ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün872
mod_vvisit_counterDün5523
mod_vvisit_counterBu Hafta872
mod_vvisit_counterGeçen hafta54641
mod_vvisit_counterBu Ay872
mod_vvisit_counterGeçen Ay195399
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17328870

IP'niz: 3.236.175.108
Bugün: 01 Mar 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12395346

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

FİTNETULLAHCILARIN ERBİL HIYANETİ VE TSK'NIN İSRAİL RESTİ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Yeni Şafak'ın AKP üzerinden ABD ve İsrail yalakası yazar müsveddesi Hakan Albayrak (16 Şubat 2009) "Kürdistan'a hoş geldiniz" başlığıyla "Abant Platformu ve Selahaddin Üniversitesi'nin düzenlediği "Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" konulu konferans için geldiğim Erbil'de Hawler Plaza Oteli'ne yerleşirken saat 04:00 civarındaydı. Dışarıdan Kur'an sesi geldi. Pencereyi açtım. Ses cami hoparlörlerinden geliyormuş. Kur'an'dan sonra dua, niyaz, salavat. Sonra yine Kur'an. Bu böyle bir saat kadar devam etti. Nihayet ezan okundu. Çok yorgun olduğum için namazı otel odasında kılmaya niyetliydim, ama bu topraklara 'giriş' için en uygun yerin cami olduğu fikri beni canlandırdı. Çıktım, 100-150 metre yürüdüm, bir cami buldum, cemaate karıştım. Cemaat kalabalıktı. Kalabalık ve poşulu. Sünnetler kılındıktan sonra müezzin Kur'an okudu ve "Ya Rabbena ecirna minennar" (Ey Rabbimiz, bizi ateşten koru) diye dua etti. Tekrar tekrar, tekrar tekrar. Biz de müezzine katıldık. Adeta trans halinde, bir ağızdan, "ecirna minennar, ecirna minennar, ecirna minennar..." Amin velhamdu lillahi rabbi'l alemin. Cemaatle namazdan ve tesbihattan sonra yine cemaatle dua. Duadan sonra yine bir ağızdan -belki yüz kere- kelime-i tevhid..." sözleriyle, BOP ve Arzı Mevud projesinin ilk adımı olan Irak'ı ve Türkiye'yi parçalamak için kurdurulan Kürdistan hıyanetine İslamiyet sosu katarak tam bir münafık tavrıyla din istismarı yaparken, Selahaddin Üniversitesi Rektörünün çok özel İsrail yetiştirmesi ve ABD bendesi olduğunu ya bilmiyordu veya gizliyordu. Hakan Albayrak şöyle devam ediyordu:


"İsmi bölgesel yönetimdir, federe hükümettir, şudur budur, ama neticede bir devletle karşı karşıyayız.

Kürdistan devleti bölgemize hayırlı-uğurlu olsun.

Hayırlı-uğurlu olabilmesi için onu tırmalamaktan vazgeçmeli, ona saygı gösterip itimat telkin etmeli, onunla sıkı dostluk ilişkileri kurmalıyız.

Öz kardeşlerimizin bize karşı bir tedbir olarak ABD-İsrail şemsiyesi altına girmek zorunda kalmaları (yahut böyle bir mecburiyet hissetmeleri) bizim için büyük bir utançtır.

Erbil'den sonra Süleymaniye'de de konsolosluk açan ve bu vesile ile Dışişleri Bakanı'nı göndererek Kürdistan Bölge Yönetimi ve halkına layıkıyla iltifat eden İran, ilm-i siyasetin gereğini yapıyor.

Kürdistan Televizyonu'ndaki haber bültenlerinin yarısı konferans haberleriyle geçiyor...

Neredeyse bütün konuşmalar haber bültenlerinde uzun uzun özetleniyor...

"Bütün konuşmalar" değil; çünkü Ankara'yı incitebileceği düşünülen konuşmalar ayıklanıyor.

"Peşmerge" üzerinden Kürt düşmanlığı yaparak fitneyi beslemek için hiçbir fırsatı kaçırmayan bir kısım medya ve dahî bir kısım siyaset utansın!"

Evet, alçaklık bu çukurlaşmadan çok yüksek kalıyordu. Bu siyonist senaryosu Konferansa, İsrail'in Gazze katliamına bir kınama mesajı bile yayınlamayan, asrın fitnetullahı Fetullah Gülen ise şu mesajı gönderiyordu:

"Son asırda bölge uluslar arası yoğun bir siyasi ilgiye mazhar olmuştur. Şüphesiz savaş da barış da farklı insani ve uluslar arası ilişkiler öğretmekte ve ciddi kazanımlar sağlamaktadır. Getirdiği dramların yanında belki öğretici, insanı olgunlaştırıcı yanları da mevcuttur. Fakat eninde sonunda toplumsal hayata yani normalleşme sürecine geri dönmek gerekmektedir.

Şüphesiz esas zorluk bundan sonra başlamayacaktır. Ciddi fedakârlık, sabır ve tahammül gerekir. Türkiye'de binler hatta milyonlar bu coğrafyaya zihnen, fikren ve manen alaka duymaktadırlar. Karşılıklı kardeşlik, yakın dostluk ve komşuluk ilişkileri içerisinde terettüp edecek her fedakârlığa, tecrübe alışverişine ve bilgi paylaşımına açık yüreklilikle ilgi göstermektedirler."

Bay fitnetullah bu sözleriyle Kürdistan'ın resmen ilanına, hatta "Türkiye Kürdistanı'nın oluşmasına hazırlıklı ve tepkilere sabırlı ve dayanıklı olun" mesajını veriyordu.

Konferansın düzenleme kurulunda yer alan Zaman Gazetesi yazarı Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne konuşmasında, Erbil'de yaşayan Kürtlerden çok daha fazlasının Türkiye'de yaşadığına dikkat çekti. Kürtlerle Türkler arasında bir düşmanlık olmadığını vurgulayan Türköne, "Bizimle gelenlerden kaç tanesi Kürt inanın bilmiyoruz. Çünkü hepimiz Kürt'üz. Türkiye'de yaşayan 72 milyon gibi ben de biraz Kürt'üm. Bir Kürt gibi düşünüyor, yaşıyor ve geleceğe bakıyorum." mesajını verdi. Kentin Kürtlerin diyarı olduğu kadar Arap ve Türkmenlerin vatanı olduğuna da işaret etti. İlk Türk sosyoloğu Ziya Gökalp'in Diyarbakırlı bir Türk milliyetçisi olduğunun altını çizen siyaset bilimci Türköne, onun şu sözlerini aktardı: "Kürt'ü sevmeyen bir Türk, Türk değildir. Türk'ü sevmeyen bir Kürt, Kürt değildir." Sözlerini aktarıyordu.

Khanzad Otel'de Saad Abdullah Kongre Salonu'ndaki konferansın açış konuşmasını Erbil Valisi Nevzad Hadi yaptı. Irak'ın kuzeyindeki Kürt bölgesi ile Türkiye arasındaki ilişkileri geliştirmenin kaçınılmaz olduğunu belirterek, "Geçmişteki hatalardan ders alıp, geleceğe dostlukla bakalım." dedi. Sert dil ve askerî operasyonların hiçbir zaman sorunlara çare olmadığını ifade ederek, 'günün diyalog günü olduğunu', geçmişin hatalarına takılmamak gerektiğini vurguladı.

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Kültür Bakanı Falakaddin Kakeyi, yıllardır kopuk olan ilişkilerin yeniden kurulduğuna işaret etti. TRT'nin Kürtçe yayına başlamasını 'çok olumlu bir adım' şeklinde niteleyen Kakeyi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kürtçe bir TV kuruldu. Kürt dilinde de önemli bir gelişme kat edildi. Üniversitelerde bölümler açılacak. Bu da iki toplum arasındaki ilişkileri geliştirecek. Bütün gücümüzle barışın ve dostluğun yanındayız." Musul Türk Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı, Türkiye'nin Irak'ın Avrupa'ya açılan kapısı olduğunu ve o kapının hiçbir zaman kapanmayacağını belirtti. Onun ardından söz alan Mukiriyani Araştırma Merkezi Başkanı Aso Kerim, toplantının iki toplum için barış ve dostluk getireceğini söyledi. Selahattin Üniversitesi (SÜ) Rektörü Muhammed Sadık ise şöyle konuştu: "Konferansta konuşulanlar sadece bugün değil, iki ülkenin geleceği için yol gösterici olacak."

Başkanlığını Siyonist güdüm Selahaddin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şirzat Neccar'ın yaptığı toplantıda Fetullahcı-Amerikancı Işık Üniversitesi (IÜ) Rektörü Salih Hoşoğlu konuşmalar yaparken, Zaman yazarı Ali Bulaç, yöneltilen sorulara "K. Irak Federe Kürt Bölgesi'nin başkenti Erbil'deyim. Bunu söylemekten gocunan biri değilim." diye övünüyordu.

Fetullahcılarla PKK'lılar aynı doğrultuda:

Fitnetullahcılar Erbil'de Kürdistan'ın kuruluşunu kutlarken PKK'lılar da Türkiye'de isyan hazırlığındaydı.

DTP etiketli PKK'nın vekilleri isyan gösterilerinde!..

Dünyanın en demokratik ülkesi Türkiye'de, üç gün, ülkeye, devlete karşı silahlı başkaldırı halindeki çete, şehirlerin altını üstüne getiriyordu!..

Polise saldırıldı, caddelere dehşet taşındı, işyerlerine zarar verildi..

Çünkü, çete başının yakalanıp hapse tıkılmasının yıldönümüydü ve çete "Neden bizim reisi yakaladınız!" diye devlete isyan ediyordu..

Dünyanın en demokratik ülkesi olduğu için de Türkiye'de bu gösterilere, çeteyi TBMM'de temsil etmesine yol verilen milletvekilleri yön veriyordu!.. Mesela Batman ilinde Bengi Yıldız, Ayla Akat Ata adlarındaki milletvekilleri, Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan ile birlikte, militanlaştırdıkları kadroları, "vatandaştır" diye ellerinde molotof ve sopalarla gösterilere sürüklüyor, polisin üstüne saldırıyordu.

Allah'ım ülkemiz ve devletimiz, bu denli sahipsiz ve çaresiz mi bulunuyordu?

Dünyanın hiçbir ülkesi... Bankaları, limanları, telefonları yabancıya satıldı diye alkış tutmazdı.

Dünyanın hiçbir ülkesinde... Bir fabrika bile kurulmadığı halde "büyüyoruz" diye sevinç çığlıkları atılmazdı.

Dünyanın hiçbir ülkesi, girmediğimiz halde, AB'ye girdik diye havai fişek fırlatmazdı... Dünyanın hiçbir ekonomi profesörü, ekrana çıkıp, borcumuz arttığı halde, utanmadan, borcumuz azaldı diye milleti aldatmazdı. Dünyanın hiçbir başyazarı, gazete okumayın diyen başbakanın yanağını okşamazdı... İngiltere hariç, dünyanın hiçbir ülkesinde, ekonomiden sorumlu bakan İngiliz vatandaşı olmazdı... Dünyanın hiçbir sanayi odası başkanı, dünyanın en yüksek faizini vererek sanayinin canına okuyan hükümette sanayi bakanlığı koltuğuna kurulmazdı... Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, partiler oy için kömür, buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtmaz, hiçbir hukuk buna fetva çıkarmaz, hiçbir seçmen de, kendi parasıyla kendine avanta dağıtana dua yapmazdı... Dünyanın hiçbir ahalisi, doğalgaz faturaları, elektrik faturaları, benzin faturaları ortadayken, enflasyon düştü diyeni "he valla" diye göbek atmazdı... Dünyanın hiçbir parlamentosu, emekliye, memura yüzde 2 zam verirken, kendine yüzde 30 zam yapamazdı. Dünyanın hiçbir medyası, ithalat rakamlarını göstermeden, ihracatı "rekor" diye manşetlere taşımazdı.

Resmi işsiz güya 3 milyon... Çünkü, dünyanın hiçbir ülkesinde, "İş arıyor musun?" diye sorulduğunda "İş aramaktan umudumu kestim" diyen 2 milyon kişi, "İşsiz değil bu" diye hesap dışı bırakılmazdı.

Benim oğlan gemicik aldı, ayda 50 bin dolar taksitle ödeyecek, küçük oğlan da pırlantacı açtı diyene, "Bu ülke seninle gurur duyuyor" diye tempo tutulmazdı.39[1]

Ve dünyanın hiçbir ülkesinde, adım adım çözülmeye ve çöküşe doğru gidildiği halde "Aman şükür Demokratikleşiyoruz, Küreselleşiyoruz!" diye bilinçsizce bayram kutlanmazdı.

Ama bütün bu hıyanetler sonuçsuz kalacaktı. Çünkü bu fesatlıkların arkasındaki siyonist İsrail'e, tarihte ilk defa TSK ültimatom yağdırmıştı. "Asker'den askere 'ilk kurşun' sıkılmıştı."

Türkiye, 1995'ten bu yana İsrail'e verdiği desteği artık devam ettirmesi imkânsızdır. İki ülkenin Ortadoğu'yu dönüştürmek için giriştikleri büyük macerada yolları çatışmaktadır.

Müslüman Arap kuşatmasını Türkiye ile kırmak İsrail'in bölgesel stratejisinin en önemli aşamasıdır. Bunu büyük oranda başardı da. Çünkü Türkiye, yıllardır İsrail'e karşı yükselen öfkeyi kontrol etti, etkisiz bıraktı. Ama artık İsrail'i sırtında taşımayacaktır.

Çete Generali Mizrahi, İsrail devletinin bilinçaltında olanları açığa çıkarmıştır: "Biz Filistinlileri katlettiysek siz de Ermenileri katlettiniz", "biz Filistin'de işgalciysek siz de Kıbrıs'ta işgalcisiniz", "biz Filistin'de savaş suçu işlediysek siz de Güneydoğu'da işlediniz" demek istedi. Açıklama, Türkiye'nin en hassas sıkıntılarının İsrail tarafından algılanış biçimini, ilişkilerin kötüleşmesi halinde nasıl Türkiye'ye karşı koz olarak kullanılacağının işaretlerini verdi. Bu İsrail ordusundaki, devletindeki Türkiye algısını deşifre eden bir açımlamaydı. Dolayısıyla, İsrail Genelkurmay Sözcülüğü'nün "bizi bağlamıyor" ifadesi gerçeğin üstünü örtmekten çok uzaktır.

Siyasilerin değerlendirmeleri dönem dönem farklılaştı. Bülent Ecevit Cenin katliamını "soykırım" olarak tanımladı. Başbakan Erdoğan Şeyh Ahmed Yasin'in katledilmesini "devlet terörü" olarak vasıflandırdı. Ama ilk kez askerden askere böylesine sertliğe tanık oluyoruz. Bu çok önemli. Bu, gerçekten bir kırılma yaşandığına işaret ediyor. Neden?

Çünkü Türk-İsrail ilişkileri askeri karakterlidir. Siyasilerin nüfuz edemediği bir alandır. Neredeyse bilinmeyen bir el tarafından yönetilir. 23 Şubat 1996'da Çevik Bir'in imza koyduğu Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması'nda, 28 Ağustos 1996'da imzalanan Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması'nda, 14 Mart 1996'da imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nda sivillerin rolü yoktur. Diğer gizli anlaşmalarda, istihbarat anlaşmalarında, operasyon ortaklıklarında sivillerin rolü yoktur. Bu anlaşmaların yoğun olarak 1996'da yapılmasına ve 28 Şubat müdahalesindeki İsrail rolüne özellikle dikkat çekmek istiyorum. Konya'da İsrail uçaklarının uçmasından İran ve Suriye sınırlarında İsrail gözlem evleri kurulmasına kadar bilmediğimiz derin ortaklıklarda sivillerin belirleyici rolü yoktur. Ve aynı Çevik Bir sonra AKP'nin özel danışmanı ve akıl hocası olmuştur.

Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması Meclis'ten ve Türk halkından gizlenmiştir. Meclis'e onaylatılmış ama tartıştırılmamıştır. Milyarlarca dolarlık askeri anlaşmalar ihalesiz, bilinmeyen bir el tarafından İsrail'e peşkeş çekilmiştir. Üstelik bunların suçu, yine siyonist ve masonik merkezlerce, Erbakan'a fatura edilmiştir. 170 adet tankın modernizasyonu, hiç tecrübesi olmamasına rağmen tepeden bir emirle İsrail'e verilmiştir. Tankların tamamı 2003'te teslim edilecekti, 2009'da hâlâ teslim edilmemiştir. Proje 290 milyon dolardan 687.5 milyon dolara yükseltilmiş, bir tankın bakım maliyeti 4.5 milyon doları geçmiştir. Oysa bir Leopar-2 tankı Almanya'dan 1 milyon dolara alınmıştır. Bu tanklar artık işe yaramayacaktır. Gazze saldırılarının hemen öncesinde Aselsan ve Elbit Systems üzerinden 141 milyon dolarlık bir anlaşma yapılmıştır. Böylesine bağımlılık ilişkisi söz konusudur iki ülke arasında. Siz, vergi verenlerin milyarlarca doları birileri tarafından İsrail'e aktarılmış, vaat edilen teknoloji transferleri yapılmamıştır."

Siyasilerin İsrail'e karşı çıkışları bazen rol icabıdır, bazen oy avcılığıdır, bazen siyonist çeteye daha büyük tavizleri gizleme kılıfıdır. Ama şimdi TSK'nın tavrı, taktik değil, stratejik bir adımdır ve tarihin kırılma noktasıdır.

18. Abant Erbil Toplantısı Sonuç bildirgesi

Kuzey Irak'ta yapılan Abant Platformu toplantısından 13 maddelik bir değerlendirme çıktı. Bu başlıklar, Siyonist hesapları açığa vurmaktaydı.

İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, karşılıklı güven ve istikrar temaları kılıfıyla bir araya gelen katılımcılar hoşgörü ve kardeşliğin teşvik edilmesi hususuna vurgu yaptı.

İşte sonuç bildirgesi:

"Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki münasebetlerin geliştirilmesi sadece iki tarafa değil bölgeye de barış ve istikrar getirecektir. Bu gelişme Irak'ta bulunan Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin, Asurilerin, Süryanilerin, Keldanilerin, Ermenilerin ve tüm Ortadoğu halklarının faydasına bir gelişme olacaktır." Bu madde Kürdistan'ın resmen ilanı ve Türkiye tarafından tanınması anlamındadır.

"Tarih, Coğrafya ve Kültür, Türk ve Kürt halklarını kardeş kılmıştır. Bize düşen bu kardeşlik bağlarını güçlendirmektir." Bu büyük İsrail'e "Kardeşlik kılıfıdır"

"Irak'ın Türkiye sınırı aynı zamanda Irak'ın Avrupa kapısıdır. Türkiye'nin Irak sınırı ise tarihe ve medeniyete açılan kapıdır. Bu kapılar sonuna kadar açık kalmalıdır." Siyonizmin Küreselleşme amacına AB jelatini geçirme planıdır.

"Türkiye ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde siyasetin yanında kültür, ekonomi, ticaret, eğitim ve sağlık alanlarında da çok daha yakın bir işbirliği gerçekleştirilmelidir." Yani siyonizm ve emperyalizm karşıtı duyarlılıklar kırılmalıdır.

"Sınırdan geçişlerin kolaylaştırılması için gerekli düzenlemeler acilen yapılmalıdır." Yani PKK'ya kolaylık sağlanmalıdır.

"Demokratik hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması demokratik kurumların güçlenmesi ve ilişkilerde demokratik aktörlerin seferber edilmesi taraflarca vazgeçilmez addedilmektedir." Yani Irak Kürdistanı'ndan sonra, demokratik ve federatif Türkiye Kürdistanı'na da zemin hazırlanmalıdır.

"Erbil'de bir Türk Konsolosluğu ve Ankara'da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminin bir temsilciliğinin açılması genel bir arzu olarak dile getirilmiştir." Yani BOP'un en önemli aşaması, Kürdistan'ın resmiyet kazanmasıdır.





[1] Yılmaz Özdil 17 Şubat 2009


Bu yazarin diger makaleleri

LAİKLİK, MİSYONERLİK VE ATATÜRK
  Batılılar Misyonerliği "Hıristiyanlığı yaymak ve insanları huzura kavuşturmak" için...
Devami
İSRAİL’İN SURİYE HESAPLARI VE AKP POLİTİKALARININ İFLASI
  Rahmetli Erbakan Hoca: “Gerçekten Türkiye bir felakete götürülüyor mu, götürülmüyor...
Devami
Meclis Başkanı Sn. İsmail Kahraman’ın Resmi ve Vicdani Sorumlulukları MASON ADNAN OKTAR'IN ŞIMARIKLIĞI VE ABDÜLHAMİD HAN DÜŞMANLIĞI
A-9 kanalındaki 13 Eylül 2016 tarihindeki konuşmasında: "Abdülhamid Osmanlı'da Darwinizm'i yaymıştır....
Devami
Azeri- Ermeni Çatıştırılmasının Anlamı: BOP’UN SON AŞAMASI; TÜRKİYE PARÇALANMALIDIR!
  AKP iktidarının basiretsizlik ve beceriksizliği ve Siyonist odakların güdümündeki Amerika’nın...
Devami
KURTARICI ŞAHSİYET
  Kuşatıcı Hareket, Kucaklayıcı Hizmet, Ve KURTARICI ŞAHSİYET,    Erbakan Hoca'nın başlattığı...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 1637

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR