YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6adfb691c8359
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 4 3 5
Bugün : 58112
Dün : 61003
Son 30 gün : 1743208
Toplam : 64102970
IP Adresiniz : 216.73.216.239

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

CUMHUR İTTİFAKI’NIN ÇAMUR İCRAATLARI
VE
DEŞİLEN FON LAĞIMI

AKP’li Hayati Yazıcı’nın FON’cu Oğlunun Mal Varlığına Konulan Tedbir Kaldırılmıştı!

Fon soruşturması kapsamında ifadesi alınan AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı alınmıştı. Yazıcı’nın mal varlığına getirilen tedbir de saatler sonra kaldırılmıştı. İlk kararda mal varlığına tedbir konulan, ancak saatler sonra kaldırılan Yazıcı’nın dışındaki diğer dört isim şunlardı: Ali Emre Ballı, Güven Çapan, Hayati Efe Oğuz, Murat Yönaç… AKP’nin kurucuları arasında yer alan Hayati Yazıcı, 2011-2014 yıllarında Gümrük ve Ticaret Bakanıydı. Yazıcı halihazırda Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıydı.

Ve tabi asla unutulmasın ki MHP de bütün bunların suç ortağıydı!

Tedbir Kararı Saatler İçinde Kaldırılmıştı: Hayati Yazıcı’nın Oğlunun Şirketi Temerrüde (Borçlarını Ödeyemeyecek Vaziyete) Düşmüş Durumdaydı!

Merkezi Kayıt Kuruluşu; AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tek pay sahibi olduğu Adil Varlık Yönetim A.Ş.’nin ihraç ettiği TRFADLVE2612 ISIN kodlu borçlanma aracının 6 Ekim 2026 tarihli itfa ve kupon ödemesini şirketin parayı aktarmaması sebebiyle gerçekleştiremediğini açıklamıştı. Fon soruşturmasında mal varlığına konulan tedbirin saatler içinde kaldırıldığı Mustafa Yazıcı’ya ait şirketin temerrüde düşmesi piyasalarda yankı uyandırmıştı.

Türk sermaye piyasalarında finansman bonosu ve özel sektör borçlanma araçları piyasasında peş peşe yaşanan ödeme krizlerine bir yenisi daha katılmıştı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yayımladığı son dakika duyurusuyla, Adil Varlık Yönetim Anonim Şirketi tarafından ihraç edilen borçlanma aracının vadesi gelen kupon ve anapara itfa ödemesinin gerçekleştirilemediğini duyurmuşlardı.

Diyanet’in FON’daki Payı Yarı Yarıya Azalmıştı!

AKP’liler tarafından yaşatılan Fon Krizinin ardından Türkiye Diyanet Vakfı, fondaki birçok yatırımını geri çekme kararı almıştı. Gazete haberine göre karar, vakfın Mütevelli Heyeti Başkanı da olan Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş tarafından alınmıştı.

31 Ağustos 2026’da 1 milyar 228 milyon 259 bin 509 olan vakfın elindeki pay adedi, 29 Eylül’de 590 milyon 637 bin 350 adet azalarak 637 milyon 622 bin 159’a gerilemiş durumdaydı.

Böylece, Diyanet’in de Foncu Olduğu Ortaya Çıkmıştı

Diyanet’in fondaki payları, 2 Eylül 2026 tarihli haberlerle kesinlik kazanmıştı.

Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) yüksek paya sahip yatırımcıların kimliklerinin belli olmasıyla, Türkiye Diyanet Vakfı’nın Aktif Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’nda yaklaşık 2,18 milyar TL yatırımı olduğu anlaşılmıştı.[1]

Merak ediyoruz; bu FON olayında; faiz, kumar, haksız kazanç ve fırsatçılık var mıydı ve bunların fetvası nasıl alınmıştı?

Fon Vurgununda: “Erdoğan’ın Yardımcıları, Milletvekilleri, Bürokratları ve Yakınları!”

FON vurgunuyla vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çökülmüş durumdaydı. 800 milyar liralık vurgun çarkı; 3-5 kuruşunu enflasyondan korumaya, bir kenarda arttırmaya, belki biriken borçları bu vesileyle kapamaya çalışan küçük yatırımcının üzerine yıkılmıştı. 455 bin tekil yatırımcı, 2 milyondan fazla doğrudan fondan etkilenen insan ve toplamda 5 milyona yakın bu işten zarar gören mağdur vardı. Erdoğan’ın atadığı bürokratlar bu işin tam ortasındaydı. Biri Büyükelçi, biri Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, biri İstişare Kurulu Üyesi, biri Varlık Fonu Yöneticisi; diğerleri Erdoğan’ın Yardımcıları, Milletvekilleri, Bakanları, Bakan Yardımcıları, Bürokratları ve yakınlarıydı.

Osman Arıkan Nacar ve Ömer Çelik Beraber Tatil mi Yapmışlardı!?

FON’lardan 20 milyar TL çekip yurt dışına kaçan Osman Arıkan Nacar en yakın arkadaşıyla baş başa tatil yapmıştı. O arkadaşının, AKP Sözcüsü Ömer Çelik olduğu iddiaları vardı.

“Fatma Betül Sayan Kaya, 367 Ev Parasıyla Oradan Ayrılmıştı!..”

“Fatma Betül Sayan Kaya; 163 milyon lirayı yani yaklaşık 27 ev parasını bir yerlerden bulmuş, gitmiş fona yatırmıştı. 5 ay sonra aldığı tüyo ile “çık” dedikleri gün çıkmış ve 2,2 milyar TL, yani 367 ev parasıyla oradan ayrılmıştı. Yani eski Aile Bakanı, AKP Gn. Bşk. Yardımcısı; 27’sini koyup 340’ını gariban vatandaşın sırtından çarpıp 367 ev parasıyla FON’dan çıkmıştı.

Fırından, 20 liralık bir ekmeği görüp açlıktan nefsine yenik düşenler hapse atılmıştı; bayram sabahı evdeki çocukların nefsi körelsin diye zengin mahallesinden bir tepsi baklavayı alıp 6 evladına yediren adam 14 yıl ceza alıp zindandaydı; ama Fatma Betül Sayan Kaya uzun zaman baskı yapılmasaydı ifadeye bile çağrılmaksızın dışarıdaydı! Bir tane tevbe hesabı açmışlar, bir tane etkin pişmanlık hesabı açmışlar; ana parayı ayırmışlar, faizini kaydırmışlar, bu meseleden kurtulmaya çalışıyorlardı…

“Tera Fon İçin Daha Çok Konuşacağız”

Fatma Betül Hanım elbette yalnız sanılmasındı. “Bilseydim eğer, bu işleri kendi adıma yapar mıydım?” diye sızlanmıştı. Onun bilmediği ama şu an Bakanlar Kurulu’nda bulunan birçok Bakanın bildiği, bütün AKP bürokrasisinin bildiği bir şey vardı; bu işleri çantacılara yaptırıyorlardı. Ya da parayı Lüksemburg’a yolluyorlar, orada bir offshore hesabına koyuyorlardı. Sonra yabancı yatırımcı sayılıyorlardı.

Lüksemburg’daki offshore hesaptan Türkiye’de yabancı yatırımcıymış gibi o Tera Fon’da taklaları attırıyorlar, böylece büyük paraları kazanıyorlardı. “Bu fon sadece paraya para katılan bir yer sanılmasındı; dünyanın en büyük çamaşır makinasıydı!.. FETÖ borsasının kirli parasının, İBB borsasının kirli parasının içinde tur atıldığı, üç ileri bir geri yıkandığı; ön yıkama, son yıkama, sıkma derken İBB borsasının parasının temizlenip aklandığı yerin adı Tera çamaşır makinasıydı!..” diyenler haklıysa geleceğimiz karanlıktı!.. 

“Hayati Yazıcı’nın Oğlunun Tedbiri Bir Saatte Kaldırılmıştı!”

Sadece Fatma Betül Hanım mı FON’a bulaşmıştı? Hayır!.. Örneğin, Sayın Hayati Yazıcı’nın oğlu da oradaydı. Mal varlığına tedbir koymuşlardı, Hayati Başkan’ın oğlu olduğu anlaşılınca hemen tedbiri kaldırmışlardı. Muhalif Belediye Başkanlarının annesinin, babasının, oğlunun, kardeşinin hesaplarına üç kuşaklık şirketlerine tedbir koymuşlardı. 18 aydır hâlâ kaldırmamışlardı. İtirafçı olandan tedbiri kaldırıp, kendisini salıyorlardı. İtirafçı olmayanın yedi sülalesine zulmediyorlardı. Hayati Yazıcı’nın oğluna gelince bir saatte tedbiri kaldırıyorlardı!.. 

“Türkiye Yüzyılı” Yazısını Gören, Artık Yüzyılın Soygununu Hatırlasındı!..

İki dönem AKP’de Milletvekilliği yapan Sayın Ertan Aydın vardı. “Türkiye Yüzyılı” kampanyasını yapan adamdı. Öyle bir noktada ki şimdi yurt dışına çıkış yasağı getirilmiş bekletiyorlardı. Açılacak “tevbe hesabına parayı koyarsa” ona da hiçbir şey olmayacaktı inşaallah(!) “Türkiye Yüzyılı” diyerek, yüzyılın soygununu yapmışlardı. Bundan sonra “Türkiye Yüzyılı” yazısını gören, yüzyılın soygununu hatırlasındı!..

Bu FON vurgununa bir isim daha katılmıştı. AKP’li bürokrat Osman Arıkan Nacar, şirket E-Data. Soyduğu para 20 milyar liraydı. Yani Fatma Betül Sayan Kaya’nın tam 10 katını soymuşlardı. Peki bu kaç daire parasıydı? Buradan vurulan para 3 bin 333 apartman dairesi parasıydı!.. Bu Osman Arıkan Nacar 15 gün önce en yakın arkadaşıyla baş başa tatil yapmışlardı. Bu arkadaş ise AKP’nin sözcüsü Sayın Ömer Çelik çıkmıştı!

Erdoğan’ın Yeğeninin Şirketi BinBin Hisselerinden Parayı Vurmuşlardı!..

Evet bu FON vurgunu işinin Parti Sözcüsü boyutu vardı, kabinede Bakan boyutu vardı, Genel Başkan Yardımcısı boyutu vardı, Saray’da yakın çalışma arkadaşları boyutu vardı; ama bu işin bir de aile boyutu vardı. Fon operasyonunun ilk dalgasında gözaltına alınan Lidya Holding vardı; Yönetim Kurulu Başkanı Enver Çevik olmaktaydı. Bulls Yatırım vardı; Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya’ydı. Bunlar savcılıktan serbest bırakılmışlardı. Bunlar tutuklanamayacak kadar büyük adamlardı… Bunlar nezaretin kapısından giremeyecek kadar büyük lokmalardı!.. O yüzden herhalde serbest bırakılmışlardı. Bu şirketin yönettiği ve tasfiye edilen toplam 15 fon vardı. Bu isimler, Lidya Holding’in ortağı olduğu Bin Yatırımlar Holding; şehir içinde scooter kiralama hizmeti sunuyor, adı BinBin. Pay sahiplerinden biri Lidya Holding ve EC Yatırım Holding. Lidya ile bu şirketler doğrudan ortaktı. BinBin’in sahibi, adı Usame. Bu genç yatırımcı Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan’ın oğlu Usame Erdoğan’dı!.. Yani BinBin’i halka arz eden firma Bulls Yatırım’dı. Ortağı firma Lidya Holding olmaktaydı. Lidya, Bulls, BinBin doğrudan bağlantıdaydı ve ortaklardı. Gerçeğe aykırı olarak borsada aşırı yükselen şirketler konuşulurken, Lidya Holding’in kaç kat değer kazandığı görülünce ‘Ne iş yapıyor’ diye bakılmıştı; çalışan sayısı kaçtı? Sıfır! Hiç çalışanı bulunmayan şirketin başında Erdoğan’ın yeğeni oturmaktaydı. Ve sıfır çalışanlı bu Lidya Holding’in BinBin hissesi, işler yolundayken Nisan 2024’te sadece 200 liraydı. Rekorlar kırmış, para yatıran kazanmış, “Usame’nin şirketine koşun, Mustafa Erdoğan’ın oğlu zarar mı eder?” diye halkı kandırmışlardı. Bugün 200 lira koyan zavallının hissesi 47 liradan işlem görüyordu, parayı vuranlar kenarda oturuyorlardı!?

Asrın Soygununun Maliyeti 90 Milyar Dolardı!..

Sn. Erdoğan’a şunu hatırlatalım: Bakan orada, eski Bakan orada, Genel Başkan Yardımcısı orada, Danışmanlar orada, atadıkların fonun başında. Sen ilk günler diyordun ki: “Ucu nereye çıkarsa çıksın ilerleyeceğiz, kime dokunursa dokunsun devam edeceğiz.” FON skandalı yüzünden borsadaki kayıp 3,5 trilyonu aşmıştı, tasfiye fonlardaki para 800 milyar liradan fazlaydı. Soygunun ekonomiye doğrudan maliyeti 90 milyar dolardı. Asrın felaketi büyük depremde 11 il yıkıldı; bu felaketin ülkemize maliyeti 100 milyar dolardı. Asrın soygununun ve FON vurgununun maliyeti ise 90 milyar dolardı. Neredeyse Maraş merkezli büyük depremin 11 ilde yıktığı ve ortaya çıkardığı bütün ekonomik kayıp kadar vurgun yapılmıştı. Eğer bir sabotaj varsa bu iktidarın içinde aranmalıydı. Eğer bir ülkede yargı bağımsızlığı ortadan kalktıysa, hukukun üstünlüğü ortadan kalktıysa, ekonomiye, iktisadi güvene sabotaj yapıldıysa bunun hesabı sorulmalıdır. Hele hele partizanca atamalar varsa sabotaj tam oradadır.

FON soruşturmasında adı geçenler; tutukluluk durumlarına göre ve atayan kişiye göre listede şunlar vardı:

“Emre Alkın: Tera Yönetim Kurulu Üyesi, tutuklu. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Kurulu’na atanmıştı.

Kerem Alkin: Tera Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi, tutuklu. Türkiye’nin OECD Daimi Büyükelçiliğine Erdoğan tarafından atandı; Varlık Fonu ve Halkbank yönetimine Erdoğan tarafından atandı.

Emre Tezmen: Tera Yönetim Kurulu Başkanı, tutuklu. Fatma Hanım ve ailesiyle yakın ilişkili.

Erkan Kilimci: Tera’nın Genel Müdürü, tutuklu. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. 200 liranın üzerinde imzası var, Erdoğan tarafından atandı.

Fecir Alptekin: Tera Yönetim Kurulu Üyesi, Cumhurbaşkanı Danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi, Erdoğan’ın imzasıyla atandı.

Abdulkadir Özkan: Tera Yönetim Kurulu Üyesi, tutuklu. Başbakanlık Başdanışmanı, Erdoğan tarafından atandı. Diyanet ve Millî Eğitim Bakanlığı Basın Müşavirliği yaptı.

Erdin Özel: Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı, tutuklu. AKP Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı, Erdoğan tarafından atandı.

Muhammed Yarız: Pusula Portföy’de yönetici, tutuklu. Eski AKP İstanbul Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyesi.

Özdemir Ataseven: Özata Yönetim Kurulu Başkanı, tutuklu. AKP Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı.

İskender Balcı: Fonda yönetici, tutuklu. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı.” iddiaları hâlâ yalanlanmamış ve yanıtlanmamıştı. Muhalefetten gelen her uyarıyı; “Tencere dibin kara, seninki benden kara…” yaklaşımıyla savuşturmaya çalışmak, dolaylı şekilde suçu ve sorumluluğu kabullenmek anlamı taşırdı. Ve artık halkımızın anlaması lazımdı: Ne bu iktidarla ne de bu muhalefetle sorunlarımızı aşmak imkânsızdı!..

Azerbaycan Devlet Ajansı APA’nın: Türkiye’den İsrail’e “Binlerce Gemi Seferi” İfşaatı!

APA, Türkiye’nin “İsrail’le ticaret sıfır” açıklamasını sorgulayan ve Türkiye limanlarından İsrail’e binlerce gemi seferi yapıldığını saptayan kapsamlı bir araştırma yayımlamıştı. Haber birkaç saat sonra ajansın sitesinden kaldırılmıştı. Gelişme, Azerbaycan’daki başörtüsü tartışmaları ve Aliyev’in “Yaşam tarzımıza burnunuzu sokmayın” çıkışının ardından yaşanmıştı. Azerbaycan Ajansı; AKP iktidarının sözde İsrail karşıtlığı ile münafıklık yaptığını, oysa gerçekte ve gizlice İsrail’e yaradığını vurgulamıştı!?..

Azerbaycan’ın resmi haber ajansı APA, 6 Ekim’de “Türkiye’den İsrail’e binlerce gemi seferi: “Sıfır Ticaret’in görünmeyen tarafı” başlıklı dikkat çekici bir araştırma yayımlamıştı. APA, gemi takip sistemleri üzerinden yaptığı incelemede Türkiye bağlantılı; ancak Liberya, Panama, Malta ve Marshall Adaları gibi yabancı ülke bayrakları taşıyan gemilerin İsrail limanlarına seferlerinin devam ettiğini aktarmıştı. Ajansa göre yalnızca 17-30 Eylül 2026 arasında yani iki haftada Türkiye bağlantılı altı büyük gemi Hayfa ve Aşdod limanlarına 11 kez uğramıştı! Haberde ayrıca Ocak-Eylül 2025 döneminde yani 9 ay içerisinde Türkiye limanlarından İsrail’e 456 doğrudan gemi seferinin kayıtlara geçtiği vurgulanmıştı. APA, AIS kayıtlarının, yüklerin içeriğini ve nihai alıcısını tek başına kanıtlamadığını da hatırlatmıştı.

Ancak haber yayımlanmasından birkaç saat sonra APA’nın Azerice, İngilizce ve Rusça sayfalarına erişim yasağı koymuşlardı. Haber bağlantıları APA’nın ana sayfasına yönlendirilmeye başlamıştı. Yayından kaldırılmasına ilişkin herhangi bir düzeltme veya açıklama yayımlanmamıştı. Haberin kopyaları ise bazı Azerbaycan sitelerinde ve internet arşivlerinde kalmıştı.

Haberin Girişinde Türkiye’ye Açık Bir Tepki Vardı!

APA araştırması yalnızca teknik bir deniz taşımacılığı haberi sanılmasındı. Bu yazı son dönemde Türkiye’de Azerbaycan’a yönelik İsrail eleştirilerine doğrudan cevap niteliği taşımaktaydı.

Ajans, Netanyahu’nun BM Genel Kurulu konuşması sırasında Azerbaycan temsilcisinin salonda kalmasının Türkiye’de (ve özellikle Milli Çözüm Dergisi’nde) eleştirilmesini “Azerbaycan’a karşı kara propaganda kampanyası” olarak algılamıştı. Türkiye’deki bazı Filistin yanlısı (kendileri ise İsrail bağımlısı) grupların İstanbul’daki SOCAR binasına yönelik protestolarını da hatırlatan APA, Ankara’nın bu kampanyalara karşı “açık ve etkili bir siyasi tutum” göstermediğinden yakınmıştı.

“Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkileri eleştirilirken, Türkiye’nin ve AKP hükümetinin kendi İsrail bağlantılarının görmezden gelindiği belirtilen ve İsrail’e giden binlerce gemi seferlerini buna örnek gösterilen” haber kafaları karıştırmıştı!

Önce başörtüsü tartışması, ardından Aliyev’in sert çıkışı!

APA’nın haberi, Ankara-Bakü hattında son günlerde yaşanan başka bir tartışmanın hemen ardından yapılmıştı. Azerbaycan’daki kıyafet düzenlemeleri ve başörtülü kadınlara yönelik uygulamalar Türkiye’de özellikle muhafazakâr çevrelerde tepki çekmiş, konu “Azerbaycan’da başörtüsü yasağı” tartışmasına dönüşmüştü. Bu tartışmalar sürerken Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 4 Ekim 2026’da kamuoyuna yansıyan konuşmasında ülke adı vermeden oldukça sert ifadeler kullanmıştı.

Aliyev ayrıca, “Dış politikamıza kimse karışamaz” ve “Herkes kendi milletine ve devletine baksın” diye çıkışmıştı. Karabağ Savaşı’nda kullanılan silahlarla ilgili de “Ne elde ettiysek paramızla satın aldık” diyerek Azerbaycan’ın başka ülkelerin yardımına ihtiyacı olmadığını vurgulamıştı. Sözleri; Türkiye’yi doğrudan zikretmese de Türkiye’deki başörtüsü ve Azerbaycan’ın İsrail politikası tartışmalarıyla irtibatlandırmıştı. Aslında aslı ve ayarı malum İlham Aliyev: “Biz Türkiye’nin değil, İsrail’in sayesinde Karabağ’ı kurtardık!” demeye çalışmıştı!..

Sünni İttifakın (Mekke Anlaşması’nın) Perde Arkası?[2]

İsrail İç İstihbarat Örgütü’nün eski Başkanı Ami Ayalon, 8 Ağustos 2012’de Amerikalı televizyon programcısı Charlie Rose’a verdiği röportajda, “Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği için Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önderliğinde bir Sünni devletler koalisyonu kurulmasını” tavsiye buyurmuşlardı!? Bu röportaj Charlie Rose’un internet sayfasında halen yayında durmaktadır…[3]

Ami Ayalon: “Şimdi, bana gerçekliğin ne olduğunu, on yıl sonra Ortadoğu’nun geleceğinin ne olması gerektiğini sorarsanız, size şunu söyleyeyim: İstikrar, güvenlik, devlet kurma kavramının tamamı birkaç parametreye dayanmalıdır. Her şeyden önce Türkiye’nin önderliğinde bir Sünni koalisyonu kurmanın çok, çok önemli olduğunu bilmeliyiz. Neden Türkiye? Çünkü Ortadoğu’da demokrasiyi göreceksek, bunun İsrail demokrasisi, Amerikan demokrasisi veya Batı liberal demokrasisi gibi olmayacağını kabul etmeliyiz… Ve inanıyorum ki, İsrail/Filistin çatışması en büyük çatışma değildir; Ortadoğu’daki en büyük çatışma Sünni/Şii çatışmasıdır.” (Yani bunu körüklemeliyiz!?)

Charlie Rose: İran meselesinde İsrail ne yapmalı?

Ami Ayalon: “İran’ı büyük bir tehdit saymalıyız. İran’ın nükleer askeri güce sahip olmasıyla (bu bölgede) yaşayamayız. Bunu kabul etmeye asla yanaşmamalıyız. Soru şu: Ne kadar zamanımız var ve ne yapmalıyız? Bana göre ne kadar zamanımız olduğu ne yapmamız gerektiğiyle doğru orantılı. Çünkü eğer Amerikan veya uluslararası destek olmadan, Ortadoğu’da (Sünni İttifakı gibi) bir atmosfer yaratmadan tek taraflı hareket edersek sadece tepkiyle karşılaşmakla kalmayacağız. (Yok olacağız!..)”

Charlie Rose: Sünni koalisyonu derken neyi kastediyorsunuz?

Ami Ayalon: “Sünni koalisyonu demek, Türkiye’nin; Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan (ve Pakistan) ile birlikte, asıl çatışmanın İran önderliğindeki Şiilerle olduğunu anlaması ve daha önce de belirttiğim gibi bu koalisyonu kurması demektir.”

Konuyla ilgili son bilgi ise Amerikalı Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson’dan (gelmiş bulunmaktadır).

Cumhuriyetçi Parti üyesi Wilson, X hesabından “Mekke Savunma İttifakı, Ortadoğu’nun NATO’su olma potansiyeline sahip” diye bir mesaj yayımlamıştır. Wilson paylaşımında, “Husiler’in İran destekli saldırganlığı karşısında ittifakı harekete geçirdikleri için müttefiklerimiz Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’a minnettarım” duygularını paylaşmıştır.

  1. www.odatv.com
  2. arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr
  3. https://charlierose.com/videos/27952
5 3 oy
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ufuk EFE

Ufuk EFE

Abone Ol
Bildir
0 Yorum
En yeni
En eski En Çok Oylanan

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...