ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün4724
mod_vvisit_counterDün14063
mod_vvisit_counterBu Hafta30782
mod_vvisit_counterGeçen hafta43879
mod_vvisit_counterBu Ay144844
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17068984

IP'niz: 3.238.70.175
Bugün: 21 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12285619

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

FETULLAHCILIK, KÜRESEL EMPERYALİZMİN BİR ARACIDIR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

Gülen Cemaati’nin şifreleri

Fetullahcı cemaatin yükselmesinde etkili olan nesnel faktörlerin birincisi ABD’nin Sovyetler Birliği zamanında Orta Asya’ya kadar uzanan ve komünizme karşı İslam’ı alternatif gösteren “Yeşil Kuşak Projesi”dir. Bunun Türkiye’deki ayağı; ılımlı İslamcılıkla, Milli Görüş’ün yozlaştırılmış şekli AKP’dir.

Diğer din istismarcıları gibi Gülen cemaati de bundan oldukça nasiplendi ve Nurculuktan Mevleviliğe kadar çeşitli öğretileri sentezleyip siyasal görünümünü ikinci plana iten ve görünüşte insani değerler ve rasyonelleşme üzerinden örgütlenen bir ağ oluşturmaya girişildi. Aslında bütün bunlar, CIA ve MOSSAD’ın marifetiydi.

Yeni kapitalist dünyadaki temel eşitsizliklerin derinleşmesinin tersine sosyal devlet anlayışının gerilemesi ve bunun sonucunda Türkiye’de ortaya çıkan boşluğu en iyi şekilde bu cemaatle doldurmak hedeflendi.

Bazı araştırmacılar, bu cemaati farklı kılan üç yönüne dikkati çekmektedir:

Bunlardan birincisi, eğitimin örgütlenmesidir.

İkincisi, siyasi hedefli ama sinsi mahiyetli ve uzun vadeli projelerdir.

Üçüncüsü ise Türkiye toplumunun demokratikleştirilmesi ile orantılı olarak şiddet karşıtı ve çileciliğe dayalı bir ideoloji geliştirmeleridir. Bundan dolayı da Protestanlık gibi İslam’ın misyonerliğini kendine görev bilmektedir.

Aslında Fetullahcılık; dış merkezlerin güdümünde ve desteğinde yürüyen, kişinin gündelik ve mesleki hayatında en iyisini başarmakla görevlendiren, sürekli iş halinde olmasını öğütleyen ve bunu da hizmet ve hayırseverlik duygusunun motivasyonu ile güçlendiren ama aynı zamanda kontrol edilen eylemsellik bu misyonerliğin itici gücü niteliğindedir.

Cemaatin ilk dönemlerde katı Kemalistler ve Laikçilerle olan mücadelesi, siyasi alandan çok kültürel ve kamusal alanla ilgiliydi. Günümüzde ise siyasi, kültürel, kamusal ve ekonomik alanlarda da çetin mücadelenin yaşandığı gözlenir. Aslında bu siyonist merkezlerin Türkiye’deki sömürü arabalarının katırlarını değiştirme; masonik Kemalistler yerine, siyonist Gülencileri getirme hadisesidir. Kendi felsefesine uygun olarak açık siyaset yapmak yerine toplumda oluşturduğu ağ ilişkileri ile gücünü kullanmaya çalışan cemaat, kamusal alanın şekillendirilmesinde sessiz ama önemli bir güç olarak varlığını hissettirmektedir.

Yetiştirmiş olduğu kadroların bürokraside yükselmesi, Emniyet gibi kritik yerlerde önemli mevkiler elde etmesi, AKP’nin hükümetten iktidara doğru gitmesine paralel olarak, cemaatin de devletleşme yönelimi içinde olduğu sezilmektedir.

Bu açıdan derin devletin de bir değişim sancısı çektiği bilinmektedir. Örnek olarak, toplumsal eylemlerde sarkık bıyıklı polisler yerini badem bıyıklı polislerin alması verilebilir!!

Tüm insanlığı kuşatan evrensel sevgi, dindarlık, alçakgönüllülük, özeleştiri, siyasi olmayan toplumsal eylemcilik ve profesyonellik (eğitim) gibi ortak değerlerin aktörü olarak görülen cemaat yandaşları, aslında bu evrensel değerlerin insani bir sorumlulukla değil, cemaat sayesinde farkına varılan bir tutum olduğu izlenimi ortaya çıkarmaktadırlar ki o derece cemaatle bu değerler özdeşleştirilmektedir.

Dolayısıyla bu ortak değerler cemaatin amaçları doğrultusunda amaç olarak değil, araç olarak istismar edilmektedir. Toplumun cemaatin eğitim kurumlarını kaliteli, cemaati de bu açıdan hoşgörülü bulma yönündeki yanılgısının nedeni ise, bu ortak değerlere amaç olarak sahip çıkıldığını zannetmeleridir.

Cemaat böylelikle her kutuplaşma ve çatışmanın çözümü olacak toplumsal barışın kendi egemenliği altında gerçekleşebileceği düşüncesini beslemektedir.”[1]

  • Fetullahcılığın Amaçları: Devletin tüm sistemlerinde “Ilımlı İslam” yaftalı, küresel sömürü diktatörlüğüne bağlı bir düzen kurmaktır.

“Fetullah GÜLEN laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni sona erdirip, yerine şer'i yasaların hakim olduğu İslam devletini kurmak için okullarında beyinlerini yıkadığı gençlik ile oluşturacağı toplumu kullanmayı planladığı” iddiaları tamamen safsatadır ve onu aklayıp taraftar kazandırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.

• Fetullah GÜLEN, demokratik usuller ile ılımlı İslam görüntüsü ile kamufle edilmiş olması

• Toplumun önemli bir kısmı tarafından kabul görmesine neden olan yurt içi ve yurt dışındaki eğitim kurumlarını öne çıkarması,

• Papa ile görüşerek sadece Türkiye'de değil, Dünyadaki Müslümanları yönetmeyi amaçlayan “ruhani bir liderliğe” soyunması ve “Yeni Osmanlıcılık” palavrasına soyunması,

• Siyasi parti, kişi ve bazı devlet bürokrasisi tarafından kabul görüp destek çıkılması nedeniyle hedefine ulaşmada mevcut hukuki imkanlardan yararlanması,

• Dini ve siyasi yapısını sürekli canlı tutan kaynağı belirsiz finans ve diplomasi desteğine sahip kılınması,

• Ülkemizde güçlü, etkin ve tehlikeli bir yapılanma olarak dikkate alınmalıdır.

  • Stratejisi, Yakın ve Uzak Planları: Fetullah GÜLEN, ılımlı İslamcı ideolojik bir yaklaşımla, bulunduğu legal yolu muhafaza ederek, dış güçlerin açık desteği ile;

A-    Bünyesinde bulunan vakıf, okul ve dershaneleri kullanarak beyinleri yıkanmış ve ABD’yi kutsamış gençlerden bir taban oluşturmak,

B-    Devletin bütün kurumlarında, bürokraside, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatında kadrolaşmak,

C-    Yurt dışında Türkiye’de kurulacak ılımlı İslam’a sempati ile bakacak bir ekip kurmak peşindedir.

Çizilen hoşgörü ve barış tabloları ile bazı devlet çevrelerini etkileyen Fetullah GÜLEN, hedefine ulaşıncaya kadar kamuoyu faaliyetlerine destek verdiği imajını yaratarak, toplumun gerçeği görmesinin önünü, ılımlı yaklaşımları ve demokrasi şemsiyesine sığınarak kesmeyi başarmaktadır.

Bir zamanlar Cumhuriyet düzenine "Kefere düzeni" diyen bu şahıs, bugün bu düzeni savunur görünerek, bazı kesimlerin gözüne girerek, ABD ve AB’ye gizli eyalet ve Büyük İsrail Projesine vilayet olacak bir Türkiye hayaline taşeronluk yapmaktadır.

Fetullah GÜLEN oluşturduğu öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtleri dolaşarak zeki ve becerikli öğrencileri bulmakta, sağladığı imkanlar ile kendisine bağlamaktadır. Fetullah GÜLEN’in düşünceleri öğrencilere evlerde, okullarda, kamplarda beyin yıkama metotları ile uygulanmaktadır. Bu toplantılarda “Atatürk; devrimleri ile toplumu İslam’dan ve inançtan uzaklaştırdığı iftirasıyla Deccal (Ahir zamanda ortaya çıkacak fitnenin başı) olarak tanıtılmaktadır.

Fetullah GÜLEN adına, malum ve meşhur Siyonist Yahudi teorisyenler; sahip oldukları imkanlar ve semavi dinlerin temsilcileri ile başlattıkları diyalog vasıtası ile “Dünya Dinler Birliği” adı altında bir oluşuma zemin hazırlamış ve İslam Dini’nin temsilcisi olma yönünde uluslararası alanda karşılıklı çıkarlara dayanan bir stratejinin ilk sayfalarını da açmıştır.

Fetullah GÜLEN faaliyetlerinde görülen ve CIA-MOSSAD güdümlü yapılanmalarda bilinen gizlilik, taraftarlarının kendisini “manevi görevli kutsal şahsiyet” zannetmesi ve merkeziyetçi teslimiyetçi yönetimi ile ülkemizin en sinsi ve tehlikeli yapılanmasıdır.

Fetullah GÜLEN “Amerikan endeksli ılımlı İslam sistemine” ulaşmak için özellikle gençlik kesimini sabırlı bir yöntem ile kendisine bağlamayı hedefleyen bir strateji takip ederek, bunlar vasıtasıyla toplumun bütününe hakim olmayı ve diğer yönden yürütme ve yasama erklerini hedefi doğrultusunda kullanmayı amaçlayan bir politikada piyon olarak kullanılmaktadır. ABD ve AB’yi kullanan İsrail’e ve siyonizme karşı Milli, insani ve İslami bir oluşuma yanaşmayanların Fetullah Gülen karşıtlığı ya akıl fukaralığı veya toplumu aldatma sahtekarlığıdır.

  • Teşkilatlanma Yapısı:  Zirvede Fetullah GÜLEN olmak üzere, silsile yolu ile bir yere kadar inen bir yapılanmayı kapsamaktadır. Şebekenin başı: Fetullah GÜLEN’e bağlı:

Danışman Kadroları,

Ülke imamları,

Şehir imamları,

Esnafı organize eden imamlar,

Semtlerden sorumlu imamlar,

Ev düzeyinde görevli imamlar,

Bireyleri kontrol eden imamlar bu yapılanmanın köşe taşlarıdır.

Fetullah GÜLEN öğrencilerin örgütlenmesine özel bir önem vermektedir. Fetullah GÜLEN yapılanmasının özünü teşkil eden Işık evlerinde tecrübesiz öğrenciler, kendilerini Fetullah GÜLEN’e tam bir teslimiyete götürecek eğitimden geçirilmektedir.

  • Yurt İçi Faaliyet Alanları: Fetullah GÜLEN grubunun faaliyetleri bütün yurt sathında yaygın bir görünüm arz etmekte ise de, özellikle Samsun-Adana hattının batısında kalan illerde, üniversite çevrelerinde ve Doğu’da Erzurum İli’nde yoğunlaşmıştır.

Fetullah GÜLEN Grubu yurt sathına yaygın 88 vakıf, 20 dernek, 128 özel okul, 218 şirket, 129 dershane ve yaklaşık 500 öğrenci yurdunun yanı sıra biri İngilizce olmak üzere 17 yayın organı, ortalama 250 bin tirajlı gazete, TV İstasyonu, ulusal düzeyde yayın yapan 2 radyo istasyonu, faizsiz finans kurumu, bir sigorta şirketini denetimi altında bulundurmaktadır.

Fetullah GÜLEN Grubunun özellikle eğitim alanında zaman zaman devletten de ileri imkanlara sahip olduğu gözlenmektedir. Fetullah GÜLEN Grubu, planlı, programlı, sinsi çalışmalarının önünde tek engel olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini görmekte ve her bahaneyle yıpratmaya çalışmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı uyguladığı politika, hoş görünme, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı bazı politikacılardan alınmış tavizlerle polisi güçlendirme, böylece denge sağlama, etkinleştiği polis camiasını gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı kullanma hesabındadır.

  Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirme amacıyla sızma politikasını sessiz ve derinden devam sürdürme girişimleri başarılı olamamıştır.

  Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasına sızma çalışmalarının yanı sıra subay ve astsubay çocuklarını kendi okullarına ve dershanelerine kaydettirmeye, yetiştirilen bu çocukları askeri okullara sokmaya çalışmaktadır.

  Fetullah GÜLEN tarafından, silahlı kuvvetler içinde yapılanabilmek ve ileride etkinliğe kavuşabilmek amacıyla yeni projeler üretilmeye başlanmış, bu çerçevede askeri okullarda okuyan öğrenciler önce fiili hedef olarak belirlenmiş, kültür düzeyi yüksek, kendine bağlı, türban takmayan bayanların askeri öğrenciler ile tanışmaları ve evlenmelerinin sağlanabilmesi için gerekli vasatı sağlayacak bir çaba harcanmaktadır. Fetullah GÜLEN, bu yöntem ile 10 yıl içinde Türk Silahlı Kuvvetleri içinde söz sahibi olacağı bir konuma gelmeyi planlamaktadır. Ve tabi bu hayali hedefleri tutmayacaktır.

Ergenekon soruşturmasına karşı yapılan mesaj gibi atamalar, Fetullahçıları ve AKP yandaşlarını şaşkınlığa uğratmıştı.

İrticayla Mücadele Eylem Planı'nı hazırlamakla itham edilen Albay Dursun Çiçek'le Ergenekon soruşturması kapsamında sorgulanan kurmay albayların, Deniz Kuvvetleri'nde önemli yerlere tayini yapıldı. Hürriyet gazetesinin 'Mesaj gibi atamalar' başlığıyla verdiği habere göre, Ergenekon savcısına ifade veren deniz kurmay albaylar, TSK'da kritik noktalara atandı.

İstanbul'da Albay Dursun Çiçek'le birlikte biri emekli sekiz subayın 30 Haziran'da Ergenekon savcılarınca ifadeleri alınmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Beşiktaş'taki adliye binasına getirilen subaylardan, Çiçek tutuklanmış. Serbest bırakılan sekiz subayın, dördünün denetimli serbestlik kararıyla yurtdışına çıkışları yasaklanmıştı. Dursun Çiçek de 18 saat sonra salınmıştı.

İşte yeni görevleri

Kur. Albay Levent Görgeç: Tuğamiralliğe terfi etti ve Ege Deniz Bölge komutanı oldu.

Kur. Albay Dora Sungunay: Hücumbot filo komuta katı.

Kur. Albay İ.Koray Özyurt: Aksaz Deniz Üssü Kurmay Başkanı.

Kur. Albay Şafak Yürekli: Donanma Harekât Başkanı.

Kur. Albay Tayfun Duman: Firkateyn komodoru.

Kur. Albay Muharrem Nuri Alacalı: Hücumbot komodoru.

Kur. Albay Mert Yanık: Kendi isteği ile emekli oldu.

  • Yurtdışı Faaliyet Programları: Fetullah GÜLEN hareketi, Siyonist merkezlerin manipülesiyle planlı bir şekilde yurtdışı örgütlenmesine yönelmiştir.

Bu gelişmeler:

• Sosyo ekonomik ihtiyaçları fazla olan yeni Türk Devletlerinde taban oluşturmak,

• “İran’ın Şii propagandasının etkisini kırmak,” ve “Sünni İslam’a sahip çıkmak” bahanesiyle BOP’a zemin oluşturmak.

• Finans ihtiyacını karşılayacak olan ticari şirketlerinin ticari atılımlarını sağlamak,

• Bu devletlerde ihtiyaç duyulacak bürokratik kadroları hazırlamak,

• Göstermelik Türk İslam Birliğini oluşturmak ve emperyalizmin hizmetindeki “ılımlı İslam” anlayışını yaygınlaştırmak hesaplıdır.

• İslam yaftalı bir siyonizm yandaşlığını yerleştirme, taşeronu olan Fetullah GÜLEN, Türk ve Müslüman olmayan ülkelerde de faaliyette bulunmaktadır.

Bu faaliyetlerinin amacının:

I.            Kendisi eliyle CIA ve MOSSAD’a  bağlı bürokratik kanalları oluşturmak,

II.  Globalleşmenin sonucu oluşan bilgi transferini İslam’ı yozlaştırma ve Müslümanları kısırlaştırma hedefi doğrultusunda kullanmak,

III. Kendisine bağlı kişilerin refah düzeylerini ve etkinliklerini arttırma ve başkalarını da imrendirip kendi bünyelerine katmak olduğu sırıtmaktadır.

 

Fetullah GÜLEN grubu, 1992 yılında başlattığı yurtdışı açılımı sonucu 35 ülkede:

6 üniversite ve yüksekokul,

236 lise,

2 ilkokul,

8 yabancı dil ve bilgisayar merkezi,

6 üniversiteye hazırlık kursu,

21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 279 eğitim kurumunu faaliyete geçirmiştir.

Yurtdışındaki okulların kuruluş amaçları:

• Kuruldukları ülkelerde ileride ABD ve İsrail’e bağlı olarak devleti yönetecek nitelik ve nicelikli kadroları hazırlamak,

• Bu kesimlerin Türkiye’de kurulacak ılımlı İslami Devletine sempati ile bakmasını sağlamak,

• Uzun vadede Türkiye’de kurulması planlanan layt İslam’a ve siyonizmin kahyalığına uluslararası alanda politik, ekonomik ve diplomatik destek oluşturmak,

Fetullah GÜLEN, ABD’nin ve işbirlikçi hükümetin bilgisi dahilinde Papa 2 nci Jean Paul’un daveti üzerine 9 Şubat 1998 tarihinde Vatikan’da Papa ile görüşme yapmışlardır. Görüşme İslam ve Hıristiyan Dünyalarını temsilen dinler arası diyalog zemininde oluşmuş ve Fetullah GÜLEN, uluslar arası platformda Türkiye’de İslami kesimin lideri olarak tanıtılmıştır.

  • Finans Kaynakları: Fetullah GÜLEN yoğun ve kapsamlı faaliyetlerini yürütebilmek için geniş finans kaynaklarına sahiptir. Bu finans kaynakları genel olarak bilinmekle birlikte diğer irticai gruplara oranla mali ilişkilerini büyük bir gizlilik içinde yürütmektedir.

Fetullah GÜLEN müminlerin zengin olmalarını şart olarak görmektedir. Ancak, şahısların tek tek çok zengin olmalarından ziyade küresel Siyonist sermaye destekli büyük sermayeli, ancak çok hisseli şirketlerin kuruluş şeklinde bu görüşünü uygulamaya koymaktadır. Çünkü çok zengin olan kişi dünya işleri ile uğraşmaya önem vererek hedeflere ulaşma yolundaki çalışmalarını aksatacaktır.

Fetullah GÜLEN grubunun büyük bir gayrimenkul varlığı vardır. Bu gayrimenkullerden yüksek rakamlara varan kira geliri elde etmektedir. Örneğin gruba bağlı Akyazılı Vakfı'nın 23 ilde çok miktarda konut, dükkan, büro, okul, mağaza, dershane, yurt binası bulunmaktadır.

Fetullah GÜLEN grubunun siyasi partilere siyasi destek sağladığı yolunda duyumlar mevcuttur. 1997 yılı Eylül ayında kendisine bağlı Asya Finans Kurumu, devletten 553 milyar Türk lirası teşvik almıştır. Bu iki husus birlikte değerlendirildiğinde finans desteği için siyasi partileri ve bürokratları kullandığı, böylece bu kişiler vasıtasıyla devlet imkanlarından yararlanmasına göz yumulduğu sonucuna varılmıştır.

Fetullah GÜLEN eğitime finans sağlamak amacıyla kendisine bağlı kişi ve kuruluşlardan vergilendirme adı altında aylık ve yıllık aidat toplamaktadır. Özellikle Fetullah GÜLEN'in Kazakistan'daki okulları için Denizli’deki taraftarlarınca 1 milyon dolarlık kaynak aktarıldığı, Afyon, Malatya, Kayseri ve İzmir illerinde de bu yolda faaliyetler yürütüldüğü anlaşılmıştır.

Fetullah GÜLEN grubu yurt dışındaki üniversite, orta dereceli okul, ilkokul ve dil eğitim merkezlerinden büyük gelir elde ettiği ve bu gelirlerin bu kurumların finansmanı ve geliştirilmesinde kullanıldığı düşünülmekte ise de işin aslı daha başkadır. Çünkü bu paralar sadece Siyonist Lobilerinin Fetullahcılara aktardığı milyonlarca doları aklama aracı olarak kullanılmaktadır.

Işık Sigorta, Asya Finans gibi büyük kuruluşların gelirleri,

İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD) ve Genç İşadamları Derneği (GİAD) bünyesindeki işadamlarının bağışları da Fetullah GÜLEN’in finans kaynakları arasında büyük bir yer tutmaktadır. Ayrıca televizyon, radyo, gazete, dergi gibi yayıncılık alanından da büyük gelir sağlanmaktadır.

Fetullah GÜLEN'in çalışma sisteminde "imkanlar nispetinde maddi yardım yapmak, yapamayacaksa bedenen çalışmak" kuralı uygulanır. Bu bedeni çalışma karşılığında ücret almaması veya ucuz bir ücret alması maliyeti ucuzlatmaktadır.

Dış güçlerin Fetullah GÜLEN'e verdikleri yurt dışı desteği karşılığında, onu kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmelerinin kuvvetle muhtemel olduğu unutulmamalıdır.

  • Fetullah Gülen’in Siyasi Hesapları:  Fetullah GÜLEN’i kullanan merkezler; İlk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını anlamış, bu nedenle mevcut sistemi yıkma yerine, devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devlete alternatif bir sistem kurmayı amaçlamıştır.

Bu nedenle tüm devlet birimlerinde yerel yönetimlerde ve sivil sektörde örgütlenmeye çalışılmaktadır.

“Ilımlı ve modern” imajı ile siyasi partiler ve hatta Atatürkçü laik kesim içinde desteğini artırma çabasındadır..

Siyonist merkezlerin güdümündeki Fetullah GÜLEN tüm dinler ve uluslar ile iyi ilişkiler kurarak onlardan gelecek karşı girişimleri engellemeyi hatta kendini desteklemelerini sağlamayı hesaplamaktadır. İleride kuracağı ılımlı İslam modelini, “Aman Fetullahcılar Şeriatı getiriyor, Kur’an nizamı kuruluyor” diye göstermek, bunların sinsi hıyanetini gizlemeyip, dindar halkımızı bunların tuzağına itmekten başka işe yaramamaktadır. “İslami düzen getirecek, Osmanlı dönemini diriltecek” gibi iddialar, Onu örnek bir Müslüman ve gerçek bir kahraman konumuna taşımaktır. Oysa O, sadece basit bir piyon ve taşeron olarak kullanılmaktadır.

  • Fetullah Gülen Grubu’nun Büyük Kuruluşları: Emniyet Genel Müdürlüğü’nün tespitlerine göre Türkiye'nin dört bir yanında, bütün illerimizde şirketlerini, okullarını, yurtlarını, dershanelerini, vakıflarını, yayın organlarını kurarak faaliyete geçirmiş bulunan Fetullah GÜLEN grubu, ülkemizin her yanını bir ağ gibi sarmış bulunmaktadır. Bu kuruluşların en önemlilerini şu şekilde sıralayabiliriz.

a) Zaman Gazetesi: Feza Gazetecilik AŞ. Adına İstanbul ili, Bahçelievler, Çobançeşme Mahallesi Kalender Sokak, No 21 sayılı yerde gündelik olarak yayınlanan  bir gazetedir.

b) Samanyolu TV: Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri AŞ. Adına İstanbul İli, Ferah Mahallesi, Ferah Caddesi, Reşitbey Sokak, No: 12/22 Çamlıca adresinde faaliyet gösterir.

c) CHA (Cihan Haber Ajansı): Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık AŞ. Adına İstanbul İli, Bahçelievler, Çobançeşme Mahallesi, Kalender Sokak No:19 sayılı yerde faaliyet gösterir.

d) Sızıntı Dergisi: Türkiye Öğretmenler Vakfı (TÖV) adına 1374 ncü sokak No:10 Kat: 1 Durmaz İşhanı İzmir adresinde faaliyet gösterir.

e) Aksiyon Dergisi: Feza Gazetecilik AŞ. Adına Bahçelievler Çobançeşme Mahallesi Kalender Sokak, No: 21 sayılı yerde haftalık olarak yayın yapar.

f) İş Hayatı Dayanışma Derneği (İSHAD) : Emniyet Evleri Mahallesi, Yeniçeri Sokak, Emin Han İş Merkezi No: 6/5 4. Levent adresinde faaliyet gösterir.

g) Asya Finans Kurumu: Altunizade, Kısıklı Caddesi, Kuşbakışı Sokak, İlim Yayma Vakfı Blokları A-13 Blok, No: 12 Üsküdar İstanbul adresinde faaliyet gösterir.

h) Işık Sigorta AŞ. : Kozyatağı Ankara asfaltı, Yan yol Mega Plaza B Blok, Kadıköy İstanbul adresinde faaliyet gösterir.

ı) Çağ Öğrenim İşletmeleri A.Ş. : Derviş Ali Mahallesi, Dolaplı Bostan Sokak No: 25 Fatih İstanbul adresinde faaliyet gösterir.

j) Fatih Eğitim ve Öğrenim Kurumları AŞ. : Atatürk Mahallesi, Alemdar Caddesi No: 80/4-51 Ümraniye İstanbul adresinde faaliyetini sürdürmektedir.

k) Samanyolu Basın Yayın Sanayi ve Ticaret AŞ. :Kocaüveys Mahallesi, Sarıgüzel Caddesi, No: 78/1 Fatih İstanbul adresinde bulunur.

l) Feza Gazetecilik AŞ. : Çobançeşme Mahallesi, Kalender Sokak, No: 21 Yenibosna Bahçelievler İstanbul adresindedir

m) Ufuk Eğitim İşletmeleri Ticaret AŞ. : Merkez Mahallesi, Ali Galip Caddesi, No: 19 Gaziosmanpaşa İstanbul adresindedir.

n) Fırat Eğitim Merkezi İstanbul Ticaret AŞ. : Küçükçamlıca Caddesi No: 20 Altunizade Üsküdar İstanbul adresinde faaliyet gösterir.

o) İstanbul FEM Dershaneleri: Ufuk Eğitim Hizmetleri Ticaret AŞ. adı altında İstanbul ilinde 21 adet şubesi bulunduğu bilinmektedir.

p) Akyazılı Orta ve Yüksek Eğitim Vakfı: Genel Merkezi İzmir Bahçelievler, 50272 nci sokak No : 39 adresinde faaliyet gösterir.

r) Türkiye Öğretmenler Vakfı (TÖV) : Ankara İl Merkezinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

s) Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı: Ankara İl Merkezinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

t) Özel Maltepe Dershaneleri: Ankara İl Merkezinde 12 adet şubesi ile faaliyetlerini yürütmektedir.

u) Fatih Üniversitesi: Merkezi İstanbul’da bulunmakta olup. Ankara İli Yenimahalle ilçesi Şenyuva Mahallesi, Alparslan Türkeş Caddesi No: 53 adresinde faaliyet gösteren üniversitenin 128 yatak kapasiteli Tıp Fakültesi hastanesi, ayrıca üniversiteye bağlı Çankaya Tıp Merkezi olduğu bilinmektedir.

Bu okullardaki ve kurslardaki: öğrencilerin, öğretmenlerin, öğretim görevlilerinin ve diğer Fetullahcı kurumlarda hizmet yürütenlerin büyük çoğunluğunun; iyi niyetli, istikametli, gayretli ve kabiliyetli insanlarımız olduğundan asla şüphe edilmemektedir. Fetullah Gülen’in gerçek zihniyet ve mahiyetini bilmediklerinden veya hüsnü zan ettiklerinden Onun peşine düşmüşlerdir. Gerçekleri gördükleri ve siyonizmin maskesi düştükten sonra bu kardeşlerimizin saf değiştirecekleri kesindir.

Milletin Parasıyla, Ordusunu Gâvurlara Gammazlayan Gafiller!

Hangi ülkenin insanı, kendi Askerine düşmanlık yapar? Kim, askerini bu kadar yabancılara jurnallemeyi marifet sayar? Kim ordusuna komplo hazırlar? PKK ile canını dişine takarak mücadele eden, subaylarının zindanlarda sürünmesine hangi soysuzlar alkış tutar?

Ilımlı İslamcı ve siyonist uşağı Fetullah Gülen’den ve AKP’li döneklerden başka kim milletimizin adını, “PEYGAMBER OCAĞI” koyduğu bir kurumu, ABD’ye heyetler göndermek suretiyle,  “Aman, ASKERLER DARBE yapacak, lütfen mani olup bizi kurtarın!” diye, Amerika da kapı kapı dolaşıp TSK’yi kötülemek ve kötürüm hale getirmek için çamur atar?

Üstelik bu işi yaparken, Milletin sırtından alınan vergilerle, Dışişleri bakanlığı tarafından büyük paraların ödenerek Türkiye’nin lobi çalışmalarını yapan Amerika’daki resmi halkla ilişkiler şirketi, Zaman Todays gazetesi yazarlarına Randevu ayarlama yapması nasıl izah edilir?

“Fleishman Hillard“ın Amerika’daki halkla ilişkiler faaliyetleri için Türk Dışişleri’nin her yıl büyük paralar ödediği bir siyonist şirkettir.

Bu Siyonist çöp çatanlar kimin emri ile Fetullahcı takımına rehberlik etmektedir?

Cemaatin yayın organı Today’s Zaman’dan bir grup köşe yazarları Bülent Keneş, Yavuz Baydar, Orhan Kemal Cengiz, İhsan Dağı ve Lale Sarıibrahimoğlu, 2009 Haziran ayında Washington turu gerçekleştirmiştir. Her gittikleri ABD’li resmi-gayri resmi kurumlarda Düzmece feto-kopi darbe belgesini öne sürüp Amerikalı ağabeylerinden yardım istenmiştir. Amerikalılara “Türkiye’nin askeri vesayet altında olduğuna” inandırmaya çalışan, bu ekip hangi ülkenin ve ülkelerin hizmetindedir?

Gazeteci Tülin Daloğlu’nun, medya dünyasını sarsacak bir iddiayı gündeme getirmesinin ardından aylar geçtiği halde, Dışişleri Bakanlığından TIK yok… 

Daloğlu, Today’s Zaman Gazetesi köşe yazarlarının Ergenekon davası ile ilgili olarak ta “ABD’yi harekete geçirebilmek için geçtiğimiz günlerde Washington’da kulis faaliyeti yürüttüklerini” belirtmiştir.

Dışişlerinin Parasını ödediği ABD’li bir danışman kuruluş olan Fleishman Hillard şirketinin, TSK’yi gammazlama konusunda Dışişleri bakanlığı, bir açıklama yapmadığına göre bu çalışmaların bizzat AKP iktidarı ile Fetullah Gülen Cemaati ile yapılan ortak çalışma olduğunu göstermez mi?

Nitekim Abdullah Gül’ün Dışişleri bakanlığı döneminde, Türk Elçiliklerine “Fetullah Gülen”in okullarına destek çıkılmasını ve sorunlarının giderilmesi konusu da emri olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?

Peki AKP’nin ve Gülen Cemaatinin, TSK’yi yıpratmak amaçlı çalışmalarını, vicdanını yitirmemiş bir insan nasıl hoş görebilir?  

Türkiye, TSK tarafından İŞGAL Mİ edilmiş ki ordumuza karşı böylesine düşmanca tavır sürdürülmektedir?

Peki çoğunluğu açıkça Türkiye’nin ÜNİTER yapısına karşı olan, ÇİRKEF ve İFTİRA yapmakta usta kadrolar oluşturan, Fetullahcıların bedava dağıtılan Zaman ve Yabancı elçililikler için çıkarılan İngilizce zaman todays gibi gazete ve bir sürü dergi ve TV kanalıyla sürekli ordu düşmanlığı yapmasına izan ve insaf ehli nasıl fetva verebilir?

Fetullah Gülen’in Nesebi ve Soru İşaretleri

Hikmeti bilinmez, Fethullah Gülen babasının Alvar Köyü'nden ayrılması ile ilgili olarak "KÜÇÜK  DÜNYAM " kitabında nedense bir açıklama yapmaktan çekinmiştir.

Oysa bu, son derece ciddi ve açıklama gerektiren bir meseledir. Bizim hiç kimsenin kökeni ve nesebiyle uğraşmak görevimiz değildir. Geçmişi Hıristiyan, Yahudi veya Ermeni bir insan, çok samimi bir Müslüman da olabilir. Ancak Dinini, devletini, ülkesini ve Milli menfaatlerini, dış güçlere ve siyonist merkezlere böylesine rüşvet veren ve hıyanet eden bir kişinin, Müslüman ve bir Türk olamayacağı da elbette hatıra gelmektedir.

Gülen'in suskunluğu akla, "neleri ve niçin gizlediği" sorusunu getirmektedir.

Mesala; Fetullah Gülen’in, "Sahabe efendilerimize cinnet derecesinde sevgisi vardı" şeklinde tanımladığı babası Ramiz çocuklarına, Sahabelerle hiç ilgisi olmayan isimler vermiştir:

Fethullah, Sıbgatullah ve Mesih.

Gülen'in babasının, oğullarından birine, Türkiye’mizde ve İslam ülkelerindeki Müslüman ailelerde hiç rastlanmayan, ama Yehova Şahitleri'nin propaganda yayınlarında sık sık kullanılan "Mesih" adını vermiş olması dikkat çekicidir!?[2]

İşin gerçeği şu; “Fetullah Gülen’in Ermeni olan dedesinin; Pasinler’li İbrahim Bey'in hizmetkârlığını yaptığı yıllarda, Rus işgali sırasındaki Ermeni ayaklanmasında İbrahim Bey ve ailesi Ermeni hizmetkârlarının hıyanet ve tasallutuna uğrayınca, İbrahim Bey bunların bir bölümünü öldürüp ardından, intihar eder.

Olaydan sağ kurtulan Fethullah Gülen'in babası olan RAMİZ ise, 18-19 yaşlarındayken, İspir'e gelip yerleşir.

Önce, Müslüman adı alır ve bir Türk kızı ile evlenir. Gülen'in babasının, 'Öyle bir evlat yetiştiriyorum ki, bunları  (Müslümanları) kendi dinleri ile vuracak' dediği de rivayet edilmektedir."[3]

Mesih: Bir şeyin üzerine el sürmek ve ondaki kirleri ve kerih şeyleri gidermek anlamına gelir. Hz. İsa AS. Bazı cilt hastalıklarını eliyle sıvazlayıp mucize olarak iyileştirdiği için kendisine “İSA MESİH” denilmiştir.

Ancak, ne İslam tarihinde ne de günümüzde, Müslümanlar arasında çocuklarına “Mesih” ismi koymak adet değildir. Çünkü Mesih, daha çok Deccal’i ve şerli-şeytani kişileri hatıra getirir ve onlar için söylenir.

Hatta Mesih-i Deccal’in, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Yahudilik ve Putperestliği karıştırıp yeni bir din ortaya süreceği bildirilir.[4]

Şimdi Fetullah Gülen’in Babasının oğluna “MESİH” ismi koyması, Yahudi ve Ermenilerde, ahir zamanda geleceği ve İslamiyeti ortadan kaldırıp tüm dünyaya Haçlı siyonizmi yerleştireceği inancıyla ilgili olması gerekir.

CIA Üç Türk İstihbaratçıyı Tutukladı mı?

Uçuk iddia: “Genelkurmay’ın 3 istihbarat elemanı ABD tutuklanıyor. Bunlar özenle basında gizleniyor. Peki, neden tutuklandılar? Genelkurmay istihbaratçıları Gülen hakkında özel olarak bilgi toplamak ve daha sonra suikast yapmak için görevlendiriliyor. CIA bu kişileri gözaltına alıyor. ABD, belki bu istihbaratçıları daha sonra orduya karşı bir tehdit unsuru olarak kullanmak için elinde tutuyor.”

www.sendika.org sitesinin yazarı Mustafa Peköz, CIA’in Genelkurmay’ın üç istihbaratçısını tutukladığını, ancak tutuklamanın basından özenle saklandığını yazmıştı:  “Eşek arısının, erkek aslanı ürküteceğini” iddia edecek kadar saçma olan bu yazıda: “Amerika destekli Fetullahçıların, TSK’yı hizaya getirdiği” ortaya atılmıştı.

“Türkiye’de rejim değişikliğinde mücadele esasen iki güç tarafından yürütülüyor. Bunların bir tarafını kendisini cumhuriyetin kurucusu ve sahibi gören Genelkurmay, yani Türk Askeridir. İkinci tarafını ise 1965’ten beri sistemli olarak devleti ele geçirmeye çalışan ve ekonomik olarak bir tekel haline gelen, uluslararası ilişkilerde önemli bir güç olmaya başlayan Gülen cemaatidir. Kıyasıya bir rekabet içinde olan, bazen açık bazen gizli yürütülen çatışmada galip gelenin Gülen cemaati olduğu artık giderek ordu tarafından da kabul edilmek mecburiyetindedir.

Bölgesel ilişkiler bakımından Ordu ile ilişkilerini dengeli yürüten ABD, bu kez, Gülen cemaatini çok hızlı bir şekilde ön plana çıkartıp desteklemektedir. Türkiye’nin iç politikasında ılımlı İslamcılığın bir model olarak uygulanması için politik zeminini giderek genişletmiştir. Bu yönelim, aynı zamanda ordu için politik alanın daralması anlamına gelmektedir.

ABD için ikincil duruma düşen ve artık istediği gibi hareket edemeyen generallerin bütün darbe hazırlıkları anında deşifre edilmektedir. Elindeki iktidar olanaklarını giderek kaybetmeye başlayan ordunun direnci, bütün çırpınışlarına rağmen önemli oranda kırılmış görünmektedir. Dengeler Gülen cemaatinin lehine gelişmektedir.

Gülen ve AKP iktidarını bitirme planı olarak ortaya atılan ‘yeni’ darbe hazırlıkları ciddi bir tartışmaya sebebiyet vermişti. Genelkurmay, böylesi bir planın kendileri tarafından hazırlanmadığını belirtti ve kesin bir dille reddetti. Hiçbir internet girişi olmadan bu belge nasıl geldi ve kamuoyuna servis edildi. Aslında generaller bunu çok iyi bilmekteydi. Söz konusu belge, ABD tarafından Gülen’e servis edildi. Gülen bu belgeyi, çok özel olarak güvendiği danışmanı Bünyamin ile Erdoğan’ın Yeni Şafak’ta Yasin Doğan adıyla yazan danışmanı Yalçın Akdoğan’a elden teslim mi etti diye sormak gerekir!?

Ordu ile ilgili belgeleri deşifre etmekle görevlendirilmiş bulunan Taraf Gazetesine bu belge elektronik posta ile gelmedi, doğrudan elden iletildi. Bünyamin denen kişi, Gülen ile Erdoğan-Gül arasındaki elçiydi. Bu kişi istediği zaman Başbakan ve Cumhurbaşkanı veya her hangi bir bakanla görüşebilirdi.

Generallerin birçok telefon konuşması deşifre edilmekte ve birçok faili cinayetin azmettiricisi gösterilen subayın isimleri basında verilmektedir. Bu bilgeler ABD tarafından alınıp, Gülen üzerinde İslamcı AKP hükümetine iletilmektedir. Bunların internet girişlerini bulmak mümkün değildir. Recep T. Erdoğan rahat, çünkü bilgilerin kaynağını bilmektedir.

Örneğin, Genelkurmay’ın 3 istihbarat elemanı ABD’de tutuklu bulunuyor. Bunlar özenle basında gizleniyor. Genelkurmay istihbaratçıları Gülen hakkında özel olarak bilgi toplamak ve daha sonra suikast yapmak için görevlendiriliyor. CİA bu kişileri gözaltına alıyor. ABD, belki bu istihbaratçıları daha sonra orduya karşı bir tehdit unsuru olarak kullanmak için elinde tutuyor.

Gülen ile ABD arasında çok daha ilginç bir ilişki biliniyor. Gülen ABD’de süresiz oturum almak için yaptığı başvuru dosyasına koyduğu bir belge var: 35 yıldır CIA’dan maaş aldığına dair banka dekontları bu dosyanın içinde bulunuyor. Genelkurmay bu belgeden haberdar olmasına rağmen hiçbir şey yapamıyor. Çünkü Gülen, komünizme karşı mücadele politikasında, görünüşte genelkurmaya bağlı, gerçekte Amerika’dan talimatlı Özel Harp Dairesi ile ilişki içindeydi ve aktif görev almıştı.

Gülen, ABD’de kendinden emin bir şekilde 180 dönümlük arazi üzerinde kurulmuş bir malikânede kalıyor. 220 tane FBİ ajanı tarafından çok sıkı olarak korunuyor. Her gün dünyanın değişik ülkelerinde ziyaretçileri oluyor. Türkiye’den de sık sık ziyaretçileri gidiyor. Gülen, kurulan ‘Dünya İslam Birliği’nin liderliğini ABD’nin kontrolündeki bu malikânede yapıyor. Bütün gelişmeler, toplantılar, alınan kararlar CIA tarafından biliniyor ve Gülen’e iletiliyor.. Hatta Genelkurmay, bütün gelişmeleri takip ediyor ama müdahale edemiyor.

Generallerin direnci henüz tam kırılmamakla birlikte, yeni sürece sessizce ayak uydurmaya çalışılıyor. İslamcılaşan Türkiye’nin politik-toplumsal yapısına uygun olarak ordunun yeniden konumlandırılmasına yönelik adımlar atılmaya başlanması, gelişme sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Gülen cemaatinin ordu içerisindeki örgütlenmesine karşı hassas olan Generaller sürekli tasfiyeler yapıyor. Yüksek Askeri Şuura kararlarıyla ‘İrticai faaliyetleri’ nedeniyle bazı subay ve astsubaylar ordudan atılıyor. Ancak bu kararların pek başarılı olmadığını gören Genelkurmay, toplumun İslamcılaşma sürecine kendisini uyarlamaya başladığını gösteriyor.

Genelkurmay sitesinde yapılan bir açıklamadan anlaşılıyor: “1983 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulacak zorunlu dersler arasına alınmasından sonra, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu esas alınarak hazırlanan, Türk Silahlı Kuvvetleri Orta Öğretim Okulları Yönetmeliği’ne göre İzmir Maltepe, İstanbul Kuleli askeri liselerinin 9, 10, 11 ve 12’nci sınıflarında ‘Din Kültür ve Ahlak Bilgisi derslerinin verilmesi için ilahiyat branşından çeşitli rütbelerde, 10 subay istihdam” edileceği açıklanıyor.

Ordunun Ilımlı politik İslamcı sisteme doğru yeniden konumlandırılması sürecinin fiilen uygulandığı seziliyor. Türkiye’nin iç politik iktidar ilişkilerinde ordunun önemli oranda güç kaybetmesine paralel olarak arka planında daha çok Gülen’in bulunduğu İslamcı politik hareketin etki gücü artmaya devam ediyor.”

Bu iddiaların, Fetullah Gülen’i olduğundan güçlü gösterme, TSK’yı küçük düşürme ve hizaya getirme amaçlı olduğu sırıtıyordu. Çünkü, o kadar güçlü sanılan, ama Amerika’da sığıntı gibi yaşayan Fetullah Gülen, ülkesine bile dönemiyordu. Demek ki, ne siyonist patronlarının ne de Fetullah gibi piyonlarının Milli Türkiye’ye güçleri yetmiyordu. Hem bu iddialar da; “Fetullah’ın hayatını kullandıkları gibi, şimdi ortadan kaldırıp hatırasını kullanmak isteyen” malum odakların, bu suikastlarının suçunu TSK’ya yükleme şeytanlığı da kokuyordu.

Fethullah Gülen'e İlginç Sorular!

DYP Eski Genel Sekreteri ve asker kökenli eski milletvekili Tevfik Diker, haberanaliz.net adlı siteden Fetullah Gülen'e çarpıcı sorular yöneltmişti.

İşte Diker'in yazısı:

Türkiye'de zaman zaman gündemin ilk sırasına oturmaktasınız.

Nitekim Albay Dursun Çiçek imzalı "AKP' yi ve Gülen'i bitirme planı" ile tekrar gündemin ilk sırasında yer aldınız.

Hakkınızda olumlu olumsuz, doğru veya yanlış birçok makale ve haber yazıldı.

Zaman Gazetesi Köşe Yazarı Hüseyin Gülerce bir röportajında şu an için Türkiye'de yaklaşık 6 milyon seveninizin olduğunu aktardı. Bu rakam doğruysa küçümsenmeyecek bir orandı. Türkiye'de her on kişiden biri sizi seviyor anlamındaydı.

Şimdi, 6 milyon seveni, 750 bin tirajlı bir gazetesi, gündem yaratan etkin bir dergisi, tv. kanalı, radyosu, başarılı sonuçlara imza atan okul ve dershaneleri ve yurt dışındaki okulları olan bir oluşumun liderini, yani zatıâlinizi yok saymak veya ilgisiz kalmak elbette yanlıştı.

Ayrıca, 30 milyar dolarlık bir gücün kontrolünü elinizde tuttuğunuz da bazı odaklarca vurgulanmaktaydı.

Aşağıdaki sorulara vereceğiniz cevaplarla hakkınızda oluşan bazı kafa karışıklıklarını çözmekte fayda görmekteyim. Türkiye'nin buna ihtiyacı vardı.

O Soruları güncelleyip genişleterek aktarıyoruz:

1- Yurt dışındaki okullara bugüne kadar Türkiye'den kaç üst düzey e.komutan ziyaret yapmıştı?

2- Eski Hava Kuvvetleri Komutanı E.Hv.Pilot Org. Halis Burhan, ve eski başbakan Bülent Ecevit Türk Dünyası'ndaki okullara yaptığı ziyaret sonrası zatıâlinize ne gibi değerlendirme ve tavsiyeler sıralamıştı?

3- Yurt dışındaki okullardan bugüne kadar kaç öğrenci mezun olmuştu ve şimdi hangi ülkelerde etkin konumdalardı?

4- Okullarınızdan mezun öğrencilerden Dünya Bankası, IMF, BM gibi kuruluşlarda çalışanlar var mıydı?

5- AKP dışındaki siyasi partilere bakışınız nasıldı? Özellikle Milli Görüş’e niçin mesafeli durulmaktaydı?

6- Bir Erzurumlu Damadı olarak soruyorum: Kökeniz hakkında çok menfi propagandalar yapılmaktadır. Doğruluk payı var mıydı?

7- ABD'den ne zaman dönmeyi düşünüyorsunuz? Gelişiniz çok mu sakıncalıydı?

8- Osmanlı Padişahları Abdülhamit ve Vahdettin hakkındaki düşünceleriniz nedir?

9- Atatürk hakkındaki eski düşünceleriniz belliydi, yeni yaklaşımınız nedir?

10- İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve R. Tayyip Erdoğan’ın siyaset alanındaki uygulamalarında beğendikleriniz vardı. Ama Necmettin Erbakan’la ilgili kuşku ve korkularınız nereden kaynaklanmaktaydı? (Erbakan’ın İslami ve evrensel projelerine engel olabildiğiniz kadar rütbe ve rağbet bulmanız şaşırtıcıydı!..)

11- Başkanlık sistemine bakışınız nedir? Türkiye için uygun sayılır mı?

Bir soruda bizden:

Papa’dan Yahudi lobilerine, ABD’den AB’ye bütün dış güçler arkanızda; AKP iktidarı, yandaş ve yavşak medya yanınızda; bankalarınız, borsalarınız, okullarınız, yazar ve prof yaftalı kiralık kullarınız ve bürokratlarınız safınızda olmasına rağmen, hala neden Türkiye’ye dönemiyor vatan hasreti çekiyorsunuz?

Yoksa bu malum ve mel’un mahfillerden daha güçlü bir “Milli Merkez”mi vardı?

 

 

 

 

 



[1] Ercan Geçgin / Odatv.com / 10 Ağustos 2009

[2] Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve ekibince hazırlanan Fetullah Gülen Raporu, s.18'e atfen, Star Gazetesi, 14 Haziran 1999

[3] E.M.H. 2 Haziran 1999

[4] Bak: Elmalılı. Hak Dini Kur’an Dili. C.5. sh.4172

Bayram YÖNEM -

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

ATA ET, İTE OT VERİLMEZ!
  Herkese layıkını, vermeli dostlar Atlara et ve itlere ot gerekmez! Ahmaklık...
Devami
AYIN AYNASI
  KARDEMİR, KUTMAN VE OFER   İsrailli para spekülatörü Sami Ofer'e...
Devami
GİDER!
  AB'ye alacaklar, bilinmez kaç yılında Devlet D-8 ler de, hükümet...
Devami
UYARI
  Bu gidişin sonu, yüce divandır. Lakin söz kar etmez netsek...
Devami
CUMHURBAŞKANI'NIN RUSYA ÇIKARMASI VE TSK'NIN İSRAİL'E ONURLU TAVRI
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, "seçildikten sonra askerin psikolojik ve stratejik tavrı...
Devami
İSRAİL UŞAKLIĞI VE TSK DÜŞMANLIĞI
Siyonist Yahudi karakteri, yerli münafık örnekleri ve "Dinsiz Dikta" heveslileri Esintiye...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2572

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR