ta görür; O’nun dışındaki her şeyi ise yok oluşta… Fakat yine her nesneye Allah’ın yarattığı şey diye bakar. Bu şeriattir ve mutlaka bunun böyle olması lazımdır! O şeye, haşa, Allah diye bakmaz!
Milli şuurla beraber şiirlerle, sohbetlerle, makalelerle manevi huzuru, yaratılış ve imtihan sırlarını, dünya hayatının hakikatini bizlere öğreten Ahmet AKGÜL Hocamıza saygı hürmet sunuyoruz.
ÖZÜMÜZÜ ANLAMAK MI İSTİYORUZ!.. ŞİİRİ HAKKIYLA OKUYUNUZ
”İmanla hayatım, huzurla dolup
Tutup imtihanla, zehir eden kim…”
Yani nediyeyim artık…İçimizi dışımıza döken kendimizi daha rahat anlamamıza yarayan , dışardaki kimseleri kandırsakta , özümüzün ne olduğunu çok iyi anlamamıza yarayan bu şiir görüntülü ama hakikatte KUR’AN AHLAKI’nı bizlere aşılayan bu muazzam harikulade sözler bizlerin kendimize gelmesine, riyadan uzaklaşmamıza, münafıklık tavırlarımızdan sıyrılmamızı sağlayacak tabiki samimi olarak içtenlikle okunduğu ve uygulandığı takdırde bizleri manevi olarak zirveye çıkarabılecek dörtlükler bunlar………. Allah istifade eden kullarından ve yaşayan müminlerden eylesin inşaallah cümlemizi…….Allah Razı Olsun Muhterem Ahmet hocam…
Ne mutlu
Milli Çözümle tanışalı hayata,varlık evrenine,olaylara vb.. bakış açım değişti.Hadiselere karşı müslümanca bakış açısı,şuurlu yorum ve tavırların okulu olmakla beraber;kişinin öz benliğini doğru tanınmasında,varlığın gerçeğini bilme,tevhidi anlayışa ulaşma adına da birmektep olmaktadır Milli Çözüm.
Bu şiirler,makaleler dert, dava sahibi -Kemale ulaşmış bir vicdan-ın yakarmaları,inlelemeleri,haykırışlarıdır!..
Raşit halifeler manevi anlamda zirvede kimseler olmaklıklarıyla beraber hilafet makamında nasıl destanlar yazdılarsa ;şiiri kaleme alan muhterem üstat da maddi-manevi anlamda kemale ermiş iki kanadıyla , hakikat sahasında halen yürüttüğü büyük hizmeti medeniyet sahasında da sergileyerek ,insanlığa çok büyük katkılar sunacaktır!
Ne mutlu bu açık gerçeğe karşı vicdanını kapamayıp Hakkın enfüs ve afakta hakim olmasına koşturanlara…